<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>guvercin-yetistiriciligi &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/guvercin-yetistiriciligi/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "guvercin-yetistiriciligi"</description>
	<pubDate>Tue, 14 Oct 2008 07:38:39 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[GÜVERCİNLERDE SAĞLIK KORUMA HASTALIKLAR]]></title>
<link>http://www.hayvanlarim.com/guvercinlerde-saglik-koruma-ve-hastaliklar-629/</link>
<pubDate>Thu, 01 May 2008 18:10:42 +0000</pubDate>
<dc:creator>hayvansehri</dc:creator>
<guid>http://hayvansehri.tr.wordpress.com/2008/05/01/guvercinlerde-saglik-koruma-hastaliklar/</guid>
<description><![CDATA[SAĞLIK KORUMA VE HASTALIKLARGüvercinlerden başarılı bir üretim gerçekleştirebilmek için kü]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>SAĞLIK KORUMA VE HASTALIKLAR<img src="http://www.volkanderinbay.net/tarimnet/resim/dot.gif" alt="" width="15" height="1" />Güvercinlerden başarılı bir üretim gerçekleştirebilmek için kümeslerin ve kullanılan tüm ekipmanların temizliğine dikkat edilmelidir. Hayvanların dış parazitler ve hastalıklara bulaşık olmaması, sağlıklı ebeveynlerle üretime başlanması ve manejman kurallarına uyulması durumunda ciddi bir hastalıkla karşı karşıya kalınmamaktadır. Bununla birlikte kalabalık kümesler, yetersiz besleme, rutubetli veya yetersiz havalandırılan barınak ortamları, remizliğin yetersiz olduğu yerler, ebeveynlerin seçimi ve yetiştirme sistemlerindeki yetersizlikler ağır kayıplara neden olmaktadır. Bunları önlemek hastalıkları tedavi etmekten daha kolay olduğu için, kanatlı hayvanların genelinde olduğu gibi güvercin üretiminde de sağlık koruma esastır.</p>
<p><!--more--></p>
<p><img src="http://www.volkanderinbay.net/tarimnet/resim/dot.gif" alt="" width="15" height="1" />Güvercinler diğer kanatlı hayvanlarda ortaya çıkan hastalıkların çoğu tarafından benzer etkilenir. Tavuk hastalıklarının ve parazitlerin kontrol altına alınması konusundaki verilerden güvercin yetiştiriciliğinde de yararlanılabilir. Solunum yolu hastalıkları, çiçek ve diğer kanatlı hastalıkları, tüberküloz, koksidiyoz ve paratyphoid bazen önemli kayıplara neden olabilir. Kafeste yetiştiricilik bu hastalıkların önemli bir miktarını kontrol altına almakta etkili olmaktadır. Hastalıklar ortaya çıktıktan sonra teması önlemek amacıyla hastalık taşıyan güvercinler öldürülerek yakılmalıdır.</p>
<p><img src="http://www.volkanderinbay.net/tarimnet/resim/dot.gif" alt="" width="15" height="1" />Genç güvercinlerde ölümle ortaya çıkan kayıplar ergin olanlardan oldukça fazladır. Kayıplar, güvercinlerin ebeveynleri ile bulundukları yuvalarda yem yeme ve su içmeyi öğrenip buradan ayrıldıkları döneme kadar en yüksek seviyede olmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[GÜVERCİNLERİN VERİM PERFORMANSLARI]]></title>
<link>http://www.hayvanlarim.com/guvercinlerin-verim-performanslari-628/</link>
<pubDate>Thu, 01 May 2008 18:08:04 +0000</pubDate>
<dc:creator>hayvansehri</dc:creator>
<guid>http://hayvansehri.tr.wordpress.com/2008/05/01/guvercinlerin-verim-performanslari/</guid>
<description><![CDATA[GÜVERCİNLERİN VERİM PERFORMANSLARIGüvercinlere ait değişik verim özellikleri genotip, çevre]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>GÜVERCİNLERİN VERİM PERFORMANSLARI<img src="http://www.volkanderinbay.net/tarimnet/resim/dot.gif" alt="" width="15" height="1" />Güvercinlere ait değişik verim özellikleri genotip, çevre faktörleri ve ebeveynlerin yavru büyütme kabiliyetleri ve beslenmeleri ile yakından ilgilidir. Böttcher ( 1982 ) ‘ye göre King ve Teksas güvercinlerine ait bazı verim özellikleri Tablo 6 ‘da verilmiştir.</p>
<p><img src="http://www.volkanderinbay.net/tarimnet/resim/dot.gif" alt="" width="15" height="1" />Besiye alınan güvercinler 28 günlük iken kesime alınırlar. Bu süreden daha uzun yapılanbesiler iş gücü ihtiyacı ve yem tüketimi bakımından ekonomik olunmamaktadır. Kesime alınan güvercinler boynu kırılarak yada kafası kopartılarak kesilirler. Tüyleri kuru olarak elle yoluna bildiği gibi, 55 ° C sıcaklıktaki suda bir süre tutulduktan sonra yolma bu işe uygun makinalarla da yapılabilir. Bazı karkas verimleri Tablo 7’de verilmiştir.</p>
<p><!--more--></p>
<p><img src="http://www.volkanderinbay.net/tarimnet/resim/dot.gif" alt="" width="15" height="1" />Tablo 6. King ve Teksas Güvercinlerinin Yıllık Üretim Değerleri.</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="1" width="40%">
<tbody>
<tr>
<td>İlk yumurtlama yaşı (gün)</td>
<td>37</td>
</tr>
<tr>
<td>Gurk (kuluçka) sayısı (adet)</td>
<td>11</td>
</tr>
<tr>
<td>Yumurta sayısı (adet)</td>
<td>21</td>
</tr>
<tr>
<td>Yumurta sayısı / Gurk sayısı</td>
<td>1,94</td>
</tr>
<tr>
<td>Kırık yumurta oranı (%)</td>
<td>4,2</td>
</tr>
<tr>
<td>Terkedilmiş yumurta oranı (%)</td>
<td>5,9</td>
</tr>
<tr>
<td>Döllü yumurta oranı (%)</td>
<td>92.4</td>
</tr>
<tr>
<td>Canlı civciv oranı (%)</td>
<td>83.1</td>
</tr>
<tr>
<td>Yetişen civciv oranı (%)</td>
<td>90.6</td>
</tr>
<tr>
<td>Kesime gelen güvercin sayısı (adet)</td>
<td>13,2</td>
</tr>
<tr>
<td>Üretilen toplam canlı ağırlık (kg)</td>
<td>6.0</td>
</tr>
<tr>
<td>Üretilen toplam karkas ağırlığı (kg)</td>
<td>4,3</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img src="http://www.volkanderinbay.net/tarimnet/resim/dot.gif" alt="" width="15" height="1" />28 günlük besi sonunda kesime alınan güvercinlerden 300 – 400 g civarında kızartmaya hazır karkas elde edilmektedir. Göğüs eti Böttcher ( 1986 )’ e göre %20.5 ham protein, %4.3 yağ, %1.2 ham kül ve %73.7 su içermektedir. Düşük yağ oranı ve etin kolay sindirilebilir olması nedeniyle güvercin eti diyetetik bir et olarak tavsiye edilmektedir.</p>
<p><img src="http://www.volkanderinbay.net/tarimnet/resim/dot.gif" alt="" width="15" height="1" />Tablo 7. Besi Güvercinlerinin Kesim ve Karkas Özellikleri ( Böttcher, 1986 )</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="1" width="40%">
<tbody>
<tr>
<td><strong>Ele alınan özellikler</strong></td>
<td><strong>%</strong></td>
</tr>
<tr>
<td>Kesim randımanı</td>
<td>72</td>
</tr>
<tr>
<td>Göğüs</td>
<td>38 – 42</td>
</tr>
<tr>
<td>But</td>
<td>15 – 16</td>
</tr>
<tr>
<td>Kanat</td>
<td>18 – 20</td>
</tr>
<tr>
<td>Boyun</td>
<td>7 – 8</td>
</tr>
<tr>
<td>Sırt</td>
<td>18 – 19</td>
</tr>
<tr>
<td>Karaciğer</td>
<td>3,9</td>
</tr>
<tr>
<td>Taşlık</td>
<td>2,7</td>
</tr>
<tr>
<td>Kalp</td>
<td>1,4</td>
</tr>
<tr>
<td>Göğüs eti</td>
<td>26</td>
</tr>
<tr>
<td>But eti</td>
<td>10</td>
</tr>
<tr>
<td>Toplam kemik</td>
<td>19</td>
</tr>
<tr>
<td>Toplam deri</td>
<td>14</td>
</tr>
<tr>
<td>Abdominat yağ</td>
<td>1,1</td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İnsanlar, Güvercinler ve Mardin]]></title>
<link>http://www.hayvanlarim.com/insanlar-guvercinler-ve-mardin-557/</link>
<pubDate>Sun, 27 Apr 2008 09:33:05 +0000</pubDate>
<dc:creator>hayvansehri</dc:creator>
<guid>http://hayvansehri.tr.wordpress.com/2008/04/27/insanlar-guvercinler-ve-mardin/</guid>
<description><![CDATA[İnsanlar, Güvercinler ve Mardin
Geldiğimiz coğrafyada dinlerin, dillerin, kültür ve uygarlıkl]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnsanlar, Güvercinler ve Mardin<br />
</strong><font face="Arial, Helvetica"><font size="2">Geldiğimiz coğrafyada dinlerin, dillerin, kültür ve uygarlıkların buluştuğu bir dizi kenti işaretlediğimizde, parmak bastığımız yerlerden biri Mardin olur. Kürt, Türk, Arap; Süryani, Hıristiyan, Müslüman, Yezidi... İpek Yolunun en özgün kesişme noktalarından biri olan Mardin, bugün, Kudüs ve Venedikten sonra SİT alanı ilan edilen dünyanın üçüncü kenti. Çünkü, dünya uyğarlığı için çokca kerpiç kurutmuş kenttir Mardin."Mardinde hangi inançtan olursa olsun birinin cenazesi kaldırılacaksa, orada hem imam bulunur, hem papaz." Dinlerin ve dillerin buluşma noktası olmakla övünüyorsa bir kentin insanları, o kent kesinlikle, tarihi kerpiç evlerinden, İstanbul Kapalı Çarşıdaki çoğunluk dükkanlardan ve ünlü güvercinlerinden çok daha fazla bir şeydir. Laf-ı güzaf değil, gerçekten de en nadide mozaik kentlerden biridir Mardin. Bileşke, kesişme, katılma ve paylaşma.. </font></font><br />
<font face="Arial, Helvetica"><font size="2">Konaklayan, yaşayan insan toplulukları ve onların yarattığı uygarlığı bir kenara koysanız bile, sadece güvercinlerin izini sürseniz de bu kavramların altını dolduran çok ayrıntılar bulabilirsiniz Mardinde. Güvercin aleminin başkenti sayılma konusunda, Urfa ile ezeli rakiptir ama, güvercin aleminde bileşke alan, kesiştiren, katan ve paylaştıran tek kenttir. Güvercin türlerini şöyle bir sıralayın hafızanızda: Mardin, bursa, mısıri, tip, patiska, dönek, kelebek, baska, posta, çorum... Güvercinlerin cinsleri uçuş tarzı, kanat ve kuyruk biçiminden dolayı farklı farklı. Her cins kendi içinde türlere ayrılıyor sonra. Mardini de bir cinstir; miski, ala, arap, kaplan ve sabuni gibi türleri var. Ve çorum! Nedir çorum türünün özelliği? Mardini bir güvercini diğer cinslerden biriyle eşlediğinizde, nur topu gibi bir çorum gelir dünyaya. Çorum türü güvcercin bileşke, kesişme, katılma ve paylaşmanın ürünüdür. "Melez" diyerek, dudak bükenlere, hor görenlere yazıklar olsun. Çünkü, kavimler kapısındaki kan izlerinde de onların parmak izleri var. </font></font><br />
