<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>degerlendirmeler &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/degerlendirmeler/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "degerlendirmeler"</description>
	<pubDate>Fri, 05 Sep 2008 09:01:47 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[AÇIKLAMA – BENCE ÖNEMLİ]]></title>
<link>http://bulentakgul.wordpress.com/2007/04/19/aciklama-%e2%80%93-bence-onemli/</link>
<pubDate>Thu, 19 Apr 2007 09:17:10 +0000</pubDate>
<dc:creator>Bülent Akgül</dc:creator>
<guid>http://bulentakgul.wordpress.com/2007/04/19/aciklama-%e2%80%93-bence-onemli/</guid>
<description><![CDATA[Buradan sayfamı takip eden herkese bir açıklamada bulunmayı uygun görüyorum.
Bundan sonra gitt]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p style="line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Buradan sayfamı takip eden herkese bir açıklamada bulunmayı uygun görüyorum.</span></p>
<p style="line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Bundan sonra gittiğim, gördüğüm, alış – veriş yaptığım, yani bir biçimde müşterisi olarak ürün ve hizmet satın aldığım yerler hakkında, isim ve iletişim bilgileri de belirterek yorum yapacağım. İlk yorum bu yazının altında.</span></p>
<p style="margin-left:0;text-indent:0;line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';"><span>(1)</span></span><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Yorumlarım 6 derecelendirmede olacak: muhteşem, çok iyi, iyi, kötü, çok kötü, berbat. Büyük ihtimalle muhteşem ve berbat çıkmayacaktır. Tam ortadaki “0” noktasındaki değerlendirmelerimi yazmayacağım.</span></p>
<p style="margin-left:0;text-indent:0;line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';"><span>(2)</span></span><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Çok sık alış-veriş yapan veya gezip tozan bir insan olmadığım için bu konuda çok fazla yazı ekleyeceğimi düşünmüyorum.</span></p>
<p style="margin-left:0;text-indent:0;line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';"><span>(3)</span></span><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Yorumladığım firmalar, mekanlar tanıdığım veya tanımadığım kişilere ait olabilir, objektifliğim değişmez. Tanıdığımsa bunu belirtirim.</span></p>
<p style="margin-left:0;text-indent:0;line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';"><span>(4)</span></span><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Yorumladığım firmaların, mekanların ilgili kişileri ben yazımı sizlerle paylaştığım sırada yazıdan haberdar olmayacaklar. Sonra öğrenebilirler, orası beni bağlamaz.</span></p>
<p style="margin-left:0;text-indent:0;line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';"><span>(5)</span></span><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Sipariş üzerine yazı yazılmayacaktır, kimse böyle bir beklentiyle talepte bulunmasın. Bu sayfa kimsenin reklam alanı değildir.</span></p>
<p style="margin-left:0;text-indent:0;line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';"><span>(6)</span></span><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Bu yazılardaki amacım, iyileri alkışlamak ve iyi olmak için üstlendikleri maliyetleri anlamlı kılmalarına destek olmak, kötüleri eleştirmek ve kötü olmalarını cezalandırmaktır.</span></p>
<p style="margin-left:0;text-indent:0;line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';"><span>(7)</span></span><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Tüm yorumlarım bence objektif olsa da sizce subjektiftir. Benim müşteri olarak memnun olmam kimsenin memnuniyetinin teminatı değildir. Tam tersi de doğrudur.</span></p>
<p style="line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';"></span></p>
<p style="line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Saygılar…</span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ÇOK İYİ – MOBİLYA VE DEKORASYON]]></title>
<link>http://bulentakgul.wordpress.com/2007/04/19/cok-iyi-%e2%80%93-mobilya-ve-dekorasyon/</link>
<pubDate>Thu, 19 Apr 2007 09:15:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>Bülent Akgül</dc:creator>
<guid>http://bulentakgul.wordpress.com/2007/04/19/cok-iyi-%e2%80%93-mobilya-ve-dekorasyon/</guid>
<description><![CDATA[Lütfen öncelikle şu kısa açıklamayı okuyunuz: “AÇIKLAMA – BENCE ÖNEMLİ”
Malumunuz, e]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p style="line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Lütfen öncelikle şu kısa açıklamayı okuyunuz: “<a href="http://bulentakgul.wordpress.com/2007/04/19/aciklama-%e2%80%93-bence-onemli/" target="_blank">AÇIKLAMA – BENCE ÖNEMLİ</a>”</span></p>
<p style="line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Malumunuz, evlilik sezonu açılıyor, sezonla beraber de yaklaşık 400 sektör hareketleniyor. Bunlardan biri de mobilya sektörü. Sezon açılış süreci ve mobilya almanın çok zor olması itibariyle ilk olarak mobilya hakkında yazıyorum.</span></p>
<p style="line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Şirketin adı: Çapa Dekorasyon</span></p>
<p style="line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Telefon: 0212 675 12 46</span></p>
<p style="line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Web: <a href="http://www.capadekorasyon.com/" target="_blank">www.capadekorasyon.com</a> (site çok kötü, düzeltirler herhalde. Güncelleme: Siteyi düzetmişler, ama ben yine beğenmedim)</span></p>
<p style="line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Bu firmayı tanıyorum. 2000 – 2002 arası burada çalıştım. 2004 yılında ise mobilya satın aldım. Bu nedenle çok iyi bildiğim bir firmadır.</span></p>
<p style="line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Bilenler bilir; mobilya almak zahmetli iştir, görüntüsü nasıl olacak, kalitesi nasıl olacak, tarzı bana uyacak mı, verdiğim paranın karşılığını alabilecek miyim türünden yığınla soru kafaları kurcalar. A’dan aldığım yemek takımı ile B’den aldığım koltuk takımı birbirine uyacak mı, mobilyalarım bana verilen teslimat tarihinde evimde olacak mı gibi yığınla tedirginlik de cabası.</span></p>
<p style="line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Çapa hakkında söyleyeceklerimi de bu sorular kapsamında değerlendireyim.</span></p>
<p style="margin-left:0;text-indent:0;line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';"><span>(1).</span></span><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Görüntüsü nasıl olacak?</span></p>
<p style="line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Bu tamamen size bağlı. Mağazadan bir ürünü beğenerek alabilir veya kendinize özel tasarım ve üretim yaptırabilirsiniz. Daha çok iç mimari ve proje çalışması yapan Çapa size beğendiğiniz görsellikte mobilyaları kağıt üzerinde hazırlayacak, sonra da projedekinin aynısını üretecektir. Buna emin olabilirsiniz. Tek problem bazı insanlar kağıt üzerinde veya bilgisayarda modellenmiş görüntülerin evlerine koyulduğu zamanki halini gözlerinde canlandırmakta zorlanırlar. Bu sizin için bir sorunsa, hazırlanan projeyi dikkatli inceleyin. Özellikle renk seçimleri çok kritiktir, çünkü küçük renk veya kumaş numunelerinde beğenilen renkler, mobilyaya, bir diğer ifadeyle büyük cisme uygulandığında aynı beğeniyi sağlamayabilir. Bu noktada kendinize güvenemezseniz, mimarların yönlendirmesine açık olmalısınız.</span></p>
<p style="margin-left:0;text-indent:0;line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';"><span>(2).<span style="font-family:'Times New Roman';font-style:normal;font-variant:normal;font-weight:normal;font-size:7pt;line-height:normal;"> </span></span></span><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Kalitesi nasıl olacak?</span></p>
