<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>avrupa &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/avrupa/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "avrupa"</description>
	<pubDate>Fri, 18 Jul 2008 20:16:19 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Fas, Ramazan ayında Avrupa’ya ‘ılımlı imam’ göndermeyi planlıyor.]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2008/07/18/fas-ramazan-ayinda-avrupa%e2%80%99ya-%e2%80%98ilimli-imam%e2%80%99-gondermeyi-planliyor/</link>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2008 05:39:48 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2008/07/18/fas-ramazan-ayinda-avrupa%e2%80%99ya-%e2%80%98ilimli-imam%e2%80%99-gondermeyi-planliyor/</guid>
<description><![CDATA[Aralarında 9 kadın din görevlisinin de bulunduğu 176
kişiyi Avrupa’ya gönderecek olan Fas h]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img style="float:left;margin-top:10px;margin-bottom:10px;margin-right:10px;" src="http://www.habervaktim.com/resim/resim26384_2.jpg" class="hbrm" width="240" height="240" /><span class="mnb"><b>Aralarında 9 kadın din görevlisinin de bulunduğu 176<br />
kişiyi Avrupa’ya gönderecek olan Fas hükümeti, amaçlarının Avrupa’daki<br />
Fas toplumunu radikallikten uzak tutmak olduğunu bildirdi.</b></p>
<p>Bakanlık,<br />
Avrupa’ya gönderilecek olan din görevlilerinden 100’ünün Fransa ve<br />
Belçika, 20’sinin Almanya ve İtalya, 14’ünün Hollanda ve İspanya, geri<br />
kalanının ise İngiltere ve İskandinav ülkelerine gönderileceğini<br />
bildirdi. Ayrıca bir imam da Kanada’da gönderilecek.</p>
<p>3.3 milyon Faslı’nın yurt dışında yaşadığı tahmin ediliyor.</p>
<p><strong>(habervaktim.com – Dış Haberler</strong></span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gurbetçi Türkler Üzerine]]></title>
<link>http://kaankangal.wordpress.com/?p=655</link>
<pubDate>Thu, 17 Jul 2008 11:39:15 +0000</pubDate>
<dc:creator>kaankangal</dc:creator>
<guid>http://kaankangal.wordpress.com/?p=655</guid>
<description><![CDATA[
  Yurt dışında yaşayan Türkler’in sayısının 5 milyona yakın olduğu tahmin ediliyor. Tü]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align:center;line-height:150%;" align="center"><strong><span lang="TR"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:150%;"><span lang="TR"> </span><!--more--><span lang="TR"> Yurt dışında yaşayan Türkler’in sayısının 5 milyona yakın olduğu tahmin ediliyor. Türkler gerek ticari, gerek ailevi ve gerekse de başka nedenlerden ötürü kısa veya uzun süreli olmak üzere yurt dışında yaşamak için 60lı yıllardan bugüne dek ülkelerini terk ediyorlar. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:150%;"><span lang="TR"><span> </span>Yurt dışında başka bir ülkede başka tip insanlar arasında ve başka koşullar altında göçmen Türkler elbette Türkiye’de olduğundan başka bir hayat sürüyorlar. Yurt dışına çıkmalarının ortak nedeni daha iyi koşullar altında hayatlarını devam ettirmek. Yurt dışında yaşayan Türkler’in yaklaşık 4 milyonunun Avrupa’da bulunduğu biliniyor. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;line-height:150%;"><span lang="TR">Avrupa’ya göç eden Türkler’in başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerine göç nedeni Türkiye’de 60’lı yıllardan beri yaşanan siyasi krizden kendini kurtarmak ve daha iyi yaşam standartları altında yaşamlarını devam ettirmek ve bunun dışında elbette siyasi suçlu olarak yargılanan veya aranan kişilerin bu ülkelere sığınması. Bunun dışında da bir ticari, yatırımcı veya eğitim amaçlı Avrupa’ya gelen ufak bir kesim de var.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;line-height:150%;"><span lang="TR">Yatırımcı ve eğitim amaçlı yurtdışına çıkan Türkler’i bir kenarda tutarsak yurtdışında bulunan Türkler’in çoğunun göç nedeni Türkiye’deki ağır yaşam koşulları ve birtakım başka siyasi nedenler. Serberst işçi olarak yurtdışına göç eden Türkler’in başta Türkiye’nin en fakir ve eğitimin en zayıf olduğu bölgelerden gelmesi hiç de şaşırtıcı değil. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;line-height:150%;"><span lang="TR">Başta Batı Almanya olmak üzere diğer Batı Avrupa ülkeleri ve tabi ki Amerika’nın Doğu Almanya’ya, Varşova Paktı üye ülkelerine ve Sovyetler birliğine karşı olan düşmanca tutumu Soğuk Savaş zamanında kendisini Sovyetler Birliği’ne doğudan ve Bulgaristan’a batıdan komşu olan Türkiye’yi Batı Avrupa ve Amerika tarafına çekme biçiminde gösterdi. Bu durumun göstergelerinden birisi de özellikle eğitimsiz ve fakir kesimlere oldukça çekici gelen Avrupa’da yaşama ve çalışma teklifi oldu. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;line-height:150%;"><span lang="TR">1960lar’dan beri Avrupa’ya aralıksız bir göç yaşandı. Avrupa’ya giden Türkler kültürlerini, dinlerini ve siyasi tutumlarını da birlikte getirdiler. Birkaç on sene içinde Türkler yabancı topraklarda iş ve ardından mülk sahibi oldular, kendi ufak veya büyük işletmelerini açtılar. Ancak eğitim, yaşadıkları ülkenin dilini konuşma, kültürel ve dini farklılık konusunda devamlı bir sıkıntı çektiler.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;line-height:150%;"><span lang="TR">Fetullah Gülen veya Harun Yahya gibi dinci tayfanın liderleri tarafından finanse edilen irili ufaklı cemaat, cemiyet, okul ve kurslarla Türkler dini olarak örgütlendiler ve sadece ekonomik olarak değil, dini olarak da yurtdışında tutunacak bir damar da yaratmış oldular. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;line-height:150%;"><span lang="TR">Birtakım kültürel dernekler dışında başta Kürt gruplar olmak üzere siyasi örgütlenmesi sonucu yurtdışındaki gurbetçiler sol veya sağ eğilimli politik örgütlerin kurulması ve devamında da rol aldılar. Özellikle son yıllarda PKK olaylarıyla ve Avrupa’nın da destek vermesiyle Türkler ve Kürtler arasındaki ayrımın ısrarlı vurgulanması yurtdışında yaşayan ve “ikinci sınıf vatandaş” muamelesi gören Türkler’in politik, dini ve etnik olarak tolere edememesine ve çatışmaların yaşanmasına ivme kazandırdı.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;line-height:150%;"><span lang="TR">İslam’daki dogmatik düşüncenin Türkiye’deki milliyetçi ve bağnaz düşünce alışkanlığıyla birleşmesi ve Avrupa gibi başka bir kültürel coğrafyada yaşıyor olmak Türkler’i birtakım gündelik sıkıntının içine soktu. Kendi kültür, inanç ve düşünce alışkanlığını devam ettirebilme yönünde farklı görüş, inanç ve kökenden olan Türkler, yurtdışında bulundukları yalnızlık duygusu ve sığınma ihtiyacından olsa gerek, birbirlerine yakınlaşma ihtiyacı duydular. <span> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;line-height:150%;"><span lang="TR">Kahveler, iş yerleri ve eğlence mekanları gibi kamusal alanlarda farklı etnik, dini ve politik kökenden Türkler geçmişin getirdiği bağnaz cemiyetsel ve düşman düşünce biçimini yumuşatmak zorunda kaldılar. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;line-height:150%;"><span lang="TR">Yurtdışındaki Türkler’in kendi içinde bulundukları bu durumun olumlu bir gelişme olduğunu görmek pek de zor değil. Kendisini Alevi Kürdü, Kürt milliyetçisi, Türk milliyetçisi, solcusu, sağcısı, İslamcısı, ateisti, dönercisi, kahvecisi, öğrencisi, işçisi Türkiye’de hakim olan ve İslam ve milliyetçilikten türeyen başka kökenden olan insanlara önyargı, düşmanlık ve kin duygusunu yargılamak ve bunları yumuşatmak zorunda kaldılar. Türkiye’de hiçbir zaman biraraya gelemeyecek insanlar hergün kahvede buluşur, birlikte iş yapar veya başka birtakım olayları paylaşır oldular. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;line-height:150%;"><span lang="TR">Milliyetçiliğin, faşizmin ve dinin cemiyetsel, içe kapanık ve dışarıya karşı olan düşmaca tutumu yurtdışında yaşayan Türkler’in içinde bulundukları maddi koşulların yönlendirmesi sonucu tam tersi bir çizgi almış durumda. Sosyalist düşüncede sosyal bağlamda idealize olan tutum toplumsallık, başkalarıyla birlikte yaşamak ve kollektif bir bilinç içinde hareket etmektir. Gurbetçi Türkler’in almaya başladıkları kişisel yeni tutum faşist-milliyetçi-islamcı bağnazlıktan, başkalarıyla birlikte yaşamanın mümkün ve hatta zorunlu olduğu görüşüne kaymış durumda. Feodal üretim ilişkilerinin ürünü olan din ve milliyetçilik gibi saplantıların maddi koşulların değişimiyle kendiliğinden sönümlenmesini en iyi gurbetçi Türkler’in kendi aralarında yaşadıkları deneyimler kanıtlıyor. <span> </span><span> </span></span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[VDSL2 tarife ücreti]]></title>
<link>http://gencadamlar.wordpress.com/?p=336</link>
<pubDate>Wed, 16 Jul 2008 16:39:36 +0000</pubDate>
<dc:creator>facelook</dc:creator>
<guid>http://gencadamlar.wordpress.com/?p=336</guid>
<description><![CDATA[VDSL 2 nihayet Türk Kullanıcıların hizmetinde.Avrupada sadece 3 ülkede kullanılan bu sistemi T]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>VDSL 2 nihayet Türk Kullanıcıların hizmetinde.Avrupada sadece 3 ülkede kullanılan bu sistemi Türkiyenin de kullanması gurur verici.İnternet hızının sekiz kat artarak 4 megabitten 32 megabite çıkaracak Yüksek Hızlı Sayısal Abone Hattı’nın (VDSL2) aylık ücreti 169 YTL olacak. VDSL2 teknolojisinin hizmete girmesiyle kullanıcılar internetten bir filmi 4 dakikada indirebilecek, interaktif oyunlar daha hızlı oynayabilecek. VDSL2 hizmeti başlangıç olarak 73 ilde verilirken,<br />
<a href="http://www.blogdevri.com/vdsl2-tarife-ucreti/">DEVAMI</a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[STARTUP WEEKEND Türkiye’de!]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2008/07/15/startup-weekend-turkiye%e2%80%99de/</link>
<pubDate>Tue, 15 Jul 2008 08:36:01 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2008/07/15/startup-weekend-turkiye%e2%80%99de/</guid>
<description><![CDATA[Sadece 48 saatte bir girişim başlatılabilir mi? GİRİŞİM GÜNLERİ İstanbul 2008,  bilişim,]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<h3><img class="alignleft" style="border:0 none;margin:7px 10px;" src="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2008/07/image002.jpg" alt="" hspace="12" width="419" height="72" align="left" />Sadece 48 saatte bir girişim başlatılabilir mi? GİRİŞİM GÜNLERİ İstanbul 2008,  bilişim, tasarım, pazarlama ve iş yönetimi alanında uzman kisileri bir haftasonu boyunca bir araya getirerek işte tam bunu hedefliyor.</h3>
<p class="MsoNormal" style="line-height:150%;text-align:justify;">Amerika Birleşik Devletleri´nde 2007 yılında başlatılan ve internet tutkunlarının geliştirdikleri dünyanın ilk ticari girişim platformu olarak tanınan, bu güne kadar sadece ABD, Almanya ve İsrail´de yaklasik 100 kişilik katılımla organize edilen „STARTUP WEEKEND“ isimli etkinlik, 30-31 Ağustos 2008 tarihlerinde İstanbul´da „GİRİŞİM GÜNLERİ İstanbul 2008” adıyla düzenleniyor.<!--more--></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:150%;text-align:justify;">30 Ağustos Cumartesi sabahı girişim fikirlerinin sunularak başlanılacağı etkinlik, fikirlerden iki tanesinin seçilmesi ve bu projeler üzerine yoğunlaşacak iki takım kurulması ile devam ediyor. İki günlük çalışma sonucunda, internet üzerinde gelişecek ilk prototip ve fikrin tüm iş modeli ortaya çıkartılmış oluyor ve etkinliğe katılan herkesin ortağı olduğu bir şirket kuruluyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:150%;text-align:justify;">Genç veya deneyimli profesyonellerin yeni isimler tanımak ve somut bir iş üzerinde yeteneklerini göstermek için rağbet gösterdikleri bir etkinlik olarak son iki sene içinde adını Amerika ve Avrupa’da duyuran etkinlik için sponsor ve mekan arayışları sürüyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:150%;">İletişim ve ayrıntılı bilgi için:</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:150%;"><a href="http://www.girisimgunleri.com/">http://www.girisimgunleri.com</a></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:150%;">Ön kayıt ve etkinlik topluluk için:</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:150%;"><a href="http://girisimgunleri.mixxt.com/">http://girisimgunleri.mixxt.com</a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Avrupa borsaları geriledi]]></title>
<link>http://borsam.wordpress.com/?p=108</link>
<pubDate>Tue, 08 Jul 2008 15:53:57 +0000</pubDate>
<dc:creator>borsam</dc:creator>
<guid>http://borsam.wordpress.com/?p=108</guid>
<description><![CDATA[Avrupa borsaları, dünya ekonomisine ilişkin kaygılar ve ekonominin yavaşlamasının şirketleri]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Avrupa borsaları, dünya ekonomisine ilişkin kaygılar ve ekonominin yavaşlamasının şirketlerin kar oranlarına etkisi olacağı endişeleri nedeniyle geriledi.</p>
<p></strong>Londra Menkul Kıymetler Piyasası'nda FTSE 100 Endeksi şu sıralar yüzde 2,36 değer kaybederek 5382,40 puana gerilerken, Almanya'da borsanın temel göstergesi DAX Endeksi de yüzde 2,29 azalarak 6249,27 puan oldu.</p>
<p>Fransa'da CAC 40 Endeksi de yüzde 2,40 düşerek 4238,40 puana geriledi.<!--more--></p>
<p>Uluslararası yatırım danışmanlık firması Lehman Brothers'ın raporunda, ABD'li mortgage finansman şirketleri Fannie Mae ve Freddie Mac'ın askıda kalan hesaplarındaki değişikliğin, şirketlerin sermayelerini sırasıyla 46 milyar dolar ve 29 milyar dolara yükseltmeye zorlayabileceği endişeleri, söz konusu şirketlerin hisselerinin son 16 yılın en düşük seviyesine düşmesine neden oldu.</p>
<p>İngiltere'nin önemli finans kuruluşlarından Bradford &#38; Bingley'in hisseleri ise kaynak yaratma planlarıyla ilgili devam eden kaygılar nedeniyle yüzde 19 oranında geriledi.</p>
<p>İsviçre'nin UBS ve Credit Suisse, Fransa'nın Credit Agricole ve İngiltere'nin Royal Bank of Scotland'ın hisseleri, zararların, şirketleri daha fazla sermaye artırımına zorlayacağı endişeleri nedeniyle yüzde 4'den fazla düştü.</p>
<p>Deutsche Bank, Fransa'nın Societe Generale ve İspanya'nın BBVA ve İtalya'nın Unicredit bankalarının hisseleri de yüzde 3'ün üzerinde değer kaybetti.</p>
<p>Öte yandan, Japonya'da bir araya gelen G-8 ülkeleri de artan petrol ve gıda fiyatları konusundaki endişelerini dile getirerek, dünya ekonomisinin belirsizliklerle ve sürmekte olan aşağı yönlü risklerle karşı karşı olduğunu bildirdi.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Avrupa faiz oranını yüzde 4.25'e yükseltti]]></title>
<link>http://borsam.wordpress.com/?p=73</link>
<pubDate>Sat, 05 Jul 2008 15:12:10 +0000</pubDate>
<dc:creator>borsam</dc:creator>
<guid>http://borsam.wordpress.com/?p=73</guid>
<description><![CDATA[Avrupa Merkez Bankası (AMB), faiz oranını yüzde 4.25&#8242;e yükseltti.
