<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>kucuk-kiz &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/kucuk-kiz/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "kucuk-kiz"</description>
	<pubDate>Sat, 30 Aug 2008 16:51:37 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[küçük kızı mutlu etmek..]]></title>
<link>http://siverekli.wordpress.com/?p=15</link>
<pubDate>Sun, 27 Apr 2008 22:53:33 +0000</pubDate>
<dc:creator>siverekli</dc:creator>
<guid>http://siverekli.wordpress.com/?p=15</guid>
<description><![CDATA[Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı.
Elli yaşlarında g]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#888888;">Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı.<br />
Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani kıyafetli<br />
dilencilere benzemiyordu. Üzerindeki giysiler eski fakat temizdi. Eli yüzü<br />
temiz ve sağlıklı görünüyordu. "Sapa sağlam adam gidip çalışacağına<br />
dileniyor, belki benden daha zengindir" diye düşündü. Zaten canı çok<br />
sıkkındı, birde sinirlenmişti.</p>
<p>Alaycı bir ses tonuyla :<br />
<strong>- Ekmek</strong> </span><span style="color:#888888;"><strong>parası mı istiyorsun ? diye sordu.<br />
</strong><br />
- Hayır çikolata parası lazım!</p>
<p>Bülent'in kızgınlığı şaşkınlığa döndü. Espri yeteneği olan dilencinin hali<br />
de başka oluyor diye düşündü.</p>
<p></span><span style="color:#888888;"><strong>- Niye siz ekmek bulamayınca çikolata mı yiyorsunuz?<br />
</strong><br />
- Hayır. Ekmek bulamadığımız günler genellikle bulgur pilavı yeriz, onu da<br />
bulamadıysak aç yatarız.<!--more--></p>
<p>Bülent adamın ciddi mi konuştuğunu yoksa dalga mı geçtiğini<br />
anlayamamıştı.</p>
<p><strong>- Bu gün karnınız doydu üstüne tatlı mı istedi canınız?</strong></p>
<p>- Fakirin canı mı olur ki, tatlı istesin beyim.</p>
<p></span><span style="color:#888888;"><strong>- Bu bir kamera şakası mı yoksa sen iş bulamamış stendapçı mısın?<br />
</strong><br />
- Hiçbiri değil. Sadece fakirim. Bugün karımın doğum günü, ona çikolata götürmek istiyorum.</p>
<p></span><span style="color:#888888;"><strong>- Doğum gününde yaş pasta alınır bildiğim kadarıyla.<br />
</strong><br />
- O bizim için değil zenginler için. Otuz yıllık evliliğimiz boyunca ona bir<br />
kez bile yaş pasta alamadım. Ama her doğum gününde mutlaka çikolata<br />
götürdüm. Çikolatayı çok sever.</p>
<p>Adamın söyledikleri Bülent'in dikkatini çekmişti. O akşam karısıyla kavga<br />
etmiş, kapıyı çarpıp kendini sokağa atmıştı. Arabasına da binmemiş sahile<br />
kadar yürümüştü. Denizi seyretmek de onu rahatlatmamıştı . Oysa eskiden<br />
denizi seyrederken çok rahatlardı. Dalgalar sıkıntısını alıp götürürdü.<br />
Fakat karısının evde ağlıyor olduğunu bildiği için olsa gerek, hiçbir şey<br />
onu rahatlatmıyordu.</p>
<p>Dilenciyle konuşurken biraz kafası dağılmıştı. "Acaba söyledikleri gerçek<br />
mi, yoksa uyduruyor mu" diye düşündü.</p>
<p></span><span style="color:#888888;"><strong>- Cebinde bir çikolata alacak para yok mu şimdi?<br />
</strong><br />
Bülent'in sorusu üzerine adam ceplerini boşalttı, bir nüfus cüzdanından<br />
başka bir şey çıkmadı.</p>
