<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>ecnebi &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/ecnebi/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "ecnebi"</description>
	<pubDate>Mon, 08 Sep 2008 09:19:11 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[“Komplo” mu; “Proje” mi?]]></title>
<link>http://turkceogretmeni.wordpress.com/?p=336</link>
<pubDate>Fri, 25 Apr 2008 19:16:02 +0000</pubDate>
<dc:creator>kuthan</dc:creator>
<guid>http://turkceogretmeni.wordpress.com/?p=336</guid>
<description><![CDATA[ 
Takip edenler bilirler, bu köşede genelde “derin” projelerden, Beyaz ve Kara Türklerin mü]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0 0 10pt;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0 0 10pt;"><span style="font-size:x-small;font-family:Geneva, Arial, Sans-serif;"><img class="alignright" style="float:right;" src="http://s.aktifhaber.com/images/author/7_b.jpg" alt="" width="110" height="140" />Takip edenler bilirler, bu köşede genelde “derin” projelerden, Beyaz ve Kara Türklerin mücadelelerinden bahsedilir. Sinirlerimize yerleşmiş, devletin ve toplumsal hayatın önemli mevzilerini işgal etmiş, bizi sömüren ve semiren kripto ecnebiler anlatılır. </span></p>
<p><!--more--></p>
<div id="author_content" class="content content_1">
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0 0 10pt;"><span style="font-size:x-small;font-family:Geneva, Arial, Sans-serif;">Takip edenler bilirler, bu köşede genelde “derin” projelerden, Beyaz ve Kara Türklerin mücadelelerinden bahsedilir. Sinirlerimize yerleşmiş, devletin ve toplumsal hayatın önemli mevzilerini işgal etmiş, bizi sömüren ve semiren kripto ecnebiler anlatılır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0 0 10pt;"><span style="font-size:x-small;font-family:Geneva, Arial, Sans-serif;">Bu tür yazarlara <strong>“komplocu”</strong> yakıştırmaları yapılır. Yazıları, hayali komplolar üzerine kurgulanmış romanlarla, filmlerle, dizilerle karıştırılır. Anlatılanlar iddialı ve abartılı bulunur. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0 0 10pt;"><span style="font-size:x-small;font-family:Geneva, Arial, Sans-serif;">Bazı gerçeklerin öğrenilmesinden hazzetmeyenler, medyayı, kamuoyunu yönlendirenler bu tür yazı ve haberlerin etkisini kırmak, inandırıcılığını sarsmak için <strong>“deli saçması”, “komplo teorisi”</strong> yaftası yapıştırırlar. Kitlelerin yönlendirilemeyeceğini farz eden bazı liberal enteller de, bu yazıların <strong>“manipülatif”, “gerçek dışı”</strong> olduğunu ileriye sürerler.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0 0 10pt;"><span style="font-family:Geneva, Arial, Sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Hâkim güç odakları yanıltıcı ve yönlendirici, psikolojik harekât mahsulü haberleri, yazıları kamuoyuna pompalar ve maksatları doğrultusunda kullanırlar. Batı yalan haber ve bilgi üzerine kamuoyu oluşturmakta profesyoneldir. ABD'nin Irak'ı işgal gerekçesi Saddam'ın nükleer silaha sahip olduğu yalanı bu gün açıklığa kavuşmuş durumda. Batı'nın Ortadoğu'ya getirdiği demokrasiyi! bütün dünya görüyor. 1. Körfez Savaşı'nda denize dökülen petrol ve içinde yaşam mücadelesi veren ördeklerin ne Saddam'la, ne Körfez Harbiyle ilgisinin olmadığı ortaya çıktı.<span>  </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0 0 10pt;"><span style="font-size:x-small;font-family:Geneva, Arial, Sans-serif;">Ama, <strong>Türkiye'nin bir büyük projeye maruz kaldığı, kripto ecnebilerin</strong> <strong>memleketin bütün sinirlerini işgal ettiği,</strong> <strong>milletin ve ülkenin geleceğini tıkamaya çalıştıkları gerçeği her geçen gün netlik kazanmaktadır.