<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>begendigim-yazilar &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/begendigim-yazilar/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "begendigim-yazilar"</description>
	<pubDate>Mon, 07 Jul 2008 11:59:59 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[MEVLANA HZ.lerinden Mutlu Yaşam Öğüdü]]></title>
<link>http://whitelinem.wordpress.com/?p=28</link>
<pubDate>Thu, 29 May 2008 19:26:08 +0000</pubDate>
<dc:creator>WhitelinE</dc:creator>
<guid>http://whitelinem.wordpress.com/?p=28</guid>
<description><![CDATA[
Ey Oğul!
Eğer daima cennette olmak istersen,herkesle dost ol,

hiçkimsenin kinini yüreğinde tu]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img159.imageshack.us/img159/6992/mevlanacl2.jpg" alt="" width="457" height="640" /></p>
<h3>Ey Oğul!</p>
<p>Eğer daima cennette olmak istersen,herkesle dost ol,</h3>
<h3>
hiçkimsenin kinini yüreğinde tutma!</p>
<p>Merhem ve mum gibi ol ! İğne gibi olma!</p>
<p>Eğer hiç kimseden sana kötülük gelemsini istemiyorsan;</p>
<p>kötü söyleyici, kötü öğretici, kötü düşünceli olma!</p>
<p>Çünkü bir adamı dostlukla anarsan,</p>
<p>daima sevinç içinde olursun.</p>
<p>İşte o sevinç cennetin ta kendisidir.</p>
<p>Eğer bir kimseyi düşmanlıkla anarsan,</p>
<p>daima üzüntü içinde olursun.</h3>
<h3>İşte bu dert de cehennemin ta kendisidir.</p>
<p>Dostlarını andığın vakit gönül bahçen çiçek açar,</h3>
<h3>
<p> gül ve fesleğenlerle dolar.</p>
<p>Düşmanları andığın vakit,</h3>
<h3>gönül bahçen dikenler ve yılanlarla dolar ;</p>
<p>canın sıkılır, içine pejmürdelik dolar.</h3>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Mutlu Olmak İçin Beklemek]]></title>
<link>http://whitelinem.wordpress.com/?p=23</link>
<pubDate>Sat, 17 May 2008 13:02:07 +0000</pubDate>
<dc:creator>WhitelinE</dc:creator>
<guid>http://whitelinem.wordpress.com/?p=23</guid>
<description><![CDATA[- Kusursuz olmaya çalışma. Unutma ki dünyada hiçbir şey mükemmel ve kusursuz değil.
- Sevg]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#ffffff;">- Kusursuz olmaya çalışma. Unutma ki dünyada hiçbir şey mükemmel ve kusursuz değil.</p>
<p>- Sevgi kapasiteni geliştir. Tabii önce insanları sevmen gerekiyor. İşe kendini başkalarının yerine koyup onların sıkıntılarına ortak olarak başlayabilirsin.<br />
</span><br />
<span style="color:#ffffff;">- İyilik yap, denize at. Yaptığın iyilik karşısında takdir edilmeyi isteyebilirsin ama yaptığın iyiliği kendine sakladığında daha çok mutlu olacağından emin ol!<br />
</span><br />
<span style="color:#ffffff;"> -Anı yaşamayı öğren! Geçmişteki sorunlarının veya geleceğe yönelik endişelerinin şu anki yaşamını etkilemesine izin vermemelisin.<br />
</span><br />
<span style="color:#ffffff;">- Öğrenmeye açık ol. Senin dışında herkesin çok bilgili olduğunu düşün.Yaşamında bulunan her şeyin sana öğretecek bir çok şeyi olduğunu unutma!<br />
</span><br />
<span style="color:#ffffff;">- Sabır geliştirme egzersizleri yap! Eğer sabırlı olmazsan, sıkıcı gelebilir.<br />
</span><br />
<span style="color:#ffffff;">-Elini uzat! Kırıldığın ya da küstüğün zamanlarda ilk adımı hep karşıdan mı beklersin? Unutma ki, haklı olmak mutlu olmaktan önemli değildir.<br />
</span><br />
<span style="color:#ffffff;">- Gerçekleri kabul et.Şikayet etmek ve kendini ve çevrendekileri üzmek yerine gerçekleri olduğu gibi kabul etmeyi dene.<br />
</span><br />
<span style="color:#ffffff;">-Yazmayı unutma!günlük tutuyorsan ne ala! Ama tutmuyorsan haftada bir kere olsun kalemi kağıdı eline alarak ya da bilgisayar başına geçerek birisine mektup yazabilirsin.<br />
</span><br />
<span style="color:#ffffff;">-Bırak biraz canın sıkılsın! Sürekli bir yerlere koşuşturmaktan yorulan bedenimizin yanı sıra beynimizin de biraz tembelliğe ihtiyacı var.<br />
</span><br />
<span style="color:#ffffff;">-Zihninde özel bir bölüm aç.Yapman gereken tek şey sorunları, farklı seçenekleri ve farklı çözümleri beyinin bu kısmına yüklemek ve gerisini ona bırakmak.<br />
</span><br />
<span style="color:#ffffff;">- Kendine ’sessiz zaman’ ayır. Mutlaka seninde herkesten ve her şeyden uzak kalmak istediğin anlar oluyordur. Bu zamanlar kendi sesini duymanı sağlayacak ve içini huzurla kaplayacak.<br />
