<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>patrikhane &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/patrikhane/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "patrikhane"</description>
	<pubDate>Fri, 05 Sep 2008 04:49:51 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Sapık papazları örtbas etme fonu]]></title>
<link>http://diyalogcu.wordpress.com/?p=153</link>
<pubDate>Wed, 07 May 2008 10:44:22 +0000</pubDate>
<dc:creator>diyalog</dc:creator>
<guid>http://diyalogcu.wordpress.com/?p=153</guid>
<description><![CDATA[
Fener Rum Patrikhanesi’ne bağlı Amerikan Rum Ortodoks kilisesinin bünyesindeki bazı papazlar]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center;"><img class="size-medium wp-image-154" src="http://diyalogcu.wordpress.com/files/2008/05/papaz_kilise_ortodoks_.jpg?w=200" alt="papaz kilise ortodoks rahip rahibe papa katolik hıristiyan sübyancı sapık adam" width="271" height="405" /></p>
<p><span style="font-family:verdana;color:#325a78;font-size:small;"><strong>Fener Rum Patrikhanesi’ne bağlı Amerikan Rum Ortodoks kilisesinin bünyesindeki bazı papazların sübyancılık vakalarının “örtbas” edilmesi için 6 yılda 8.3 milyon dolar tazminat ödendiği açıklandı.</strong><br />
</span></p>
<p><span style="font-family:verdana;color:#325a78;font-size:small;"> Haftalık “Thema” gazetesinin manşet haberine göre, Rum asıllı Amerikalıların Ortodoks kilisesi lideri Başpiskopos Dimitrios, cemaati içinde, “sübyancılık vakalarını örtbas etme” ve “çocukların velileriyle, tazminat ödeme yoluyla işi tatlıya bağlama” taktikleri nedeniyle yoğun eleştiri altında...</span></p>
<p style="text-align:left;"><span style="font-family:verdana;color:#325a78;font-size:small;"><strong>Buzdağının tepesi</strong><br />
</span></p>
<p style="text-align:left;"><span style="font-family:verdana;color:#325a78;font-size:small;"> Son yıllardaki sübyancılık vakalarından sadece 11 papazla ilgili olanlar kamuoyunca öğrenilebildi. Örtbas edilen vakaların sayısı bilinmiyor. “Amerikan Rum Ortodoks kilisesinde seksüel tacize uğrayanlara yardım” cemiyeti kurucusu Kathy Larson, “Ortodoks kiliselerinde sübyancılık vakaları çok, kamuoyuna duyurulanlar sadece buzdağının tepesini oluşturuyor. Failler Yunanistan’a kaçıyor. Yunanistan’da papazlık yapmayı sürdürmeleri olasılığı beni çok huzursuz ediyor” dedi.</span></p>
<p><span style="font-family:verdana;color:#325a78;font-size:small;"><strong>72 yaşında yargıda</strong><br />
</span></p>
<p><span style="font-family:verdana;color:#325a78;font-size:small;"> ABD’deki Rum Ortodoks toplumunu çalkalayan en son sübyancılık skandalı, 20 Mayıs’ta ABD adaletince incelenmeye başlanacak. Gazeteye göre, fail geçmişte 5 çocukla ilişkide bulunmuş, şimdi 72 yaşında olan papaz Nikolaos Katinas.<br />
Başpiskopos Dimitrios’un yakını olan Nikolaos’un çocuklarla kilise içinde seks yaptığı belirtiliyor. Nikolaos Katinas’ın yargılanması sürecinde kilise hiyerarşisinin “örtbas çabaları” kanıtlanırsa, Dimitrios’un da suçlanması gündeme gelebilecek. Papaz Nikolaos şimdi Yunanistan’da yaşıyor.</span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[6 Eylül 1955 olayları]]></title>
<link>http://ayfi.wordpress.com/2007/10/09/6-eylul-1955-olaylari/</link>
<pubDate>Tue, 09 Oct 2007 10:45:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>Aybars</dc:creator>
<guid>http://ayfi.wordpress.com/2007/10/09/6-eylul-1955-olaylari/</guid>
<description><![CDATA[ “6 Eylül 1955 Olaylarına 50. Yılda yeni bakış
Hangi Derin Devlet?”
Nüzhet Kandemir 
6 E]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong><font face="Times New Roman"><span> </span>“6 Eylül 1955 Olaylarına 50. Yılda <em>yeni bakış</em></font></strong></p>
<p align="center" style="text-align:center;margin:0;" class="MsoNormal"><strong><font face="Times New Roman">Hangi Derin<em> </em>Devlet?”</font></strong></p>
<p><strong><font face="Times New Roman">Nüzhet Kandemir</font></strong><span style="font-size:8pt;"><font face="Times New Roman"> </font></span></p>
<p style="text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">6 Eylül 1955 günü İstanbul’da </font><a name="_ftnref1" href="http://null/#_ftn1"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[1]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman"> yaşanan bir dizi olay (nümayiş-yürüyüşler – tahrip – talan);<span>  </span>aynı gün saat 24:00’de askerin gelme-siyle kontrol altına alınmış, mağdurlara bir miktar tazminat ödenmiş, İzmir’de Yunanistan Konsolosluğu’nun bayrağının Ulaştırma Bakanı Muammer Çavuşoğlu tarafından göndere çekilmesi gibi bir jest ile Yunanistan’dan da özür dilenerek gerek İstanbul’da Rumlarla Türkler arasında gerekse Ankara ile Atina arasında derin yaralar bırakmadan, tarihin derinliklerine bırakılmıştı. </font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">1957 seçimlerinde İstanbullu Rumların hemen hemen tamamı<span>  </span>oylarını DP’ye vermişler ve DP listesinden iki Rum milletvekili<span>  </span>TBMM’ne girmişti. </font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">1959 yılında Menderes-Karamanlis arasında Zürih’te imzalanan ant-laşma sonunda Kıbrıs’ta barış sağlanmış ve Kıbrıs Cumhuriyeti kurul-muştu.</font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Yunanistan – Türkiye ilişkilerinin ulaştığı doruk, Yunan Başbakanı Karamanlis ile Dışişleri Bakan Averoff’un<span>  </span>7-12 Mayıs 1959 günlerin-de Ankara ve İstanbul’a yaptığı ziyaret olmuştu. İki ülke artık tam anlamı ile dost ve müttefik idiler. Averoff bu hususu “Cyprus – Lost Opportunities” başlıklı kitabında çok açık bir şekilde ve önemle vur- gulamıştır. </font><a name="_ftnref2" href="http://null/#_ftn2"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[2]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">27 Mayıs’tan 8 gün sonra, 4 Haziran 1960 günü, Demokrat Parti’den 1957 yılında istifa etmiş olan Fuat Köprülü, <em>durupdururken,</em> İstanbullu Rumların ve Yunanistan’ın hiçbir iddia veya talebi yok iken, Kurban Bayramı arifesinde Yeni Sabah Gazetesi’ne bir demeç vermiştir:</font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><strong>“Hadiseler, Fatin Rüştü Zorlu’nun ilhamı ile Menderes ve Gedik tarafından tertiplenmiştir” </strong><em><span> </span></em><span>  </span></font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">5 Haziran 1960 Bayramın birinci günü idi. Yeni Sabah’da manşetten verilen bu ihbar haberi, 27 Mayıs ortamında bayram boyunca, ülkeyi heyecanlandırmış ve yeni yönetimi telaşlandırmıştı. Bayram’dan son-ra ilk işgünü, 9 Haziran, 6 Eylül Olayları </font><a name="_ftnref3" href="http://null/#_ftn3"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[3]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman"> Türkiye’nin gündemine,<span>  </span>bir daha çıkmamak üzere girmiştir. O telaş içinde yeni yönetim Yüksek Soruşturma Kurulu’na alelacele bir dava dosyası hazırlatmış ve 19 Ekim 1960 günü Yassıada’da düzmece 6/7 Eylül Davasının duruşmaları başlamıştır.</font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Yassıada’daki Yüksek Adalet Divanı, bir hukuk <em>kiri </em>olan bu davayı 5 Ocak 1961 günü Karar’a bağlamıştır: Zorlu ve Menderes Olayları tertiplemek suçundan mahkum olmuşlardır. Bir gün sonra açılan Kurucu Meclis’e 6 Eylül 1955 tarihinde Demokrat Parti İstanbul İl<span>  </span>Başkanı olan Dr Oran Köprülü, Devlet Başkanı Orgeneral Cemal Gürsel’in kontenjanından üye olarak girmiştir. <strong>Kaderin bir şakası ?</strong> </font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">6 Eylül 1955 günü İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Necdet Uğur daha sonra CHP milletvekili ve bakanı olmuştur. </font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Ben, 6 Eylül Olayları ile Bağlam Yayıncılık’ın konu ile ilgili bir kitabı </font><a name="_ftnref4" href="http://null/#_ftn4"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[4]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman"> nedeni ile ilgilendim ve üç buçuk yıl süren bir çalışma sonunda 440 sayfalık bir kitap yazdım.<span>  </span>Bağlam Yayıncılık benim kitabımı da yayımladı: “6 Eylül 1955 – Yassıada 6/7 Eylül<span>  </span>Davası”</font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Bu kitap üzerinde çalışırken çok sayıda kişi </font><a name="_ftnref5" href="http://null/#_ftn5"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[5]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman"> ile söyleşi yapmış, özellikle 1955 yılında Milli Emniyet’in İstanbul temsilcisi Fuat Doğu Paşa ve Selanik’teki bombayı patlattığı iddia edilen Hasan Uçar’ı azmettirmekle, Yunan makamlarınca, suçlanan </font><a name="_ftnref6" href="http://null/#_ftn6"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[6]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman"><span>  </span>Sn Oktay Engin ile görüştüm. Onlardan olayları Milli Emniyet’in tertiplemediğine ve bombayı bir Türk’ün patlatmadığına ilişkin güvence aldıktan sonra uzun süren araştırmalarıma başladım. Kitap bittiğinde vardığım sonuç, merhum Necdet Uğur’un bana gönderdiği iki sayfalık mektupta açıkça belirttiği gibi; olaylar spontane başlamış ve kontrol dışına çıkmıştır.