<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>galatasaray-fenerbahce &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/galatasaray-fenerbahce/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "galatasaray-fenerbahce"</description>
	<pubDate>Mon, 08 Sep 2008 08:56:04 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Spor ve inanç hürriyeti: Yahudi Balili, Müslüman Olajuwon ve laik Hakan Şükür ]]></title>
<link>http://bekirlyildirim.wordpress.com/2008/04/25/spor-ve-inanc-hurriyeti-yahudi-balili-musluman-olajuwon-ve-laik-hakan-sukur-%c2%ab-bir-munzevi%e2%80%99nin-notlarindan%e2%80%a6-%c2%ab-bir-munzevi%e2%80%99nin-notlarindan%e2%80%a6/</link>
<pubDate>Fri, 25 Apr 2008 13:30:18 +0000</pubDate>
<dc:creator>Bekir L. Yildirim</dc:creator>
<guid>http://bekirlyildirim.wordpress.com/2008/04/25/spor-ve-inanc-hurriyeti-yahudi-balili-musluman-olajuwon-ve-laik-hakan-sukur-%c2%ab-bir-munzevi%e2%80%99nin-notlarindan%e2%80%a6-%c2%ab-bir-munzevi%e2%80%99nin-notlarindan%e2%80%a6/</guid>
<description><![CDATA[İki yıl kadar önce yazılmış ama güncelliğini koruyan bir diğer yazı:
Spor ve inanç hürri]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>İki yıl kadar önce yazılmış ama güncelliğini koruyan bir diğer yazı:</p>
<p><a href="http://bekirlyildirim.wordpress.com/2006/09/30/spor-ve-inanc-hurriyeti-yahudi-balili-musluman-ollajuwon-ve-laik-hakan-sukur/">Spor ve inanç hürriyeti: Yahudi Balili, Müslüman Olajuwon ve laik Hakan Şükür</a></p>
<p>Konu ile alakalı diğer yazılar:<br />
<a href="http://bekirlyildirim.wordpress.com/2008/04/23/kemalistler-kutlu-dogumu-nasil-tartisir/">Kemalistler Kutlu Doğum’u nasıl tartışır?</a></p>
<p><a href="http://bekirlyildirim.wordpress.com/2008/02/08/fotbol-formasinda-mesaj-vermek-caizmidir-deniz-hocam/">Fotbol formasında mesaj vermek caizmidir Deniz Hocam?</a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ Spor ve inanç hürriyeti: Yahudi Balili, Müslüman Olajuwon ve laik Hakan Şükür]]></title>
<link>http://bekirlyildirim.wordpress.com/2006/09/30/spor-ve-inanc-hurriyeti-yahudi-balili-musluman-ollajuwon-ve-laik-hakan-sukur/</link>
<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 13:53:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>Bekir L. Yildirim</dc:creator>
<guid>http://bekirlyildirim.wordpress.com/2006/09/30/spor-ve-inanc-hurriyeti-yahudi-balili-musluman-ollajuwon-ve-laik-hakan-sukur/</guid>
<description><![CDATA[ Önce hiçbir futbol takımının fanatik taraftarı olmadığımı, çocukluk yıllarımı geçir]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><img align="left" width="103" src="http://www.izlenimler.net/wp-content/uploads/2006/09/bali.thumbnail.jpg" alt="bali.jpg" height="89" /> Önce hiçbir futbol takımının fanatik taraftarı olmadığımı, çocukluk yıllarımı geçirdiğim şehir Sivas’ın takımını, rakiplerine ve genelde Anadolu takımlarını üç büyüklere tercih ettiğimi ve<span>   </span>Galatasaray’ın Liverpool önündeki futbolunu beğendiğimi söyleyeyim. Bunun dışında her Türk takımını yabancılara karsı tercih ederim.<span>  </span>Bu yılki takımların Avrupa kupalarında<span>  </span>genellikle iyi performanslar sergilediklerini Trabzon ve Kayseri’nin iyi futbollarına rağmen büyük ölçüde şanssızlıkla elenmelerine üzüldüğümü de ifade edeyim, aşağıdaki yazacaklarımın herhangi bir takım muhibliği ile alakalı olmadığını vurgulamak için. ABD’deki yılarımda NBA izler ve Houston Rockets’i tutardım gene fazla hararetli olmasa da; özellikle de uzun yıllar Texas’ta yasadığım ve çok sevdiğim Hakeem Ollajuwon orda oynadığı için. </p>