</span><br />
<span style="color:#ffffff;">-Önce karşındakini anlamaya çalış. Eğer çevrendekilerle doğru iletişim kurmak istiyorsan, önce karşındakileri anlamaya çalışmalısın.<br />
</span><br />
<span style="color:#ffffff;">- Alçakgönüllü olmaya çalış. Kendini başkalarına kanıtlamak için ne kadar az çaba harcarsan içindeki huzur o kadar artar.<br />
</span><br />
<span style="color:#ffffff;">-Eleştirileri kabul et.! Ufak bir eleştiride bile saldırıya geçmek yerine eleştirileri kabul etmeyi denersen, kendini daha iyi hissedebilirsin.<br />
</span><br />
<span style="color:#ffffff;">-Gevşe. Rahatlamış insanlar çok başarılı olurlar, çünkü böyle bir durumdan sonra üreticilikleri de artar.<br />
</span><br />
<span style="color:#ffffff;">-Parçalara bölünme. Aynı anda kaç iş yapabilirsin? Tek bir işe odaklanmaya ne dersin?<br />
</span></p>
<p><span style="color:#ffffff;">- Planlarında esnek ol! Planların gerçekleşmediğinde hayal kırıklığına düşmek yerine planlarında değişiklikler yapmayı denersen daha huzurlu olabilirsin.<br />
</span><br />
<span style="color:#ffffff;">- Mutlu olmaya çalış. Ne zaman mutlu olacaksın? Okulun bittiğinde mi? İşe girdiğinde mi? Mutluluğu bekleme ve erteleme.</span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gönüle Hitap...]]></title>
<link>http://whitelinem.wordpress.com/?p=19</link>
<pubDate>Fri, 09 May 2008 17:17:28 +0000</pubDate>
<dc:creator>WhitelinE</dc:creator>
<guid>http://whitelinem.wordpress.com/?p=19</guid>
<description><![CDATA[Bir yere ağırlık yapıp yapmadığınızı, sizi sevip sevmediğini
kalbinize bakıp öğreneceks]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<h3>Bir yere ağırlık yapıp yapmadığınızı, sizi sevip sevmediğini</h3>
<h3>kalbinize bakıp öğreneceksiniz.</h3>
<h3>Ona karşı bir muhabbetiniz varsa, o size geldiği zaman</h3>
<h3> bir hoşnutluk hissediyorsanız,</h3>
<h3>o da sizden hoşlanıyor ve sizi seviyor demektir.</h3>
<h3> </h3>
<h3>***</h3>
<h3>Mahpus odur ki, ruhu esir olmuştur.Hakk ile olan zindanda</h3>
<h3>dahi olsa,mahpus ve yalnız değildir.</h3>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[5 Kolay Adımla Mükemmel İlişkileriniz Olsun :)]]></title>
<link>http://whitelinem.wordpress.com/?p=16</link>
<pubDate>Sat, 03 May 2008 18:41:22 +0000</pubDate>
<dc:creator>WhitelinE</dc:creator>
<guid>http://whitelinem.wordpress.com/?p=16</guid>
<description><![CDATA[Güzel bir ilişkinin baş köşelerini tutan, beş kolay iş…
Neden yap(a)mayasınız?
1. Dinle!
]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:8.5pt;color:red;font-family:Verdana;"><span style="color:#cc99ff;">Güzel bir ilişkinin baş köşelerini tutan, beş kolay iş…<br />
Neden yap(a)mayasınız?</p>
<p>1. Dinle!</p>
<p>Sevdiklerimize iyilik etmek için, elimizden geleni yaparız, saçımızı süpürge ederiz, onların<br />
ayaklarının altına paspas bile oluruz. Ne var ki, kulaklarımızın da güzel bir iyilik aracı<br />
olabileceğini kimse söylemedi bize. Eşimiz ve çocuğumuz söz konusuysa, illâ da dilimizle tatlı bir<br />
şeyler söylemeye, illâ da elimizle uygun çözümler bulmaya çalışırız. Ama dinlemenin, sadece<br />
dinlemenin de bir iyilik olduğunu duymalısınız.<br />
Dinlemek, bir insanın ruhunu ruhunuzda ağırlamak demektir. Hiç beklemeyin, hemen şimdi deneyin:<br />
çocuğunuzu kulaklarınızı alabildiğine açarak, pür dikkat dinleme pozisyonu alarak dinleyin. O<br />
küçük ruhun nasıl da kocaman bir evrene dönüştüğünü, o minicik kalbin nasıl da taşıp kalbinize<br />
akmaya çalıştığını görün!<br />
Sözcükleri ağzından çıkaramasa da, yüzündeki parıltının, gözlerindeki kıvılcımın size çok şeyler<br />
söyleyeceğine emin olun. Eşinizin sözlerini hiç kesmeden, araya çözüm önerisi sıkıştırmadan,<br />
gözlerine eleştiri oku çevirmeden dinleyin; sadece dinleyin. Emin olun ki şaşıracaktır. Göğsünü<br />
daraltan sıkıntılar hafifleyecek, kalbine yük olan sorunlar uçup gidecektir. Dinleyerek, onun<br />
ağzından çıkan sözlerin kulak zarınıza değmesinden daha fazlasını yapıyorsunuz; onun ruhuna<br />
ruhunuzda yer açıyorsunuz. Ve bunu sadece kulaklarınızla yapabiliyorsunuz!</p>
<p>2. Anla!</p>
<p>Bir söz içinde, sözün söylediğinden fazlası vardır. Sözün ilk anlamı üzerinden anladığınız sadece<br />