<span>  </span></font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">“Kontrol dışı” süreç tam dört saat idi: 20:00’den 24:00’a kadar. Bu dört saat içinde 4 214 dükkan ve 1 004 ev </font><a name="_ftnref7" href="http://null/#_ftn7"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[7]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman"> tahrip, kısmen talan, edilmişti. Bu dükkan ve evlerin tümü Rumlara, hatta gayrimüslimlere ait değildi. O tarihte İstanbul’da yaşayan 90 bin Rum, 50 bin Ermeni<span>  </span>ve yaklaşık 20-30 bin Yahudinin toplam en az 50 bin evi vardı. Dolayısı ile tahrip olan 1 004 ev, gayrimüslimlerin evlerinin yaklaşık % 2’sine tekabül ediyordu.</font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">2005 yılında Rıdvan Akar adında araştırmacı-gazeteci ve de tarihçi </font><a name="_ftnref8" href="http://null/#_ftn8"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[8]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman"> bir tv belgesel yapımcısı, 6 Eylül günü Rumların evlerinin % 80’inin tahrip olduğunu iddia etmiştir. </font><a name="_ftnref9" href="http://null/#_ftn9"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[9]</span></span></span></span></a></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">İşte, ellinci yılda (2005) olaylara yeniden bakmak gereğini Rıdvan Akar’ın bu iddiası nedeniyle duydum ve işe merhum Mahmut Dikerdem’in anıları ile<span>  </span>Fatin Rüştü Zorlu’nun Yassıada savunmala-rını ve elimde var olan diğer belgeleri kronolojik bir tabloya oturtmakla başladım. </font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Bu arada Tarih Vakfı’nın (bence skandal) kitabı yayımlanmıştı: “6/7 Eylül Olayları” </font><a name="_ftnref10" href="http://null/#_ftn10"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[10]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman">. Bu kitapta benim 1995 kitabıma 7 kez gönderme yapılmış ve kitabımdan iki kez alıntı yapılmıştı. Şöyle ki; kitabımın sayfa numaraları verilerek yapılan alıntılar, çok büyük oranda kısaltılmış </font><a name="_ftnref11" href="http://null/#_ftn11"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[11]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman"> ama daha da önemlisi metin değiştirilmişti. Tarih Vakfı ile Dr Güven aleyhinde dava açtım !</font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Rıdvan Akar ile Radikal Gazetesi’ni Basın Konseyi’ne şikayet ettim. Konsey, şikayetimi reddetti. İtiraz ettim. Bekliyorum.</font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">5-10 Eylül 2005 günleri medyamızda çok sayıda 6/7 Eylül yazısı yayımlandı. Bunlardan <em>rasgele </em>on ikisini mercek altına aldım ve ortaya ilginç bir koro çıktı: 12 Dev Adam.<span>  </span>Kitapta 12 dev Adam’ın yazılarından uzun alıntılar ile yorumlarıma yer verdim. Kitabın cd’sinde 12 Dev Adam’ın yazılarının tamamını (internetten) verdim. </font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Bu ikinci kitabı yayımlamaya karar verdikten sonra, 1998 yılında açıklanan bir Yüce Divan Kararı’nı yeniden ve dikkatle okudum. Karar,<span>  </span>T.C. Anayasa Mahkemesi’nin bir kararı idi. Arkadaşım Sevin Zorlu’nun lütfettiği vekaletname ile Anayasa Mahkemesi nezdinde açtığımız İade-i Muhakeme Davası’nın Red Kararı idi ! Nedense hep<span>  </span>reddediliyorum. Kararı imzalayanlar arasında bugünkü Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet Necdet Sezer de varmış. </font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Benim kitap 1995 yılında yayımlandıktan birkaç gün sonra, 7 Ağustos 1995’de bir Amerikan Senatörü, D’Amato,<span>  </span>ABD senatosuna bir önerge vermiş ve 6 Eylül Olayları’nın “nümayiş-tahrip-talan” değil “pogrom” olduğunu ileri sürmüş ve ABD Senatosu’na bu iddiasını kabul ettirmişti. Pogrom, Sovyet öncesi Rusya’da hükümetin güvenlik kuvvetlerini kullanarak azınlıklara karşı giriştiği kitlesel katliamın adıdır. 6 Eylül’de tek bir “katil” vakası yoktu.</font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">İşte Anayasa Mahkemesi’ne, alnımıza haksız ve insafsızca sürülen bu lekeyi silmek için gitmiştik. Meramımızı herhalde anlatamadık ki,<span>  </span>Anayasa Mahkemesi kıytırık bir neden ile, davamızı reddetti.</font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına itiraz edilemediği için 2005 yılını beklemeye,<span>  </span>olayların 50inci yılında, televizyon kanallarımızdan birinde Yassıada Mahkemesi’nin yeniden sahneletmeyi düşünmüştüm.<span>  </span>Amacım önce Yassıada Kararı’nı (bir halk jürisi kararı ile) iptal ettirmek daha sonra da, Yassıada Davası’nın Kararı’nı tanık belge olan gösteren D’Amato ile hesaplaşmaktı.</font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Evdeki hesap televizyon kanallarımızın reyting hesaplarına uymadı. Yazılı başvurularıma CEVAP BİLE VERMEDİLER: Başkent TV, ATV ve Kanaltürk. Yine meramımı anlatamadım diye düşündüm.</font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">23 Ağustos 2005 günü bir kanser ameliyatı geçirdim. Hayata değil<span>  </span>ama Anayasa Mahkemesi’ne de Türk Medyası’na, Tarih Vakfı’na <em>küstüm. </em>Ancak 12 Dev Adam’ın yazdıklarını okuduktan sonra duygusallığı bırakıp Zorlu-Menderes’in kişiliğinde Türk Milleti’ne yapılan haksızlığın hesabı sormaya karar verdim: Hangi Derin<span>  </span>Devlet? </font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Ortaya 136 sayfalık bir kitap ile yüzlerce sayfa eklerden-belgelerden<span>  </span>ve 1955 yılında Genelkurmay Seferberlik Tetkik Kurulu’nda (Özel Harp Dairesi) görev yapan Albay İsmail Tansu ile yapılan söyleşiden oluşan yoğun disk (CD) çıktı. Büyükelçi Nüzhet Kandemir </font><a name="_ftnref12" href="http://null/#_ftn12"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[12]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman"> bir Önsöz lütfetti ve 6 Eylül’de derin devletin öyküsü tamamlandı.</font></p>
<p><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p style="border:windowtext 1pt solid;padding:1pt 4pt;"><span style="font-size:20pt;"><font face="Times New Roman">“6 Eylül 1955 Ozlayları Derin Devletin Tertibi idi” diyenlere şu soru sorulmalı:<span>  </span></font></span><span style="font-size:20pt;"><font face="Times New Roman">Hangi Devletin? Türkiye?<span>  </span>Yunanistan? Olaylardan kim yararlı kim zararlı çıktı?</font></span><span style="font-size:20pt;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="font-size:20pt;"><font face="Times New Roman">Yassıada 6/7 Eylül Davası Karar: 5.1.61 Olaylarda DP İstanbul İl Başkanı olan Orhan Köprülü ise 6.1.61 günü Kurucu Meclis’e girdi (Cemal Gürsel’in listesi)</font></span><span style="font-size:20pt;"><font face="Times New Roman">DP Genel Başkanı (Menderes) suçlu <em>ama</em> </font></span><span style="font-size:20pt;"><font face="Times New Roman">DP il başkanı (Orhan Köprülü) masum? ! </font></span><span style="font-size:20pt;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="font-size:20pt;"><font face="Times New Roman">D’Amato’nun 1995 ‘pogrom’ suçlaması Anayasa Mahkemesi nezdinde iade-i muhakeme davası – Bu davanın Red Kararı’nı kimler, <em>nasıl</em> imzalayabildiler?<span>   </span></font></span><span style="font-size:20pt;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="font-size:20pt;"><font face="Times New Roman">50. Yılda “Karşı Taraf” ne yaptı?</font></span><span style="font-size:20pt;"><font face="Times New Roman">12 Dev Adam neler yazdı? </font></span><span style="font-size:20pt;"><font face="Times New Roman">Türkiye ve Türk Milleti aleyhinde yazmak Türk Medyasının </font></span><font face="Times New Roman"><em><span style="font-size:20pt;">görevi </span></em><span style="font-size:20pt;">mi<em> yoksa tercihi </em>midir? </span></font><span style="font-size:20pt;"><font face="Times New Roman">12 Dev Adamı kime şikayet edelim?</font></span></p>
<p><font face="Times New Roman"><span style="font-size:8pt;"><span> </span></span><span style="font-size:14pt;">İÇİNDEKİLER<em> </em></span><span style="font-size:18pt;"></span></font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">1 – Bölüm 1 - Giriş – Hatırlatma</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">2 – Bölüm 2 – Kronoloji: 1955 → 2005<span>                                 </span></font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">3 – Bölüm 3<span>  </span>- 50. Yıl</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">50. Yılı beklerken Televizyon kanallarına başvurular:</font></p>
