<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>degini &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/degini/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "degini"</description>
	<pubDate>Tue, 07 Oct 2008 17:11:27 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[söz bitti.]]></title>
<link>http://farukcevik.wordpress.com/?p=318</link>
<pubDate>Thu, 02 Oct 2008 20:09:28 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ömer Faruk</dc:creator>
<guid>http://farukcevik.tr.wordpress.com/2008/10/02/soz-bitti/</guid>
<description><![CDATA[
Çöktü uygarlık bitti saray. Şimdi nerdesin ey karabasan kardeşliği? Harita defterinde zincir]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://farukcevik.files.wordpress.com/2008/10/4438235-lg5.jpg"><img src="http://farukcevik.wordpress.com/files/2008/10/4438235-lg5.jpg?w=199" alt="" title="4438235-lg5" width="199" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-331" /></a></p>
<p>Çöktü uygarlık bitti saray. Şimdi nerdesin ey karabasan kardeşliği? Harita defterinde zincir boğaza düğümlenmiş ayna. Şimdi nerdesin ey kurşun yükü ömrümün?</p>
<p>Söz bitti. Meclisten dışarı taştı kalabalık. Söz bitti. Nedense bu ilk ölümüymüş meğer. Caddeler telaşlı; söz bitti. Ah şu kalabalık anlamıyor ezdiği kaldırımın dilini.</p>
<p>Ah şu kibrit ne inatçıymış; dönmedi yüzünü. Bak öteki karardı, çoktan vazgeçmiş demek. Nedense ölüm hep en düşünülmedik zamanlarda düşer tavandan. Nedense ölüler hep kendi ayaklarından asılır tavana. Nedense… Neden kadınlar geceleri topuklu ve çıkagelirler?</p>
<p>Şimdi tüm bunlara inat bak akıyor farları caddenin. Hey! Burası Stanpol. Neden bu kadar uzak peki?</p>
<p>Neden İsmet Özel karpuz sergilerinden bahsediyor? Neden anlamaz ki bazı saatlerin alaturka vakitlere ayarlandığını?</p>
<p>Ve şimdi tüm bu hikâye bitiyor. Hey! Neredesin? Kaçacak son tren. Kurşunlar sıkılacak, bozulacak masumiyet. Kartal pençesinde aşk la ilahe illallah.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Rüyanın bitişi]]></title>
<link>http://vahadergisi.wordpress.com/?p=66</link>
<pubDate>Tue, 08 Jul 2008 22:33:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>zindegrubu</dc:creator>
<guid>http://vahadergisi.tr.wordpress.com/2008/07/08/ruyanin-bitisi/</guid>
<description><![CDATA[Yazar: Hatif BERKÎ
Sözüme kramp girdi.
 Sözlüklerin kapağı kapandı, ben seninle konuşmaya s]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yazar: Hatif BERKÎ</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt;">Sözüme kramp girdi.</p>
<p class="MsoNormal"><span> </span>Sözlüklerin kapağı kapandı, ben seninle konuşmaya sözcük aradığımda. Ne de hoş, ne de rahat cümleler kuracaktım. Olmadı. Rüzgarın esmesi yetti, cümlelerin uçuşması için. Rüzgar esti, rüya bitti. Rüyasız kaldım.</p>
<p class="MsoNormal"><span> </span>Rüyalarımı götürürken sen, biri düşmüş olacak torbadan. Aldım onu. Sesszice koydum başımın üstüne. Kapadım gözlerimi ve beklemeye başladım. Bayağı beklemiş olmalıyım ki uyuyakalmışım.</p>
<p class="MsoNormal"><span> </span>Sabaha doğruydu galiba. Bir rüya uyandırdı beni, anladım ki oymuş. Çok acı yerlerden başladık geziye. Cehennemin vadilerinde dolaştık, ateş dolu vadiler… buz dolu vadiler… irin dolu vadiler… Sonra dünyaya geldik, koparılmış güllerin bahçesine, yavrusu vurulmuş ceylanların sesine, ekmek derdindeki babaların yüreğine uğradık. En son kırık tabaklar… En son oraya gittik. Tabakların bini bir arada, bin parça. Hepsi kırılmış.</p>
<p class="MsoNormal"><span> </span>Rüyaya bu geziden dolayı teşekkür etmeyecektim. Rüya, zamansız gelmişti, istediğim yerlere götürmemişti. Oturduk. İkram edilecek bir tabak yoktu zaten. İkram da etmedim.</p>
