<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>kelebek´ce &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/kelebek´ce/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "kelebek´ce"</description>
	<pubDate>Mon, 13 Oct 2008 14:40:00 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[KeLebekLer Hakikidir...]]></title>
<link>http://ilsuca.wordpress.com/?p=468</link>
<pubDate>Tue, 16 Sep 2008 14:12:32 +0000</pubDate>
<dc:creator>iLsu</dc:creator>
<guid>http://ilsuca.tr.wordpress.com/2008/09/16/kelebekler-hakikidir/</guid>
<description><![CDATA[
Yaşamları bir güne sıkışmamış kelebekleriz aslında&#8230; Her koza değişiminde yalnızl]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ilsuca.files.wordpress.com/2008/09/butterfly_by_chianara.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-471" title="butterfly_by_chianara" src="http://ilsuca.wordpress.com/files/2008/09/butterfly_by_chianara.jpg" alt="" width="336" height="448" /></a></p>
<p>Yaşamları bir güne sıkışmamış kelebekleriz aslında... Her koza değişiminde yalnızlığı arar, sancılı kapanışları yaşarken, doğru-yanlış, her an herşeyi yapmaya hazırız... Tıpkı koyvermeye hazır olduğumuz gibi..; çünkü koyvermezsek içimize giremez zaman, ve her geçen anın çiziklerini ruhumuza işleyemez.. ‘Acının yakıcı yaşam üstünlüğü’ ve yaşamın bizi asla kısıtlayamadığı patlamalar, korkusuz bedenler, rüzgara özenen bir iç kalabalık ve dış sessizlik kölesi olmuş yalnızlık; herşeye rağmen yeniden doğuşların peşinde helak olmuş yıldızlar...</p>
<p>Kelebekler gibiyiz.. Sindiremediğimiz duyguları, olduğu gibi kusmaya çalışırken tanışırız yalnızlıkla.. Rüzgarın baş harfinde saklıdır yalnızlık, ve korunmasızlığın en güçlü tarafıdır.. Ama yine de yeniden başlangıçların tetikleyici safhasıdır.. Kendine kapanan çiçekler gibi, döngülerin en sonu, yeniliklerin en başıdır.. Büyütmesi bundandır yalnızlığın; çünkü her başlangıç yalnızlık kokar, ve her yalnızlık yeni bir güç doğurur hayata.</p>
<p>Rüzgar güneşten damlayan ışık hüzmelerinde gösteriyor kendini..Tek bir renge gökkuşağını sığdırıp, sokaklara süzülüyor yalnız bir kadın gibi.. Başı önde, ama ne yoluna aldırıyor, ne ardına.. Ve her gece bir yıldız takılıyor aklına...</p>
<p>Yalnızlığı görüp tarif edemediğimizdendir rüzgara eşdeğer kabul etmemiz.. Tüm perdeler boş duvarlara açılır, ve akreple yelkovanın sesi artık bir martıyı andırır. Korkulacak o kadar çok şey vardır ki; hangi birine korkacağını şaşırır, kendi kozana dönünceye kadar, bambaşka denizlere dalarsın.. Daldığın son denizin dibine varıp da sonsuzun olmadığını anladığında, nefessiz kalırsın... Korkuların sonunda, yalnızlığınsa bir kez daha başındasın.. Kanatların artık yok, kendi kozanın başında, tek başınasın..</p>
<p>Kelebekler hakikidir; ve biz kelebeklerden daha güçsüzüz...Onlar bir güne bir hayat sığdırırken, biz bir hayata sığdırabildiklerimizi parmaklarımızla sayarız..Rüzgarın yalnızlığında, yalnızlığın fırtınası oluruz... Kendimize bile hükmedemeyip, toz oluruz.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[KeLebegin Ömrü...]]></title>
<link>http://ilsuca.wordpress.com/?p=437</link>
<pubDate>Mon, 15 Sep 2008 13:57:49 +0000</pubDate>
<dc:creator>iLsu</dc:creator>
<guid>http://ilsuca.tr.wordpress.com/2008/09/15/kelebegin-omru/</guid>
<description><![CDATA[Günlerden bir gün, evrenin bir noktasında, küçük bir tırtıl gözlerini hayata açmış. Doğ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Günlerden bir gün, evrenin bir noktasında, küçük bir tırtıl gözlerini hayata açmış. Doğal içgüdüleri ile hemen beslenmeye başlamış. Ne bulursa yemiş. Bir süre sonra, yeterince büyüdüğünde,kendine güvenli bir yer bulup, bir koza örmeye başlamış. Bu kozanın içinde geçirdiği uzunca bir sürenin sonunda da,rengarenk kanatlı bir kelebek olup çıkmış.<br />