<font face="Arial, Helvetica"><font size="2">Muhabirlik yıllarımda birçok kente pike yaptım haber peşinde koştururken. Kimini gördüm, kiminde yaşadım kısa süreliğine, kiminden ise şöyle bir geçtim. Örneğin Nusaybinde, Kızıltepede bulundum ama, Mardinden şöyle bir geçtim. Fakat Mardin öyle bir kent ki şöyle bir geçer geçmez hemen bulaşıyor insana ve yakasını bir daha bırakmıyor. Kentlerle didişip duran benim gibi bir insan için ise, Mardinin işi çok daha kolay. Mardin beni uzun bir aradan sonra Viyanada, iş üzerinden buldu geçen yıl. Mardinli Kemal Akının seyahat acentası için, silme Mardin fotoğraflarından bir takvim hazırladım. Geçen çarşamba günü, benim için sürpriz sayılan bir etkinlikle anladım ki Kemal Akının Mardin sevdası, öyle takvim hazırlamakla sınırlı değil. Akın, başkanı olduğu "Göçmen Emekliler Derneği"nin organizasyonuyla, yüzlerce fotograf karesi üzerinden Viyanaya taşıdı Mardini. Şimdi, bir ay boyunca açık kalacak bu fotoğraf sergisi üzerinden, Mardin cümbür cemaat Viyanada! </font></font><br />
<font face="Arial, Helvetica"><font size="2">Serginin sahibi Adnan Avuka, yıllardan beri birçok basın ajansına, gazeteye ve dergilere yerel muhabir olarak kaynağından haber akıtan Mardinli bir gazeteci. Adnan Avukanın, "Dillerin ve dinlerin buluşma noktası" başlığı altında gerçekleştirdiği sergi, Mardin ve Hasankeyf ağırlıklı ve uluslararası ikinci sergisi. İlk uluslararası sergisini geçen yıl, yine bu tarihlerde Suriyede açmış. Adnan Avuka, bir fotoğraf sanatçısından çok, gözünü objektiften ayırmayan, sık sık deklanşöre basan bir gazeteci. Sergideki eserler de daha çok tanıtıcı ve taşıyıcı. "Görsel sanat alanı olarak fotoğrafçılık" diyerek kıstaslara vurduğunuzda, birçok çalışmayı elemeniz mümkün. Üzerime bir de görsel sanat eleştirmenliğini vazife edinemeyeceğim için, bu gazetecinin çalışmalarını bir gazeteci olarak izledim. Mardine bir kez daha gittim, Mardinli yeni tanıdıklar edindim. Dedim ya, geldiğimiz coğrafyada dinlerin, dillerin, kültür ve uygarlıkların buluştuğu bir dizi kenti işaretlemek için iki elimizi uzattığımızda, benim parmaklarımdan birinin bastığı yer kesinlikle Mardindir.</font></font></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ülkemizde Güvercin Yetiştiriciliğinin İçinde Bulunduğu Durum]]></title>
<link>http://www.hayvanlarim.com/ulkemizde-guvercin-yetistiriciliginin-icinde-bulundugu-durum-556/</link>
<pubDate>Sun, 27 Apr 2008 09:30:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>hayvansehri</dc:creator>
<guid>http://hayvansehri.tr.wordpress.com/2008/04/27/ulkemizde-guvercin-yetistiriciliginin-icinde-bulundugu-durum/</guid>
<description><![CDATA[Ülkemizde güvercin yetiştiriciliği köklü bir geçmişe ve kültüre sahiptir. Daha önceki dö]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><font face="Arial">Ülkemizde güvercin yetiştiriciliği köklü bir geçmişe ve kültüre sahiptir. Daha önceki dönemleri gözardı etsek bile, sadece Türklerin yaşamaya başladığı andan itibaren Anadolu’da yaklaşık 1000 yıldır güvercin yetiştirilmektedir. Türklerden önceki dönemlerde ise Anadolu’da güvercin yetiştiriciliğinin tarihinin günümüzden 5000 yıl öncesine kadar gittiği arkeolojik bulgularla belirlenmiştir. Güvercin yetiştiriciliği konusunda dünya üzerinde böylesine köklü bir geleneğe sahip ülke sayısı çok azdır. Uygarlıklar beşiği olarak da bilinen Anadolu, kendine özgü bir kuş kültürü geliştirmiştir. Bir çok evcil güvercin ırkına ev sahipliği yapmış, ırkların geliştirilmesi ve dünyaya yayılmasında öncülük etmiştir. Günümüzde dünya üzerinde bulunan güvercin ırklarının çoğu Anadolu kökenlidir. Neslini koruyamadığımız bir çok güvercin ırkımız bulunmakla birlikte, bugün ülkemizde 80’den fazla güvercin ırkı yetiştiriliyor olması bile, sahip olunan zenginlik hakkında bir fikir vermektedir. Ülkemizde böylesine köklü bir gelenek temelinde yükselen önemli bir güvercin kültürü bulunmakla birlikte, ülkemiz güvercin yetiştiriciliği dünya üzerinde ne yazık ki hak ettiği yerde bulunmamaktadır. Bunun nedenleri üzerinde düşündüğümüzde ülkemizdeki güvercin yetiştiriciliğinin başlıca sorunları ile karşı karşıya geliriz.<br />
<font size="2">BİLİMSEL BİLGİ ÜRETİMİ VE PAYLAŞIMININ YOKLUĞU </font></font><br />
<font face="Arial, Helvetica"><font size="2">Ülkemiz güvercin yetiştiriciliğinin kanımızca en önemli sorunu, bilimsel bilgi eksikliği ve bilimsel bir tarzın genel olarak geliştirilememiş olmasıdır. Güvercin yetiştiriciliği ülkemizde yüz yıllardır atadan dededen öğrenilen yöntemlerle devam etmiştir. Yeni bilgi üretimi ve paylaşımı neredeyse hiç yoktur. Böyle olduğunda her yeni kuşak aslında bilinen şeyleri yeniden keşfetmek durumunda kalmıştır. Sonuçta yerinde sayan, gelişmeye kapalı, güdük bir yapı oluşmuştur. Bilimsel tarzın temelini, bilginin sistematik olarak yeniden üretilip geliştirilmesi oluşturur. Geliştirilen bilgi depolanır ve depolanan bilgiler ise paylaşıma açılır. Paylaşılan bilgiler, yeni bilgilerin geliştirilmesini sağlar. Böyle olduğunda, sorunlara daha geniş çerçeveden bakabilme ve kendi içine kapalı sistemin dışına çıkabilme fırsatını da yakalayabiliriz. Ülkemizde güvercin konusunda yapılmış araştırma, neredeyse yok denecek kadar azdır. Ulaşabilen yazılı dokümanların çoğu ise bilimsel nitelikte olmayıp haber niteliği taşımaktadır. Buradan çıkan sonuç, ülkemizde güvercin yetiştiriciliği konusunda bir bilgi üretiminin bulunmadığıdır. Bilginin üretilmediği yerde bilimsellikten ve gelişmeden bahsedemeyiz. Bilgi üretiminin olmayışının ülkemize özgü çeşitli nedenleri bulunmaktadır. Her şeyden önce güvercin yetiştiriciliği bir hobidir ve işin ticari boyutu, örneğin tavukçuluk alanında olduğu gibi fazla değildir. Konunun diğer bir yanı da bu hobi ile uğraşanların ağırlıklı çoğunluğunu oluşturan kesimin ne yazık ki bilgi talebinde bulunmamasıdır. Ülkemizde güvercin yetiştiricilerinin çoğunluğu eğitimsiz kişilerdir. Bilgiye talep olmadığında bilginin üretimi de olmamaktadır. Ülkemizde güvercin yetiştiriciliği konusunda bilgi açlığı çeken ve konuya daha bilimsel bakan kişilerin oranının tüm yetiştiricilerimiz içinde %10’dan fazla olmadığını düşünüyoruz. Ancak ülkemiz güvercin yetiştiriciliğini geliştirebilecek ve bugün bulunduğu kısır döngünün dışına taşıyabilecek kesim bu %10’luk kesimdir. Son yıllarda, özellikle de son dört yıldır internetin sağladığı hızlı iletişim ve bilgi paylaşımı sonucu yetiştiricilerimiz birbirleri ile bağlantı kurmaya, bilgi paylaşmaya, hatta sanal ortamda da olsa örgütlenmeye başlamışlardır. Bütün bunlar sevindirici gelişmelerdir. </font></font><br />
<font face="Arial, Helvetica"><font size="2">ÖRGÜTLENME </font></font><br />
<font face="Arial, Helvetica"><font size="2">Ülkemizde güvercin yetiştiriciliğinin yaygın olduğu illerimizin hemen hemen hepsinde bir “güvercin sevenler derneği” bulunur. Bu derneklerin varlığına bakarak örgütlü olduğumuz, hatta bir federasyona ihtiyaç duyduğumuz bile söylenebilir. Ancak bizler bu kanıda değiliz. Bizce önemli olan dernek sayısı değil, derneklerin niteliğidir. Bu derneklerin çoğu bildiğimiz gibi aynı zamanda birer kuşçu kahvesidir. Buralar boş zamana sahip insanların oyalandıkları ve vakitlerini kağıt oyunları geçirdikleri yerlerdir. Daha çok ticari bir yapıları vardır. Belli günlerde kuş ihaleleri yapılır vb. Bizler kuşçular kahvesi mantığı ile ülkemiz güvercin yetiştiriciliğinin geliştirilebileceğini düşünmüyoruz. Ülkemizin konuya ciddi ve bilimsel yaklaşan bir örgütlenmeye ihtiyacı vardır. Böyle bir örgütlenmenin zamana ve gelişmelere bağlı olarak ülkemizde ileride oluşabileceği düşüncesindeyiz. Türkiye Güvercin Kültürü Kulübü, bu gelişim içinde Ankara’da ortaya çıkmış sanal bir örgütsel süreçtir. </font></font><br />
<font face="Arial, Helvetica"><font size="2">BAĞLANTILI DİĞER SORUNLAR </font></font><br />
<font face="Arial, Helvetica"><font size="2">Yukarıda açıklamaya çalıştığımız şekilde bilimsel bilgi üretim ve paylaşım eksikliği ile örgütlenme yokluğu ülkemiz güvercin yetiştiriciliğinin temel sorunlarını oluşturmaktadır. Bu temel sorunlar çerçevesinde gelişen bir çok yan sorun daha sayılabilir. Bu yan sorunların gerçek anlamda çözümlerinin temel sorunlarımızın çözümü ile yakından ilişkili olduğunu düşünüyoruz. Bu sorunlar şöyle sıralanabilir: </font></font><br />
<font face="Arial, Helvetica"><font size="2">1) Yurt içi ve yurt dışında bir imaj sorunu yaşamaktayız. Güvercin yetiştiricileri eski devirlerden beri sözüne güvenilmeyen, başıboş, aylak takımından insanlar olarak görülmektedirler. Osmanlı devleti döneminde güvercin yetiştirenlerin mahkeme şahitliği bile kabul edilmemektedir. Ne yazık ki bu belirlemeler belli oranlarda günümüze kadar taşınmıştır. Elbette bu konumda olan kişilerin sorumluluğunu tüm yetiştiricilere mal etmek doğru bir tavır değildir. Bizlerin bu kötü imajdan arınabilmek için doğru ve sistemli bir çalışma içine girmemiz gerekmektedir. Bu konuda organize bir çalışma içine girilmemiş olması olumsuz imajın devamında en önemli etkendir. Ancak iyi ve sistemli bir halkla ilişkiler organizasyonu yaratarak bu imajı kırabiliriz. Düzenlenecek bilimsel sempozyumlar, basın açıklamaları ve düzeyli haberlerle yeni imajımızı kabul ettirmek çok zor olmayacaktır. Yurt dışında ise kötü bir imaj sahibi olmaktan çok, imaj sahibi olamama gibi bir sorunla karşı karşıya olduğumuz söylenebilir. </font></font><br />
