<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>katip-kol-gibi &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/katip-kol-gibi/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "katip-kol-gibi"</description>
	<pubDate>Fri, 05 Sep 2008 07:38:10 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[SİYONİZM FELSEFESİ]]></title>
<link>http://herseyosmanli.wordpress.com/?p=983</link>
<pubDate>Tue, 05 Feb 2008 06:33:55 +0000</pubDate>
<dc:creator>aliilaslan</dc:creator>
<guid>http://herseyosmanli.wordpress.com/?p=983</guid>
<description><![CDATA[GİRİŞ
Yıllardır                            izlediğiniz haberlerde, okuduğunuz gazetelerde Ort]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="chapter">GİRİŞ</p>
<p><img src="http://www.harunyahya.org/kitap/siyonizm_felsefesi/res/image159.jpg" align="right" height="169" width="125" />Yıllardır                            izlediğiniz haberlerde, okuduğunuz gazetelerde Ortadoğu'da                            neredeyse hemen her gün bir çatışma yaşandığına tanık                            oluyorsunuz. Her iki taraftan da pek çok masum insan;                            kadın, çocuk, genç, yaşlı bu acımasız savaşın hedefi                            oluyor. Evler, okullar, hastaneler ve hatta ibadethaneler                            yakılıp yıkılıyor. Yıllardır durmak bilmeyen bu kavga                            ve savaşın, akan gözyaşının ve kanın en önemli sorumlusu                            radikal Siyonist ideolojidir.</p>
<table align="left" border="0" cellpadding="4" cellspacing="0" width="175">
<tr>
<td class="kutu"><img src="http://www.harunyahya.org/kitap/siyonizm_felsefesi/res/image55.jpg" height="158" width="175" /></td>
</tr>
<tr>
<td class="kutu">
<div class="resimalti" align="center">İsrail, Filistin halkına karşı                                  1967 yılından bu yana uzun vadeli bir soykırım                                  politikası yürütüyor. İşgal altındaki Gazze ve                                  Batı Şeria topraklarında sivillere yönelik zulüm                                  aralıksız devam ediyor. Sokaklar İsrail saldırıları                                  sonucunda hayatını kaybetmiş Filistinlilerin cesetleriyle                                  dolu.</div>
</td>
</tr>
</table>
<p>İşgalci, sömürgeci ve ırkçı bir ideoloji olan radikal                            Siyonizm elli yılı aşkın bir süredir Ortadoğu'da kan                            dökmektedir.</p>
<p>Ne var ki özellikle Batı dünyasında Siyonizm gerçek                            anlamı ile tanınmamakta, Siyonist ideolojinin gerçek                            planı bilinmemektedir. Batı'da çoğu insan -yanlış bilgilendirmenin                            etkisiyle- Siyonizmin, Yahudilere bağımsız bir yurt                            sağlamayı hedefleyen masum bir ideoloji olduğunu düşünür,                            hatta bu nedenle kimi insanlar söz konusu ideolojiye                            sempati ile yaklaşırlar. Oysa gerçek hiç de öyle değildir.</p>
<p>Siyonizmin hedefinin Yahudilere bir vatan sağlamak                            olduğu ve Siyonistlerin bu yönde mücadele verdikleri                            doğrudur. Ancak bu mücadele, tarihin belki de en acımasız,                            en zalim yöntemlerinin kullanıldığı haksız bir mücadeleye                            dönüşmüştür. 19. yüzyılda gelişen Siyonizm, Yahudilere                            bir yurt sağlamak amacı ile yola çıkmış, bunun için                            Yahudiler tarafından da kutsal kabul edilen Filistin                            topraklarını seçmiştir. Buraya kadar makul ve meşru                            olan bu hedef, Filistin'de yaşayan Müslüman Arap halkın                            yok sayılması ile birlikte, acımasız bir kolonileştirme                            ve etnik temizlik projesine dönüşmüştür. Bu dönemde                            Siyonistlerin en sık kullandıkları "topraksız bir halk                            için halksız bir toprak" sloganı, gerçek dışı bir propagandadır.                            