<p>Simdi sadede gelebiliriz. Önce Haber: </p>
<p style="border-right:medium none;border-top:medium none;border-left:medium none;border-bottom:windowtext 2.25pt double;padding:0 0 1pt;"><img border="0" align="right" width="180" src="http://www.zaman.com.tr/2004/05/23/spor.jpg" height="141" />“Türkiye Futbol Federasyonu böyle bir başvurunun olmadığını ifade ederken, Sivasspor Basın Sözcüsü Fikret Ünsal federasyonun Balili için tarih değiştirdiğini söyledi. Ünsal, maçın Yom Kippur gününe denk geldiği için Sivasspor Genel Müdürü Cafer Kaplan"ın bu maçın bir gün öne alınması için federasyona müracaat ettiğini ve kabul edildiğini ifade etti. Bu olayın örnek bir davranış olduğunu vurgulayan Ünsal, “Kimse merak etmesin; cumhuriyetin temellerine hiçbir şey olmaz. Acizane yapılmış bir başvurudur.” dedi.</p>
<p><img border="0" align="right" width="98" src="http://www.radikal.com.tr/veriler/2005/02/11/ola.gif" alt="Olajuwon'a 'teröre destek' suçlaması" height="105" />Öte yandan Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin de Balili konusunu araştıracağını ifade ederek, “Eğer böyle bir düzenleme yapılmışsa, Müslüman futbolcular da böyle bir talepte bulunma hakkına sahip olur."" yorumunu yaptı.” (Zaman) </p>
<p>Evet Haber bu idi. ABD’deki yillarimdan, ve bu mevzuda Avrupa Ulkeleri’ndeki uygulama hakkinda bildiklerimden Balili için bas vurulmasinin oralardaki uygulama bakimindan cok normal olduğunu soyleyeyim. Hemen her Bati Ülkesi’nde Yahudilerin Cumartesi veya , kutsal günlerinde is yapmama, spor yapmama, sınava girmeme<span>  </span>gibi istek ve beklentilerinin hemen her durumda karşılandığını on bilgi olarak not edelim. Hatta “bir kişi için ikinci bir imtihan yapmanın zorluğu, yapılan işlerin hassasiyeti” gibi nedenlerle bu isteği karşılayamayan kuruluşların aleyhine sonuçlanmış tazminatları da içeren pek cok mahkeme kararları da mevcuttur, Batı’da<span>  </span>AIHM dahil! </p>
<p><!--more--></p>
<p>Eh Türkiye de laik bir hukuk devleti olduğuna göre bunda fazla şaşılacak bir şey olmaması lazım ilkesel olarak bakıldığında.<span>  </span>Ama “Türkiye’nin özel şartları” burada da sahneye çıkıyor ve mevzuyu devletin üst kademelerinden, laikçi, demokrat,<span>  </span>Islami köse yazarlarına kadar çoklarının<span>  </span>gündem maddesi yapabiliyor. </p>
<p>Balili mevzuunda<span>  </span>Sivas’li kaynaklardan<span>  </span>edindiğim bilgiler aslında Balili’nin dini günlerinde futbola oynamama isteğini Türkiye’de futbol oynadigi her kulüpte yaptığı ve takımların bu isteğinin federasyon tarafından yerine getirildiği anlaşılıyor.