<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>genc-anne-ve-babalar &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/genc-anne-ve-babalar/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "genc-anne-ve-babalar"</description>
	<pubDate>Sat, 30 Aug 2008 16:16:08 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Karnesi Zayıf Diye Azarlamayın!]]></title>
<link>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/karnesi-zayif-diye-azarlamayin-2/</link>
<pubDate>Thu, 31 Jan 2008 14:08:08 +0000</pubDate>
<dc:creator>brsares</dc:creator>
<guid>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/karnesi-zayif-diye-azarlamayin-2/</guid>
<description><![CDATA[13 milyon öğrenci bugün karne alıp yarıyıl tatiline girecek. Uzmanlar bu önemli günde velile]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>13 milyon öğrenci bugün karne alıp yarıyıl tatiline girecek. Uzmanlar bu önemli günde velileri uyarıyor: Karnesinde zayıfı olan çocuklara baskı yapmak, onların evden kaçmasına, intihar girişiminde bulunmasına, ya da alkol ve kötü arkadaşlar edinmesine neden olur. Tedbiri elden bırakmayın...<!--more--></p>
<p>Yeni yılın eğitim-öğretim yılında ilk dönem bugün sona eriyor. İlköğretim ve ortaöğretimde okuyan öğrencilenin, 11 Şubat'a kadar sürecek olan yarıyıl tatili de başlıyor. Öğrenciler ayrıca MEB tarafından basılan yeni karnelerini de alacak. Karnelerde 100'lük puan sistemi uygulamaya konulacak ve öğrencinin okuduğu kitapların yazılmasının yanı sıra yaptığı stajlar da yer alacak. Karnelerde öğrencilerin yaptığı sosyal etkinlikler de belirtilirken, karneler; e-okul kapsamında internetten de görülebilecek. Veliler, vatandaşlık numaraları ile karnelere internetten ulaşabilecek. Böylece karnelerin üzerinde oynanması riski de tarihe karışacak. Yeni karnelerde ayrıca ilk defa bu dönem ilköğretim öğrencilerinin önceki üç yıla ait notları da yer alacak. <strong>Uzmanlar Uyarıyor!...</strong></p>
<p>Bu noktada uzmanlar uyarıyor; karnesinde zayıfı olan çocukları kırmak ve incitmek, bağırıp-çağırarak hakaretler etmek, iyi örneklerle kıyaslamak, onları evden kaçmaya ve intihara sürükleyebilir!<br />
Çocuklarda ve ergenlerde intihar girişimi için, kişinin ille de ruhsal hastalığının olmasının beklenilemeyeceğini belirten uzmanlar, ergenlik dönemindeki çocukların beklenmedik bir anda ve bir anlık duygu durumuyla hiç istenilmeyen tutum ve davranışlar içerisine girebileceklerine dikkat çekiyor.<br />
İntihar girişiminin ergenlik çağlarındaki gençlerde çok sık görüldüğünü belirten uzmanlar, ebeveynlerin karnesi iyi olan çocukları taktir ederken, zayıfı olan çocuklara da her zaman çocuklarının yanında olduklarını hissettirmeleri, derslerinde daha başarılı olabilmesi için de ona her türlü desteği vermeleri gerektiğini vurguluyorlar.<br />
Çünkü aksi halde çocuğun büyük bir hata yaptığı kaygısına kapılarak evden kaçmasına, intihar girişiminde bulunmasına, ya da alkol ve kötü arkadaşlar edinmesine neden olunabileceği belirtiliyor.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Internet Depresyonu Tetikliyor!]]></title>
<link>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/internet-depresyonu-tetikliyor/</link>
<pubDate>Thu, 31 Jan 2008 14:06:16 +0000</pubDate>
<dc:creator>brsares</dc:creator>
<guid>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/internet-depresyonu-tetikliyor/</guid>
<description><![CDATA[Uzmanlar, internetin kendilerini zayıf bulan insanlara, günlük hayatta tadamadıkları bir güçl]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, internetin kendilerini zayıf bulan insanlara, günlük hayatta tadamadıkları bir güçlülük hissi verdiğini dile getirdi.<!--more--></p>
<p>Dünyada 65 milyon insanın sosyal ağlar denilen internet sitelerine üye olarak, gizli kimlikle kendini nasıl hissetmek istiyorsa, o kimliğe bürünüp, sahte bir dünyanın içinde yer aldığına dikkat çeken uzmanlar, kişilerin eksikliklerini bu yolla gidermeye çalıştıklarını açıkladı. ABD'de yapılan bir araştırmanın aslında iyi niyetli bir buluş olan internetin, amacı dışında kullanılmasının pek çok sorunu ve kişilik bozukluğunu ortaya çıkardığını belirten uzmanlara göre, internet doğrudan insan ilişkilerinin yerini aldığında depresyon gelişimine yol açıyor ve sosyal desteğin azalmasına neden olabiliyor.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Depresyona Karşı Gözlük Kullanın!]]></title>
<link>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/depresyona-karsi-gozluk-kullanin/</link>
<pubDate>Thu, 31 Jan 2008 14:05:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>brsares</dc:creator>
<guid>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/depresyona-karsi-gozluk-kullanin/</guid>
<description><![CDATA[Yapılan araştırmalarla daha iyi görmeyi sağlayacak çok ufak bir müdahalenin bile, depresyon s]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yapılan araştırmalarla daha iyi görmeyi sağlayacak çok ufak bir müdahalenin bile, depresyon semptomlarının iyileşmesine yardımcı olduğu belirlendi.<!--more--></p>
<p>Amerikalı bilim adamlarının araştırmalarına göre, iyi bir görme sadece yaşam kalitesini yükseltmiyor, aynı zamanda depresyon riskini de azaltıyor.<br />
Huzur evlerinde yaşayan 55 yaş ve üzeri kişilerin katıldığı araştırma kapsamında yapılan göz muayenesi sonucunda, katılımcılardan 78'ine bir hafta sonra, 64'üne ise iki ay sonra gözlük verildi. Çalışmanın başlangıcında, her iki grubun da görmeye bağlı yaşam kalitesi ve depresif semptomları değerlendirildi. Her iki grupta da yer alan katılımcıların, medikal durumlarının ve görme yeteneklerinin benzer düzeyde olduğu tespit edildi. İki ay sonra yapılan değerlendirmelerde ise, hemen gözlük kullanan kişilerin yaşam kalitesinin ve uzak ve yakın görme kabiliyetlerinin ilerlediği, ancak gözlük verilmeyen grupta herhangi bir değişikliğin olmadığı belirlendi.<br />
Araştırma sonucunda gözlük kullanan katılımcıların, genel olarak görme, okuma, aktiviteler, hobiler, sosyal ilişkiler konusunda daha iyi oldukları ve depresif semptomların azaldığı belirlendi.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Depresyon Gündelik Yaşamı Altüst Ediyor]]></title>
<link>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/depresyon-gundelik-yasami-altust-ediyor/</link>
<pubDate>Thu, 31 Jan 2008 14:05:10 +0000</pubDate>
<dc:creator>brsares</dc:creator>
<guid>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/depresyon-gundelik-yasami-altust-ediyor/</guid>
<description><![CDATA[Depresyon, toplumda görülme sıklığı en çok olan bozukluklar arasında yer alıyor.