<p class="MsoNormal"><span> </span>Rüya gittiğinde yine başbaşa kaldım kendimle. Rüyasız bir hayatı yaşamayı mı kabuslara katlanmayı mı tercih ederdim? Ama senden artakalan son rüya da gitti artık, benim sorumun da senin cevabının da bir anlamı yok.</p>
<p class="MsoNormal"><span> </span>Önce tren biletini, sonra gömleğini kaybeden ben; şimdi rüyalarımı gömüyorum kör uykulara.</p>
<p class="MsoNormal"><span> </span>Rüya bitti.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sen Gibi Yar Sen Gibi]]></title>
<link>http://vahadergisi.wordpress.com/?p=51</link>
<pubDate>Tue, 08 Jul 2008 21:32:24 +0000</pubDate>
<dc:creator>zindegrubu</dc:creator>
<guid>http://vahadergisi.tr.wordpress.com/2008/07/08/sen-gibi-yar-sen-gibi/</guid>
<description><![CDATA[Yazar: Ahmet Ufuk Erkan
Yağmurlar yağıyor. Hep, böyle yağmurlarla gelirdin. Yağmur gibi gelird]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yazar: Ahmet Ufuk Erkan</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Yağmurlar yağıyor. Hep, böyle yağmurlarla gelirdin. Yağmur gibi gelirdin.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Tepeden tırnağa ıslak… Sana kesilirdi her şey, yağmura kesilirdi. Hadi… Yine gel… Yağmurlarla… Bir yağmur yağıyor… Sen gibi yar, sen gibi…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Güneş açardı. Gök, gözlerinin renginde. Bulut bulut ışıldardı etraf. Güneş doğuyor üstüme… Sen gibi yar, sen gibi…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Hep seni yazmışım yıllarca, hep sana yazmışım. Biliyorsun, tanımadan sana bağlanmışım. Boynumda bir halka… Sen gibi yar, sen gibi…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Ey bitmemiş şiir, tamamlanmamış şarkı… Kulak eskiten nida… Bir beste geliyor kulağıma… Sen gibi yar, sen gibi…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Bilmiyorlar matemimi. Türkü diyemem, şarkılar uzak. Toprak en sevdiğimle meşgul. Sen gittin… Bir ayrılık yakıyor beni. Sen gibi yar, sen gibi…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Buzullarda dondum, ateşlerde yandım. Semenderim, şikayetci değilim. Yüzün görünürdü her yangınımda ve donuşumda… Bir sekine gelirdi bana… Sen gibi yar, sen gibi…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Deniz kenarlarındayım. İzlerinin peşinde. İşte, bu sen… Bu da… Bir ayak izi, seninkine benzeyen…. Eğilip bakıyorum… Bu iz… Sen gibi yar, sen gibi…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Karlar yağmış. Senin şehrine benzeyen karlar… Adımların, sağlam adımların… İz bırakmışlar, takibindeyim… Bu izler… Sen gibi yar, sen gibi….</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Kuşlar adını anıyor. Deniz, köpürüyorsa seni köpürüyor. Yarı belime dek sudayım. Islanmışım… Bu deniz… Sen gibi yar, sen gibi…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Gözlerim kurumuş. Yine de ateşin damlalar, akıyor yakıcılığıyla… Bu yaşlar… Sen gibi yar, sen gibi…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Niye geldin ve gittin neden? Sorular, tüm bilinmezliğiyle sorular… Şahitlerim var, cevaplarım… Aklımı yakan, sorular ve cevaplar… Sen gibi yar, sen gibi…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Sadece nefes alıyorum… Soluklanıyorum… Adın, tüm damarlarımda. Bu zikir, bu nefes, soluklandığım nefes… Sana kesilmişim adeta. Teneffüs ettiğim hava… Sen gibi<span> </span>yar, sen gibi…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Gördüm. Ve bildim… Havaydın, suydun, soluktun… Şiirlerimdeki mavi, beklenilen vuslat, ıslığımdaki tını… Ben sana vurgunum yar… Bir vurgun yemişim…Sen gibi yar, sen gibi…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Bana söyle. Böyle bir sevda, kara toprak bile reddeder… Böyle bir kara sevda, nerede biter?... Avuntum yok, bilirim, sadece benden sanadır… Sana çağlıyor gönlüm, sana akıyor sular, eşiklerine secdede başım… Bir köz düşüyor haneme… Sen