<p>- Ben dilenci değilim. İşim yok. Günlük çalışırım, ne iş bulursam<br />
yaparım. Fakat bu gün bütün gün iş aradım, aksilik bu ya, hiçbir iş bulamadım.</p>
<p>Bülent oturduğu bankı işaret ederek yer gösterdi.</p>
<p><strong>- Oturun biraz dertleşelim bari, dedi.</strong></p>
<p>Adam çekingen çekingen oturdu yanına.</p>
<p></span><span style="color:#888888;"><strong>- Yokmu eşin dostun, borç alacak akraban?<br />
</strong><br />
- Fakirin akrabaları da fakir olur beyim. Bulurlarsa kendi karınlarını<br />
doyururlar.</p>
<p></span><span style="color:#888888;"><strong>- Dilenecek kadar çok mu seviyorsun karını ?</p>
<p></strong>- Hem de çok seviyorum. Otuz yılımı aydınlattı o benim.</p>
<p></span><span style="color:#888888;"><strong>- Hımmmm. Aşk hem de otuz yıl süren aşk. Hayret doğrusu! Aşkın ömrü en fazla<br />
üç yıl diyorlar oysa. Sen otuz yıldan bahsediyorsun.<br />
</strong><br />
- Evet. Geçen yıllar sevgimi azaltmadığı gibi artırdı.</p>
<p></span><span style="color:#888888;"><strong>- Söyle o zaman nedir evlilikte mutluluğun sırrı? Söylediklerine<br />
bakılırsa sen mutluluğun formülünü bulmuş gibisin.<br />
</strong><br />
- Ben ilkokulu bile bitirmedim. Öyle formül falan bilmem.</p>
<p></span><span style="color:#888888;"><strong>- Formül dediysem kimya formülü sormuyorum canım. Bende altı yıllık evliyim.<br />
Sevdiğim kadınla evlendim, fakat mutlu değilim. Sürekli kavga ediyoruz. Daha<br />
iki saat önce kapıyı çarptım çıktım. Evimiz, arabamız, işimiz, gücümüz, her<br />
şeyimiz var, ama mutlu değiliz. Senin hiçbir şeyin yok, ama mutlusun. Para<br />
mı acaba bizi mutsuz eden?</strong></p>
<p>- Hiçbir şeyim yok mu? Hayır benim her şeyim var. Benim karım her şeyim.<br />
Sevgilim, eşim, arkadaşım, hayat yoldaşım. Hayatımı paylaştığım insandan<br />
daha değerli ve daha önemli ne olabilir ki dünyada?<br />
Sizin ev, araba, iş diye her şey dediğiniz şeylerdir aslında hiçbir şey olan.</p>
<p></span><span style="color:#888888;"><strong>- Öyle deme, şu kadar varlığın içinde bile karım her şeyden şikayet ediyor.<br />
Bir de fakir olsam kim bilir ne olur?<br />
</strong><br />
- Altın tasın, kan kusana faydası yoktur beyim. Sen kadın ruhunu hiç<br />
anlamamışsın. Hiçbir kadın iyi bir evde oturduğu, hergün çeşit çeşit<br />
yiyecekler yediği için mutlu olmaz. Bir kadın, kocasının her şeyi<br />
olduğunu bildiğinde ancak mutlu olur.</p>
<p></span><span style="color:#888888;"><strong>- Sizin mutluluğunuzun sırrı bumu ?<br />
</strong><br />
- Olabilir. Ben karıma değerli şeyler alamıyorum ama ona benim için ne kadar<br />
değerli olduğunu hissettiriyorum. O da çok mutlu oluyor.</p>
<p></span><span style="color:#888888;"><strong>- Bir kadına değerli olduğunu nasıl hissettirilir?<br />
</strong><br />
- Küçük kızı severek.</p>
<p></span><span style="color:#888888;"><strong>- Küçük kız mı ? Hangi küçük kız ?<br />
</strong><br />
- Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir küçük kız<br />
vardır. O kızı ne kadar çok sever, ne kadar çok mutu edersen,</p>
<p>o kadını da o kadar mutlu edersin.</p>
<p></span><span style="color:#888888;"><strong>- Nasıl yani ?</p>