AMB&#8217;nin 21 üyeli]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Avrupa Merkez Bankası (AMB), faiz oranını yüzde 4.25'e yükseltti.</p>
<p></strong>AMB'nin 21 üyeli Yönetim Kurulu bugün yaptığı toplantıda, yüzde 4 olan faiz oranını çeyrek puan artırarak yüzde 4.25 yaptı.</p>
<p>Böylece, banka bir yıldan uzun süredir ilk kez faiz artırımı yapmış oldu. Banka, faiz oranlarını en son 6 Haziran 2007'de yüzde 4'e yükseltmişti.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;">AMB Başkanı Jean-Claude Trichet</span>, şu anki faiz oranının ve para politikasının fiyat istikrarının başarılmasına yardımcı olduğunu söyledi.<!--more--></p>
<p>Trichet, bankanın temel amacının orta vadede fiyat istikrarını korumak ve enflasyon beklentilerinin korunması konusunda güçlü bir kararlılık göstermek olduğunu belirtti.</p>
<p>Bankanın bugünkü toplantıda aldığı kararın da bu doğrultuda olduğuna işaret eden Trichet, ileriki süreçte de tüm gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdüreceklerini kaydetti.</p>
<p>Trichet, açıklamasında, Euro Bölgesi'nde aşağı yönlü risklerin sürdüğüne de dikkat çekti.</p>
<p>AMB Başkanı Trichet, geçen ay, temmuz ayında olası bir faiz artırımı olabileceği sinyalini vererek piyasaları şaşırtmıştı.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İran-Türkiye-Avrupa boru hattında sona doğru]]></title>
<link>http://borsam.wordpress.com/?p=50</link>
<pubDate>Sat, 05 Jul 2008 14:53:33 +0000</pubDate>
<dc:creator>borsam</dc:creator>
<guid>http://borsam.wordpress.com/?p=50</guid>
<description><![CDATA[İran, Türkiye ve Avrupa doğalgaz boru hattının inşasına yakında başlanacağını açıklad]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İran, Türkiye ve Avrupa doğalgaz boru hattının inşasına yakında başlanacağını açıkladı.</p>
<p></strong>İran Petrol Bakanlığı, İran doğalgazını Türkiye üzerinden Avrupa pazarına taşıyacak 600 milyon euroluk projenin yakın bir gelecekte hayata geçirileceğini bildirdi.</p>
<p>420 kilometrelik hattın İran için öncelikli önem arz ettiği kaydedildi.</p>
<p>Hattın İran-Türkiye kısmı Bazargan sınır kapısında birbirine bağlanacağı belirtilirken, bu proje ile Türkiye'ye daha fazla doğalgaz verileceği ifade edildi.<!--more--></p>
<p>İran Petrol Bakanı Gulam Hüseyin Nozeri, geçtiğimiz haftaki açıklamasında Türkiye'ye doğalgaz ihracatını artırmak ve yeni bir hattın yapımı için taraflar arasındaki görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini bildirmişti.</p>
<p>Pars Petrol ve Gaz Şirketi Genel Müdürü Ali Vekili ise "Güney Pars'taki 22., 23. ve 24. doğal gaz fazlarında yapılacak arama ve üretim için Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ile görüşmelerimiz devam ediyor. ABD karşı çıkmasına rağmen müzakerelerin yakın bir gelecekte anlaşma ile sonuçlanacağını umuyoruz" ifadesini kullanmıştı.</p>
<p>Türkiye ve İran'ın 13 Temmuz 2007'de Ankara'da imzaladıkları mutabakat zaptı, iki ülke arasında ortak enerji yatırımını, İran doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa'ya nakledilmesini, Türkmenistan doğalgazının İran-Türkiye güzergahını izleyerek Avrupa pazarına sunulmasını ve petrol ticaretindeki işbirliğinin artırılmasını öngörüyor.</p>
<p>Mutabakat zabtı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler ve İran adına dönemin Petrol Bakanı Kazım Veziri Hamaneh tarafından imzalanmıştı.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[(05.07.2008) Ergenekon Çetesi, Gladyo ve Küresel Emperyalizmin yeni düşmanları]]></title>
<link>http://misawatruth.wordpress.com/?p=145</link>
<pubDate>Fri, 04 Jul 2008 21:27:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>misawatruth</dc:creator>
<guid>http://misawatruth.wordpress.com/?p=145</guid>
<description><![CDATA[Ergenekon Çetesi, Gladyo ve 
Küresel Emperyalizmin yeni düşmanları




Türkiye´yi bugünlerde]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;line-height:normal;" align="center"><strong><span style="font-size:16pt;">Ergenekon Çetesi, Gladyo ve </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;line-height:normal;" align="center"><strong><span style="font-size:16pt;">Küresel Emperyalizmin yeni düşmanları</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;line-height:normal;" align="center"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;line-height:normal;" align="center"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:center;line-height:normal;" align="center">
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;line-height:normal;"><strong></strong></p>
<p style="text-align:left;">Türkiye´yi bugünlerde çalkalayan, toplumu yine ikiye ayıran Ergenekon Soruşturmasını iyi analiz etmek gerekiyor. Yani devlet iktidarını kontrol altına almayı hedefleyen bu çete neyin nesidir?</p>
<p style="text-align:left;">Ergenekon yeni bir mesele değildir. Yıllardır Türkiye´de var olan, az sayıda insanın haberdar olduğu bir meseledir. Hatta önceleri Alparslan Türkeş ve Abdullah Çatlı´nın bile ismi geçtiği yapılanmayı anlamak için Soğuk Savaş zamanlarına geri dönmek gerekiyor.</p>
<p style="text-align:left;">
<p style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"><!--more--></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;">
<p style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;">1950li yıllarda NATO, CİA ve Mİ6 “Gladyo“ isminde bir gizli örgüt kurarlar ve yaklaşık 40 sene Yunanistan, Türkiye ve Batıavrupa ülkerinde faaliyetler gösterirler. Bu örgütün elemanları genellikle toplumu kışkırtmak için çeşitli faaliyetler düzenlerler ve etkili oldukları ülkede gerekirse rejimi çökertirler.</p>
<p>Soğuk Savaş zamanında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) özellikle Avrupa Ülkelerinde ajanlar yerleştirme çabasına girer. Asker içinde gizli örgütler kurulur. ABD`nin amaçları doğrultusunda sivil toplum kuruluşları, thing-thang´ler kurulur. Bu şekilde Amerika, CİA ayağı ile tüm dünyada solculara karşı bir akım eğitmiştir. Kontrol ettikleri devletlerin Rusya ile bağlantılarını kesebilmek için gizli çeteler harıl harıl çalıştırılmıştır. Bu yapılanmalar Gladyo yapılanmalarıdır.</p>
<p>Soğuk Savaş sona erdikten sonra, Avrupa ülkerinin birçoğunda Gladyo yapılanmaları çökertilmiştir. ABD ise kendi gücünü muhafaza edebilmek için yeni düşmanlar „yaratmak“ zorunda kaldı. Nitekim hiç bir devlet düşmansız ayakta duramaz. Düşmansız bir devlet gücünü kaybetmeye mahkumdur. Yok olmamak için, halkı rejime bağlamak, daha doğrusu rejimden bağımlı hale getirebilmek için, onu korkutmak gerekir. Korkutmak için düşman birebirdir. ABD´de Rusya´nın ekonomik, siyasi ve askeri gücünün yıkılmasıyla beraber, en büyük düşmanını kaybetmiş bulunuyordu. Yeni bir düşman arayışına girmek zorundaydı. Bu arayış çabuk sonuçlandı: İslam.</p>
<p>İslamı tüm dünyaya öcü olarak göstermek için 90lı yıllarda düğmeye basıldı. CİA maaşlı Samuel Huntington zaten başlangıcı yapmıştı. Ardından bir çok karanlık „aydın“ işini başarıyla yerine getirdi. Bazı devletlerde özel olarak müslüman görünümlü „radikal dinci grupları“ kuruldu ve eğitildi. Bin Ladin ve ekibi dahi Soğuk Savaş´ta ABD´nin can yoldaşı değil miydi?</p>
<p>Türkiye hariç tüm müslüman ülker bu şekilde hem öcü haline getirildi, hemde sonunda ABD´nin kukla devletleri haline geldiler… yine Türkiye hariç…</p>
<p>Peki neden Türkiye hariç?</p>
<p>Memleketimizi çok sevdiklerinden mi?</p>
<p>Yoksa çayına, suyuna, simitine, çayırına bayıldıklarından mı?</p>
<p>Elbetteki değil. Gerçek neden, Türkiye´nin sosyo-kültürel şartları yukarıda belirtilen „oynamalara“ müsait olmadığı için. Bu nedenle Türkiye için özel bir proje hazırlandı: Gladyo Projesi. Eski bir CİA yetkilisinin CNN´de yaptığı bir açıklamaya göre, Soğuk Savaş döneminde Rusya´da Amerika´nın üç bin tane ajanı varmış. Sovyetler dağılınca bunların hepsi Türkiye´ye gönderilmiş.</p>
<p>İşte „Kenan Evren Darbesi“nden sonra tohumları atılan Ergenekon çetesi, Gladyo´dan başka birşey değildir. Ergenekon, Gladyo´nun Türkiye ayağıdır.</p>
<p>Başörtü, Türban, Şeriat, Kemalizm, İrtica, Laiklik, Kürtçülük ve Ilımlı İslam terimleriyle Türkiye´yi 20 senedir yıpratan Küresel Emperyalistler, önce Gladyo´yu Türkiye´ye yerleştirdirler ve eğittiler. Şimdide son darbeyi vurabilmek için, birileri kendi örgütlerini deşifre etmeye başladılar.</p>
<p>İki senedir Türkiye´nın altını üstüne getiren Gladyo yapılanmasının hasarına bir bakalım: Şemdili olayları, bayrak yakmalar, papaz cinayeti, danıştay cinayeti, misyonerlerin yayın evi baskını, imam cinayeti, Hrant Dink cinayeti, Cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle yaratılan kaos vs. vs.</p>
<p>Peki Ergenekon´un tam bu zamanda deşifre edilmesin gerekçeleri nedir? Bunu açıklamak şuan zor… çünkü ortada henüz yanıtlanmamış önemli sorular var:</p>
<p>1. Bu iş kimin işine yarıyor? Yani Mahir Kaynak vari sormak gerekir. Sebep-Sonuç ilişkisine bakmak gerekiyor. Kimin işine yaradığı henüz pek berrak görünmüyor, fakat kimlerin işine yaramadığı açık ve net ortada:</p>
<p>Öncelikle Tayyip Erdoğan´a hiç yaramıyor. Çünkü bu soruşturma üzerinden ilk başta Başbakan Erdoğan yıpratılıyor. Buda açıkca, bazı medya örgütlerinin belirttiği gibi, „AKP´nin hesaplaşması“ olmadığını ispatlıyor.</p>
<p>İkinci olarak Türk halkı yıpratılıyor. Yukarıda saydığım olaylardan dolayı zaten yıpranmış olan halk, Cumhurbaşkanlığı seçimi ve AKP davasıyla adeta ortadan yarıldı ve 80li yılların sağ-sol çatışmasında olduğu gibi, dindar-laik bölünmesi gerçekleştirilmek istenildi. Ergenekon soruşturması ve bu soruşturmayla ilgili göz altına alınan tanınmış şahsiyetler yüzünden, bu soruşturma adeta “AKP´nin geri vuruşu” gibi gösterildiği için, bölünmeye bir adım daha atılmıştır. Böylece muhtemel bir darbeye yol açılmış olacaktır.</p>
