<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>mikrop &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/mikrop/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "mikrop"</description>
	<pubDate>Fri, 05 Sep 2008 10:45:04 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Çocukları Kış Hastalıklarından Korumak Elinizde]]></title>
<link>http://bebekbakimi.wordpress.com/?p=391</link>
<pubDate>Sun, 27 Jul 2008 01:50:05 +0000</pubDate>
<dc:creator>alemturk</dc:creator>
<guid>http://bebekbakimi.wordpress.com/?p=391</guid>
<description><![CDATA[Sonbahar geldi, kış kapımızda. Özellikle nezle ve grip gibi üst solunum yolu hastalıklarını]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sonbahar geldi, kış kapımızda. Özellikle nezle ve grip gibi üst solunum yolu hastalıklarının en yoğun görüldüğü bu günlerde çocukları hastalıklardan korumak büyük önem taşıyor.</p>
<p>Okullar açıldı, çocukların bir kısmı bu yıl ilk kez okulla tanıştı, bir kısmı ise daha kıdemli. Okullar başlayınca anne babaları bir telaş alır. “Ya çocuğum hastalanırsa...” Gerçekten de, okul yılları çocukların en sık sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kaldıkları dönemdir. Bir arada olan çocukların birbirlerinden mikrop aldıklarını ve okul döneminde karşılaşılan kronik ya da akut hastalıkların çocukları sağlık açısından savunmasız hale getirebileceğini söyleyen uzmanlar, aileleri mevsimsel hastalıklara karşı uyarıyor.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Besmele Mikroskopla İncelendi İşte Sonucları]]></title>
<link>http://sonuclar.wordpress.com/?p=8</link>
<pubDate>Sun, 15 Jun 2008 04:35:51 +0000</pubDate>
<dc:creator>kumrum</dc:creator>
<guid>http://sonuclar.wordpress.com/?p=8</guid>
<description><![CDATA[&#8216;İslam’a göre hayvanı besmele ile kesmek neden şarttır’ sorusundan hareket eden bilim]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>'İslam’a göre hayvanı besmele ile kesmek neden şarttır’ sorusundan hareket eden bilim adamları, besmeleli ve besmelesiz kesilen etleri inceledi. İşte sonuç:</p>
<p>Halka ve Olaylara yazarı Osman Özsoy köşesinde kaleme aldığı Kurban ve Besmele konusunda çarpıcı tespitlerde bulundu.<!--more--></p>
<p>“Besmeleli etlerde her hangi bir mikroba rastlanmıyor, Besmelesiz etlerin teşhisinde ise, sürekli çoğalan, büyük ölçüde zararlı mikrop ve bakteriler tespit ediliyor” İşte Osman Özsoy’un konu ile ilgili çarpıcı yazısı:</p>
<p>Kurban ve Besmele</p>
<p>Kurban kesimi konusunda okuduğum ilginç bir araştırmanın sonuçlarını sizlerle paylaşmak için, uzun zamandır bekliyordum. Nitekim o gün geldi çattı. 2 gün sonra bayram. İmkanı olan Müslümanlar Perşembe günü kurbanlarını kesecekler. Gelelim ilginizi çekeceğini düşündüğüm araştırmaya.</p>
<p>Çeşitli üniversitelerde görev yapan ve tıbbın farklı alanlarında uzman olan 30 profesörden oluşan bir araştırma grubu, besmeleyle kesilen hayvan etleriyle, besmelesiz kesilen hayvan etleri arasında herhangi bir fark olup olmadığını ortaya koymak amacıyla laboratuar ortamında deneysel incelemeler yapıyorlar.</p>
<p>Besmelenin sırrı …</p>