Minik kelebek, uçabiliyor olmanın da verdiği mutlulukla uçmaya başlamış. Dağlar tepeler aşmış, ormanın her yerini dolaşmış. Derken bir vadiye gelmiş. Rengarenk çiçeklerin bulunduğu bir vadiye. Etrafına şaşkın şaşkın bakarken, vadinin öbür ucunda bir papatya görmüş. Bir anda afallamış. Ne düşüneceğini, ne yapacağını bilememiş. içinden ´Ne muhteşem bir çiçek´ diye geçirmiş. Ve vakit kaybetmeden yüzlerce renkli, hoş kokulu çiçeğin üzerinden geçip doğruca onun yanında almış soluğu.<br />
´Merhaba´ demiş papatyaya, ´sizi uzaktan gördüm ve yanınıza gelmek istedim.´. Nazlı papatya şöyle bir bakmış konuğuna ve ´Merhaba´ demiş, ´ben de yalnızlıktan sıkılmıştım zaten.´ Ve konuşmaya başlamışlar. Kelebek ona hayat hikayesini, nerede dünyaya geldiğini, geçtiği ormanı, tepeleri anlatmış.Papatya da ona kendinden bahsetmiş. Birbirlerinden gerçekten hoşlanmışlar. Kelebek bütün zamanını papatyayla geçirmiş. Gece olunca beraber yıldızları ve ateş böceklerinin danslarını seyretmişler. Gündüz olunca kelebek, kanatlarıyla papatyayı güneşin yakıcı ışınlarından korumuş. Minik kelebek papatyayı çok sevmiş. O kadar çok sevmiş ki, bir türlü onun yanından ayrılamamış.<br />
Papatyanın da onu sevip sevmediğini merak ediyormuş. Ama cesaret edip de bunu papatyaya söyleyememiş bir türlü. Onu kırmaktan, incitmekten, bu yüzden kaybetmekten korkmuş. Papatya da kelebeği çok sevmiş ama o da bir türlü söyleyememiş sevgisini. Duygularının karşılığının olmayacağından, bu yüzden kelebeği kaybedeceğinden korkmuş. Böylece iki sevgili yan yana ama sevgilerini paylaşmadan sürekli sohbet etmişler.<br />
Böylece saatler saatleri kovalamış. Günler geçip de, kelebek artık zamanı kalmadığını, gücünün tükendiğini anlayınca, papatyaya dönmüş veÿ; ´Üzgünüm ama senden ayrılmam gerekecek´ demiş. Papatya buna bir anlam verememiş. ´Neden´ demiş. ´Yoksa benim yanımda mutsuz musun?´. ´Hayır´ demiş kelebek. ´Bilakis, sen benim hayatıma anlam kattın. Fakat biz kelebeklerin ömrü sadece üç gündür. Ve ben de ömrümü tamamladım. Artık kelebeklerin hiç ölmediği bir yere gitmeliyim.´<br />
Papatya bu duruma çok üzülmüş ama yapacak bir şey yokmuş zaten. Kelebek artık hiç gücünün kalmadığını, daha fazla tutunamayacağını fark ettiğinde, son bir gayretle papatyaya ´Sevi seviyorum´diyebilmiş ancak. Papatya donakalmış. Sadece ´Bende...´ diyebilmiş kelebeğin arkasından. Ardından da gözyaşlarına boğulmuş.<br />
İçinden ´Keşke onun da beni sevdiğini bilseydim. Keşke onu sevdiğimi söyleyebilseydim.´ diye geçirmiş. Papatya, sevdiğinin onu sevdiğini bilmeden geçirdiği günlerin acısına dayanamamış. Bir süre sonra yaprakları önce solmuş,<br />
sonra da dökülmeye başlamış. Her düşen yaprakta papatya, ´seviyormuş´ diye geçirmiş içinden.<br />
İşte o günden beri, bunu bilen aşıklar,<br />
sevgililerine soramadıklarını hep papatyalara sormuş:<br />
´Seviyor mu, sevmiyor mu?´...</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[KeLebekLer Insandan Daha MutLu Yasadi Ömrünü...]]></title>
<link>http://ilsuca.wordpress.com/?p=367</link>
<pubDate>Sat, 30 Aug 2008 20:57:01 +0000</pubDate>
<dc:creator>iLsu</dc:creator>
<guid>http://ilsuca.tr.wordpress.com/2008/08/30/kelebekler-insandan-daha-mutlu-yasadi-omrunu/</guid>
<description><![CDATA[Kelebekler insandan daha mutlu yaşadı ömrünü…
İnsanoğlu ise onlarca yıla sığdıramadığ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kelebekler insandan daha mutlu yaşadı ömrünü…<br />
İnsanoğlu ise onlarca yıla sığdıramadığı ömründen mutlu olmayı başaramadı…<br />
Doğum ile ölüm arasında sıkıştı kaldı insanoğlunun ruhu ve sonunda ölümün gideceğini bildiği için, hayatını keşmekeş içinde tüketti…<br />