<p>Üçüncüsü, gittikçe AB´ye yaklaşan Türkiye´yi o yoldan, hatta o düşünceden uzaklaştırmak. Türkiye´nin AB´ye girmesinden en çok rahatsız olan kesim, nitekim ulusalcılar ve bizzat ABD´dir.</p>
<p>Demek ki, bu işten en çok faydalananlar, Türk halkını kutuplaştırmak ve AB´den ayırmak isteyenlerdir.</p>
<p>2. Taraf Gazetesine bu bilgileri kim sızdırıyor? Savcı mi bilgileri sızdırıyor? Daha yeni kurulmuş bir gazete bu bilgileri nereden alıyor? Dahada önemlisi: karşılık olarak ne veriliyor?</p>
<p>3. İddianamesi bile ortada olmayan bir soruşturma yüzünden onlarca insan göz altına alındı. Buda açıklanabilinecek bir durum değildir ve demokrasiyle örtüşmez. Acaba hakikaten bu insanların hepsinin Ergenekon çetesiyle irtibatları var mı? Eğer yoksa ve olmadıkları ortaya çıkarsa, yine en büyük darbeyi AKP yiyecek. Çünkü gözaltına alınan isimlerin tamamı AKP karşıtı şahışlar.</p>
<p>Başa dönelim….</p>
<p>Orta doğuda cirit atan küresel emperyalistler, ABD ve yandaşları Türkiye için hazırladıkları projenin sonuna mi geldiler? Neo-Con yapılanması Türkiye için son kozlarını mı oynuyor? Yoksa neden, kendi elleriyle kurdukları Ergenekon çetesini deşifre ediyorlar.</p>
<p>Ergenekon çetesi Gladyo türü yapılanma olduğuna göre, Eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur'un, İstanbul'da Fenerbahçe Orduevi'ndeki ofisinde bulunan “Darbe eylem planı”da hiç şaşırtıcı değil. Bu eylem planında geçen hedeflere sıra sıra göz atalım:</p>
<p>1. Ekonominin kötüye gittiğini gösteren anketler yapılacak<br />
2. Anketler Medya üzerinden kamuoyuna duyurulacak.<br />
3. Temmuz ayında siyasi cinayetler işlenecek.<br />
4. Cineyetleri eski JİTEM elemanlarından oluşturulan 30 kişilik özel bir örgüt işleyecek.<br />
5. Yargı yıpratılacak.<br />
6. 6 Temmuz´da tam 20 ilde ulusalcılar „Yargıya Sahip Çık“ mitingleri düzenleyecekler.<br />
7. Mitinglerde polisle çatışmalar olacak.<br />
8. Darbe yapılacak.<br />
9. Şahsi kasasından 3 Milyon Euro çıkan Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün parti kuracak ve Başbakan olacak</p>
<p>Ayrıca kimin cumhurbaşkanı olacağıda açıkca belirtilmesi, son derece şaşırtıcı.</p>
<p>Yasal dışı, şiddet içerikli, gerekirse silahlı ve bombalı, ahlaksız ve sinsice eylemlerle bu milleti yıpratan Ergenekon çetesinin üzerine gidilmeli. “Darbe eylem planı” hazırlayan bu terör örgütü çökertilmeli…. fakat hakiki faillerde ortaya çıkarılmalı.</p>
<p>Darısı diğer dış uyruklu derin çetelere ....</p>
<p style="text-align:left;">Cemil Şahinöz</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0.0001pt;text-align:justify;line-height:normal;"> </p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[PKK'nın, Avrupa'daki elebaşı yakalandı]]></title>
<link>http://notozenti.wordpress.com/?p=105</link>
<pubDate>Fri, 04 Jul 2008 18:00:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>guncelolay</dc:creator>
<guid>http://notozenti.wordpress.com/?p=105</guid>
<description><![CDATA[Fransa&#8217;nın, terör örgütü PKK&#8217;nın Avrupa&#8217;daki ele başlarından Nedim Seven]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><span class="hbo"><a href="http://notozenti.files.wordpress.com/2008/07/resim24890_21.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-106" src="http://notozenti.wordpress.com/files/2008/07/resim24890_21.jpg?w=240" alt="" width="240" height="240" /></a>Fransa'nın, terör örgütü PKK'nın Avrupa'daki ele başlarından Nedim Seven'i tutukladığı bildirildi.</span></p>
<p><span class="hbo"></p>
<p>Fransız Haber Ajansı (AFP), Fransa'da daha önce hakkında terör örgütüne mali destek sağlamak suçundan dava açılan ve adli denetim altında tutulmak kaydıyla serbest bırakılan Seven'in, ''adli denetim şartını ihlal ettiği'' gerekçesiyle tutuklandığını duyurdu.</p>
<p>Hakkında uluslararası tutuklama kararı çıkarılan Seven, Mart ayında sahte diplomatik pasaportla Roma'da gözaltına alınarak sorgulanmıştı.</p>
<p>İtalyan basını, terör örgütünün Avrupa'daki ''gizli kasası'' olarak bilinen Seven'in, Roma'dan Ermenistan'a gitme hazırlığı içinde olduğunu yazmıştı.</p>
<p>Aralarında Rıza Altun ve Nedim Seven gibi bölücü örgütün Avrupa'daki elebaşılarının da bulunduğu 8 PKK mensubunun, 23 Şubat 2007 tarihinde Paris'te çıkarıldıkları istinaf mahkemesi tarafından tutuksuz yargılanmaları kararlaştırılmıştı.</p>
<p>Paris'te 5 Şubat 2007 tarihinde düzenlenen operasyonlar çerçevesinde terör örgütünün kullandığı bir ''kültür merkezine'' baskın düzenlenmiş, çeşitli evraka ve bilgisayarlara el konmuştu. Buraya düzenlenen baskının, terör örgütüne maddi destek sağlayan ve örgütün Avrupa'daki üst düzey sorumluları olduğu tahmin edilen kişilere karşı Paris'in çeşitli banliyölerinde düzenlenen operasyonlar çerçevesinde yapıldığı bildirilmişti.<br />
Tutuksuz yargılanmalarına karar verilenler hakkında, teröre mali kaynak sağlama dışında, ''organize suç'' ve ''kara para aklama'' suçlarından dava açılmıştı. Fransız basını, tutuksuz yargılanmalarına karar verilenlerin uyuşturucu kaçakçılığı yapmaları olasılığının ciddi düzeyde gündemde olduğunu yazmıştı.</p>
<p>Paris'teki operasyon, 2 PKK'lı teröristin döviz bürosunda kaynağını açıklayamadıkları 200 bin avroyu dolara çevirmek isterken gözaltına alınmaları sonucu başlatılan soruşturma çerçevesinde düzenlenmişti.</p>
<p>Fransa tarafından hakkında adli denetim kararı çıkarılan Rıza Altun'un daha sonra Avusturya üzerinden kuzey Irak'a gittiği belirlenmişti.</p>
<p>Fransa'da terör örgütü PKK'nın faaliyetleri, 1993 yılında yasaklanmıştı.</p>
<p>(AA)</p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[DIŞI CAMİ, İÇİ LOKANTA! Tütün Cami]]></title>
<link>http://gitarteli.wordpress.com/?p=350</link>
<pubDate>Thu, 03 Jul 2008 15:13:24 +0000</pubDate>
<dc:creator>gitarTELi</dc:creator>
<guid>http://gitarteli.wordpress.com/?p=350</guid>
<description><![CDATA[
Almanya Dresden’de bulunan on katlı, kubbeli ve minareli binayı görenler, Avrupa’nın göbe]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" src="http://timeturk.com/images/gallery/127_4.jpg" alt="" width="596" height="480" /></p>
<p>Almanya Dresden’de bulunan on katlı, kubbeli ve minareli binayı görenler, Avrupa’nın göbeğinde devasa bir camiyle karşılaştıklarını düşünerek heyecana kapılıyor. Ancak...</p>
<p><!--more-->Kubbesi, minareleri ve süslemeleriyle Camii’den ayırt edilemeyen bu ilginç bina restorant, otel ve büro kompleksi olarak kullanılıyor. Sigara fabrikası olarak inşa edilen ve halk dilinde „Yenidze (Yenice) Tütün Camii“ olarak anılan Dresden’deki Camiin kuruluş öyküsü de en az dış görünüşü kadar ilginç.</p>
<p>Minare görüntüsünde fabrika bacaları</p>
<p>İş adamı Hogo Zietz sahibi olduğu “Salem Aleiküm” markalı sigara işletmelerinin tütününü, bir zamanlar Osmanlı topraklarından olan, şimdi Yunanistan- Makedonya sınırında bulunan Yenidze ( yunan. Giannitsa, türk. İskeçe) bölgesinden ithal etmektedir. 20. yy başlarında çıkarılan bir kanunla Dresden’de, şehir merkezine ve çevresine görüntü kirliliği oluşturacak, estetikten yoksun binaların dikilmesi yasaklanır. Bunun üzerine Zietz, Tren istasyonu yakınlarındaki arsasına gözleri tırmalamayacak, ayrıca Şark (Türk) tütününün kullanıldığı „Salem Aleikum“ sigaralarının da reklamını yapacak bir fabrika binası tasarımı için mimar Martin Hammitzsch’i görevlendirir.</p>
<p>Mimar Hammitzsch‘in; „Hayri beg“ isimli bir Memlük Hükümdarının türbesini model aldığı, içerden aydınlatılabilen camdan kubbesi ve minare şeklinde dizayn ettiği fabrika bacalarıyla Cami görüntüsü çizen fabrika binası tasarımı Zietz’i büyüler.</p>
<p>Bütün engellere rağmen fabrikanın yapımı tamamlanır</p>
<p>Yapılanmada tarihi Barok kültürünün egemen olduğu Dresden’de kurulması düşünülen bu yabancı taslak, resmi kurumlar ve halk tarafından yadırganır. Karşılaşılan tüm engellere rağmen binanın yapımı 1907-1909 yılları arasında tamamlanır ve reklam konusunda beklentilerin çok üstünde randıman alınır. Yenidze tütünü ve Salem sigarası, Cami ambalajlı fabrika binası sayesinde büyük bir şöhret kazanır. Mimar Hammitzsch Camii modeli verdiği sigara fabrikası projesi yüzünden Nazi Almanya’sının mimarlar odasından atılır ancak adı, ilk minareli fabrikanın mimarı olarak değil sadece, Almanya’daki ilk çok katlı (on katlı) binalardan birinin mimarı olarak da tarihe geçer.</p>
<p>"Salem Aleiküm" yazısı artık yok</p>
<p>İçerden ışıklandırılan oval kubbe halen Dresden’in gecelerini aydınlatmaya ve görenleri büyülemeye devam ediyor. İkinci dünya savaşına kadar bu kubbenin çatışında ışıklı „Salem Aleiküm“ yazısı yer alıyormuş.</p>
<p>Savaşta üçte biri hasar gören bina, 1966 yılında tamir edilmis. 1997 yılında restorant, otel, büro amaçlı kompleks olarak yeniden düzenlenen ve hizmete açılan binada kültür ve sanat gösterileri, kitap okuma günleri de tertipleniyor.</p>
<p>Önce eğittik, sonra eğitildik</p>
<p>Yenidze sigara fabrikası Türkler açısından farklı bir tarihi önemi haiz. Tarihi kayıtlara göre, 1899 yılında Alman imparatorunun Osmanlı ülkesinden resmen sigara uzmanları istemesi ile İstanbul hükümeti tütün idaresinden 7 uzmanını Almanya´ya gönderir. Dresden´e gelen bu 7 kişi devlet tarafından Prusyalıları eğitmek için gönderilen ilk uzmanlardır. Tütün Osmanlı´da yetişecek ama sigarayı Almanya yapacaktır. 1907 yılında Filibe’den gelen 470 Türk bu fabrikada eğitim alır. Yenidze (Yenice) fabrikasında başlayan ilk Türk işçi göçü giderek artmaya başlar. Böylece Yenidze sigara fabrikası Almanya’ya gelen ilk Türk işçilerin yerleştirildikleri iş yeri olarak da kayıtlara geçer.</p>
<p>Menderes’in sigarasıydı</p>
<p>Bu fabrikada üretilen sigara Türkiye'de Yenice adıyla tüketilir. Merhum Adnan Menderes’in tiryakisi olduğu Yenice sigarasını 27 Mayıs darbesinden sonra bağımlıları terketmiş ve bu marka zamanla hafızalardan silinmiştir. Yenidze fabrikasının en şöhretli markası olan “Salem Aleiküm”u da Türk tiryakiler “Salem” olarak tanırlar.</p>