Bir kişin]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Depresyon, toplumda görülme sıklığı en çok olan bozukluklar arasında yer alıyor.<!--more--></p>
<p>Bir kişinin hayatı boyunca depresyonla yüzleşme olasılığı, kadınlarda yüzde 10-25, erkeklerde ise yüzde 5-12 arasında.<br />
Acıbadem Sağlık Grubu’ndan  Klinik Psikolog Reyan Kanyas, “Depresyondaki kişiye faturalarını ödemek, derse girmek, basit kararlar vermek, kendisini arayanları geri aramak gibi gündelik işler bile ağır geliyor” diyor.<br />
İşteki zorluklar, bir yakının kaybı, ayrılıklar depresif duygular yaşanmasına neden olabiliyor. Klinik depresyon herkesin yaşadığı üzüntü, hayal kırıklığı ve yas deneyimlerinden, duygunun hem yoğunluğu hem de süresi açısından farklılık gösteriyor. Klinik depresyon yaşayan bir insanın duygularında, düşüncelerinde, davranışlarında ve kendisiyle ilgili görüşlerinde büyük değişimler oluyor. Örneğin, basit kararlar vermek, fatura ödemek, derse gitmek ve arayanları geri aramak gibi gündelik işler ağır gelmeye başlıyor. <br />
Depresyondaki bir insan genelde olumsuz düşüncelere takılır, kötü deneyimlerine odaklanır, kendini başarısız olarak tanımlar, her şeyin umutsuz olduğu izlenimine kapılabilir ve başkalarına yük olduğunu düşünür. Ağır veya uzun süreli depresyon kişinin kendine güvenini zedeleyebilir ve ölüm, intihar düşüncelerine neden olabilir.<br />
 <br />
<strong>Depresyonun Belirtileri<br />
</strong> <br />
- Depresif duygular ya da duygusuzluk<br />
- Hayattan tat alamama ya da ilgi duymama<br />
- Ağlama krizleri, üzüntü, ve sinirlilik<br />
- Hiç uyuyamama ya da çok fazla uyuma<br />
- İştah ve kiloda belirgin değişiklikler<br />
- Yorgunluk ve enerji kaybı<br />
- Konsantre olmada ve karar vermede zorlanma<br />
- Umutsuzluk, değersizlik ve güçsüzlük duyguları<br />
- Suçluluk duygusu ve kendini eleştirme<br />
- Cinsel isteksizlik<br />
- İntihar düşünceleri ya da denemeleri<br />
 <br />
<strong>Büyük Değişiklikler Depresyon Sebebi<br />
</strong> <br />
Depresyondaki bir kişinin yaşadığı deneyimle ilgili “neden ben?”sorusunun basit bir yanıtı yoktur. Klinik depresyonun nedeni biyolojik, genetik, psikolojik ve toplumsal faktörlerin toplamıdır. Büyük yaşam değişiklikleri, stresli olaylar, hormonal değişiklikler, alkol ve uyuşturucu kullanımı, depresyonun oluşmasına ya da ağırlaşmasına neden olabilir.<br />
 <br />
<strong>Depresyonun Nedenleri<br />
</strong> <br />
- Stres ve yaşam değişikliklerine adapte olma güçlükleri                                   <br />
- Doğruluğu olmayan negatif düşünceler<br />
- Beyin aktiviyelerinin azalması<br />
- Beyinde yapısal bozukluklar<br />
- Genetik ve hormonal faktörler<br />
 <br />
<strong>Depresyondan Kurtulmak İçin</strong><br />
 <br />
Depresyondan kurtulmak için en çok önerilen tedavi yönteminin, "kişisel psikoterapi" olduğunu belirten Reyan Kanyas; ayrıca olumsuz düşüncelerin geçerliliğini sorgulayıp bunların olumluları ile değiştirmenin, psikoterapinin amaçlarından biri olduğunu vurguladı. Kanyas, ilaç tedavisi  ve ışık terapisinin de depresyon tedavisinde kullanılan yöntemlerden olduğuna değindi.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Çocuğunuzun Psikolojisi Bozulmasın!]]></title>
<link>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/cocugunuzun-psikolojisi-bozulmasin/</link>
<pubDate>Thu, 31 Jan 2008 14:04:22 +0000</pubDate>
<dc:creator>brsares</dc:creator>
<guid>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/cocugunuzun-psikolojisi-bozulmasin/</guid>
<description><![CDATA[Bayramlar herkes için özel günlerdir. Bayram yetişkinler için dinlenme, gezi, yemek keyfi ve al]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bayramlar herkes için özel günlerdir. Bayram yetişkinler için dinlenme, gezi, yemek keyfi ve alışveriş anlamına gelirken, çocuklar için de kesin bir mutluluk kaynağıdır.<!--more--></p>
<p>Bayramlar çocukların gözünde yeni giysiler, ayakkabılar, bayram harçlıkları, şekerler-çikolatalar, hediyeler yanında; hoşgörüyle istediklerinin daha çok yapıldığı, izinlerin kolay alındığı günler olarak ifade bulur. Ancak kurban kesim töreni kanlı bir süreç olduğu için çocukların alışık olduğu görüntüler değildir. Bu nedenle kurban bayramı boyunca çocukların oldukça hassas olan psikolojilerinin bozulmaması için anne babaların bilinçli olması gerekir. Memorial Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nden Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uz. Dr. Leyla Benkurt Alkaş kurban bayramında anne babalar için önerileri sıraladı.<strong>Kurban, Çocuklar İçin Korkutucu Bir Deneyim</strong></p>
<p>Kırsal kesimde hayvanlarla, doğayla haşır neşir olan çocuklar için hayvanların kesilip yenilmesi, son derece doğal ve sıradan olabilir. Şehirlerdeki çocuk içinse; çok merak uyandıran, bir o kadar da korkutucu bir deneyimdir. Çocuklar doğaları gereği, hayvanları tanımak, beslemek, korumak, ilgilenmek isterler. Aileler de bunu onaylar ve destekler. Yolda görülen kediler, kuşlar, köpekler mutlaka incelenir, anneye gösterilir, dönüp dönüp bakılır. Kocaman inekler, koyunlar ise inanılmaz bir ilgi odağıdır. Şehrin ortasında onları görmek bir sürü soruyu da beraberinde getirir. Modern çağda, bırakın bir çocuğu, biz yetişkinler bile bir koyuna ağzı sulanarak bakmayız, onu yemeğimiz olarak görmeyiz. O; sevilecek, oynanılacak, beslenecek, arkadaş ve dosttur. Şehirde doğal yaşantılar bile o kadar uzak yaşanır ki “Madagaskar” çizgi filminde vahşi doğaya giden aslan, hayvanat bahçesinden dostları olan otçulları yiyemez de balık yer. Bu yüzden çocuklar sormadıkça “kurban nedir, neden kurban edilir, o koyunun annesi var mı, yavrusu var mı, üşüyor mu …” anlatılmaz. “Ölüm, kurban edilmek, çocukların kurban edilmesi, kurbanın yenilmesi, insan yenilir mi” kavramları çocuk için çok karmaşık ve ürkütücüdür. Eskiden kurbanlık hayvanlar günler, aylar öncesi alınıp, evde beslenilirdi. Çocuklar da hemen sevgiyle bağlanır, besler, isim koyar ve sahiplenirdi. Kınalar yakılıp süslenen, özenle en iyi yiyecekler verilen bu kutsal hayvanın kurbanlık olduğunu çocuk ya bilmez ya da bilip de anlamını kavrayamazsa, ailesinin onu günü gelince kurban etmesini çok travmatik yaşayacaktır.<br />