<font face="Arial, Helvetica"><font size="2">2) Yetiştiricilik bilincinin gelişmemiş olması, örgütlü bir yapımızın bulunmaması, yurt dışında kendi ırklarını koruyamayan, onlara sahip çıkamayan bir ülke konumuna düşmemize yol açmıştır. Uluslararası güvercin birliklerinin onayladığı ırklar listelerinde Türk güvercin ırklarının yer almıyor olması ülkemiz adına çok üzücü bir durumdur. Buna bazı ülkelerin bizim ırklarımızı kendi ırkları gibi dünyaya lanse etmeleri de eklenince sorun daha da vahim bir hal almaktadır. Ülkemizdeki güvercin ırklarını tespit etmek ve bunların standartlarını belirlemek acil sorunlarımızdan biridir. Buna bağlı olarak ırkların korunması ve çeşitli şekillerde kırılmasını önlemek gerekmektedir. Kendi standartlarımızı belirleyip ilan ettiğimizde yurt dışı imaj sorununa da büyük oranda çözüm bulabiliriz. </font></font><br />
<font face="Arial, Helvetica"><font size="2">3) Güvercinlerimize marka takılması ve bir marka kayıt sisteminin geliştirilmesi, markasız güvercin alım satımının önlenmesi önemli bir görev olarak bizleri beklemektedir. Bu durum ırklarımızın kendi içinde kalitesini yükselteceği gibi aynı anda ülkemizde hayli yaygın olan güvercin hırsızlıklarına da bir çözüm olabilir. Markasız güvercin değersiz olarak kabul edilirse ve pazarda alıcı bulamazsa çalıntı kuşları tespit edebilmek çok kolay olacaktır. </font></font><br />
<font face="Arial, Helvetica"><font size="2">4) Güvercin yetiştiriciliğimizde ticari kaygılar ön plana çıkmıştır. Ticari kaygıların ön plana çıkması bazı ırklarımızın bozulmasına yol açmaktadır. Sırf pazarda daha iyi para edecek diye özellikle performans ırklarımızda görüntü ön plana çıkartılmakta ve farklı kırmalarla ırkın özellikleri geriletilmektedir. Bu durum ırklarımızı yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bırakmaktadır. Irk standartlarının netleştirilmesi ve bu konuda kararlı bir birliktelik izlenmesi acil bir gerekliliktir. </font></font><br />
<font face="Arial, Helvetica"><font size="2">5) Gösteri, yarış ve kupa gibi organizasyonların belli bir ciddiyetle ele alınması şarttır. Bu tür organizasyonların yetiştiriciliğimizi doğru yönde teşvik etmesi esas olmalıdır. Kuş pazarı gibi genel satış mekanlarının Avrupa standartlarına uygun ve hayvan haklarına saygılı bir biçimde yeniden yapılandırılması gerekmektedir. </font></font><br />
<font face="Arial, Helvetica"><font size="2">TÜRKİYE GÜVERCİN KÜLTÜRÜ KULÜBÜ </font></font><br />
<font face="Arial, Helvetica"><font size="2">Yukarıda sıralamaya çalıştığımız bir çok sorun bizleri bir kulüp çatısı altında birleşerek daha örgütlü bir şekilde çaba göstermeye yöneltti. Oluşturmaya çalıştığımız Türkiye Güvercin Kültürü Kulübü bu çabanın bir sonucu olarak ortaya çıktı. Kulübümüzün öncelikli amacı Ankara’daki güvercin yetiştiricilerini bir araya getirerek daha örgütlü ve bilinçli bir birliktelik yaratabilmektir. Güvercin yetiştiriciliğinin bir kültür olduğunu vurgulayabilmek, bu kültürün kaynaklarını ortaya çıkartmak, kültürel dokumuz içindeki yerini ve önemini belirleyerek, güvercin kültürümüzü ülke içinde ve dışında hak ettiği konuma yükseltmek temel uğraşı alanımız olacaktır. Bu kültürü oluşturabilmek için uygun olan bütün kitle iletişim araçlarının kullanılması gerektiği kanısındayız. Güvercin konusunda ülkemizde özellikle eksikliği hissedilen bu araçlar, kitap, dergi, bülten, poster, afiş, takvim, kartpostal gibi her türlü basılı yayının yanı sıra VCD, DVD, interaktif CD gibi görsel materyali de içermektedir. Sempozyumlar, tanıtım toplantıları, paneller ve internet üzerinden tanıtımla birlikte, baskılı t-shirt, gift-shop gibi görsel ve hediyelik eşya üretimi de yapılması gereken halkla ilişkiler çalışmalarının bir parçasını oluşturmaktadır. Bütün bu alanlarda aktif ve etkin bir yapı oluşturabilmeyi hedefliyoruz. Bunun için uzun bir süreç ve yoğun bir çalışma gerektiği açıktır. Bu süreçte ülke genelinde tüm yetiştiricilerimizin ilgi ve desteğini beklemekteyiz. Kulübümüz bizlerle aynı amaçları paylaşan tüm güvercin severlere açıktır. Bu birlikteliğin ileride bütün yurda yayılabilmesi ya da örnek oluşturabilecek bir model olması en büyük dileğimizdir. </font></font><br />
<font face="Arial, Helvetica"><font size="2"><br />
YAZAN: YAVUZ İŞÇEN </font></font><!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[GÜVERCİNLERİN İÇ PUSULASI]]></title>
<link>http://www.hayvanlarim.com/guvercinlerin-ic-pusulasi-555/</link>
<pubDate>Sun, 27 Apr 2008 09:29:29 +0000</pubDate>
<dc:creator>hayvansehri</dc:creator>
<guid>http://hayvansehri.tr.wordpress.com/2008/04/27/guvercinlerin-ic-pusulasi/</guid>
<description><![CDATA[GÜVERCİNLERİN İÇ PUSULASI
UÇURDUĞUMUZ GÜVERCİN YA GERİ DÖNMEZSE ? 
Güvercin yetiştirenl]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong><font color="#ff6600" face="Trebuchet MS">GÜVERCİNLERİN İÇ PUSULASI</font></strong><font size="2"><font face="Arial, Helvetica"></p>
<blockquote><p><font color="#cc6600">UÇURDUĞUMUZ GÜVERCİN YA GERİ DÖNMEZSE ? </font><br />
Güvercin yetiştirenler için bu işin en önemli yanı kuşlarının uçuş performansıdır. Kendi kuşları ile özdeşleşmiş bir çok kuşçu tanıyorum. Kuşları ile birlikte aynı kümeste yattığı için gazetelere haber olanların yanı sıra, bir çift güvercin için ufak çaplı servet ödeyenler hiç de az değil.</p>
</blockquote>
<p></font></font><img border="0" src="http://www.taklaciguvercin.com/images/atls.jpg" width="200"><font size="2" face="Verdana"> </font></p>
<blockquote><p><font size="2" face="Arial, Helvetica">Kısa sürede bir yaşam biçimine dönüşen bu tutku, zamanla hep daha iyi kuşlara sahip olabilmek uğruna verilen uzun bir uğraş haline geliyor. </font><br />
<font face="Arial, Helvetica"><font size="2">Peki bu derece değer verdiğiniz güvercininizin uçurduğunuzda yuvasına geri gelemeyeceğini bilseydiniz ne yapardınız ? Bu konuda en ufak bir şüpheniz olsaydı kuşunuzu uçurur muydunuz ?</font></font></p>
</blockquote>
<p><font face="Arial, Helvetica"><font size="2"></p>
<blockquote><p>Sanırım böyle bir şey olsaydı kimse güvercin uçurmaz hatta beslemezdi. Güvercin belki de bir kafes kuşu olarak alınıp satılır, kuş satın alınacağı zaman sadece renksel ve şekilsel bazı özelliklere bakılır, uçuş performansı gibi bir kavram hiç olmazdı. Bu aslında bildiğimiz anlamda güvercin yetiştiriciliğinin de sanırım sonu olurdu. Neyse ki, bütün güvercin yetiştiricileri uçurdukları kuşlarının yuvalarına geri döneceğinden adları gibi emindirler. Bazen çeşitli nedenlerle istisnai bazı durumlar yaşansa bile, bir güvercin uçtuktan sonra mutlaka yuvasına geri dönmektedir. Evcil güvercinlerle ilk tanıştığım ortaokul yıllarımda beni ilk etkileyen özellik, uçurduğum kuşların yuvalarına geri dönmeleri olmuştu. Uzunca bir süre neden kaçıp gitmediklerine ya da kaybolmadıklarına hayret etmiştim. Güvercinlerim gökyüzünde nokta gibi gözüküyor ve sonra da onları gözle göremez oluyordum. Eminim o yükseklikten bütün Ankara’yı ve çevresini çok rahat bir şekilde görebiliyorlardı. Daha sonra alçalıyor ve benim balkonumu bulup yuvalarına geri gelmeyi becerebiliyorlardı. Gerçekten de hayret vericiydi.<br />
GÜVERCİNLER YÖNLERİNİ NASIL BULUYORLAR ?<br />
Güvercini diğer bir çok canlıdan ayıran en önemli özellik, kanımca yuvasına ve eşine olan bağlılığı ile çok gelişmiş olan yön bulma yeteneğidir. Acaba güvercinler bu özelliklerini neye borçlular ? Nasıl olup da şaşmaz bir şekilde yönlerini bulabiliyorlar ? Bu konuda çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Bir çok bilim insanı bu konuda araştırmalar ve deneyler yapmıştır. İlk önceleri, kuşların yer şekillerini, binaları vb noktaları akıllarında tuttukları ve yönlerini bunlara göre belirledikleri düşünülmekteydi. Yapılan bazı deneyler bu düşüncenin yanlış olduğunu ortaya çıkarttı. Güvercinlerin gözlerine etrafı görmelerini engelleyen lensler takılarak yapılan bir deneyde, kuşlar bir tür kör edildiler. Daha sonra yuvalarından oldukça uzağa götürülüp uçuruldular. Bu durumda bile güvercinlerin bir çoğunun yuvalarına geri geldiği gözlendi. Bunun üzerine daha farklı varsayımlar üzerinde durulmaya başlandı. Aslında kuşların güneş ve yıldızlara bakarak yön belirledikleri görüşü uzun bir zamandır araştırılmaktaydı. Bu konuda yapılan bazı deneyler bu görüşü destekler doğrultudaydı. Özellikle posta güvercinleri ile çeşitli deneyler yürütülüyordu. Bu kuşların uzun yolları kat edip geri gelmeleri üzerinde duran bilim insanları kuşların güneşe göre yön belirlediklerini saptadılar.<br />
GÜNEŞE VE YILDIZLARA GÖRE YÖN BULMA<br />
