<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>guncel-hayat &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/guncel-hayat/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "guncel-hayat"</description>
	<pubDate>Sat, 30 Aug 2008 16:30:17 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Lapis Linux 1.0 ve Sarıkamış]]></title>
<link>http://eribol.wordpress.com/?p=30</link>
<pubDate>Mon, 11 Aug 2008 15:12:52 +0000</pubDate>
<dc:creator>eribol</dc:creator>
<guid>http://eribol.wordpress.com/?p=30</guid>
<description><![CDATA[Görünürde Lapis Linux ile Sarıkamış&#8217;ın bir bağlantısı yok ama benim açımdan var.Bi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Görünürde Lapis Linux ile Sarıkamış'ın bir bağlantısı yok ama benim açımdan var.Birazdan ele alacağım konular durumu açıklayacaktır.</p>
<p>1 yıllık çalışmanın sonucunda Lapis Linux 1.0 sürümü inidirilmeye hazır hale geldi. Erkan abi ve diğer arkadaşların yoğun çalışması sonucunda bu durumua getirildi. PcLinux Os ve rpm paket yöneticisi Lapis Linux için kullanım kolaylığını arttırıyor. Elbette herşeyi direk almadık. Dağıtım çıkarmak tahmin edildiğinin aksine gerçekten zor. Hele sıfırdan bir paket yöneticisi yazmak çok zor. Neyse fazla vaktim yok. Lapis Linux için gönüllü çalışmak isteyen varsa freenode üzerinde #turklug kanalına uğrasınlar. Özellikle çeviri ve grafik konusunda her zaman yardıma ihtiyaç var.</p>
<p>Bu arada son günüm, yarın Sarıkamış yolcusuyum. Askeri Birliğime teslim olacağım. Kaç gün kalacağım bilmiyorum ama sanırım 19 Ocakta biter(izin kullanmazsam). Artık gel teskere gel diyecez:). Hadi hayırlısı...</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bodrum Kazık Merkezleri]]></title>
<link>http://eribol.wordpress.com/?p=29</link>
<pubDate>Tue, 08 Jul 2008 00:35:38 +0000</pubDate>
<dc:creator>eribol</dc:creator>
<guid>http://eribol.wordpress.com/?p=29</guid>
<description><![CDATA[Bugün yazacaklarım kesinlikle kahvaltıya 100 ytl likleri saçıp savuran kesime hitap etmiyor. Ho]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün yazacaklarım kesinlikle kahvaltıya 100 ytl likleri saçıp savuran kesime hitap etmiyor. Hoş büyük ihtimalle onlar belli başlı günlük siyasi mi, magazin mi belli olmayan gazeteleri okuduklarından başka bir şey okuma gereği de duymazlar. O yüzden o tip elemanları kendi büyük(!) dünyalarında olduğu gibi bırakıp kendi çapımıza göre kazık merkezlerimizi ele alalım.</p>
<p><!--more--></p>
<p>1. Bodrum garajında iş yapan iki büfe işletmesi. Kesinlikle buralardan uzak durmanız gerekiyor. Evet belki basit alışveriş yapacaksınız, yani umursamayacaksınız ama kazığın ve somurtkanlığın merkezidir bodurm için. 3 ytl için 20 ytl bozmayıp önünüze koyan cins mahlukatlardır kendileri. Yani o derece kazıktan kazanmışlardır.<br />