<p style="line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Bakın en büyük sorun bu; benim diyen mobilya ustası bir mobilyaya dışarıdan bakınca malzeme kalitesini anlayamaz. Anlarım diyen de yalan söylüyordur. Yalnızca bağlantı parçalarına kalite puanı verebilir. Açıkça söylüyorum; Çapa gerçekten kaliteli malzeme ve işçilik kullanır. Üretim süreçlerini bilmesen iki yıl çalışmış olmama rağmen bu kadar net konuşamazdım. Ayrıca iki yıldır Çapa’dan aldığım mobilyayı kullanıyorum ve çok memnunum; sandalyeler sallanmıyor, raylar ve menteşeler hala sapasağlam ve dolaplar da taş gibi duruyor.</span></p>
<p style="margin-left:0;text-indent:0;line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';"><span>(3).<span style="font-family:'Times New Roman';font-style:normal;font-variant:normal;font-weight:normal;font-size:7pt;line-height:normal;"> </span></span></span><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Tarzı bana uyacak mı?</span></p>
<p style="line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Açıkçası burada iş size düşüyor. Bir tarzınız varsa ve daha önemlisi ne istediğinizi biliyorsanız ve en önemlisi bu isteğinizi anlatabiliyorsanız, tabii ki ortaya çıkan sonuç tarzınızı yansıtacaktır.</span></p>
<p style="margin-left:0;text-indent:0;line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';"><span>(4).</span></span><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Verdiğim paranın karşılığını alabilecek miyim?</span></p>
<p style="line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Bu soruya sizin yerinize cevap veremem, çünkü herkes için paranın karşılığı değişkendir. Sizin için paranın karşılığı kaliteyse (ürün ve hizmet), karşılığını alırsınız. Estetikse (1). maddeyi önemseyiniz, tarzsa (3). maddedeki çekincelerim önemli. Bu soruya yanıt aramaktansa Çapa’nın fiyat politikasını açıklamayı ve kararı size bırakmayı tercih ederim. Çapa’da ürünler piyasa ortalamasından pahalı, en pahalı gruptan ucuzdur, ancak kesinlikle fahiş değildir ve talep ettiği paranın karşılığını vermek kaygısını taşır. Kaliteyle, kişiye özel üretimle, garanti kapsamıyla, satış sonrası hizmetleriyle benim tanıdığım diğer tüm mobilya mağazalarından farklıdır. Buradaki fiyat yüksekliği diğer mağazalarla karşılaştırınca vardığım bir sonuçtur. Fiyatlar sizin için yüksek veya düşük kalabilir, orasını bilemem. Bence sunulan toplam değer ile karşılaştırılınca Çapa’nın fiyatları uygundur.</span></p>
<p style="margin-left:0;text-indent:0;line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';"><span>(5).<span style="font-family:'Times New Roman';font-style:normal;font-variant:normal;font-weight:normal;font-size:7pt;line-height:normal;"> </span></span></span><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Teslimat tarihine sadık kalınacak mı?</span></p>
<p style="line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Özellikle yeni evlenenlerin, evlerini, doğru zamanda hazırlamaları çok önemlidir. Bu nedenle sözüme güvenin, Çapa, büyük ihtimalle ürünlerinizi size verilen tarihten bir hafta önce, küçük ihtimalle de son bir hafta içinde teslim edecektir. Teslimat gecikmesi benim çalıştığım 2 yıl boyunca hiç yaşanmamıştır.</span></p>
<p style="line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Beş temel soruya yanıt aradım. Çapa, fiyat açısından biraz yüksek olduğu için mükemmel değildir. Ancak yüksek fiyat, karşılığı varsa katlanılabilirdir. Mobilya gibi her yıl alınmayan bir şey için biraz fazla bütçe ayrılabilir. Tabii ki bütçe yoksa, yapacak bir şey de yoktur.</span></p>
<p style="line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Bu yazıyı yazmadan önce içeriden bilgi aldım. Eskiye göre değişen bir şey yokmuş.</span></p>
<p style="line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Mobilya Alırken Dikkat Edilecek İncelikler</span></strong><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';"> </span></p>
<p style="line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Bu işi bilen biri olarak birkaç püf nokta saymak istiyorum. Kafaları gezdikleri mobilya mağazaları ile karışan, seçenekler arasında boğulan herkese ışık olur umarım:</span></p>
<p style="margin-left:0;text-indent:0;line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';"><span>(1).</span></span><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Mobilya alımında ucuz, kaliteli, güzel ve tarz sahibi dörtlüsünün bir araya gelmesi mümkün değildir. Kalite ve ucuzluk arasında bir seçim yapmak kaçınılmazdır. Şöyle açıklayayım: Bir mobilya MDF ile yapılmış olsun. En iyi MDF ile en kötü MDF arasında nerdeyse 3 kat fiyat farkı vardır. Sözde mobilya MDF’dir, ancak önemli olan hangi MDF olduğudur ve inanın bunu bakarak veya inceleyerek anlamanız söz konusu değildir. Ayrıca bağlantı parçaları (menteşeler, çekmece ve sürgülü dolap kapağı rayları) çok önemlidir. Bir bağlantı parçası mobilyanın uzun ömürlü olması için esas önemli konulardan biridir. Buna dikkat edin.</span></p>
<p style="margin-left:0;text-indent:0;line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';"><span>(2).</span></span><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Genelde ucuz mobilyalar koyu renklidir. Nedeni şu: Ucuz olması için maliyeti düşük kaplama kullanılır, maliyeti düşük kaplamadaki kusurları örtmek için de mobilyalar koyu renkle cilalanır. Her yerde koyu renk görüyorsanız bunun sebebi moda olması değildir. Tabii ki her koyu renk de kalitesiz değildir. Bunun için aynı mağazadaki açık renkli mobilyaların kaplamalarını ve cilasını inceleyebilirsiniz. Koyu renk konusunda bir de "Wenge" hadisesi var ki dillere destan. Efendim "Wenge" bir renk değildir; bir ağaçtır. Kaplama olarak da pahalı bir ağaçtır. Wenge diye satılan mobilyalar kayın üzerine siyah cila atılmış olanlardır ve Wenge falan değildir. Wenge kaplama şöyle gözükür: Kayındaki gibi büyük damarları yoktur, deseni daha düzdür. Bunun yanında üzerinde küçük küçük çentikler varmış gibi gözükür. Bu çentik görüntüsü beyaz ışık altında dar açıdan bakıldığında mobilyanın üzerine sim dökülmüş gibi bir algı yaratır. Wengenin kendisi koyu renkli bir ağaç olduğu için cilası koyu renk olur ve bu siyah değildir. </span></p>
<p style="margin-left:0;text-indent:0;line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';"><span>(3).</span></span><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Bir yerde gördüğünüz mobilyanın renk, cam ve kulplar gibi görünen eklerinden ayırıp kafanızda ham halini canlandırmaya çalışın. Çünkü genelde aynı modeller farklı ek parçalarla donatılarak satılıyor. Temelde aynı olan ve hatta aynı yerden (genelde Ankara’daki sitelerden) alınan bu mobilyalar birbirinin özde aynısıdır, durduk yere fazladan para ödemeyin. Genelde bağlantı parçaları montajlı geldiği için bu kapsamın dışındadır.</span></p>
<p style="margin-left:0;text-indent:0;line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';"><span>(4).</span></span><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Cila kalitesi uzun ömürlü güzel görünüm için olmazsa olmaz şarttır. Genelde mobilyalar ham haliyle alınır ve sonradan cilalatılır. Bu nedenle pek çok mağaza modelde değişiklik yapamazken, renk ve ek parçaları değiştirebilir. Cilanın kaç kat olduğu, hangi maddelerin kullanıldığı hakkında detaylı bilgi isteyin, mümkünse bu maddeleri araştırın. Ancak yine de cilası bitmiş bir mobilyanın cila kalitesini anlamanız mümkün değildir.</span></p>
<p style="margin-left:0;text-indent:0;line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';"><span>(5).</span></span><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Eğer renk değiştirecekseniz mobilyanın ham halini görmek isteyin. Bütün kusurlarıyla çırılçıplak kalacaktır. Eğer renk değiştirmiyorsanız, mobilyanın raflarından birini çıkarın ve arkasına bakın. Genelde raf arkaları cilalı değildir ve böylece kullanılan malzemeyi görebilirsiniz. Bilmeyen vardır diye söylüyorum: MDF sütlü kahvenin koyusu gibi gözükür ve tek renktir, dümdüz bir yapısı vardır. Suntanın görüntüsü ise talaş parçalarının birleşimi şeklindedir.</span></p>