<p><font face="Times New Roman">Kanal B + ATV (Mehmet Tezkan)<span>  </span>+ Kanaltürk (Merdan Yanardağ)<em></em></font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Karşı Taraf Ne Yaptı? </font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Karşı Sanat Çalışmaları’nın Karşı Galeri’deki SERGİSİ<span>    </span></font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">12 Dev Adam Korosu <em>ve </em>AB’ye yakışmaya çalışan bir Gazeteci<span>         </span></font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">4 – Bölüm 4 - SONUÇ </font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">6 Eylül’de Derin Devlet – Ama <em>Hangi </em>Ülkenin Devleti? </font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">EKLER</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">EK- 1 </font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Kronoloji Bölümünün ekleri:</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Mahmut Dikerdem’in anıları</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Aziz Nesin’in hatırladıkları</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Selanik’teki Bomba ile ilgili Radyo Haberi</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Fahri Çoker’in verdiği Tahribat Listesi ve Analizi</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Necdet Uğur’un <em>yazılı </em>cevabı</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">İkili Rapor – 4 Ağustos 1959</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">5 Haziran 1960 Fuat Köprülü açıklamaları – Türkeş’in yorumları </font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">İstanbul Ekspres 2. Baskı </font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">EK - 2</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Yassıada<span>  </span>6/7 Eylül Davası <span>                             </span></font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Telgraf ve Coşkun Kırca’nın hatırladığı bölüm</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">AKİS Dergileri – Türk medyasında seviyesizlik örnekleri</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">EK - 3</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">1995 - Türkiye’nin alnına sürülen leke: </font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Pogrom İddiası ve ABD Senatosu Kararı: “Pogrom”dur</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">D’Amato Önergesi<span>                                                      </span></font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">1996 - Lekeyi silme girişimi</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Anayasa Mahkemesi nezdinde iade-i muhakeme davası <span>          </span></font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Karar: “Telgraf yeni delil değildir” Davanın bu nedenle reddi <span>    </span><span>          </span>EK – 4<span>    </span></font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">50. Yıl Ekleri:</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Tarih Vakfı’na dava <span>                                        </span><span>                 </span></font></p>
<p><font face="Times New Roman">Basın Konseyi’ne Şikayet<span style="font-size:14pt;"><span>                     </span><span>                           </span></span></font><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman"><span>                                          </span></font></span><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman"><span>        </span>Ankara, 24 Kasım 2005 </font></span><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman">ÖNSÖZ</font></span><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="font-size:14pt;color:black;font-family:Symbol;"><span>·<span style="font:7pt 'Times New Roman';">        </span></span></span><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman">Araştırmacı Yazar Mehmet Arif Demirer’in “6 Eylül 1955 Olaylarına 50. Yılda Yeni Bakış” başlıklı ve belgesel niteliğindeki yeni eserinin; yakın tarihimizde iz bırakan, görsel ve yazılı yayın organlarımızda farklı açılardan yorumlanan önemli bir olaya ve olayla ilgili gerçeklere ciddi kanıtlarla ışık tutması açısından büyük bir ilgi ile okunacağına inanıyorum.</font></span><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="font-size:14pt;color:black;font-family:Symbol;"><span>·<span style="font:7pt 'Times New Roman';">        </span></span></span><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman">Yazarın böylesine ayrıntılı bir belgeseli, olayın meydana gelişinin 50. Yıldönümünde ve Türkiye – AB ilişkilerinin en kritik sürecinde o dönemin Hükümeti’ni haksız yere ağır bir töhmet altında bırakan taraflı köşe yazılarının bilinçli bir şekilde yoğunluk kazandığı bir aşamada </font><a name="_ftnref13" href="http://null/#_ftn13"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:14pt;color:black;font-family:'Times New Roman';">[13]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman"> kamuoyunun istifadesine sunmuş olmasını övgü ile karşılıyor ve Sayın Mehmet Arif Demirer’i içtenlikle kutluyorum.</font></span><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman">Nüzhet KANDEMİR</font></span><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman">E. Büyükelçi</font></span><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman">DYP Genel Bşk. Yrd.</font></span><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><strong><font face="Times New Roman">Kitabın Kronoloji Bölümünden bir sayfa:</font></strong></p>
<table border="1" cellPadding="0" cellSpacing="0" style="border-collapse:collapse;border:medium none;" class="MsoTableGrid">
<tr>
<td width="71" vAlign="top" style="width:53.5pt;background-color:transparent;border:windowtext 1pt solid;padding:0 5.4pt;">
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">2</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">Eylül</font></p>
</td>
<td width="396" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:windowtext 1pt solid;border-left:#d4d0c8;width:296.75pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;">
<p style="text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">Konferans’a hafta sonu için ara veriliyor</font></p>
<p style="text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">Yunan Dışişleri Bakanı Atina’ya dönüyor </font><a name="_ftnref14" href="http://null/#_ftn14"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[14]</span></span></span></span></a></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="71" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:windowtext 1pt solid;width:53.5pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;">
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">2.9</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">Hürriyet</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman"> </font></td>
<td width="396" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:#d4d0c8;width:296.75pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;"><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Fatin R. Zorlu Londra Konferası’nda Kıbrıs’a dair Türk</font></font></em><em><font size="3"><font face="Times New Roman">görüşünü açıkladı</font></font></em><em><font size="3"><font face="Times New Roman">“Kıbrıs Adası’nın mukadderatı ancak Türkiye ile İngiltere devletleri arasında tayin olunabilir”</font></font></em><em><font size="3"><font face="Times New Roman">“Eğer nüfus çoğunluğu göz önüne alınırsa Batı Trakya’nın Türkiye’nin olması lazım gelmektedir”</font></font></em><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Türk tezi Yunan delegasyonunda şaşkınlık yarattı<span>  </span></font></font></em><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Stefanopulos talimat almak için<span>  </span><strong>alelacele </strong>Atina’ya davet edildi</font></font></em><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Stefanopulos’un sözlerini neşreden İstanbul Rum gaze-teleri kapışıldı. Yunan görüşünü belirten bu gazetelerde Türk tezine dair en ufak bir tefsire bile rastlanmıyor </font></font></em></td>
</tr>
<tr>
<td width="71" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:windowtext 1pt solid;width:53.5pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;">
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">2.9</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">Vatan</font></p>
</td>
<td width="396" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:#d4d0c8;width:296.75pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;"><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Londra konferansında Türk tezi başarı kabul edildi</font></font></em><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Konferansın dünkü toplantısı bir <strong>Türk zaferi günü</strong> oldu</font></font></em></td>
</tr>
<tr>
<td width="71" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:windowtext 1pt solid;width:53.5pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;">
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">3.9</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">Hürriyet</font></p>
</td>
<td width="396" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:#d4d0c8;width:296.75pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;"><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Kıbrıs’a dair Türk tezi İngiliz basınında derin akisler yaptı</font></font></em><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Patrikhanenin Kıbrıs’a hangi yoldan yardım ettiği anlaşıldı</font></font></em><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Batı Trakya’da Yunan zulmü artmağa başladı</font></font></em></td>
</tr>
<tr>
<td width="71" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:windowtext 1pt solid;width:53.5pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;">
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">4</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">Eylül</font></p>
</td>