<p><strong><span style="color:#ed1c24;">Emine K. Arslaner / TIMETURK / Almanya</span></strong></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[El Post más visto en el Mundo de Wordpress]]></title>
<link>http://mrnolla.wordpress.com/?p=1018</link>
<pubDate>Mon, 30 Jun 2008 19:04:08 +0000</pubDate>
<dc:creator>Mr. Nolla</dc:creator>
<guid>http://mrnolla.wordpress.com/?p=1018</guid>
<description><![CDATA[Ayer, revisando las estadísticas del Blog, me dio por indagar quien era el misterioso chico turco -]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align:left;margin:0;"><span style="font-size:11pt;font-family:Verdana;">Ayer, revisando las estadísticas del Blog, me dio por indagar quien era el misterioso chico turco -llamado Noertz- que estaba delante nuestro en el ranking mundial. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:11pt;font-family:Verdana;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:11pt;font-family:Verdana;">La sorpresa ha sido mayúscula, cuando el Post más visitado del mundo, simplemente constaba de un video clip de música turca (malísima por cierto) en relación con la Eurocopa 2008, con el siguiente título ‘<a title="Oku Gülben Ergen - Avrupa - Milli Takıma destek şarkısı" rel="bookmark" href="http://noertz.wordpress.com/2008/05/24/gulben-ergen-avrupa-milli-takima-destek-sarkisi/"><span style="font-family:Lucida Sans Unicode;">Gülben Ergen - Avrupa - Milli Takıma destek şarkısı</span></a></span><span style="font-size:11pt;font-family:Verdana;">’</span><span style="font-size:11pt;font-family:Verdana;"> y sin explicación alguna más. Sino es porque eramos los segundos, me sentiría fustrado. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;margin:0;"><span style="font-size:11pt;font-family:Verdana;"><span style="font-size:x-small;font-family:Courier New;">[dailymotion id=x5iwx8]</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;margin:0;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;margin:0;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;margin:0;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;margin:0;"> </p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türk dizileri Arap aileleri bölüyor]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2008/06/26/turk-dizileri-arap-aileleri-boluyor/</link>
<pubDate>Thu, 26 Jun 2008 09:38:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2008/06/26/turk-dizileri-arap-aileleri-boluyor/</guid>
<description><![CDATA[Türk sinemasına hayran olan Araplar &#8216;Gümüş&#8217; ve &#8216;Ihlamurlar Altında&#8217; di]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img style="float:left;margin-top:10px;margin-bottom:10px;margin-right:10px;" src="http://www.timeturk.com/images/news/13425.jpg" alt="" /><b>Türk sinemasına hayran olan Araplar 'Gümüş' ve 'Ihlamurlar Altında' dizileri yüzünden sorunlar yaşamaya başladı... </b>
<p><a href="http://www.timeturk.com/Turk-dizileri-Arap-aileleri-boluyor-15031-haberi.html"><strong>Haber Merkezi / TIMETURK</strong></a></p>
<p>Türk sinemasına ve sporuna hayran olan Arap aileler arasında popüler olan “Gümüş” ve “Ihlamurlar Altında” dizileri toplumsal bir sorun haline gelmeye başladı. Türk dizilerinde işlenen ancak çoğu zaman sosyal gerçeklerle pek örtüşmeyen hayat tarzını örnek alan Arap ailer arasında boşanma oranları  artmaya başladı.</p>
<p>MBC Televizyonu muhabiri Halid Ebu Zeyd’in haberine göre Ürdünlü bir koca, karısının Türk dizi yıldızına hayranlığını kıskandığı için boşanma davası açtı. Ürdün’de ilk defa bir Türk dizisi kahramanının neden olduğu boşanma olayının kahramanı koca, Ürdün’de Arapça dublajlı “Nur” ismiyle yayınlanan “Gümüş” adlı dizide Kıvanç Tatlıtuğ’un (Arapça dublajında adı Muhammed olarak geçiyor) canlandırdığı Mehmet’in resmini cep telefonun ekranına koyan eşini kıskandığı için hemen boşanma davası açtı.</p>
<p><!--more--></p>
<p>Bu olay Arapların, Türk siyasetine, toplumuna ve sporuna olan hayranlığına dikkatleri çekti...</p>
<p>“Gümüş” dizisinde lanse edilen yaşam tarzı ve dizinin kahramanları Arap gençliği için bir model teşkil ederken Türk futbolunun son yıllarda katettiği aşama birçok araştırmacı için tez konusu haline geldi. Bunun yanı sıra AK Parti'nin izlediği politikalara hayran olan birçok İslamcı Arap siyasetçi ve düşünürü iktidara gelmek isteyen İslamcı Partilere, 'Türk Modeli'ni takip etmelerini öneriyor.</p>
<p><strong>ASIL NEDEN AK PARTİ'NİN ÖRNEK ALINMASI</strong></p>
<p>Topraklarının büyük kısmı Asya’da küçük bir kısmı da Avrupa’da yer alan Türkiye milli futbol takımı çekik gözlülerin yoğun olduğu Asya şampiyonalarında mücadele etmek yerine dünyanın en zengin ve en büyük devletlerin yer aldığı Avrupa kıtasının milli takımlarıyla aynı şampiyonada mücadele etmesi nedeniyle şanslı olabilir, aynı şekilde İslami kökenli bir partinin yönettiği için Arap İslamcılarının hayran olduğu bir Avrupalı ülke de olabilir. Ancak Arapların bugünkü Türk modeline hayranlığı Cezayir, Mısır, Irak ve Körfez ülkelerindeki İslamcıların AK Parti deneyimini derinlemesine araştırıp iktidara gelmek için bu partinin yöntemini benimsemelerinden kaynaklanmaktadır.</p>
<p>Tunus en-Nahda Hareketi lideri islamcı düşünür Raşid el-Gannuşi’ye göre AK Parti'nin iktidara gelmesi İslami hareketin Türkiye’de en yüksek gücü elinde bulunduran ordu tarafından bir imha ve bel kırma operasyonuna maruz kalmasından sonra hareketin bildik politikalarını terk ederek yeni politikalar geliştirmesinden sonra oldu.</p>
<p>El-Gannuşi’ye göre yeni partinin geçmişten aldığı en büyük dersin otoriteyi elinde bulunduranlarla doğrudan bir çatışma içerisine girmekten kaçınması hatta ordunun güvenini kazanmaya çalışmasıdır. Ayrıca asker ve askerlerin mabedi olarak kabul edilen laiklikle çatışmaktan da kaçındı. Daha önce bu güçlerle doğrudan bir çatışma içerisine girmekten çekinmeyen Erbakan’ın liderliğinde bunları başarmak mümkün değildi. AK Parti ayrıca önceliği Avrupa Birliği’ne ve ekonomiye verdi. Ayrıca İslamcılarla laikler arasındaki çatışmanın en sıcak konularından biri olan başörtüsü gibi hassas konulara girmekten de kaçındı.</p>
<p><strong>SİYASİ HAYRANLIK</strong></p>
<p>Öte taraftan Türkiye’nin siyasi deneyimini araştıran yazar Muhammed Süleyman, daha birkaç yıl önce kurulan AK Parti'nin deneyiminin siyasiler ve entellektüeller arasında çok ciddi tartışmalara neden olduğunu sadece Türkiye’de değil, Arap ülkelerinde ve dünyada medyanın büyük ilgisiyle karşılaştığını söylüyor. AK Parti deneyimine olan bu büyük ilginin nedeni partinin İslami söylemini terk ederek parti tüzüğünü ve programını değiştirmesidir. Bilindiği gibi partinin lider kadrosu AK Parti’yi Avrupa Hristiyan Demokrat Partileri örneğinde olduğu gibi merkez sağ bir parti olarak tanımlamayı tercih ediyor.</p>
<p>Tabi 'Türk Modeli'ne olan Arap hayranlığı yukarıda da belirtiğimiz gibi yalnızca siyasetle sınırlı değildir. Türk dizileri de Arapların yoğun hayranlığını kazanmış durumda. Son zamanlarda Ürdünlü kadınların Türk dizi karakterlerine olan hayranlığından dolayı boşanma vakalarında belli bir artış olduğu gözleniyor. Ancak MBC televizyonunun internet sitesinde yer alan habere göre yukarıda anlatılan boşanma davası açıkça itiraf edilen ilk vaka.</p>
<p><strong>TÜRK DİZİLERİ SOSYAL HAYATI ETKİLİYOR</strong></p>
<p>Boşanma avukatı Usame el-Baytar’a göre Ürdün’de tv yıldızları ve ünlülerin neden olduğu boşanma vakası ilk değil. Daha önce de Heyfa Vehbi, Elisa ve Tamer Hüsnü gibi Arap sanatçılar nedeniyle boşanma vakaları olmuştu.<br />
Türk dizilerinde işlenen ancak çoğu zaman sosyal gerçeklerle pek örtüşmeyen hayat tarzı Arap toplumlarını kasıp kavuruyor. Dizilerde işlenen hayat maddiyata ve çıkarlara dayalı aynı zamadan tüketime teşvik eden bir hayat tarzı.</p>
<p><strong>ROMANTİZMİ SARIŞIN TÜRK'TE BULUYORLAR</strong></p>
<p>Türk hayranlığı futbola da bulaşmış durumda. Cezayirli Heysem Zartit Türk Milli Takımının Euro 2008’de elde ettiği başarılardan övgüyle bahsederken futbolun büyülü dünyasında Türkiye unutulmaz bir başarıya imza atmıştır, yorumunda bulunmuş. Suudi Arabistanlı kadın yazar Meha Fehd el-Cuheylan, “Arapların özellikle Suudili kadınlarının Arapça dublajlı Türk dizilerinin başrol oyuncularına hayranlığı sadece onların yakışıklılığından kaynaklanmıyor. Kıvanç Tatlıtuğ’un canlandırdığı Mehmet ve Bülent İnal’ın canlandırdığı Yılmaz karakterinin romantikliği kocalarından bu tarz bir sıcaklık göremeyen bu kadınları kendilerine hayran bırakıyor” dedi.</p>
<p>El-Cuheylan Suudi Arabistan’da yayınlanan el-Vatan gazetesinin 22 Haziran tarihli sayısında çıkan makalesinde Suudi toplumunda özellikle kadınlar arasında gözlemlenen yeni sosyal davranışlar ve özentilerde uydu kanallarında yayınlanan bazı dizilerin etkisinin olduğunu söylemek mümkün. Gümüş (Araplarda Nur) dizisindeki Mehmet (Araplarda Muhenned) karakterini oynayan sarışın aktör bir çok Arap kadınının duygularını kamçılayan bir yıldız haline gelmiştir.</p>
<p>Öyleki bir çok kadın yaşadığı sıkıcı ve umutsuz hayata karşı bu sarışın aktörün yaşadığı hayat tarzına özendiklerini açıkça dile getirmekten çekinmiyor. Yazara göre Gümüş dizisindeki Mehmet karakteri kadınların tek esinlendiği yıldız değil. Kadınların hayran olduğu dizi yıldızlarından biri de Ihlamurlar Altında (Araplar’da kayıp yıllar) dizisinde Bülent İnal’ın canlandırdığı Yılmaz (Araplarda Yahya) karakteridir.</p>
<p>Suudili kadınların Türk dizi yıldızlarına olan hayranlığını sadece bu yıldızların yakışıklığına bağlamanın yanlış olduğunu savunan yazar makalesinde şunları yazdı:</p>