Bu konuda ilk kez ortaya görüş süren Alman kuş bilimci ( ornitolog ) Kramer olmuştur. Gündüzleri göç eden kuşlardan olan bir sığırcık ( Sturnus vulgaris ) ile yaptığı bir deneyde, sığırcığı etrafını aynalar ile kapattığı bir deney kafesine koymuştur. Aynalar öyle bir konumda yerleştirilmişlerdir ki kuş güneşten başka bir şey görememektedir. Kramer aynaların konumu ile oynayabilmektedir. Böylece aynaların konumunu değiştirerek güneşin durumunu istediği gibi değiştirebiliyordu. Aynaları her oynayışında sığırcığın güneşe göre aynı konumunu koruyabilmek için aynanın oynatıldığı ölçüde sürekli yer değiştirdiğini fark etti. Bunun üzerine aynı deneyi farklı bir biçimde tekrarladı. Bu sefer kuş, kapalı bir ortamda güneşi görmeksizin aynı deneye tabi tutuldu. Bu deney sonrası kuş yön duygusunu tamamen yitirdi. Yaptığı benzer deneyler sonucu Kramer, kuşların güneşin kendi yörüngesi üzerindeki hareketini fark ettiklerini, buna bağlı olarak konumlarını belirleyebildikleri sonucuna vardı. Özellikle gece de göçlerini sürdüren bazı kuş türleri üzerinde yapılan araştırmalar ise, bu kuşların yönlerini yıldızlara bakarak saptayabildiklerini ortaya çıkarttı. Ancak burada kuşlar eski gemiciler gibi kutup yıldızına bakıp ya da herhangi bir yıldıza bakıp yön belirlemiyorlar, gökyüzünün genel konumuna göre yön tayin ediyorlardı. Sarıasma ( Oriolus oriolus ) kuşları, yapay bir ortamda sonbahar gökyüzü görünümü altında yetiştirilmişlerdir. Bu kuşların sonradan yapılan deneylerde bu yapay gökyüzüne göre yönlerini bulabildikleri saptanmıştır.<br />
GÜVERCİNLER DÜNYANIN MANYETİK ALANINI KULLANIYOR<br />
Yukarıda anlatılanlara benzer şekilde yapılan bir çok deney, kuşların gökyüzüne bakarak güneş ve yıldızların konumuna göre yön saptayabildiklerini göstermiştir. Ancak gözleri lensle kapatılan güvercinlerin de yönlerini bulabilmiş olması veya gece göç eden kuşların kapalı havalarda yönlerini şaşırmamış olmaları gibi durumlar kuşların farklı bir yön bulma mekanizmasını da kullandıklarını göstermektedir. Peki bu mekanizma ne olabilir? Yapılan araştırmalar, dünyanın manyetik alanının kuşlar tarafından yön bulmak amacı ile kullanıldığını ortaya çıkartmıştır. Kuşlar yer kürenin manyetik alanından yararlanarak yön bulma yetisi geliştirmişlerdir. Kuşların bir çoğu Manyereseptör adı verilen manyetik alan algılayıcı bir sisteme sahiptirler. Bu sistem sayesinde kuşlar göç sırasında ya da uçurulduklarında dünyanın değişen manyetik alanını hissederek yönlerini belirleyebilmektedirler. Deneyler, göçmen kuşların manyetik alandaki %2’lik bir değişimi bile algıladıklarını göstermiştir. Özetle kuşların içinde bir tür pusula bulunmaktadır. Hayvanların yön bulmada dünyanın manyetik alanını kullandıkları görüşü, ilk kez Rus doğa bilimci Middendrof tarafından 1947 yılında ortaya atılmıştır. Dünyadaki manyetik alan, yer kürenin çekirdeğinde erimiş halde bulunan ve hareketli olan demirden kaynaklanmaktadır. Bu manyetik alan, yer kürenin içinden, okyanuslardan ve atmosferden geçerek bir kutuptan diğerine ulaşan oval biçimli akış çizgileri şeklindedir. Bu aynı bir mıknatısın kutupları arasına demir tozları serpiştirildiğinde oluşan çizgilere benzemektedir. Gözle görünmeyen ancak varlığı deneylerle saptanabilen bu manyetik alandan esinlenerek, yön bulmaya yarayan pusula dediğimiz aletler icat edilmiştir. Pusulanın ibresi hep bu manyetik alan çizgilerine paralel konumda durur ve dolayısıyla bize hep kutupları işaret eder. Bizler ancak bir pusula yardımı ile bu doğrultuları saptayabilirken acaba kuşlar bunu nasıl becermektedirler ? Kuşların iç pusulası nasıl çalışmaktadır ?<br />
KUŞLARIN İÇ PUSULASI<br />
Kuşların Manyereseptör ( manyetik alan algılayıcı ) bir sisteme sahip olduğunun düşünülmesi üzerine, bu konuda araştırmalar yoğunlaştı. Bu varsayımı doğrulamak için iki Amerikalı araştırmacı olan Walcot ve Keeton çeşitli deneyler yaptılar. Uzaklardan uçurulduklarında yönlerini kolaylıkla bulabilen bir dizi güvercin üzerinde yürütülen bu deneylerde, ilk olarak güvercinlerin üzerine küçük bir mıknatıs bağlandı. Bu şartlarda uzaktan bırakılan güvercinlerin yönlerini tamamen şaşırdıkları gözlendi. Kuşlara bağlanan mıknatısın kuşların iç pusulası üzerinde saptırıcı etki yaptığının saptanması, aynı zamanda böyle bir sistemin varlığını da kanıtlamaktaydı. Bu olayın belirlenmesi üzerine bu doğrultudaki araştırmalar hız kazandı. Bugün, jeomanyetik alandaki değişmelerin, güneşteki patlamalar ve bazı değişikliklerin yeryüzündeki biyolojik sistemleri olumsuz etkilediğini bilmekteyiz. Jeomanyetik fırtınaya yakalanan bazı güvercinlerin yönlerini şaşırdıkları gözlenmiştir. Bu tür değişimlerin özellikle göçmen kuşların göç yollarını şaşırmasından, balinaların karaya vurmasına kadar bir çok değişime yol açtığı bilinmektedir.<br />
MANYERESEPTÖR NASIL ÇALIŞMAKTADIR ?<br />
Yeryüzündeki manyetik akım çizgileri, jeomanyetik ekvatorda yatay durumdayken, kuzeye ve güneye doğru gidildikçe daha dik açılarla kesişir konuma gelir. Alanın şiddeti kutuplara yaklaşıldıkça artar. Ekvatorda ise daha zayıftır. Dünyada yaşayan bazı canlıların bu alanın şiddetini ve eğim açısını saptayabilen Manyereseptör adı verilen alıcılara sahip olduğu deneylerle belirlenmiştir. Bu alıcılara sahip canlıların bu sistemi yer küre üzerinde alan bulmakta kullandıkları saptanmıştır. Bu tür alıcılara sahip olan canlılar arasında bazı mikroorganizmalar, kuşlar, balinalar, bazı balıklar bulunmaktadır. Bir tür iç pusula olarak adlandırabileceğimiz bu sistem, güvercinlerde sinir sistemine yuvalanmış küçük manyetik mineral birikimleri ile sağlanmaktadır. Güvercinlerin kafatasları ile beyinleri arasında bulunan bu ferromanyetik tanecikler, yerin manyetik alanına karşı duyarlı birimlerdir. Pusulanın ibresi gibi düşünebileceğimiz bu mineral tanecikleri, yeryüzünün manyetik alanındaki değişimlerden etkilenmekte ve ilişikte bulundukları sinir hücrelerinde bir implus ( uyarı ) meydana getirmektedirler. Bu impluslar sinir sistemi aracılığı ile beyine iletilmekte ve güvercin gerekli hareketleri gerçekleştirmektedir. Amerikalı araştırmacılar olan Walcot ve Keeton bu konuda yaptıkları bir deneyde, her tarafı kapalı bir kafes içine koydukları saka kuşunu ( Carduelis carduelis ) Helmholtz bobini olarak adlandırılan manyetik alan yaratıcı bir sistemin merkezine yerleştirdiler. Bu sistem sayesinde manyetik alanın yoğunluğunu değiştirmeksizin alanın yönünü değiştirmek olanaklıydı. Alanın yönünü sürekli değiştirerek saka kuşunun davranışlarını gözlediler. Saka kuşu manyetik alanın yönü her değiştirildiğinde kendini yeni yöne göre ayarlıyordu. Bütün bu araştırmalar kuşların manyetik alandan yararlandığını ortaya koymaktadır.<br />
SİSTEMİN YANILGI NOKTALARI<br />
Bu sistem çok mükemmel gibi görünse de bazen yanılmaktadır. Özellikle manyetik alanı algılayamayacak şekilde uzaktan bırakılma, “lokal manyetik anormaller” olarak adlandırabileceğimiz demir yatakları, madenler, jeomanyetik alandaki değişime neden olan olaylar, fırtınalar hatta güneşteki patlamalar bile sistemin aksamasına neden olabilmektedir. Neyse ki, kuşlar sadece bu sistemden yararlanarak yön belirlememektedirler. Aslında kuşlar yön bulmakta güneş ve yıldızların konumlarını da kullanmaktadırlar. Bu nedenle esasen iki tane iç pusuladan bahsetmek belki de daha doğru olacaktır. Yeryüzünün manyetik alanının yön belirlemede kullanılmasını sağlayan bu sistem göçmen kuşların tümünde hatta bütün kuşlarda varmış gibi görünmektedir. Ancak her kuşun bu sistemi kullanma şekli farklıdır. Her iki sistemin ( pusulanın ) birbiri ile çeliştiği durumlarla da karşılaşılmaktadır. Hangi pusulanın kullanılacağı kuş türüne ve göç yollarına göre değişmektedir. Düzenli olarak yükseklerde uçan kuşlarda yıldız sistemi daha öncelikli kullanıldığı sanılmakla birlikte, çelişkili durumlarda manyetik pusulanın ön planda geçtiği düşünülmektedir. Bu konuda Bozötleğen ( Sylvia borin ) kuşlarının yavruları ile yapılan bir deneyde, kuşlar aynı yapay yıldız görüntülerinin bulunduğu iki farklı ortamda yetiştirilmişlerdir. Ortamlardan birinde manyetik alan bulunmakta, diğerinde ise bulunmamaktadır. Büyüyen kuşlar daha sonra doğaya salıverilmişlerdir. Manyetik alan bulunan ortamda yetiştirilenler doğru yöne yönelirlerken, manyetik alan bulunmayan ortamda yetiştirilenler yanlış yöne yönelmişlerdir. Deney sonuçları kuşların çelişkiye düştükleri durumlarda manyetik bilginin, yıldızlardan gelen bilginin önüne geçtiğini göstermektedir. Ancak son yıllarda bu konuda yepyeni teoriler ortaya atılmıştır. Posta güvercinleri ile yapılan deneyler, bu güvercinlerin yukarıda aktardığımız sistemlerin yanı sıra farklı bazı sistemleri daha kullandıklarını ortaya koymaktadır.<br />
KOKU TEORİSİ<br />
1947 yılında geliştirilen manyetik alan varsayımı uzun yıllar genel kabul görmüştür. Ancak son dönemde bu konuda yeni bir varsayım daha ortaya atılmıştır. Bu varsayıma göre güvercinler, koku duyguları sayesinde hedeflerine ulaşabilmektedirler. Koku varsayımı ilk kez 1972 yılında F. Papi tarafından ileri sürülmüş ve 1980 yılında Almanya’da Hans Wallraff tarafından hafifçe değiştirilerek son halini almıştır. Bu varsayıma göre her coğrafi bölgenin uçucu maddelerden oluşan kendine özgü bir kokusu vardır. Yapılan araştırmalar güvercinlerin yön bulmasına yarayan kokuların havada aeresol halinde değil, molekül halinde bulunduklarını ortaya çıkartmıştır. Posta güvercinlerinin bu kokuları tek tek tanıdıkları düşünülmektedir. Bu güvercinlerin yavrularının bile farklı yönden esen rüzgarların, farklı kokular taşıdığını daha uçmaya başlamadan öğrendiği ve yaşadığı bölgenin bir koku haritasını çıkarttığı kabul edilmektedir. Uçmaya başladıktan sonra ise, farklı bölgelerin kokularının bu haritaya ilave edilerek haritanın geliştirildiği varsayılmaktadır. Bu konuda bir çok deney yapılmakta ve varsayım desteklenmeye çalışılmaktadır. Özellikle koku alma duyuları geçici olarak köreltilen güvercinlerin tanımadıkları bir bölgeden geri dönemedikleri gözlenmiştir. Ancak bölgeyi önceden tanıyorlarsa geri gelebilmektedirler. Bugün koku varsayımı genel olarak kabul edilen bir görüş durumundadır. Ancak diğer yön bulma yetileri ile birlikte ve duruma göre kullanıldığı düşünülmektedir. Bu konudaki çalışmalar ve araştırmalar devam etmektedir.</p>