bir gölgedir. Ama unutmayın ki, her gölge arkasında güneşi saklar. özellikle yakın olanlar,<br />
sözlerin söylediğinden daha çok şey söylemek isterler birbirlerine. Sözün içine baktığınız kadar<br />
arkasını da kollayın, çünkü gölge güneşten haber verir.<br />
Evliliğinde sorunlar yaşayan bir erkeğe annesinin söylediği şu sözleri aklınızdan çıkarmayın:<br />
“Eşinin söylediklerini dinle!” Adam bunun üzerine gerçekten dinlemeye başlamış eşini ama bir süre<br />
sonra yeniden sorunlar çıkmış. Annesine başvurmuş yine. Bu defa asıl öğüdünü fısıldamış annesi:<br />
“şimdi git ve eşinin sana söyleyemediği her sözcüğü dinle.” Aşka giden yolun kapısının anahtarı,<br />
sevdiğinizi kulaklarınızla dinlediğiniz kadar, kalbinizle de dinleyebilmenizdir. Gölgeyi görüp de<br />
güneşi fark etmezseniz, üşürsünüz!</p>
<p>3. Söyle!</p>
<p>Anlaşılmayı ummak hoş bir duygudur. Keşke herkes, hele de eşimiz, bizi hiç yormadan, ağzımızı bile<br />
kıpırdatmadan, hemen anlayabilseydi! Ne kadar sevinirdik! Ne hoş sürpriz olurdu! Bu konuda,<br />
içimizden geçenleri, tereddütle mırıldandıklarımızı, kendi kendimize fısıltıyla söylediklerimizi,<br />
hatta kendimize bile söyleyemediklerimizi “anlayacak” sadece kalbimizin ve bilinçaltımızın<br />
kıvrımlarına bile aşinâ olan Rabbimizdir. Yaratıcımızdan beklediğimizi, yarattıklarından ummak ise<br />
bizi kaçınılmaz olarak hayal kırıklığına uğratır. öyleyse, anlaşılmayı ummak yerine, kendinizi<br />
olabildiğince anlaşılır eyleyin. Eşinizin sizi kalbiyle de dinlemesinden önce siz ona kalbinizden<br />
geçenleri de söyleyin. Söyleyin! Doğrudan söyleyin!</p>
<p>4. Bekle!</p>
<p>Her insan hak ettiğini yaşar. önümüzdeki hayat hep aynıdır; akıp giden zamanın “tik–tak” sesleri<br />
kişiden kişiye değişmez. Ancak her bir insanın hayata kattığı neyse, hayattan aldığı da odur. Siz<br />
içinizdekini değiştirirseniz, dışınızdakiler de size göre değişebilir. Yani ki, hayatımızın<br />
rengini karşılaştığımız olaylar değil, olayları nasıl karşıladığımız belirler. önünüze gelen<br />
olumsuzluklara, yolunuza çıkan sorunlara tepki vermeden önce bir bekleme süresi koyun kendinize.<br />
Sizi kızdıran, sizi üzen bir şey duyduğunuzda, hemen tepki vermeyin, bekleyin. Olaylar ve olaylara<br />
verdiğiniz tepki arasında hep bir mesafe olsun. Dışınızda olanların sizi etkilemesine izin<br />
vermeden; siz içinizde olanı, yani tepkinizi değiştirmeye çabalayın. Hem zaten siz, içinizde olanı<br />
ortaya dökmek için var edilmiş değil misiniz? Dışarıda olan bitenin silik bir kopyası olacaksanız,<br />
her zaman her şeye herkes gibi tepki verecekseniz, sizin farkınız ne ki? Bekleyin ve fark getirin.<br />
Hak ettiğinizi yaşayın!</p>
<p>5. Bak!</p>
<p>Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmezseniz, cevizin hepsini kabuk sanırsınız. Körlükler içinde en<br />
vahim olanı, muhtemelen insanın insana körlüğüdür. Bir insanın güzelliğine körleşmişseniz, onu<br />
sadece görmemekle kalmaz; başkalarının görmesine de izin vermez bir karanlığa mahkûm edersiniz,<br />
hatta onu bir daha göremeyeceğiniz kadar karalarsınız. Cevizi kabuğundan ibaret sayan, artık<br />
cevizi görse de göremez ki. Kaybedip de aradıklarınızı belki bulursunuz, ama kaybedip de<br />
kaybettiğinizi fark etmediklerinizi hiç aramazsınız. Aramadığınız şeyi asla bulamazsınız, bulsanız<br />
da bulduğunuzu fark edemezsiniz. iyice bir bakın eşinize, belki de onun içinde sakladığı güzel<br />
insanı size anlatmasına fırsat vermediniz. Belki de hep kabuğundan ibaret bildiniz cevizi… Onu<br />
kazanmak için çaba göstermeniz gerekiyordu ama kabuğunu kıracak kadar beklemediniz. Belki de<br />
eşiniz kaybettiğinizi bile fark etmediğiniz bir kayıp. Açın gözlerinizi ve bakın, cevizin özüne<br />
inin!</span></p>
<p>(iktibas)</span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sözler ve Notlar -Bilenle Bilmeyen]]></title>
<link>http://whitelinem.wordpress.com/?p=12</link>
<pubDate>Wed, 30 Apr 2008 12:29:24 +0000</pubDate>
<dc:creator>WhitelinE</dc:creator>
<guid>http://whitelinem.wordpress.com/?p=12</guid>
<description><![CDATA[&#8220;İnsan kiminle görüşüp kaynaşırsa, onun hali ile halleniyor.