Ailenin çocuğun üzüntüsüyle alay etmesi, umursamaması, “unutur, çocuktur” diye yaklaşılması uygun değildir. Çocuk bu süreci anlayamayacak kadar küçükse; eve erken kurban almamak ve ya çocuğu yaklaştırmamak uygundur.<br />
<strong>Çocukları Zorlamayın!</strong></p>
<p>Kaç yaşında olursa olsun, çocuk veya yetişkin hiç kimse bu töreni izlemek için zorlanmamalıdır. Okul öncesi çocuklar hatta bazen daha da büyükler kesinlikle izletilmemeli, kurbanın kanı anlına sürülmemelidir. 11 yaşından sonra çocuk istiyorsa uzaktan izleyebilir. Bu bazen bir güç-dayanıklılık gösterisi olarak, kendini ispat için yapılabilir. Babasından görsün, gerçekleri bilsin, ileride o da yapacak diye çocuğu zorlamak tüm hayatı etkileyen üzücü anılara sebep olabilir. Günümüzde bu işi en iyi şekilde yapan kasaplar var, mutlaka kendi kurbanını kendiniz keseceksiniz diye bir kural da yoktur. Eti kasapta bile görmeyen, soslanmış, işlenmiş ürünleri marketlerde gören insanlar için doğal bir yaşantı da olsa kesmek, öldürmek, kan akıtmak, parçalamak, pişirip-yemek son derece uzak yaşantılardır. Ölümle, ayrılıkla, kayıpla, kanla yüzleşmek gereklidir fakat bunu birden bire ve küçücükken yapmak yarar değil, ciddi zarar getirir.<br />
Normal et yemesine rağmen kurban eti yiyemeyen, çiğ et kokusundan rahatsız olan, ete dokunamayıp, kesemeyen, hatta hiç et yiyemeyen veya sadece yemeklere kıyma formunda katılırsa yiyen insanlar hiç az değildir. Çoğunun da kötü bir kurban bayramı öyküsü vardır. Kesim anında hayvanı yakından izlemek; kanı, çıkan hırıltıyı, kokuyu, ölürken ayaktaki seğirmeyi görmek-yaşamak, günümüz insanının pek de hazırlıklı olabildiği bir süreç değildir. <br />
İstemedense olsa bu yaşantılara şahitlik edenlerde, et yememe, yemek yememe, aileye yapışma, çeşitli korkular, nefes alamama, ağlamalar, uykuda sıçrama-sayıklamalar olabilir. Sıcak, yumuşak davranıp, soru sormasına müsaade etmek, güven vermek yararlı olacaktır. Yine de sıkıntılar sürerse psikiyatrik yardım alınabilir.</p>
<div class="newsbody"><strong>Çocuğunuza Kurban Bayramı'nı Güzellikleri ile Anlatın</strong>Asıl üzerinde durulması gereken işin sosyal boyutudur. Etin, kıymanın pahalı ama büyümek için sağlıklı olmak için çok gerekli yiyecekler olduğu, fakir insanların bu bayramda bu olanağa kavuştuğu anlatılabilir. Yine paylaşmak, büyükleri saymak, tanımasak bile insanlarla bayramlaşıp-selamlaşmak, çocukları sevindirmek çocuklarımıza asıl öğreteceğimiz konulardır.<br />
Bayramlar; en eski zamanlardan bu yana, insanlık tarihindeki çeşitli dönemlerin izleri olarak hayatımıza renk katarlar. Bir topluma ait olmak, bütünün parçası olmak, hep beraber aynı coşkuyu, heyacanı paylaşmak demektir. Bayramlarda işe gidilmez, çalışılmaz ama tam bir tatil de değildir. Bayramda yapılması gereken görevler vardır. Tüm bunları yapmak için de içgüdülerinizi, nefsinizi bir kenara koyup, öncelikle ailen, toplum için var olmanız gerekir.<br />
Kurban kesmek bir ibadettir. Fabrikasyon şeklinde üretilip, kesilip, işlenmiş olarak marketlerde yer almak yerine, o gün hayvanlar kutsal bir görev için var olurlar. Dolayısıyla hayvanı olabildiğince rahat ettirmek, saygı duyarak örselemeden, en az acıyla kurban etmek gerekir. Bu töreni; temiz, hijyenik, gözlerden uzak mahrem ve tevazu ile yerine getirmek gerekir. Ortalıkta, kan ve çamur arasında, diğer kurbanlıkların gözü önünde, kesmeyi iyi bilmeyen kişilerce, uygunsuz aletlerle kurban etmek, parçalarını ortalıkta saygısızca bırakmak, gösteriş yapmak zaten kurban kesme törenine uymayan tutumlardır.<br />
Kurban kesilip, büyüklerin evinde, tüm akrabaların bir araya gelip, güzel yemekler hazırlayıp, temiz ve özenli giyindikleri bayram sofralarında, geçmişten geleceğe bağların arasında, çocukların kendilerini güvenli hissettiği, kimlik oluşumu, bütünün parçası olma duygusu olumlu gelişecektir. Her güm binlerce hayvan bizim ihtiyaçlarımız için kesiliyor, kurban bayramın da ise başkalarına sunulmak, paylaşılmak, birlik olmak için kesiliyor.</div>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kıskançlık, Evliliği Bitiriyor!]]></title>
<link>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/kiskanclik-evliligi-bitiriyor/</link>
<pubDate>Thu, 31 Jan 2008 14:02:18 +0000</pubDate>
<dc:creator>brsares</dc:creator>
<guid>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/kiskanclik-evliligi-bitiriyor/</guid>
<description><![CDATA[Hepimizin içinde bir parça var olan kıskançlığın miktarını artırtığımız taktirde mutsu]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hepimizin içinde bir parça var olan kıskançlığın miktarını artırtığımız taktirde mutsuz bir evlilikle karşı karşıya  kalıyoruz.<!--more--></p>
<p>Aşırı kıskançlık çiftelerin paronayak bir hayat sürmelerine neden olabiliyor. Bu durum eşleri depresyona itebiliyor, boşanmalara kadar varan ciddi sorunlara neden olabiliyor...<br />
Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi uzmanlarından Prof. Frank Dattillio kıskançlığa neden olan yetersizlik düşüncesi ile özgüven eksikliğinin kişiyi uzun süre depresyona ittiğini belirtiyor. Yaptıkları terapiler sırasında sorunu tam olarak kaldıramadıklarında en azından kişiye yaşadığı ruh hali ile başetmesini öğrettiklerini söyleyen Prof. Dattillio, 'sonradan öğrenilen bir şey' olarak nitelendirdiği kıskançlığın bir hastalık değil ama bir bozukluk olduğunu, kişilerin güvensizlikleri nedeniyle olaylarla başedemedikleri zaman kullandıkları bir savunma mekanizması olduğunu vurguluyor.<strong>Kıskançlığın Temelinde Özgüven Eksikliği Yatıyor</strong></p>
<p>Kıskançlığın temelinde özgüven eksikliği ve yetersizlik düşüncesinin yattığını, dışlanmışlık duygusunun da bunu körüklediğini anlatan Prof. Dattillio, herkesin hayatının bir döneminde bu tür duygular yaşadığına işaret ediyor. Kıskançlığın genel olarak evliliklerin ilk birkaç yılında görüldüğüne değinen Prof. Dattillio, şu bilgileri veriyor:<br />