<p style="margin-left:0;text-indent:0;line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';"><span>(6).</span></span><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">MDF-Lam ve Sunta-Lam malzemelerden kaçının. Eğer yeterli bütçeniz yoksa, geçici olarak mobilya alıyorsanız, bu malzemeler tercih edilebilir. Ancak evladiyelik bir mobilya için kesinlikle önerilmez. Ne kadar düzgün kullanırsanız kullanın, sunta-lam size en fazla 3 yıl hizmet edecektir, daha sonra değiştir beni diye yalvaracaktır.</span></p>
<p style="margin-left:0;text-indent:0;line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';"><span>(7).</span></span><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Sandalye ve koltuk konusu müşteriler için tam bir muammadır. Bakın söylüyorum; koltuk ve sandalyenin üzerine kumaş geçirildiği anda mümkün değil ne olduğu anlaşılamaz. İster oturun, ister üzerinde zıplayın kesinlikle hiçbir kalite değerlendirmesi yapamazsınız. Bu konudaki önerilerim şöyle olacak. Koltuk ve sandalyelerinizin iskeletini görmek isteyin. Ağaç iskelet bağlantılarında sadece çivi ve vida kullanılmadığına emin olun. Doğru bağlantı biçimi köşelerin belli paylar ile iç içe geçmesi ve bu payların güçlü ahşap yapıştırıcılarla yapıştırılması, daha sonra da vida ile güçlendirilmesidir. Sadece vida ile tutturulmuş bağlantılar çok kısa zamanda deforme olacaktır. Eğer mevcut mobilyalarınızda böyle bir dertten muzdaripseniz büyük ihtimalle sorun bağlantıların sadece vida ile yapılmış olmasıdır. Koltuk iskeletlerinde ahşap tercih edin. Diğer tüm malzemelere göre daha dayanıklıdır.</span></p>
<p style="margin-left:0;text-indent:0;line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';"><span>(8).</span></span><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">En başta sıraladığım altı sorunun birini de burada cevaplayalım: Farklı yerlerden aldığım mobilyalar birbirine uyacak mı? Ben bunu bilemem, uyar da uymaz da. Size tavsiyem hepsini aynı yerden alın. Bazı mobilyalara biraz yüksek bedel ödeseniz bile hem pazarlık gücünüz yükseleceği için daha çok indirim alacak ve dip toplamda benzer rakamlara ulaşacaksınız, hem de görüntüyle ilgili sıkıntılardan kurtulacaksınız.</span></p>
<p style="margin-left:0;text-indent:0;line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';"><span>(9).</span></span><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Pazarlığı abartmayın. Bu en sık yapılan hatadır. Bir malın bir maliyeti vardır ve satan şirket size yaptığı satıştan para kazanacaktır. Mobilyada maliyetleri düşürmek o kadar kolaydır ki, aklınız oynar. Mesela bir yatak odası takımı 3.000,00 YTL, aynı görünümlü bir diğer yatak odası takımı başka bir mağazada 5.000,00 YTL ise, bu fiyat farkını sadece üretim maliyetiyle bile açıklamak mümkündür. Pazarlığı abartırsanız, mobilyacı da sattığı maldan karını çıkartmak için maliyet düşürme çabalarını abartacaktır. Siz birbirinin aynısı iki mobilya arasındaki farkı göremeyebilirsiniz, ancak dağlar kadar fark olacağı kesindir.</span></p>
<p style="line-height:150%;text-align:justify;" class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;color:#333333;line-height:150%;font-family:'Century Gothic';">Umarım bu tavsiyelerim size faydalı olur.</span></p>
<p><span style="font-size:9pt;color:#333333;font-family:'Century Gothic';">Saygılar…</span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Murat Belge: Hrant Dink'in Cenazesi]]></title>
<link>http://dink.wordpress.com/2007/02/18/murat-belge-hrant-dinkin-cenazesi/</link>
<pubDate>Sun, 18 Feb 2007 02:32:19 +0000</pubDate>
<dc:creator>site yöneticisi</dc:creator>
<guid>http://dink.wordpress.com/2007/02/18/murat-belge-hrant-dinkin-cenazesi/</guid>
<description><![CDATA[Bizi buraya Hrant&#8217;ın acısı getirmişti. Ama şimdi, çok tuhaf bir şekilde, bu acıdan bir]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://dink.wordpress.com/files/2007/02/murat_belge.jpg" title="Murat Belge"><img src="http://dink.wordpress.com/files/2007/02/murat_belge.kucukresim.jpg" alt="Murat Belge" align="left" hspace="5" /></a>Bizi buraya Hrant'ın acısı getirmişti. Ama şimdi, çok tuhaf bir şekilde, bu acıdan bir olumluluk doğuyordu. Adını koyamayacağım bir şey bu: acıyı yok etmeksizin ondan üreyen ve onun yanında duran bir şey: 'sevinç' desem, o değil; bir coşku, şüphesiz.. belki bir güven duygusu. Sonuçta, yalnız Hrant'ın başarabileceği bir şeydi bu. Onu vuranlar böyle bir şeyi akıllarından geçirmiş olabilirler mi? Sanmıyorum. Bunu daha önce de söylemiştim. <strong>'İnsanın fazileti'</strong> gibi <em>'faktör'</em>, onların hesapları içinde yer almaz. Onların yatırımı, insanın sefaletinedir. Zaafa, korkuya, boyun eğmeyedir. Her şeye rağmen, bu cenaze, bize bir şeyler gösterdi, azımsanmayacak bir şeylere hâlâ sahip olduğumuzu gösterdi.<!--more--></p>
<p>Ocak ayının son bölümünden bu yana, Hrant Dink'in öldürülmesi olayına çeşitli yanlarından değindim. Herhalde bundan sonra da sık sık bu olaya dönme gereğini duyacağım, çünkü genel akış içinde çok önemli bir dönemeci temsil ediyor. 'Öncesinde' ve 'sonrasında' ayrımı yaparak konuşmaya zorlayan bir dönüm noktası.</p>
<p>Ama şimdiye kadar Hrant Dink için yapılan cenaze törenine pek fazla değinmemiştim. Bugün biraz bunun üstünde durmak istiyorum.</p>
<p>Ölümden sonra Agos'u ziyarete gittiğimizde, bu yürüyüşün gününü, saatini ve genellikle ne olmasının beklendiğini öğrenmiştim. Bizim okuldan katılacaklar vardı. Ben de oradan başladım. Kuştepe'den Şişli'ye geldik.</p>
<p>Bu dünyanın yapılanmasında, bir olay, bir özelliği öne çıkarır, çünkü onun öyle olmasını gerektiren bir mantık vardır. Bu cenazede, insan gözü, otomatikman, kalabalığa takılıyordu. Gözün gördüğü insanların çokluğu önemliydi. Bunlar, somut insanlar tabii, kimisini de şahsen tanıdığımız somut insanlar. Ama herhalde o somut insanların gerisinde soyut bir özellik aradığımız içindir ki, zihnin aradığı o soyutluğa cevap olarak göz bu somut kalabalığı sabitliyordu. O soyutluk da, besbelli, niceliğe ilişkin bir şeydi.</p>
<p>Yaşadığımız birkaç on yılın bilincimizde ve bilinçdışımızda yarattığı birikimin sonucuydu bu arayış, sanıyorum. Hrant Dink cinayetiyle birlikte, birdenbire, 'sayı' bizim için önemli olmuştu: 'Kaç kişiyiz? Hrant'ın öldürülmesinden bu acıyı duyan kaç kişiyiz?' Bu soruyla sağı solu, şu sokağın içini, önümüzü arkamızı süzen göz, 'Çok kişiymişiz' cevabına geliyordu. Yürüdükçe, bu çokluk artıyordu. Yürürken, yürümeyen, yoldan veya evinden yürüyenleri seyredenlerin birçoğunun da bizim duygularımızı paylaştığını görüyorduk.</p>
<p>Sayı tahmininde bulunmayı pek bilmem, beceremem. Ama bu sayı benim beklediğimden fazlaydı. Sanırım orada bulunan herkes içinden bunu, bunun bir benzerini geçirdi. Bizi buraya Hrant'ın acısı getirmişti. Ama şimdi, çok tuhaf bir şekilde, bu acıdan bir olumluluk doğuyordu. Adını koyamayacağım bir şey bu: acıyı yok etmeksizin ondan üreyen ve onun yanında duran bir şey: 'sevinç' desem, o değil; bir coşku, şüphesiz.. belki bir güven duygusu.</p>
<p>Sonuçta, yalnız Hrant'ın başarabileceği bir şeydi bu.</p>
<p>Onu vuranlar böyle bir şeyi akıllarından geçirmiş olabilirler mi? Sanmıyorum. Bunu daha önce de söylemiştim. 'İnsanın fazileti' gibi 'faktör', onların hesapları içinde yer almaz. Onların yatırımı, insanın sefaletinedir. Zaafa, korkuya, boyun eğmeyedir.</p>
<p>Bir acıyı, sonraki siyasete yakıt yapma alışkanlığını hiç sevmem. Ayrıca, spontane tepkilerden kalıcı yapılar çıktığının örnekleri de azdır. Her şeye rağmen, bu cenaze, bize bir şeyler gösterdi, azımsanmayacak bir şeylere hâlâ sahip olduğumuzu gösterdi.</p>
