<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>alimler &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/alimler/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "alimler"</description>
	<pubDate>Sun, 07 Sep 2008 22:43:05 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Allah'ın Rasulü buyurdu ki...]]></title>
<link>http://islamisite.wordpress.com/?p=163</link>
<pubDate>Tue, 24 Jun 2008 05:54:11 +0000</pubDate>
<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
<guid>http://islamisite.wordpress.com/?p=163</guid>
<description><![CDATA[                  
Allah&#8217;ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)buyurdu ki.]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>                  <img src="http://img82.imageshack.us/img82/1111/ayet4rk.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>Allah'ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)buyurdu ki..<br />
-Miraç gecesinde ateşten makaslarla dudakları doğrayan bir topluluk gördüm..Beraberimde ki Cibril'e sordum..<br />
-bunlar kimlerdır Ya Cibril..?<br />
Şu cevabı verdi..<br />
-Bunlar insanları Allah'ın rızasına erdirecek amellere,iyiye,güzele,ve doğruya çağıran,fakat kendi nefislerini çağırmayı unutan,yapmadıklarını söyleyen,Allah'ın Kitabı Kur'an-i okuyup da Onunla amel etmeyen alimler,vaizler,hatiplerdır..</strong><br />
<strong>YA RABBİM !<br />
Gideceğim başka kapı yok..Yine Sana geldim Allah'm !<br />
Bize Resulüllah'ın yaşadığı gibi islamiyeti yaşamayı nasıp et !<br />
Bizlere razin olacağın ameller işlememiz için yardım et !<br />
Sana layık kul, Resulune layık ümmet et !<br />
İlmimizle amel edecek ilim ve güç ver !<br />
Bizleri azıp sapmışların,şaşırmışların,islami söylediği halde yaşamayanların yoluna değil,<br />
Hidayette olanların,Razi olduğun kullarının arasına kat...</strong></p>
<p><strong></p>
<div id="post_message_268">ALLAH'ım !<br />
Efsaneye göre,Anka kuşu,kendi ateşiyle yanıyor,kül oluyor...<br />
Sonra küllerinden yeniden diriliyormuş...<br />
Tıpkı ,güz geldiğinde,Kuruyan ağaçların bahar'da yeşermesi gibi...<br />
Ya da,Karanlık çöken gökyüzünün,Seherde,ufukta ince bir cizgi halinde ki ışıkla aydınlatması gibi...</p>
<p>EY karanlıktan aydınlığa çıkaran !Kuruyan gönülleri yeşerden,ve AŞKI'yla yanan kül olan kullarını kavuşma günü ,yeniden dirilten ALLAH'ım !<br />
Bizi karanlıktan aydınlığa eriştir...<br />
Bizi ölümden,ebediyete ulaştır...<br />
Güller hep ellerimizde açsın,dikenleri batmasın...<br />
Mutluluk hep yanımızda olsun,EN SEVGİLİDEN ayırmasın...<br />
EY ALLAH'ım !Bizi belalara düçar etme..<br />
Bizi belarlarla imtihan etme...Bizi Kendine Dost eyle Rabbim..!<br />
Tıpkı İbrahim'i dost edindiğin gibi...<br />
Bizi musibetlerden muhafaza eyle...<br />
Tıpkı Onu muhafaza eylendiğin gibi..AMİN...<!-- / message --><!-- sig --></div>
<p></strong></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ömer Hayyam (1048-1131)]]></title>