<p></strong>- Küçük kız neleri sever, nelerden hoşlanır bir düşünün. Küçük kızlar hep<br />
beğenilmek, ilgi görmek isterler. Güzel olduklarını duymaya bayılırlar.<br />
Kendilerine prensesmiş gibi davranılmasını beklerler. Küçük kızlar hep<br />
prenses olmayı hayal ederler. Sürprizlerden hoşlanırlar. Biraz<br />
şımartılmak isterler. Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak isterler. İltifata doymaz<br />
küçük kızlar. Öyle değil mi?</p>
<p></span><span style="color:#888888;"><strong>- Haklısın. Benim dört yaşımda bir kızım var. Adı Aylin. Her akşam boynuma<br />
sarılır "babacığım beni ne kadar seviyorsun?" diye sorar. Giysisini<br />
değiştirdiği zaman etrafımda "Baba güzel olmuş muyum?" diye sorar durur.<br />
Güzelsin demem de yetmez ona. " Harikasın prenses gibi olmuşsun"<br />
demeliyim.<br />
</strong><br />
Dünyanın en güzel kızı demeliyim.</p>
<p>- İşte kadınlar bir ömür boyu bunu duymak isterler. Ben elli yaşındaki<br />
karıma böyle davranıyorum. Ömrümüz olurda seksen, doksan yıl da yaşarsak<br />
ben ona böyle davranmaya devam edeceğim. Ona "bebeğim" diye hitap ediyorum çok hoşuna gidiyor. "Bebeğim bana bir çay yapar mısın?" dediğimde çay yapmak<br />
için nasıl koşturduğunu görmelisiniz.</p>
<p></span><span style="color:#888888;"><strong>- Hiç kavga etmez misiniz siz?</p>
<p></strong>- Kavga evliliğin tadı tuzu. Arada biz de tartışırız. Küsüp barışmanın tadı<br />
ayrıdır. Benim karım bir keçi kadar inatçıdır. Onunla barışmak için uğraşmak<br />
ayrı bir keyif verir bana.</p>
<p><strong>- Benim eşim çok ciddi kadındır. Hiç küçük kız havası yok onda.</strong></p>
<p>- Küçük kızlar büyüdükleri zaman artık sevgi, ilgi istemeye utanırlar. En<br />
ciddi yada en yaşlı kadının bile o küçük kız mutlaka vardır. Yeter ki sen o<br />
tatlı kızı sevindirmeyi, mutlu etmeyi bil. Ve o küçük kızı asla aldatma.<br />
Yoksa bir daha sana güvenmez ve ne yaparsan yap hep kuşkuyla bakar. Küçük<br />
kızlar hem çabuk mutlu olurlar hem de çabuk kırılırlar. Çok<br />
narindir onlar. Hoyrat elleri sevmezler. Yumuşak dokunuşları severler.</p>
<p></span><span style="color:#888888;"><strong>- Bu tavsiyeni deneyeceğim. Fakat her zaman yapabilir miyim bilmiyorum.<br />
Bazen işlerim çok yoğun oluyor o zaman eve çok yorgun gidiyorum.</p>
<p></strong>- Bu sadece bir bahane. O küçük kızı mutlu etmek dünyanın en kolay işi. Çoğu<br />
zaman birkaç tatlı söz yeterli olur. Sen o küçük kızı mutlu ettiğinde<br />
karşılığını fazlasıyla alırsın. Artık o seni rahat ettirmek için elinden<br />
gelen gayreti gösterir. Karısı mutlu olmayan erkek mutlu olamaz. Mutlu<br />
olmak isteyen erkek önce hayat arkadaşını mutlu etmelidir.<br />
Düşünsene somurtkan, mutsuz, sürekli söylenen biriyle yolculuğa çıksan ne<br />
kadar mutlu olabilirsin.</p>
<p></span><span style="color:#888888;"><strong>- Haklısında bende bütün gün ailem için çalışıp yoruluyorum.</p>
<p></strong>- Yine para, yine dış sebepler. Evet para önemli ve gerekli ama kadınlar<br />
para için erkekleri sevmezler. Para geçici mutluluklar verir. Kadınlar<br />
hediye almayı severler. Paran varsa hediye al tabi. Ama hediyeyle mutlu<br />
olmasını bekleme. Hediyenin yanına sevgini katmazsan hediyenin bir anlamı<br />