</blockquote>
<p></font></font></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Güvercinlerde bilincin varlığı üzerine bir deney]]></title>
<link>http://www.hayvanlarim.com/guvercinlerde-bilincin-varligi-uzerine-bir-deney-554/</link>
<pubDate>Sun, 27 Apr 2008 09:27:33 +0000</pubDate>
<dc:creator>hayvansehri</dc:creator>
<guid>http://hayvansehri.tr.wordpress.com/2008/04/27/guvercinlerde-bilincin-varligi-uzerine-bir-deney/</guid>
<description><![CDATA[Güvercinlerde bilincin varlığı üzerine bir deney
Bir şeyin yeniden nerede ortaya çıkacağın]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong><font color="#ff6600" face="Trebuchet MS">Güvercinlerde bilincin varlığı üzerine bir deney</font></strong></p>
<blockquote><p><font face="Arial, Helvetica"><font size="2">Bir şeyin yeniden nerede ortaya çıkacağını tahmin edebilen hayvan kafada çözümleme konusunda temel bir yeteneğe sahip demektir. Julia Neiwork ile Mark Rilling’in Michigan Eyalet Üniversitesinde yürüttükleri araştırmanın dayandığı mantık da buydu.</font></font></p>
</blockquote>
<p><img border="0" src="http://www.taklaciguvercin.com/images/ozbek.jpg" width="200"><font face="Arial, Helvetica"><font size="2"></p>
<blockquote><p>Araştırmalarında güvercinlere kolu gözden kaybolup yeniden ortaya çıkan bir saat kadranı gösterilmekteydi. Saatin kullanılmasındaki amaç güvercinlere zaman kavramını aşılamak değil, düzenli ve önceden tahmin edilebilen bir hareketi olan, gözden kaybolduğunda yeniden nerede ortaya çıkacağı kolaylıkla bulunabilecek bir uyarıcı sağlamaktı. Bu da saatin koluydu. Deneyde kullanılan saat kadranında, 12’ den başlayıp saniyede 90 derecelik bir açı yaparak aynı hızda dönen tek bir kol vardı. Araştırmacıların yaptığı düzenlemeye göre kol saat 3 ü gösterdiğinde gözden kayboluyor, bir süre sonra başka bir noktada yeniden ortaya çıkıyordu. Araştırmacıların cevabını aradığı soru, saat 3 konumundayken gözden kaybolan kolun, eğer belli bir hızla hareket ediyorsa belli bir süre sonra nerede ortaya çıkacağını güvercinlerin bulup bulamayacağıydı. Başka bir değişle güvercinler kolu görmedikleri halde nerede ortaya çıkacağını tahmin edebilecekler miydi?<br />
Neiwork ve Rilling yaptıkları deneyde , saatin kolu için üç farklı hareket biçimi belirlediler. Bunların üçünde de güvercin, saat kadranında 12 konumundan 3 konumuna sabit hızla ilerleyen bir kol görünüyordu. İlkinde kol aynı sabit hızla dönerek 12 konumuna geri dönüyordu. İkincisinde kol saat 3’ te gözden kayboluyor, aynı hızla hareket etmesi halinde görülmesi beklenebilecek 4:30 ya da 6 gibi bir konumda yeniden ortaya çıkıyordu. Üçüncü seçenekte ise kol yine 3’ te gözden kayboluyor, ancak aynı hızla hareket etmesi halinde yeniden görülebileceği yerle ilgisi olmayan bir yer ve zamanda ortaya çıkıyordu. Yani 4:30 ya da 6 konumuna daha çabuk ya da daha yavaş ulaşıyordu.<br />
Güvercinler için bir yemleme tuşu konmuştu ve bu tuşu sadece, kendilerine gösterilen kadrandaki kol sabit bir hızla döndüğü zaman gagaladıklarında yem alabiliyorlardı. Kolun sürekli göz önünde olması ya da kaybolup yeniden ortaya çıkması önemli değildi. Yani, güvercinler yukarıda anlattığımız, kolun üç değişik hareket biçiminden ilk ikisinde tuşu gagaladıklarında yem alacak şekilde eğitilmişlerdi. Ancak, gözden kaybolduktan sonra belirsiz bir zamanda yeniden ortaya çıkan bir kol gösterildiğinde (3.seçenek) tuşa ne kadar vursalar da yem verilmiyordu. Şaşırtıcı ama, güvercinler bunu yapmayı öğrendiler. Güvercinlerin, saat 3 konumuna geldiğinde ortadan kaybolan bir kolla (2. ve 3.seçenekler) tüm dönüşü boyunca göz önünde olan bir kol (1.seçenek) arasındaki farkı ayırt etmeleri bizi çok fazla şaşırtmayabilirdi. Ama 1. ve 2. seçenek arasında bir benzerlik bulunduğunu (kol gözden kaybolsa da kaybolmasa da sabit hızla hareket etmektedir) ve bunların ikisinin de 3. seçenekten (kol gözden kaybolduktan sonra farklı bir hızla hareket etmiştir, çünkü beklenmeyen bir zaman ve yerde ortaya çıkmıştır) farklı olduğunu anlayabilmeleri önemli bir başarıdır. Ve güvercinler bu başarıyı sağlayabilmişlerdir. Peki şöyle bir olasılık yok mu?: güvercinler kolun daha önceki hareketine bakarak ileriyi gerçekten tahmin etmeyip, sadece kolun üç ayrı hareket biçimindeki özelliklerini öğrenmiş olamazlar mı? Belki de şunlara benzer kurallar öğrenmişlerdir: ‘eğer kol sürekli göz önündeyse tuşu gagala ve yemini al’ (1.seçenek), ‘eğer kayboluyor ve iki saniye sonra kadranın altında yeniden ortaya çıkıyorsa gagala ve yemini al’ (2.seçenek) ve ‘eğer kol ortadan kayboluyor kadranın altında iki saniyeden az ya da uzun bir zamanda ortaya çıkıyorsa gagalama.’ Bu üç kural, gerçek öyle olmasa da güvercinlerin kolun konumunu doğru olarak öncede tahmin edebildikleri izlenimini yaratmalarına imkan verecektir. Burada önemli olan, hedefin değiştirilerek duruma bir yenilik getirmesi ve böylece eski kuralların bozulması durumunda ne olacağıdır.<br />
Şimdi varsayalım ki saatin kolu daha önce olduğu gibi yine saat 3 konumunda gözden kayboluyor ve kadranda güvercinlerin daha önce hiç görmediği bir yerde yeniden ortaya çıkıyor. Bu durumda güvercinler sabit bir hızla hareket eden bir kolla belirsiz bir hızla ilerleyen kolu birbirinden ayırt edebilirler mi? Evet edebilirler. Güvercinler, görünmeden ilerlediğinde saniyede 90 derecelik sabit hıza uygun bir yerde (örneğin, saat 5 ya da 7) ortaya çıkan kolla aynı yerde ortaya çıkabilmek için daha hızlı ya da yavaş hareket etmesi gereken kolu derhal ayırt etmişlerdir.<br />
Böylece görüldü ki güvercinler kolun yeniden ortaya çıkışındaki gecikmeyi fark etmekle kalmıyor, aynı zamanda bu gecikmenin kolun gözden kaybolmadan önceki hızıyla uyumlu olup olmadığını da fark ediyorlardı. Bunu yapabilmek için kolun görüş alanı dışında olduğu zaman içindeki hızını tahmin ederek , belli bir gecikme sonunda yeniden nerede ortaya çıkabileceğini çözümlemiş olmaları gerekir. Dünyanın içsel bir görüntüsüne sahip olmak ve bunun üzerinde değişiklikler yapabilmek –bu durumda hızın sabit olduğu varsayımıyla kolun hareketini önceden tahmin edebilmek- ise daha önce de belirlediğimiz gibi düşünmenin ilk adımıdır.</p>
</blockquote>
<p></font></font><!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Güvercinlerde bilincin varlığı üzerine bir deney]]></title>
<link>http://www.hayvanlarim.com/guvercinlerde-bilincin-varligi-uzerine-bir-deney-554/</link>
<pubDate>Sun, 27 Apr 2008 09:27:33 +0000</pubDate>
<dc:creator>agrili</dc:creator>
<guid>http://hayvanlarim.tr.wordpress.com/2008/04/27/guvercinlerde-bilincin-varligi-uzerine-bir-deney/</guid>
<description><![CDATA[Güvercinlerde bilincin varlığı üzerine bir deney
Bir şeyin yeniden nerede ortaya çıkacağın]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong><font color="#ff6600" face="Trebuchet MS">Güvercinlerde bilincin varlığı üzerine bir deney</font></strong></p>
<blockquote><p><font face="Arial, Helvetica"><font size="2">Bir şeyin yeniden nerede ortaya çıkacağını tahmin edebilen hayvan kafada çözümleme konusunda temel bir yeteneğe sahip demektir. Julia Neiwork ile Mark Rilling’in Michigan Eyalet Üniversitesinde yürüttükleri araştırmanın dayandığı mantık da buydu.</font></font></p></blockquote>
<p><img border="0" src="http://www.taklaciguvercin.com/images/ozbek.jpg" width="200"><font face="Arial, Helvetica"><font size="2"></p>
<blockquote><p>Araştırmalarında güvercinlere kolu gözden kaybolup yeniden ortaya çıkan bir saat kadranı gösterilmekteydi. Saatin kullanılmasındaki amaç güvercinlere zaman kavramını aşılamak değil, düzenli ve önceden tahmin edilebilen bir hareketi olan, gözden kaybolduğunda yeniden nerede ortaya çıkacağı kolaylıkla bulunabilecek bir uyarıcı sağlamaktı. Bu da saatin koluydu. Deneyde kullanılan saat kadranında, 12’ den başlayıp saniyede 90 derecelik bir açı yaparak aynı hızda dönen tek bir kol vardı. Araştırmacıların yaptığı düzenlemeye göre kol saat 3 ü gösterdiğinde gözden kayboluyor, bir süre sonra başka bir noktada yeniden ortaya çıkıyordu. Araştırmacıların cevabını aradığı soru, saat 3 konumundayken gözden kaybolan kolun, eğer belli bir hızla hareket ediyorsa belli bir süre sonra nerede ortaya çıkacağını güvercinlerin bulup bulamayacağıydı. Başka bir değişle güvercinler kolu görmedikleri halde nerede ortaya çıkacağını tahmin edebilecekler miydi?<br />
Neiwork ve Rilling yaptıkları deneyde , saatin kolu için üç farklı hareket biçimi belirlediler. Bunların üçünde de güvercin, saat kadranında 12 konumundan 3 konumuna sabit hızla ilerleyen bir kol görünüyordu. İlkinde kol aynı sabit hızla dönerek 12 konumuna geri dönüyordu. İkincisinde kol saat 3’ te gözden kayboluyor, aynı hızla hareket etmesi halinde görülmesi beklenebilecek 4:30 ya da 6 gibi bir konumda yeniden ortaya çıkıyordu. Üçüncü seçenekte ise kol yine 3’ te gözden kayboluyor, ancak aynı hızla hareket etmesi halinde yeniden görülebileceği yerle ilgisi olmayan bir yer ve zamanda ortaya çıkıyordu. Yani 4:30 ya da 6 konumuna daha çabuk ya da daha yavaş ulaşıyordu.<br />