<span>  </span>Akla gelen sorular: Sivasspor başkan yardımcısı “örnek bir davranış oldu, Cumhuriyet’in temellerine bir şey olmaz” demiş ama kazın ayağı başka. Mevzu Yom Kippur değil Ramazan! Bizim laikçilerimizi rahatsız eden Yahudi’nin dini hürriyetini kullanması <span> </span>değil ki. Bu konuda ne kadar toleranslı olduğumuz <span> </span>istavroz çıkaran oyunculara, Fener’in <span> </span>10 Milyon dolara(?) <span> </span>Sırp oyuncu getirmesinden, Sivas gibi dindar bir şehrin bir Yahudi oyuncuyu bağrına basması, onun için kulübünün Federasyon’a müracaat etmesinden biliyoruz. <span> </span>“irticacılar” Yahudi değil ki, <span> </span>Müslüman. Bu haber ortaya yayıldığında oruç tutmak isteyen, efendim maç ve idman saatleri <span> </span>saati iftara göre, hatta teravihi de hesaba katarak<span>  </span>ayarlansın diyenler, <span> </span>çıkarsa ne olur laik Cumhuriyetin hali? </p>
<p>Bu sorular devrim muhafızlarının da aklına gelmiş, yada getirilmiş <span> </span>olacak ki hemen Futbol Federasyonu “yok canim biz onun için değiştirmedik, yapılmış resmi müracaatta yok zaten; Sivas’ın maçları hep Pazar’a geliyordu..kararı önceden vermiştik ” vb turu alışık olduğumuz “cevir kazı yanmasın”<span>  </span>PR faaliyetine giriştiler. Türkiye’de yasayanlar herhalde TFF’nun bu gayretinin sadece kendi inisiyatifi ile olup olmadığına da karar verirler. Benim düşüncem: Mutlaka yüksek yerlerden emir geldi. </p>
<p>Bu olay Türkiye’de<span>  </span>laiklik Demokles'in kılıcının daha nerelere asılmaya kadir olduğu konusunda bilgilendiricidir sanıyorum.<span>  </span>Daha önemlisi pek cok Müslüman’ın iddia ettiği laiklik kavramının sadece Müslümanların dini özgürlüklerini, birey ve topluluk haklarını kısıtlamak için aracsallastrildigi tezini kanıtlamak için bir örnek daha sunuyor. özellikle mevzunun arka planına göz attığımızda buradaki cifte standardın bir istisna değil kural olduğunu görürüz. </p>
<p>Ramazan başladığından beri, mutat “oruçlu olarak spor yapmanın fizyolojik zararları, profesyonel etik acisdindan yanlisligi, <span> </span>dini muafiyet olduğu <span> </span>olmadığı, kulüplerin <span> </span>buna izin verip vermediği, hangi hocanın izin verdiği gibi konular gene bas gündem maddeleri arasında idi.<span>  </span>Fizyoloji profesöründen, ilahiyatçısına kadar herkes neden sporcunun için oruç tutmasının yanlış olduğunu anlatırken bazı<span>  </span>spor kanallarında mülakatçılar gerek kulüp yöneticilerine gerek eski veya şimdiki sporculara kimlerin oruç tuttuğu, izin verilip verilmediği, oruç-performans bağlantısı gibi konularında sorular yönelttiler. Benim özellikle dikkatimi çeken TV’deki sunucu bayan’ın telefonda bir Galatasaray yöneticisi’ne “oruç izni var mi” yada “oruç tutan var mi” mealindeki sorusuna “zaten bu konuda karar almıştık; oruç tutan futbolcumuz yok” cevabi alması <span> </span>idi. Oysa birkaç gün önce gazetelerde “Gerets’ten sınırlı oruç izni ” haberini okumuştum. Buna göre sadece Gerets maç günü ve önceki gün hariç futbolcuları bu konuda serbest bırakıyordu. Benzeri bir politikayı eski Beşiktaş çalıştırıcısı Del Bosque’nin de uyguladığını okumuştum. Ama öyle görülüyor ki “emir demiri keser” imiş ve laiklik hassasiyeti Avrupalı hocalardan yüksek olan <span> </span>kulüp yönetimi ağırlığını koymuş bu mevzuda da. </p>