2. Barlar Sokağında İlköğretim okulu var. Hemen karşısında denizin kenarında küçük bir cafe var. Yer olarak mükemmel, denize sıfır işte. Kumsalda masalar kurulmuş. Ama sakın oturmayın. Tadıyla 5 para etmez sözde nescafeye 6 ytl ödemek zorunda kalabilirsiniz. Fiyat listesi diye birşey yok zaten. Kafalarına ne eserse onu alırlar.</p>
<p>3. Ali Atik Bar. Bu bar ile ilgili çok güzel anım var ama o kadar iğrenç küfürler var ki içerisinde buraya yazılmaz. Bir tuvalet mevzusu ve tek defa içişte 45 ytl hesap ödedik çıktık. Hani normalde ucuz kurtulduk, çünkü 75 almaları gerekiyormuşta ben haberdar değildim. Neyse yani öyle isimdi, küçük yerdi felan hiç dalmayın önce fiyatları bir sorun. Hele Ali Atik Bar ise ilk içilenlerin fiyatlarını sorun. Orada öyle farklı bir tarife var.</p>
<p>4. Bodrum Barlar Sokağı: Direk Bodrum dendiğinde barlar ve eğlence merkezleri gelir akla. Doğal olarakta Bodrumda ilk soracağınız şey barlar sokağıdır. Sakın öyle bir hataya düşmeyin. Bodrum merkezde gidilecek 2 bar var, bilemediniz 3. Halikarnas, Catamaran. Evt pahalılar ama ne ile karşılaşacağınız bellidir. Ama diğerleri hiç belli olmaz. Her an birinden okkalı bir kazık yiyebilirsiniz. Bu konuda gümbet barları daha iyi ve daha eğlencelidir. Ama gümbete erkek başınıza gitmeyin, rezil olursunuz. Başımıza gelen olaydan sonra gümbetin ismini g.tbet olarak değiştirmişliğimiz bile vardı, haberiniz olsun.</p>
<p>5. Galimera Restaurant: Gündoğan da o kadar güzel sahil varken uyduk bir elemana gittik galimeraya. 5 para etmez tosta bile 10 ytl ödemek nedir öğrendik. Ama iyide fırça bastık herife. Daha çok sayarım, zira bilmediğimiz bir yere gittik mi %80 ihtimalle kazıklanıyoruz. Kolay kolay bilmediğimiz yerlere gitmiyoruz bu sebeple.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Öylesine Bir Yazı]]></title>
<link>http://eribol.wordpress.com/?p=23</link>
<pubDate>Tue, 03 Jun 2008 12:11:03 +0000</pubDate>
<dc:creator>eribol</dc:creator>
<guid>http://eribol.wordpress.com/?p=23</guid>
<description><![CDATA[Son birkaç haftadır çok karmaşık duygular içerisindeyim. Aslında sürekli bu haldeyim ancak b]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Son birkaç haftadır çok karmaşık duygular içerisindeyim. Aslında sürekli bu haldeyim ancak bugünlerde epey bir ağırlığını omuzlarımda hissediyorum durumun. Aşk üzerine olmayacak elbet yazacaklarım. Karmaşık duygu dediysek kalbimin derinliklerinde beynimi habire işgal eden her türlü duyguyu kastediyorum. Öyle bir hissediyorum ki artık hissedemeyecek kadar yakından hissediyorum. Çok mu çetrefilli bir cümle oldu acaba? Anlayın işte bu kadar karmaşık düşünceler içerisinde yüzüyorum vesselam. Başlıkta o karmaşada içimden geçen yakarışın o anki dışa vurumu işte. Takmayın başlığı, okuyun yazıyı.<br />
<!--more--><br />
Niçin yazdığımı bilmiyorum veya ne üzerine. Sadece yazmak istiyorum. Birilerine içimi dökmek, birilerinin omzuna başımı yaslayıp ağlamak istiyorum, ama yapamıyorum.Dönüp dolaşıp en son kendi kendime bişeyler yazayım demekten başka çare bulamıyorum. Elbette bu içimdeki karmaşa durup dururken beni bu hale getirmedi. Yine her zaman ki gibi belli olaylar silsilesi. Olaylar hakkında ne bir düzen ne de bir bağlantı aramıyorum, aramayın sizlerde. Dedim ya yazıyorum işte öylesine.</p>