<p>Bilim adamları, hayvan kesimi sırasında dinen yerine getirilmesi zaruri olan ‘Bismillah, Allahu Ekber’ sözünün kesilen etler üzerindeki herhangi bir etkisi olup olmadığını araştırınca şaşırtıcı sonuçlarla karşılaşıyorlar.</p>
<p>Araştırmanın metot ve tekniği konusunda bilgi veren Şam Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nebil Şerif; ‘Besmele ile kesilen kuş cinsi hayvan, sığır ve küçük baş hayvanların etlerinden ve besmelesiz kesilen aynı cins hayvanların etlerinden ayrı ayrı nûmuneler alarak özel laboratuarlarda uzun süreli mikroskobik incelemeler yaptıklarını söylüyor.</p>
<p>Sonuçta, Besmele ile kesilen hayvan etlerinin numunelerinin açık kırmızı gül rengini aldığı, besmelesiz kesilen et nûmunelerinin ise, siyaha yakın koyu kırmızı bir renge büründüğünü görülüyor.</p>
<p>Şaşırtan sonuç …</p>
<p>Prof. Şerif ayrıca, Besmeleli etlerde her hangi bir mikroba rastlamadıklarını, Besmelesiz etlerin teşhisinde ise, sürekli çoğalan, büyük ölçüde zararlı mikrop ve bakteriler tespit edildiğini söylüyor. Besmelesiz kesilen etlerin dokularındaki kanlarda iltihaplı akyuvarlar ve alyuvarlar tespit edilirken, Besmele ile kesilen etlerin dokularında ise, buna benzer herhangi bir sonuca rastlanmadığı tespitinde bulunuluyor.</p>
<p>Araştırmada yer alan bilim adamlarında Dr. Abdulkadir Dirani: ‘Kuran’da; <img src="http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif" border="0" alt="Allah" /> adı zikir edilmeden kesilen hayvan etini yemeyin’ şeklindeki İlahi emre rağmen; hayvan kesiminde kimi zaman besmelenin ihmal edilmesi, bizleri bu konuyu bilimsel olarak araştırmaya sevk etti. Besmele ve tekbir ile hayvan kesimi konusunu araştırmaya başlarken, ekipteki bazı arkadaşlar konuya baştan soğuk baktılar. Ancak araştırmalar sırasında her safhada çarpıcı sonuçlar ortaya çıkınca, ekibin konuya olan ilgisi de artmaya başladı.</p>
<p>Besmele ve tekbirle kesilen hayvan etlerinde, Besmelesiz kesilen hayvan etlerinin aksine, et dokularında kan ve mikropların bulunmaması, besmelenin büyük bir mucizesi olarak karşımıza çıktı’ şeklinde görüşlerini dile getiriyor.</p>
<p>Araştırmayı yürüten grup adına Kuveyt Haber Ajansına açıklama yapan Prof. Dr. Halid Halave ise, laboratuar ortamında yapılan deneylerde, besmelesiz kesilen sığır, küçük baş ve kuşların et dokularında pıhtılaşmış kan, çoğalmaya müsait bakteri ve mikroplar tespit edilirken, besmele ile kesilen hayvan et dokularında ise kan, mikrop ve bakterilere rastlanmadığını ifade etmiş</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bilgisayar Klavyeleri Pislik Saçıyor!]]></title>
<link>http://mesutweb.wordpress.com/?p=422</link>
<pubDate>Fri, 02 May 2008 11:39:10 +0000</pubDate>
<dc:creator>Mesut Web</dc:creator>
<guid>http://mesutweb.wordpress.com/?p=422</guid>
<description><![CDATA[
İngiliz bilim adamlarının yaptığı araştırmalar, Bilgisayar klavyelerinde bulunan milyonlarc]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img class="rsm" src="http://www.haberturk.com/2008/05/01/kuturesim/kallavyeee.jpg" alt="" hspace="5" vspace="2" width="121" align="left" /></p>