<td width="396" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:#d4d0c8;width:296.75pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;">
<p style="text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">Pazar günü - Londra’da 3 – 5 bin Türk yürüyüş yapıyor. </font></p>
<p style="text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3"><font face="Times New Roman"><span> </span>Herhangi bir olay olmuyor<span>  </span></font></font></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="71" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:windowtext 1pt solid;width:53.5pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;">
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">4.9</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">Hürriyet</font></p>
</td>
<td width="396" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:#d4d0c8;width:296.75pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;"><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Türkiye’nin Yunanistan’a son ihtarı:</font></font></em><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Yunanistan ya Kıbrıs’tan yahut Türk dostluğundan vaz </font></font></em><em><font size="3"><font face="Times New Roman">geçmeli</font></font></em><em><font size="3" face="Times New Roman">Kıbrıs’taki tethişçiler bir karakola baskın yapıp polisleri bağladılar </font><a name="_ftnref15" href="http://null/#_ftn15"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><strong><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[15]</span></strong></span></span></span></a></em></td>
</tr>
<tr>
<td width="71" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:windowtext 1pt solid;width:53.5pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;">
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">4.9</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">Vatan</font></p>
</td>
<td width="396" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:#d4d0c8;width:296.75pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;"><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Zorlu Yunanlılara dedi ki, “Megali İdeayı bırakın”</font></font></em><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Türk görüşü<span>  </span>Amerika’da iyi<span>  </span>karşılandı</font></font></em></td>
</tr>
<tr>
<td width="71" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:windowtext 1pt solid;width:53.5pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;"><strong><font size="3"><font face="Times New Roman">4.9</font></font></strong><strong><font size="3"><font face="Times New Roman">ULUS</font></font></strong></td>
<td width="396" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:#d4d0c8;width:296.75pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;"><strong><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Tezimiz İngiltere’de müspet tesir bıraktı</font></font></em></strong><strong><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Bir İngiliz dergisi bu mevzuda yalnız bizim hatasız ve aynı derecede muhkem bir vaziyette olduğumuzu, görüş-lerimizin sağlam siyasi realitelere dayandığını yazıyor<span>   </span></font></font></em></strong></td>
</tr>
</table>
<p><font face="Times New Roman"> </font><font face="Times New Roman"> </font><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><span><font face="Times New Roman">               </font></span></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><span><font face="Times New Roman">       </font></span></p>
<p><font face="Times New Roman"> </font><font face="Times New Roman"> </font><font face="Times New Roman"> </font><br /><font face="Times New Roman"><br />
<hr SIZE="1" width="33%" align="left" /></font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn1" href="http://null/#_ftnref1"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[1]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>             </span>Çok daha küçük bir ölçekte İzmir’de</font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn2" href="http://null/#_ftnref2"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[2]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>             </span>Nedense bu önemli kitap Türkçe’ye çevrilmemiştir.</font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn3" href="http://null/#_ftnref3"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[3]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>             </span>Ben olayları<span>  </span>“6 Eylül Olayları” olarak tanımlıyorum. Çünkü saat 24:00’de </font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><font size="2"><font face="Times New Roman"><span>              </span>askerin (geç)<span>  </span>gelmesiyle olaylar kontrol altına alınmıştı. 7 Eylül’de önemli </font></font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><font size="2"><font face="Times New Roman"><span>              </span>bir olay yoktur. Ancak daha yaygın tanımlama “6/7 Eylül Olayları”dır. </font></font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn4" href="http://null/#_ftnref4"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[4]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>             </span>Dr. Hulusi Dosdoğru’nun kitabı</font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn5" href="http://null/#_ftnref5"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[5]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>             </span>Olaylar ile ilgili ve hayatta olan herkes ile</font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn6" href="http://null/#_ftnref6"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[6]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>             </span>Bugün Türk medyası 6 Eylül Olayları ne zaman gündeme gelse, en ufak bir </font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><font size="2"><font face="Times New Roman"><span>               </span>araştırma yapmadan, Oktay Engin’i yeniden mahkum eder: Sn Engin de </font></font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><font size="2"><font face="Times New Roman"><span>               </span>tazminat davası açar ve kazanır. Ek bir emeklilik maaşı niyetine !<span>  </span></font></font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn7" href="http://null/#_ftnref7"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[7]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>             </span>Tam liste kitap Ek – 1’de verilmiştir.</font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn8" href="http://null/#_ftnref8"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[8]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>             </span>Tarihçi olduğunu kendisi iddia ediyor</font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn9" href="http://null/#_ftnref9"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[9]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>             </span>TV8 – 5 Eylül 2005, saat 21:00</font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn10" href="http://null/#_ftnref10"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[10]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>            </span>Yazar: Dr. Dilek Güven</font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn11" href="http://null/#_ftnref11"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[11]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>            </span>Kısaltılmadığı izlenimi verilerek </font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn12" href="http://null/#_ftnref12"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[12]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>            </span>DYP Genel başkan Yardımcısı</font></p>
<p><p style="text-align:justify;margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn13" href="http://null/#_ftnref13"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[13]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>            </span>Sayın Kandemir’in lütfettiği ÖNSÖZ,<span>  </span>24 Kasım günü saat 15:11’de gelmiş. On dakika sonra Basın Konseyi’nden şikayetim ile ilgili Karar gelmiş. Bu Karar’ı EK - 4’de veriyorum. Basın Konseyi, şikayetimin ve şikayet konusu yayınların Basın Meslek İlkelerini ilgilendiren bir yönü bulunmadığı dolayısı ile işlem yapılmasına gerek olmadığı sonucuna varmış ve dosyanın gündemden çıkarılmasına oy birliği ile karar vermiş. Sayın Kandemir’in Önsözü ile Basın Konseyi’nin kararını faks cihazının tepsisinde alt alta buldum. </font></p>
<p><font size="2" face="Times New Roman"> </font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><font size="2"><font face="Times New Roman">Önsöz üstte, Karar altta !<span>     </span></font></font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn14" href="http://null/#_ftnref14"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[14]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>            </span>İkinci sinyal – Dışişleri Bakanı “alelacele” Atina’ya gidiyor</font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn15" href="http://null/#_ftnref15"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[15]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>            </span>Çok kısa bir süre sonra polisleri öldürmeye başlayacaklar – polislerin çoğu </font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><font size="2"><font face="Times New Roman"><span>          </span><span>     </span>Türktü</font></font></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ALMANLAR İÇİN EN BÜYÜK SORUN TÜRK MİLİYETÇİLERİ]]></title>