<p>Niçindir bilemem ama sevemem bir türlü insanları. Çok defa kendimi suçladım, çok defa insanları ama sonuç değişmedi hiçbir durumda. Çok fazla eleştiri yapan biri olmam olabilir belki dedim. Ama kolay kolay aptalca eleştiriler yapmadığımı da biliyorum. Arada bir aptalca eleştiriler yaptığım oluyor, cümlemden de anlaşılacağı üzere. Ama sonradan farkettim ki içim yandığında eski dostlarımı anıyorum. Demek ki sevmişim. Peki o halde beni sevmekten alıkoyan nedir? Sonra farkettim ki kalbimde kimseleri sevmemiş, sevememiş. Belki kendime olan güvenimin zayıflığındandır dedim ama sonradan farkettim ki kendime güvenim tam. Peki o halde niçin sevememişim? İşte bunun gibi birçok soru var ama cevap yok. Aslında var cevabı ama tatmin etmiyor beni. Şöyle bir düşündüm acep niçin sevemiyorum diye ve farkettim ki ben canımı ortaya koyarken, sevmek istediklerim meğer bir taraflarıyla bu içtenliğe gülüyormuş. "Ben mi insan değilim karşımdakiler mi hayvan bilemedim. Sevgi değil mi bizi hayatta tutan acep, sevmek değil mi sevilmek değil mi bu dünyada ki en güzel duygu. İnsanı hayata bağlayan sebeplerin başında gelmez miydi bu sevgi? Yanlış zamanda yanlış ortama düştüm de insanlardan mı ırağım? Acep insanlar kalplerini, yüreklerini, dostluklarını mı satmışlarda ben mi alıcı bulamıyorum bir türlü? Yoksa sorun bende mi? Niçin sevemiyorum? Ey kalp, ey gönül cevap verin bana. Kalbimin huzuru için gerekenleri niçin bulamam ben bu dünyada? " diye haykırışların ardından almışım kalbimi elime yol almışım beş para etmez dünyada. Elbette içimde ki bu karmaşa her zaman gün yüzüne çıkan bir durum değil ama sanırım buz dağının görünmeyen kısmı çok öfkeli. Hal böyle olunca bende ruhsuzlaşmışım, katılaşmış etrafımdaki insanlardan uzak durmaya başlamışım. Yazı karışık dedim ya, okumazsanız da olur. Ama buraya kadar okuduysanız devamını da okursunuz herhalde.</p>
<p>Hakikat şu ki bunlar içimdekilerin en basitiydi. daha kötüsü mü? Ölüm!! Korktunuz değil mi(korkmadıysanız korkmuş gibi yapın, benim gibi)? Bende korkarım bu kelimeden ancak derler ya korkunun ecele faydası yok diye. İşte durum bu ölüm için. Her yerde kaçtığımız ancak kaçamıyacağımızın kesin olduğu yegane dünya gerçeği. Ama gerçekte olsa kaçınılmaz da olsa yakıyor insanın yüreğini. Yanan yürekler iyi bilir. Sabah evden çıkıyorsunuz güle oynaya okula geliyorsunuz. Sonra bakkala girip bir gazete alayım derken "Hocam. Sizin öğrencilerin servisi kaza yapmış. Galiba birkaçı vefat etmiş" lafıyla bir anda donuyorsunuz. Olayı biraz sonra detaylıca öğrendikten sonra anlıyorsunuz ki ilköğretime öğrenci götüren biri kaza yapmış. 