Çünkü o dönemde ne Yahudiler topraksızdır, ne de Filistin                            toprakları halksız. Siyonistlerin Filistin'e başlattıkları                            göç hareketi, Ortadoğu'da kargaşanın da başlangıcı olmuştur.                            Çünkü Siyonistler yeni geldikleri bu topraklarda, bölgenin                            halkı ile birarada yaşamak yerine, onları evlerinden                            çıkarmış, yurtlarından sürmüşlerdir. Siyonistlerin kendileri                            için bir vatan edinme hedefleri, milyonlarca insanın                            vatansız kalmasına neden olmuştur.</p>
<p>Bu kitapta bir yandan Siyonizmin çarpıtılmış propagandalarının                            ve telkinlerinin dünya barışı için nasıl büyük tehlikeler                            içerdiğini, bir yandan da bu ideolojinin neden olduğu                            katliamları, yıkımı ve tahribatı göreceksiniz.</p>
<table align="center" border="0" cellpadding="4" width="346">
<tr>
<td width="292"><img src="http://www.harunyahya.org/kitap/siyonizm_felsefesi/res/image65.jpg" height="207" width="296" /></td>
<td width="44"><img src="http://www.harunyahya.org/kitap/siyonizm_felsefesi/res/image179.jpg" height="207" width="150" /></td>
</tr>
</table>
<p>Unutmamak gerekir ki, radikal Siyonizmin planları yalnızca                            Ortadoğu ile sınırlı değildir. Siyonizm dünya hakimiyeti                            hedefinde olan din dışı ve ırkçı bir ideolojidir, dolayısıyla                            tüm dünya barışını tehdit etmektedir. Bu nedenledir                            ki, Siyonizme karşı yürütülecek olan fikri mücadele,                            yalnızca Ortadoğu'da bulunan Müslüman ülkelerin değil,                            dünya çapında tüm vicdan ve sağduyu sahibi, her milletten                            ve her dinden insanın (Yahudiler dahil) üzerine düşen                            bir sorumluluktur. Siyonizm gibi din dışı ve şiddet                            yanlısı ideolojilere karşı vicdanlı insanların kuracağı                            ittifak, dünya barışının tesis edilmesinde önemli bir                            adım olacaktır.</p>
<table class="kutu" align="center" border="0" width="532">
<tr>
<td width="279"><img src="http://www.harunyahya.org/kitap/siyonizm_felsefesi/res/image63.jpg" align="left" height="172" width="124" /><span class="resimalti">İsrail                                ordusunun Filistin topraklarını işgaliyle, binlerce                                mazlum Filistinli yüzyıllardır yaşadıkları vatanlarından                                göç etmeye mecbur edildi. Yaşlı, hasta, kadın, çocuk                                demeden acımasızca yurtlarından sürgün edilen zavallı                                Filistin halkı, arkalarında evlerini, ekilmiş topraklarını,                                zeytin bahçelerini bırakarak açlık, yoksulluk, hastalık                                ve sefaletin kucağına atıldı.</span></td>
<td width="189"><img src="http://www.harunyahya.org/kitap/siyonizm_felsefesi/res/image38.jpg" align="left" height="172" width="125" /><span class="resimalti">Ayakta                                bile durmakta zorlanan yaşlı bir Filistinli dede.                                Evinden, yurdundan çıkarılarak hayatının son günlerini                                her türlü sefaletin hüküm sürdüğü mülteci kamplarında                                geçiriyor.</span></td>
</tr>
</table>
<p class="chapter">YAHUDİLİK VE SİYONİZM HAKKINDA ÖNEMLİ BİR AÇIKLAMA</p>