Güvercinler için bir yemleme tuşu konmuştu ve bu tuşu sadece, kendilerine gösterilen kadrandaki kol sabit bir hızla döndüğü zaman gagaladıklarında yem alabiliyorlardı. Kolun sürekli göz önünde olması ya da kaybolup yeniden ortaya çıkması önemli değildi. Yani, güvercinler yukarıda anlattığımız, kolun üç değişik hareket biçiminden ilk ikisinde tuşu gagaladıklarında yem alacak şekilde eğitilmişlerdi. Ancak, gözden kaybolduktan sonra belirsiz bir zamanda yeniden ortaya çıkan bir kol gösterildiğinde (3.seçenek) tuşa ne kadar vursalar da yem verilmiyordu. Şaşırtıcı ama, güvercinler bunu yapmayı öğrendiler. Güvercinlerin, saat 3 konumuna geldiğinde ortadan kaybolan bir kolla (2. ve 3.seçenekler) tüm dönüşü boyunca göz önünde olan bir kol (1.seçenek) arasındaki farkı ayırt etmeleri bizi çok fazla şaşırtmayabilirdi. Ama 1. ve 2. seçenek arasında bir benzerlik bulunduğunu (kol gözden kaybolsa da kaybolmasa da sabit hızla hareket etmektedir) ve bunların ikisinin de 3. seçenekten (kol gözden kaybolduktan sonra farklı bir hızla hareket etmiştir, çünkü beklenmeyen bir zaman ve yerde ortaya çıkmıştır) farklı olduğunu anlayabilmeleri önemli bir başarıdır. Ve güvercinler bu başarıyı sağlayabilmişlerdir. Peki şöyle bir olasılık yok mu?: güvercinler kolun daha önceki hareketine bakarak ileriyi gerçekten tahmin etmeyip, sadece kolun üç ayrı hareket biçimindeki özelliklerini öğrenmiş olamazlar mı? Belki de şunlara benzer kurallar öğrenmişlerdir: ‘eğer kol sürekli göz önündeyse tuşu gagala ve yemini al’ (1.seçenek), ‘eğer kayboluyor ve iki saniye sonra kadranın altında yeniden ortaya çıkıyorsa gagala ve yemini al’ (2.seçenek) ve ‘eğer kol ortadan kayboluyor kadranın altında iki saniyeden az ya da uzun bir zamanda ortaya çıkıyorsa gagalama.’ Bu üç kural, gerçek öyle olmasa da güvercinlerin kolun konumunu doğru olarak öncede tahmin edebildikleri izlenimini yaratmalarına imkan verecektir. Burada önemli olan, hedefin değiştirilerek duruma bir yenilik getirmesi ve böylece eski kuralların bozulması durumunda ne olacağıdır.<br />
Şimdi varsayalım ki saatin kolu daha önce olduğu gibi yine saat 3 konumunda gözden kayboluyor ve kadranda güvercinlerin daha önce hiç görmediği bir yerde yeniden ortaya çıkıyor. Bu durumda güvercinler sabit bir hızla hareket eden bir kolla belirsiz bir hızla ilerleyen kolu birbirinden ayırt edebilirler mi? Evet edebilirler. Güvercinler, görünmeden ilerlediğinde saniyede 90 derecelik sabit hıza uygun bir yerde (örneğin, saat 5 ya da 7) ortaya çıkan kolla aynı yerde ortaya çıkabilmek için daha hızlı ya da yavaş hareket etmesi gereken kolu derhal ayırt etmişlerdir.<br />
Böylece görüldü ki güvercinler kolun yeniden ortaya çıkışındaki gecikmeyi fark etmekle kalmıyor, aynı zamanda bu gecikmenin kolun gözden kaybolmadan önceki hızıyla uyumlu olup olmadığını da fark ediyorlardı. Bunu yapabilmek için kolun görüş alanı dışında olduğu zaman içindeki hızını tahmin ederek , belli bir gecikme sonunda yeniden nerede ortaya çıkabileceğini çözümlemiş olmaları gerekir. Dünyanın içsel bir görüntüsüne sahip olmak ve bunun üzerinde değişiklikler yapabilmek –bu durumda hızın sabit olduğu varsayımıyla kolun hareketini önceden tahmin edebilmek- ise daha önce de belirlediğimiz gibi düşünmenin ilk adımıdır.</p></blockquote>
<p></font></font><!-- / message --></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kapadokya Ve Güvercinlikler]]></title>
<link>http://www.hayvanlarim.com/kapadokya-ve-guvercinlikler-553/</link>
<pubDate>Sun, 27 Apr 2008 09:24:01 +0000</pubDate>
<dc:creator>agrili</dc:creator>
<guid>http://hayvanlarim.tr.wordpress.com/2008/04/27/kapadokya-ve-guvercinlikler/</guid>
<description><![CDATA[KAPADOKYA VE GÜVERCİNLİKLERTÜRK TOPLUMUNDA GÜVERCİN
Ülkemizde başta güvercinler olmak üzer]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong><font color="#ff6600" face="Trebuchet MS">KAPADOKYA VE GÜVERCİNLİKLER</font></strong>TÜRK TOPLUMUNDA GÜVERCİN<br />
Ülkemizde başta güvercinler olmak üzere şehirlerde insanlarla birlikte yaşayan kuşların tümüne karşı bir acıma ve buna bağlı olarak gelişen bir yardım etme duygusu vardır. Kuşlara yem vermek, onlara iyi davranmak dinen sevap kazanmak anlamına gelmektedir. Böyle davranan kişiler ruhen kendilerini daha rahat hissetmektedirler. Bu geleneğin bize Osmanlı toplumundan miras kaldığını söyleyebiliriz. Osmanlı toplumunda halk içinde daha çok dini yaklaşımlar sonucu güvercin hep kutsal bir kuş olarak kabul edilmiştir. Kuran’da yer alan Hz. Muhammet’in Kureyşliler’den kaçarken saklandığı mağarada bir güvercinin ona yardım etmesi olayı ve Hacı Bektaşi Veli’nin Horasan’dan Anadolu’ya gelirken güvercin kılığında geldiği yolunda ki rivayetler sonucu halk arasında güvercinler hep özel bir öneme sahip olmuşlardır.<br />
Ahmet Haşim 1921 yılında yayımlanan “Gurebahane–i Laklakan” (Yoksul leylekler bakımevi) adlı eserinde Bursa’da Haffaflar çarşısından (ayakkabıcılar çarşısı) bahseder. Bu çarşının orta yerinde bulunan meydanda kanadı ya da bacağı kırık leyleklerin, bunamış kargaların ve çeşitli sakat kuşların toplandığını ve çarşı esnafının aralarında topladığı paralar ile bütün bu kuşlara yıllarca baktığını anlatır.<br />
Ünlü şairimiz Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın aktardığına göre, Sivaslı bir tüccar iki dükkanının gelirlerinin tamamını kuşlara yem alınması için vakfetmiştir. Dolmabahçe Sarayı bahçesine bugün de görülebilen bir kuş hastanesi bulunmaktadır. Bu örnekleri çoğaltabilmek mümkündür. Hatta bizim toplumumuzda kuş ve insan ilişkisi öyle bir noktaya gelmiştir ki, havada uçan kuşun üzerimize pislemesini bile bir uğur ve hayır işareti olarak kabul etmişizdir.<br />
Bütün bunların kökeni, Türklerin İslamiyet öncesi Şamanizm döneminden kaynaklanan ve Şamanizm felsefesi ile beslenen bir kuş sevgisinden kaynaklanmaktadır. Bu felsefe Türk topluluklarının etken olduğu beylikler dönemi, Selçuklu dönemi ve son olarak da Osmanlı devleti döneminde de varlığını belli biçimlerde devam ettirerek günümüze kadar ulaşmıştır.<br />
ANADOLU’DA YABANİ GÜVERCİN BAKICILIĞININ TARİHÇESİ<br />
Yabani güvercinler eski devirlerde esas olarak gübresi ve eti için beslenmişlerdir. Güvercin gübresinin bitkiler için çok yararlı olduğunu gören çiftçiler bu gübreyi daha sistematik ve düzenli bir biçimde elde edebilmek için çeşitli yollar denemişlerdir.<br />
Yabani güvercinlerin ülkemizde bu amaçlar için ne zamandan beri kullanıldıkları konusunda elimizde bir belge bulunmamaktadır. Ancak Anadolu’da güvercin yetiştiriciliğinin bilinen tarihinin MÖ. 3000 yıllarında başladığı düşünülürse, bu kullanım tarzının eş zamanlı olarak gelişmiş olabileceği kabul edilebilir. Ülkemizde yabani güvercinlere daha çok dini duygularla bakılmaktadır. Bunun yanı sıra gübresi için bakılmaları yaygındır. Yabani güvercinlerin eti için bakılmaları olayı ülkemizde sadece Diyarbakır bölgesinde Osmanlı Devleti döneminde görülmektedir. Bu olayın Arap etkisi ile gelişmiş olabileceği tahmin edilmektedir.<br />
GÜBRE GEREKSİNİMİ İÇİN BAKICILIK<br />
Yabani güvercin bakıcılığının en önemli nedenlerinden biri gübre gereksinimidir. Güvercin gübresi oldukça değerli bir gübre olarak kabul edilmektedir. Bileşiminde yaklaşık % 25 organik madde, % 2 azot, % 1 fosforik asit bulunmaktadır. Osmanlı devleti döneminde “koğa” adı verilen güvercin gübresinin önemli bir ihraç ürünü olduğu bilinmektedir. Osmanlı devlet arşivinde yurt dışından gelen gübre talepleri ve yurt dışına yapılan çeşitli satışlara ilişkin belgeler bulunmaktadır. Osmanlı devleti döneminde güvercin gübresinin Kapadokya bölgesinde üzüm bağlarında ve Diyarbakır çevresinde ise karpuz yetiştiriciliğinde kullanıldığı bilinmektedir. Bu kullanım şekli günümüzde de kısmen varlığını sürdürmekle birlikte suni gübrelerin yaygınlaşması sonucu artık pek kalmamıştır. Gübre gereksinimi için yabani güvercin bakıcılığında, gübrenin düzenli toplanabilmesi ve birikmesini sağlayabilmek için bazı yapılara gereksinim duyulmuştur. Bu yapılar Kapadokya’da “güvercinlik” ve Diyarbakır’da “boranhane” olarak karşımıza çıkmaktadır.<br />
KAPADOKYA’NIN GÜVERCİNLİKLERİ<br />
Kapadokya bölgesini gezen ziyaretçiler peribacaları, kayalara oyulmuş kilise ve manastırlar ile yer altı şehirleri arasında fantastik bir yolculuk yaparken genellikle güvercinliklere fazla dikkat etmezler. En yaygın örneklerini Kapadokya bölgesinde gördüğümüz güvercinlikler, bölge çiftçisinin üzüm bağlarından daha fazla verim alabilmek amacıyla güvercin gübresi kullanma geleneğinden kaynaklanmaktadır. Bu amaçla bir çok güvercinlik inşa edilmiştir. Bu bölgede karşılaştığımız güvercinlikler, daha çok kayalara oyulmuş odacıklar şeklindedir.<br />