"Evliliklerin yüzde 50'sinde farklı şekillerde kıskançlık görülüyor. Kıskançlığın görüldüğü evliliklerin yüzde 10'unda, aşırı kıskançlık nedeniyle şiddete başvuruluyor. ABD'de kadın ve erkeklerde görülme oranı eşit ve aşırı kıskançlık genellikle evlilikleri bitiriyor."</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Okullar Açıldı, Bitlenmeye Dikkat!]]></title>
<link>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/okullar-acildi-bitlenmeye-dikkat/</link>
<pubDate>Thu, 31 Jan 2008 13:59:15 +0000</pubDate>
<dc:creator>brsares</dc:creator>
<guid>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/okullar-acildi-bitlenmeye-dikkat/</guid>
<description><![CDATA[Bitlerin üç türü insanda yaşayan ve insan kanıyla beslenen ektoparazitlerdir. İnsanda yerleş]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bitlerin üç türü insanda yaşayan ve insan kanıyla beslenen ektoparazitlerdir. İnsanda yerleşim yerine göre adlandırılan baş biti, vücut biti ve kasık biti olarak üç tür bitlenmeye neden olur. Bunlardan okul çağı çocuklarında ve yuvalarda en sık görüleni baş bitidir.<!--more--></p>
<p>Anadolu Sağlık Merkezi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ebru Gözer, özellikle anaokul ve ilkokul çocuklarında sıkça rastlanan bitlenme ve tedavi yöntemleri ile ilgili bilgiler verdi.<strong>Baş Bitinin Özellikleri Nelerdir?</strong></p>
<p>· Saçlı deride birkaç hafta canlı kalabilir. Tipik tutulumda hasta başına 12-24 canlı böcek düşer.  Her bit çok sayıda sirke diye adlandırılan yumurta oluşturur.<br />
· Sirkeler  saçlı deriye yakın bir noktaya ve saça güçlü şekilde yapışır ( kepekten farkı budur). Özellikle başın arka ve üst kısımlarında daha sık kümelenir. Sirkeler 8. günde kabuklarından çıkar ve bu saçlı deride kolaylıkla görülebilir.<br />
· Kişisel eşyalarla (tarak, şapka, elbise) bulaşabileceği gibi, döşeme ve yastık gibi saçın temas ettiği yüzeylerden de kişiden kişiye geçebilir.<br />
· Saçta kaşıntı ve kızarıklıklara (dermatit) neden olan salyasını bırakır.<br />
· Yuvalar ve ilkokullarda sık rastalanır.<br />
· Bütün sosyo-ekonomik gruplarda görülebilir.<br />
· Kötü hijyenin göstergesi değildir.</p>
<p><strong>Baş Bitinde Yakınma ve Bulgular Neler?</strong></p>
<p>· Saçlı deride kaşıntı temel yakınmadır. Buna eşlik eden ikincil deri lezyonlarının (saçlı deride kızarıklık, boyun ve omuz bölgesi dermatiti) yerleştiği bölgelerde de kaşıntı olabilir .<br />
· Bitin kendisinin görülmesi genellikle zordur. Ancak özellikle sirkenin kümelendiği bölgelerde görülmesi tanı koydurucudur.<br />
· Muayene sırasında özel bir lamba ile canlı sirkeler parlak refle verir.<br />
· Daha az sıklıkta da saçlı deride fronkülozis denilen abseler görülebilir.<br />
· Tanı koydurucu spesifik bir test yoktur ancak nadiren bit ve sirkelerin mikroskop altında değerlendirilmesi gerekebilir.<br />
· Kepekler bazen yanlış olarak bit olarak değerlendirilebilir.<br />
· Aileler, aile bireylerinin nasıl muayene edileceği konusunda bilinçlendirilmelidir.<br />
· Bit salgınları olduğunda okullarda muayene yapılması zorunlu olmalıdır.</p>
<p><strong>Baş Biti Nasıl Tedavi Edilir?</strong></p>
<p>· Baş biti tedavisinden uygulanan farklı türde ilaçlar (permethrin, lindan, malathion gibi) vardır. Bu ilaçların kimlerde nasıl uygulanacağına hekim karar vermelidir. Genellikle saça uygulanan sıvı krem ve losyon formda ilaçlar bulunmaktadır. Bu ilaçların 5-10 dk süreyle saçlı deriye tatbiki sonrası genellikle uzun süren sirke öldürücü özellikleri 7-10 gün süreyle devam eder. Tedavi tekrarı gerektiğinde bu süre dikkate alınmalıdır. Aynı zamanda toksik etkileri olan ilaçlar oldukları için bilinçsiz kullanımında ciddi yan etkiler görülebilir. <br />
· Baş bitine ikincil gelişen deri lezyonları ve kaşıntı için de kortizon içeren kremler kullanılmaktadır.<br />
· Bütün bitlenmiş aile bireyleri tedavi edilmelidir.<br />
· Yıkanabilir çamaşırlar, yatak örtüleri, oyuncaklar sıcak suda yıkanmalıdır. Tarak gibi malzemeler sıcak suda yıkanıp, bit ilaçlarında bekletilmelidir.<br />
· Yıkanamayan eşyalar plastik bir torbaya konularak ağzı sıkıca bağlanıp 10-14 gün süreye bekletilmelidir.<br />
· Sirkenin çıkarılması, özellikle bit ilacı ikinci defa kullanıldıysa gerekli değildir. Eğer çıkarılmak istenirse de, saçı beyaz sirke ile ıslatarak ve yine takiben beyaz sirke ile ıslatılmış havlu ile saçları sarıp 30-60 dk bekleterek sonrasında ince dişli tarak ile tarayarak çıkartılmalıdır.</p>
<p><strong>Baş Biti ile İlgili Bilinmesi Gerekenler</strong></p>
<p>· Baş bitini önlemek mümkün değildir.<br />
· Genellikle tek doz tedavi uygulandıktan sonra bulaşma riski hızla azalır, çocuk okuluna ve yuvaya geri dönebilir. Ancak kaşıntı tedavi sonrası 2 hafta kadar devam edebilir, bu hastalığın devam ettiği anlamına gelmez. Saçlı deride tedavi sonrası kalan ölü sirkelerinde bulaşıcı özelliği yoktur. Kozmetik açıdan ve yanlış tanılara neden olmaması için temizlenmesi gerekir. <br />
· Baş biti, ailenin ve bireyin yeterince temiz olmadığının göstergesi değildir. Aksine bazı uzmanlara göre baş biti özellikle temiz saçı tercih etmektedir.<br />
· Bitten kurtulmak için çocukların saçlarının ailenin panik haliyle acil olarak kestirmesi doğru değildir, çocuk üzerinde travma etkisi yaratabilir. İlacın dikkatli ve uygun şekilde uygulanması ile kolaylıkla sonuç alınabilir.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Çocuk Yetiştirmede Püf Noktaları!]]></title>
<link>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/cocuk-yetistirmede-puf-noktalari/</link>
<pubDate>Thu, 31 Jan 2008 13:58:30 +0000</pubDate>
<dc:creator>brsares</dc:creator>
<guid>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/cocuk-yetistirmede-puf-noktalari/</guid>
<description><![CDATA[Anne ve babalar için çocuklar yaşamın en önemli bölümünü oluşturur.