<p>“Aslında bazı erkekler kadınların Mehmet örneğinde olduğu gibi Türk aktörün yakışıklılığına ve şıklığına bayıldığını düşünebilir. Hâlbuki gerçek tam bu değil. Eğer sadece dış görünüş kadınların hayranlığı için yeterli olsaydı pos bıyıklı, hal ve hareketlerinde çok alışık olduğumuz bir görüntü çizen Yılmaz karakterine hayran olmazlardı”</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Euro 2008 Almanya Türkiye maçını online (canlı) izle]]></title>
<link>http://quadro.wordpress.com/?p=65</link>
<pubDate>Wed, 25 Jun 2008 09:26:11 +0000</pubDate>
<dc:creator>Halet-i Ruhiyye</dc:creator>
<guid>http://quadro.wordpress.com/?p=65</guid>
<description><![CDATA[
Euro 2008 Almanya Türkiye  maçını online (canlı) izle

Yazan: sdc | 25 Haziran 2008 | Yorum yo]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div id="msgcns!FEDED00A81D4E6FF!7686" class="bvMsg">
<h1 style="text-align:center;"><a rel="bookmark" href="http://www.kursatsenturk.com/euro-2008-almanya-turkiye-macini-online-canli-izle.htm">Euro 2008 Almanya Türkiye  maçını online (canlı) izle</a></h1>
<div></div>
<p style="text-align:center;">Yazan: sdc &#124; 25 Haziran 2008 &#124; <a title="Euro 2008 Almanya Türkiye  maçını online (canlı) izle için yapılan yorumlar" href="http://www.kursatsenturk.com/euro-2008-almanya-turkiye-macini-online-canli-izle.htm#respond">Yorum yok</a><br />
Kategoriler: <a title="Gündem kategorisindeki tüm yazıları göster" rel="category tag" href="http://www.kursatsenturk.com/category/gundem">Gündem</a></p>
<div style="text-align:center;"></div>
<p style="text-align:center;"><img src="http://www.kursatsenturk.com/wp-content/uploads/2008/06/germany-vs-turkey.jpg" alt="" width="460" height="194" /></p>
<div style="text-align:center;"></div>
<p style="text-align:center;">Bu çarşamba Türkiye maça kilitlenecek. Tek yürek Tek Bilek Kalbimiz sizinle beraber <a title="Posts tagged with türkiye" rel="tag" href="http://www.kursatsenturk.com/tag/turkiye">Türkiye</a> Almanya Maçı Canlı İzleyebelirsiniz.  25.06.2008 Çarşamba maçı canlı izlemek için aşağıdaki linke tıklayınız.</p>
<div style="text-align:center;"></div>
<h2 style="text-align:center;"><a href="http://www.kursatsenturk.com/izle.html" target="_blank">Euro 2008 Almanya Türkiye  maçını online (canlı) izle </a></h2>
<div style="text-align:center;"></div>
<h2 style="text-align:center;"><a href="http://www.kursatsenturk.com/izle.html" target="_blank">Online izle</a></h2>
</div>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Avrupada Müslümanlar kendilerine özgü yeni bir medeniyet dokuyorlar]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2008/06/24/avrupada-muslumanlar-kendilerine-ozgu-yeni-bir-medeniyet-dokuyorlar/</link>
<pubDate>Tue, 24 Jun 2008 14:06:19 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2008/06/24/avrupada-muslumanlar-kendilerine-ozgu-yeni-bir-medeniyet-dokuyorlar/</guid>
<description><![CDATA[
Avrupa&#8217;da sayıları her gün artan Müslümanlar kendilerine özgü yeni bir kültür inşa ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img style="float:none;" src="http://www.timeturk.com/images/news/13232.jpg" alt="" /></p>
<p>Avrupa'da sayıları her gün artan Müslümanlar kendilerine özgü yeni bir kültür inşa ediyor. Bu kültür, en çok camilerin tasarımında ortaya çıkıyor.
<p><strong>Bülent Şahin Erdeğer/ TIMETURK</strong></p>
<p>Avrupa kültürü ile İslam'ın karşılaşması Endülüs'le başlamıştı. İslam kültürünün Endülüs'te uğradığı soykırımın ardından Müslüman izleri toplumsal olarak Avrupa'dan uzaklaştırılmıştı.   </p>
<p><!--more-->
<p>Endülüs tecrübesi iki kültürün kadim rekabeti ve etkileşimini devam ettirmiş, bu süreç Osmanlı'nın Avrupa ile olan ilişkileriyle günümüze ulaşmıştı.</p>
<p>Modernizm sonrası ise İslam ve Batı etkileşimi Bosna savaşı ve Avrupalı güçlerin ortadoğuyu işgali ile derin bir yaralanma haline dönüşmüştü.</p>
<p><img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/13242.jpg" width="400" height="259" /></p>
<p><!--more-->
<p>Bu yaralanma hali Mostar köprüsünün yıkılması ve Irak'taki camilerin bombalanmasıyla simgesel bir travmaya da yol açtı.</p>
<p>Bugün Avrupa'nın kendi içerisinden doğan Avrupalı İslam kültürü olgusu ise bu etkileşimi bambaşka bir boyuta taşıyor.</p>
<p>Avrupa'ya doğru yaşanan göçlerin meyvesi olan yeni müslüman kuşaklar, Avrupalı ama Müslüman yeni bir kültür inşaa ediyorlar. Bu kültürün en çarpıcı simgeleri ise şehirlerin tarzıyla uyumlu camiiler.</p>
<p>Kendisi de bir mimar olan Christian Welzbacher'ın da dediği gibi "Batı’da İslam’ın kabulünün hikayesi oldukça eskilere dayanıyor ve yanlış anlamalarla dolu. Bu kafa karışıklığı günümüzde sona erdi mi yoksa hala sürüyor mu belli değil.</p>
<p>Dünyanın üçüncü büyük dini Hz. Muhammed aracılığıyla ortaya çıktığından beri Batı’nın bu yeni dine tavrı doğrudan dışlamak oldu. Hristiyanlık bu “yabancı”ya karşı bir duvar ördü – ne mutlu ki bu sınırın her iki tarafına saygı duyanlar da var. Zamanla tehditler uzaklaştırılarak karşılıklı anlayış sağlanabildi. “Yabancı”nın bazı öğeleri Batı tarafından kabul edildi ve yanlış anlamalar yaratıcılığa dönüştü. Matematik ve kaligrafi, Mozart’ın “Saraydan Kız Kaçırma” adlı eseri ve Goethe’nin “Batı Doğu Divanı” buna örnek gösterilebilir. Batı bu önemli eserlerden ayrı düşünülemez.</p>
<p>Son elli yılda, nasıl olduysa her şey değişti. Duvarlar yıkılmıştı, sınırlar kaldırılmıştı, anlaşmazlıklar düzeltilmişti. Avrupa kendi sosyal yapısına karşın İslami bir kıta haline gelmişti. Peki her gün medyanın gündemine taşınan, zararsız anlaşmazlıkları kızgınlığa, korkuya ve hatta nefrete çeviren bu değişim süreci nasıl başladı? Ne zamandan beri İslam “ölüm dini” (religion of death) olarak yorumlanıyor? </p>
<p>Batı'da yaşayan Müslümanlar kendilerinin terörist olarak görülmesini ve ötekileştirilmeyi kabul etmiyorlar. Onları şehirle birleştiren ve aynı zamanda kimliklerini dışa vuran en öenmli yapı camiiler. Bu sebeple Şehirle ve dolayısyla Batı medeniyetiyle buluşmanın, kendini anlatmanın yolu bu camiilerin mimarisinde kendisini gösteriyor:</p>
<p>Welzbacher'ın açık yüreklilikle ifade ettiği gibi; "Batılıların mizacı, bu paniğin azalması için yeterli değil. Batılılar kültürlerinin, İslam’a saygı duyan üstün bir yanı olduğunu düşünseler de duygusal açıdan çok daha güçsüzler. Hristiyanlığın birleştirici gücü görünür derecede azaldı, kilise cemaatleri dağıldı, kiliseler terkedildi, dönüştürüldü ya da yıkıldı.</p>
<p>Bu arada her yerde yeni camiler inşa edilmeye başladı. 159 caminin ve yaklaşık 2.600 tane mescit ve ibadethanenin bulunduğu Almanya’da hararetli tartışmaları da beraberinde getiren 184 cami daha inşaat veya proje aşamasında. Avrupa’nın diğer ülkelerinde de camilerin sayısı giderek artıyor ama bu kadar tehlikeli bir hızla değil. 3,4 milyon göçmen Müslüman’ın (bunların büyük bir çoğunluğu Türkiye’den) yaşadığı Almanya’da İslami “yayılma” görülüyor:</p>
<p>Daha önceleri ticari veya endüstriyel amaçlarla açıldığı iddia edilen bazı örgütler, artık kamusal varlıklarını güvenle savunuyorlar. Diğer yandan, 5 milyon Müslüman’ın yaşadığı Fransa’nın sömürge tarihi nedeniyle İslam kültürüyle çok daha yakın bağları var.</p>
<p>Idriss Elouanali’nin “Yearbook of Mosques” (Yıllık Cami İstatistikleri) kitabına göre 2006 yılında Fransa’da yaklaşık 100 cami ve 1.525 mescit vardı. İngiltere’de ise yirmi yıl önce 400’den az olan camilerin sayısı bugün 1.699’a ulaştı.</p>
<p>Asıl mesele istatistikler değil, sembolizm. Binalar, laikleştirilmiş Batı’yla “irrasyonel” İslamiyet arasındaki muhalefetin sembolleri olarak yorumlanıyorlar. Müslümanlar için özgüven eksikliğinden söz ediliyor. İnsan zihninin tarihi ve teolojik gelişim süreci içerisinde, dindar Batı’nın ilerleyişine göre İslam’ın daha ilkel bir konumda olduğu söylenir.</p>
<p>11 Eylül 2001’den beri medyanın tekrarladığı söylemlerinden biri İslamiyet’in hala aydınlanmadığıdır. Tabi ki bütün bu iddiaların İslam’la bir ilgisi yok. Sadece Batı terimleri arasına “ecnebi” tanımını sokmak ve korkunç yanlış anlaşmaları şiddetlendirmek için gösterilen nafile çabalar bunlar. </p>
<p><img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/13227.jpg" width="490" height="266" /></p>
<p>"1.400 yıllık tarihi boyunca geniş bir alana yayılan İslamiyet, çok farklı insanlar, kültürler ve uluslarla karşılaştı. Karşılaşılan her farklılık bu dine ayırt edici bir özellik kattı. Bunun en iyi örneği İslam mimarisinin Türkler’deki eşsiz gelişimidir:</p>
<p>Özellikle Ayasofya gibi erken dönem Hristiyan dini yapıları, 1453’te Konstantinopolis’in fethinden sonra referans objeleri haline geldi. Mimar Sinan’ın bu yapıları yeniden yorumlamasıyla, cami mimarisi haç biçiminde (cruciform) kubbeli yapılar olarak şekillendi."</p>
<p><img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/13238.jpg" width="511" height="260" /></p>
<p>Bunun gibi bağımsız yorumlar devam etti ve muhtemelen edecek de, çünkü İslam’da cami mimarisi için bağlayıcı herhangi bir bildiri bulunmuyor. Kur'an’da sadece cami içerisinde gösterişli yay biçiminde bir oyukla (mihrap) gösterilen, inananların dua edecekleri yön (kıble) belirlenmiş. Fakat ölçü, şekil, tür veya diğer ölçütler için bir tanım yok.</p>
<p>Cami yapısının bir bütün olarak yorumlanabileceği şekilde, yeni ve farklı düzenlemeler tamamen serbest bırakılmış. İslam’daki örgütsel çeşitlilikler, tasarımdaki çeşitliliklerle ifade ediliyor. Sadece Müslüman milletler arasında değil, çok daha küçük ölçeklerdeki her topluluk arasında cami mimarisinde farklılıklar olması mümkün. Hiçbir cami diğeriyle özdeşleştirilemez, her biri kendi yeterliliklerine göre inşa edilir:</p>
<p>Bodrum katta da olabilir, süpermarketten de dönüştürülebilir, mermer kaplı, kubbeli ya da devasa kolonları olan bir salon da olabilir. Toplulukların sembolik bir karakter olarak da kullanabildikleri bu fenomen İslam mimarisinin ilgi çekici yanını oluşturuyor. </p>