<p>Bu durum ister istemez aklıma Fethi Bey’in <a href="http://www.izlenimler.net/">İzlenimler</a> sitesinde o kendine özgü, <span> </span>zengin mizah üslubu ile ele aldığı “laik Galatasaray” <span> </span>ve “hangi takım daha Atatürkçü” mevzulu yazılarını getirdi. Fethi Bey, amiral gemisi’nden Ozdemir İnce’nin “Fetullahci” olduğundan şüphelenilen, hatta Fetullah Hoca ile görüştüğü istihbaratı kendisine ulaştırılan <span> </span>Hakan Şükür’ün Laik Galatasaray’dan atılması gerektiğini anlattığı yazıya referans yapıyordu. O yazıyı ben de okumuştum ama Fethi Bey’in mizah kabiliyetine haiz olmadığım için yazı konusu yapmamıştım. </p>
<p>Biz mümkün mertebe ciddi takılalım mevzua. Ozdemir İnce’nin “kimsenin tarikatçı falan olmasına” itirazı yokmuş ama Galatasaraylılık ile tarikatçılık uyuşmaz imiş. Problemlerden biri bu. </p>
<p>Sayın düşünürümüzün diğer problemi ise Anayasa’dan kaynaklanıyor. Anayasanın laikliği tanımla (ma) yan 24. maddesi de ihlal ediliyormuş Sn. İnce’ye göre Hakan Şükür tarafından. Yazının gerisine baktım Hakan Şükür hangi devlet gorevini ifa ederken 24. maddede bahsi gecen<span>  </span>“din islerini devlet islerine karıştırmış” diye ama bulamadım bağlantıyı. Bulan varsa beri gelsin. </p>
<p>Taife-i Laicus’un pitbull’larindan İnce, gene mutat olduk üzre, su adam sun yapamaz, laik Türkiye’de falan derken hemen hiçbir zaman hangi ölçütlerle bu yargılara vardığını bildirmiyor. Bu alışılageldik tavır kimseyi şaşırtmamıştır. Laikliği İslam’la savaş olarak algılayan uygulayan laikçiler <span> </span>“güç caiz kılar” ve “biz ne dersek odur” ilkeleri <span> </span>dışında<span>  </span>ne mantıki, ne ahlaki, ne kanuni açılım, vermek gereği duyarlar bu tur ucubeliklere. Niye duysunlar ki? İnce “Aytaç Kılınç adli kariyeri iftiharlarla dolu bir anaokulu öğretmenin sen dışarıda başını örtsen dahi çocuklara kotu örnek oluyorsun bana göre, ve bundan dolayı da mudur olamazsın” diyen yüksek yargının ülkesinin rejim borazanı; açıklama gereksinimi olmadığını gayet iyi biliyor.<span>  </span>Bu zorba düzenin “aydınına” <span> </span>yaptığı en büyük kötülüklerden <span> </span>biri de bu zihin tahribatıdır. <span> </span>Karşısındakini fikir ile alt etme ihtiyacı <span> </span>duymadığı için, sadece sloganlar, aşağılamalar işi gördüğü için, <span> </span>beyinlerinin muhakeme üreten nöronlar ölür zamanla kullanılmamaktan. Farklı fikir <span> </span>üzerinde muhakemeye zorlanmadıkları için “laikçi entellektüel” <span> </span>bir “oxymoron” (tezatların tevhidi) <span> </span>haline gelmiştir. Birileri bu ne çapsızlık, bu ne lümpenlik, bu ne faşistlik diyecektir ama o birileri “marjinallerdir”. <span> </span>Ne Aydın Doğan ne de geminin kaptanıdır; kim takar birkaç “dinci” ile “liboşu”? </p>
<p>Spor ve dini hurriyetler </p>
<p>Aslında sporun özel olarak muteala edilmesi için hiçbir sebep yoktur. <span> </span><span> </span>İnsan hakları<span>  </span>ve hukuk zaviyesinden bakıldığında bir futbolcunun kulübü ile ilksisi profesyonelse isçi-işveren, amatör ise bir dernek üyesi-dernek ilişkisidir esasen. Bir profesyonel sporcunun kulübü ile sözleşmesinde <span>  </span>“bu para karşılığında insan haklarımdan feragat ediyorum” diye bir madde bulunmaz , bulunursa bu evrensel hukuk nosyonuna da insan hakları beyannamesine de UEFA, <span> </span>FIFA kuralarına da aykırı olur. “Bundan böyle ben kulübün maliyim” da demiyor. Demokratik ülkelerde devlet<span>  </span>veya işveren birey