Kelebekler ise anladı hayatın değerini…<br />
Sadece bir gün yaşadı kelebekler…<br />
Kendisini yaratan kudretin sanatının işlediği kanatlarını gün ışığıyla çırpmadan önce, günler boyunca bir koza içinde, karanlığın zulmetine katlandı…<br />
Bir kelebeğe dönüşmeden önce, ipek böceği olarak çektiği o zulmetin paha biçilmez hediyesini, ipek kozası olarak bıraktı insanoğluna…<br />
İnsanın paha biçemediği ipe, kelebeğin dünyaya geldiği yaşamın rahmi oldu…<br />
İnsanın onlarca yıl yaşadığı halde, değerini bilmediği, kısa bulduğu ömre inat, kanatlarındaki Tanrı fırçasından çıkma sanatı gösterdi insanoğluna, kısacık hayatının her anında…<br />
Sadece birkaç gün yaşadı kelebekler…<br />
Ve aşkın ne demek olduğunu, insandan daha iyi bildiler…<br />
Aşkın bir ateş olduğunu, yakıp kül ettiğini anladılar ve ateşe pervane oldular.<br />
Dört kelebeği öyküsüdür;<br />
Dört kelebek ateşin gerçek sırrına ulaşmaya karar verirler…<br />
İlk kelebek ateşin uzağından geçip gelir ve şöyle der;<br />
"Ateş aydınlatan bir şeydir."<br />
Bu gerçeğin tam bilgisi değildir…<br />
İkinci kelebek ise ateşe biraz daha yaklaşıp döner ve şöyle der;<br />
"Ateş ısıtan bir şeydir."<br />
Bu da gerçeği anlatmak için eksiktir…<br />
Üçünü kelebek ateşe iyice yaklaşır, alevler kanatlarına değer geçer ve döndüğünde, "işte ateşin gerçek bilgisi" der, "ateş yakıcı bir şeydir."<br />
Dördüncü kelebek bununla yetinmez.<br />
Ateşin çevresinde döner, dolanır, kavrulur ve birden bire ateşin içine dalarak bir an parladıktan sonra, alevlerin içinde görünmez olur…<br />
Ateşin gerçek bilgisini anlayan tek kelebektir o…<br />
Ancak bunun artık diğerlerine anlatacak durumda değildir.<br />
Anlatmasına gerek de yoktur…<br />
Hiç kimse ateşin ne olduğunu başkasının anlatmasından öğrenemez... Ateşe ancak dokunarak öğrenilir, onun ne olduğu…<br />
Hepimiz bu öyküdeki dördüncü kelebek olmayı düşlüyor ama ömrümüzü diğer üç kelebek gibi tamamlıyoruz.<br />
Sadece birkaç gün yaşadı kelebekler…<br />
Ömrünce gerçek aşkı bulunamayan insana inat; ateşin aşk olduğunu bilerek ve aşk için yanmayı bilerek...</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Rengarenk Bir KeLebegim Ben...]]></title>
<link>http://ilsuca.wordpress.com/?p=203</link>
<pubDate>Wed, 13 Aug 2008 10:02:54 +0000</pubDate>
<dc:creator>iLsu</dc:creator>
<guid>http://ilsuca.tr.wordpress.com/2008/08/13/rengarenk-bir-kelebegim-ben/</guid>
<description><![CDATA[Çorak diyarlarda
Renkleri keşfedilmemiş
Bir kelebeğim ben
Yaşam  içindeki
Uğraşlarımı simg]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Çorak diyarlarda<br />
Renkleri keşfedilmemiş<br />
Bir kelebeğim ben<br />
Yaşam  içindeki<br />
Uğraşlarımı simgeler<br />
Kanatlarımdaki puantiyeler.</p>
<p>Siyah  beyazlarım<br />
Uç noktalardaki çırpınışlarımı<br />
Anlatır sizlere.<br />
Coşkularımı,  kızgınlıklarımı<br />
Ve yitirdiklerimi<br />
Kapsar kırmızı ve  turuncular.</p>
<p>Denizle iç içe yaşadığım<br />
Lacivert ve maviler<br />
Uçuşurken  martılarla<br />
Kar tanelerini avuçlar gibi<br />
Yakaladığım griler<br />
Masumluğumu  anlatır size.</p>
<p>Huzur içinde seninle<br />
Yaşadığım günlerde<br />
Türkuaz ve  fuşyalar<br />
Sende keşfedemediğim<br />
Gizemleri simgeler.</p>
<p>Işığa ulaşmak  için<br />
Canını veren<br />
Bir kelebeğim ben.<br />
Henüz keşfedilmemiş<br />
Uzayın  derinliklerinde<br />
Yaşayan bir gezginim ben.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Isigin Etrafinda...]]></title>
<link>http://ilsuca.wordpress.com/?p=147</link>
<pubDate>Wed, 21 May 2008 16:09:16 +0000</pubDate>
<dc:creator>iLsu</dc:creator>
<guid>http://ilsuca.tr.wordpress.com/2008/05/21/isigin-etrafinda/</guid>
<description><![CDATA[Hayatım
Korktuğum karanlıktan
Sığındığım ışıktı..