<p><img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/13228.jpg" width="490" height="180" /><br />Şehitlik Camisi (2005)<br />Yer: Berlin, Almanya </p>
<p>Hazırlanan birçok cami projesi arasından ikisi stilleri ve tasarımlarındaki farklılıklarla öne çıkıyor. İspanya, Granada’da 2003 yılında, Kurtuba (Cordoba)’daki Büyük Cami ve el-Hamra’nın temel tasarım ilkelerinden alıntılarla, İber Yarımadası’nın Arap geleneklerine gönderme yapan yeni bir caminin açılışı yapıldı. Yapının tasarımında, geleneklerin bağımsız gelişiminden kaçınılmış.</p>
<p>Fonksiyon programındaki bu tarihi alıntıların, açıkça erken Hristiyanlık dönemi geleneksel tasarımına geri dönüşü amaçladığı anlaşılabiliyor. “Gırnata (Granada) Camisi İslam’ın geleceğe dair mesajlarının enerjisini ve aydınlığını, aynı zamanda Avrupa’nın günümüzdeki konumunu ve Batı dünyasının İslam’la ilişkisini, uyumunu yansıtıyor. Avrupalı Müslümanlar’ın özlemi, günümüzde giderek dünyayı kuşatan, tahammül edilemez ikilemlerin ve adaletsizliğin iyileştirilmesine katkıda bulunmaktır.</p>
<p>İçinde yaşadığımız ve paylaştığımız toplumun bütün insani değerlerine zarar veren, tüketici kapitalist sistemin, pervasız ve doymak bilmeyen gücüne karşı İslam doğal ve uygulanabilir alternatifler öneriyor.” (<a href="http://www.granadamosque.com/" target="_blank">www.granadamosque.com</a> 10 Kasım 2007) Yıllık toplantılara ev sahipliği yaparak, Avrupa İslamiyeti’nin merkezine yerleşen Granada Camisi ve Kur'an Kursu’nun bu durumu yapının amacına da uyuyor. (<a href="http://www.emunion.org/" target="_blank">www.emunion.org</a>)</p>
<p><img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/13226.jpg" width="490" height="342" /></p>
<p>Almanya’da, Münih’in 40 kilometre güneyinde küçük bir şehir olan Penzberg’de yer alan ikinci örnek, Granada’daki camiyle aynı amacı taşıyor: Avrupa İslamiyeti’nin merkezi haline gelmek. Bununla birlikte mimarileri tamamen farklı: Kübik hacim, soyut detaylar, geleneksel biçimlerin eğlenceli yorumu. Bu bina, 1995 yılından beri cemiyetle birlikte olan, 40 yaşlarındaki ünlü Penzberg imamı Makedonyalı Benjamin Idriz olmadan tam olarak anlaşılamaz. Idriz kendisini “açık” bir dinin sözcüsü olarak tanıtıyor. Batı toplumuna “modern” İslam’ı entegre edebilmek için Müslüman olmayanlarla diyalog kurmanın yollarını arıyor. Kusursuz Almanca’sıyla, iletişim kurma yeteneğindeki kendine güveni, terbiyesi ve şüphesiz dindarlığıyla, imam Idriz inanılmaz derecede sempati kazanmış.</p>
<p>Kısa bir süre için, Euro-İslam’ın bir türü burada ortaya çıksa, tam yeri ve zamanı olurdu, üstelik beklentilerin üzerine çıkarak klişeleşmiş “ecnebi” düşmanlığının da üstesinden gelirdi. Ancak Idriz kendi topluluğunun direnciyle karşılaşmış çünkü onun yaptıkları İslam’ın çeşitliliğine uymuyordu: Alman Müslümanlar’ın sözcüsünün bildirisiyle yetkisi parçalanmış ve bazı örgütler kendisini onaylamadıklarını belirtmişler. Daha sonra, köktendinci bir örgüt olarak bilinen Milli Görüş’ün kendisine bağış yaptığı söylendi.</p>
<p>Hikaye, estetik gelişmenin dini içeriğe gösterilen saygıyla, gelişmiş bir pozisyon sembolü olarak algılanamayacağını gösteriyor. Basit bir tefsirin, Euro-İslam’ın ortaya koyduğu karmaşık formlarda adaleti sağlayamadığı anlaşılıyor. Muhtemelen bu, yeni ortaya çıkan mimariye yakından bakıldığında alınabilecek en önemli ders.</p>
<p><img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/13229.jpg" width="240" height="272" /></p>
<p>Esselam Camisi (2008)<br />Yer: Rotterdam, Hollanda</p>
<p>Yeni camilerin çoğu nasılsa, mimarına ve kullanıcısına saygı göstermiyor, Granada örneğinde olduğu gibi. Berlin’de Türkler Osmanlı tarzını tercih ediyor, Rotterdam’da mimarlar Molenaar &#38; van Winden varolan İslami modellerden karma bir tasarım oluşturdular, Avrupa genelinde ise minareler giderek gökyüzüne yükseliyor. Bütün bu yapılar geleneksel yaklaşımın bir sonucu. Adeta kendi ülkelerindeki güvenilirliklerini ortaya koyuyorlar.</p>
<p>Bu yolla Euro-İslam mimarisi, Avrupalı Müslümanlar’ın yurtlarından koptuktan sonra yayılmalarının sembolü haline geliyor. Misafir işçiler olarak geliyorlar, sosyal sınıfların en alt seviyesinde yaşıyorlar ve bulundukları ülkelerdeki dili, kültürü ve dini çok az tanıyorlar. Bu durum ancak Müslümanların 3. ya da 4. nesliyle değişebilir – ki o zaman da mimariye etkisi olacaktır."</p>
<p>Asıl kafa karıştıran konu, Avrupa’da İslam’ın ana din olduğu bölgelerden hangisine giderseniz gidin hepsinde bu durumun aynı olması. Mesela Balkanlar’da geleneksel olmayan cami örneklerinin sayısı sözü edilemeyecek kadar az. Bu durum Türkiye için de geçerli.</p>
<p>Evet böyle diyor Mimar Christian Welzbacher. Bu camiilerin dikkate çeken diğer bir yönü de İslam-Bizans karşılaşmasında kubbeliyi yapıyı içselleştirmesi gibi günümüz Batı şehir tarzıyla da içiçe geçebilmesi. İslam estetiği ve düşüncesinin Batı mimarisiyle oluşturduğu bu yeni mimari taklitçi eski mimarinin yerini yavaş yavaş alıyor.</p>
<p>Bu durumun karşısında ise Türkiye'de inşaa edilen pek çok camiinin içler acısı durumu göz çarpıyor. Gecekondulaşma ve çarpık yapılaşmanın doğurduğu estetikten uzaklık maalesef camilerimize de yansımakta. Bunun yanında İslam kültüründen kopuşu ve salt modernizm taklitçiliğini ifade eden Kemalist mimarinin de ürettiği pek çok camii görüntü kirliliği ve kültür yoksunluğunun anıtları olarak duruyorlar. Bu anıtlara örnek olarak Ankara Etimesgut Camii örnek verilebilir:</p>
<p><img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/13231.jpg" width="500" height="157" /></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[HEYRET,EY TÜRK! (ŞAŞIRTTIN ,EY TÜRK)]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2008/06/23/heyretey-turk-sasirttin-ey-turk/</link>
<pubDate>Mon, 23 Jun 2008 16:09:30 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2008/06/23/heyretey-turk-sasirttin-ey-turk/</guid>
<description><![CDATA[ Nurettin ATMACA / BAKÜ (DHA)  
Türk Milli Takımı&#8217;nın tarihinde ilk defa Avrupa Futbol Ş]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><span class="MG_lnk23 MG_13 MG_i MG_k MG_b" title="" style="margin-left:5px;position:relative;"> Nurettin ATMACA / BAKÜ (DHA)  </span>
<p>Türk Milli Takımı'nın tarihinde ilk defa Avrupa Futbol Şampiyonası'nda yarı finale yükselmesi Azerbaycan basınında günlerdir bayram havası estiriyor.<br />
Azeri gazetelerinde çoşkulu manşetlerle verilen haber ve yorumlar arasında Yeni Müsavat'ın bugünkü sayısında spor yazarı Ervin Mirze'nin "Heyret ,Ey Türk" başlıklı yazısı Azeri Türklerinin duygularını en iyi yansıtanlardan biriydi. Mirze'nin içten ve samimi olarak Azeri Türkçesinin lezzetli sözcükleriyle kaleme aldığı köşe yazısı aynen şöyle;</p>
<p><strong>HEYRET,EY TÜRK! (ŞAŞIRTTIN ,EY TÜRK)</strong></p>
<p> <!--more-->
<p>Bir defasında Türkiye'nin bir nömreli idman neşri "Fanatik" Dergisi dünyanın en güçlü futbolcularından olan C. Ronalda'ya böyle bir sual vermişti:<br />
Eğer Türkiye kulüplerinden davet gelse,gidersen mi?<br />
Ronaldo ise, idmancı centilmenliyine yaraşmayan tarzda özünden razı şekilde bele cevap vermişti:<br />
---Men,Türkiye adlı devleti tanımıram...<br />
......Heee,tanıdın mı Ronaldo?</p>
<p>***</p>
<p>....Avrupa Çempiyonatının stantından bir neçe gün evvel<br />
Dünyanın en büyük bukmekır kontorlarından(bahis şirketlerinden)<br />
"Vilyam Holl"öz değerlendirmelerini açıklamışdı.Hemin vakit<br />
Ünlü futbol bahisçisi Türkiye'ye,Avstriya ve Rusiya ile birlikte<br />
En aşağı şansı vermişti.Ay ulduzluların hatta gruptan çıkacağı bile<br />
Sual altına alınmıştı.<br />
....Ne geder sehv(yanlış) edip,ne geder pul itirdiğinizin<br />
Farkındasızmı,cenap şirket sahipleri....</p>
<p>***</p>
<p>....."Türkiye'nin yakın 20 yılda Avrupa Birliyinin üzvü(üyesi)<br />
Olması hayaldir"Türkiye'yi kurumda görmek istemeyen bazı<br />
Avrupa devletlerinin başçiları,parlamentarları bele düşünürler.<br />
Hayal,gerçekleşiyor,cenaplar,Türkiye artık Avrupa'dadır.<br />
Birbir sıradan çıkardıkları da, öyle Avrupa Birliyinin üzvü olan<br />
Devletlerin yığmalarıdır(milli takımlarıdır),İsviçre,Çekiya,<br />
Xorvatiya.<br />
Növbe ise,Almaniyanındır.</p>
<p>***</p>
<p>Öten defa yazmıştık,yene tekrar edirik,Elahazret(Allah varki) futbolu,bize esrarengiz bir temaşa(gösteri) seyrettiren futbolcuları<br />
kati şekilde siyasete katmak istemezdik.Viyana kapılarına geder<br />
gedip çıkmış şanlı ,muzaffer Osmanlı Ordusunu da hatırlatmak fikrinde deyilik.<br />
Amma,neyleyek,dünen gece Türkler Viyana'yı feth ettiler axı!<br />
Onlar bir daha sübut(ispat) etdiler axı,Türk Ruhu olan yerde ne<br />
Avrupa,ne Xorvatiya.<br />
Ve ne de Almaniya...<br />
Bunu da göreceyik inşallah,üç günden sonra.</p>
<p>***</p>
<p>Dünen muhtelif internet sitelerinde Türkiye-Xorvatiya<br />
Oyunu ile bağlı azerkeşlerin(taraftarların)şerhlerine göz gezdirdim.<br />
Rusya'nın Kazan Vilayetinden bir Tatar balası belece de yazmışdı:<br />
"Vstante,mı idyom"(Qalkın ayağa,biz gelirik!)<br />
Adını yazmamıştı.Eşşi neye lazım ki?Adımız Türk,hamımız Türk,<br />
Hamımız Arda,Rüştü,Şentürk!<br />
He,sağol,Şentürk.Türk dünyasına (ŞEN) bayram getirdiyine<br />
Göre.<br />
Teşekkürler,imperator Fateh...<br />
Heyret,Ey Türk!</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gülben Ergen - Avrupa - Milli Takıma destek şarkısı]]></title>
<link>http://jonturkler.wordpress.com/?p=193</link>
<pubDate>Sat, 21 Jun 2008 18:55:08 +0000</pubDate>
<dc:creator>jonturkler</dc:creator>
<guid>http://jonturkler.wordpress.com/?p=193</guid>
<description><![CDATA[Şarkıcı Gülben Ergen, Milli Takım’a EURO 2008 yolunda destek şarksısı düzenledi.