haklarını elden alma <span> </span>yetkisine haiz değildir. Ancak hukuk yolu ile, örneğin mahkumiyet ve yapılan görevin gereksinimleri bazı bireysel hürriyetlerden feragat veya kaybedilmesi söz konusu olabilir. <span> </span>İbadet <span> </span>hürriyeti bırakın sporcuyu,<span>  </span>ağır suçlardan hüküm giymiş mahpuslar için dahi uygulanamaz, insanlar devletin mali olmadıkları için. <span> </span>Hatta Bati ülkelerinde hapishane yönetimleri mahkumların dini ihtiyacını karşılamak için din adamları atar veya dışardan din görevlileri ile ziyareti mümkün kılar. Bana ne senin devletinin laikliğinden? <span> </span>Ben top oynuyorum senin için, o kadar!<span>  </span>Top oynama karsilginda ben diger insanlar için var olan haklardan feragat edemem. İlke <span> </span>budur. Ozdemir İnce aksini düşünüyor idi ise meşruiyetini temel insan hakları, kanunlar <span> </span>bazında açıklamalı idi. </p>
<p>Orucun Zararları, Ollajuwon, Anelka, Abdurrauf </p>
<p>Yukarda da bahsettiğim gibi hemen her tarafta fotbolcularin oruç tutmasının performanslarına, sağlıklarına <span> </span>ne kadar zarar verdiğini açıklayan proflar,<span>  </span>diyetisyenler, bilumum uzmanlar <span> </span>gördükçe aklıma hep Ollajuwon ve 1995 NBA şampiyonluk serisi gelir. O <span> </span>yılın şampiyonluk serisi New York Knicks ile Houston Rockets arasında oynanıyordu. Houston Rockets’in yıldızı ve kaptanı her zamanki gibi Ollajuwon idi.<span>  </span>Final maçını anlatan Bob Costas maç esnasında Hakeem’in oruçlu olarak gösterdiği olağanüstü <span> </span>performansını öve öve bitiremiyor <span> </span>, aç ve susuz iken gösterilen bu performansın çalıştırıcı <span> </span>Rudy Tomjonowich dahil herkesin ne kadar takdir ettiğini, dini vecibelerini her halükarda yerine getirmeye çalışan bu insanin ahlaki değerlerine saygısını ifade ediyordu.<span>   </span>Neticede Houston şampiyonluğu Hakeem de MVP (Most valuable player –en değerli Oyuncu) <span> </span>unvanını aldı. Özellikle basketbol gibi futbola kıyasla zaman bazında cok daha fazla enerji<span>  </span>ve su tüketilen bir sporda bizim YÖK’çü uzmanların verdiği bilgiler belirleyici olsa id. Hakem’in 10-15 dakikada sedye ile taşınması gerekirdi. Günümüzde Batı’da islamofobinin yükselişte olduğu atmosferde dahi<span>  </span>Hakem’in inancına sadakati, ahlaki bütünlüğü dost düşman herkes tarafından takdir <span> </span>ile anılır.<span>  </span>Herhalde Türkiye’de oynasa idi bizim Fizyoloji profesörünün SKYTURK_TV’de ” maalesef baz İslam ülkelerinden gelen sporcular bizim sözümüzü dinlemeyip oruç tutmakta ısrar ediyorlar” dediği sınıfa girerdi. </p>
<p>Hakeem için söylenenlerin bir kısmini <span> </span>sonradan İslam’ı seçen, tanışma fırsatı bulduğum<span>  </span>Denver Nuggets yıldızı Abdurrauf için de duymuştum. Ve bizim Anleka’nin cuma’ya gitmek istemesinin de kendisinin Fener camiasına ısınamaması <span> </span>sebeplerinden biri olduğunu da duymuştum <span> </span>bir yerlerden; doğruluk derecesinden emin olmamakla birlikte. Dünya kupasında uçunculuk olan milli takımın <span> </span>bazı üyelerinin cuma kılmak istemesinin bizim medyada yarattığı tepkileri <span> </span>takip etmiş biri olarak, doğru değilse şaşırırım. </p>