</strong> Türkiye'ye uygulanan karanlık projeler açığa çıkmakta, memleketin maruz kaldığı fecaat anlaşılmaktadır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0 0 10pt;"><span style="font-size:x-small;font-family:Geneva, Arial, Sans-serif;">Yazılarımız milletin ümidini kırmak, mücadele azmini bitirmek için yapılan yayınlarla da karıştırılmamalıdır. Bu tür yayınlarla <strong>“bizimle mücadele edemezsiniz!”, “teslim olmaktan başka çareniz yok!”</strong> mesajı verilir. Mesajı alan insanlar yılgınlık içine girerek, teslim olma-kurcalamama yolunu tercih ederler. Toplumu sindirme-yıldırma amaçlı yayınların en çarpıcılarını kendini Kafkas kökenli olarak sunan Yalçın Küçük yapmaktadır. Sebataylar üzerine yazdığı yazılar ya “hayranlık uyandırmaya” veya “mücadele edilemez” göstermeye yöneliktir. Yayınladığı Sebatay listeleri kafaları karıştırma ve dezenformasyon amaçlıdır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0 0 10pt;"><span style="font-size:x-small;font-family:Geneva, Arial, Sans-serif;">Bütün suçu, derinlere, Beyaz Türklere, Kripto Ecnebilere atıyor; kendi ihmallerimizi, tembelliğimizi görmezden geliyor değiliz. Problemin özü-esası bizdedir. Kimliğimizden, değerlerimizden uzaklaştığımız, çağı okuyamadığımız, üzerimize düşeni yapamadığımızdan dolayı bu haldeyiz. Ama kendi kusurlarımızın varlığı harici etkenleri yok saymamıza neden olmamalıdır. Zira, problemin tespiti, teşhisi çözümün ilk şartıdır. Eğer <strong>Türkiye'ye uygulanan projeyi tespit edemez, ona göre çıkış ve çözüm yolları geliştirmezsek; bu cendereden kurtulamayız.</strong> İsabetli bir teşhis koymadan çözüm üretemeyiz. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0 0 10pt;"><span style="font-size:x-small;font-family:Geneva, Arial, Sans-serif;">Türkiye'de <strong>“Beyaz Türklerin hâkimiyeti”, “kripto ecnebilerin kumpası” bir realitedir.</strong> Türk milleti son 100-150 yılda büyük bir tasfiyeye maruz bırakılmıştır. İnsanımız sofistike, profesyonel bir proje ile karşı karşıyadır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0 0 10pt;"><span style="font-family:Geneva, Arial, Sans-serif;"><span style="font-size:x-small;">Sağlıklı bir durum tespiti yapmadan, millet aleyhine kurulan tuzakları görmeden, kanımızı emen vampirleri tanımadan, sinirlerimize yapışmış sülükleri teşhis etmeden bu virüslerden kurtulmak mümkün değildir. <strong>Bünyenin tedavisi için önce cerahatin kurutulması, irinlerin temizlenmesi lazım. </strong></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0 0 10pt;"><span style="font-size:x-small;font-family:Geneva, Arial, Sans-serif;">Millet iradesine vurulmuş <strong>“çelikten çeper”</strong> yırtılmadan, “derin operasyonlar”, “karanlık provokasyonlar”, “darbeler”, “çeteleşmeler”, “son 2 yılda yaşanan tuhaflıklar” bitmeyecektir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0 0 10pt;"><span style="font-size:x-small;font-family:Geneva, Arial, Sans-serif;">Maksadımız ne birilerinin kökenini kurcalamak, ne de komplo yazıları yazmaktır. Kanla, kafatası ile işimiz olmaz. Ermeni'yi de, Yahudi'yi de “Eşrefi Mahlûkat” kabul ederiz. “Yaratılanı severiz yaratandan ötürü”, “Kim olursan ol, gel” diyen bir kültürden geliyoruz. İnsanımızı maruz kaldığı büyük-derin-gayrı milli projeye uyarma çabasındayız. </span></p>
<p><strong><span style="font-size:11pt;line-height:115%;font-family:Calibri;"><span style="font-size:x-small;font-family:Geneva, Arial, Sans-serif;">“Vatandaşa bir nevi hizmetimiz olsun” diye, kendi çapımızda parçaları birleştirmeye çalışıyoruz!....</span></span></strong></div>
<div class="date">22 Nisan 2008 Salı <a href="http://www.aktifhaber.com">www.aktifhaber.com</a></div>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türk kaşığıyla ecnebi herzesi?]]></title>
<link>http://ayfi.wordpress.com/2007/07/25/turk-kasigiyla-ecnebi-herzesi/</link>
<pubDate>Wed, 25 Jul 2007 10:54:25 +0000</pubDate>
<dc:creator>Aybars</dc:creator>
<guid>http://ayfi.wordpress.com/2007/07/25/turk-kasigiyla-ecnebi-herzesi/</guid>
<description><![CDATA[Bu ileti Asar Bahçe tarafından paylaşılmıştır.