2 çocuk ki daha 3. ve 4. sınıf öğrencisi bunlar. Anne babasını görmeye belki yürek dayanmaz. Peki ya o anne babanın yüreği buna nasıl dayansın? Acı bir şey ama kaçınılmaz bir durum. Bu durum bile sizi bazı şeyleri düşünmeye sefkedemez. O kadar dünya hayatına dalmışsınız ki çıkamıyorsunuz içinden. Uzanıyorsunuz birşeylere. Sonra hayat bir yerlerinizden tutup tekrar çekiyor içine. Ama bazı şeyleri yapmak bazı şeyleri yapmamak istiyorsunuz artık. Ama o kadar takatten düşmüş bir durumdasınız ki bazı şeyleri yapamıyorsunuz. Ama tam böyle düşünürken bir bakmışsınız ki yapmamanız gerek birşeye gücünüz yetmiş. Sonra kendinize doğru soruyur sormaya başlıyorsunuz. Ne yapmalıyım diye? Sonra bakıyorsunuz yapacak onca şey var ki, kendinizde bunu yapacak gücü bulamadığınızı hissedip tekrar oturuyorsunuz yerinize. Sonra vicdan devreye giriyor, dürtüyor. Ama dünyevi duygular rahat durmuyor bir taraftan. Sonra kalbi olaylar çıkıyor bir taraflardan. Kalakalıyorsunuz. Sonra öğrencinizi görüyorsunuz, kardeşini kaybeden. Ağlıyor ama nasıl ağlıyor. Ne desem nasıl desem, hepsi boş diyeceklerimin. Tek cümle dökülüyor yüreğimden "O'ndan geldik ve dönüş O'nadır". İçim neye yanıyor bilemedim. Çocuğun mu, ailesinin mi hali perişan bilemedim. Kalan mı bu dünyada güzellikler yaşayacak, giden mi gittiği yerde bilemedim. Yaşayan bedenler için mi ağlamak gerek yoksa gidenler için mi? İşte o an farkettim ki kalanlar için ağlamak gerek. Kötü olan şuydu ki kalanlar için ağlayacak ne göz nede kalp var. İnsanlığımız ancak acı bir ölüm haberiyle depreşiyormuş meğer. Utandım kendimden ama yapacak birşey bulamadım yüreğimde. Ve sonra ki hafta yine sabah okula gelip öğrencimizin ölüm haberini alınca aynı durumlar tekrar etti. Gitmedim ne cenazeye nede taziyeye. O takati kendimde bulamadım. Resimlerini görünce bile binbir türlü bunalım. Daha da hissettiklerimi anlamlandıramıyorum. Belki de korkuyorum, her neyse işte. Allah onlara rahmet eylesin, ailelerine de sabır versin.</p>
<p>Ama en kötüsü nedir bilir misiniz? Bildiğiniz doğruları yaşayamamak veya yaşamak ne derseniz artık buna. Siz ey nefislerini kalpleriyle değiş-tokuş yapmış, aklını iki bacağının arasıyla yemiş ve doğru budur diye kabul etmiş insanlar. Okumayın bundan sonrasını. Zira bundan sonrakiler sizin satılmış ve körelmiş beş para etmez kalpleriniz tarafından tanımlanamayan veri diye segmentation fault ile olayı kesip bitirecektir. Beyniniz iş görmediği içinde herhangi bir tepki oluşmayacak okuduklarınız ise şuursuzca sadece gözlerinize bir ışın olarak gelmekten gayrı bir şeye sebebiyet vermeyecektir. Bu kadar hakaretten sonra asıl konuya geçelim diyecem ama asıl konuya aslında her an geçmiş bulunuyoruz. Doğru nedir diye sorduğum zaman eğer inanmayan biri olsam binbir türlü sonuç ve karmakarışık bir durum ile karşılaşırdım. Ama inanıyorum ve gerçekten neyin doğru veya yanlış olduğuna hangi açıdan bakacağımı da çok iyi biliyorum. İşte asıl sorunda burada. Biliyorsunuz neyin doğru olduğunu ama yapmıyorsunuz veya yapamıyorsunuz. Birçok davranış inançlarınız veya toplumun beklentileriyle