Gece lambası etrafındaki
Kelebekler]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatım</p>
<p>Korktuğum karanlıktan<br />
Sığındığım ışıktı..</p>
<p>Gece lambası etrafındaki<br />
Kelebekler misali..</p>
<p>Tek farkı..</p>
<p>Onlar<br />
Sevinçle kanat<br />
Çırpar ışığın etrafında..</p>
<p>Bense<br />
Karanlıktan korkarak<br />
Suskun, sessiz<br />
Beklerim..</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Beyaz KeLebek...]]></title>
<link>http://ilsuca.wordpress.com/?p=146</link>
<pubDate>Wed, 21 May 2008 16:01:04 +0000</pubDate>
<dc:creator>iLsu</dc:creator>
<guid>http://ilsuca.tr.wordpress.com/2008/05/21/beyaz-kelebek/</guid>
<description><![CDATA[
Bahari kaybetmis beyaz kelebek
Dokundum yagmur oldu düsüme
Ellerine kondu beyaz kelebek
Yasadim d]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://data71.sevenload.com/i/dp/bq/tgk4gpt/73r.jpg" alt="" width="455" height="321" /></p>
<p>Bahari kaybetmis beyaz kelebek<br />
Dokundum yagmur oldu düsüme<br />
Ellerine kondu beyaz kelebek<br />
Yasadim düs oldu ölümlerime<br />
Ellerindi beyaz kelebek<br />
Düsledim gözlerinde<br />
Agladi beyaz kelebek<br />
Sustum rengine<br />
Sendin beyaz kelebek<br />
Kanatlarin degdi rüzgara<br />
Üsüdün<br />
Sevda oldu beyaz kelebek<br />
Düsündüm uçtu bana…</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Uc KeLebek...]]></title>
<link>http://ilsuca.wordpress.com/?p=145</link>
<pubDate>Wed, 21 May 2008 15:41:09 +0000</pubDate>
<dc:creator>iLsu</dc:creator>
<guid>http://ilsuca.tr.wordpress.com/2008/05/21/uc-kelebek/</guid>
<description><![CDATA[Tam olarak neler yazacagimin bilincindeyken aldim elime kalemimi ve kagidimi. Uzun süre sonra anlat]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Tam olarak neler yazacagimin bilincindeyken aldim elime kalemimi ve kagidimi. Uzun süre sonra anlatmak istediklerimi kafamda böylesine net oturttugumu da ilk cümleme basladigim an itibari ile hissetmistim zaten.<br />
Kararli bir özgüven ile düsünen bir geçmisin izleri üstünde, küçük oynamalar ile kendimi ifade etmeye çalisacagim...</p>
<p>Ifade edebildiklerim kadar anlayacaksiniz. Fazlasi olmayacak, fazladan cümle olamayacak...</p>
<p>Cümleler pesi sira takip ederken bir sonrakini, kafamda önceki cümlenin izi kaliyor aslinda. O cümleyi vurgulayacak yeni bir cümle yazmanin heyecani ile baska bir sahne çikariyorum gözlerimin önüne.</p>
<p>Sizse...</p>
<p>Tüm o yazdigim cümleleri en son cümle ile kafanizdan tekrar geçirip, kisa bir zaman diliminde anlatmaya çalistiklarimin sahnelendigini görüyorsunuz.Tipki; küçükken defterlerimizin köselerine kalemlerimizle çizdigimiz çizgi kareleri son sayfadan tutup yavas yavas birakarak hareketlendirirmis gibi. Kendi çizgi filminizi yavas yavas, tek tek sayfalara çizip sonra bir kerede görüntüyü hafizaniza yerlestirmeniz gibi...</p>
<p>Ya da... Ölümün arifesinde tüm hayatinizi kisa anlariyla tekrar yasarmis gibi...</p>
<p>Iste bu yazdiklarimin bütün toplami benim o ölmeden önce görecegim kisa karelerin bir kismi... Ben size düsüncelerimi yaziyorum. Siz göreceklerimi anliyorsunuz. Ben size yasadiklarimi yaziyorum. Siz yasadiklarimi görebiliyorsunuz.</p>
<p>Sanirim, iki cümle ile kendini ifade edebilen hepimiz ayni seyi yapiyoruz.<br />
Durmadan hayallerimizi, kabuslarimizi, korkularimizi, sevinçlerimizi yazip hayatimizda ki onlarca karenin birer kopyasini paylasiyoruz...</p>