<link>http://biyografi.wordpress.com/2007/03/25/omer-hayyam-1048-1131/</link>
<pubDate>Sun, 25 Mar 2007 12:07:16 +0000</pubDate>
<dc:creator>Yunus Emre Ercan</dc:creator>
<guid>http://biyografi.wordpress.com/2007/03/25/omer-hayyam-1048-1131/</guid>
<description><![CDATA[
Kimlik:
Doğum Tarihi: 1048
Ölüm Tarihi:1131
Doğum Yeri: Nişabur/İran
Meslek: Astronomi,Matema]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bp2.blogger.com/_SF85yN6hCs4/Re7ZSo2g4CI/AAAAAAAAAJc/V4fugthkbvY/s1600-h/hayyam.jpg"><img src="http://bp2.blogger.com/_SF85yN6hCs4/Re7ZSo2g4CI/AAAAAAAAAJc/V4fugthkbvY/s200/hayyam.jpg" style="float:left;cursor:pointer;margin:0 0 10px 10px;" border="0" /></a></p>
<p align="left"><span style="font-weight:bold;font-family:trebuchet ms;">Kimlik:<br />
Doğum Tarihi:</span><span style="font-weight:bold;"> 1048</span><br />
<span style="font-weight:bold;">Ölüm Tarihi:</span><span style="font-weight:bold;">1131<br />
Doğum Yeri: </span><span style="font-weight:bold;">Nişabur/İran</span><span style="font-weight:bold;"><br />
Meslek: </span><span style="font-weight:bold;">Astronomi,Matematik, Geometri, Alim, Fizik, Kimya, Şair, Tıp</span></p>
<p align="left"><!--more--></p>
<p align="left">&#160;</p>
<p align="left">Asıl adı Giyaseddin Ebu’l Feth Bin İbrahim El Hayyam’ dır. Binom teoerimini ve bu açılımdaki katsayıları bulan ilk kişi olduğu düşünülmektedir.</p>
<p>18 Mayıs 1048′de İran’ın Nişapur kentinde doğan Ömer Hayyam bir çadırcının oğluydu. Çadırcı anlamına gelen soyadını babasının mesleğinden almıstır. Fakat o soyisminin çok ötesinde işlere imza atmıştır. İlgilendiği ilimler: matematik, fizik, astronomi, şiir, tıp, müzik. Horasan’ın yıldızı; İran’ın; Irak’ı Acemi ve Irak’ı Arabi olmak üzere her iki Irak’ın dahisi, feylesofların prensi Ömer!<span></span></p>
<p>Daha yaşadığı dönemde İbn-i Sina’dan sonra Doğu’nun yetiştirdiği en büyük bilgin olarak kabul ediliyordu. Tıp, fizik, astronomi, cebir, geometri ve yüksek matematik alanlarında önemli çalışmaları olan Ömer Hayyam için “zamanın bütün bilgilerini bildiği” söylenirdi. O herkesten farklı olarak yaptığı çalışmaların cogunu kaleme almadı, oysa O ismini çokça duyduğumuz teoremlerin isimsiz kahramanıdır. Elde bulunan ender kayıtlara dayanılarak Ömer Hayyam’ın çalışmaları şöyle sıralanabilir:</p>
<p>Yazdığı bilimsel içerikli kitaplar arasında Cebir ve Geometri Üzerine, Fiziksel Bilimler Alanında Bir Özet, Varlıkla İlgili Bilgi Özeti, Oluş ve Görüşler, Bilgelikler Ölçüsü, Akıllar Bahçesi yer alır. En büyük eseri Cebir Risalesi’dir. On bölümden oluşan bu kitabın dört bölümünde kübik denklemleri incelemiş ve bu denklemleri sınıflandırmıştır. Matematik tarihinde ilk kez bu sınıflandırmayı yapan kişidir. Cebiri, “ sayısal ve geometrik bilinmeyenlerin belirlenmesini amaçlayan bilim” olarak tanımlardı. Matematik bilgisi ve yeteneği zamanın çok ötesinde olan Ömer Hayyam denklemlerle ilgili başarılı çalışmalar yapmıştır. Nitekim, Hayyam 