Her anne baba çocukla]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Anne ve babalar için çocuklar yaşamın en önemli bölümünü oluşturur.<!--more--></p>
<p>Her anne baba çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmeyi hedefler onlarla ilgili uzun vadeli planlar yaparlar. Uzmanlara göre çocukluk dönemi bireyin kişiliğinin oluşumundaki en önemli süreçtir. İşte anne babalara çocuk yetiştirirken dikkat etmeleri gereken önemli ipuçları:<br />
 <br />
- Çocuklarınızın üzerinde yarattığınız ilk izlenimleri değiştiremezsiniz.<br />
- Çocuklarınızın yapmasını istediğiniz şeyler, sizin de yapmak istediğiniz şeylerdir.<br />
- Saygı görmeyen bir çocuktan saygı, sevgi görmeyen bir çocuktan da sevgi beklemeyin.<br />
- Merakı, girişimciliği ve birey olma içgüdüsünü engellemeyin. Merak bilginin, girişimcilik canlılığın, bireysellik ise bilgeliğin kaynağıdır.<br />
- Çocuğa bir şeyler öğretmek için olduğu kadar, ondan bir şey öğrenmek için zaman harcayın.<br />
- İçten bir sarılma, sevgiyi tüm kelimelerden daha iyi anlatır.<br />
- Hemen hiçbir şey göründüğü kadar önemli değildir. Kızmadan önce bir kere daha düşünün.<br />
- Dövmek mi?.. Asla yapmayın!..<br />
- Bir çocuğu yemek için asla zorlamayın, açlık bu işi sizden daha iyi yapar.<br />
- Bir anne / babayı akıllı yapan, söyledikleri değil söylemedikleridir.<br />
- Kurallarınız varsa, nedenleriniz de olmalı. Bu nedenleri bilmek çocuğunuzun hakkıdır.<br />
- Çocuğunuzun arkadaşlarını kendi arkadaşlarınız gibi sıcak karşılayın.<br />
- Çocuğunuzu sürpriz hediyelerle sevindirin, çünkü onu seviyorsunuz.<br />
- Çocuğunuz, hayallerinden ya da sırlarından birisini sizinle paylaşmak istiyorsa, size ne kadar değer verdiğini anlayın ve onu dinleyin.<br />
- Hatanızı çocuğunuza itiraf edemiyorsanız, zamanla güvenirliğinizi kaybedersiniz.<br />
- Kucaklar çocukların oturması için yaratılmıştır. Çocukların büyük olması bu kuralı değiştirmez.<br />
- Çocuğunuza verdiğiniz sözü mutlak yerine getirin.<br />
- Bir çocuğun yaşamındaki tüm riskleri kaldırırsanız, o çocuğun yaşamındaki tüm canlılığı da kaldırmış olursunuz.<br />
- Soru sorduğunuzda cevabını mutlaka bekleyin.<br />
- Konuşan bir çocuğun sözlerini tamamlamaya çalışmayın.<br />
- Çocuğunuzla birlikte oynamak, onun için önemli olduğu kadar sizin için de önemlidir.<br />
- Çocuğunuzun dişlerini fırçalamasını istiyorsanız siz de dişlerinizi fırçalayın.<br />
- Çocuğunuzun anlattıklarıyla alay etmeyin.<br />
- Çocuğunuzu, diğer yetişkinlerle ve diğer çocuklarla birlikte olmaya özendirin.<br />
- Büyükanneler, büyükbabalar çocuğunuzu şımartmak için yaratılmıştır, bırakın şımartsınlar.<br />
- Kimi zaman çocuğunuz için çok şey yapmaya çalışmak, az şey yapmaktan yıkıcıdır.<br />
- Çocuğunuza değer verdiğinizi, onunla birlikte olmayı tercih etmenizden daha güzel hiçbir şey anlatamaz.<br />
- Çocuğunuzla içten bir konuşma yapmak istiyorsanız, gözlerinizi gözlerinden ayırmayın.<br />
- Çocuklarınızı başkalarının yanında küçük düşürmeyin.<br />
- Sınırsız sevgiyi, sınırsız ihtimamla karıştırmayın. Kimi zaman çocukları yalnız bırakmak, daha olumlu sonuçlar doğurur.<br />
- Çocuklara özgü saldırganlığı soğukkanlı karşılayın.<br />
- Tv den uzak durun.<br />
- Rahat anne - babaların yetiştirdiği çocuklar, büyük olasılıkla rahat olacaktır.<br />
- Her gece çocuklarınıza iyi geceler öpücüğü verin.<br />
- Bir çocuğun işe katılmasının en basit yolu, ondan yardım istemektir.<br />
- Çocuğunuzun size duyduğu öfke, sevginize duyduğu güvenin ifadesidir.<br />
- Kaba sözler, çocuğunuzun kalbini kırmakla kalmaz. Ona kaba olmayı da öğretir.<br />
- Eğer ona bir şeyin, "onun için iyi" olduğunu söylüyorsanız, o şeyden hoşlanmayacağından emin olabilirsiniz.<br />
- Çocuklarınızın evi dağıtmasına izin verin, işleri bittiğinde toplamalarını sağlayın.<br />
- Güneşin batışını, gökkuşağını ve diğer doğa olaylarını birlikte izleyin.<br />
- Eşinizle tartıştığınızı yalanlamayın, ancak çocuğunuza aranızdaki sorunu çözdüğünüzü gösterin.<br />
- Yersiz övgüler, gerçek övgülerin değerini azaltır.<br />
- Çocuğunuzun büyümesini beklemeyin. Yetişkin olmanın hiçbir avantajı yok.<br />
- Bir ağacın varoluş nedenlerinden birisi de, insanların ona tırmanabilmesidir.<br />
- Çocuğunuz okumayı sökse de siz ona yüksek sesle kitap okumaya devam edin.<br />
- Çocuklarınıza nasıl öğrenebileceklerini öğrettiyseniz, onlara hemen her şeyi öğretmişsiniz demektir.<br />
- Çocuklarınıza, siz olmadan nasıl ayakta durabileceklerini öğrettiyseniz, onları hayata hazırlamışsınız demektir.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Doğum Kontrol Hapından Korkmayın]]></title>
<link>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/dogum-kontrol-hapindan-korkmayin/</link>
<pubDate>Thu, 31 Jan 2008 13:57:53 +0000</pubDate>
<dc:creator>brsares</dc:creator>
<guid>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/dogum-kontrol-hapindan-korkmayin/</guid>
<description><![CDATA[Tüm dünyada gebeliği önleyen en etkin ve güvenilir yöntemlerden biri olan yeni nesil doğum ko]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm dünyada gebeliği önleyen en etkin ve güvenilir yöntemlerden biri olan yeni nesil doğum kontrol hapları kadınlar arasında oluşan önyargıların aksine kilo aldırmıyor, tüylenmeye yol açmıyor, akne ve ciltte yağlanmayı önlüyor.<!--more--></p>
<p>Doğum kontrol haplarıyla ilgili kulaktan dolma yanlış ve eski bilgilerden kaynaklanan önyargılar nedeniyle ülkemizde pek çok kadın bu yöntemi kullanmaktan çekiniyor. Son araştırmalara göre ise Türk kadınlarının yüzde 51,8’i kilo aldırır, yüzde 23,5’inin ‘tüylenme yapar’ korkusuyla  doğum kontrol haplarını kullanmaktan çekiniyor. Oysa yeni geliştirilen haplar kullanım rahatlığı sağlarken kadınlara artı faydalar da sunuyor.<strong>Kilo Aldırmıyor Aksine Şişkinliği Önlüyor</strong></p>