<link>http://ayfi.wordpress.com/2007/07/25/almanlar-icin-en-buyuk-sorun-turk-miliyetcileri/</link>
<pubDate>Wed, 25 Jul 2007 06:47:46 +0000</pubDate>
<dc:creator>Aybars</dc:creator>
<guid>http://ayfi.wordpress.com/2007/07/25/almanlar-icin-en-buyuk-sorun-turk-miliyetcileri/</guid>
<description><![CDATA[DİE WELT: “ERDOĞAN VE AKP ZARARSIZ” BERLİN, 20/07 (BYE) &#8212; Tirajı günde 251 bin 660 o]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><font face="Times New Roman">DİE WELT: “ERDOĞAN VE AKP ZARARSIZ”</font></span><span><font face="Times New Roman"> </font></span><span><font face="Times New Roman">BERLİN, 20/07 (BYE) --- Tirajı günde 251 bin 660 olan muhafazakar sağ eğilimli Die Welt gazetesinin 20 Temmuz 2007 tarihli sayısında, Stefanie Bolzen imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan, Katolik Misyonlerlik Kuruluşu Missio’da İnsan Hakları Uzmanı olarak görevli Otmar Oehring ile yapılan mülakatın çevrisi şöyledir:</font></span><span><font face="Times New Roman"> </font></span><span><font face="Times New Roman"><span>            </span>--- Türkiye Uzmanı Oehring’le Din Ve Güvenlik Üzerine---</font></span><span><font face="Times New Roman"> </font></span><span><font face="Times New Roman">DW: Almanya’da, Erdoğan’ın ılımlı AKP’si çoğu zaman yanlışlıkla gayrimüslimlerin tamamı için büyük bir tehlike olarak görülüyor.</font></span><span><font face="Times New Roman"> </font></span><span><font face="Times New Roman">OEHRING: Laik partiler öncelikle dinden korkarlar. Bizim anlayışımıza göre bir din özgürlüğünün İslam’da patlamaya ve teokratik bir İslam devletinin kurulmasına yol açabileceğinden endişelenirler.<span>  </span>Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu’nun kuralları, özellikle tehlikeli din grupları için sınırlar öngördüğü için, bu tabii ki sorgulanabilir.</font></span><span><font face="Times New Roman"> </font></span><span><font face="Times New Roman">DW: Erdoğan bu durumda Hristiyanlar için bir şans mıdır?</font></span><span><font face="Times New Roman"> </font></span><span><font face="Times New Roman">OEHRİNG: Bu mümkündür, ancak henüz tam netleşmemiştir. Türkiye’deki Hristiyan liderler<span>  </span>ve en başta da Ermeni Patriği açıkça, Erdoğan ve AKP’nin zararsız olduklarını ve onların en azından birşeyler yapacaklarından umutlu olduklarını söylediler. Aynı durum etnik azınlıklar için de geçerli. Diğer partilerden bir şey yapmaları beklenmiyor.</font></span><span><font face="Times New Roman"> </font></span><span><font face="Times New Roman">DW: Türkiye’de Müslümanlara da ayrımcılık yapılıyor, örneğin Alevilere.</font></span><span><font face="Times New Roman"> </font></span><span><font face="Times New Roman">OEHRİNG: Türkiye’de hiç bir din cemaati tanınmıyor.<span>  </span>Ancak, Sünni İslam devlet tarafından örgütlü olup, kendini tam olarak geliştirebiliyor, kaldı ki bu Erdoğan döneminde artmıştır. Nüfusun yüzde 25’ini oluşturmalarına rağmen Aleviler şimdiye dek Müslüman olarak kabul edilmiyorlar. Nüfusun yüzde 99’u Müslüman olup, bunun yüzde 70’şini Sünniler oluşturuyor.</font></span><span><font face="Times New Roman"> </font></span><span><font face="Times New Roman">DW: Türkiye’deki Hristiyanların yaşadığı en büyük zorluklar nelerdir?</font></span><span><font face="Times New Roman"> </font></span><span><font face="Times New Roman">OEHRİNG: Bir yandan, hukuki statüye sahip değiller ve bu yüzden alım-satım yapamıyorlar. Esasen gayrimenkül sahibi de olamıyorlar. İstanbul’da çok sayıda sinagog ve kilise olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu tabii ki şaşırtıcı bir durum. Bazı münferit durumlarda cemaat vakıfları olarak işlev görüyor. Katolik ve Protestan kiliselerin böyle bir olanağı olmadığı için, şayet varsa bile gayrimenkulları her an ellerinden alınabilir. Ayrıca gayrimüslimlerin personelllerini Türkiye’de eğitmeleri mümkün değil. Ancak, Ankara, yabancı din adamlarına genelde ikamet izni veriyor. Bu nedenle Türkiye’deki Hrisyanlar ve Museviler er ya da geç tükenecekler.</font></span><span><font face="Times New Roman"> </font></span><span><font face="Times New Roman">DW: Dinle ilgili herşeyden Diyanet sorumlu. Bu kurumun AKP ile ilişkileri ne durumda? Bu kurum da –tıpkı ordu gibi- kapalı bir kast mı?</font></span><span><font face="Times New Roman"> </font></span><span><font face="Times New Roman">OEHRING: Gerçekten de, hangi partinin iktidarda olduğuna bağlı olarak, Genelkurmay Başkanlığı ve Diyanet, kamuoyunun yaşantısını belirleyen kurumlar olarak tescilli. AKP hükümeti yönetiminde tabii ki, daha büyük gücü sahip olan Diyanet’e ordudan daha çok iş düşüyor. AKP, orduyu sadece bir darbeyi engelleyecek ölçüde destekliyor.</font></span><span><font face="Times New Roman"> </font></span><span><font face="Times New Roman">DW: AB son olarak planlandığından daha az üyelik faslını görüşmeye açtı ve azalan reform hırsından şikayetçi. Sonuncusu sizce doğru mu?</font></span><span><font face="Times New Roman"> </font></span><span><font face="Times New Roman">OEHRİNG: Evet, yavaşlama olduğu doğru. Şimdiye dek , örneğin azınlıklar konusunda gerçekleştirilen reformlar, kötü olan durumun biraz iyileşmesini sağladı ve<span>  </span>uygulamada henüz hiç bir etkisi hissedilmedi. Örneğin, reforme edilen Vakıflar Yasası, Cumhurbaşkanı tarafından iade edildi ve şu an Meclis’te takılmış bulunuyor.</font></span><span><font face="Times New Roman"> </font></span><span><font face="Times New Roman">DW: Malatya’da ilkbaharda öldürülen Hristiyanları düşünecek olursak, AB’nin politikası Türkiye’deki azınlıklar için gerçekten faydalı mı?</font></span><span><font face="Times New Roman"> </font></span><span><font face="Times New Roman">OEHRİNG: Realize edilecek olursa yavaş yavaş faydası olacak. Başlangıçta fazlasıyla lütufkar davranılmıştı.</font></span><span><font face="Times New Roman"> </font></span><span><font face="Times New Roman">DW: Ancak, Malatya benzeri cinayetler yeniden gerçekleşebilir.</font></span><span><font face="Times New Roman"> </font></span><span><font face="Times New Roman">OEHRİNG: Bu her an hesaba katılabilir. Devlet ve güvenlik güçleri şimdiye kadar böyle olayları engellemek için gerekeni yapmadılar.<span>  </span>Hristiyan ve Yahudi binalarının korunmasına yönelik genelge ancak geçtiğimiz hafta gönderilebildi. Temas içinde olduğum kesimlerin tahminleri, durumun hala tehlikeli olduğu yönünde. Medya, tam da seçim kampanyasıyla bağlantılı olarak azınlıkları Türkiye için bir sorun olarak lanse ettiği için, duyguların kabarması mümkündür.</font></span><span><font face="Times New Roman"> </font></span><span><font face="Times New Roman">DW: Sonuç itibarıyla Türkiye’nin en büyük sorunu İslam mıdır? </font></span><span><font face="Times New Roman"> </font></span><span><font face="Times New Roman">OEHRİNG: Hayır, böyle düşünmüyorum. En büyük sorun Türk milliyetçiliğidir. Bir çokları, laikler tarafından örgütlenen AKP karşıtı gösterileri yanlışlıkla olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyor. Bu, Türkiye hakkında yeterince bilgiye sahip olmayışlarından kaynaklanıyor. Eski Kemalistler, Ordu ve güvenlik sisteminden oluşan “Derin Devlet”, azınlıklar için AKP’den çok daha tehlikelidir.(BEBM/NP/YB)</font></span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dalaras ve Bizanslı Havariler]]></title>
<link>http://ayfi.wordpress.com/2007/07/24/dalaras-ve-bizansli-havariler/</link>
<pubDate>Tue, 24 Jul 2007 12:25:36 +0000</pubDate>
<dc:creator>Aybars</dc:creator>
<guid>http://ayfi.wordpress.com/2007/07/24/dalaras-ve-bizansli-havariler/</guid>
<description><![CDATA[

 


 
Neval Kavcar
AKP nin secim yatirimi kapsaminda bilhassa son uc aydir yaptiklari ile iktida]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<table border="0" width="100%" cellPadding="5" cellSpacing="0">
<tr>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td><a target="_blank" href="http://www.bozok.org/modules.php?name=News&#38;new_topic=101" title="http://www.bozok.org/modules.php?name=News&#38;new_topic=101"><img border="0" vspace="10" align="right" src="http://www.bozok.org/images/topics/NevalKavcar.gif" hspace="10" alt="Resimleri yüklemek için burayı tıklatın. Gizliliğinizi korumak için Outlook, bu resmin Internet'ten otomatik olarak yüklenmesini engelledi. Neval Kavcar" /></a> <font size="+0"><big><br />
<font size="2">Neval Kavcar</font></big></font><font size="+0"><big></big></font></p>
<p><font size="+0"><big><font size="3">AKP nin secim yatirimi kapsaminda bilhassa son uc aydir yaptiklari ile iktidar olacak partinin onune epey bir is yigilmis olacak. Bunlari uzun uzun yazacagiz. Bu arada secim tarihini 22 Temmuza alarak vatandasi, tekrar vurmak isteyenlerin heveslerinin kursaginda kalacagini soyleyeyim. Secim yoresi disinda ki vatandaslarimiz akin akin evlerine donuyorlar</font>.</big></font><font size="+0"><big><font size="3">Secim oncesi satirlarim, Istanbul'da ki Patrikhanenin 15 Temmuzda iptal edilen Dalaras konseri ile ilgili. "Genc Rum Ortodokslar Etkinligi" kapsaminda, "Turk Dusmani" olarak bilinen Yunanli sanatcinin konserinin iptaline, oncelikle Yunanlilar cok ofkelenmis onu belirtelim. Turk aleyhtari davranislarina bakarak, boyle birisine nasil oluyor da Turkiye'de konser izni veriliyor diyenlerde muhtemelen sevindiler </font></p>