<p>Ama bu açık uçlu mücadelede, şimdi, bu sefer de bu cenazeyi kullanarak üste çıkmaya çabalıyor faşist cephe. Buradan malzeme çıkarmaya çalışıyor.</p>
<p><a href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=213252">Kaynak: Radikal</a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Mihri Belli: Hrant'ın Saygıyla Uğurlanması Halkların Kardeşliğine Perçin, Manevi Dayanaklarımıza Dönüştür]]></title>
<link>http://dink.wordpress.com/2007/02/11/mihri-belli-yuzbinlerin-hranti-saygiyla-ugurlamasi-kardesligi-percinleyecek-manevi-dayanaklarimiza-donustur/</link>
<pubDate>Sun, 11 Feb 2007 12:23:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>site yöneticisi</dc:creator>
<guid>http://dink.wordpress.com/2007/02/11/mihri-belli-yuzbinlerin-hranti-saygiyla-ugurlamasi-kardesligi-percinleyecek-manevi-dayanaklarimiza-donustur/</guid>
<description><![CDATA[ Yüzbinler ellerinde &#8220;Hepimiz Ermeniyiz&#8221;, &#8220;Hepimiz Hrant Dink&#8217;iz&#8221; dö]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://static.flickr.com/117/275563105_451ee36f36_m.jpg" align="left" height="202" hspace="15" width="135" /> Yüzbinler ellerinde <strong>"Hepimiz Ermeniyiz", "Hepimiz Hrant Dink'iz"</strong> dövizleriyle Hrant'ı, saygıyla uğurladı. Anlamı ne? Türkiye'de ilk kez Anadolu halklarının kardeşliğini perçinleyen, öngörülmemiş, kendiliğinden oluşan bir yığınsal eylem. Bunun ülkemizin geleceği üzerinde derin etkileri olacaktır. 22 Ocak 2007 öncesi Türkiye ile bu tarihten sonrasının Türkiyesi aynı Türkiye değildir artık. Bu tarihimizdeki en övgüye değer manevi dayanaklarımıza dönüştür. Hrant'la en son Pera Palas Oteli'nde benim de içinde bulunduğum bazı aydınların <strong>"Silahlar Sussun"</strong> çağrısı sırasında karşılaşmıştım. <strong>"Şu Ermeni meselesini başbaşa verip bir konuşalım" </strong>diye anlaşmıştık. Onun kendi ulusal kimliğine sahip çıkan ama aynı zamanda enternasyonalist ve yurtsever tavrını onaylıyordum ve bizlerin baş muhataplarımızdan biri olması gerektiğini düşünüyordum.<!--more--></p>
<p><a href="http://dink.wordpress.com/files/2007/01/22.jpg" title="Hrant Dink Cenaze Töreni"><img src="http://dink.wordpress.com/files/2007/01/22.jpg" alt="Hrant Dink Cenaze Töreni" /></a><br />
Yüzbinlerce insan Hrant Dink'i saygıyla uğurladı. Herkes <strong>"Hepimiz Ermeniyiz", "Hepimiz Hrant Dink'iz"</strong> dövizleri taşıyordu ellerinde. Anlamı ne? Türkiye'de ilk kez Anadolu halklarının kardeşliğini perçinleyen, öngörülmemiş, kendiliğinden oluşan bir yığınsal eylem. Bunun ülkemizin geleceği üzerinde derin etkileri olacaktır. 22 Ocak 2007 öncesi Türkiye ile bu tarihten sonrasının Türkiyesi aynı Türkiye değildir artık. Bu tarihimizdeki en övgüye dönük manevi dayanaklarımıza dönüştür. Dün en iğrenç faşist saldırılara "Türkiye seninle gurur duyuyor" desteği veriliyordu. Bu sefer bu pek mümkün olmadı.</p>
<p>Hrant'la en son Pera Palas Oteli'nde benim de içinde bulunduğum bazı aydınların <strong>"Silahlar Sussun"</strong> çağrısı sırasında karşılaşmıştım. <strong>"Şu Ermeni meselesini başbaşa verip bir konuşalım" </strong>diye anlaşmıştık.  Ben hemen ardından <strong>Fransa</strong>'ya gittiğimden bu iş dönüşümüze kalmıştı. Onun kendi ulusal kimliğine sahip çıkan ama aynı zamanda enternasyonalist ve yurtsever tavrını onaylıyordum ve bizlerin baş muhataplarımızdan biri olması gerektiğini düşünüyordum.</p>
<p>Avrupa ülkeleri dinsel fanatizm içinde kıvranırken, engizisyon vicdan özgürlüğünü yok ederken, Osmanlı İmparatorluğu'nda Hristiyan ve Yahudi halklar vicdan özgürlüğüne sahipti. Herkes kutsal bildiği kendi inancının gereklerini yerine getirmekte serbestti.</p>
<p>Hrant Dink'e sahip çıkmak Taşnak Partisi'nin ya da Ermeni Diaspora'sının şöven milliyetçiliğine sahip çıkmak değildir. Hrant o yüzden bu iki çevreyle de bozuşmuştur. Ermeni kimliğine elbette ki sahip çıkıyordu, bu onun kimliğiydi; ama Türkiye Cumhuriyeti'ni bir tarihsel gerçeklik sayıyordu. Kendisini bu ülkenin vatandaşı olarak kabul ediyordu. Bu ülkenin bir vatandaşı olarak dinsel ve etnik kökeninden ötürü vatandaşlık haklarından dışlanmamak istiyordu o kadar.</p>
<p>Diaspora Ermenileri, sırtlarını Batı'nın emperyalist güçlerine dayayıp Türkiye'ye veryansın ederken, o doğru bildiği yoldan ayrılmadı. İleri sürdüğü hiçbir istem Türk kökenli bir yurtseverin kabul edemeyeceği bir istem değildir.</p>
<p>Ulusal azınlıkların kurdukları siyasi partiler Osmanlı İmparatorluğu'nu yok etme kararında olan büyük devletlerle fiilen ittifak durumundaydılar. Bunu hesaba katmayan bir tahlil eksiktir. Birinci Dünya Savaşı'nda katanalar tepişti olan taylara oldu. Çarlık Rusyası orduları Trabzon, Erzurum ve Van'ı işgal edip Anadolu'ya girdikleri zaman Rumlar ve Ermeniler Çarlık askerlerini kurtarıcı gibi karşıladılar. Oysa o tarihte Rusya İmparatorluğu'nun öteki adı "Halklar Hapishanesi" idi. Beri yandan müttefiki Berlin'in akıl hocalığı ve onayı olmadan İttihat ve Terakki Hükümeti bu önemde bir karar alamazdı. Bütün bu ayrıntılara değinmeden yapılacak tahlil besbelli eksiktir.</p>
<p>Ben Taşnak Partisi ve Ermeni diasporasının tezgahından çıkma "genoside" sözcüğünün kullanılmaması gerektiği görüşündeyim. Yunanca ve Latince iki sözcüğün birleşmesinden oluşan kelime bir ırkın yok edilmesi anlamına gelir. İttihat ve Terakki hükümeti bile, uygulama ne olursa olsun böyle bir karar almamıştır.</p>
<p>Ama tıpkı bugün Hrant'ın başına geldiği gibi mahkemelerin cezaları, yıllardır süren gazete başlıkları, bürokrat ve istihbaratçıların Hrant'a tehdidvari susma tavsiyeleri de direkt olarak cinayeti planlamak olmasa bile, bu cinayetin ortamının hazırlanmasıdır. İster düşünülsün, ister farkında olunmasın, tüm bu yetkililer suçu Ogün Samast ile paylaşmak durumundadırlar. İster kendi başına hareket eden sokak çetesi tarafından (ki buna kargalar bile güler) işlensin, isterse BOP yolunda tıpkı Şiilerle Sünnilerin birbirine düşürülmesi gibi Türklerle Ermeniler arasına aşılmaz uçurumlar kazmayı planlayan Batılı işgalci istihbarat örgütlerinin işi olsun. Ortamı hazırlayanlar, devletin içinde veya onun paralelinde her fırsatta Ermeni'ye küfreden medyanın, her suçu onların üzerine atan şöven milliyetçiliğin eseridir.</p>
<p>Gerçek yurtseverlik bütün bunları reddeder. Eğer cinayette yabancı parmağı varsa da bugünkü anlamıyla şöven milliyet politikasının, özü gereği, emperyalizmin işbirlikçisi konumuna düştüğünü göstermektedir. BOP'un planı bu bölgede halkları birbirine düşürmektir. Buna hizmet edecek en basit fanatizm -ki bu sol saflarda bile bulunabilir- BOP'un yani emperyalizmin işbirlikçisi konumuna düşmek anlamına gelir.</p>
<p>Tehcire tabi tutulan Ermenilerin çoğunun soğuktan, salgın hastalıklardan ya da açlıktan öldüğünü, bir kısmının da katledildiğini biliyoruz. Ölenlerin sayısı şu olmuş bu olmuş, köy ya da kasabasındaki sıcak evinden alınarak kış günü dağ başına sürülen insan bu yüzden ölürse bu da cinayettir. Böyle bir durumda, çoluk çocuk savunmasız insanların başına neler geleceğini düşünmeyen ve önlemini almayan herhangi bir yönetim suçludur. Tek insanın ölümüne neden olmak bile bağışlanamaz. Zaten o insanların çok büyük çoğunluğu, hele çocuklar her anlamda masum idiler. Onun için biz "Tehcir Türk tarihimizin kara sayfasıdır" diyoruz. Ama tarihleri kara sayfalarla dolu emperyalist devletlere bel bağlayıp müslüman halkı "kana susamışlıkla" itham edenlere karşı çıkıyoruz.</p>
<p>Ermeni sorununun demokratik çözümünde iki taraf vardır: Şövenizme karşı demokrasiden taraf Türkler ve Hrant Dink gibi Ermeniler. Sorun karşılıklı iyi niyetli diyalogla çözülebilir, çözülmelidir. Hrant Dink'in yüzbinleri katıldığı cenaze törenini bu sorunun demokratik çözümü doğrultusunda bir ileri adım sayıyoruz.</p>