<p>Doğum kontrol hapları ile ilgili kadınlar arasında eksik ve yanlış bilgilerden oluşan önyargılara açıklık getiren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Umur Çolgar, “Dünyada en çok kullanılan modern ve güvenilir doğum kontrol yöntemlerinin başında doğum kontrol hapları geliyor. Tüm dünyada 60 milyondan fazla kadın doğum kontrol hapı kullanıyor. Ülkemizde son yıllarda daha yeni ve modern doğum kontrol hapları bulunuyor. Eski jenerasyon haplarla günümüzün yeni jenerasyon haplarını karşılaştırdığımızda, hormonların cinslerinin değiştiğini, içeriklerinin vücudun doğal olarak ürettiği hormonlara benzetildiği ve dozlarının da önemli ölçüde azaldığını görüyoruz. Haplardaki bu gelişmeler ve değişim toplum tarafından yeterince bilinmediği için eski haplarda ilgili olumsuz tecrübeler, günümüz hapları için de geçerli sanılıyor. Bu haplar bırakın kilo almayı, adet öncesi dönemde su tutulumu şikayeti olan hastalarda tedavi edici amaçlı kullanılıyor. Yeni geliştirilen bazı haplar kilo aldırmadığı gibi şişkinliği de önlüyor” dedi. <br />
Geçmişte kullanılan doğum kontrol haplarının bir miktar iştah artışına yol açabildiğini de söyleyen Çolgar sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu nedenle daha fazla yemek yenmesine bağlı olarak bazı kadınlarda kilo değişimi gözlenebilmekteydi. Ancak günümüzün yeni jenerasyon doğum kontrol hapları içerdikleri yeni progesteronlar sayesinde hem iştah artışına yol açmıyor hem de vücutta su tutulumunu engelledikleri için kilo artışına sebep olmuyor.”</p>
<p><strong>Sivilceyi ve Tüylenmeyi Önlüyor!</strong></p>
<p>Kadınların doğum kontrol hapları tüylenme yapar gibi çok yanlış inanışları olduğunu belirten Prof. Dr. Umur Çolgar, “Bugün tüylenme artışının tedavisinde en etkin ve yaygın olarak kullanılan ilaçlar doğum kontrol haplarıdır. Özellikle içindeki progesteronun erkeklik hormonuna zıt etki yaptığı antiandrojenik dediğimiz haplar tercih edilir. Tüylenme şikayeti olan birinde yeni kıl oluşumunu engellemek için antiandrojenik progesteron içeren doğum kontrol hapları tedavi seçeneği olarak kullanılır. Doğum kontrol haplarının tüylenme yapması kulaktan kulağa yayılan yanlış bir bilgidir” şeklinde konuştu.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[LEGO ile Dinazorlar Çağı’na Yolculuk]]></title>
<link>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/lego-ile-dinazorlar-cagi%e2%80%99na-yolculuk/</link>
<pubDate>Thu, 31 Jan 2008 13:56:48 +0000</pubDate>
<dc:creator>brsares</dc:creator>
<guid>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/lego-ile-dinazorlar-cagi%e2%80%99na-yolculuk/</guid>
<description><![CDATA[LEGO’nun Akmerkez’de her yıl gerçekleştirdiği sömestr etkinliklerine bu kez, çıktığı d]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>LEGO’nun Akmerkez’de her yıl gerçekleştirdiği sömestr etkinliklerine bu kez, çıktığı dünya turu kapsamında Çin’den Türkiye’ye gelen, 180 cm boyundaki dev dinazor konuk oluyor.<!--more--></p>
<p>26 Ocak – 10 Şubat 2008 tarihleri arasında düzenlenen etkinliğe katılan 4 yaş üzeri çocuklar, 25.000 adet LEGO parçasını kullanarak, ekipler halinde sevimli dinazoru her gün yeniden inşa ediyorlar. “LEGO DINO” yapımında görev yapanlar LEGO diploması almaya hak kazanırken, aktivitede ayrıca LEGO bilgi yarışmaları, çeşitli sürprizler ve hediyeler de yer alıyor.<br />
Bu yılki sömestr tatilinde çocuklar, yüzyılın oyuncağı LEGO ile Dinazorlar Çağı’na heyecanlı ve eğlenceli bir yolculuk yapıyorlar.<br />
Her yıl sömestr döneminde geleneksel hale gelen Akmerkez LEGO Aktivitesi bu yıl yine zemin kattaki havuz üzerine kurulan özel alanda gerçekleştiriliyor. Canlı bir atmosfer içeren bu rengarenk alanda çocuklar, binlerce LEGO parçasıyla hep beraber dev bir “LEGO DINO” oluşturarak, bir yandan hayallerini gerçeği dönüştürüyor ve yepyeni dostluklara yelken açıyorlar...</p>
<div class="newsbody"><strong>Büyük Heyecan Tüm Gün Sürüyor</strong>“LEGO İle Dinazorlar Çağı’na Yolculuk”, Akmerkez’deki aktivite alanında her gün sabah 10:00’da başlıyor ve akşam 22:00’ye kadar sürüyor. Çocuklar, kendilerine yardımcı olan LEGO ekibi eşliğinde, 25.000 adet LEGO parçasını kullanarak, şekli önceden belirlenmiş “Dinazor”un yapımına diledikleri sürelerle katılabiliyorlar.<br />
Takımlar halinde LEGO DINO’nun farklı bölümlerinin yapımını gerçekleştiren çocuklar, hoşça vakit geçirmenin yanı sıra, katılımlarının karşılığında bir “LEGO diploması” almaya da hak kazanıyor. 4 yaş üzeri çocukların katılabileceği bu özel aktivitede ayrıca LEGO bilgi yarışmaları, çeşitli sürprizler ve hediyeler yer alıyor.<br />
10 Şubat’a kadar devam edecek LEGO aktivitesine katılmak için <a href="http://www.adoreoyuncak.com/">www.adoreoyuncak.com</a> web sitesinin iletişim bölümünden, LEGO’yu Türkiye’ye sunan Adore Oyuncak’a e-mail göndermek ya da Akmerkez’de platformun yanında yer alan LEGO masasına kayıt yaptırmak yeterli oluyor.</div>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yarıyıl Tatilini Çocuğunuza Zehir Etmeyin]]></title>
<link>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/yariyil-tatilini-cocugunuza-zehir-etmeyin/</link>
<pubDate>Thu, 31 Jan 2008 13:55:45 +0000</pubDate>
<dc:creator>brsares</dc:creator>
<guid>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/yariyil-tatilini-cocugunuza-zehir-etmeyin/</guid>
<description><![CDATA[Yarıyıl tatili öncesi karne günü çocuklar kadar anne babalar için de heyecan vericidir.