‘Avru]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Şarkıcı Gülben Ergen, Milli Takım’a EURO 2008 yolunda destek şarksısı düzenledi.</p>
<p>[dailymotion id=x5jgta&#38;related=1]<br />
‘Avrupa-Milli Takım’a destek’ şarkısının düzenlemesini Taşkın Sabah gerçekleştirdi. Nakarat kısımlarında Gülben Ergen’e rap düeti ile Ege Çubukçu eşlik ederken şarkının klibi Nihat Odabaşı yönetmenliğinde çekildi.<br />
İşte o şarkı:</p>
<p>“Avrupa”</p>
<p>Yaz haydi yaz<br />
Yaz futbolun tarihini<br />
Kupaya giden bu yollarda<br />
İnlet yerleri gökleri<br />
Gol haydi gol gol gol!<br />
Türkiye’m göster kendini<br />
Tek yürek olduk yanındayız<br />
Durma coştur gönülleri</p>
<p>Rap: İmkansız gelen zaferlerle doğdu içimizdeki tek bir aşk<br />
İnançla kazanılacak zaferlerde mutluluktan akacak her bir yaş<br />
Helal olsun feda olsun kupalar ay-yıldıza yar olsun var olsun 90 dakika. Bütün sahalar Avrupa’ya dar olsun</p>
<p>Avrupa duyacak Türklerin ayak seslerini<br />
Herkesler soracak büyük şampiyonun ismini<br />
Avrupa dikecek bizim gibilerin heykelini<br />
Bütün dünya görecek Türkiye’nin gollerini..</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dünya Basınından TÜRKİYE!!]]></title>
<link>http://bbuurraakk.wordpress.com/?p=149</link>
<pubDate>Sat, 21 Jun 2008 12:57:28 +0000</pubDate>
<dc:creator>bbuurraakk</dc:creator>
<guid>http://bbuurraakk.wordpress.com/?p=149</guid>
<description><![CDATA[INDEPENDENT
Kendi ülkeleri dışında çok az tanınan oyunculardan oluşan Türk takımı 2002 Dü]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>INDEPENDENT</strong><br />
Kendi ülkeleri dışında çok az tanınan oyunculardan oluşan Türk takımı 2002 Dünya Kupasında yaptıkları gibi takımlarını başka bir yarı finale taşıdılar.</p>
<p style="text-align:center;"><img class="aligncenter" src="http://www9.gazetevatan.com/newpics/news/210620081339319913376_2.jpg" alt="Milli Takım" /></p>
<p><strong>GUARDIAN</strong><br />
Şimdi Fatih Terim’in takımı, yarı finalde hiçbir şeyden ve hiç kimseden korkmaya gerek duymadan Almanya ile karşılaşacak.</p>
<p><strong>DAILY TELEGRAPH</strong><br />
Türkiye final grup maçında Çek cumhuriyeti ile oynadığı karşılaşmadan daha hayret verici şartlarda kazandı.</p>
<p><strong>TIMES</strong><br />
Hiç bir takım bu skordan maçı çeviremezdi. Ve Türkiye haricinde hiç bir takım bu turnuvada bir takım değil, fenomen ve doğa gücü.<br />
<strong><br />
NEW YORK TIMES</strong><br />
Nefes kesici Euro 2008 çeyrek finali 1-1 bittikten sonra Türkiye, Hırvatistan’ı penaltılarda yenmeden önce dramatik bir biçimde uzatmaların son dakikasında attığı golle durumu eşitledi.<br />
<strong><br />
WASHINGTON POST</strong></p>
<p>Türkler Avrupa Şampiyonasında bir yiğitlik dersi vererek, 1-1 lik skorla bitten uzatmalardan sonra yarı finale 3-1lik penaltı sonucuyla ulaştılar.</p>
<p><strong>LOS ANGELES TIMES</strong><br />
Türkiye Hırvatları 3-1 lik penaltı atışları sonucuyla yenerek 2008 Avrupa Şampiyonasında şaşırtıcı ve inanılmaz biçimde yoluna devam etti.<br />
<strong><span style="color:#000000;">UEFA:</span></strong> Biliç’in valsi hüzünle sonlandı</p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>ESPN:</strong></span> Viyana kuşatması tamamlandı.</p>
<p><strong><span style="color:#000000;">FIFA</span></strong><span style="color:#000000;"><strong>:</strong></span> Türkler yine son nefeste vurdu</p>
<p><strong>İsveç TV4:</strong> Bu Türkler kaç canlı!</p>
<p><strong>Skysport:</strong> Türk lokumu...</p>
<p><strong>AFP:</strong> Geri dönüşün kralları yarı finalde.</p>
<p><strong>YAHOO: </strong>Sindirella koşusu</p>
<p><strong>Javno:</strong> Türkler bizi acımasızca cezalandırdı.</p>
<p><strong>Jutarnji:</strong> Türkiye, Viyana’yı salladı.</p>
<p><strong>Vecernji:</strong> Bir dakikada şok yaşadık</p>
<p><strong>Bild: </strong>Penaltı cinayeti, Türkler devam etti!</p>
<p><strong>Spiegel: </strong>Penaltıların kararı: Türkiye yarı finalde Almanya’nın rakibi..</p>
<p><strong><em>İşte Avrupa basınından diğer başlıklar</em></strong>:</p>
<p><strong><span style="color:#000000;">AS:</span></strong> İnanç Türkler’i yarı finale taşıdı.</p>
<p><strong>Elmundo:</strong> Pes etmeyen Türkler yarı finalde</p>
<p><strong>Sport</strong>: Türkiye Hitchcock filmi gibi.</p>
<p><strong>Setanta:</strong> Türkler çılgın senaryonun ardından tarih yazdı.. Kupaya doğru koşuyorlar..</p>
<p><strong>La Repubblica:</strong> Türk mucizesi, Hırvatlar eve döndü. Bu Türkler’i anlamak imkansız..</p>
<p><strong>La Gazetta</strong>: Masalsı Türkiye penaltılarla...</p>
<p><strong>Corriere</strong>: Bir başka Türk mucizesi: Hırvatistan nakavt. Böyle bir seri hiç görülmedi..</p>
<p><strong>France Football</strong>: Hayret verici Türkiye</p>
<p><strong><span style="color:#000000;">Marca:</span></strong> Başka bir inanılmaz son. Yine becerdiler..</p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>L’equipe:</strong></span> Yeni bir Türk mucizesi</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Nuri Demirağ]]></title>
<link>http://kimkimdirkim.wordpress.com/2008/06/18/nuri-demirag/</link>
<pubDate>Wed, 18 Jun 2008 21:35:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>kimkimdirkim</dc:creator>
<guid>http://kimkimdirkim.wordpress.com/2008/06/18/nuri-demirag/</guid>
<description><![CDATA[Nuri Demirağ 			 			 			 		 		 		 				 			    	 	 	 		  		 
( 1886 - 1957 )
Turkiye Cumhuriyeti dem]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Nuri Demirağ 			 			 			 		 		 		 				 			    	 	 	 		  		 </p>
<p>( 1886 - 1957 )</p>
<p>Turkiye Cumhuriyeti demiryollari insaatinin ilk muteahhitlerinden ve cumhuriyet devrinin ilk sayili milyonerlerinden, kardesi Abdurrahman Naci Demirag ile birlikte servetlerini Turkiye'nin sanayi kalkinmasinda buyuk islere yatirmis ve is hayatinin yaninda genis olcude hayirsever insan olarak tanininmis bir kisi.<br />
1886 yilinda Sivas'in Divrigi kasabasinda dogdu. Bu kasabanin esrafindan Muhurdarzade Omer Bey'in ogludur, annesinin adi Ayse Hanimdir. Babasini henuz uc yasinda iken kaybetmis, annesinin himaye ve tesvik kanadi altinda otodidakt olarak yetismistir. Rusdiye tahsilini memleketinde yapmis ve ayni rusdiyeye muallim tayin edilmis, Ziraat Bankasinin actigi bir musabaka imtihanini kazanarak, bu bankanin once Kangal, sonra Kockiri subelerinde calismistir. Maliye Bakanliginin actigi bir imtihanida kazanarak, bankaciliktan maliye hizmetine gecmis, Istanbul'a gelerek Maliye'nin her kademesinde seckin bir memur olarak calismis ve 1918-1919 arasinda 32-33 yaslarinda iken Maliye Mufettisi olmustur. Divrigi ile alakasini kesmeyerek, Istanbul'da Besiktas'a yerlesmistir.<br />
Kendi kaydina gore 56 altin (252 kagit lira) birikmis parasi ile sigara kagitciligina baslamis ve -Turk Zaferi- adini verdigi bir sigara kagidi cikarmistir. O aci ve karanlik gunlerde - Turk Zaferi Sigara Kagidi- fevkalade ragbet gormus, o zamanki soyadi ile Muhurdarzade Nuri Bey'e hayli para kazandirmis, 252 lirasi uc sene icinde 84 000 lira olmustur. Daha sonra, Cumhuriyet hukumeti'nin Turkiye Demiryollari ve soseleri ile basladigi buyuk imar isini benimseyerek, devlete en uygun tekliflerle muteahhitlik hayatina atilmistir.(1)<br />
-Ilk Turk Demiryolu Muteahhidi, ilk kazmayi vurdugu yerden itibaren azminin ve imanin butun kuvvetiyle ilerlemeye ve butun gectigi yerleri, demir aglarla ormeye basladi.- Fakat Nuri Bey'in muvaffakiyeti, Samsun'dan Erzurum'a kadar gectigi yerleri demir aglarla ormekten ibaret kalmadi. O buyuk iddiasinin tahakkukunu calisti.Samsun'dan baslayan ilk tahakkukuna muteaakip (Fevzipasa-Diyarbakir) (Afyon-Antalya) (Sivas-Erzurum) (Irmak-Filyos) hatlarinda 1012 kilometrelik demiryolu yaparken, diger buyuk insaat islerine de atildi. Bursa'da Sumberbak'in Merinos, Karabuk'te Demir ve Celik,</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Aziz Meker ( 1877)- (1941)]]></title>
<link>http://kimkimdirkim.wordpress.com/2008/06/17/aziz-meker-1877-1941/</link>
<pubDate>Tue, 17 Jun 2008 21:35:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>kimkimdirkim</dc:creator>
<guid>http://kimkimdirkim.wordpress.com/2008/06/17/aziz-meker-1877-1941/</guid>
<description><![CDATA[     Aziz Meker ( 1877)- (1941)       
Bilim ve toplum adamı, diplomat ve yazar. 1877 yılında Kaf]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>     Aziz Meker ( 1877)- (1941)       </p>
<p>Bilim ve toplum adamı, diplomat ve yazar. 1877 yılında Kafkasya'da, bugünkü Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti'nin sınırları içinde bulunan Biberdkuace köyünde doğdu. Anadili Abazaca ve Adıgeceydi. Köyünde ve Batalpaşinsk (Çerkesk) kasabasında öğrenim gördü. Ailesinin Türkiye'ye hicret ederek Eskişehir yöresinde yerleşmesi üzerine öğrenimini İstanbul'da sürdürdü. Daha sonra Fransa'ya gönderilerek Tarım konusunda yüksek öğrenim gördü. İstanbul'da Halkalı Ziraat Okulu'nda öğretmenlik yaptı (1907).</p>
<p>Kafkas sürgünleri tarafından oluşturulan ve başka yerlerde de şubeler açan -Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti-, -Şimali Kafkas Cemiyeti-, -Kafkasya İstiklal Komitesi-, -Türkiye'de Kuzey Kafkasya Siyasi Göçmenleri Komitesi- gibi örgütlerde aktif görevler üstlendi. İdeal arkadaşlarından Hüseyin Tosun (Vubıh) Beyle birlikte -Köylü Bilgi Cemiyeti-nin de kurucu ve yöneticileri arasında yer aldı (1914) ve bu derneğin yayınlarında rol oynadı. Tüm bu derneklerde konferanslar verdi, broşürler yayınladı.</p>
<p>Birinci Dünya Savaşı sırasında Mareşal Fuad Paşa'nın başkanlığındaki bir Kafkas delegasyonuna dahil olarak Viyana, Berlin, Lozan vb. Avrupa merkezlerinde Kafkasya bağımsızlık davası lehinde görüşmelere katıldı. Bu konuda broşürler ve çeşitli dergi ve gazetelerde yazılar yayınladı. Çeşitli devlet adamlarıyla, Cenevre'de sürgünde yaşamakta olan V. İ. Lenin'le görüştü. Mütareke döneminde yine İsmail Hakkı Berkok, Mustafa Butbay vb. kişilerin de yer aldığı bir kurul içinde Kafkasya'ya gönderilerek Dağıstan-Çeçenistan yörelerinde Kafkasya bağımsızlığı lehinde siyasi çalışmalar yaptı (1920).</p>