örtüşmüyor. Veya mesleğinize yakışmıyor olabilir. Elbette ki bazılarını kendimle tartışıp kendimi haklı çıkarabilirim ama ya vicdanımla örtüşmeyenlerle nasıl başa çıkacağım? Ve işte asıl bu durumun beni sürekli çıkmaza soktuğunu anladım. En başta inandığınız gibi yaşamanız gerekir. Eğer inandığımız gibi yaşamıyor, yaşayamıyorsak o zaman yaşadığımız gibi inanmaya başlarız. Bundan sonrarı ise gerçekten çok kötü. Zira beyniniz sürekli çatışma halinde. Bildiğiniz doğrular, yapmanız gerekenler ama diğer tarafta da dilinizden dökülen, aklınız sıra kendinizi avuttuğunuz sözde doğrularınız. Hepimizde vardır bu çatışma, eminim. Ama bunun şiddeti ne kadar sert olursa beyinde bir o kadar yorulur ve kalpte bir o kadar katılaşır. Evet sanırım sonunda buldum beni bu hale getiren sebebi. Bundan başa çıkabilme nasıl olmalı acep?</p>
<p>Şuna inanıyorum ki birçok sorunun üstesinden rahatlıkla gelebilirim. Ne badireler atlattı bu yürek, seni mi atlatamaz ey şaşkın deyip edebi söylemimizide yerine getirdikten sonra aklı selim biri olarak tekrar doğru olanı bulmaya yol alalım. Öncelikle zararın neresinden dönülürse kardır. O halde boşuna batmışız madem batmaya devam demek yok. Battıkça batmanın kimseye faydası olmadığı gibi bana da getirisi yok. İkinci felsefem ise orta yol bulmaktır. Yani yapabileceklerimin en iyisini en güzel şekilde yapmaktır. Bu orta yol her zaman yolun tam ortasından gitmek anlamında değil. Şu anki anlamı farklı düşünceyle kuruyorum. Evet yapmak istediğim herşeye gücüm yetmiyor ama yapabildiklerimi yapayım en azından. Veya yapmamam gerekenleri elimden geldiğince kendimden uzak tutayım. Orta yol benim için şu durumda bunu ifade ediyor. Üçüncüsüne gelince, açıkçası sevilecek insan çok. Sadece belli bazı kesime veya kişilere olan kırgınlığım bana bunları söyletiyor. İnsanları sevmek gerçekten çok güzel, kalbinizi ferahlatıyor. İnsanların size gülmesi, tebessüm etmesi dertlerinizi azaltıyor. Ve hele biri size sizi sevdiğinizi söylediğinde ise işte o duygu gerçekten bambaşka birşey. Sonuncusu ise çevreye yardım etmek. Yardım edecek gücümüz yok demeyin, insanlara sadece tebessüm etmeniz ve onlara değer verdiğinizi göstermeniz bile büyük bir yardımdır. Bu öyle bir yardım ki belli durumdaki insanlara değil bütün herkese yapılabilecek bir yardım. Büyüğünden küçüğüne, fakirinden zenginine, dinsizinden inançlısına herkese etki eder. Ve insanları hoşnut eder. İnsanların sizin davranışlarınızdan dolayı hoşnut olduklarını gördüğünüzde ise siz belki onlardan daha çok mutlu ve huzurlu oluyorsunuz. Bu bu durum sizde yardımseverliği ve güleryüzlülüğü arttırdığı gibi kalbinizi de yumuşatır.</p>
<p>İşte son paragrafta yazdıklarıma dikkat edip yapmaya çalışırsam -ki yaparım çoğunlukla- yukarıdaki olaylar kısmen bana daha az acı veya korku veya zarar verir. O halde niçin yapmayayım? Neyse yaşamaya devam, kaybedecek birşey yok daha.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ve Youtube Kapanır]]></title>