<p><font size="3">Iptali Istanbul Valiligi sudan bir sebep gostererek yapiyor. "Gerekli evraklarin tamamlanmamasi" 14- 16 Temmuz arasinda yapilacak etkinlik icin Kultur ve Turizm Bakanligindan ozel izin alindi. </font></p>
<p><font size="3">Organizasyon Bartholomeos'un manevi oglu olarak taninan, Efes Opus Tur'un sahibi Strato Istrati Dolcinyadis tarafindan yapildi. Derken akla 22 Temmuz secimi geliverdi. Istanbul Valiligi ise girerek, izni iptal etti denilebilir. Secim olmasa idi, Kultur Bakani Atilla Koc on sirada yari uyuyarak Ortodokslara Turk Devletinin katkilarini sunardi emin olun. </font></p>
<p><font size="3"><strong>Kimdir bu Dalaras? Yaptigi birkac eylemi diyelim aciklayalim. KKTC nin 23. kurulus yildonumunde Kibris Rum kesiminde "Kinama" konseri verdigini biliyoruz. Irkci bir Yunanli ve buyuk bir Turk dusmani olan Dalaras, PKK Lideri Abdullah Ocalan'i korumak icin kurulan yirmi kisilik komitede yer almisti. Iste bu Dalares, secim olmasaydi Rumeli Hisarinda konserini verecek, Batinin piyonlari da ne kadar "hosgoruluyuz" diyecekti </strong>.</font></p>
<p><font size="3">Is karisinca Kultur Bakanligi izin vermedigini soyluyor. Konserlere kapali olan Rumeli Hisarinda ki Dalaras konseri icin, Patrikhane'nin Kultur Bakanligina basvurdugu biliniyor. AB basta olmak uzere Batiyi dariltmamak adina bu izin Bakanlik ya da Bakanliga bagli kurumca verildi. Simdi Bakanligin "Kim verdi, bilmiyoruz" kivirtmasinin altinda yatan 22 Temmuz 2007 secimidir. </font></p>
<p><strong><font size="3">Bu konseri isi bastan sona yanlislarla doludur. Fener Rum Patrikhanesi papazi, "Turk Dusmanligi" vukuatini daha yeni gerceklestirmis Dalaras'ten baska sanatci bulamadi mi? Hemen her davranisi ile Turkiye'ye baskaldiran Bartholomeos'un bu milletin hosgorusune karsiligi bu mudur? </font></strong></p>
<p><font size="3">Istiklal Savasindan itibaren patrikhane ser odagi olma ozelliginden hic vazgecmemekle birlikte, Turkiye Cumhuriyeti Hukumeti nerededir? <strong>Rumeli Hisari kimseye acilmazken, "Irkci bir Yunan"a nicin acilmaya calisilmistir? Bu konuda Bartholomeos'tan Kultur Bakani Atilla Koc'a ve hatta Basbakan Erdogan'a kadar herkes sucludur. </strong></font></p>
<p><font size="3">Turkiye Cumhuriyeti vatandasi Barthomoleos tarafindan duzenlenen toplantilarinda ne Ataturk ne Turk Bayragi bulunmaz. Yaptigi her icraat Turkiye'nin basini agritir niteliktedir. Heybeliada Ruhban Okulunun, Turkiye cumhuriyetine bagli bir okul olarak acilmasina karsi cikan kendileridir. Bu durum Turkiye'nin okulun acilmasina karsi oldugu seklinde yansitilmaktadir. Vatikanvari Turkiye'den bagimsiz, "devlet icinde devlet" olma girisimine ise hic ara vermemektedirler. </font></p>
<p><font size="3">Yunan Disisleri ise konserin iptal gerekcesini inandirici bulmadigini aciklarken, konserin yapilmasina karsi cikan cevrelerin bu konuyu on plana cikarmasi ve yaklasan secimler iptal gerekcesi olarak karsimizda duruyor. Dalaras ise gercekleri de ortaya cikaran aciklamasi ile Kultur Bakanligimizi ele vermis: </font></p>
<p><font size="3">"<em>Dalaras, Yunan televizyonlarina yaptigi aciklamalarda "<strong>Iptal kararinin arkasinda Turk kultur bakanligi ile Fener Patrigi Bartholomeos'un ortak cabalarina yonelik bir kiskirtma </strong></em></font></p>
<p><font size="3"><em><strong>hedefinin yattigini </strong>" soyledi</em>. "( Radikal- 15.7.2007)</font></p>
<p><strong><font size="3">Dalaras'in bu aciklamasinin ardindan , "hani Kultur Bakanliginin bu izinle ilgisi yoktu" diye soralim mi?</font></strong></p>
<p><font size="3">Yunanlilar aleyhinde konusan bir Turk sanatciya Bati Trakya'da konser izni verir mi Yunanistan? Elbette hayir, fakat buyuk bir piskinlikle Turkiye'den hesap soran Yunanli meslektasina Abdullah Gul cevap vermiyor, sineye cekiyor ve bizi utandiriyor. </font></p>
<p><font size="3">Bu arada nam-i deger Bizanslilardan M.Ali Birant Turk Milletine hesap soruyor. Diyor ki:</font></p>
<p><font size="3">"<em>Yunanli sarkici Dalaras'in Istanbul'daki konseri, biliyor musunuz, iptal edildi. <strong>Gerekcesi, Yunanli sanatcinin Turkiye aleyhindeki sozleri. Bravo dogrusu...</strong> "Dunyaya bir demokrasi ve hosgoru dersi verdik..."Dogrudur, Dalaras Turkiye'yi elestiren bir sanatcidir. Ne var bunda </em>?" ( M.Ali Birant- Hurriyet- 21 Temmuz 2007)</font></p>
<p><font size="3">Bizanslilar ve havarileri, bu sozlerinin Turk Milletinin hosgoru sinirini coktan gectigini goremiyorlar. Kendisine son satiri ile cevap verelim:</font></p>
<p><font size="3">"Susun da, bu ulkeye daha fazla zarar vermeyin."</font></p>
<p><a target="_blank" href="mailto:nevalkavcar@yahoo.com" title="mailto:nevalkavcar@yahoo.com">nevalkavcar@yahoo.com</a></p>
<p></big></font></td>
</tr>
</table>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[AB eliyle misyonerlik]]></title>
<link>http://ayfi.wordpress.com/2007/05/24/ab-eliyle-misyonerlik/</link>
<pubDate>Thu, 24 May 2007 14:33:34 +0000</pubDate>
<dc:creator>Aybars</dc:creator>
<guid>http://ayfi.wordpress.com/2007/05/24/ab-eliyle-misyonerlik/</guid>
<description><![CDATA[AVRUPA BİRLİĞİ ELİYLE MİSYONERLİK: CAMİYE KİLİSE OYUNU Hazırlayan: Bekir GündoğmuşAB d]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:13.5pt;color:maroon;font-family:Arial;">AVRUPA BİRLİĞİ ELİYLE MİSYONERLİK: CAMİYE KİLİSE OYUNU</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;"> </span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;">Hazırlayan: Bekir Gündoğmuş</span></strong><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;letter-spacing:-0.25pt;">AB destekli skandal</span></strong><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">16 Eylül 2006 tarihinde Mardin bölgesinde incelemelerde bulunan Mehmet Elkatmış Başkanlığındaki İnsan Hakları Komisyonu heyeti, Midyat’ta bazı Manastır ve kiliseleri ziyaret eder. AKP’li ve CHP’li komisyon üyeleri bu ziyaret sırasında Bardakçı köyüne de uğrar. Caminin kiliseye çevrilmesi skandalı işte bu ziyaretten hemen sonra resmi bir sürece girer.</span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">AB uğruna Meclis’i olağanüstü toplayarak zinayı suç olmaktan çıkaran, yine AB uyum yasaları çerçevesinde kanunlardan cami ifadesini kaldırıp yerine ibadethane ifadesini koyan AKP, şimdi de bir caminin kiliseye çevrilmesi skandalına imza atıyor. Skandal gelişme Mardin’in Midyat ilçesine bağlı Bardakçı köyünde yaşandı. Köyün tek camisinin kiliseye çevrilmesi çalışmaları bütün hızıyla sürdürülüyor. </span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bardakçı köyünün <span style="cursor:hand;">Ankara</span> ziyaretçileri</span></strong><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Midyat’ın Bardakçı köyünde yaşanan inanılmaz olayın TBMM İnsan Hakları Komisyonu üyelerinin köye gelmesiyle başladığı öğrenildi. 16 Eylül 2006 tarihinde Mardin bölgesinde incelemelerde bulunan Mehmet Elkatmış Başkanlığındaki İnsan Hakları Komisyonu heyeti, Midyat’ta bazı Manastır ve kiliseleri ziyaret eder. AKP’li ve CHP’li komisyon üyeleri bu ziyaret sırasında Bardakçı köyüne de uğrar. Caminin kiliseye çevrilmesi skandalı işte bu ziyaretten hemen sonra resmi bir sürece girer. Köylülerin verdiği bilgilere göre, Bardakçı’ya gelen Elkatmış ve komisyon üyeleri köylülerden “AB sürecinde Süryaniler bize Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde dava açmasınlar” bahanesiyle caminin kilise yapılmasına ses çıkarmamalarını ister. Bu isteği ise siyasi baskılar takip eder ve köy sakinleri camilerinin kiliseye çevrilmesi için ikna edilir. </span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Köyde tek bir Hıristiyan yaşamıyor</span></strong><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Geçmişte Mardin’in doğu bölümünde yoğun olarak yaşayan Süryani vatandaşlarımızın büyük bir çoğunluğu Avrupa ülkelerine göç etmiş. Bu nedenle bu bölgede hemen her köyde bir kilise veya manastırla karşılaşmak mümkün. Bardakçı köyünün Süryani sakinleri de yaklaşık 30 yıl önce Avrupa’ya gidenlerden. Ve yıllardır bu köyde hiçbir Hıristiyan vatandaşımız ikamet etmemiş. Caminin kiliseye çevrilmek istendiği Bardakçı köyünde bugün de tek bir Hıristiyan bulunmuyor. Olayın çok daha ilginç tarafı, yılda birkaç kez dışardan gelenler için kapısının açıldığı bir Süryani kilisesi de mevcut. Köylüleri şaşırtan da, tek bir Hıristiyanın yaşamadığı 30 hanelik bir köyde ikinci bir kiliseye ihtiyaç duyulması ve bunun devlet eliyle hayata geçirilmek istenmesi. </span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bardakçı Camii’nin tarihçesi</span></strong><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bardakçı camisinin tarihçesi bu caminin kiliseye dönüştürülemeyeceği gerçeğini de ortaya koyuyor. 1935 yılında tek katlı ve bahçeli olarak inşa edilen bina uzunca bir süre konut ve değirmen olarak  kullanıldı. 