13 farklı 3. dereceden denklem tanımlamıştır. Denklemleri çoğunlukla geometrik metod kullanarak çözmüştür ve bu çözümler zekice seçilmiş konikler üzerine dayandırılmıştır. Bu kitabında iki koniğin arakesitini kullanarak 3. dereceden her denklem tipi için köklerin bir geometrik çizimi bulunduğunu belirtir ve bu köklerin varlık koşullarını tartışır. Bunun yanısıra Hayyam, binom açılımını da bulmuştur. Binom teoerimini ve bu açılımdaki katsayıları bulan ilk kişi olduğu düşünülmektedir. (Pascal üçgeni diye bildiğimiz şey aslında bir Hayyam üçgenidir. )</p>
<p>Bir kitabında da Öklit’in aksiyomlarıyla ilgili çalışmaları toplayan Hayyam, Öklit’in paralellik aksiyomunu başka bir önerme kümesiyle değiştirdi. Bunun sonucunda bugün öklit-dışı geometride kullanılan “geniş, dar ve dik açı hipotezleri” ile ilgili biçimlere ulaştı. Yani öklitdışı geometrinin temellerini atan Hayyam olmuştur. Öklit’in yapıtı üzerine yorumlarında, irrasyonel sayıların da tıpkı rasyonel sayılar gibi kullanılabileceğini kanıtlaması matematik tarihinde bir dönüm noktası oluşturdu. İsfahan’da üç yıl çalışarak kurduğu rasathanede gökyüzünü inceler, bilimsel çalışmalar yapar, hükümdarın özel müneccimi olur, yıldız falına bakardı. Ömer Hayyam kendi doğum tarihini bu kadar net şekilde bir gökbilimci hassasiyetiyle kendisi bulmuştur. 21 Mart 1079 yılında tamamladığı, halk arasında “Ömer Hayyam Takvimi” bugün ise “Celali Takvimi” olarak bilinen takvim için büyük çaba sarf etmiştir. Güneş yılına göre düzenlenen bu takvim 5000 yılda bir gün hata verirken, bugün kullandığımız Gregoryen Takvimi 3330 yılda bir gün hata vermektedir. Eserleri arasında İbn-i Sina’nın Temcid (Yücelme) adlı eserinin yorum ve tercümesi de yer alır.</p>
<p>Öğrenimi tamamlayan Ömer Hayyam kendisine bugünlere kadar uzanacak bir ün kazandıran Cebir Risaliyesi’ni ve Rubaiyat’ı Semerkant’ta kaleme almıştır. Dönemin üç ünlü ismi Nizamülmülk, Hasan Sabbah ve Ömer Hayyam bu şehirde bir araya gelmiştir. Dönemin hakanı Melikşah, adı devlet düzeni anlamına gelen ve bu ada yakışır yaşayan veziri Nizamülmülk’e çok güvenirdi. Ömer Hayyam ile ilk kez Semerkant’ta tanışan Nizam onu İsfahan’a davet eder. Orada buluştuklarında O’na devlet hülyasından bahseder ve bu büyük hayalinin gerçekleşmesi için Hayyam’dan yardım ister. Fakat Hayyam devlet işlerine karışmak istemez ve teklifini geri çevirir. Saray entrikalarından hayatının sonuna kadar uzak kalmayı yeğler.</p>
<p align="left">İlmini genişletmek için zamanın ilim merkezleri olan Semerkand, Buhara, İsfahan’a yolculuklar yapmıştır. 4 Aralık 1131′de doğduğu yer olan Nişabur’da dünyaya veda eder.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Biruni (973 - 1051)]]></title>
<link>http://biyografi.wordpress.com/2007/02/26/biruni-973-1051/</link>
<pubDate>Mon, 26 Feb 2007 21:57:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>Yunus Emre Ercan</dc:creator>
<guid>http://biyografi.wordpress.com/2007/02/26/biruni-973-1051/</guid>