<link>http://eribol.wordpress.com/?p=22</link>
<pubDate>Sun, 11 May 2008 20:05:03 +0000</pubDate>
<dc:creator>eribol</dc:creator>
<guid>http://eribol.wordpress.com/?p=22</guid>
<description><![CDATA[Hiç kusura bakmayın, sırf bu yüzden kişiliğimden ödün verip ağzımı bozmaya niyetim yok. B]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hiç kusura bakmayın, sırf bu yüzden kişiliğimden ödün verip ağzımı bozmaya niyetim yok. Beni yazmaya teşvik eden durum farklı. Son youtube kapanma(en son hatırladığım kapanmadan bahsediyorum tabii) olayından sonra bazı sitlerde yorumları okudum ve aklıma bunlar geldi. Yorumlarda genellikle youtube kapanma günlerinden bahsediliyordu yani iş espriye vurulmuştu. O sıra benimde aklımdan geçen şuydu. Acaba bu durumun muhatapları neler düşünüyorlar veya nasıl bir tepki gösteriyorlardı. Adım adım ele alıp düşünelim. Ama yazarken korkmuyor değilim, sitem kapanabilir. Hatta sırf bu yazı yüzünden tüm alt alan adlarıyla birlikte wordpress.com dahi kapanabilir.</p>
<p><!--more--></p>
<p>Youtube'yi kapatan hakim:</p>
<p>- İşte Youtube'yi böyle dize getiririm.</p>
<p>Youtube'yi kapatmak kendisine nasip olmamış hakim:</p>
<p>- Kalem, bak youtube yi kapatmak yine bize kalmadı. Kaç defa diyecem iyice araştırma yapında bizde karizma yapalım diye. Bir dahakine daha sıkı çalış. Hatta gerekirse hakaret içeren videoları sen yolla sen şikayet et.</p>
<p>Egosunu tatmin etmek isteyen hakim:</p>
<p>- Allahım Allahım youtube yine açılsın. Allahım Allahım youtube yine açılsın. Ama sonrasında kapatmak bana nasip olsun. Allahım inşallah "Allahım" dediğim için kimse beni duymaz ve irticacı hakim olarak yaftalanmam.</p>
<p>Youtube yetkilisi:</p>
<p>- - Efendim sitemiz yine engellenmiş ....</p>
<p>-- Tamam biliyorum Türkiye'de engellenmiştir. Dert etme nede olsa açılsa yine kapanacak. Git bir iki Atatürkçü söylem kullan açsınlar. Haa unutmadan kapatmaya sebep video var mı bu defa öğren.</p>
<p>Proxy Server siteleri:</p>
<p>- Sayın kullanıcılarımız, Türkiye'de youtube yine kapandığı için sunucularımızda yavaşlık görülebilir. Lütfen daha kaliteli hizmet verebilmemiz için youtube engelinin kaldırılması için İslama uygun dua edin. Haa unutmadan Türkleri övmeyide lütfen ihmal etmeyin.</p>
<p>Türk heykırları iş başında:</p>
<p>- - Abi youtube yi hekledim.</p>
<p>-- Olm o hek değil, Telekomun engellemesi.</p>
<p>-- Tamam abi bende onu diyorum hekledim işte.</p>
<p>-- Nasıl yani olm?</p>
<p>-- Abi hakaret içeren video yolladım gerisini adalet yerine getirdi.</p>
<p>-- ...</p>
<p>Türk video siteleri:</p>
<p>Mynet: Adalete uygun, kapanmama garantisi olan tek video portalı(O garanti nerden geliyorsa). MynetVideo</p>
<p>Diğerleri:</p>
<p>-- Abi yırttık gene youtube kapanmış.</p>
<p>-- Hadi ya. Olm hemen serverlarda hızı arttıralım, dur dur youtube videolarını bizim siteye ekleyelim bari izleyecek bişeyleri olsun.</p>
<p>-- Abi nasıl indirecez videoları?</p>