<p><span style="font-family:Arial;">İngiliz bilim adamlarının yaptığı araştırmalar, </span><span style="font-family:Arial;">Bilgisayar klavyelerinde bulunan milyonlarca bakterinin kullanıcılarda ishal, kusma ve benzeri pek çok rahatsızlığa yol açabildiğine dikkat çeken bilim adamları, mikrobiyologların sonuçları "Which?" adlı dergide yayımlanan araştırmalarının, klavyelerde bulunan bakterilerin arasında koli basili ve enfeksiyonlara yol açan Staphylococcus aureus bakterilerinin de bulunduğunu gösterdiğini bildirdi.</span></p>
<p><span style="font-family:Arial;">33 ayrı klavyeyi inceleyen bilim adamları, klavyelerin üzerindeki bakterilerle klozet ve tuvaletlerin kapı kollarında bulunan bakterileri karşılaştırdı. Bilim adamları, araştırmada kullanılan bir klavyenin kesinlikle kullanılmamasını istedi ve bu klavyede, bir klozettekinden 5 kat fazla bakteri bulunduğunu, kirliliğin, kabul edilebilir düzeyin 150 kat üstünde olduğunu belirtti.</span></p>
<p><span style="font-family:Arial;">Bilim adamları, klavyelerde bakteri üremesinin en önemli sebebinin, kullanıcıların bilgisayar başında yemek yemesi olduğunu kaydetti ve dökülen kırıntıların bakterilerin üremesine yol açtığını ifade etti. Bilim adamları, kullanıcıların kişisel temizliğe dikkat etmemesinin, el yıkamamasının da bakteriyel kirliliğe neden olduğunu bildirdi. Anketler, her 10 kişiden birinin "asla" klavyesini temizlemediğini gösteriyor. Bilim adamları, bakteriyel kirlilik tehlikesinin telefon ahizelerinde de bulunduğu konusunda uyardı. </span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sen Kimsin Nil?]]></title>
<link>http://saldiray.wordpress.com/2007/11/14/sen-kimsin-nil/</link>
<pubDate>Wed, 14 Nov 2007 22:41:38 +0000</pubDate>
<dc:creator>Saldıray</dc:creator>
<guid>http://saldiray.wordpress.com/2007/11/14/sen-kimsin-nil/</guid>
<description><![CDATA[Medyamız sağolsun, kundaklık bebeğe mama verir gibi, halkımızı saçma sapan haberlerle beslem]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Medyamız sağolsun, kundaklık bebeğe mama verir gibi, halkımızı saçma sapan haberlerle beslemeye (ve zehirlemeye) devam ediyor... Zaten eğitim seviyesi pek de yüksek olmayan Türkiye halkını iyice aptallaştırmaya kararlı olan medyamız, zaman zaman bu aptallaştırma sürecine ağırlık veriyor. Her sürecin olduğu gibi bu zeka bastırma sürecinin de kendisine göre kahramanları var.</p>
<p>Peki Türk halkının dimağını bağlayan, zamanını çalan, analitik güçlerine narkoz olan bu şerefsiz kahramanlar kimler? Aslında o kadar çok var ki, nerden başlasam nerde bitirsem bilemiyorum. Düşündükçe kafamdaki liste çoğalıyor, liste çoğaldıkça hain medya amacına varıyor, oturduğum yerde aptallaşıyorum. Listeye başlamadan önce bu utanç listesinin oyuncularının ortak özelliklerine değinelim çabukça...</p>
<p>Bu mikropların birçoğu saman alevi gibidir, çok koşar çabuk yorulurlar... Birkaç gün içinde sıfırdan tepeye çıkarlar, ortalığı bir süre kasıp kavurduktan sonra yine geldiklere yere kaybolurlar. Burda bir parantez açmak lazım. Bunlardan zirveyi mesken tutmuş olanları vardır ki, bunlar mikroptan çok parazit kategorisine girerler. Bu parazitler medya dünyasının anatomisini çözerekten sürekli gündemde kalmanın, halkı aptallaştırmayı mütemadi kılmanın yollarını bulmuşlardır. Mikroplardan çok bunlardan korkulmalıdır, zira hem insanın kanını emer, hem de marifet yapmış gibi teşekkür beklerler...</p>