yoktur. Benim hiçbir zaman çok param olmadı. Günlük kazandım günlük yedik.<br />
Bazen aç kaldığımız günler oldu.<br />
Hiçbir zaman karımın kulaklarına altın küpe takamadım ama her zaman aşk<br />
sözleri fısıldadım. Hiçbir zaman boynuna pırlanta gerdanlık alamadım ama<br />
hep öpücüklerle sevdim boynunu. Hiçbir zaman ona ipek elbiseler giydiremedim ama kendi bedenimle ipek elbise gibi yumuşacık sardım bedenini ve mutlu ettim onu.</p>
<p>Adam ayağa kalktı.</p>
<p>- Bana müsaade, artık gitmeliyim, karım merak eder. Sende git evine küçük<br />
kızın gönlünü al, belki o küçük kız şimdi evde ağlayıp duruyordur.</p>
<p>- Bülent de ayağa kalktı. Kuvvetlice elini sıktı.</p>
<p></span><span style="color:#888888;"><strong>- Sizi tanıdığıma çok memnun oldum.<br />
</strong><br />
Elini bıraktı koluna girdi. Yolun karşısındaki pastaneyi gösterdi.</p>
<p></span><span style="color:#888888;"><strong>- Hadi gel eşin için şuradan çikolatalı pasta alalım, dedi.<br />
</strong><br />
Pastayı aldılar. Adam hayatında ilk defa karısına yaş pasta götürmenin<br />
mutluluğuyla, bin bir teşekkür ederek evginin yolunu tuttu. Bülent de<br />
pastanenin yanındaki manavdan karısının en sevdiği meyvelerden aldı.</p>
<p>Evine geldiğinde karısı şişmiş gözlerle mutfak masasında oturmuş su<br />
içiyordu. Bülent hiç konuşmadan meyveleri büyükçe bir tabağa döküp<br />
yıkadı, sonra eşinin önüne koydu.</p>
<p></span><span style="color:#888888;"><strong>- Bunlar dünyanın en şanslı meyveleri, dedi.<br />
</strong><br />
İnci hiç konuşmadı.</p>
<p></span><span style="color:#888888;"><strong>- Sorsana "niye" diye.<br />
</strong><br />
İnci kızgın kızgın:</p>
<p>- Niye? Diye sordu.</p>
<p></span><span style="color:#888888;"><strong>- Çünkü dünyanın en güzel ve en tatlı kadının midesine gidecek, dedi gayet<br />
ciddi bir ses tonuyla. İnci şaşırmıştı. Bir anda yüzünün ifadesi<br />
yumuşamıştı.<br />
</strong><br />
</span><span style="color:#888888;"><strong>- Bunlar senin sevdiğin meyveler, senin için aldım.</p>
<p></strong>- Hayret bir şey! Her zaman kendi sevdiğin meyveleri alırdın. Benim hangi<br />
meyveleri sevdiğimi iyi hatırlamışsın. Aslında bu beklediğim istediğim bir<br />
şeydi. "bak senin sevdiğin meyveleri aldım"<br />
Ama şimdi kıymeti yok. Çünkü sana çok kırgınım, meyve alarak gönlümü<br />
alamazsın.</p>
<p></span><span style="color:#888888;"><strong>- Özür dilerim seni kırdığım için.<br />
</strong><br />
Sonra Bülent yere diz çöktü.</p>
<p></span><span style="color:#888888;"><strong>- Cezam neyse razıyım. Ama bir tek şey istiyorum senden. Seni delice seven<br />
bu adamı senden mahrum etme.<br />
</strong><br />
- Bülent yere çömelmiş, boynu bükük bir vaziyette çok komik görünüyordu.</p>
<p>İnci kıkır kıkır gülmeye başladı.</p>
<p>- Affetmek o kadar kolay değil. Bakalım hangi cezalara katlanabileceksin,dedi.</p>
<p>Bülent işte o zaman ona muzip muzip bakan eşinin içinde sakladığı küçük kızı<br />
gördü .</p>
<p></span><strong><span style="color:#888888;">Bundan sonra her şey daha farklı olacak diye düşündü.</p>
<p>Küçük Kızı Mutlu Etmek, kulağıma küpe oldu..</span></strong></p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