<p>-- Olm git youtube yetkilileriyle görüş pazarlık yap, olmadı proxy kullanıp indirmeye çalış.</p>
<p>-- Abi ne gerek var, oturup izlesinler bizim videoları. Kaliteli dizilerimiz mi var ki kaliteli videolarımız olsun. Kanaat etsinler biraz.</p>
<p>-- Doğru ya, yarı çıplak videolarımızı izlesinler. Hem nede olsa kapanmaya sebep olmuyor o videolar. Gençlerde habire izleyip duruyor, ne gerek var kalitelisine.</p>
<p>Haber siteleri:</p>
<p>-- Abi youtube yine kapandı, haber yapalım mı?</p>
<p>-- Güncel olan bir kapatma haberi mi bu?</p>
<p>-- Evet abi dün kapandı.</p>
<p>-- Araçtır bakalım. Belki gece açılıp gündüz tekrar kapatılmıştır.</p>
<p>-- Yok abi bu en son kapatma olayı.</p>
<p>-- Başlık buldunuz mu?</p>
<p>-- Youtube Yine Kapandı.</p>
<p>-- İyide youtube daha öncede yine kapanmıştı.</p>
<p>-- Yeni Yine Yeniden Youtube Kapandı.</p>
<p>-- Böyle uzun haber başlığı mı olur? Geç.</p>
<p>-- Haber yapmayalım o zaman. Nede olsa birkaç güne(ki açılırsa) yine kapanacak.</p>
<p>-- Kapanmayı boşverde, kapanmaya sebep video var mıymış, varsa ne ile ilgiliymiş onu öğren.</p>
<p>-- Tamam abi. Ama video .... Tamam neyse.</p>
<p>Dış Güçler:</p>
<p>-- Ahbap Türkiye'de youtube engelli mi?</p>
<p>-- Hayır dostum.</p>
<p>-- İyi o zaman bi video hazırla.</p>
<p>-- İçeriğe gerek var mı?</p>
<p>-- Shakira'nın kıçına bir küfür yazsan yeterli sanırım.</p>
<p>-- Abi madem kıça yazacaz bari shakira'nın olmasın.</p>
<p>-- Kimin olsun o zaman?</p>
<p>-- Bush nasıl olur?</p>
<p>-- Kıçı var mı onun?</p>
<p>-- Montaj yaparız.</p>
<p>-- Bak bu olur.</p>
<p>1 saat sonra</p>
<p>-- Eee sonuç ne oldu?</p>
<p>-- Tamamdır dostum.</p>
<p>-- Vay be ammada hızlıymışız.</p>
<p>-- Yok abi. Videoya 20 kapatma davasını açtıranlar bizden daha hızlı.</p>
<p>-- Ya bu elemanlarla anlaşma mı yapsak acaba?</p>
<p>-- Bizim anlaşma yapmamıza gerek yok. Onlar anlaşmaya gelecekler.</p>
<p>-- Müşteriler kim?</p>
<p>-- Türk heykırlar, kapatmaya meyilli sağ görüşlüler bide mynet video. Ama Mynet Video biraz ağırdan alıyor.</p>
<p>-- Neden ki?</p>
<p>-- Sanırım onların kendi adamları var.</p>
<p>-- Hmm anladım. peki erotik video koysak kapanır mı Türkiye'de?</p>
<p>-- Dünya'da kapanır ama Türkiye'de kapanmaz.</p>
<p>-- Müslüman bir ülke değil miydi?</p>
<p>-- Öyle de anlayabilene helal olsun.</p>
<p>-- Nasıl yani?</p>
<p>-- Kimin gücü neye yetiyorsa güç gösterisinde bulunuyor. Hangi görüşteyse muktedir olan, borusunu öttürüyor.</p>
<p>-- Gerçekten baya güçlü bir ülkeymiş. Hala ayakta olduğuna göre...</p>
<p>Evet işte aklımda tasavvur ettiğim kapanma sonrası veya öncesi atışmalar:D. Bu arada son kullanıcılar, hiç heveslenmeyin. Herkesin sizi unuttuğu gibi bende sizi unutuyorum bu yazıda.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kaçınılası Kredi Kartları]]></title>
<link>http://eribol.wordpress.com/?p=18</link>
<pubDate>Wed, 09 Apr 2008 17:17:13 +0000</pubDate>
<dc:creator>eribol</dc:creator>
<guid>http://eribol.wordpress.com/?p=18</guid>