<p>1936-37 ders yılında Türkiye'den yeni gelmiş ve Amerika'da Iowa Üniversitesi'ne kaydını yaptırmış genç bir öğrenci idim. Geride bıraktığı insanların ve Edirne'nin arnavut kaldırımlarının hasretini çeken yirmi yaşında bir Türk genci. Iowa'da Unitarian Kilisesi vardı. Ötekilere pek benzemeyen ilginç bir kiliseydi bu. İspanya İç Savaşı'nda Cumhuriyetçiler saflarında savaşmış olan Amerikalı gençler gelip konferans verirlerdi bu kilisede. Papazını tanıyordum.</p>
<p>Birgün Papaz bana bir öneride bulundu: Bir İspanyol, bir Çinli öğrenci, bir de ben, her hafta, Iowa eyaleti kasabalarının Rotary Klübü'nün öğle yemeğine gidecek ve yirmişer dakika memleketlerimiz hakkında konuşacaktık. İspanya'da İç Savaş vardı, Çin Japon emperyalizminin saldırısına uğramıştı, Türkiye'de savaş mavaş yoktu. Çinli Çan Kay Şek'in generallerinden birinin oğluydu. Konuşmasını önceden hazırladığı yazılı metinden okuyordu, telafuzu bozuktu. İspanyol, iç savaştan kaçmış ABD'ye sığınmıştı, onun telafuzu daha iyiydi. Dinleyiciler pek izleyemiyorlardı. Konuşması daha çok ABD demokrasisine övgüden oluşuyordu. Ben ise sıla hasreti çeken biri olarak Amerikan demokrasisini takdir edecek durumda değildim pek.</p>
<p>En son ben konuşurdum. Ardından sorular gelirdi. Örneğin "Şehirlerimizi nasıl buluyorsun?" gibi bir soruya "Sokaklarınız temiz ve bakımlı, ancak her köşebaşında bir kilise görmesem daha iyi olacak" gibi yanıt veriyordum ve ertesi gün çıkan yerel gazete benim yanıtımı başlık yapabiliyordu. Konuşmamdan geniş alıntılar veriliyordu.</p>
<p>Ermeni tehciri üzerine de sorular soruluyordu. Şöyle diyordum: "Türkiye'de ve Amerika'da milyonlarca Ermeni yaşıyor, "genodise" sözcüğü uygun düşmüyor. Ama gene de Ermeni tehciri tarihimizin kara bir sayfasıdır. Her ulusun tarihinde böyle kara sayfalar ne yazık ki var. Avrupalı beyaz adam Amerika kıtasına ayak bastığında bu topraklarda 15 milyon Kızılderili'nin yaşadığı söyleniyor. Nerede bunlar? Afrika'da Kongo'nun sömürgeleştirilmesinde Belçikalı beyaz adamın öldürdüğü karaderililer birerli kolda sıraya dizildiklerinde, çevresi 40 bin kilometre olan Ekvator'u kuşatır da artar diye anlatırmış, ünlü Amerikalı yazar Mark Twain. Nerede bu insanlar? Eğer jenosit arıyorsa sömürgeci dünya kendi tarihine baksın."</p>
<p>Yirmi yaşında bir gencin demokratik çözüm getirmeyen ama pek de tarihsel gerçeklere ters düşmeyen bu cevabını buraya almadan edemedim.</p>
<p>Eğer atların tepiştiğini ve bu arada olanın taylara olduğunu kabul etmiyorsak, o zaman şu soruyu cevaplandırmamız gerekmez mi: "Madem ki bu olanlar, iddia edildiği gibi Anadolu'nun Müslüman halklarının Ermeni ve Rum kanına susamışlığının dışa vuruşudur, bin senedir Ermeniler ve Rumlarla birlikte yaşayan bu halklar bu işi niçin güçlü olduları zaman yapmadılar da en zayıf oldukları zamana bıraktılar.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sevim Belli Yazıyor: "Bir Bebekten Bir Katil Yaratan Karanlık" Kaderimiz Değildir]]></title>
<link>http://dink.wordpress.com/2007/01/25/sevim-belli-yaziyor-bir-bebekten-bir-katil-yaratan-karanlik-kaderimiz-degildir/</link>
<pubDate>Thu, 25 Jan 2007 21:08:13 +0000</pubDate>
<dc:creator>site yöneticisi</dc:creator>
<guid>http://dink.wordpress.com/2007/01/25/sevim-belli-yaziyor-bir-bebekten-bir-katil-yaratan-karanlik-kaderimiz-degildir/</guid>
<description><![CDATA[Halklar çok kez sağlıklı bir potansiyelle yüklüdürler. Çünkü her zaman &#8216;daha iyi bir]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://dink.wordpress.com/files/2007/01/sevim_belli.gif" alt="Sevim Belli" align="left" hspace="5" />Halklar çok kez sağlıklı bir potansiyelle yüklüdürler. Çünkü her zaman 'daha iyi bir yaşam' özlemiyle ileriye dönüktürler. Sıradan halk insaniyetçidir, adildir, ırk, din, dil farkına o kadar da önem vermez, yeter ki kışkırtılmaya, kafası karıştırılmaya, değer yargılarıyla oynanmaya. Marifet bu potansiyeli etkinleştirmektir. Evet bir kez daha gördük ki büyük sözleri büyük kalabalıklar söyler ve de hiç bağırmasına gerek olmadan sözünü duyurur. Tek başınıza "hepimiz ermeniyiz" diye ortalıkta dolaşabilir misiniz? Dolaşsaniz ne olur? Öylerse, hepimiz "başka bir dünya mümkün" ve "bunu biz hep birlikte yaratacağız" demek üzere bir ağızdan konuşmayı öğrenelim! Ayrıntılarımız farklı olsa bile ortak şarkılarımızı söyleyelim!<br />
<!--more--><br />
HRANT DINK'IN ARDINDAN</p>
<p>Evet, ne güzel söyledin Bayan Dink, agzina saglik! Bu karanligi sorgulamadikça, ülkemizin geçmisine gelecegine hükmeden "karanligin efendileri"ni etkisiz kilmadikça asla toplum olarak kurtulusumuz yoktur.</p>
<p>Büyük acisinin bunaliminda esinin katilini bile bir bebegin masumiyetiyle birlikte anabilen insaniyetçi yaklasim ve olayin toplumsalligini ön plana almasindaki sogukkanli kavrayis insan evlâdinin derinligindeki büyüklüklerin irkla, dinle, dille orantili olmadigini, bir kez daha, görmek istemeyenlerin gözlerine sokmuyor mu?</p>
<p>Hrant Dink de ayni sevecenlikle "Türkiye'de insanlar güvercinlere dokunmazlar!" inanciyla avunmak istemisti. "Evet 'insanlar' güvercinlere dokunmaz!"</p>
<p>Simdi diyorlar ki "Hrant Dink'e kursun sikan zanli 30 saat gibi kisa bir süre içinde yakalanmis! Pek saklandigi da yoktu hani...Olayin ciddiyeti elverse "Aman ne mutlu!" diyesi gelir insanin. Öyle nice yakalananlar görmedi mi Türkiye, sonra da gurur duymadi mi onlarla avaz avaz! Ve de parlemanter, büyük bürokrat, mafia, ülkücü karmasi 'Susurluk' hepsinin üstüne tuz-biber ekip durmaz mi ondört yildir! Ve daha niceleri!</p>
<p>Gelismeleri görelim hele!</p>
<p>Basta sorumlular hepimiz onu korumamis, koruyamamis, ölümünü engelleyememis, ve hele Dink'i de yutmadan önce o 'muannit' karanligi dagitamamis olmakla suçlu degil miyiz? Kime "bizi bagisla!" diyecegiz simdi?</p>
<p>Su Türkiyemizin haline bakin: en yurtsever, en aydin, en verimli, evlâtlarini güvercin avcilarinin kalles kursunlarina yem ediyor da yillardir.. dogrulamiyor!</p>
<p>"Ben bir Körogluyum dagda gezerim<br />
"Esen rüzgarlardan hile sezerim." demis ozan.</p>
<p>Bastirilmis, dili kesilmis bir halk olarak bizim sevgili yurttaslarimiz dagda gezerken degil koca koca kentlerin koskoca caddelerinde, hileleri sezseler de, sezemeseler de ölümle kucaklasir oldular nicedir. Bunun için degil midir pekçogumuzun yillar yili hep esen rüzgarlardan hile sezerek "güvercin tedirginligiyle" yasamak zorunda kalisimiz. Ve de insanlarimizin en ufak esintide köse bucak siper almasi. Hem hileyi sezip de hem de çorbada tuzum olsun diye diretmek yürek ister ve o yüregi dolduran koskoca bir yurt ve insan sevgisi.. Iste böyle bir yüregi yitirdik biz göz göre göre. O yürek, "yasadigi cehennemi cennete çevirmek isteyenlerdendi" esi ile birlikte.</p>
<p>Yasim elverdi Cumhuriyet devrinin her dönemini yasadim. Bu karanligin günlük güneslige dönüstügünü yasayamadik bir türlü. Tersine, Emperyalizmin yarattigi olaylarla, Orta-Dogu'dan yansiyan kaygi verici gelismelerle karamsarlasan yüreklerimiz H.Dink'in öldürülmesi ile yirtildi adeta.</p>
<p>Ama her zaman tasiran bir son damla vardir.</p>
<p>Her seye karsin Hrant Dink olayi Türkiye toplumunu silkeledi. Yazilariyla yapamadiklarini "Türkiye topraginin derinliklerine gömülen" bedeniyle yapti Hrant Dink. Kimilerinin reddettikleri, kimilerinin unutturmak istedikleri, kimilerinin ise sahip çikmaya cesaret edemedikleri kardesligimizi yüreklerimize, bilinçlerimize kazidi. Kamunun bellegine yazildi Hrant Dink bir kahraman olarak. Unutulamaz. Tesekkürler Hrant kardesim!</p>
<p>Onu yoketmek isteyenler bunu hesaplayamadilar.</p>
<p>Her ne kadar ta en yukarlardan baslayarak resmî agizlarin Hrant Dink'in öldürülmesini ülkemizde alisilmamis bir siddetle kinamis olmalarinin, nedeni ne olursa olsun, yüzbinlerin, hiç olmazsa bu kez, ürküyü üzerlerinden atip tepkileriyle birlikte sokaklara dökülmelerini kolaylastirdigi düsünülebilecek de olsa, gene de, uzun zamandan beri böyle anlamli, saglikli bir tepkiyi, böyle kitlesel bir olayi yasamadigimizi övünerek ileri sürebiliriz.</p>