gibi yar, sen gibi…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Gülüyorsan gül… Yeter ki gül… Hâlim eserindir, güldüğün kendindir… Bir kahkaha geliyor kulağıma… Sen gibi yar, sen gibi…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Tükeniyorum… Zaten hiç dolmadım… Bilirsin, dizinde ağladım ve anlattım… Tepeden tırnağa senim, tepeden tırnağa bensin… Ey yarım gülüş… Bitmemiş şiir… Bestelenmemiş güfte… Mırıltısı geliyor bir şarkının…. Sen gibi yar, sen gibi…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Ben seni… Ben seni, Yeni Camii güvercinleri gibi ürkek ürkek… Ben seni, Eyüp Sultan duaları gibi titrek titrek… Dalga dalga… Martı ötüşü gibi acemice… Ben seni, taammüden sevdim yar…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Ya dünya daraldı ya da ben hacimlendim. Arza sığmıyorum, gittin gideli… Tepemde bir gök sallanıyor… Sen gibi yar, sen gibi…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Pusulam kırık. Yönler hep ayrı gayrı… Akrebim, yelkovanım, kadranım… Zamansızım, zaman sızım… Darmadağınım, kimse toplamaz… Sen gibi yar, sen gibi…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Ben seni, yanmışım da, sanki bir bardak serin su gibi… Azgın denizlerle boğuşmuş, yıpranık ve sahil özlemli<span> </span>bir tekne gibi… Ağır aksak, dudağa yapışan cümleler gibi… Ben seni, söz gibi sevdim yar…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Ben seni, koşmuş da tere batmışım gibi… Çisil çisil bir ahmak ıslatanda, tepeden tırnağa ıslanmışım gibi… Ateşlenmişim de nemli bir tülbent gibi… Ben seni, sırıl sıklam sevdim yar…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Özlemek böyle bir şeydir. Her kapı çalınışı sensindir; her ayak sesi sana aittir. Bir tutam saç, çarpar öylece gömlek cebimde, kalbimle ritimdaş…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Çilemi haykırdığım kuyu… Çöllerde bulduğum, suyunla avunduğum kuyu… Şimdi nerde otlarla bezenmiş, üstü örtülmüş bir kuyu görsem… Bir su iniltisi… Sen gibi yar, sen gibi…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Tenhayım. Bilmiyorlar, davetlere icabet edemem, dedim ya, ne türkü, ne şiir… Kulağıma yanık bir ezgi erişir… Sen gibi yar, sen gibi…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Bahçem çiçek çiçek. Her yanım çığıl çığıl dost sesi. Yine de bir koku eksik, her şeyi yok saydıran. Bir renk, bir yitik mavi… Sen gibi yar, sen gibi…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Sırtımda kırk hançer, senin sağalttığın yaralar… Elin değdi, sızlamıyor hiç biri… Şimdi, tam göğsümün ortasında, ince mil gibi, ucu kalbe değen, her nefeste hissedilen, nasıl anlatayım işte… Sen gibi yar, sen gibi…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Aklım uçuşuyor. Sanki dereden tepeden bahsediyorum, bir oradan, bir buradan. Takılıp kalmış cümlelerim. Plağımda bir çizik… Sen gibi yar, sen gibi…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Aklım karışıyor…Bilemiyorum artık, sen var mıydın, ben mi uydurdum? Yalansan, bu yangın nereden kaldı bende? Bu kabuk bağlamayan yaralar?.. Belli ki varsın, gerçeksin; peki nerdesin?.. Ne vuslatın gerçek, ne firkatin gerçek; bir yalan kuşatmış beni… Sen gibi yar, sen gibi…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Akılsız başlar görüyorum. Çöplerden nimetleniyorlar. Diyorum ki, âşıktılar, bırakıldılar ya da asla anlaşılmadılar… Birer mecnunlar, aklı yarımlar… Ben gibi yar, ben gibi…<span> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;">Pişman değiller. Güneştir, bulut kalkar aradan, yine görünür yüzün… Ümit… Toprağa düşüyorum aşkınla. Bir kefen bürüyor bedenimi, bembeyaz…. Sen gibi yar, sen gibi…</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:45pt;"><span></span>Bu ne bir çağrıdır, ne bir vedadır. Sazlıkta kurumuş, ney olmuş gibi, içimden yükselen yanık sedadır. Her rüzgarda bin ah çıkar benden… Sen gibi yar, sen gibi…</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gökekin]]></title>