Mesela partici ile ünsiye]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#ffffff;">"İnsan kiminle görüşüp kaynaşırsa, onun hali ile halleniyor.<br />
Mesela partici ile ünsiyet eden hemen particiliğe meyyal oluyor.Herkes bulunduğu yeri methetmek ister.Ya o methettiği yerden Mevla razı değilse...<br />
Ömrümüz kısa yolumuz uzun.<br />
En güzeli selam verip geçmek.<br />
Yolumuzu alalım.<br />
Yoldan alıkoymayalım."</p>
<p>***</p>
<p>"Bugün çoğu insanların ameli zan iledir.<br />
Çünkü hakikati görmeyenler zanla amel ederler.Zan ile amel edilince boşluk husule gelir.Bilenle bilmeyen bir değildir.Allahımız bildirdiklerinden etsin."</p>
<p>***</p>
<p>"İbtilalı olana acımayın, ibtilasız olana acıyın.Mevla sevdiğiyle meşgul olur,sevmediği ile olmaz."</p>
<p>***</p>
<p>"Hazret-i Allah'ın lütuf tecelliyatına mazhar olan kimse, o tecelliyattan mahrum olmamak için çok dikkat etmelidir.Çünkü bir kere kaçırırsa bir daha belki eline geçiremez."</p>
<p>***</p>
<p>"Hazret-i Allah dilediğini boşaltır, varlığını alır, sonra dilediği ilimle doldurur."</p>
<p>***</p>
<p>"Müminin işi rast gitmez.İbtiladan ibtilaya maruz kalır.Nefsin istemediği şey iyidir.ruhun dirilmesine vesile olur.Bunun için ibtila bitmez."</span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Telkinler]]></title>
<link>http://whitelinem.wordpress.com/?p=9</link>
<pubDate>Tue, 29 Apr 2008 11:03:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>WhitelinE</dc:creator>
<guid>http://whitelinem.wordpress.com/?p=9</guid>
<description><![CDATA[İnsan hayatında olumlu düşünebilmek çok önemlidir ve doğru yolu olumlu ve anlamlı düşüne]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><strong><span style="font-size:10pt;color:#555143;font-family:Verdana;"><span style="color:#ffffff;">İnsan hayatında olumlu düşünebilmek çok önemlidir ve doğru yolu olumlu ve anlamlı düşünerek bulabilir insan tabi ki RAHMAN 'ın da yardımıyla</span></span></strong><span style="font-size:10pt;color:#555143;font-family:Verdana;"><strong><span style="color:#ff0000;">1.Olumsuzluklarda:<br />
</span><span style="color:#ffffff;">"düşünecek daha önemli konular var!"</span></strong><span style="color:#ff0000;">2- pişmanlıklarda:</span><br />
<span style="color:#ffffff;">"beş dakika ya da beş yıl öncesi gibi olmak zorunda değilim, artık yeni bir insanım"</span></p>
<p><span style="color:#ff0000;">3- depresyon modunda:</span><br />
<span style="color:#ffffff;">"bunun yaşamıma girmesine ve zihnimi ele geçirmesine izin vermek zorunda değilim"</span></p>
<p><span style="color:#ff0000;">4- risklerde:<br />
</span><span style="color:#ffffff;">"dürüstçe hata yapmak için kendime izin veriyorum"</span></p>
<p><span style="color:#ff0000;">5- hatalarımda:<br />
</span><span style="color:#ffffff;">"yanıldım"<br />
</span><br />
<span style="color:#ff0000;">6- geçmiş aklıma gelince:<br />
</span><span style="color:#ffffff;">"geri dönemem, yeni ve daha güzel şeyler beni bekliyor"</span></p>
<p><span style="color:#ff0000;">7- zorluklarda:<br />
</span><span style="color:#ffffff;">"bu durumda hangi dersleri hatırlamam gerekiyor?"</span></p>
<p><span style="color:#ff0000;">8- kızdırmaya çalıştıklarında:</span><br />
<span style="color:#ffffff;">"buna söyleyecek bir şeyim yok"</span></p>
<p><span style="color:#ff0000;">9- kendimi kaybettiğimde:<br />
</span><span style="color:#ffffff;">"buradayım"</span></p>
<p><span style="color:#ff0000;">10- birşeyden korktuğumda:</span><br />
<span style="color:#ffffff;">"acı benim içimde, dışarıda değil"</span></p>
<p><span style="color:#ff0000;">11- ihtiyacım olduğunda:</span><br />
<span style="color:#ffffff;">"Allahım bana gerek duyduğum şeyden lütfen daha fazla ver"<br />
</span><br />
<span style="color:#ff0000;">12- birşeyler tıkandığında:<br />
</span><span style="color:#ffffff;">"yukarı doğru bir adım daha atmanın zamanı geldi"<br />
</span><br />