<p>Evet, 23 Ocak 2007 günü itibariyle hepimiz bu topragin insanlariyiz, hepimiz Ermeniyiz, Rum, Çerkez, Kürt , Türk, vb, vb.yiz. Ortak vatanimizda kardesiz ve öyle de kalacagiz. Bunu herkesin böyle anlamasi, böyle bilmesi gerekir artik.</p>
<p>Farkli göründügümüz durumlarin nedeni ayri-gayri olmamiz degil, dünyayi, insanligi, dil ve din olaylarini kavrayamamanin, gelismemislik ve de yanlis yönlendirilmenin elverisli zemininde, çesitli odaklarin gerek çikar geregi, gerek anlayis ve sevisizlik geregi, aramizda düsmanliklar yaratmaya çalismalarindandir. Ayrica kendi zenginligimizden korkar hale getirilmemizdendir.</p>
<p>Aralarina girmeye, kaynasmaya can attigimiz Avrupa hiristiyan alemi bin yil kardesçe ve dostça yasadigimiz kendi insanlarimizdan daha mi "masum" bir tarihle yüklüdür bize karsi? Hele her isimize burnunu sokan taa Okyanuslar ötesi sözümona dostlarimiz?</p>
<p>Birer islâm halifesi olan Osmanli Padisahlari en yakin dost ve arkadaslarini Rum ve Ermenilerden seçerlerken hainlik mi ediyorlardi? Onlarin gelenegini bile 21. yüzyilda, modern zamanlarin insanlari olarak sürdüremiyecek isek yaziklar olsun bize.</p>
<p>Hrant Dink'in ölümü resmî agizlarin ve medyanin bu gibi olaylarda ne kadar büyük sorumluluk tasidigini bir kez daha apaçik gözler önüne serdi. Hrant Dink'i vatan haini gibi göstermeyi is edinen bir kisim çevreler onun kahpece yasamina kastedilmesi üzerine ve de beri yandan tam anlamiyla hakettigi sayginlikla bir kahraman gibi ugurlanmasi karsisinda yalniz ve mahçup kalmadi mi simdi?</p>
<p>Ya onu korumayi bile is edinmeyenler!...</p>
<p>Peki ya 301 madde düsmanlar yaratmaya mi yariyor? Ve 301 gibi bir düsmanlik maddesini Ceza Yasasina geçirenler ülkemiz insanini düsmanlar yaratarak mi düsmanliklardan koruyacaklarini düsündüler?</p>
<p>Umarim demokrasinin önemini kavramamiza vesile olur bu olay.</p>
<p>Evet ülkenin yurtsever, demokrat, ilerici ve sol unsurlarina da ders var:</p>
<p>Halklar çok kez saglikli bir potansiyelle yüklüdürler. Çünkü her zaman 'daha iyi bir yasam' özlemiyle ileriye dönüktürler. Siradan halk insaniyetçidir, adildir,irk, din, dil farkina o kadar da önem vermez, yeter ki kiskirtilmaya, kafasi karistirilmaya, deger yargilariyla oynanmaya. Marifet bu potansiyeli etkinlestirmektir.</p>
<p>Evet bir kez daha gördük ki büyük sözleri büyük kalabaliklar söyler ve de hiç bagirmasina gerek olmadan sözünü duyurur. Tek basiniza "hepimiz ermeniyiz" diye ortalikta dolasabilir misiniz? Dolassaniz ne olur?</p>
<p>Öylerse, hepimiz "baska bir dünya mümkün" ve "bunu biz hep birlikte yaratacagiz" demek üzere bir agizdan konusmayi ögrenelim! Ayrintilarimiz farkli olsa bile ortak sarkilarimizi söyleyelim!</p>
<p>23 01 2007 Sevim Belli</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Taner Akçam Hrant Dink Cinayetine Yönelik Tepkileri Değerlendiriyor: Türklüğümün İsyanı]]></title>
<link>http://dink.wordpress.com/2007/01/25/taner-akcam-hrant-dink-cinayetine-yonelik-tepkileri-degerlendiriyor-turklugumun-isyani/</link>
<pubDate>Thu, 25 Jan 2007 19:44:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>site yöneticisi</dc:creator>
<guid>http://dink.wordpress.com/2007/01/25/taner-akcam-hrant-dink-cinayetine-yonelik-tepkileri-degerlendiriyor-turklugumun-isyani/</guid>
<description><![CDATA[Biz bugün burada &#8216;Hepimiz Hrantız&#8217;, &#8216;Hepimiz Ermeniyiz&#8217; diye bağırarak d]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://dink.wordpress.com/files/2007/01/taner.jpg" title="Taner Akçam"><img src="http://dink.wordpress.com/files/2007/01/taner.kucukresim.jpg" alt="Taner Akçam" align="left" hspace="5" /></a>Biz bugün burada 'Hepimiz Hrantız', 'Hepimiz Ermeniyiz' diye bağırarak dünyaya çok önemli bir mesaj veriyoruz. O katillin ve katillerin Türklük ve Türkiyelilikle alakası olmadığını söylüyoruz. Gerçek Türklüğün, Hrant'ın katiline katil demekten geçtiğini, gerçek Türklüğün, 'Hepimiz Ermeniyiz' diye bağırmaktan geçtiğini söylüyoruz. Hrant'ın katiliyle Türklük ve Türkiyelilik arasına mesafe koyduğumuzu ilan ediyoruz. İşte bizim 1915'e ilişkin yapmamız gereken bu.<!--more--></p>
<p><img src="http://dink.wordpress.com/files/2007/01/22.jpg" alt="Hrant Dink Cenaze Töreni" /><img src="http://dink.wordpress.com/files/2007/01/taner.jpg" alt="Taner Akçam" align="left" hspace="5" /></p>
<p>Ben bir Türk'üm. Hrant bir Ermeni'ydi. Ben bir AGOS yazarıyım, Hrant AGOS idi. Hrant, AGOS'un Türk yazarları ve AGOS bir davaya baş koymuştu. Dava, Türk ve Ermeni insanına yönelik düşmanlık son bulsun, bu kin, bu nefret sonra ersin davasıydı; her iki halk, her iki ulus, karşılıklı saygı temelinde bir arada yaşasın istiyorduk.</p>
<p>Hrant ve AGOS Türkiye'nin bozkırında açmış bir çiçekti. Çiçeğimiz vurdular; çiçeğimizi kopardılar. Herkes 'Hrant'a sıkılmış kurşun Türkiye'ye sıkılmıştır', diyor. Doğrudur ama şu soruyu kendimize tüm açıklığıyla sormak şartıyla: Bu kurşuna sıkılacak hedefi kim gösterdi? Atılan ateş tam yerini bulsun diye Hrant'ı kim hedef yaptı; kim Hrant'ı hedef olarak sıkı sıkı tuttu ki, kurşun boşa gitmesin. Hrant'ı 17 yaşında biri tek başına öldürmedi. Hrant'ı, onu hedef yapanlar ve onu kurşun yerini bulsun diye hedef olarak sıkı sıkıya tutanlar öldürdüler.</p>
<p>Hrant bir kurşunla öldürülmedi. Hrant aylarca, her gün yavaş yavaş hedef yapılarak öldürüldü. 5 Ocak'ta, 'korkuyorum Taner', 'çok korkuyorum' diyordu. "Bana, AGOS'a yönelik saldırı çok sistemli bir saldırı Taner", diyordu. "Beni İstanbul Valiliği'ne çağırıp tehdit ettiler, Taner" diyordu. "Yaptıklarını senin yanına bırakmayacağız, dediler bana Taner", diyordu. "Bana ve AGOS'a yönelik tüm bu saldırılar bu tehditten sonra başladı, Taner" diyordu. "2007 çok kötü bir yıl olacak Taner", diyordu. "Çok üstümüze gelecekler. Çok ama çok kötü hedef gösterildik. Basınıyla, politikacısıyla, hukukçusuyla öyle bir hava yarattılar ki, bizleri öyle lanetli durumuna soktular ki, artık çok kolay vurulacak bir hedef olduk Taner", "av mevsimini açtılar ve bizi avlanacak av gibi orta yerde bıraktılar Taner," diyordu.</p>
<p>Hrant'ı 17 yaşında bir katil öldürmedi. Her gün basında bu katile Hrant'ı Türk düşmanı diye gösterenler öldürdü. Hrant'ı 301. maddeden mahkeme kapılarında sürüyenler öldürdü. Hrant'ı, 301. maddeyi aydınların sürek avı olarak kullananlar, 301. maddeyi değiştirmeye cesaret edemeyenler öldürdü. Hrant'ı, korumak yerine, Valilik binasına çağırıp tehdit edenler öldürdü.</p>
<p>Timsah gözyaşlarına gerek yok, başımızı öne eğelim. Ellerimize bakalım. Ellerimizdeki bu kanı nasıl temizleyeceğimize bakalım. Siz, Hrant'ın ölümünden şoka uğrayan basın yayın organları, açın eski sayılarınızı, Hrant için neler yazdınıza, neler söyledinize, ona bakın, katili orada göreceksiniz. Siz 301'i aydın avında kullananlar, 301 üzerine yazdıklarınıza, mahkeme kararlarına bakınız, katili orada göreceksiniz. Sayın hükümet yetkilileri, timsah gözyaşları dökmeyin, bize Hrant'ı tehdit etmek için odasına çağıran Vali Yardımcısı'na ne yapacaksınız; onu tehdit eden Milli İstihbarat Teşkilatı yetkilisine ne yapacaksınız onu söyleyin.</p>
<p>Hrant, 'Türklüğe hakaret eden Ermeni' olarak hedef gösterildi ve bundan dolayı vuruldu. Hrant, 'Türkiye tarihiyle yüzleşmek zorundadır', dediği için vuruldu. 2007'de Hrant'a kurşun sıkan, sıktıran eller, 1915'te de Hrantlara kurşun sıkan, Ermenileri çölde boğan el aynı ellerdi. Hrant'a kurşun sıkanlar bize bir mesaj yolluyorlar. Diyorlar ki, "Evet! 1915'te yaptık 2007'de de gerekirse gene yaparız." Hrant'ı vuranlar, onu Türklük adına vurduklarını düşünüyor. Tıpkı 1915'te Hrant'ları vuranların söylediği, yaptığı gibi... Onlar için Türklük cinayet işlemektir. Onlar için Türklük birilerini düşman görüp imha etmektir. Oysa onlar Türklüğün kara lekeleridir, onlar Türklük adını lekeyen, Türklüğün alnına kara leke sürenlerdir. İşte biz bu nedenle ayağa kalktık. Bizler, 'Hepimiz Hrantız', 'Hepimiz Ermeniyiz' diye bağırarak Türklüğü bu katillerin elinden almak istiyoruz. Biz Türklüğün, biz Türkiye'nin çığlığıyız. Türklüğü ve Türkiye'yi katillerin eline bırkmak istemeyen Türk'ün, Kürt'ün, Alevi'nin, laiğin, Müslüman'ın çığlığıyız.</p>