İlginç bir tesbit olduğundan ben de katkı ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bu ileti <strong>Asar Bahçe</strong> tarafından paylaşılmıştır.</p>
<p>İlginç bir tesbit olduğundan ben de katkı yapayım dedim...</p>
<p>Acaba beyaz Türkler, efendiler, müslüman görünümlü kodamanlar<br />
çorbası önümüzdeyken bize alternatif diye sunulan Atatürkçü görünümlü<br />
dönmelerin çorbası ya da aha bu gördüğünüz medyanın bulunduğu ülkeyi<br />
koruyan askerlerin karavana kazanındaki çorbası ya da... Ya da, ya da...</p>
<p>Ülker 'biskerem versem'le seks boyutuna girerken, bir de benim görüdüğüm<br />
cıscıbıldak görünümlü ve göğüslerinde 'ateş suyu' yazan Ülker'in manken<br />
kızlarının dinen yasaklı alkolizmine çağrısı...</p>
<h3>&#124; Kapitalizmin, ataerkilliği ve Mustafalar'ı beslediğinin açık kanıtı: Ayşeler de tadabilir!</h3>
<p>Televizyondan kulağıma ilişti, galiba biraz (birazı nasıl oluyorsa) feminist bir hanım <a target="_blank" href="http://www.mustafalaricin.com/index.html" title="http://www.mustafalaricin.com/index.html">Ülker Rodeo</a>'nun <a target="_blank" href="http://www.mustafalaricin.com/reklamlar.html" title="http://www.mustafalaricin.com/reklamlar.html">reklam filmindeki</a> "Ayşeler de tadabilir!" lafına takmış, verip veriştiriyordu. Konuşmalardan anladığım kadarıyla reklam filmi, oluşan tepkilerden dolayı yayımlanmıyormuş artık. Sohbete biraz daha kulak kabartayım derken çalışma odamdaki kumandayı bir anda eline geçiren Nesrin Hanım, sık sık yaptığı gibi zart diye kanalı değiştiriverdi. Herhalde adı Ayşe olmadığı için mevzu onu ilgilendirmemişti!</p>
<p><a target="_blank" href="http://bp2.blogger.com/_EuDVxfBo3jk/RpF8KaUKNLI/AAAAAAAAAOM/dxdFvkT-FE4/s1600-h/rodeo.jpg" title="http://bp2.blogger.com/_EuDVxfBo3jk/RpF8KaUKNLI/AAAAAAAAAOM/dxdFvkT-FE4/s1600-h/rodeo.jpg"><img border="0" src="http://bp2.blogger.com/_EuDVxfBo3jk/RpF8KaUKNLI/AAAAAAAAAOM/dxdFvkT-FE4/s400/rodeo.jpg" alt="Resimleri yüklemek için burayı tıklatın. Gizliliğinizi korumak için Outlook, bu resmin Internet'ten otomatik olarak yüklenmesini engelledi." style="text-align:center;" /> </a><br />
Hatırlarsınız, Rodeo'nun iki reklam filmi var. Lansman filminde Rodeo yiyen Mustafa, maruz kaldığı kuvvet macunu etkisi sayesinde annesinin salça kavanozunun kapağını acı kuvvetiyle bir çırpıda açıveriyordu. İkinci filmde ise Mustafa; Ahmetler, Aliler, Vedatlar şeklinde çoğalıvermişti. Ancak, nuga ve karamele batırılmış çıtır çıtır fıstıkların nefis Ülker çikolatasıyla eşsiz uyumu olan ve ağızlarda gerçek bir lezzet patlaması yaşatan enfes çikolatalı bar ve 'kuvvet macunu' Ülker Rodeo'yu yalnızca Mustafalar ve onun gibiler yiyebiliyor, Ayşeler ve onun gibiler ise isterlerse tadabiliyorlardı. İddiaya göre bu filmlerde açıkça cinsiyet ayrımı yapılıyordu.</p>
<p>Küçük bir araştırmayla, Ankaralı feministlerin <span style="font-style:italic;">"Kapitalizmin erkek egemen sistem aracılığıyla kadınları iki kez sömürdüğü, yabancılaştırdığı, ezdiği, tüketim nesnesi haline getirdiği dünya(mız)da sessiz kalmak, var olan düzenden memnun olmadığına dair bir düşünce geliştirilmediği anlamına gelir." </span>diye başlayan, belki de haklı bir itirazı dillendiren <a target="_blank" href="http://kadin.tr.net/index.php?option=com_content&#38;task=view&#38;id=187" title="http://kadin.tr.net/index.php?option=com_content&#38;task=view&#38;id=187">açıklamalarına </a>şöyle bir paragrafı eklediklerini görünce, doğrusu, hani nasıl derler, koptum yani... <span style="font-style:italic;">"Mustafalar, Aliler, Ahmetler için çıkartılan çikolata reklamlarının Ayşeler de tadabilir sloganlarıyla bittiği bir ülkede, kapitalizmin ataerkilliği yoğun olarak beslediği saklanan bir durumdur diyemeyiz. Çünkü Mustafa gibi yetiştirilen 'Rodeo erkek'leri, hayat bir çikolataysa eğer, bu çikolata Mustafalara 'güç versin', 'keyfini yerine getirsin' veya Mustafalar 'kendini göstersin' diye erkekleri cinsiyetçi bir bakış açısıyla sunulurken Ayşeler bu pastadan, pardon çikolatadan, sadece tadabilirler! Çünkü pastayı (yine pardon, çikolatayı) yemesi gereken Ayşeler değil Mustafalar'dır." </span></p>