<p>Kitabın ilerleyen bölümlerinde, bazı Yahudilerin, batıl                            birtakım geleneklerin veya radikal Siyonist ideolojinin                            etkisi altında kalarak, gerçekleştirdikleri faaliyetlere                            ve geleceğe dair çeşitli planlarına yer verilmektedir.                            Bu batıl görüşlerden etkilenen kişiler zaman zaman İsrail                            derin devleti içine de sızmakta, hatta kimi zaman İsrail'in                            iç ve dış politikasında yönlendirici rol üstlenebilmektedirler.                            Ancak bu kitapta bulunan bilgiler nedeniyle çeşitli                            yanlış anlamalar olmasını engellemek için, bazı konulara                            açıklık getirmekte de fayda vardır.<br />
İlk olarak belirtilmesi gereken husus, burada yer alan                            bilgilerin tüm Yahudileri kapsayan konular olmadığıdır.                            Yahudilerin büyük çoğunluğu söz konusu faaliyetlerden,                            bu faaliyetlerin arka planlarından ve asıl hedeften                            haberdar olmadığı gibi, çok büyük bir çoğunluğu da bu                            uygulamalara karşı çıktıklarını sık sık ifade etmektedirler.                            Dolayısıyla, kitabın ilerleyen bölümlerinde eleştirilen,                            hiçbir şekilde Yahudi toplumunun geneli değildir.</p>
<p>Eleştirilen husus, Kitabı Mukaddes'e birtakım yanlış                            anlamlar yükleyerek şiddeti ve acımasızlığı sözde makulleştirmeye                            çalışan batıl gelenekler ve bu geleneklere dayanarak,                            diğer insanları ikinci sınıf olarak gören, onları haksızlık                            ve zulme uğratmayı normal karşılayan fundamentalist                            dünya görüşüdür. Bunun yanı sıra, sosyal Darwinist ve                            işgalci bir ideoloji olan radikal Siyonizm'dir. Bilindiği                            üzere, Siyonizm 19. yüzyılın ortalarında, yurtları olmayan                            Yahudilerin vatan sahibi olmasını savunan bir ideoloji                            olarak ortaya çıkmıştır. Ancak zaman içerisinde pek                            çok ideolojide olduğu gibi Siyonizm de dejenarasyona                            uğramış, bu haklı talep, uygulamada şiddet ve teröre                            başvuran, aşırı güçlerle ittifak eden radikal bir anlayışa                            dönüşmüştür. Bu nedenle üzerinde durulması, deşifre                            edilmesi ve karşışında her türlü fikri tedbirin alınması                            gereken tehlike de radikalizmdir.</p>
<p>Samimi olarak iman eden Yahudiler ve Müslümanların                            birbirleriyle olan ilişkileriyse, hoşgörü, saygı ve                            merhamet çerçevesinde olmalıdır. Zira bu, Kuran-ı Kerim'de                            Allah'ın Müslümanlara bildirdiği bir ahlak ve tavırdır.</p>
<p class="baslik2_kucuk">Kuran Ahlakına Göre Müslümanların Yahudilere Tavrı</p>
<p> Allah Kuran'da Yahudiler ve Hıristiyanları, Kitap                            Ehli olarak bildirmiş ve Müslümanların Kitap Ehli'ne                            karşı tutumlarının nasıl olması gerektiğini detaylı                            olarak açıklamıştır. Kitap Ehli, temeli Allah'ın vahyine                            dayanan ahlaki kıstaslara, haram ve helal kavramlarına                            sahiptir. Kuran ahlakına ve Peygamberimiz (sav)'in sünnetine                            göre Müslümanların, Yahudilerden ve Hıristiyanlardan                            iman edenlere sevgi, şefkat, hoşgörü ve saygıyla yaklaşmaları                            gerekir. Müslümanların Yahudilere ve Hıristiyanlara                            çağrısı ise Kuran'da şöyle bildirilmiştir:</p>
<p class="ayetler">"Bize ve size indirilene iman ettik; bizim İlahımız                            da, sizin İlahınız da birdir ve biz O'na teslim olmuşuz."                            (Ankebut Suresi, 46)</p>