1973 yılına gelindiğinde ise dönemin Hıristiyan köy muhtarı Bersome Kurt ve kilise papazı Esmer Bilge tarafından imzalanan bir belgeyle bina, köy odası olarak tahsis edildi. Sonrasında ise kayıtlara eğitim odası olarak geçen bu bina, ihtiyar heyeti tarafından ihtiyaca binaen yine resmi olarak camiye çevrildi. Hatta bunun üzerine İl Müftülüğü de camiye kadrolu bir imam atadı. Ve bu süreç yakın zamana kadar böyle devam etti.</span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Kilise başvurusu Avrupa’dan</span></strong><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Ancak 2000 yılı başlarında Yusuf Bozkurt isimli Avrupa’da yaşayan Süryani bir vatandaş, cami olarak kullanılan binanın geçmişte kilise olduğunu iddia ederek Diyanet’e başvuruda bulundu. Ne var ki Bozkurt’un elinde binanın kilise olduğuna dair hiç bir belge bulunmuyor. Zaten resmi kayıtlarda önce konut olarak gözüken bina sonrasında eğitim odası, en sonunda da cami olarak resmi kayıtlara geçimiş. Yani kilise olduğuna dair hiçbir resmi belge de bulunmuyor. </span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Ayasofya’nın da kiliseye çevrilmesi talep edilirse...</span></strong><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Avrupa’da yaşayan bir Süryani vatandaşın müracaatıyla içerisinde namaz kılınan Bardakçı köyünün tek camisinin “AB’ye girişimiz sekteye uğrar” diye kiliseye çevrilmek istenmesi akıllara Ayasofya’nın da kiliseye çevrilmesi endişesini getiriyor. Bugüne kadar AB’nin her isteğine ‘evet’ diyen siyasi iktidar Ayasofya için gelecek bir talebe de aynı cevabı mı verecek, kafaları karıştırıyor.  </span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Mardin neye hazırlanıyor?</span></strong><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Mardin Midyat’a bağlı Bardakçı camisinin kiliseye çevrilmesi tartışmalara neden olurken, bölgedeki yüzlerce kilese ve manastırın da topyekün kapsamlı bir restorasyondan geçirilmesi Mardin merkezli tartışmaları da beraberinde getirdi. Restorasyon çalışmalarının finansını GAP’a ve güneydoğuya özel ilgisi bilinen AB’nin sağlaması ise kuşkuları artırıyor.  Bölgede yoğun bir şekilde görülen toprak satışlarından sonra kilise ve manastırların restorasyonunun AB tarafından karşılanması dikkat çekici bulunuyor.</span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Geniş kapsamlı restorasyon</span></strong><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Mardin, Süryani kökenli vatandaşların en yoğun yaşadığı illerin başında geliyordu. Bu nedenle Mardin’in özellikle Midyat, Dargeçit bölgelerinde neredeyse her köyde bir kilise veya manastır bulmak mümkün. Süryani vatandaşlarımızın çok büyük bir kısmı son otuz yıl içerisinde Avrupa’ya göç etmiş bulunuyor.  Şuan yaklaşık sadece 2500-3000 civarında Süryani vatandaşımız Mardin’de ikamet ediyor. </span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bölgede var olan bu yüzlerce kilise ve manastır son aylarda geniş çaplı bir restorasyondan geçiriliyor. Deyruzzafaran, Deyrulumur, Mor Yakup manastırları bunlardan bazıları...Örneğin Mardin şehir merkezinin hemen yanıbaşındaki Deyruzzafaran kilisesi dört etaptan oluşan büyük bir restoreye alınmış durumda. Sadece bir etabın maliyeti 1.171.046.88 YTL’yi buluyor. 1 trilyon lirayı aşan bu rakam kilisenin restoresinin toplam maliyetinin beş trilyona yakın bir meblağa ulaşması anlamına geliyor. Mardin genelinde var olan kiliselerin oranı düşünülüğünde ise  geniş çaplı restorasyon çalışmalarının çok büyük bir proje olduğunu ortaya koyuyor. </span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Barıştepe köyünde yer alan Mor Yakup manastırı da bu anlamda ilginç bir özelliğe sahip. Bu köyde de hiç Hıristiyan vatandaşımız yok. Ancak ne hikmetse bu manastırda ciddi bir restoreden geçiyor. Sorularımızı cevaplayan kilise rahibi Daniel Bey, hiç Hıristiyan olmamasına rağmen bu köyde hizmet vermek istediklerini söylüyor. Çok daha ilginci ise diğer manastırlarda da olduğu gibi buraya da İsveç’ten çocuklar getirilmiş. Bu çocuklar ömür boyu burada kalmak üzere özel olarak yetiştiriliyor. İster istemez akla da şöyle bir soru geliyor: Bu çocuklar aldıkları eğitimle kimi eğitecekler? Onlara da mı Avrupa’dan öğrenci getirilecek, yoksa öğrenciler Barıştepe köyünden ve civar müslüman köylerden mi toplanacak !  </span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Deyrulumur kilisesinde ise durum biraz daha farklı. Pahalı işlemeli taşlardan yapılan restorasyonun yanı sıra, manastır arazisinin kale gibi çevrilmesi dikkat çekiyor. Manastırın yakınında yer alan Yayvantepe köylülerinin ifadelerine göre, Deyrulumur manastırı, izinsiz bir şekilde arazisini genişletti ve orman arazilerini kalın duvarlarla çevirerek gasp etti. Yine köylülerin ifadesine göre manastır arazisinde müslüman mezarlığı var ve bu mezarlık da manastır içinde yok edildi. Kısa süreli de olsa görüştüğümüz Süryani Metropoliti Samuel Aktaş bütün bu restore çalışmalarının geleceğe yatırım olduğunu açıkca ifade ediyor. Samuel Aktaş, yakın zamanda bütün Süryanilerin bölgeye tekrar yerleşeceğini iddia ediyor. </span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Finansör Avrupa Birliği</span></strong><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bütün bu restorasyonların ana kaynağı AB fonları. Son yıllarda Türkiye’de bu tür çalışmalar için kesenin ağzını açan Avrupa Birliği milyonlarca Avroyu kilise restorasyonlarına ayırdı. Uzmanlar, Avrupa Birliği’nin bu politikasını BOP’un kültürel işgal süreci olarak değerlendiriyor. Hiç Hristiyanın yaşamadığı köylerde bile başlatılan kilise restorasyonları, bölgenin inanç yapısını değiştirmeye yönelik organizasyonlar olarak <span style="cursor:hand;">kabul</span> ediliyor. </span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">AKP, milletin inancını hiçe sayıyor</span></strong><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">AKP’nin milletin inancını hiçe sayan uygulamalarından bazıları: </span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">* Zinayı TCK’dan suç olmaktan çıkardılar.</span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">* Ders kitaplarında ayetlere sansür koydular..</span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">* Cami ifadesini kanunlardan çıkarıp, yerine ‘ibadethane’ ifadesini koydular ve böylece apartman kiliselerin ve misyonerlik çalışmalarının önünü açtılar. </span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">* Ezanın sesinin kısılmasına dair genelge yayımladılar</span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">* Kur’an öğrenimi yasağını TCK’ya koydular. Dedelerin, ninelerin bile torunlarına Kur’an öğretimesini yasak saydılar.</span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">* “Namus borcumuz” dedikleri başörtüsü yasağının kalkması için dört yıldır hiçbir adım atmadılar. Leyla Şahin davasında AİHM’ne verdikleri savunmada, başörtüsünün karşısında yer aldılar. AKP döneminde başörtülü hastaları hastaneler <span style="cursor:hand;">kabul</span> etmedi..</span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">* İmam Hatip ve meslek liselilerin katsayı adaletsizliğini dört yıldır devam ettirdiler. Başbakan Erdoğan İmam Hatiplerle ilgili “biz bedel ödemeye hazır değiliz” diyerek milleti hayal kırıklığına uğrattı.</span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">* ‘Allah indinde tek din islamdır’ ayetinin Cuma hutbelerinde okutulmaması için din görevlilerine tebliğde bulunuldu. </span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">* Domuz eti ilk kez Tarım Bakanlığı gıda kodeksine dahil edildi. Böylece kasap reyonlarında domuz etinin satışı yasallaşmış oldu. Domuz çiftlikleri teşvik kapsamına alındı.</span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">*  Dinlerarası diyaloğun hamiliğine soyunup, dinler parkı, dinler bahçesi projelerini hayata geçirdiler. </span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">* 1 Mart tezkeresini hazırladılar, bir genelgeyle havaalanı ve limanları Amerikan ordusunun kullanımına açtılar. Böylece Bush’un ‘Haçlı seferi’ olarak tanımladığı işgal operasyonlarının bir parçası oldular. </span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">*  İsrail’in güvenliği için ve İsrail’in talebiyle kamuoyuna rağmen Lübnan’a asker gönderdiler.</span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Verdana;"></span><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Yüzlerce kilise ve manastır Avrupa Birliği finansmanıyla restore ediliyor, bölge adım adım misyonerlik kıskacına sokuluyor…</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"></span><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;letter-spacing:-0.25pt;">70 çocuk Hıristiyan yapıldı</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Şanlıurfa’da açılan Dinler parkı, <span style="cursor:hand;">Antalya</span>’da Dinler bahçesi, Hatay ve <span style="cursor:hand;">Ankara</span>’da yapılan Medeniyetler buluşması toplantıları da Mardin toplantısının takipçisi olmuştu. Aradan geçen üç yıl içerisinde endişelerin ne kadar yerinde olduğu bugün restorasyon adı altında yaşanan bu olaylarla birlikte çok daha iyi anlaşılıyor...</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Süryani kökenli vatandaşların da yaşadığı Mardin, son yıllarda Türkiye’de yoğunlaştırılan dinlerarası diyalog çalışmalarının önemli bir merkezi olarak <span style="cursor:hand;">kabul</span> ediliyor. 