<p>Evet... Mutlu oluyoruz...</p>
<p>Hala anlatmak istedigim konuya giremedim. Sanirim giris uzadi, uzuyor, elimde durmak bilmedigi için uzun uzun yaziyor. Öldükten sonra yazamayacak olmanin korkusunu oda hissediyor demek ki... Ya da mutlu olabilmek için yaziyor...</p>
<p>Düsünüyorum; ruhum yaziyor...</p>
<p>Yaklasik bir haftadir, düslerimin içinde kurdugum ütopyalarda yabancilastigimi anladim. Kendi kontrolümde olan her bir düsümün içinde yabanci yüzler görür oldum. Korktum... Ama zamanla, alistim... Sevdigim onlarca insanin bende biraktigi izlere bakarak resimler çizmeye çalistim bu arada. O insanlarin hatiralarini toplayabilecegim bir kompozisyon daha yazdim, paylasmadim... Korktum...</p>
<p>Hatiralari gölgesinde bile gözlerimden akabilme ihtimallerini dahi sevdigim için. O yüzden aglamadim iste... Ve paylasmadim.<br />
Sonra sehir üstünde gün boyu gezdim. Çocukluguma dair ne kadar anim varsa, sokak sokak toparladim onlari. Sanki... Yarin gidecekmis gibi hazirladim geçmisimi bavulumun yirtik cebinde... Evet hatirlamak istemediklerim düssün diye...</p>
<p>Toplu tasima araçlarinin huzur veren yogunlugunda, kalabalik göz haneleri üstünde gözlerimi gezdirmeye basladim. Iste tam o anda onlarca göz içinde farkettigim ayrintinin cümle telafisinde, agladim... Mutluydum... Düslerimdeki yabanci gözlerin aksine huzur veren, mutlulugu anlatan ayni ifadenin dokunabilirliginin verdigi güvenle agladim... Düslerimin ne kadar sahte bir umut üstüne insa edildigini anladim.</p>
<p>Yeniden dogdum... Üstelik baska gözlerin akislerinde. Baska hayatlarin asude yakarislari arasinda... Kendimi buldum.</p>
<p>O an... Içimdeki tüm SIKINTILARI , acilarin, göz yaslarin adini "kelebek" koydum... Sanki ruhumdan bir çift kanat çikarmisçasina kanadi bedenim. Kalbim her zamankinden daha deli bir melodi mirildandi, kulagima... Duyabiliyordum söylemek istediklerini... Ilk defa... Uzun zaman sonra, ilk defa... Dinliyordum kendimi.</p>
<p>Tüm bu ayrintilar içinde... Kendi adima nefes alabilmenin heyecani da vardi içimde...</p>
<p>"Kelebek" farkettirtmisti beni, bana... Ve uçmak için yol alan yavru kusun aciz kanat çirpislari kadar üzülüyordum yarinlarima.</p>
<p>Tüm o kalabaligin içinden ayrildigim an. Ömrümde daha önce hiç yasamadigim bir heyecanlada yüz yüze gelmistim. Düsündügüm tüm güzellikleri bana tekrar hatirlatirmisçasina üzerime dogru uçan bir kelebek farkettim.</p>
<p>Iste o an... Yüzümde olusan bir tebessümün neleri ifade ettigini anlatacagimin yemini ile izlemeye baslamistim... Kondugu bir çiçegin güzelliginde farkettim ki... Çiçek, kendi güzelliginde kalmak istiyordu. Onu gölgesine alacak bir kelebek bile istemiyordu, kendi dogalligina... Çiçegi anladigim zaman, dilimden iki kelime çikti...</p>
<p>"Uç kelebek..."</p>
<p>Uç ki... Herkes ve her sey kendi güzelligiyle kalsin... Kendini sensiz ifade edebilsin... Kendini, kendi diliyle anlatabilsin.</p>
<p>Eve ulasana kadar... Daha onlarca cümle kurdum, kendi güzelligimde...<br />
Kendi dogalligimda... Ilk defa cümlelerimi kanatmayacagim, aglatmayacagim dedim... Içimde ve dünyama dair tüm kötü anlarimi iki kelimede ifade edip uzaklastiracagim dedim...</p>
<p>Sonunda kendi huzurumun menfaatsiz gülüsünde... Gök yüzüne dogru kafami kaldirip, kollarimi her iki yanina açip... "Haydi" dedim...</p>
<p>"Uç kelebek..."</p>