Ancak kesme taştan yapılmış ev benzeri yapı tipinde olanları da bulunmaktadır. Bazen de yöredeki bir kaya manastırının ön cephesi duvarla kapatılıp içi güvercinlik haline getirilmiştir. Çavuşin Kasabası yakınlarındaki Çavuşin Kilisesi, Göreme’de Kılıçlar Meryemana Kilisesi ve Karşıbucak vadisinde yer alan kiliseler buna en iyi örnektir. Bugün güvercinlik olarak kullanılmış manastır ve kiliselerde fresklerinin sağlam kalmasını güvercinlere borçluyuz. Çünkü bu sayede freskler özellikle insanlar tarafından yapılan tahribattan korunmuşlardır. Bölgedeki güvercinliklerin en yoğun rastlandığı yerler, Ürgüp’te Üzengi vadisi ve Kayseri ili sınırları içersinde kalan Soğanlı vadisidir. Soğanlı vadisinde bulunan güvercinlikler 7–8 katlı olarak inşa edilmiş oldukça büyük yapılardır. Bunun yanı sıra, Uçhisar civarındaki vadiler, Göreme’de Kılıçlar ve Güllüdere vadileri, Ortahisar’da Balkanderesi ve Kızılçukur vadileri, Nevşehir yakınlarındaki Çat vadisi sayılabilir.<br />
Bu bölgedeki güvercinliklerin en eski örnekleri 18. yüz yılda yapılmıştır. Bu yüz yıldan kalma olanların sayısı fazla değildir. Ağırlıklı olarak buradaki güvercinlikler 19. yüz yıl ve 20. yüz yılın başlarında inşa edilmişlerdir. Buradaki güvercinlikler 18. yüz yıl başında bölgeyi ziyaret eden batılı gezginlerin de dikkatini çekmiştir. Bu gezginlerden Charles Texier ve William Hamilton anılarında ve çizdikleri gravürlerde güvercinliklere dikkat çekmişlerdir.</p>
<table width="640" id="ncode_imageresizer_warning_2" class="ncode_imageresizer_warning">
<tr>
<td width="20" class="td1"><img border="0" width="16" src="http://www.hayvansehri.com/guvercinler-hakkinda-genel-konular/1929-kapadokya-ve-guvercinlikler/images/statusicon/wol_error.gif" height="16" /></td>
<td class="td2">Resmin OrjinaL haLini Görmek için Burayı TıkLayınız.!</td>
</tr>
</table>
<p><img border="0" width="500" src="http://www.taklaciguvercin.com/Kapadokya%20001.jpg" height="374" /><br />
GÜVERCİNLİKLERDE KULLANILAN SÜSLEMELER<br />
Kapadokya bölgesi güvercinliklerinde dış cephede çeşitli süslemelerle karşılaşılmaktadır. Bu bakımdan güvercinlikler bize, Türk–İslam halk resim sanatının ender örneklerini görebilme olanağı sunmaktadırlar. Güvercinliklerde oldukça yaygın olarak kullanılan kırmızı renk, bölgeye has “Yoşa” adıyla tanınan bir toprak türünden elde edilmektedir. Yoşa’nın yanı sıra güvercinliklerin dış yüzeyinde yapılan süslemelerde çeşitli bitkilerden elde edilen kök boyalar ve demir oksit içeren topraklardan elde edilen boyalar da kullanılmıştır.<br />
Güvercinlik süslemelerinde kilim motiflerine sıklıkla rastlanmaktadır. Güvercinlikler üzerinde çeşitli geometrik desenler, bölgedeki sosyal yaşantıyı yansıtan figürler ile bitki ve hayvan motifleri sıklıkla bulunmaktadır. Bu figürler arasında nargile içen adamlar ve kılıç kalkan oynayan çizimler dikkat çekicidir. Göreme, Çavuşin ve Zelve vadilerindeki güvercinliklerde çark-ı felek motiflerine çoğunlukla rastlanmaktadır. Eski dönemlerde dört rüzgar tanrısını temsil etmiş olmasına karşın günümüzde dönen dünyayı, dönen kaderi, feleğin ve aşkın çemberini simgeleyen çarkı felek motiflerinin yanı sıra, üstünde kuş tünemiş hayat ağacı ve nar motifleri de çark-ı felek motifleri gibi yaygındır.<br />
Şaman geleneklerinden kaynaklanan hayat ağacı, öteki dünyaya geçişi sağlayan yolu simgelemektedir. Hayat ağacı üzerinde yer alan kuşlar ise ağaca bekçilik yapan ve bu yolculukta insanlara eşlik eden yaratıklardır. Cenneti, bolluğu ve bereketi temsil eden nar ise Anadolu’da tarih boyunca kutsal bir meyve olarak kabul edilmektedir.<br />
Yukarıda bahsedilen motiflerin yanı sıra bazı güvercinliklerde Eski Türkçe ile yazılmış kitabeler de yer almaktadır. Genellikle güvercinliğin yapıldığı tarih, “Maşallah” ve “Allah” kelimeleri ile nadir de olsa güvercinliğin sahibinin kimliği ve mesleğini belirtir yazılar da bulunmaktadır.</p>
<table width="640" id="ncode_imageresizer_warning_1" class="ncode_imageresizer_warning">
<tr>
<td width="20" class="td1"><img border="0" width="16" src="http://www.hayvansehri.com/guvercinler-hakkinda-genel-konular/1929-kapadokya-ve-guvercinlikler/images/statusicon/wol_error.gif" height="16" /></td>
<td class="td2">Resmin OrjinaL haLini Görmek için Burayı TıkLayınız.!</td>
</tr>
</table>
<p><img border="0" width="500" src="http://www.taklaciguvercin.com/Kapadokya%20002.jpg" height="374" /><br />
GÜVERCİNLİKLERİN İNŞA TEKNİĞİ<br />
Güvercinlikler inşa edilirken su kaynaklarına yakın olmasına, vadiden yüksek bir yerde bulunmasına ve giriş ağızlarının yönlerine dikkat edildiği göze çarpmaktadır. Güvercinliklerin giriş ağzı yönleri genellikle vadilerin doğu ya da güney tarafına bakmaktadır. Böylece kuşların kış aylarında soğuktan etkilenmelerinin önüne geçilmeye çalışıldığı gibi güvercinliklerin içinin güneş almasına da özen gösterilmiştir.<br />
Güvercinlikler genellikle kayalara oyulmuş bir oda şeklindedirler. Bu odanın içi 5–10 m2 büyüklüğündedir. Odanın dış cephesi güvercinler için giriş kapısı görevini gören oldukça dar 4–5 delikten oluşmaktadır. Bu giriş deliklerinin etrafı boyanıp süslenerek kuşların dikkati çekilmektedir. Odaların içinde duvarlarda kuşların yumurtlaması için açılmış uygun büyüklükte çeşitli oyuklar (nişler) yapılmıştır. Gene oda içinde duvardan duvara uzayan ahşap tünekler yer almaktadır. Böylece yerde biriken gübrenin toplanması kolaylaşmaktadır. Bir güvercinlik en az 100 güvercini barındırabilecek kapasitededir. Güvercinlikler vadi seviyesinden oldukça yükseklerde kayalar üzerine inşa edilmişlerdir. Böylece güvercinlerin insan ve diğer canlılardan fazla rahatsız olmamalarına özen gösterilmektedir. Güvercinliklerin tilki, fare, sansar, gelincik gibi zararlı hayvanlardan korunabilmesi amacı ile ayrıca güvercinliklerin dış cephesine alçı, yumurta akı ve kireç kaymağı karıştırılarak yapılan bir karışım sürülmektedir. Bu karışım zararlı hayvanların ayaklarının kaymasına neden olarak onların güvercinliklere ulaşabilmesini zorlaştırmaktadır. Dış cephede gübrenin toplanabilmesi için bir de insanın girişine olanak verilen tünel şeklinde kapı bulunmaktadır. Bu kapıya çıkış ise genellikle merdiven kullanarak yapılmaktadır.<br />
Yazan : Yavuz İşçen</p>
<table width="640" id="ncode_imageresizer_warning_3" class="ncode_imageresizer_warning">
<tr>
<td width="20" class="td1"><img border="0" width="16" src="http://www.hayvansehri.com/guvercinler-hakkinda-genel-konular/1929-kapadokya-ve-guvercinlikler/images/statusicon/wol_error.gif" height="16" /></td>
<td class="td2">Resmin OrjinaL haLini Görmek için Burayı TıkLayınız.!</td>
</tr>
</table>
<blockquote><p><img border="0" width="640" src="http://www.taklaciguvercin.com/Elkepevi-Ürgüp.jpg" height="425" /><br />
Resimler: Elkepevi / Ürgüp<!-- / message --></p></blockquote>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kapadokya Ve Güvercinlikler]]></title>
<link>http://www.hayvanlarim.com/kapadokya-ve-guvercinlikler-553/</link>
<pubDate>Sun, 27 Apr 2008 09:24:01 +0000</pubDate>
<dc:creator>hayvansehri</dc:creator>
<guid>http://hayvansehri.tr.wordpress.com/2008/04/27/kapadokya-ve-guvercinlikler/</guid>
<description><![CDATA[KAPADOKYA VE GÜVERCİNLİKLERTÜRK TOPLUMUNDA GÜVERCİN
Ülkemizde başta güvercinler olmak üzer]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong><font color="#ff6600" face="Trebuchet MS">KAPADOKYA VE GÜVERCİNLİKLER</font></strong>TÜRK TOPLUMUNDA GÜVERCİN<br />
Ülkemizde başta güvercinler olmak üzere şehirlerde insanlarla birlikte yaşayan kuşların tümüne karşı bir acıma ve buna bağlı olarak gelişen bir yardım etme duygusu vardır. Kuşlara yem vermek, onlara iyi davranmak dinen sevap kazanmak anlamına gelmektedir. Böyle davranan kişiler ruhen kendilerini daha rahat hissetmektedirler. Bu geleneğin bize Osmanlı toplumundan miras kaldığını söyleyebiliriz. Osmanlı toplumunda halk içinde daha çok dini yaklaşımlar sonucu güvercin hep kutsal bir kuş olarak kabul edilmiştir. Kuran’da yer alan Hz. Muhammet’in Kureyşliler’den kaçarken saklandığı mağarada bir güvercinin ona yardım etmesi olayı ve Hacı Bektaşi Veli’nin Horasan’dan Anadolu’ya gelirken güvercin kılığında geldiği yolunda ki rivayetler sonucu halk arasında güvercinler hep özel bir öneme sahip olmuşlardır.<br />
Ahmet Haşim 1921 yılında yayımlanan “Gurebahane–i Laklakan” (Yoksul leylekler bakımevi) adlı eserinde Bursa’da Haffaflar çarşısından (ayakkabıcılar çarşısı) bahseder. Bu çarşının orta yerinde bulunan meydanda kanadı ya da bacağı kırık leyleklerin, bunamış kargaların ve çeşitli sakat kuşların toplandığını ve çarşı esnafının aralarında topladığı paralar ile bütün bu kuşlara yıllarca baktığını anlatır.<br />
Ünlü şairimiz Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın aktardığına göre, Sivaslı bir tüccar iki dükkanının gelirlerinin tamamını kuşlara yem alınması için vakfetmiştir. Dolmabahçe Sarayı bahçesine bugün de görülebilen bir kuş hastanesi bulunmaktadır. Bu örnekleri çoğaltabilmek mümkündür. Hatta bizim toplumumuzda kuş ve insan ilişkisi öyle bir noktaya gelmiştir ki, havada uçan kuşun üzerimize pislemesini bile bir uğur ve hayır işareti olarak kabul etmişizdir.<br />
Bütün bunların kökeni, Türklerin İslamiyet öncesi Şamanizm döneminden kaynaklanan ve Şamanizm felsefesi ile beslenen bir kuş sevgisinden kaynaklanmaktadır. Bu felsefe Türk topluluklarının etken olduğu beylikler dönemi, Selçuklu dönemi ve son olarak da Osmanlı devleti döneminde de varlığını belli biçimlerde devam ettirerek günümüze kadar ulaşmıştır.<br />
ANADOLU’DA YABANİ GÜVERCİN BAKICILIĞININ TARİHÇESİ<br />
Yabani güvercinler eski devirlerde esas olarak gübresi ve eti için beslenmişlerdir. Güvercin gübresinin bitkiler için çok yararlı olduğunu gören çiftçiler bu gübreyi daha sistematik ve düzenli bir biçimde elde edebilmek için çeşitli yollar denemişlerdir.<br />