<p>Yeri geldiğinde bu mikropların birçoğu kendilerinin gündemi işgal etmek istemediklerini ama medyanın onları bir türlü rahat bırakmadığını söylerler. Aslında bu yaptıkları bir yerde "istemem cebime koy" demekten hiç de farklı değiller. Medyanın onların peşini bırakmayacağını bildikleri için böyle serzenişte bulunurlar. Yoksa onlar ilgisiz yaşayamazlar, aptallaştırmadan durmazlar.</p>
<p>Bu medya mikroplarının en sonuncusu da son günlerde peydah olan Nil Demirkazık... Kelimenin tam anlamıyla "ne idüğü belirsiz" bir yaratık. Nerden geldi, nerden çıktı, neden ünlü gibi soruları düşünürken bile beyin hücrelerimizin intihar teşebbüslerine şahit oluyoruz. AKP'nin peşinde koşup ünlü olmaya çalışıp yüz bulamayınca bu sefer de DTP'de kendine bir yer edinmeye çalışmış. DTP yöneticileri de bir şekilde bu tuzağa düşmüşler, ünlü olmaya çalışmasının dışında ünlü olmasını gerektirecek hiçbir meziyeti olmayan bu manyağın amacına ulaşmasına alet olmuşlar. Bir de şimdi 301'den dava açılmış... Hiçbir şeye üzülmem de birçok demokrasi kahramanımıza kıyan 301'in böyle etten püften bir deliye tenezzül etmesine üzülürüm. En nihayetinde Yaşar Kemal, Hrank Dink, Orhan Pamuk ve daha niceleriyle ortak bir noktası olmuş oluyor Nil Demirkazık'ın... İşte beni de en çok yıkan bu ya...</p>
<p>Gelelim kısa kısa diğer mikroplara. Listemizin elbette tüm zeka hırsızlarını kapsaması mümkün olamaz ama elimizden geldiği kadar en zararlı bulduğumuz haşerata değinelim.</p>
<p>Erman Toroğlu: Eski hakemken stüdyoya terfi eden bu adam, her hafta milletin ağzına baktığı bir alim haline gelmiş. Gören Fransa'nın vicdanı Jean-Paul Sartre sanır. Utanmasız bir şekilde sağa sola laf atmasından, cevap verme hakkı olmayan ve kendisine cevap vermeye tenezzül bile etmeyen bir sürü insana saldırmasından tutun, ara ara gündemi yakalamak için ettiği küfürlere ve terbiyesiz laflara kadar varır Erman'ın eşşeklikleri. Kendisi hem uzun süredir gündemde kalmayı bilmesi ve Türk'ün müthiş zekasına verdiği zarar nedeniyle "parazit" kategorisinden giriş yapıyor listemize.</p>
<p>Hasan Mezarcı: Atatürk'e hakaret ederek gündeme oturan, daha sonra kendini sokan akrep misali saçmalıklarına kendini de kaptıran ve kendisi mesih ilan eden eski Refah milletvekili... Önce küfür içeren videolarını izlemiştik. Daha sonra sapsarı giydiği uzun kaftan biçimli bir kıyafetle kendini mesih ilan ederken gördük televizyonlarda. Uzun süre gündemde kalamayarak aklımıza kalıcı bir zarar veremediği için kendisini "mikrop" olarak sınıflandırıyoruz, şimdilik. (Google'a milletvekili ve mesih yazınca bu adam çıkıyor karşınıza, var mı böyle bir karışım başka yerde?)</p>
<p>İbrahim Tatlıses: Amele, türkücü, televizyoncu, yönetmen, oyuncu, iş adamı, mafya ve milletvekili adayı. Her hareketi akıllara zarar, nerden geldiği nereye gittiği bilinmeyen bir adam. Ünlü olmasının sebebi güzel şarkı söylemesi ama gündemde başka sebeplerden kalması, ve zeka düşmanı olması sebebiyle listeme girmeyi haketti. Özellikle takıldığı dansözü sürekli dövmesi, eski karısını ve başkalarını vurdurması, televizyonda türlü şaklabanlıklar yapması, ve de en son olarak Bodrum yerine Urfa'dan milletvekili adayı olması bizim için bardağı taşırdı. Kendisine şerefsiz kahramanlar listesinin en yüksek nişanı olan "über-parazit" madalyasını layık gördük. Vatana millete hayırlı olsun.</p>