<description><![CDATA[Kimlik:
Doğum Tarihi: 973
Ölüm Tarihi:1051
Doğum Yeri: Türkiye
Meslek: Matematik, Astronomi

Bi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bp1.blogger.com/_SF85yN6hCs4/ReNAa8gJy6I/AAAAAAAAAD4/IosW1Pi3L8E/s200/pro_biruni_kucuk.jpg"><img src="http://bp1.blogger.com/_SF85yN6hCs4/ReNAa8gJy6I/AAAAAAAAAD4/IosW1Pi3L8E/s200/pro_biruni_kucuk.jpg" style="float:left;cursor:pointer;width:109px;height:190px;margin:0 10px 10px 0;" border="0" /></a><span style="font-weight:bold;font-family:trebuchet ms;">Kimlik:<br />
Doğum Tarihi:</span><span style="font-weight:bold;"> 973</span><br />
<span style="font-weight:bold;">Ölüm Tarihi:</span><span style="font-weight:bold;">1051<br />
Doğum Yeri: </span><span style="font-weight:bold;">Türkiye</span><span style="font-weight:bold;"><br />
Meslek: Matematik, Astronomi</span></p>
<p style="text-align:left;">
<p style="text-align:justify;">Biruni (973 - 1051) hastalıkları tedavi konusunda değerli bir uzmandı. Yunan ve Hint tıbbını incelemiş, Sultan Mes’ud’un gözünü tedavi etmişti. Otların hangisinin hangi derde deva ve şifa olduğunu çok iyi bilirdi. Eczacılıkla doktorluğun sınırlarını çizmiş, ilaçların yan etkilerinden bahsetmiştir.<!--more--></p>
<p style="text-align:justify;">Bîrûnî, Cebir, Geometri ve Coğrafya konularında bile o konuyla ilgili bir âyet zikretmiş, âyette bahsi geçen konunun yorumlarını yapmış, ilimle dini birleştirmiş, fennî ilimlerle ilahî bilgilere daha iyi nüfuz edileceğini söylemiş, ilim öğrenmekten kastın hakkı ve hakikatı bulmak olduğunu dile getirmiş ve “Anlattıklarım arasında gerçek dışı olanlar varsa Allah’a tevbe ederim. Razı olacağı şeylere sarılmak hususunda Allah’tan yardım dilerim. Bâtıl Şeylerden korunmak için de Allah’tan hidayet isterim. İyilik O’nun elindedir!” demiştir.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong><span> Hayatı</span></strong></p>
<p style="text-align:justify;">Yaşadığı çağa damgasını vurup “Biruni Asrı” denmesine sebep olan zekâ harikası bilgin 973 yılında Harizm’in merkezi Kâs’ta doğdu. Esas adı Ebû Reyhan b. Muhammed’dir. Küçük yaşta babasını kaybetti. Annesi onu zor şartlarda, odunsatarak büyüttü. Daha çocuk yaşta araştırmacı bir ruha sahipti. Birçok kOnuyu öğrenmek için çılgınca hırs gösteriyordu. Tahsil çağına girdiğinde Hârizmşahların himayesine alındı ve saray terbiyesiyle yetişmesine özen gösterildi. Bu aileden bilhassa Mansur, Bîrûnî’nin en iyi bir eğitim alması için her imkânı sağladı.</p>
<p style="text-align:justify;">&#160;</p>
<p style="text-align:justify;">Bu arada İbni Irak ve Abdüssamed b. Hakîm’den de dersler alan bilginimizin öğrenimi uzun sürmedi, daha çok özel çabalarıyla kendisini yetiştirdi. Araştırmacı ruhu, öğrenme hırsı ve sönmeyen azmiyle birleşince 17 yaşında eser vermeye başladı. Fakat Me’mûnîlerin Kâs’ı alıp Hârizmşahları tarihten silmeleriyle Bîrûnî’nin huzuru kaçtı, sıkıntılar başladı ve Kâs’ı terketmek zorunda kaldı. Ancak iki yıl sonra tekrar döndüğünde ünlü bilgin Ebü’lVefâ ile buluşup rasat çalışmaları yaptı.</p>