<p>Türklük, canilerin, katillerin eline bırakılmayacak kadar saygı duyulması gereken güzel bir şey, Ermenilik de öyle... Bizler biliyoruz ki, Türklüğümüzle ancak ve ancak katile katil demeyi başarırsak gurur duyabileceğiz. Bugün burada bunu yapıyoruz. Türklüğümüzün, 'Hepimiz Ermeniyiz' dedikçe güzelleştiğini biliyoruz; katile katil demeyi başardıkça Türklüğümüzle daha çok gurur duyabileceğimizi biliyoruz.</p>
<p>Biz bugün burada 'Hepimiz Hrantız', 'Hepimiz Ermeniyiz' diye bağırarak dünyaya çok önemli bir mesaj veriyoruz. O katillin ve katillerin Türklük ve Türkiyelilikle alakası olmadığını söylüyoruz. Gerçek Türklüğün, Hrant'ın katiline katil demekten geçtiğini, gerçek Türklüğün, 'Hepimiz Ermeniyiz' diye bağırmaktan geçtiğini söylüyoruz. Hrant'ın katiliyle Türklük ve Türkiyelilik arasına mesafe koyduğumuzu ilan ediyoruz. İşte bizim 1915'e ilişkin yapmamız gereken bu.</p>
<p>Bugün nasıl Hrant'ın katiliyle Türklük arasına mesafe koyamayan gerçek Türk değildir diyorsak, bugün nasıl Hrant'ın katiliyle Türklük arasına mesafe koyma yeteneğini, becerisini gösteriyorsak, 1915 için de aynı şeyi yapmalıyız. Bugün Hrant'ın katiline sahip çıkanlar, 1915'in katillerine de sahip çıkanlardır. Dünün Talat'ına, Bahaettin Şakir'ine, Dr. Nâzım'ına sahip çıkanlar, onların önünde secde edenler, bu katilin önünde de secde edecek olanlardır.</p>
<p>'Hepimiz Hrantız, hepimiz Ermeniyiz' diye bağırarak biz Türkler, biz Türkiyeliler tüm dünyaya diyoruz ki: Biz Türkler, Türkiyeliler, Türklüğü bu katillerin eline bırakmayacağız. Biz Türklük adının katillikle, cinayetle, Ermeni düşmanlığıyla lekelenmesine izin vermeyeceğiz. Ya katilin Türklüğü ya 'Hepimiz Hrantız, hepimiz Ermeniyiz', diye bağıranların Türklüğü... Üçüncü seçeneğimiz yok. Nasıl bügün cinayet işleyenlerin Türklüğü Türklük değil ancak Türklük alnına sürülmüş bir kara lekedir diyorsak, 1915'te de cinayetleri işleyenler Türklük adına leke sürenlerdir diyebilmeliyiz.</p>
<p>Nasıl bugün Hrant'ın cinayetine 'Utanılacak bir eylem' diyorsak, 1915'de işlenen cinayetlere, aynı Mustafa Kemal Atatürk gibi 'Utanılacak bir eylem' diyebilmeliyiz. Bilmemiz gerekiyor ki: Biz nasıl bu cinayeti, 'Hepimiz Ermeniyiz' diye lanetliyebiliyorsak, bugün nasıl bu cinayeti kınayan yüzbinlerimiz varsa, 1915'te de bunu, o cinayetleri işleyenleri lanetleyen Türkler, Kürtler, Müslümanlar, Aleviler vardı. Bizler hem bugüne hem düne ilişkin seçim yapmak zorundayız. Katillerin Türklüğünden mi yanayız yoksa katillere tavır alan, cinayetleri kınayanların Türklüğünden mi yanayız? Biz 1915'te Ermenileri imha eden Boğazlıyan Kaymakamı Kemal'in Türklüğünden mi yanayız, yoksa, "Ben Allah'ın gazabından korkarım" diyerek Kemal'in işlediği cinayetlere karşı çıkan, onun idamı için ifade veren Boğazlıyan Müftüsü Abdullahzade Mehmet Efendi'den mi yanayız? Biz Talat'tan, Enver'den Bahaettin Şakir'den, Doktor Nâzım'dan, Diyarbakır Valisi Reşit'ten; onların cinayetlerinden, onların Türklüğünden mi yanayız? Biz, onların Türklük adına cinayet işlemelerine mi sahip çıkacağız, bu cinayetleri lanetleyenlerin Türklüğüne mi sahip çıkacağız?</p>
<p>Bilmemiz gerekiyor, bizim 1915'lerde, Ankara Valisi Mazharımız, Halep Valisi Celalimiz, Kastamonu Valisi Reşit'imiz, Yozgat Mutasarrıfı Cemal'imiz, Kütahya Kaymakamı Ali Faik'imiz, Der-Zor Kaymakamı Ali Fuat'ımız vardı. 1915'lerde bizim Türklük adına sahip çıkacağımız askerlerimiz, komutanlarımız da var. Bizim 3. Ordu Komutanı Vehip Paşamız; Trabzon Garnizon Komutanı Avni Paşamız; Miralay Vasfi'miz; Yozgat Mevkii Kumandanı Binbaşı Salim'imiz var. Trabzonlular belki şimdi bir katile, Ogün Samast'a sahipler, 1915'te de Trabzon'da Vali Cemal Azmi; İttihatçı Yenibahçeli Nail gibi katiller vardı ama 1915'de Trabzon'da bu cinayetlere tavır alan, sonra mahkemelerde katillere katil diyen Trabzonlularımız da vardı. Trabzon Polis Şefi Nuri'miz; Trabzon tüccarı Ahmet Ali Bey; Trabzon Gümrük Müfettişi Nesim Bey'imiz var. "Ben Ermenilerin kayıklara doldurulup boğdurulduklarını gözlerimle gördüm ama engel olamadım" diyen Trabzon milletvekili Hafız Mehmet Emin Bey'imiz var...</p>
<p>Bu saydığım isimler, onlarcadan, binlerceden, onbinlerceden sadece bazıları.</p>
<p>Bugün Türklerin, Türkiye'nin bir tercih yapması gerekiyor, ya bugünkü ve dünkü katillerin Türklüğü ya bugün 'Biz Ermeniyiz' diye bağıranların ve dün "Ellerimizi kana bulamayız" diyenlerin Türklüğü.</p>
<p>Tüm dünya bugün bizi saygıyla izliyor, çünkü onlar burada gerçek Türklük ile barbarlık arasına çekilen duvarı görüyor. Bizler bugün burada katil ile Türklük arasına bir duvar örüyoruz; bizler bugün katile katil demesini bilen Türkleriz. Bu cesaretimizi 1915'e ilişkin de göstermek zorundayız. Hrant bizden bunu istiyordu. "Ben Türk'ü, Türkiye'yi seviyorum, Türklerle bir arada yaşamayı bir şans sayıyorum" derken bize bunu anlatıyordu. 1915'teki Hrant'ların katillerine katil demek, onlarla da Türklük arasına duvar örmek zorundayız. 2007'de katile katil deme cesaretimizi 1915'e ilişkin de yapmak zorundayız.</p>
<p>Tarihle yüzleşmek işte böyle bir şeydir. Biz zaten bugün Hrant'ın katiline "Sen Türk değilsin, sen bir katilsin" diyerek tarihimizle yüzleşmeye başlamış bulunuyoruz. 1915'te Ermenilerin katilleriyle Türklük arasına da bir duvar çekmeli ve Türklüğün alnına kara lekeyi sürenleri katiller olarak lanetlemeliyiz. Ancak o zaman tüm dünyada başımız dik dolaşacağız.</p>
<p>Benim çığlığım Türklüğün çığlığıdır. Hrant'ı, can kardeşini, Ermenisini kaybetmiş bir dostun, bir kardeşin, bir Türk'ün çığlığıdır. Türklüğümüzü, alnımıza kara leke sürmek isteyen katillerin ellerinden alalım. Hep bir ağızdan, 'Hepimiz Hrant'ız, hepimiz Ermeni'yiz' diye bağıralım.</p>
<p>Bu çığlık Türkler ve Ermeniler arasında kin, nefret ve düşmanlık yaratmak isteyenlere verilecek en büyük cevaptır.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">Taner Akçam: </span><span style="font-style:italic;">ABD'deki Minnesota Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi</span></p>
<p>Kaynak: Radikal</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[3 OCAK İSTANBUL YARIŞ SONU DEĞERLENDİRMESİ]]></title>
<link>http://yarisgunlugu.wordpress.com/2007/01/03/3-ocak-istanbul-yaris-sonu-degerlendirmesi/</link>
<pubDate>Wed, 03 Jan 2007 18:29:43 +0000</pubDate>
<dc:creator>yarışsever</dc:creator>
<guid>http://yarisgunlugu.wordpress.com/2007/01/03/3-ocak-istanbul-yaris-sonu-degerlendirmesi/</guid>
<description><![CDATA[Bugün 3 maiden koşu vardı. Altılı öncesinde koşulan iki maiden koşuda da sürpriz sonuçlar ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün 3 maiden koşu vardı. Altılı öncesinde koşulan iki maiden koşuda da sürpriz sonuçlar çıktı. İlkinde Fethi Atan'ın Lal isimli dişi tayı bariyer dibinden yaptığı güzel ataklarla 1200 metre kum pistteki koşuyu 1.17.70 gibi vasatın da altındaki bir dereceyle 15.90 ganyanla kazanmayı başardı. Shining Tuna son 200 metreye kadar önde götürdüğü koşuda 1,5 boy farkla 4. olabilirken, Lal'la birlikte atak yapıp Shining Tuna'yı ekarte eden safkanlardan Lal'ın hemen dışındaki favori durumdaki (G: 1,50) Gülerceler'in Bru isimli dişi tayı burunla 2., en dıştaki Hissedar da boyunla 3. oldu.</p>