<link>http://edebiyan.wordpress.com/?p=59</link>
<pubDate>Sun, 08 Jun 2008 20:20:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>mahmutaltinoz</dc:creator>
<guid>http://edebiyan.tr.wordpress.com/2008/06/08/gokekin/</guid>
<description><![CDATA[Edebiyat dünyası ile ilgili oldukça kapsamlı bir blog. Biyografiler, çeviriler, haberler, şiir]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Edebiyat dünyası ile ilgili oldukça kapsamlı bir blog. Biyografiler, çeviriler, haberler, şiirler... Sitenin oldukça geniş içeriği var. Biraz dağınık bir görünüşe sahip olsa da girilip görülmeyi hak ediyor. Bakmak isterseniz <a href="http://gokekin.com/">tıklayın</a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ZÜMRÜD-Ü ANKÂ İLE BİR GÖMLEK HİKÂYESİ]]></title>
<link>http://vahadergisi.wordpress.com/2007/04/28/zumrud-u-anka-ile-bir-gomlek-hikayesi/</link>
<pubDate>Sat, 28 Apr 2007 04:06:26 +0000</pubDate>
<dc:creator>zindegrubu</dc:creator>
<guid>http://vahadergisi.tr.wordpress.com/2007/04/28/zumrud-u-anka-ile-bir-gomlek-hikayesi/</guid>
<description><![CDATA[Yazar: Hatif BERKÎ
Işıklar söndü.
Bir kör için ne anlamı var ki. Karanlık, bir tene bir def]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yazar: Hatif BERKÎ</strong></p>
<p class="MsoNormal">Işıklar söndü.</p>
<p class="MsoNormal">Bir kör için ne anlamı var ki. Karanlık, bir tene bir defa değdi mi, kaderi oluyor sanki tenin. Ten, ruhtan kaçmaya bir yol arar, yollar döner dolaşır ruha gelir. Ruh; terk edilecek kadar can yakıcı, ve özlenecek kadar büyüleyici. Ten, soğuk ve sıcak arasında gidip gelmelerinin her birinde kendine bir durak edinmiş; en ufak ruh bunalımında hafıza çöplüğünden ne resimler çıkarıyor karşısına insanın.</p>
<p class="MsoNormal">Işıklar yandı.</p>
<p class="MsoNormal">Bomboş sokaklarında tek başıma gezdiğim bu şehirde, kalabalığın içine düşmüşüm. İnsan kaynıyor; hepsi başka, hepsi yarım. Ve ben bir zümrüd-ü ankânın pençesinde buldum kendimi. Ne bırakıyor, ne alıyor canımı. Pençesini gevşetir gevşetmez bin fersahı bir anda geçer, bir daha dönmemek üzere giderim. Yok, vursa gagasını bir defa şah damarıma, oluk oluk akacak kanıma kederlenmeden, boynumu büker kaderime razı gelirim.</p>
<p class="MsoNormal">Işıklar söndü.</p>
<p class="MsoNormal">Gözlerim kamaştı. Evet, ışıkların sönmesi, öyle bir karanlığa getirdi ki beni, gözlerim kamaştı. Yavaş yavaş nesneleri seçmeye başlayacağımı düşünürken, katran koyusu bir karanlık daha çöküyor. Daha zifirisi, sonra daha derini… Ellerimle bulunduğum yeri araştıracağım; ellerim yok! Gün batmadan evvel, gümüşten kadehlerle âb-ı hayâtı ağza sunan el, gördüğü serabın peşinden giderek terk etmiş beni. Ve ben daha bir kararıyorum.</p>
<p class="MsoNormal">Işıklar yandı.</p>
<p class="MsoNormal">Işıkların yanması ne güzel değil mi? Ama ışıklar tamamen yandı. Bitti. Kül oldu. Işıkların yandığı o büyük ateşten de bir huzme çarptı yüzüme. Neyi, nerede ve nasıl saklayacağımı bilmeyen ben, ilk kez gömleğimin cebini düşünüyorum. Huzme, yüzüme çarpar çarpmaz elimi yüzüme kapatıp, yavaş yavaş cebime koyuyorum onu.</p>
<p class="MsoNormal">Işıklar söndü.</p>
<p class="MsoNormal">Işıklar yandı.</p>
<p class="MsoNormal">Gömleğimin cebi yanıyor.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kısaca]]></title>
<link>http://talanadolununsesi.wordpress.com/2007/03/18/kisaca/</link>
<pubDate>Sun, 18 Mar 2007 18:05:20 +0000</pubDate>
<dc:creator>anadolununsesi</dc:creator>
<guid>http://talanadolununsesi.tr.wordpress.com/2007/03/18/kisaca/</guid>
<description><![CDATA[Paul Valery için şiir ses ve anlam arasındaki tereddüttü.