<description><![CDATA[Yaşadığımız birkaç kredi kartı olayından dolayı şiddetle bu önerileri yapmam gerekiyor. C]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşadığımız birkaç kredi kartı olayından dolayı şiddetle bu önerileri yapmam gerekiyor. Card Finans(FinansBankası), Bonus(DenizBankası) kredi kartlarını kesinlikle kullanmayın. 4-6 ay içerisinde elime ulaşan Denizbank kredi kartı ödemelerim gecikmişti. Ki o kadar büyük bir meblağ değildi(300 ytl). Ancak meğer arkamdan Arama emri çıkarmışlar(nasıl oluyorsa). Tabii bu olaydan ancak telefonda ulaşamadığım bilgilere ulaşabilmek için gittiğim şubesinden öğreniyorum. Aynı anda tüm borçları kapattım ve artık dünyada son bankada olsa asla o bankayla işimin olmasını istemiyorum.</p>
<p>Card Finans ise tam bir komedi. Elektronik ürünlerde epey avantalı olduğu dönemde başvurdum, çıkmadı. Bende Garanti Bonus ile aldım. tabii laptop işini hallettikten sonra tak diye kart geldi. Kullanmaya niyetim yoktu. Ama bi mecburen 11 ytl lik bir alışveriş yaptım. Fatura geldi 46. 35 ytl kullanmadığım kartın kullanım ücreti(yıllık). daha günü dolmadan yıllık ücretini kestiler.</p>
<p>Siz siz olun iş yapacaksanız bu iki bankadan iş yapmayın.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İkiyüzlülük veya çokyüzlülük veya yüzsüzlük]]></title>
<link>http://eribol.wordpress.com/?p=17</link>
<pubDate>Sat, 29 Mar 2008 11:22:50 +0000</pubDate>
<dc:creator>eribol</dc:creator>
<guid>http://eribol.wordpress.com/?p=17</guid>
<description><![CDATA[Geçenlerde 83 yaşındaki İlhan Selçuk sabah 4 sularında gözaltına alınınca medyamızda(!) k]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Geçenlerde 83 yaşındaki İlhan Selçuk sabah 4 sularında gözaltına alınınca medyamızda(!) kızılca kıyamet kopmuştu. Elbet bu normal diyebileceğimiz birşey değildi. Ancak ülkemizde bu çok olağan bir durumdu. Yani daha önce görmesek bu tür uygulamaları eyvallah diyeceğiz ama her an her dakka gördüğümüz uygulamalardan biri için bu kadar feveran elbette ki dikkat çekiciydi. Bir an "aaa medyamız insanlaşmış" diye şok geçirebilirdik belki ama medyamızı bizden iyi kim tanır. Her savunmalarında muhakkak bir menfaat veya arkadan bir dürtme vardır. Bunlarda değilse o zaman işin ucu kendilerine dokunmuş demektir. Nitekim aşağıda vereceğim haberde de vurgu yapılan olayı görünce ben karar veremedim. Şimdi bizim medya ikiyüzlü mü, çokyüzlü mü(maşallah her ortama ayak uyduruyorlar) yoksa bunca çelişkiye rağmen gazeteci geçindikleri için yüzsüzler mi?</p>
<p><img src="http://image.haber7.com/haber/109659.jpg" alt="Kunter" width="197" height="197" /><img src="http://image.haber7.com/haber/109657.jpg" alt="kunter" width="272" height="204" /></p>
<p>İlhan Selçuk acaba bu şekilde bir muamele görseydi ne olurdu çok merak ediyorum doğrusu.</p>
<p>http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=308763</p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