<p>Kelebegin kisa ömrü kadar daha üzüldüm...<br />
Ama huzurluydum...<br />
Bu gün.<br />
Içimde tüm olumsuz anlarimin yolcugunu yasadim.<br />
Bir günde... Çok daha farkli baktim dünyaya...<br />
Çok daha fazla sey ögrendim...<br />
Daha çok kendimdim...</p>
<p>Kelebeklerinizin, ömürlerini çok daha fazla uzatmadan...<br />
Içinizden uçmasi dileklerimle...</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[K_E_L_E_B_E_K]]></title>
<link>http://ilsuca.wordpress.com/?p=144</link>
<pubDate>Wed, 21 May 2008 11:37:20 +0000</pubDate>
<dc:creator>iLsu</dc:creator>
<guid>http://ilsuca.tr.wordpress.com/2008/05/21/k_e_l_e_b_e_k/</guid>
<description><![CDATA[yüzüne mutluk resmi çizmek için, tüm renkleri ben çaldim
sabahin aydinliğini çalan benim sa]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>yüzüne mutluk resmi çizmek için, tüm renkleri ben çaldim<br />
sabahin aydinliğini çalan benim saçlarina sermek için<br />
gecennin yildizlarini topladim düşlerin için<br />
ve daha çok sevmeyi öğrendim<br />
yüreğinde yer bulmak için<br />
Kelebeğim....</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[KeLebegime...]]></title>
<link>http://ilsuca.wordpress.com/?p=143</link>
<pubDate>Wed, 21 May 2008 11:35:48 +0000</pubDate>
<dc:creator>iLsu</dc:creator>
<guid>http://ilsuca.tr.wordpress.com/2008/05/21/kelebegime/</guid>
<description><![CDATA[bütün cümlelerin başlangicina seni yazdim
pencereme doğan taze sabahlar da
güneş değil sendi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>bütün cümlelerin başlangicina seni yazdim<br />
pencereme doğan taze sabahlar da<br />
güneş değil sendin beklenen<br />
ve ben gözleri uzakta<br />
seni düşünen çocuktum...<br />
ve<br />
büyüdü artik çocuk...</p>
<p>zaman,<br />
seni saklamiş sanki kozasin da<br />
ve ben yeşilden geçtiğim tüm zamanlar da<br />
seni aradiğimi anladim<br />
bir gece<br />
gözlerin de sevdayi bulduğum da</p>
<p>ve adin<br />
ezbere düştüğünden beri<br />
rüzgarin sesin de<br />
yağmur tanesin de<br />
hep dinlenen oldun<br />
yürek ezgisin de<br />
Kelebeğim....</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bir GünLük Ask Gibi Adin...]]></title>
<link>http://ilsuca.wordpress.com/?p=142</link>
<pubDate>Wed, 21 May 2008 11:34:37 +0000</pubDate>
<dc:creator>iLsu</dc:creator>
<guid>http://ilsuca.tr.wordpress.com/2008/05/21/bir-gunluk-ask-gibi-adin/</guid>
<description><![CDATA[Yüreğindeki polenleri bırakırsın bilirim kelebeğim
ayaklarına&#8230;Şehirler uyuyorken, sen ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yüreğindeki polenleri bırakırsın bilirim kelebeğim</p>
<p>ayaklarına...Şehirler uyuyorken, sen uyuyorken şiirlerindeki</p>
<p>mahsunluğunla..An gelir...hapşırıklarını toplarsın ekşimiş süt</p>
<p>tadında,alerjiye keşmiş yanlış zihniyetlerin,piçlerini toplar gibi</p>
<p>kaldırımlarından savunmasız günahların.Ve bu kadar kaypak</p>
<p>zihniyetler içerisinde sen kelebeğim,papatyaya ten teması gibidir</p>
<p>yüreğinden yüreklere düş/melerin,kafesteki kanaryanın</p>
<p>feryadıdır nefes alışların...Neden susuyorsun sevgini paylaşsana!</p>
<p>Unutma ki kelebekler günlük yaşar sarı papatya...</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[KeLebegim...]]></title>
<link>http://ilsuca.wordpress.com/?p=141</link>
<pubDate>Wed, 21 May 2008 11:32:16 +0000</pubDate>
<dc:creator>iLsu</dc:creator>