<p>Sonuç: </p>
<p><span>1)<span style="font:7pt 'Times New Roman';">      </span></span>Galatasaray’ın veya diğer kulüplerin yöneticileri “laik” olsalar dahi iyi birer yönetici olarak bu kirli silahı takımlarına da sokmaları demokrasi kültürü bakimindan yüz kızartıcı olmanın ötesinde kotu “şirket veya dernek” idaresidir. Takımların gayeleri geniş seyirci, taraftar tabanına hitap etmektir. Takımları ideolojik organizasyon haline getirirseniz o ideolojilerin partileri durumuna düşersiniz. “kulübümüz laiktir” demek ve kulüp sitesinde <span> </span>“Galatasaray Liseli ruhu” diye bol bol laiklik, seçkincilik atıflarında bulunmak “kotu idareciliktir” herselden önce. Milyonlarca taraftarı olan Galatasaray lise takımımı oldu? Hepimiz liseye gittik; gurur duyacak başka bir şeyi yokmu ki <span> </span>Galatasaray’ın? <span> </span> </p>
<p><span>2)<span style="font:7pt 'Times New Roman';">      </span></span>Oruç tutmak veya tutmamak oyuncunun kendi inancına veya derecesine göre yapacağı kişisel tercihtir. Ne kulüp yönetimi, ne çalıştırıcı sadece bunu sebep göstererek futbolcuya oyundan alıkoyması dahi insan hakki ihlalidir. İyi bir çalıştırıcı önce “kazan, kazan” formülü arar.. Hem takımın hem futbolcunun ihtiyacı nasıl karşılanır sorusunun cevabini arar iyi çalıştırıcı, iyi yönetici her yerde. Benim Washington’da çalıştığım yerdeki Federal Hükümet’e bağlı<span>  </span>işverenime 10-15 Müslüman gidip, “namazımızı mescitte kılmak istiyoruz” dediğimizde bize bir oda tahsis ederken İslam’a sempati<span>  </span>falan göstermiyordu. Sadece ihtiyaçları karşılanmış, mutlu bir çalışanın kendisine daha yararlı olacağı rasyoneli ile hareket ediyordu. <span> </span>Bir takım yönetimi ancak futbolcunun birey hakkini ile kulübün menfaati çatıştığı zaman, ikisini bağdaştıracak formül bulunamadığında futbolcuya ikisi arasında tercih yapmasını ve bu tercihin sonucunu bildirir. Bir Yahudi, Cizvit veya Budist’in ’in, hatta Müslüman’ın<span>  </span>dini vecibelerini yerine getirmesi için büyük fedakarlıklar yapıldığının şayisiz örnekleri vardır. <span> </span>“Biz laikiz, bu olmaz” denen ülke kalmamıştır dünyada. </p>
<p>Balili olayı “ötekinin dini” lehine sergilenen cifte standart görüldüğü gibi Türkiye’de laiklik yada daha doğru terimle laikçilik sadece İslam’la savaş silahı haline geldiğini gözler önüne seren pek cok örneğin sonuncusudur. <span> </span>Olay, <span> </span>bu kendi insanına ait dini, kültürel değerleri küçük gören, <span> </span>düzenin seçkinci muhafızlarının “ustun öteki” karsısında nasıl el-pençe-divan durduğunu, ona gösterdiği saygıyı kendi insanına gösteremediğinin ibret vesikasıdır. <span> </span><span> </span>Bunu yaratan yerli oryantalist psikoloji ülkemizde Islami değerlere, diğer İslam ülkelerine sedirinin bini bir para olduğu halde<span>  </span>Urfalı bir imamı Yahudiliğe hakaretten mahkum eden psikolojidir. </p>
<p><span>3)<span style="font:7pt 'Times New Roman';">      </span></span>Laikçilerin artık <span> </span>akıllarını baslarına alıp bu lümpen zorbalıktan vazgeçmeleri lazımdır. Mızrak çuvala sığmıyor. Zorbalıkla bu isi sonsuza kadar götüremezsiniz; <span> </span>sular yukarı akmaz!</p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