<p>Bence, ilk cümlenin tüm iddiasını ve ciddiyetini silip süpüren bir ironi bu... Buna rutubetten nem kapmak denmez de, ne denir?</p>
<p>Şu anda yaptığım, bir film eleştirisi ya da savunması değil. Filmi beğenirsiniz veya beğenmezsiniz, stratejiyi doğru bulursunuz veya bulmazsınız, o başka... Ama böyle mizahi bir yaklaşımdan "kapitalizmin ataerkilliği yoğun olarak beslediği"nin kanıtlarını devşirmeye kalkarsanız ben de sizi insafa davet ederim.</p>
<p>Ülker, genç-erkek hedef kitleye yönelik bir ürün geliştirmeyi düşünerek böyle bir segmentasyona yönelmiş, o kadar! Yarın, genç-kız hedef kitleye yönelik olarak da Kalemiti markasıyla bir ürün geliştirebilir ve bunun için de "Mustafalar da tadabilir!" diyebilir. Ne var şimdi bunda? O zaman da "kapitalizmin anaerkilliği yoğun olarak beslediği"nden mi dem vuracağız?</p>
<p>Bir kadın giyim markasının "Erkekler için hiçbir şey yapmıyoruz!" dediği gibi, zaman zaman 'erkekleri aşağılayan' bu türden esprili mesajlarla karşılaşmıyor muyuz zaten!</p>
<p>"Ayşeler de tadabilir!" cümlesi, ya reklam ajansının filmin mizahi yapısına bir katkısı ya da segmentasyon konusunda içi bir türlü rahat edemeyen her üreticideki "Yahu, hedef kitleyi acaba fazla mı daralttık?" açgözlülüğünün ve Dimyat'a pirince gitme arzusunun bir yansımasından ibarettir, daha ötesi yok!</p>
<p><a target="_blank" href="http://bp2.blogger.com/_EuDVxfBo3jk/RpF8RaUKNMI/AAAAAAAAAOU/ZtC4-nL_VrE/s1600-h/rodeo2.jpg" title="http://bp2.blogger.com/_EuDVxfBo3jk/RpF8RaUKNMI/AAAAAAAAAOU/ZtC4-nL_VrE/s1600-h/rodeo2.jpg"><img border="0" src="http://bp2.blogger.com/_EuDVxfBo3jk/RpF8RaUKNMI/AAAAAAAAAOU/ZtC4-nL_VrE/s400/rodeo2.jpg" alt="Resimleri yüklemek için burayı tıklatın. Gizliliğinizi korumak için Outlook, bu resmin Internet'ten otomatik olarak yüklenmesini engelledi." style="text-align:center;" /> </a><br />
Ayrıca, eğer filmde cinsiyet ayrımcılığı yapılıyorsa, bunun, Mustafalar aleyhine yapıldığını pekala söyleyebiliriz. Eşşek kadar çocukların, hem de Rodeo yiyerek yaptıkları işlere bakın allahaşkına; kavanoz kapağı açmak ya da bir hanım şoförün yolunu kesen ineği karayolunun dışına çıkarmak... Hem de beş kişi birden! E, ben hiç Rodeo yemeden açarım hep kavanoz kapaklarını... İneğe de höst dersin, gider!</p>
<p>Bana göre kadınlar ve erkekler hayatı farklı paradigmalarla yaşarlar. Ve bu paradigmaları değiştirmek mümkün değildir; zaten gerekli de değildir. Evet, bu farklılıklardan ciddi çatışmalar da doğar, mizah da...</p>
<p>Ayşeler, Laleler, Semalar, Gamzeler... Hayata gülümseyin biraz! Ne bileyim, erkeklerle kafa bulun, çekiştirin, <a target="_blank" href="http://www.itiraf.com/" title="http://www.itiraf.com/">itiraf.com </a>'a falan şikayet edin... Siz de anaerkilliği besleyin yoğun olarak, ödeşelim!</p>
<p>Kadın hakları demek, farklılıklardan doğan tatlı çekişmeyi yok saymak demek değildir.</p>
<p><a target="_blank" href="http://selimtuncer/" title="http://selimtuncer/">http://selimtuncer</a>.blogspot.com/<br />
 --<br />
<a href="http://ahmetdursun.gemisi.com/" title="http://ahmetdursun.gemisi.com/">ahmetdursun.gemisi.com</a><br />
Bilginin arşivlendiği yer.</p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