<guid>http://ilsuca.tr.wordpress.com/2008/05/21/kelebegim/</guid>
<description><![CDATA[Kelebegim, eger sevgiyle bakan,
Bu gözlerim,
Uçamaz hale getiriyorsa seni,
Sonsuza kadar Kapatıyo]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kelebegim, eger sevgiyle bakan,<br />
Bu gözlerim,<br />
Uçamaz hale getiriyorsa seni,<br />
Sonsuza kadar Kapatıyorum.</p>
<p>Sevgiyle oksamak isteyen<br />
Bu ellerim,<br />
Zarar veriyorsa, kanatlarına<br />
Kelepçeliyorum sessizce...</p>
<p>Haydi git, bakma sakin arkana.<br />
Görme gözyaşlarımın<br />
Dönüştügüne kara.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ben Ve KeLebek...]]></title>
<link>http://ilsuca.wordpress.com/?p=140</link>
<pubDate>Wed, 21 May 2008 11:17:45 +0000</pubDate>
<dc:creator>iLsu</dc:creator>
<guid>http://ilsuca.tr.wordpress.com/2008/05/21/140/</guid>
<description><![CDATA[Bir KeLebegin Ömrünün KisaLigi Kadar Yasamak Isterdim Herseyi DoLu Dizgin&#8230;
Bir KeLebegin Ö]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir KeLebegin Ömrünün KisaLigi Kadar Yasamak Isterdim Herseyi DoLu Dizgin...</p>
<p>Bir KeLebegin Ömrünce Sevmek Herseyi Onun Ömrünce Yapmak Isterdim...</p>
<p>KeLebekler 3 Gün Yasar Derlerya O 3 Güne AsLinda Cok Seyi Sigdirip Tadina Vararak YasarLar Pisman oLmadan Hicbir Zaman Keske Demeden... Bende KeLebegin Ömrünce Sevdim ve Bundan Hic Pisman DegiLim...</p>
<p>Keske ama Keske Bir KeLebek oLabilseydim Onun Kadar Yasamak Ve Onun Kadar Sevmek Icin...!</p>
<p>KeLebegin Kanadinda Bir Yasam...</p>
<p>iLsu...</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[KeLebek Ömrüm...]]></title>
<link>http://ilsuca.wordpress.com/?p=77</link>
<pubDate>Thu, 08 May 2008 21:56:53 +0000</pubDate>
<dc:creator>iLsu</dc:creator>
<guid>http://ilsuca.tr.wordpress.com/2008/05/08/kelebek-omrum/</guid>
<description><![CDATA[
ahh kelebek ömrüm..üç günlüktün,ikisini ağlayarak tükettim.son günümdeyim..gözyaşı ba]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img223.imageshack.us/img223/156/picture14tl5.jpg" alt="" width="242" height="234" /><br />
ahh kelebek ömrüm..üç günlüktün,ikisini ağlayarak tükettim.son günümdeyim..gözyaşı basıyorum yarama..kanıyor..üç gündür kanıyor..bir ömrü kanayarak geçirdim ben..sonra yarama ağlayarak..şimdi ne kadar gülsem de nafile kalacak..kapanmayac ak aradaki fark..hiç bir gülüş , ömürlük gözyaşıma teselli adı taşımayacak..</p>
<p>umuttan yoksun bir hayattı benimkisi..görmekten yoksun bir çocuk ne kadar görürse denizi,o kadar hissettim içimde nefesi..</p>
<p>ahh kelebek ömrüm..kim dokundu kanatlarına..?yaldızlarını kim sildi..?bu uçamayışın neden..neden ilki değil de sonundasın baharların..?</p>
<p>yeşilinden çalmışlar renginin,biraz da maviden..altın sarısı da bırakıp gitmiş..gri kalmış geriye..kaybolmuşsun büyük ve kirli kentlerde..oysa baharlar görmekti niyetin..</p>
<p>kelebek ömrüm..inanma,yalancılar!sabret diner acın dediler,geçer..geçti zaman,tükendi hayat..acılarım yine artakalan..</p>
<p>kanatlarından akan yorgunluğu topla hadi..uç uçabildiğin kadar..uç ki yeşil bahçeler uğrunda tükendim diyebileyim..hadi kaldır kanatlarını.olsun,yaldızsız olsun..olsun,parlamasın;varsın göz kamaştırmasın..kelebek ömrüm..!tek günün kaldı,o da toz olmasın..!kitap aralarında kurutulacaksın..uç hadi,az sonra kanatlarını kımratamayacaksın..</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[KeLebegin Ömrünce...]]></title>