<p>Altılı öncesi diğer maiden koşuda da yine Sri Pekan yavrusu dişi tay yine 16 lira ganyanla kazandı. Ancak bu sefer günün en iyi maiden derecesi olan 1.16.54 ile. Hayatının ilk koşusunu koşan Rudman, son metrelere kadar bariyer dibinde lider girmesine rağmen orta kulvardan gelen Nevra Sultan potada hakim olup yarışı 1/2 boy farkla kazanmayı bildi. Rudman da kazanamamasına rağmen diğer maiden koşuların bitiriş derecelerinden daha iyi derece yapması ile daha tecrübeli ve hazırlıklı gireceği bir sonraki koşusunda çok şanslı olacaktır. Yarışın favorisi Cielo da gerilerden yaptığı güzel sprinte rağmen Royal As'tan 3.lüğü kurtaramadı ve Rudman'ın 2,5 boy arkasında burun farkıyla sıralandılar.</p>
<p>Günün son maiden koşusu ise altılı ganyanın 3. ayağındaydı ve bu koşuyu da yine bir dişi tay kazandı ancak bu sefer ilk iki maiden koşuda olduğu gibi sürpriz yaşanmadı. Rudman'ın da ekürisi olan Tarık Aydın'ın Helina'sı son 400'den sonra rakiplerine üstünlüğünü hissettirip farkı açmaya başlamasına rağmen, son 200'de Gülerceler'in Arsenic isimli tayı gerilerden kopup geldi, ancak yine de Helina farkı açmış olduğundan yarışı boyun farkıyla da olsa 1.16.80'le kazanmayı bildi. Arsenic o gelişi ile mesafe biraz daha uzun olsa kazanacaktı, biz bu yarışta da kendisine şans vermiş olsak da takibe devam. Tahminimde adından hiç bahsetmediğim ilk defa koşan Elevit, yarışı hep önlerde kabullendi ve hiç yerini kaybemeyerek öndeki ikilinin 3 boy arkasında 3. oldu. Elevit'in de yarım boy arkasında favori Selin Sultan, ve cazip ganyanlara sahip olmalarına rağmen altılı tahminimde yer verdiğim Derin Deniz (G:9,90) ve Osmanbey (G:26) birlikte potaya girdiler ve burun farklarıyla sıralandılar. Sixth of November 10 boy kadar yarışa geç başladığından önlerde kendine yer bulamadı ancak yine de takipteyiz.</p>
<p>Arapların 1200 metrelik dişi koşusunda Şerminim, uygun grupta beklendiği gibi kolay kazandı. Derece 1.24.65'ti ve fark 3,5 boydu. Özilter düzgün aksiyonlarla, yarışın yükünü çeken Coondiones'ten 1 boyla 2.liği kurtardı.</p>
<p>Altılı ganyanın ilk ayağı ve son ayağı 1500 metrelik İngiliz koşularıydı. 3 yaşlı İngilizlerin ilk ayaktaki koşusunu Set Point, stiline uyumlu jokeyi Fuat Çakar'la çıktığı gibi uzak farkla 1.36.05 derece ile kazandı. Gerilerden çok düzgün sprintle gelen Kasabınoğlu Karapehlivan ve Natural Stone'un yarımşar boy önünde 2.liği kurtardı.</p>
<p>Son ayaktaki abilerinin koşusunda derece 1.34.83'tü ve günün en büyük sürprizini gerçekleştiren BearTrap'e (G:32) aitti. Son 600'de Bonussimo'dan sıyrılıp, son 200'de farkı 3 boya çıkarırken kazandı gözüyle bakılan Luçika, sonlarda düşen temposuyla, gerilerden uçarak gelen Bear Trap'e direnemedi ve yarışı 1 boy farkla kaybetti. Bear Trap'in yanından yürüyen Marakeş de çok iyi koştu ve Luçika'nın yarım boy arkasında 3. oldu.</p>
<p>Günün bir diğer İngiliz koşusu 1400 metrelik şartlı kısrak koşusuydu. İsmail Türüt'ün Delfina'sı kum piste rağmen, Evreka'nın tüm ataklarına direndi ve 1.28.17'yle boyun farkıyla kazanmayı bildi. Gerçekten 1600 metreye kadar olan tüm mesafelerde pist ayırt etmeden takip edilmesi gereken çok inatçı bir kısrak.</p>
<p>4 yaşlı Arapların koşusunda Altınyağmur son 600 metrede liderliği almasına rağmen, ilerleyen metreerde temposu düştü ve dışından atak yapan Ülger ve Elçibey'e dayanamadı. Ülger ve Elçibey potaya kadar başabaş birincilik mücadelesini sürdürdüler ve Elçibey son bir hamleyle boyun farkıyla 1.40.41 dereceyle yarışı kazanmayı bildi. Ülger kum pistte bile bu kadar başarılı koştu Adana'ya gidip çimde koşarsa kesin kazanır, kumda da  tip gruplarda iş yapabileceğini gösterdi. Arater sonlarda çok düzgün aksiyonlarla gelip bariyer dibinden mücadeleye katılmaya çalışan Octavius'u 3 boyla geçip, öndeki ikiliyle de farkı 2 boya düşürerek 3. oldu.</p>
<p>2100 metrelik büyük Araplara ait koşuda da Yiğit-Talihim mücadelesi vardı  ve son metrelerde Yiğit 1 boy farkla 2.32.31'le kazandı. Kobrabeyi, yarış içerisinde en dışları dolanmasına rağmen yine de 3.lüğü kurtardı.</p>
<p> Altılı ganyan sonuçta 2400 YTL verdi. 5.ayakta Evreka'yı tek tutmamız ve günün süprizi olan Bear Trap'i yakalayamamız dolayısıyla 4'te kaldık.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Haluk Şahin: Kalabalığın İçinden İzlenimler]]></title>
<link>http://dink.wordpress.com/2007/01/24/haluk-sahin-kalabaligin-icinden-izlenimler/</link>
<pubDate>Wed, 24 Jan 2007 21:26:59 +0000</pubDate>
<dc:creator>site yöneticisi</dc:creator>
<guid>http://dink.wordpress.com/2007/01/24/haluk-sahin-kalabaligin-icinden-izlenimler/</guid>
<description><![CDATA[Yıllardır yazıyorduk, çiziyorduk, konuşuyorduk, karanlığa taşlar atıyorduk?.. O taşlara ne]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://dink.wordpress.com/files/2007/01/haluk_sahin.jpg" title="Haluk Şahin"><img src="http://dink.wordpress.com/files/2007/01/haluk_sahin.kucukresim.jpg" alt="Haluk Şahin" align="left" hspace="5" /></a>Yıllardır yazıyorduk, çiziyorduk, konuşuyorduk, karanlığa taşlar atıyorduk?.. O taşlara ne oluyordu? O taşlar birilerinin başına çarpıyor muydu? Birileri o taşları tutup başının üstüne koyuyor muydu?.. Kimlerdi onlar? Kaç kişiydik? Vücutlar olarak görmek istiyordum bunu. Bir araya gelmiş ve beraberiz diyen vücutlar... Meğer ne kadar çokmuşuz ve ne kadar birbirimizden farklıymışız!  Hayır 'bu şehir o eski İstanbul' değildir artık. Bu şehir dün kimi bürokratlara ve siyasetçilere ders verdi. Onlara kötü bir haberim var: Bu şehirde (ve bu ülkede) demokrasi yükselen değerdir!<!--more--></p>
<p><img src="http://dink.wordpress.com/files/2007/01/haluk_sahin.jpg" alt="Haluk Şahin" /></p>
<p>Dün sabah Hrant Dink'in cenaze töreni başlarken Agos gazetesinin karşısındaki kalabalığın en arkalarında sıkışıp kaldığımı gören bir yurttaş:</p>
<p>"Haluk bey, şuraya gazetecilerin yanına çıksanıza" dedi.</p>
<p>"Hayır" dedim. "Bugün gazeteci olmak istemiyorum. Yalnızca bu kalabalık içinde bir vücut olmak istiyorum!"</p>
<p>Gerçekten öyleydi. O anda, ellerinde 'Hepimiz Hrant Dink'iz Hepimiz' ve "Hepimiz Ermeniyiz Hepimiz" yazan pankartlar taşıyan inanılmaz kalabalığın ortasında ne gazeteci olmak istiyordum, ne profesör, ne aydın, ne yazar, ne şu, ne bu...</p>
<p>Yalnızca orada kapladığı yerle 'Ben de varım!' diyen bir vücut olmak istiyordum. Diğer vücutlarla birlikte sayılacak bir vücut.</p>
<p>Bir insan.</p>
<p>Tıpkı Hrant Dink gibi "Demokrasiden yanayım, ifade özgürlüğünden yanayım, insan sevgisinden ve kardeşlikten yanayım ve bu ülkeyi çok seviyorum!" diyen bir insan. Vücudunun orada oluşuyla bu mesaja katkıda bulunmaya çalışan bir insan.</p>
<p>Oysa yazarların siyasi tutumlarını yalnızca yazılarıyla koyması gerektiğini savunmuşumdur hep.</p>
<p>"Kaleminiz var, köşeniz var, anlatın, ikna edin" diyegelmişimdir.</p>
<p>Demek ki, bir an geldi (Hrant'ın vurulduğu an?) onun yetersiz kalabileceği kafama dank etti.</p>
<p>Yıllardır yazıyorduk, çiziyorduk, konuşuyorduk, karanlığa taşlar atıyorduk?</p>
<p>O taşlara ne oluyordu? O taşlar birilerinin başına çarpıyor muydu? Birileri o taşları tutup başının üstüne koyuyor muydu?</p>
<p>Kimlerdi onlar? Kaç kişiydik?</p>
<p>Vücutlar olarak görmek istiyordum bunu. Bir araya gelmiş ve beraberiz diyen vücutlar...</p>
<p>Hrant Dink'in cenazesi hem hiç yalnız olmadığımızı ortaya koydu, hem de vücut vücut oraya gelenlerin hiç de kolay tarif edilemeyeceğini.</p>
<p>Meğer ne kadar çokmuşuz ve ne kadar birbirimizden farklıymışız!</p>
<p>Klişe deyiş düşmanı ben, izninizle, bir klişe deyiş daha kullanayım: 'İstanbul dün tarihi günlerinden beri yaşadı.'</p>
<p>Yalnızca unutulmayacak bir olay yaşadı anlamında değil, aynı zamanda değişti anlamında.</p>
<p>Hayır, 'bu şehir o eski İstanbul' değildir artık.</p>
<p>Bu şehir dün kimi bürokratlara ve siyasetçilere ders verdi.</p>
<p>Onlara kötü bir haberim var:</p>
<p>Bu şehirde (ve bu ülkede) demokrasi yükselen değerdir!</p>
<p>Haluk Şahin - Radikal</p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