<p>Hülya Avşar, Helin Avşar, Kaya Çilingiroğlu: Hülya'nın çektiği üç beş filmden kazandığı şan şöhret yaklaşık yirmi senedir ye ye bitmiyor. Hatta öyle bereketli bir şöhret ki bu kadının kardeşi, kocası, çocukları bile nasipleniyorlar bundan. Hatırlayalım senelerce oynadığı iki kuruşluk tenisle, bu mazbut sporun Türkiye'deki umudu oldu Hülya Avşar. Sonra yaptığı klipler, verdiği pozlar onu yine gündemde tuttu. Daha sonra kocasının aldatması Türkiye'nin milli namus davası oldu. Affetsin mi affetmesin mi diye referandum yapılacaktı, direkten döndük. Bir çocuğu oldu, nerdeyse canlı yayında yapacaktı doğumu. Sonra bir de bela kardeşi var. Hadi ablan iki üç sanat birşeyler karaladı, sen ne yaptın Helin? Çorbacıda sevişti, tüm Türkiye'nin yüzü kızardı. Ülkemizin fütursuz hatunlarının tercümanıydı sanki.  Yıllar yılı, bıkmadan usanmadan Türkiye halkının akıllanmaması için elinden gelen herşeyi yapan bu kadroya ailecek "parazit" ünvanını veriyorum. Ha bir de utunmadan Hülya Avşar koskoca Tanju Çolak'ı yedi bitirdi. Herşeyi affetsek bile bunu affetmez bu halkın vicdanı. Beter ol Hülya...</p>
<p>Bülent Ersoy: Önce cinsiyet değiştirme operasyonu, daha sonra Cem Adler ile evlenmesi, en son olarak da Armağan diye biriyle evlenmesi ve bu arada ayrılıp barışmalarla gündemi yakalayan Bülent Ersoy belki de bu listede olmayı en çok hakedenlerden. Sesi iyi güzel de, özel yaşamını hiçbir noktada kamuoyundan sakınmamış olması. Bir de bu kadar salak hareketin üstüne hala "ağır abla" takılması onu bu listeye soktu. Bir de Orhan Baba'ya saygısızlık yapınca kendisine "parazit" sıfatı vermemiz kaçınılmaz oldu.</p>
<p>Banu Alkan: Yirmi sene önce iki üç tane film çektikten sonra yine ünlü olma sevdasına düşen bu iğrenç kadın da az IQ kaybına sebep olmadı. Sarkmış göğüşleri ve dobi vücudunu Türkiye'yi tiksindirmek pahasına sergilerken, yaptığı aptalca konuşmalar, kulak tırmalayan şarkıları ve sevgilisinden yediği dayak ile milletimizin muasır medeniyetler seviyesine ulaşamamasında büyük rol oynadı. Bütün bunları yaparken gösterdiği bilinç ve mahareti dikkate alıp kendisine "HIV virüsü" yakıştırmasını yaptıyoruz. Nitekim bir yerde kendisinden sonra gelecek mikroplar için halkımızın bağışıklık sistemini çökerterek yol açtı.</p>
<p>Neyse bunlar bu tükenmez listenin sadece birkaç elemanı. Daha kimler kimler var. Son olarak da bu maymunları ekranlarımıza taşıyan, kapılarında nöbet tutan medya sahipleri ve çalışanlarını da listemize alalım. Onlar pohpohlamasalardı bu manyaklar oturma odalarımıza kadar hiçbir zaman giremeyeceklerdi. Ama halkımızın aptallaşması kendilerinin de menfaatine olduğu için bu fırsatı kaçırmadılar ve ellerinden geleni yaptılar. Dolayısıyla Milliyet, Hürriyet, Sabah, Takvim, Vatan, Tempo, Kanal D, ATV, ShowTV başta olmak üzere tüm yazılı ve görüntülü basın üyelerimize de bu mikroplar listesine "parazit" ünvanıyla giriş yaptırıyorum.</p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