Karne]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yarıyıl tatili öncesi karne günü çocuklar kadar anne babalar için de heyecan vericidir.<!--more--></p>
<p>Karnesi iyi olan öğrenciler tatilin keyfini çıkarmaya hazırlanırken okulda başarısız olan çocuklar ise anne babaları tarafından çoğu zaman psikolojik baskıya maruz kalır. Yarıyıl tatili bir sonraki döneme güzel bir giriş yapmak için önemli bir fırsattır ve iyi değerlendirilmelidir. Anne babalar bu yönde çocuklarını teşvik etmelidir.<br />
Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Pedagog Dr. Melda Alantar, çocukların sömestr tatillerini en verimli şekilde geçirebilmeleri için ailelere şu önerilerde bulundu:- Bebeklik döneminde çocuklar doğal olarak öğrenme güdüsüne sahiptir. Doğal öğrenme güdüleri olumsuz olarak etkilendiği zaman bilgiyi kavramak için çaba göstermezler. Çocukların öğrenme yeteneklerini etkileyen bazı durumlar vardır; öğrenme güçlükleri, dikkat eksikliği, uyum ve davranış sorunları, gelişimsel bozukluklar, olumsuz yaşam olayları, geçiş dönemleri (ilköğretimden liseye gibi) Bu nedenle anne babalar çocuklarımını anlamaya çalışmalı ve sorunların çözümüne kolaylıkla gidebilmelidir.</p>
<p>- Ailenin yüksek başarı beklentisi ve tembel, sorumsuz gibi olumsuz sıfatlarla çocuğu etiketlemesi onun kendine duyduğu güveni zayıflatır. Bu nedenle aile öğrenciyi suçlamaktan kaçınmalı, okul başarısızlığı olarak tanımlanacak sorunu çözebilmek için çaba göstermelidir.</p>
<p>- Öğrencinin gelişme gösterdiği ve zorlandığı alanları belirlemek için çocuğunuzla birlikte öğretmeniyle görüşün. Belli konularda başarılı olamayan öğrencilere yönelik okulun kurs, etüd gibi özel düzenlemelerden yararlanın. Ailenizde ve çevrenizde size bu konuda destek olabilecek insanları belirleyin.</p>
<p>- Öğrenme güçlükleri, dikkat eksikliği gibi akademik başarıyı etkileyen konularda okuldaki öğretmen ve psikolojik danışmanların çocuğunuzla ilgili kuşku ve önerilerinize önem verin. Gerekli durumlarda uzmanlardan yardım alın.</p>
<p>- Karnede belirtilen notlar öğrencinin yarı dönem okul başarısını yansıtır. Sömestr tatilini çocuğunuzun okulda neden zorlandığını belirledikten sonra uygun çalışma programıyla başarıyı yakalaması için bir fırsat dönemi olarak değerlendirin.</p>
<p>- Tatilde ailenin bir araya gelmesi için fırsatlar yaratılabilir. Örneğin aile paylaşım geceleri düzenlenebilir. Haftada bir gece en az üç saati birlikte geçirin. Özellikle ergenlerin aile törenlerine ihtiyaçları vardır.</p>
<p>- Aile bağlarının pekiştirilmesi için geniş aile olarak tanımlanan büyükanne, büyükbaba, hala, teyze, amca, dayı, yeğen, kuzen v.b. yakınlarla paylaşmak amacıyla ziyaretler düzenlenebilir. Şehir veya memleket dışında yaşayan yakın akrabalarla görüşmek için düzenlenen geziler, geniş aileyle kaynaşma fırsatı sundukları gibi, aile bireylerine doğdukları, büyüdükleri yerleri görme, anılarını tazeleme ve paylaşma olanağı da sağlarlar. Çocuklar anne-babaların geçmişe ilişkin anılarını dinlemekten zevk alırlar.</p>
<p>- Araba, otobüs v.b. ile yapılan yolculuklarda çocukların güzergahı haritalara bakarak takip etmeleri, trafik levha ve işaretlerini izlemeleri etkin öğrenmeyi sağlar. Çevredeki tarihi ve doğal zenginlikleri tanımak- örneğin Efes kalıntıları ya da Nemrut Dağı gibi- yaşayarak öğrenmenin gerçekleşmesine yol açar.</p>
<p>- Çocuğun gelişimi sosyalleşme sürecini de içermektedir. Bu nedenle kişiliğini geliştirmesi için ilgileri doğrultusunda sportif ve sanatsal etkinliklerden yararlanmalı, yaşıtlarıyla birlikte aynı ortamı paylaşabileceği kulüp, kurs gibi faaliyetlere katılmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Karnesi Kötü Çocuk, 'Düşük Zekalı' Değil!]]></title>
<link>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/karnesi-kotu-cocuk-dusuk-zekali-degil/</link>
<pubDate>Thu, 31 Jan 2008 13:54:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>brsares</dc:creator>
<guid>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/karnesi-kotu-cocuk-dusuk-zekali-degil/</guid>
<description><![CDATA[Okulların kapanması yaklaşırken, derslerinde başarılı olamayan çocukları ‘karne korkusu]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Okulların kapanması yaklaşırken, derslerinde başarılı olamayan çocukları ‘karne korkusu’ sardı.<!--more--></p>
<p>Çocuklarının başarısızlıkları karşısında sert tepki gösteren ve cezalandırma yolunu seçen aileler nedeniyle bazen çocukları intiharı bile seçebiliyor. International Hospital’dan Psikolog Ferahim Yeşilyurt, kötü karne getirmenin düşük zeka göstergesi olmadığını, okul başarısının sağlanmasında çocuklara olduğu kadar aileye de büyük sorumluluk düştüğünü belirtiyor.<br />
Psikolog Ferahim Yeşilyurt, çocukların okul başarısı ve başarısızlığı konusunda bilgiler verdi...<br />
 <br />
<strong>Kötü Karne Getirmenin Nedenleri</strong>Çocuğun karnesinin iyi olmasında şunlar etkilidir:<br />
- Çalışma alışkanlıklarının kazanılması<br />
- Evde ders çalışma ortamının uygun olması<br />
- Sorumluluk duygusunun  yerleşmiş olması<br />
- Duygusal sorunlarının yoğun olmaması<br />
 <br />
Eğer çocuğunuz iyi karne getirmiyorsa, bu dört faktörün değerlendirilmesinde yarar var. Başarıyı etkileyen tek faktör zeka olmadığı için, iyi olmayan karnenin düşük zeka göstergesi olduğunu söylemek doğru olmayacaktır. <br />
 <br />
<strong>Karnesi İyi Olmayan Çocuk Hayatta Başarılı Olamaz mı?</strong><br />
 <br />
Karne çocuğun tüm performansını yansıtmaz. Yani notları çok yüksek bir çocuğa, hayatta çok başarılı olacağı söylenemez. Tersi de geçerlidir. Karnesi iyi olmayan çocuğun da yaşamında çok başarısız olacağı söylenemez. Her çocuğun başarılı olabileceği yönleri muhakkak vardır. Bu özellikleri açığa çıkarmak ailenin ve eğitim sisteminin görevidir.<br />
 <br />
<strong>Nota Göre Ödül ya da Ceza Doğru mu?</strong><br />
 <br />
Notlara göre aileler bazen çok katı cezalar verebiliyor ya da çocuk sınıfı geçti diye aşırı ödüllendirebiliyor. Notlar değerlendirilebilir ancak çok fazla abartılmamalıdır.<br />
 <br />
<strong>Çocuğunuzu Olduğu Gibi Kabul Edin</strong></p>
<p>Bir çocuğun ailesi tarafından olduğu gibi kabul edilmesi çocuk açısından çok önemlidir. Derslerindeki başarı ya da başarısızlığı ailesiyle olduğu gibi paylaşabilmek ve ailesi tarafından kabul hissini yaşamak çocuğu rahatlatır. Çocuk ailesinin sadece başarılarını kabul edeceğini düşünürse, bu durumda not düzeltme, yalan söyleme gibi dürüst olmayan yollara başvurabilir.<br />