<link>http://ilsuca.wordpress.com/?p=69</link>
<pubDate>Wed, 07 May 2008 12:05:49 +0000</pubDate>
<dc:creator>iLsu</dc:creator>
<guid>http://ilsuca.tr.wordpress.com/2008/05/07/kelebegin-omrunce/</guid>
<description><![CDATA[Bir kelebeğin ömrü süresince gördüğü diyarlar kadar sevdim ben seni,soluklanmak için uğrak]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir kelebeğin ömrü süresince gördüğü diyarlar kadar sevdim ben seni,soluklanmak için uğrak yaptığı tüm çiçeklerin rengince sevdim. Gölgesinden geçtiği tüm ağaçların yüceliğince,renklerinin büyüsüne kapılıp,gülen bir çocuğun parlayan gözlerinin güzelliğince sevdim. Bir bebek kahkahasıydın sen kulaklarımda ve ben,bir kelebek ömrünce Anne duası gibi sevdim seni..</p>
<p>Hani kelebekler bilirler ya ömürlerinin üç gün olduğunu,hiç durmazlar hani,her çiçeğe yaren olmak isterler İşte bende bir kelebeğin ömrünce,gönlümce yaşadım seni. Gözlerimi sende açtım, bu kısacık zamana koskoca bir efsane sığdırdım ve kulaklarına fısıldadım son sözümü,ben seni bir kelebek ömrünün kutsallığınca sevdim.</p>
<p>Uçuk renkleri kadar çılgındı aşkım,gözlerimi açar açmaz seni gördüm ya karşımda,işte sen en masum anlarımı yakaladın Acemi bir sevdalıydım önce,çabuk alıştım Ben aşkımı bir kelebek kanadının inceliğinde yakaladım.</p>
<p>Güneş ektim tenine, gözlerinde yıldızları biçtim,şen kahkahalarını aş’ım yaptım,küçük tebessümlerini katığım Ben seni yaşadım kısacık ömrümde,umudu gördüm yüreğinde ve adını Huzur kattım.</p>
<p>Ben seni bir kelebeğin ömrünce,renklerinin büyüsünce ve kanadının zarif inceliğince sevdim sevgilim Asla pişman değilim...</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[KeLebekLer Hic Iki Bahar Görürmü...]]></title>
<link>http://ilsuca.wordpress.com/?p=20</link>
<pubDate>Fri, 18 Apr 2008 03:15:07 +0000</pubDate>
<dc:creator>iLsu</dc:creator>
<guid>http://ilsuca.tr.wordpress.com/2008/04/18/kelebekler-hic-iki-bahar-gorurmu/</guid>
<description><![CDATA[Sen, baharın nadide gülüydün.
Sen, sevgiye adanmış bir ömürdün.
Bülbüller şarkılarında]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><span class="YaziFontu">Sen, baharın nadide gülüydün.<br />
Sen, sevgiye adanmış bir ömürdün.<br />
Bülbüller şarkılarında sana yanardı.<br />
Toprak ise yüregini dallarına açardı..<br />
Rüzgar bile susardı kokunda.<br />
Sema, nazlı nazlı düşer<br />
Rahmet olurdu dalında...</span></p>
<p>Bir gün ;<br />
Kanatlarımın üşüdüğünü,<br />
Dallarının solup teninin öldüğünü gördüm.<br />
Kış mevsimiydi rüzgarla gelen..<br />
Kış uykusuna dalacaktı o gözlerin.<br />
Toprağa uzanıp bahara açacaktı o yüreğin.</p>
<p>Hüzün çöktü küçük yüreğime.<br />
Elbet sana olan aşkım bitmeyecekti..<br />
Sen sonraki baharda tomurcuk açacaktın.<br />
Topraktan aynı güzeliginle kalkacaktın...<br />
Ben ise; yalnızlıga kanatlanacaktım..</p>
<p>Yağmurlar yağsa ,<br />
Baharlar uzasa diye kaç kez iç geçirdim.<br />
Hasret bulutları düşse de,<br />
Bir gün karlı sabahlara uyanacaktık<br />
Sen; gözlerini baharda gülümsemek için<br />
Hulyalara dalacaktın...<br />
Ben ise; sonsuzluga uçacaktim.</p>
<p>Sakın üzülme sevda gülüm.<br />
Sevdam hep gökyüzünde olacak.<br />
Sakın sitem etme bana;<br />
Ne olur anla beni.<br />
Kelebeklerin ömrü ,<br />
Hiç iki bahar görür mü gülüm ?</p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