<p style="text-align:justify;">&#160;</p>
<p style="text-align:justify;">Daha sonra hükümdar Ebü’lAbbas, sarayında Bîrûnî’ye bir daire tahsisedip, müşavir ve vezir olarak görevlendirdi. Bu durum, hükümdarların ilme duydukları derin saygının göstergesi, bilginimizin de devlet başkanları yanındaki yüksek itibarının belgesiydi.</p>
<p style="text-align:justify;">&#160;</p>
<p style="text-align:justify;">Gazneli Mahmud Hindistan’ı alınca hocalarıyla Bîrûnî’yi de oraya götürdü. Zira onun yanında da itibarı çok yüksekti. “Bîrûnî, sarayımızın en değerli hazinesidir’derdi. Bu yüzden tedbirli hünkâr, liyakatını bildiği Bîrûnî’yi Hazine Genel Müdürlüğü’ne tayin etti. O da orada Hint dil ve kültürünü bütünüyle inceledi. Üstün dehasıyla kısa sürede Hintli bilginler üzerinde şaşkınlık ve hayranlık uyandırdı. Kendisine sağlanan siyasî ve ilmî araştırmalarına devam etti. Bi<a href="http://bp0.blogger.com/_SF85yN6hCs4/ReNBOsgJy7I/AAAAAAAAAEA/676VGiQLAFU/s1600-h/180px-Issued_by_Turkey_in_1973.jpg"><img src="http://bp0.blogger.com/_SF85yN6hCs4/ReNBOsgJy7I/AAAAAAAAAEA/676VGiQLAFU/s200/180px-Issued_by_Turkey_in_1973.jpg" style="float:right;cursor:pointer;width:125px;height:167px;margin:0 0 10px 10px;" border="0" /></a>r devre adını veren, çağını aşan ilmî hayatının zirvesine erişti. Sultan Mes’ud, kendisine ithaf ettiği Kanunu Mes’ûdî adlı eseri için Bîrûnî’ye bir fil yükü gümüş para vermişse de o, bu hediyeyi almadı.</p>
<p style="text-align:justify;">&#160;</p>
<p style="text-align:justify;">Son eseri olan Kitabü’sSaydele fi’t Tıb’bı yazdığında 80 yaşını geçmişti. Üstad diye saygıyla yâd edilen yalnız İslâm âleminin değil, tüm dünyada çağının en büyük bilgini olan Bîrûnî, 1051 yılında Gazne’de hayata gözlerini yumdu.</p>
<p style="text-align:justify;">&#160;</p>
<p style="text-align:justify;"><strong><span> Kişiliği</span></strong></p>
<p style="text-align:justify;">&#160;</p>
<p style="text-align:justify;">Bîrûnî, “Elinden kalem düşmeyen, gözü kitaptan ayrılmayan, iman dolu kalbi tefekkürden dûr olmayan, benzeri her asırda görülmeyen bilginler bilgini bir dâhiydi. Arapça, Farsça, Ibrânîce, Rumca, Süryânice, Yunanca ve Çinçe gibi daha birçok lisan biliyordu. Matematik, Astronomi, Geometri, Fizik, Kimya, Tıp, Eczacılık, Tarih, Coğrafya, Filoloji, Etnoloji, Jeoloji, Dinler ve Mezhepler Tarihi gibi 30 kadar ilim dalında çalışmalar yaptı, eserler verdi.</p>
<p style="text-align:justify;">&#160;</p>
<p style="text-align:justify;">Onun tabiat ilimleriyle yakından ilgilenmesi, Allah’ın kevnî âyetlerini anlamak, kâinatın yapı ve düzeninden Allah’a ulaşmak, Onu yüceltmek gâyesine yönelikti. Eserlerinde çok defa Kur ân âyetlerine başvurur, onların çeşitli ilimler açısından yorumlanmasını amaçlardı. Kurân’ın belâğat ve i’cazına olan hayranlığını her vesileyle dile getirdi. İlmî kaynaklara dayanma, deney ve tecrübeyle ispat etme şartını ilk defa o ileri sürdü.</p>