<span style="color:#ff0000;">13- onları reddettiğim ve kendi kararımı verdiğimde bana ip atanlara:<br />
</span><span style="color:#ffffff;">"benim için en iyi olanı biliyorsanız neden bu kadar dertleniyorsunuz?"<br />
</span><br />
<span style="color:#ff0000;">14- çamura batmış ve benide çekmeye çalışanlara:<br />
</span><span style="color:#ffffff;">"bu sizin korkunuz(kaygınız, pişmanlığnız, sorununuz), benim değil"</span></p>
<p><span style="color:#ff0000;">15- haksızlık yapanlara karşı:<br />
</span><span style="color:#ffffff;">"hayır, ben size bana davrandığnız gibi davranmayacağım"</span></p>
<p><span style="font-size:10pt;color:#555143;font-family:Verdana;"><strong><span style="color:#ff0000;">16- başaramayacağımı söylediklerinde:</span><br />
<span style="color:#ffffff;">"yanlış insanla uğraşıyorsunuz"</span></p>
<p></strong></span></p>
<p></span></p>
<p> </p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Aklınızı Başınıza Getiren Öneriler ]]></title>
<link>http://whitelinem.wordpress.com/?p=8</link>
<pubDate>Sat, 26 Apr 2008 19:26:52 +0000</pubDate>
<dc:creator>WhitelinE</dc:creator>
<guid>http://whitelinem.wordpress.com/?p=8</guid>
<description><![CDATA[Mümin Sekman’ın hazırladığı “Bu hafta beynine iyi bak!” adlı “Beyin Kullanma Kılavuz]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<h2>Mümin Sekman’ın hazırladığı “Bu hafta beynine iyi bak!” adlı “Beyin Kullanma Kılavuzu” kitapçığından birkaç alıntı:</h2>
<h4><img class="alignleft" style="float:left;" src="http://img113.imageshack.us/img113/8760/pencilqu2.png" alt="" width="250" height="163" /><span style="color:#ff0000;">Mümin Sekman’ın hazırladığı “Bu hafta beynine iyi bak!” adlı “Beyin Kullanma Kılavuzu” kitapçığından birkaç alıntı:</span></h4>
<h4></h4>
<h4><span style="color:#ff0000;">* Beyin, açık havada ve ayaktayken daha iyi çalışır. Önemli kararlarınızı alırken dışarıda ‘volta’ atmayı deneyebilirsiniz.</span></h4>
<h4><span style="color:#ff0000;">* Beyin, örneklerle akıl yürütür. Kararsız kaldığınızda “Atatürk benim yerimde olsaydı ne yapardı?” diye düşünün.</span></h4>
<h4><span style="color:#ff0000;">* Yabancı bir dil öğrenme ve ezber, beyni güçlendirir. Her gün birkaç yeni kelime öğrenin, sözlük okuyun, alışveriş listesi ve telefon numaralarını ezberleyin.</span></h4>
<h4><span style="color:#ff0000;">* Zihinsel jimnastik yapın. Bunun için başta sudoku olmak üzere bulmaca ve satranç gibi oyunları kullanabilirsiniz.</span></h4>
<h4><span style="color:#ff0000;">* Zihinsel rutinlerinizi kırın. Bazen telefonu sol elinizde tutun, çantanızı diğer elinizde taşıyın, evinize başka bir yoldan gidin.</span></h4>
<h4><span style="color:#ff0000;">* Zihinsel zevklerinizi zenginleştirmek için her gün mutlaka iyi bir özdeyiş kitabından, birkaç cümle okuyun.</span></h4>
<h4><span style="color:#ff0000;">* Güzel bir resme bakın. Estetik algınız, gördüğünüz estetik şeylerle gelişir. Beyninizi ‘güzel’ şeylerle besleyin. Sevdiğiniz bir müziği gözleri kapalı dinleyin.</span></h4>
<h4><span style="color:#ff0000;">* İyi bir uyku, kaliteli bir beynin temelidir. 24 saati geçen uykusuzluk sarhoşluğa benzer bir şekilde beyin fonksiyonları nı etkilemektedir.</span></h4>
<h4><span style="color:#ff0000;">* Bol ve temiz oksijen beyin için çok önemlidir. Odanızın penceresini açıp kendinize bol bol ‘birinci el’ oksijen ısmarlayın.</span></h4>
<h4><span style="color:#ff0000;">* Farklı düşünme tarzları beyni geliştirir. Çocuklar ve hayvanlarla daha fazla vakit geçirin.</span></h4>
<h4><span style="color:#ff0000;">* Kullanılmayan organ körelir. Sürekli TV seyrederek beyninizi düşük viteste çalıştırmayın. Beyninizin sınırlarını zorlamayan etkinlikler, beyninizi geliştirmez.</span></h4>
<h4><span style="color:#ff0000;">* Beyin diyeti yapın. Beynimiz “garbage in garbage out” ilkesine göre çalışır. Yani beyninize çöp girerse, beyninizden çöp çıkar. Beyninizi neyle beslediğinize, midenizi neyle beslediğiniz kadar dikkat edin.</span></h4>