Yabani güvercinlerin ülkemizde bu amaçlar için ne zamandan beri kullanıldıkları konusunda elimizde bir belge bulunmamaktadır. Ancak Anadolu’da güvercin yetiştiriciliğinin bilinen tarihinin MÖ. 3000 yıllarında başladığı düşünülürse, bu kullanım tarzının eş zamanlı olarak gelişmiş olabileceği kabul edilebilir. Ülkemizde yabani güvercinlere daha çok dini duygularla bakılmaktadır. Bunun yanı sıra gübresi için bakılmaları yaygındır. Yabani güvercinlerin eti için bakılmaları olayı ülkemizde sadece Diyarbakır bölgesinde Osmanlı Devleti döneminde görülmektedir. Bu olayın Arap etkisi ile gelişmiş olabileceği tahmin edilmektedir.<br />
GÜBRE GEREKSİNİMİ İÇİN BAKICILIK<br />
Yabani güvercin bakıcılığının en önemli nedenlerinden biri gübre gereksinimidir. Güvercin gübresi oldukça değerli bir gübre olarak kabul edilmektedir. Bileşiminde yaklaşık % 25 organik madde, % 2 azot, % 1 fosforik asit bulunmaktadır. Osmanlı devleti döneminde “koğa” adı verilen güvercin gübresinin önemli bir ihraç ürünü olduğu bilinmektedir. Osmanlı devlet arşivinde yurt dışından gelen gübre talepleri ve yurt dışına yapılan çeşitli satışlara ilişkin belgeler bulunmaktadır. Osmanlı devleti döneminde güvercin gübresinin Kapadokya bölgesinde üzüm bağlarında ve Diyarbakır çevresinde ise karpuz yetiştiriciliğinde kullanıldığı bilinmektedir. Bu kullanım şekli günümüzde de kısmen varlığını sürdürmekle birlikte suni gübrelerin yaygınlaşması sonucu artık pek kalmamıştır. Gübre gereksinimi için yabani güvercin bakıcılığında, gübrenin düzenli toplanabilmesi ve birikmesini sağlayabilmek için bazı yapılara gereksinim duyulmuştur. Bu yapılar Kapadokya’da “güvercinlik” ve Diyarbakır’da “boranhane” olarak karşımıza çıkmaktadır.<br />
KAPADOKYA’NIN GÜVERCİNLİKLERİ<br />
Kapadokya bölgesini gezen ziyaretçiler peribacaları, kayalara oyulmuş kilise ve manastırlar ile yer altı şehirleri arasında fantastik bir yolculuk yaparken genellikle güvercinliklere fazla dikkat etmezler. En yaygın örneklerini Kapadokya bölgesinde gördüğümüz güvercinlikler, bölge çiftçisinin üzüm bağlarından daha fazla verim alabilmek amacıyla güvercin gübresi kullanma geleneğinden kaynaklanmaktadır. Bu amaçla bir çok güvercinlik inşa edilmiştir. Bu bölgede karşılaştığımız güvercinlikler, daha çok kayalara oyulmuş odacıklar şeklindedir.<br />
Ancak kesme taştan yapılmış ev benzeri yapı tipinde olanları da bulunmaktadır. Bazen de yöredeki bir kaya manastırının ön cephesi duvarla kapatılıp içi güvercinlik haline getirilmiştir. Çavuşin Kasabası yakınlarındaki Çavuşin Kilisesi, Göreme’de Kılıçlar Meryemana Kilisesi ve Karşıbucak vadisinde yer alan kiliseler buna en iyi örnektir. Bugün güvercinlik olarak kullanılmış manastır ve kiliselerde fresklerinin sağlam kalmasını güvercinlere borçluyuz. Çünkü bu sayede freskler özellikle insanlar tarafından yapılan tahribattan korunmuşlardır. Bölgedeki güvercinliklerin en yoğun rastlandığı yerler, Ürgüp’te Üzengi vadisi ve Kayseri ili sınırları içersinde kalan Soğanlı vadisidir. Soğanlı vadisinde bulunan güvercinlikler 7–8 katlı olarak inşa edilmiş oldukça büyük yapılardır. Bunun yanı sıra, Uçhisar civarındaki vadiler, Göreme’de Kılıçlar ve Güllüdere vadileri, Ortahisar’da Balkanderesi ve Kızılçukur vadileri, Nevşehir yakınlarındaki Çat vadisi sayılabilir.<br />
Bu bölgedeki güvercinliklerin en eski örnekleri 18. yüz yılda yapılmıştır. Bu yüz yıldan kalma olanların sayısı fazla değildir. Ağırlıklı olarak buradaki güvercinlikler 19. yüz yıl ve 20. yüz yılın başlarında inşa edilmişlerdir. Buradaki güvercinlikler 18. yüz yıl başında bölgeyi ziyaret eden batılı gezginlerin de dikkatini çekmiştir. Bu gezginlerden Charles Texier ve William Hamilton anılarında ve çizdikleri gravürlerde güvercinliklere dikkat çekmişlerdir.</p>
<table width="640" id="ncode_imageresizer_warning_2" class="ncode_imageresizer_warning">
<tr>
<td width="20" class="td1"><img border="0" width="16" src="http://www.hayvansehri.com/guvercinler-hakkinda-genel-konular/1929-kapadokya-ve-guvercinlikler/images/statusicon/wol_error.gif" height="16" /></td>
<td class="td2">Resmin OrjinaL haLini Görmek için Burayı TıkLayınız.!</td>
</tr>
</table>
<p><img border="0" width="500" src="http://www.taklaciguvercin.com/Kapadokya%20001.jpg" height="374" /><br />
GÜVERCİNLİKLERDE KULLANILAN SÜSLEMELER<br />
Kapadokya bölgesi güvercinliklerinde dış cephede çeşitli süslemelerle karşılaşılmaktadır. Bu bakımdan güvercinlikler bize, Türk–İslam halk resim sanatının ender örneklerini görebilme olanağı sunmaktadırlar. Güvercinliklerde oldukça yaygın olarak kullanılan kırmızı renk, bölgeye has “Yoşa” adıyla tanınan bir toprak türünden elde edilmektedir. Yoşa’nın yanı sıra güvercinliklerin dış yüzeyinde yapılan süslemelerde çeşitli bitkilerden elde edilen kök boyalar ve demir oksit içeren topraklardan elde edilen boyalar da kullanılmıştır.<br />
Güvercinlik süslemelerinde kilim motiflerine sıklıkla rastlanmaktadır. Güvercinlikler üzerinde çeşitli geometrik desenler, bölgedeki sosyal yaşantıyı yansıtan figürler ile bitki ve hayvan motifleri sıklıkla bulunmaktadır. Bu figürler arasında nargile içen adamlar ve kılıç kalkan oynayan çizimler dikkat çekicidir. Göreme, Çavuşin ve Zelve vadilerindeki güvercinliklerde çark-ı felek motiflerine çoğunlukla rastlanmaktadır. Eski dönemlerde dört rüzgar tanrısını temsil etmiş olmasına karşın günümüzde dönen dünyayı, dönen kaderi, feleğin ve aşkın çemberini simgeleyen çarkı felek motiflerinin yanı sıra, üstünde kuş tünemiş hayat ağacı ve nar motifleri de çark-ı felek motifleri gibi yaygındır.<br />
Şaman geleneklerinden kaynaklanan hayat ağacı, öteki dünyaya geçişi sağlayan yolu simgelemektedir. Hayat ağacı üzerinde yer alan kuşlar ise ağaca bekçilik yapan ve bu yolculukta insanlara eşlik eden yaratıklardır. Cenneti, bolluğu ve bereketi temsil eden nar ise Anadolu’da tarih boyunca kutsal bir meyve olarak kabul edilmektedir.<br />
Yukarıda bahsedilen motiflerin yanı sıra bazı güvercinliklerde Eski Türkçe ile yazılmış kitabeler de yer almaktadır. Genellikle güvercinliğin yapıldığı tarih, “Maşallah” ve “Allah” kelimeleri ile nadir de olsa güvercinliğin sahibinin kimliği ve mesleğini belirtir yazılar da bulunmaktadır.</p>
<table width="640" id="ncode_imageresizer_warning_1" class="ncode_imageresizer_warning">
<tr>
<td width="20" class="td1"><img border="0" width="16" src="http://www.hayvansehri.com/guvercinler-hakkinda-genel-konular/1929-kapadokya-ve-guvercinlikler/images/statusicon/wol_error.gif" height="16" /></td>
<td class="td2">Resmin OrjinaL haLini Görmek için Burayı TıkLayınız.!</td>
</tr>
</table>
<p><img border="0" width="500" src="http://www.taklaciguvercin.com/Kapadokya%20002.jpg" height="374" /><br />
GÜVERCİNLİKLERİN İNŞA TEKNİĞİ<br />
Güvercinlikler inşa edilirken su kaynaklarına yakın olmasına, vadiden yüksek bir yerde bulunmasına ve giriş ağızlarının yönlerine dikkat edildiği göze çarpmaktadır. Güvercinliklerin giriş ağzı yönleri genellikle vadilerin doğu ya da güney tarafına bakmaktadır. Böylece kuşların kış aylarında soğuktan etkilenmelerinin önüne geçilmeye çalışıldığı gibi güvercinliklerin içinin güneş almasına da özen gösterilmiştir.<br />
Güvercinlikler genellikle kayalara oyulmuş bir oda şeklindedirler. Bu odanın içi 5–10 m2 büyüklüğündedir. Odanın dış cephesi güvercinler için giriş kapısı görevini gören oldukça dar 4–5 delikten oluşmaktadır. Bu giriş deliklerinin etrafı boyanıp süslenerek kuşların dikkati çekilmektedir. Odaların içinde duvarlarda kuşların yumurtlaması için açılmış uygun büyüklükte çeşitli oyuklar (nişler) yapılmıştır. Gene oda içinde duvardan duvara uzayan ahşap tünekler yer almaktadır. Böylece yerde biriken gübrenin toplanması kolaylaşmaktadır. Bir güvercinlik en az 100 güvercini barındırabilecek kapasitededir. Güvercinlikler vadi seviyesinden oldukça yükseklerde kayalar üzerine inşa edilmişlerdir. Böylece güvercinlerin insan ve diğer canlılardan fazla rahatsız olmamalarına özen gösterilmektedir. Güvercinliklerin tilki, fare, sansar, gelincik gibi zararlı hayvanlardan korunabilmesi amacı ile ayrıca güvercinliklerin dış cephesine alçı, yumurta akı ve kireç kaymağı karıştırılarak yapılan bir karışım sürülmektedir. Bu karışım zararlı hayvanların ayaklarının kaymasına neden olarak onların güvercinliklere ulaşabilmesini zorlaştırmaktadır. Dış cephede gübrenin toplanabilmesi için bir de insanın girişine olanak verilen tünel şeklinde kapı bulunmaktadır. Bu kapıya çıkış ise genellikle merdiven kullanarak yapılmaktadır.<br />
Yazan : Yavuz İşçen</p>
<table width="640" id="ncode_imageresizer_warning_3" class="ncode_imageresizer_warning">
<tr>
<td width="20" class="td1"><img border="0" width="16" src="http://www.hayvansehri.com/guvercinler-hakkinda-genel-konular/1929-kapadokya-ve-guvercinlikler/images/statusicon/wol_error.gif" height="16" /></td>
<td class="td2">Resmin OrjinaL haLini Görmek için Burayı TıkLayınız.!</td>
</tr>
</table>
<blockquote><p><img border="0" width="640" src="http://www.taklaciguvercin.com/Elkepevi-Ürgüp.jpg" height="425" /><br />
Resimler: Elkepevi / Ürgüp<!-- / message --></p>
</blockquote>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