<p style="text-align:justify;">&#160;</p>
<p style="text-align:justify;">İbni Sinâ’yla yaptığı karşılıklı yazışmalarındaki ilmî metod ve yorumları, günümüzde yazılmış gibi tazeliğini halen korumaktadır. Tahkîk ve Kanûnı Mes’ûdî adlı eserleriyle trigonometri konusunda bugünkü ilmî seviyeye tâ o günden, ulaştıgı açıkça görülür. Bu eser astronomi alanında zengin ve ciddî bir araştırma âbidesi olarak tarihe mal olmuştur. İlmiyle dine hizmetten mutluluk duymaktadır.</p>
<p style="text-align:justify;">&#160;</p>
<p style="text-align:justify;">Gazne’de kıbleyi tam olarak tespit etmesi ve kıblenin tayini için geliştirdiği matematik yöntemi dolayısıyla kıyamet günü Rabb’inden sevap ummaktadır. Ayın, güneşin ve dünyanın hareketleri, güneş tutulması anında ulaşan hadiseler üzerine verdiği bilgi ve yaptığı rasatlarda, çağdaş tespitlere uygun neticeler elde etti. Bu çalışmalarıyla yer ölçüsü ilminin temellerini sekiz asır önce attı. Israrlı çabaları sonunda yerin çapını ölçmeyi başardı. Dünyanın çapının ölçülmesiyle ilgili görüşü, günümüz matematik ölçülerine tıpatıp uymaktadır. Avrupa’da buna BÎRÛNI KURALI denmektedir.</p>
<p style="text-align:justify;">&#160;</p>
<p style="text-align:justify;">Newton ve Fransız Piscard yaptıkları hesaplama sonucu ekvatoru 25.000 mil olarak bulmuşlardır. Halbuki bu ölçüyü Bîrûnî, onlardan tam 700 yıl önce Pakistan’da bulmuştu. O çağda Batılılardan ne kadar da ilerideymişiz.</p>
<p style="text-align:justify;">&#160;</p>
<p style="text-align:justify;">Biruni, hastalıkları tedavi konusunda değerli bir uzmandı. Yunan ve Hint tıbbını incelemiş, Sultan Mes’ud’un gözünü tedavi etmişti. Otların hangisinin hangi derde deva ve şifa olduğunu çok iyi bilirdi. Eczacılıkla doktorluğun sınırlarını çizmiş, ilaçların yan etkilerinden bahsetmiştir.</p>
<p style="text-align:justify;">&#160;</p>
<p style="text-align:justify;">Daha o çağda Ümit Burnu’nun varlığından söz etmiş, Kuzey Asya ve Kuzey Avrupa’dan geniş bilgiler vermişti. Christof Coloumb’dan beş asır önce Amerika kıtasından, Japonya’nın varlığından ilk defa sözeden O’dur.</p>
<p style="text-align:justify;">&#160;</p>
<p style="text-align:justify;">Dünyanın yuvarlak ve dönmekte olduğunu, yerçekimin varlığını Newton’dan asırlarca önce ortaya koydu. Henüz çağımızda sözü edilebilen karaların kuzeye doğru kayma fikrini 9.5 asır önce dile getirdi.</p>
<p style="text-align:justify;">&#160;</p>
<p style="text-align:justify;">Botanikle ilgilendi, geometriyi botaniğe uyguladı. Bitki ve hayvanlarda üreme konularına eğildi. Kuşlarla ilgili çok orjinal tespitler yaptı. Tarihle ilgilendi. Gazneli Mahmud, Sebüktekin ve Harzem’in tarihlerini yazdı. Bîrûnî, ayrıca dinler tarihi konusuna eğildi, ona birçok yenilik getirdi. Çağından dokuz asır sonra ancak ayrı bir ilim haline gelebilen Mukayeseli Dinler Tarihi, kurucusu sayılan Bîrûnî’ye çok şey borçludur.</p>