<h4><span style="color:#ff0000;">* Hayatınızın en büyük kararlarını alırken ‘kafadan’ değil, kâğıt üzerine ne yapacağınızı yazarak hesaplayın.</span></h4>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dalı Bırak !]]></title>
<link>http://calikusu.wordpress.com/2007/08/12/dali-birak/</link>
<pubDate>Sun, 12 Aug 2007 17:11:50 +0000</pubDate>
<dc:creator>Elif Lâm Râ</dc:creator>
<guid>http://calikusu.wordpress.com/2007/08/12/dali-birak/</guid>
<description><![CDATA[ Oldum olası kendisine güvenen ve bununla gurur duyan birisiymiş o. Çoğu kişiye göre başar]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="snap_preview"><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/1/1e/Faucon_hobereau.jpg" alt="dalı bırakabilmek.." align="left" height="300" width="200" /> Oldum olası kendisine güvenen ve bununla gurur duyan birisiymiş o. Çoğu kişiye göre başarılıymış da. Etrafındakilere başarısının sırrını hep şöyle açıklarmış: “Kontrol! Anahtar kelime bu. Kontrolü hiçbir vakit elden bırakmayacaksın. Aklını kullanacaksın. Adımlarını yere sağlam basacaksın. O zaman başaramayacağın şey kalmaz.” Kontrole verdiği bu önem yüzünden arkadaşları arasında “Bay Kontrol” diye çağrılır olmuş.</p>
<p>Gerçekten de, Bay Kontrol, hayatının denetimini hep elinde tutmak ister, herşeyin planladığı gibi yürümesini ister, kolay kolay kimselere güvenmezmiş. Birisine bir iş havale ettiğinde dahi, gizliden gizliye o işi takip eder ve sonuç elde edilinceye dek içi rahat etmezmiş.<!--more--><span></span></p>
<p>Ama herşeyi kontrol etmek mümkün değilmiş elbette. Geceleri uykunun kollarına bırakamıyor kendisini. Uykuya dalabilmek, yorgun birisinin uyanık kalması kadar zormuş onun için. Bu sorunu uyku haplarıyla halledebiliyormuş bir şekilde, ama ya midesi? Ekşime, gastrit derken ülsere varan rahatsızlığı doktoruna göre tek nedenden kaynaklanıyormuş: yoğun stres. Her reçetenin yanında bir de tavsiye alıyormuş bu yüzden: “Kendinizi biraz rahat bıraksanız! Sakinleşin. İşleri biraz oluruna bırakın.” Ama onun cevabı hazırmış: “Doktor bey, yapacak bunca iş varken insan nasıl rahat olabilir? Oluruna bırakırsam, işler nasıl yürüyecek, söyler misiniz lütfen?”</p>
<p>Gençlik enerjisi bitmeden kariyerinin zirvesine ulaşmak, toplumda elle gösterilen bir kişi olmak, daha ileride ülkesinin kaderinde söz sahibi olmak… Kendince belirlediği hedeflermiş bunlar. Her adımını bunları hesaplayarak atar, her sözünü bunları düşünerek söylermiş. Kariyerine zarar vermesin, planları bozulmasın diye, evliliği bile erteleyip dururmuş.</p>
<p>Peki ya arkadaşları? Bay Kontrol’le bir arada bulunanlar, kendilerini hep diken üstünde hissederlermiş. Ağzını açıp birşey söylemese bile, etrafına yaydığı gerilim yüklü dalgalar herkesi rahatsız edermiş. Planladığının dışında bir aksaklık mı meydana geldi? İşte o zaman, gözü hiçbir şeyi görmez, sorumluları fena halde haşlarmış. Hele hele çalışanları hasta olduğunda, işler aksayacak diye öfkelenirmiş. Soğuk algınlığına yakalananlara “Arkadaşım, kendinize iyi bakacaksınız. Hasta olmayacaksınız” diye nutuk çekermiş.</p>
<p>Hayattaki en büyük korkusunu herhalde söylemeye gerek yok: kontrolü kaybetmek. Bunu hayatında iki kez derinden yaşamış. İlki üniversite yıllarında, hiç hesapta yokken bir kıza aşık olduğunda. Ve bir de babasının beklenmedik ölümünde. İlkinde, sınıf birincisi ideal öğrenci gitmiş, yerine etrafına boş boş bakan, ve leylasından başka hiçbir şeyi düşünmeyen bir mecnun gelmiş. Ama çok geçmeden kurtarmış kendisini bu durumdan. Gelecekle ilgili planlarını düşünerek kontrolü tekrar eline almış. Babasının bir trafik kazası sonucunda ani ölümü ise, tam bir darbe olmuş. Kendi hayatıyla ilgili bütün tutkuları, planları, hedefleri ölümün soğuk yüzüne çarpılmış ve paramparça olmuş. Ama o zoru başarmış ve bu parçaları tekrar birleştirip yoluna devam etmiş!</p>