 <br />
<strong>Karnesinde Düşük Not Varsa, Nasıl Davranmalı?</strong></p>
<p>Öncelikle dönem sonunda alınan karnenin, çocuğun karnesi olmasının yanı sıra, ailenin ve eğitim sisteminin de karnesi olduğu unutulmamalıdır. Öğrencinin başarısında ailenin önemli bir yeri vardır. Aile içi ilişkilerin sağlıklı olduğu, çocuğun kişiliğine saygıda bulunulan ve çocuğun kendini geliştirmesinin desteklendiği bir ailede başarının da o oranda yüksek olması beklenir.<br />
<strong> <br />
Anne - Babalar Kendilerine Bu Soruları Sormalı</strong><br />
 <br />
Karne sonrasında öğrencinin notları düşükse genellikle bu durumdan öğrenci sorumlu tutulur. Eleştirilir, suçlanır. Oysa yapılması gereken, karnedeki düşük notların nedenlerinin ana-baba-çocuk üçgeninde değerlendirilmesidir.<br />
Anne - babalar şu soruları kendilerine sorabilirler:<br />
 <br />
- Acaba çocuğuma kitap okuma konusunda iyi bir model olabildim mi?<br />
- Ona ders çalışma sorumluluğunu verebildim mi?<br />
- Çocuğumuza aile içinde yoğun kavga ve çatışmaların olmadığı sağlıklı bir aile ortamı yaratabildik mi?<br />
- Ara sınavlardan düşük not aldığında onu eleştirip, yargıladık mı?<br />
- Onun özgüvenini kazanmasına yardımcı olabildik mi?<br />
 <br />
<strong>Neler Yapılabilir?</strong></p>
<p>Bu değerlendirmeler anne-baba arasında yapılabilir. Diğer taraftan çocukla bu sonuçların nedenleri üzerinde konuşulabilir. Eğer aile-çocuk iletişimi iyiyse, çocuk bu sonucun alınmasındaki kendi rolünü görüp, değerlendirmesini yaparak gerekli sorumluluklarını alacaktır. Unutulmaması gereken bir nokta; alınan karne notlarının telafisinin her zaman mümkün olduğu, gelecek dönemlerde yükseltebileceği olmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İstanbul'a Yukarıdan Bakmaya Ne Dersiniz?]]></title>
<link>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/istanbula-yukaridan-bakmaya-ne-dersiniz/</link>
<pubDate>Thu, 31 Jan 2008 13:52:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>brsares</dc:creator>
<guid>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/istanbula-yukaridan-bakmaya-ne-dersiniz/</guid>
<description><![CDATA[Medair anne ve babalara, çocuklarına hafızalardan silinmeyecek bir karne hediyesi seçeneği sunu]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Medair anne ve babalara, çocuklarına hafızalardan silinmeyecek bir karne hediyesi seçeneği sunuyor.<!--more--></p>
<p>Medair ve Plan Tours işbirliğinde düzenlenen “Boğaz Turu” ile çocuklarınız, İstanbul’u farklı bir gözle görebilir, helikopter turu ile unutamayacakları bir sömestr tatili geçirebilirler.<br />
Esas Holding’e bağlı havacılık kuruluşu Medair ve Plan Tours iş birliğinde sunulan hizmetle, çocuklarınıza çok özel bir karne hediyesi verebilirsiniz. 20 dakika süren ve sadece 99 Euro + KDV olan bu gezide birçok eşsiz tarihi güzelliği büyülü bir atmosferde görebilir, çocuklarınıza yaşadıkları şehri başka bir gözle sunabilirsiniz.<strong>Tarihi Yarımadaya Havadan Bir Bakış</strong> </p>
<p>Miniatürk’ten başlayacak olan gezi boyunca Tarihi Yarımada’yı, Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan Boğaziçi’yi, Osmanlı mimarisinin en güzel ve en önemli örneklerinden biri olan Süleymaniye Camii’sini, günümüze kadar gelebilmiş sarayların en eskisi olan Topkapı Sarayı’nı, dünyada eşi benzeri olmayan, insanı büyüleyen gizem dolu atmosferi ile Kız Kulesi’ni ve birçok eşsiz tarihi eseri havadan görme şansına sahip olabilirsiniz.<br />
Hem kültürel hem de eğlence dolu dakikaları çocuklarınıza hediye etmeye ne dersiniz?</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Öğrencilere Matematik Öğreten Program]]></title>
<link>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/ogrencilere-matematik-ogreten-program/</link>
<pubDate>Thu, 31 Jan 2008 13:50:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>brsares</dc:creator>
<guid>http://brsares.wordpress.com/2008/01/31/ogrencilere-matematik-ogreten-program/</guid>
<description><![CDATA[Türkiye’nin lider eğitim yazılımları firması BigSoft, İlköğretim 2. kademede öğrenciler]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin lider eğitim yazılımları firması BigSoft, İlköğretim 2. kademede öğrencileri için hazırlandığı “Matematik” isimli eğitim programını satışa sundu.<!--more--></p>
<p>Sınavlara hazırlanan öğrencilerin zamanı en iyi şekilde kullanarak konuları uzun anlatımlar yerine üniteleri formül ve örneklerle anlatılacak şekilde tasarlandı. BigSoft Matematik programı KDV dahil 20 YTL’den satılıyor.<strong>Matematik Dersine Destek Program</strong></p>
<p>EuroSoft Pazarlama Müdürü Mahmut Karcı, amaçlarının öğrencilere tekrarlamak istedikleri konulara kısaca göz atabilmelerine ve aradıkları formüllere kolay erişim olanakları sağlamak olduğunu söyledi. Karcı, “Matematik dersinin yoğunluğunu düşünerek, geometri ile ilgili konuları başka bir programda hazırladık. Öğrencilerimizin başarısında ve hedeflerine ulaşmasında BigSoft olarak katkı yapmak istedik. Öğrencilerin kolay ve hızlı kullanabileceği bu programla sınavlarda başarılı olacaklarına inanıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Programda Neler Var?</strong></p>
<p>BigSoft Matematik programında tüm konular uzun uzun anlatımlarla değil, formül ve örneklerle açıklanıyor. Çocuklar böylece hem zamandan kazanıyor, hem bilgiye çabuk ulaşıyor. OKS ve yıl sonu bitirme sınavlarına hazırlanan tüm ilköğretim 2.kademe öğrencileri için pratik bir kaynak olan Matematik programında 16 ünite, 191 konu başlığı, 300 örnek problem bulunuyor.<br />
Kolay kullanımlı, detaylandırılmış, açılır menü yapısına sahip olan yazılım, istenilen formüle kolayca ulaşım olanağı sağlayan kolaylıkları, internet üzerinden bilgilerin sınanabileceği bir ara yüz ve tüm konuları kapsayan sorulara yer veriyor.<br />
BigSoft’un yapımını üstendiği, Maksimedya’nın yazılımını gerçekleştirdiği, Matematik İlköğretim 2.Kademe  programın içeriği Nilüfer Özal tarafından hazırlananmıştır.Artık öğrenciler güvenle sınavlara hazırlanabilecek. Öğrenciler, örnek problem çözümleriyle konuları daha rahat anlayacak, satırların arasında kalmış çözüm yollarını aramak zorunda kalmayacak.</p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