<p style="text-align:justify;">&#160;</p>
<p style="text-align:justify;">Bîrûnî, felsefeyle de ilgilendi. Ama felsefenin dumanlı havasında boğulup kalmadı. Meseleleri doğrudan Allah’a dayandırdı. Tabiat olaylarından sözederken, onlardaki hikmetin sahibini gösterdi. Eşyaya ve cisimlere takılıp kalmadı.</p>
<p style="text-align:justify;">&#160;</p>
<p style="text-align:justify;">Bîrûnî, Cebir, Geometri ve Cografya konularında bile o konuyla ilgili bir âyet zikretmiş, âyette bahsi geçen konunun yorumlarını yapmış, ilimle dini birleştirmiş, fennî ilimlerle ilahî bilgilere daha iyi nüfuz edileceğini söylemiş, ilim öğrenmekten kastın hakkı ve hakikatı bulmak olduğunu dile getirmiş ve “Anlattıklarım arasında gerçek dışı olanlar varsa Allah’a tövbe ederim. Razı olacağı şeylere sarılmak hususunda Allah’tan yardım dilerim. Bâtıl şeylerden korunmak için de Allah’tan hidayet isterim. İyilik O’nun elindedir!” demiştir.</p>
<p style="text-align:justify;">&#160;</p>
<p style="text-align:justify;">Eserleri halen Batı bilim dünyasında kaynak eser olarak kullanılmaktadır. Türk Tarih Kurumu 68. sayısını Bîrûnî’ye Armağan adıyla bilginimize tahsis etti. Dünyanın çeşitli ülkelerinde Bîrûnî’yi anmak için sempozyumlar, kongreler düzenlendi, pullar bastırıldı. UNESCO’nun 25 dilde çıkardığı Conrier Dergisi 1974 Haziran sayısını Bîrûnî’ye ayırdı. Kapak fotoğrafının altına, “1000 yıl önce Orta Asya’da yaşayan evrensel dehâ Bîrûnî; Astronom, Tarihçi, Botanikçi, Eczacılık uzmanı Jeolog, Şair, Mütefekkir, Matematikçi, Coğrafyacı ve Hümanist” diye yazılarak tanıtıldı.</p>
<p style="text-align:justify;">&#160;</p>
<p style="text-align:justify;"><strong><span> Eserleri</span></strong></p>
<p style="text-align:justify;">&#160;</p>
<p style="text-align:justify;">Biruni, toplam <strong>180</strong> kadar eser kaleme aldı. En meşhurları şunlardır:</p>
<p style="text-align:justify;">&#160;</p>
<p style="text-align:left;"><strong>1. </strong>EIAsâr’il Bâkiye an’il Kurûni’I Hâliye: (Boş geçen asırlardan kalan eserler.)<br />
<strong>2. </strong>EI Kanûn’ül Mes’ûdî; En büyük eseridir. Astronomiden coğrafyaya kadar birçok konuda yenilik, keşif ve buluşları içine alır.<br />
<strong>3. </strong>Kitab’üt Tahkîk Mâli’I Hind: Hind Tarihi, dini, ilmi ve coğrafyası hakkında geniş bilgi verir.<br />
<strong>4. </strong>Tahdîd’ü Nihâyeti’l Emâkinli Tashîhi Mesâfet’il Mesâkin: Meskenler arasındaki mesafeyi düzeltmek için mekânların sonunu sınırlama. Bu eseriyle Bîrûnî, yepyeni bir ilim dalı olan Jeodezi’nin temelini atmış, ilk harcını koymuştu.<br />
<strong>5. </strong>Kitabü’I Cemâhirfî Ma’rifeti Cevâhir: Cevherlerin bilinmesine dair kitap.<br />
<strong>6. </strong>Kitabü’t Tefhimfî Evâili Sıbaâti’t Tencim: Yıldızlar İlmine Giriş.<br />
<strong>7. </strong>Kitâbü’s Saydelefî Tıp: Eczacılık Kitabı. İlaçların, şifalı otların adlarını altı dildeki karşılıklarıyla yazmış.</p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