<p>Türkiye'ye dönüşünde Anadolu'daki kurtuluş hareketine katıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Sovyet Rusya'ya gönderilen elçilik kurulunda Başkatip olarak görevlendirildi. Moskova'da Lenin, Çiçerin, Stalin ve diğer Sovyet devlet adamlarıyla yapılan politik görüşmelere katıldı (1922). Aynı kurulda görevli bulunan Mehmed Fuad Carım, Tahsin Rüştü ve diğer Kafkasyalı arkadaşlarıyla birlikte, bağımsız bir Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti'nin kurulması ve sürdürülmesi yolundaki çabalara destek verdi. 1923 yılında Ankara'ya dönerek Ziraat Okulu'nda (Fakülte) profesör ve öğretim üyesi, Ziraat Enstitüsü'nde başkanlık, Tarım Bakanlığı'nda müsteşarlık görevlerinde bulundu. Adigece, Abhaz-Abazaca ve Türkçe'den başka Rusça, Fransızca ve Almanca'yı da iyi biliyordu. 1941 yılında Ankara'da öldü.</p>
<p>Profesör Aziz Meker'in, İstanbul'da, İsviçre, Almanya ve başka Avrupa ülkelerinde çıkan birçok gazetede Kafkasya'yı tanıtan ve Kafkas bağımsızlığını savunan makaleleri yayınlanmıştır. Tarım konusundaki eserleri ve bilimsel makalelerinden başka Kafkasya konusunda çeşitli dillerde yayınlanmış broşürleri de bulunmaktadır: -Kafkasya'nın Ahval-i İçtimaiye ve İktisadiyesine Dair Konferans- (İstanbul 1918), -Les Russes en Circassie, 1760-1864- (Ruslar Çerkesya'da 1760-1864, Fransızca, Berne 1919)</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gerhard Schröder, 7 Nisan 1944'de Mossendorf'da Doğdu. 1966 İle 1971 Arasında Göt]]></title>
<link>http://kimkimdirkim.wordpress.com/2008/06/16/gerhard-schroder-7-nisan-1944de-mossendorfda-dogdu-1966-ile-1971-arasinda-got/</link>
<pubDate>Mon, 16 Jun 2008 21:35:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>kimkimdirkim</dc:creator>
<guid>http://kimkimdirkim.wordpress.com/2008/06/16/gerhard-schroder-7-nisan-1944de-mossendorfda-dogdu-1966-ile-1971-arasinda-got/</guid>
<description><![CDATA[
Gerhard Schröder, 7 Nisan 1944&#8242;de Mossendorf&#8217;da doğdu. 1966 ile 1971 arasında Götti]]></description>
<content:encoded><![CDATA[
<p>Gerhard Schröder, 7 Nisan 1944'de Mossendorf'da doğdu. 1966 ile 1971 arasında Göttingen Üniversitesi'nde Hukuk okuyan Schröder, 1978'de ilk avukatlık bürosunu açtı. Sosyalist görüşe sahip Schröder politika hayatına 1963'te Almanya Sosyal Demokrat Partisi'ne (SPD) katılarak başladı. 1978-80 yılları arasında SPD gençlik örgütü JUSO'da iki dönem Genel Başkanlık görevini yürüttü. 1986'da Parti Yönetim Kurulu üyesi olan Schröder, 1986 - 1990 yılları arasında Bonn'da federal parlamentoda bir dönem milletvekilliği yaptı. </p>
<p>1990 yılında eyalet seçimlerini kazanarak Aşağı Saksonya eyaletinin başkanı oldu. 1998 Martında yapılan Aşağı Saksonya seçiminde, SPD yüzde 48 oranında oyla çok iyi bir sonuç alınca, parti Yönetim Kurulu Schröder'i hemen genel seçimler için Başbakan adayı ilan etti. Schröder partiyi 1982'den beri başbakan olan Helmut Kohl ve Hıristiyan Demokrat Partisi karşında büyük bir zafere taşıdı ve Yeşiller ile koalisyon hükümeti kurmuştur. </p>
<p>Kendisinden önce ilk planda tutulan Avrupa Birliği ve NATO ağırlıklı dış politikaları ikinci plana atarken, Rusya ve Almanya ilişkilerini geliştirmeye önem verdi. Ayrıca BM'nin Afganistan operasyonuna destek vererek koalisyondaki Yeşiller Partisinin tepkisini çekti. 2002 seçimlerinde Yeşillerin desteğine daha çok ihtiyaç duyan Schröder, seçim kampanyası sırasında Irak'a düzenlenecek bir askeri operasyonda Almanya'nın yer almasını red ederek trans-Atlantik ilişkilerinin tekrar gözden geçirilmesi ve geleceği ile ilgili tartışmaların alevlenmesine yol açtı. Amerika'nın Irak'ı işgaline kadar varacak herhangi bir kuvvet kullanımına şiddetle karşı çıktı. Almanya'daki Türklerin desteğine sahip olan Schröder, Türkiye'yi uluslararası arenada destekler bir tavır sergilemekte ve Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği sürecinin savunucularından biri olarak dikkat çekmektedir. </p>
<p>Son zamanlarda ülkede büyüme göstermeyen ekonomi, sağlık ve sosyal hizmetlerinin artık kaldıramayacak duruma gelmesi, devlet harcamalarının sınırlandırılmasını içeren yeni reformların çıkarılması gibi sıkıntılar dolayısıyla halk desteğinde azalma yaşayan Schröder'in siyasi gücü azalmıştır. 6 Şubat 2004'te parti başkanlığından istifa eden Schröder şansölyelik görevine devam etmektedir.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hüseyinzade Ali Bey ( 1862)]]></title>
<link>http://kimkimdirkim.wordpress.com/2008/06/16/huseyinzade-ali-bey-1862/</link>
<pubDate>Mon, 16 Jun 2008 21:35:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>kimkimdirkim</dc:creator>
<guid>http://kimkimdirkim.wordpress.com/2008/06/16/huseyinzade-ali-bey-1862/</guid>
<description><![CDATA[Hüseyinzade Ali Bey  ( 1862) 			 			 			 		 		 		 				 			    	 	 	 		  		 (1864 - ? ) -Bir millet ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hüseyinzade Ali Bey  ( 1862) 			 			 			 		 		 		 				 			    	 	 	 		  		 (1864 - ? ) -Bir millet için her şeyden önce arzu edilecek şey, kuvvettir. Bir milletin kuvvet kazanması, homojen unsurları arasında manevi bağın artmasına bağlıdır. Özellikle karşılıklı sevginin artmasına çalışılmalıdır. Mesele birbirimizi tanımak, sevmek, medenileşmek yolunda birbirimize yardım etmek meselesidir...-</p>
<p>Türkçülüğe dil, edebiyat ve siyasî alanda hizmet veren Ali Bey, 1864'de Bakü'nün Salyan kasabasında doğmuştur. Eğitimine Tiflis Müslüman mektebinde başlamış, Tiflis Rum okulunda ve Petersburg Tabiî İlimler Fakültesinde 1889'da tamamlamıştır. Rusya'dan Türkiye'ye gelmiş, askerî tıbbiyeye kayıt olmuştur. Tiflis'te Mirza Feth Ali Ahundzade'nin sohbetlerine katılmış ve Türkiye'ye Türkçülüğe ilgi duymaya başlamıştır. İstanbul'daki tıbbiye medresesinde batı ilim, fikir ve edebiyatını tanıtmakta profesörlerinden fazla hizmet etmiştir. Milliyetçiliğe asıl hizmeti Azerbaycan'a dönünce başlamıştır. Tıbbiyeden sonra Osmanlı-Yunan savaşına askeri tabip yüzbaşısı olarak katılmış, 1900'de Askeri Tıbbiye mektebine cilt ve frengi hastalıkları öğretmen yardımcısı görevine getirilmiştir. Bu görevi sırasında Azerbaycan'a dönmüştür. Rusya'da ilk günlük Türkçe gazete olan -Hayat-ın kurucularından biridir. İki yıl bu gazetenin başyazarlığını ve müdürlüğünü yapmıştır. Gazete kapandıktan sonra -Füzuyat- adlı bir dergide yine müdürlük ve başyazarlık yapmıştır.</p>
<p>Fikirleri ve kişiliği: Hüseyinzade Ali Beyin fikirlerini net olarak görebileceğimiz eserleri makaleleridir. -Hayat- gazetesinde yayımlanan makalelerinde Türklerin ırk ve dilleri üzerindeki incelemelerini, Türklerin büyük bir birlik oluşturduklarını açıklamaktadır. Ayrıca -Bize çağdaş ilimler lazımdır- der ve -Türkleşmek, İslâmlaşmak, Avrupalılaşmak- gerektiğini savunur. Bu ilke bütün Türkler içinde benimsenmiş ve Meşrutiyetten sonra, Gökalp tarafından da Türkiye'de ele alınmıştır. -Füzuyat- dergisindeki bütün yazılarında Türkçü olduğunu ortaya koymuştur. Bütün Türkler içinde edebi dil olarak Osmanlı Türkçesinin kullanılması gerektiğini savunmuş, bunu eserleriyle uygulamaya çalışmıştır. Kafkaslar'da Türkler içinde düşmanlığa yol açan mezhep (Sünnî-Şiî) tartışmasıyla ortaya çıkan İraniliğe ve son zamanlarda çıkan Ruslaştırma politikasına karşı, Türk milliyetçiliğinin savunulmasına ve geliştirilmesine hizmet etmiştir. Merkez Osmanlı olmak üzere, Türk milliyetçiliğini, Türkçülüğü hatta Panturanizmi savunmuştur.</p>
<p>Eserleri:<br />
Siyaset-i Fürüset; 1908'den önce -İrşad-, -Terakki- ve -Hakikat- gazetelerinde yayımlanan geniş kapsamlı ve hiciv dolu bir eserdir. -Olivver Swift- ile -Doroşevch-in Kazak atlarına ait bir kitabından etkilenerek yazılan bu eser, bütün doğu tarihinin çözümlenmemiş problemlerini ele almıştır. -Hayat- ve -Futuhat- dergileri ile Türk gazetesinde makaleleri yayımlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gülben Ergen - Milli Takıma Destek]]></title>
<link>http://varlos.wordpress.com/2008/06/16/gulben-ergen-milli-takima-destek/</link>
<pubDate>Mon, 16 Jun 2008 20:55:02 +0000</pubDate>
<dc:creator>varlos</dc:creator>
<guid>http://varlos.wordpress.com/2008/06/16/gulben-ergen-milli-takima-destek/</guid>
<description><![CDATA[
Gülben Ergen - Milli Takıma Destek
Video sent by hakan27
Şarkıcı Gülben Ergen, Milli Takım]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>[dailymotion id=x5iwx8]</p>
<p><a href="http://www.dailymotion.com/video/x5iwx8_gulben-ergen-milli-takma-destek_music">Gülben Ergen - Milli Takıma Destek</a><br />
Video sent by <a href="http://www.dailymotion.com/hakan27">hakan27</a></p>
<p>Şarkıcı Gülben Ergen, Milli Takım’a EURO 2008 yolunda destek şarksısı düzenledi.</p>
<p>‘Avrupa-Milli Takım’a destek’ şarkısının düzenlemesini Taşkın Sabah gerçekleştirdi. Nakarat kısımlarında Gülben Ergen’e rap düeti ile Ege Çubukçu eşlik ederken şarkının klibi Nihat Odabaşı yönetmenliğinde çekildi.<br />
İşte o şarkı:</p>
<p>“Avrupa”</p>
<p>Yaz haydi yaz<br />
Yaz futbolun tarihini<br />
Kupaya giden bu yollarda<br />
İnlet yerleri gökleri<br />
Gol haydi gol gol gol!<br />
Türkiye’m göster kendini<br />
Tek yürek olduk yanındayız<br />
Durma coştur gönülleri</p>
<p>Rap: İmkansız gelen zaferlerle doğdu içimizdeki tek bir aşk<br />
İnançla kazanılacak zaferlerde mutluluktan akacak her bir yaş<br />
Helal olsun feda olsun kupalar ay-yıldıza yar olsun var olsun 90 dakika. Bütün sahalar Avrupa’ya dar olsun</p>
<p>Avrupa duyacak Türklerin ayak seslerini<br />
Herkesler soracak büyük şampiyonun ismini<br />
Avrupa dikecek bizim gibilerin heykelini<br />
Bütün dünya görecek Türkiye’nin gollerini..</p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