<p>İşte efendim, bu Bay Kontrol’ün başına, nadir de olsa çıktığı tatillerden birisinde öyle birşey gelmiş ki, ancak masallarda olur. Temiz havasıyla ünlü, dağların tepesinde bir tatil köyünde kalıyormuş. Bir gece vakti, aklına nereden geldiyse yalnız başına yürüyüşe çıkmaya karar vermiş. Kafasında işiyle ilgili konuları evirip çevirirken, tatil köyünden hayli uzaklaştığını farketmemiş.</p>
<p>Tam önemli bir yatırımı yapıp yapmamayı düşünürken, birden hayatı boyunca nefret ettiği o duygu bütün benliğini sarmış: boşluk! Ayağı kaymış ve sarp yamaçtan aşağı yuvarlanmış. Çok güvendiği ayaklarının üzerinde değilmiş artık… Derken, can havliyle kayalıklardan uzanan bir ağaç dalına tutunabilmiş. Bütün gücüyle sarılmış dala.</p>
<p>Aşağıya baktığında dehşete düşmüş, çünkü yüzlerce metrelik bir uçurum uzanıyormuş ayaklarının altında. Yukarıya kendi başına çıkması imkânsızmış. O dala sonsuza kadar tutunamayacağı da açıkmış.</p>
<p>Bay Kontrol, o patikadan geçen birisi sesini duyup yardımına koşar ümidiyle bağırmaya başlamış:</p>
<p>“İmdaaat! İmdaaaaaaaat! Yukarıda kimse var mı? İmdaat!”</p>
<p>Dakikalarca bağırmışsa da kimse sesini duymamış. İnsanların gezmek için pek kullanmadığı bir yolmuş çünkü orası. Her geçen dakika saatler gibi geliyormuş ona. Kollarındaki derman azalıyor, ne yapacağını bilemiyormuş.</p>
<p>Tam ümidini yitirecekken, tutunduğu dalın üstüne yabani bir güvercin konuvermiş ve adamın hayret dolu bakışları altında konuşmaya başlamış:</p>
<p>“Zor durumda görünüyorsun!”</p>
<p>Bay Kontrol önce ne diyeceğini bilememiş. Rüyada olup olmadığını sormuş kendi kendisine. Ama güvercin konuşmaya devam etmiş:</p>
<p>“Buradan kurtulmak ister miydin?”</p>
<p>Bunun ilâhî bir mucize olduğunu, bu kuşu kendisine Allah’ın gönderdiğine kanaat getiren Bay Kontrol yüreğinden kopan bir feryatla haykırmış:</p>
<p>“Allahım! Bu kuşu Senin konuşturduğunu biliyorum. Lütfen Allahım, lütfen beni kurtar. Beni buradan kurtarırsan, bir daha asla günah işlemeyeceğim. İyi bir insan olacağım. Bundan sonraki hayatımda hep senin emirlerine uyacağım!”</p>
<p>“Vaatlerde bulunmayı bırak şimdi” diye sözünü kesmiş güvercin. “Buradan gerçekten kurtulmak istiyor musun, sen onu söyle.”</p>
<p>“Evet, evet!” olmuş Bay Kontrol’ün cevabı.</p>
<p>“Peki” demiş kuş, “Bunun için Rabbinin senden istediği herşeyi yapar mısın?”</p>
<p>Teslimiyetin son kertesine gelen Bay Kontrol’ün cevabı yine aynı olmuş:</p>
<p>“Evet! Ne isterse! Emretsin yeter!”</p>
<p>“O zaman senden istenen şeyi söylüyorum” demiş haberci güvercin ve devam etmiş:</p>
<p>“Dalı bırak!”</p>
<p>Duyduklarına inanamamış bizimki:</p>
<p>“Nasıl?”</p>
<p>“Duydun ya, Rabbin dalı bırakmanı istiyor. Korkma, Ona güven. O seni kurtaracak.”</p>
<p>Bir süre, ne diyeceğini bilememiş Bay Kontrol. Sonra…</p>
<p>Evet, ne cevap vermiş ve ne yapmış dersiniz?</p>
<p>Peki, onun yerinde siz olsaydınız, ne yapardınız?</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ayn..şın..kaf.. (korkarımki okunuşu aşk olsun..)]]></title>
<link>http://calikusu.wordpress.com/2007/08/12/aynsinkaf-korkarimki-okunusu-ask-olsun/</link>
<pubDate>Sun, 12 Aug 2007 16:23:11 +0000</pubDate>
<dc:creator>Elif Lâm Râ</dc:creator>
<guid>http://calikusu.wordpress.com/2007/08/12/aynsinkaf-korkarimki-okunusu-ask-olsun/</guid>
<description><![CDATA[Daha söylenmemiş ve söylenmişse de herkesçe anlaşılmamış olanın adıyla…
Hiç beklenmedi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><em><strong><span style="color:navy;">Daha söylenmemiş ve söylenmişse de herkesçe anlaşılmamış olanın adıyla…</span></strong></em></p>
<p>Hiç beklenmedik bir anda apansızın gelecekmişsin. Öyle diyor lugâtler. Veya gökten –belki de aheste aheste, nazlı nazlı- inecek bir melekmişsin. Öyle anlatıyor seni kitaplar. Ama sadece bu kadar –ne olurdu az/biraz daha bahsetselerdi-.</p>
<p>Dedikleri gibi oldu/ kitapların ve kocakarıların ‘ ‘</p>