Söylenmiş (yazılmış) ve görülm]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Paul Valery için şiir ses ve anlam arasındaki tereddüttü.</p>
<p>Söylenmiş (yazılmış) ve görülmüş arasında da tereddütlerin varlığından bahsedebilir miyiz?</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Durmak]]></title>
<link>http://vahadergisi.wordpress.com/2007/02/17/durmak/</link>
<pubDate>Sat, 17 Feb 2007 17:00:58 +0000</pubDate>
<dc:creator>zindegrubu</dc:creator>
<guid>http://vahadergisi.tr.wordpress.com/2007/02/17/durmak/</guid>
<description><![CDATA[Yazar: Hatif Berkî
Dur deyince durmayan bir trenle geldim ben..
Ferah nefesleri sıraladığım gü]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.45pt;"><strong><span style="font-family:Arial;">Yazar: Hatif Berkî</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.45pt;"><span style="font-family:Arial;">Dur deyince durmayan bir trenle geldim ben..</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.45pt;"><span style="font-family:Arial;">Ferah nefesleri sıraladığım günleri anarak, boşluğa savurdum kül tutmuş yalanları. Durmadım; sesimin gittiği kadar, ömrümün yettiği kadar söyledim... yine söylerim. Dilim, taşlaşmış bir bedene nasıl eşlik edebilirse öyle yaptı yarenliğini bütün bir kış, zemheri gecelerde. Dilim, elimden gelen emri beklemez; elim, belimi bükmez..</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.45pt;"><span style="font-family:Arial;">Çiçek seçmeye çıktım bahçeye, suyun tüm çiçeklerin arasında bir yeri vardı. Ama gök karardı, yer uzandı ve safâ geride kaldı. Suyu aradım; çiçekten ümit etmedim ama suyu bekledim. Su gelmezdi, gelmedi de,, ben ona gitsem, o da giderdi yerinden..</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.45pt;"><span style="font-family:Arial;">Durdum; döndüm... düşünüp durmakla geçen bir ömrü durup düşünmeye başladım. Ve içime döndüm. Hiçbir durağın olmadığını, asıl duranın kendim olduğunu anladığımda her şey durmuştu.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.45pt;"><span style="font-family:Arial;">Bulutların sıra sıra duruşunda bir döngü vardı... sıra sara diziliyor, bir rüzgarla çözülüyorlar. Ve hep titriyorlardı, “kendi” diyebilecekleri bir kendileri olmadığı için hep savruluyorlar; rüzgar ne yönden eserse işte...</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.45pt;"><span style="font-family:Arial;">Bir an duraksadım; ve devam etti fırtına...</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.45pt;"><span style="font-family:Arial;">Durağan bakışları sakladım ceketimin iç cebinde... İstedim ki tüm bakışları toplayıp bir durak yapayım kendime. Hepsini çıkardım; her birine bir isim verip dört bir yana yolladım. Hiçbiri dönmedi, ve kimse bir haber söylemedi onlardan. Durak da olmadı yani...</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.45pt;"><span style="font-family:Arial;">Durmak durağında şafak olmuyordu hiç; olmadı da. Ümit de etmedim. Ama bekledim. Bekledim ki kanadı kırık güvercinler gelsinler, gözyaşını silsinler; belimi büküp, elimden tutsunlar. Tutmadılar; dedim ya gelmediler zaten. Ben öylesine bekledim... ümit de etmedim ve şafak da olmadı.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.45pt;"><span style="font-family:Arial;">Durmadım... Duramadım... Duramam...</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:35.45pt;"><span style="font-family:Arial;">Duraklar durmadıkça yerinde, ben ne durabilirim ne düşünebilirim... Dedim ya; dur deyince durmayan bir trenle geldim ben...</span></p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