<p> Bu çağrı, Müslümanların Kitap Ehli'ne bakış açısını                            açık ve net bir şekilde ortaya koymaktadır: Hepimiz                            bir olan Allah'a iman etmekte, Rabbimiz'in göndermiş                            olduğu elçileri sevmekte ve saymakta, Allah'ın koyduğu                            sınırlara uymakta, kutsal kitaplarımızda bildirilen                            ahlakı yaşamaktayız. Dolayısıyla da, birbirimize anlayış,                            merhamet, sevgi ve saygıyla yaklaşmakla yükümlüyüz.</p>
<p class="baslik2_kucuk">Hepimiz Aynı Peygamberleri Seviyor ve Sayıyoruz</p>
<p> Müslümanlar gönderilmiş tüm peygamberlere iman ederler.                            Rabbimiz'in geçmişteki peygamberlere göndermiş olduğu                            kitaplara inanırlar. Bir ayette bu gerçek şöyle bildirilmiştir:</p>
<p class="ayetler">De ki: "Biz Allah'a, bize indirilene, İbrahim,                            İsmail, İshak, Yakup ve torunlarına indirilene, Musa'ya,                            İsa'ya ve peygamberlere Rablerinden verilenlere iman                            ettik. Onlardan hiçbiri arasında ayrılık gözetmeyiz.                            Ve biz O'na teslim olmuşlarız." (Al-i İmran Suresi,                            84)</p>
<p> Hz. Adem, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. İshak, Hz. Yusuf,                            Hz. Harun, Hz. Davud, Hz. Süleyman, Hz. Yahya, Hz. İsa                            ve Hz. Musa Yahudiler ve Hıristiyanlar için ne kadar                            önemli ise, Müslümanlar için de o kadar önemlidir.</p>
<p>Yahudilerin bizim de Peygamberimiz olan Hz. Musa�ya                            saygı duymaları, binlerce yıldır ona sımsıkı bağlı olmaları                            samimi Müslümanlar için çok değerlidir. Aynı şekilde                            Hıristiyanların Hz. İsa�ya duydukları büyük sevgi, içten                            bağlılık da Müslümanlar için çok önemlidir. Hz. Yakub�a,                            Hz. İshak�a, Hz. İsmail�e, Hz. İbrahim�e, Hz. Lut�a,                            Hz. Eyüb�e, Hz. Musa�ya, Hz. İsa�ya, Hz. Yahya�ya saygı                            ve sevgi duyan insanlar, doğal olarak Müslümanların                            sevgi ve muhabbet duyacağı, anlayış ve şefkatle yaklaşacağı                            insanlardır. Bunun aksi kesinlikle mümkün değildir.</p>
<p>Allah samimi olarak iman eden Kitap Ehli'nin ahlakını                            Kuran-ı Kerim'de şu şekilde bildirmektedir:</p>
<p class="ayetler"> Onların hepsi bir değildir. Kitap                            Ehli'nden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta                            durup Allah'ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar.                            Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı                            emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar.                            İşte bunlar salih olanlardandır. (Al-i İmran Suresi,                            113-114)</p>
<p> Salih Müslümanlara düşen de, bu güzel ahlakı yaşayan                            insanları şefkat ve merhametle kucaklamak, saygı ve                            anlayış göstermektir. Dolayısıyla, bir kez daha hatırlatmak                            gerekir ki, Müslümanların Yahudilere bakış açısı Kuran'da                            bildirilen ve Peygamber Efendimiz (sav)'in de uyguladığı                            bu ahlak üzerinedir. Gerçek din ahlakına uygun olmayan                            radikal Siyonizmin veya birtakım batıl geleneklerin                            yanlışlarının ortaya konuluyor olması, hatalı uygulamaların                            eleştirilmesi, bu gerçeği değiştirmez.</p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