<p>Daha çok anlatsalar, keşke hep seni anlatsalar kitaplar, lugâtler ve kocakarılar. Sana ait bilmediğim bir şeyler hep kalacak zaten, muhakkak, ama yine de anlatsalar ya seni. Doyamıyorum işte sana, -gör- bahisler senden açılınca zaman duruyor, dünya duruyor; aklım duruyor, dudaklarım kuruyor -ama dilim dönmüyor-. Sadece sen ve sana dair ne varsa o kalıyor. Olacak olan oluyor. Sen, ille de sen, kaplıyorsun her yeri. Sanırım ve galiba, adı, aşk oluyor.<span></span></p>
<p>Aşk acıdır, hasrettir. Hicran ve hayrettir, firkat ve gurbettir. Göz yaşı ve ahtır. Tazarru ve münacaattır. ‘ ‘ ‘</p>
<p>Peki neden ? Bu soru da elbet, cevapsız değil. Lakin, henüz mukaddimesindeyim;<!--more--></p>
<p>ay mı tutuldu önce<br />
güneş mi<br />
hangimiz</p>
<p>hiç</p>
<p>farketmedim</p>
<p>sanırım veya galiba<br />
ben<br />
önce tutuldum</p>
<p>ne de<br />
sakınırdım kendimi<br />
halbuki.</p>
<p>hal, bu ki<br />
-bak-<br />
sanırım veya galiba</p>
<p>ben<br />
aşık oldum ‘ ‘ ‘ ‘</p>
<p>Yani ?</p>
<p>Telaş içindeyim şimdi. İşittiğim her şarkıdan, şiirden hoş sözler deriyorum sana sunmak için. Kitapların köşelerinden. Dante’sinden Nietzsche’sinden ve daha nicesinden. Buket buket. Demet demet. Acele acele. Her an gelecekmişsin gibi.</p>
<p>Tedirginim.</p>
<p>Farketmeden ve farkettirmeden Züleyha misal, adını başka adlara gizliyorum. Onları andığımda aslında seni anmış olmak için. Öğrettikleri gibi meleklerin / bir tek mahremlerime diyorum seni. Kimselere demesinler diye de tembihliyorum.</p>
<p>kimseler<br />
bilmesin</p>
<p>ama herkesler<br />
anlasın<br />
-istiyorum-</p>
<p>seni ‘ ‘</p>
<p>Değişik.</p>
<p>Ansızın boşalıyor, dediği gibi şairin, içimden sebepsiz kanım. Ağlamak, -hakikaten- güzel geliyor. Herkese ve herşeye mutluluğumdan paylar dağıtıyorum. Hanımeli kokan, bahçeli sokaklar keşfediyorum, ve mahsustan hep o sokaklara düşürüyorum yolumu. Gökyüzüne dalıyorum uzun uzun. Gökyüzünden dünyaya, muhakkaktan rüyaya. Dalıp dalıp gidiyorum. San(a), doğru, geliyorum.</p>
<p>Peki ama ya,<br />
di mi,<br />
belki bihabersin ?</p>
<p>Aşk ki, gerisi vesairedir. ‘ ‘ ‘</p>
<p>Ne farkerder ki. Hem, keşke. Keşke, bihaber olsan benden. Bilmesen beni. Hiç tanımasan. Acaba diyorum, cidden tanımasan mı, sürse gitse mi yüzyıllarca bu hal ? Hep bu hâl, ben yansam, ben dalsam gitsem sadece, sen hep aynı mı kalsan ? Acaba diyorum, vuslat da mı olmasa hiç ? Dayanabilir miyim ki ? Ben dayanabildiğim kadar tutsam mı elimi ateşte -inatla-, ve hep seni mi seyretsem öylece ? Sen de böylece kalsan. Ateş diye beni seyretsen. Ama farkıma varmasan. Ateş değmese sana. Sen hiç yanmasan. Sen hiç tanımasan, keşke o üç harfi,</p>
<p>hiç bilmesen ?</p>
<p>halbuki<br />
ben</p>
<p>üç harpte<br />
teslim<br />
olmamıştım</p>
<p>-da, şimdi-</p>
<p>ayn’<br />
-ile sabit-<br />
300<br />
dağ<br />
-öteden-</p>
<p>üç harfe<br />
esir<br />
düşüyorum</p>
<p>ayn<br />
şın<br />
kaf</p>
<p>diye</p>
<p>sanırım veya korkarum ki<br />
okunuşları</p>
<p>aşk<br />
olsun ‘ ‘ ‘ ‘</p>
<p>Kusüf vaktinde “üç topla aklımızı aldı, tabiat” demişti ya bir arkadaş. Düzelterek ve genişleterek şöyle demek istiyorum, bu ilk bahsin hatimesi yerine, tetimmesini de sonraya bırakarak;</p>
<p>Üç seyyare top ile aklımızı alma kudretindeki o Zât (cc), elbette bu üç harf ile almaya da muktedir. Aman diliyoruz ve rahmetine sığınıyoruz, dönüşler ve varışlar ancak O’nadır. Latif ismini başımızın üstünden hiç eksik etmeyecek olan da, ve bize bütün lutufları karşısında şükretme fırsatı verecek olan da, yine ancak O’dur. Öyleyse o Allah (cc); akıllarımızı, aşkın hallerinden ve hararetinden muhafaza etsin.</p>
<p>Bizi kendisinin de razı olduğu, ahiri evvelinden daha hayırlı olacak şekillerde, bir araya getirsin. Ve en nihayetinde de, diliyoruz ki bizi bize, “biz” kılsın inşaallah.</p>
<p>Hepsi O’ndan / Hayır da/ Sen bile/ Şer dahi. ‘ ‘</p>
<p><a href="http://www.cemaat.com/" target="_blank">www.cemaat.com</a></p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