13 Mayıs 2004 yılında Kasimiye Medresesi’nde yapılan ilk Dinlerarası Diyalog toplantısında bir Müslüman kadınla Hıristiyan bir erkeğin evlilik meraseminin hem kilise hem de camide yapılması büyük tartışmalara neden olmuş ve endişeyle karşılanmıştı. Şanlıurfa’da açılan Dinler parkı, <span style="cursor:hand;">Antalya</span>’da Dinler bahçesi, Hatay ve <span style="cursor:hand;">Ankara</span>’da yapılan Medeniyetler buluşması toplantıları da Mardin toplantısının takipçisi olmuştu. Aradan geçen üç yıl içerisinde endişelerin ne kadar yerinde olduğu bugün restorasyon adı altında yaşanan bu olaylarla birlikte çok daha iyi anlaşılıyor.</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Harran bölgesi başta olmak üzere Urfa ve bölge illerindeki toprak satışlarının yoğunluk kazanması da Mardin’deki kilise ve manastır restorasyon çalışmalarını daha anlamlı kılıyor. </span><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">İsraillilerin istedikleri arazi de Mardin’in sınırları içerisinde</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Irak’ın parçalanması planları çerçevesinde Kuzey Irak’taki gelişmeler de Mardin ilini stratejik bir konuma oturtuyor. Irak sınırına yakın olması nedeniyle Mardin,  son dönemde iyiden iyiye konuşulan Kuzey Irak hesaplarında göz ardı edilmemesi gereken bir konuma sahip. Son günlerin en çok tartışma konularından birisi olan ve İsraillilerin almak istediği mayınlı arazinin de Mardin sınırları içerisinde bulunduğunu da unutmamak gerekiyor. Mardin aynı zamanda dünyanın en büyük üçüncü antik kenti kimliğine de sahip. </span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Tarih boyunca güneydoğu bölgemizin de içerisinde gösterildiği Arz-ı Mev’ud’a sahip olmak isteyen öğretiyle kurulan işgalci İsrail’in bölgedeki faaliyetleri de biliniyor. Kuzey Irak’ta MOSSAD’ın artan faaliyetlerinin yanı sıra, İsrailli işadamlarının güneydoğu illerimizden aracılarla toprak almaları da İsrail endişesini güçlendiriyor. Mardin’deki bu gelişmeler Türkiye’yi de içerisine alan çok büyük bir projenin önemli bir parçası olarak görülüyor. </span><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">AB yolu buradan geçer, dediler... BOP’un cazibe merkezi olacağını söylediler... Misyonerlerse şimdi Diyarbakırlı çocukları Hıristiyan yapıyor…</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"></span><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">İşte o çocuklar!</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Özellikle büyük şehirlerimiz ve stratejik öneme haiz illerimizde yoğunlaşan misyonerlik faaliyetleri Diyarbakır’da da etkisini arttırdı. Mesut Yılmaz’ın “AB’ye giden yol Diyarbakır’dan geçer’ sözü ile Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakır’ın BOP’un cazibe merkezi olacağını ilanıyla çokça tartışılan Diyarbakır bugünlerde misyonerlik çalışmalarının merkez illerinden birisi haline dönüşüyor. Bin yıllardır İslam şehri olan Diyarbakır’da şimdilerde Müslüman çocuklar kandırılarak din değiştiriyor. </span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Avrupa Komisyonu üyelerinin ve başta ABD olmak üzere yabancı ülke elçilerinin uğrak yeri Diyarbakır, ABD ve AB’nin üzerinde hassasiyetle durduğu şehir olarak biliniyor. İç ve dış politikanın önemli şehri Diyarbakır son zamanlarda misyonerlerin de ilgi odağı haline geldi. Bölgedeki terörle birlikte yoğun göç alan ve bu hızlı nüfus artışı dolayısıyla işsizliğin en yaygın olduğu illerin başında gelen Diyarbakır bu özelliğiyle de misyonerler için uygun bir zemin oluşturuyor. Hırsızlık ve kapkaçın yaygınlaştığı, uyuşturucu kullanımının korkunç derecede artış gösterdiği Diyarbakır şimdi ise misyonerlerin saldırılarına maruz kalıyor. </span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Özellikle Protestan misyonerlerinin akın ettiği Diyarbakır’daki misyonerlik çalışmalarının en somut örneğini şehrin Urfa Kapısı’nın hemen girişinde açılan Protestan Kilisesi oluşturuyor.  Bu kilisenin kurulmasıyla birlikte kısa sürede onlarca müslüman genç ve çocuk Hıristiyan yapıldı. Aynı mahallede yaşayan bazı çocuklar ise arkadaşlarının para karşılığı kiliseye gittiklerini iddia ediyor. Bölge halkı da ciddi bir tehdit halini alan bu çalışmalardan kaygılı...</span><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Diyanet bize karışamaz</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Tarihi Meryemana Süryani Kilisesi’nin hemen karşısında bulunan Diyarbakır Protestan Kilisesi 2003 yılında kuruldu. Yaklaşık dört yıldır bölgede resmi olarak faaliyet gösteren kilise, şu ana kadar yetmişe yakın Müslüman çocuğun Hıristiyan olmasına sebep oldu. Bu kilisede üç yaşındaki çocuklar bile din eğitimi alıyor. 12 yaşından küçük çocukların Kur’an öğreniminin yasak olduğu bir ülkede bizzat kilisenin papazından 3 yaşındaki çocuklara Hıristiyanlığın öğretildiğini duyunca ister istemez şaşırıyoruz. Din ve vicdan özgürlüğünü herkes için savunuyor ve istiyoruz ama yüzde 99’u Müslüman olan Türkiye’mizde Kur’an öğreniminin önündeki engeller dolayısıyla kilisenin papazı Güvener’e “3 yaşındaki çocukların Kilise’de din eğitimi alması yasak değil mi?” diye soruyoruz. Kendisini vaiz ve misyoner olarak tanımlayan Güvener’in “Diyanet bize elektrik ve su vermiyor, dolayısıyla bizden böyle bir şey isteyemez” cevabı şaşkınlığımızı daha da arttırıyor.</span><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Kilise değil, sanki ilköğretim okulu...</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Pazar günü gittiğimiz Diyarbakır Protestan Kilisesi’nde bulunduğumuz her dakika şaşkınlığımız biraz da artıyordu. Kilisenin papazı Vaiz Ahmet Güvener’le konuşurken ayinden çıkan çocuklar kafetaryaya doğru yaklaştıkça hayret içinde kalıyoruz. Zira, aralarında yabancı uyrukluların da bulunduğu çocukların yaş ortalaması 8-9 civarındaydı.  İsimlerini soruyoruz çocukların: Ayşe, Fatma, Gülistan... </span><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">“İsa’nın bedeninde canları özgürlük buluyor”</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Papaz Ahmet Güvener’e göre çocuklar kandırılmıyor, tam tersine çocuklar ilahi kurtuluşla tanışıyor ve yine kendi ifadesiyle “İsa’nın bedeninde canları özgürlük buluyor”. Ancak kilisenin bulunduğu mahallede konuştuğumuz ve isminin açıklanmasını istemeyen bazı vatandaşlar ve çocuklar ise kilisede para dağıtıldığını iddia ediyor. Hatta bir çocuk; “Arkadaşlarımız var şu an orda, biz biliyoruz ki onlara para veriliyor” diyor.</span><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Eğitmen Amerika’dan</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">İsminin Timmy olduğunu öğrendiğimiz bir eğitmen dikkatimizi çekiyor. <span style="cursor:hand;">Montana</span>’dan Diyarbakır’a gelen ve yerleşen Timmy ”Niçin Diyarbakır” sorumuza ilginç bir cevap veriyor: “ İhtiyaç olduğunu söylediler ben de eşimle birlikte buraya yerleştim...”. Gördüklerimiz, duyduklarımız şaşırtmaya devam ediyor.  Bir insan Amerika’dan kalkıp Diyarbakır’a gelecek ve buraya yerleşecek. Bunda da hiç bir olağanüstü durum görülmeyecek! Mardin’e İsveç’ten gelen öğrenciler gibi... Bu şaşkınlıklar ışığında, ABD ve Avrupa’nın son dönemde yakın ilgi gösterdiği Diyarbakır’da böyle bir duruma şüpheyle yaklaşmamak neredeyse imkansız hale geliyor.</span><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Her taşın altında İsrail var!</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"></span></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bilindiği üzere Hıristiyanların Katolik, Ortodoks ve Protestanlık olmak üzere bilinen üç mezhebi var. Ancak diğer ikisi, Protestanları Hıristiyan olarak bile <span style="cursor:hand;">kabul</span> etmiyor. Çünkü Protestanlar kendilerine kaynak olarak Hıristiyanlığın yanı sıra Siyonist kaynakları da <span style="cursor:hand;">kabul</span> ediyor. Çok daha ilginci ise Hazreti İsa’nın yeryüzüne inmesi için Büyük İsrail’in kurulması gerektiğine inanan Protestanlar, Fırat ile Nil arasında yapılacak büyük ve kanlı bir savaşta, tüm ulusların saldırısına uğrayan İsrail’in, Hz. İsa tarafından bir dağı yararak kurtulacağına iman ediyor. Büyük İsrail Projesi olarak bilinen BOP’u gerçekleştirmek için Amerikan ordusunu Ortadoğu’ya yığan ABD Başkanı Bush da bu inancın yılmaz savunucusu. İşte bu nedenle İsrail’in hedefindeki bölgenin içinde yer alan Diyarbakır’da bu faaliyetleri Protestan Kilisesi’nin yönlendirmesi çok daha dikkat çekici bir hal alıyor.</span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Goben-Breslav, NATO, AB ve Papa]]></title>
<link>http://ayfi.wordpress.com/2007/01/20/goben-breslav-nato-ab-ve-papa/</link>
<pubDate>Sat, 20 Jan 2007 23:31:37 +0000</pubDate>
<dc:creator>Aybars</dc:creator>
<guid>http://ayfi.wordpress.com/2007/01/20/goben-breslav-nato-ab-ve-papa/</guid>
<description><![CDATA[




Goben-Breslav, NATO, AB ve Papa
30.11.2006
































Hazırlayan: İbrahi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<table border="0" width="795" cellPadding="0" cellSpacing="0">
<tr>
<td width="70%" align="left" vAlign="middle" class="baslik">
<table border="0" width="100%" cellPadding="0" cellSpacing="0">
<tr>
<td align="left" vAlign="middle" class="baslik">Goben-Breslav, NATO, AB ve Papa</td>
<td width="100" align="center" vAlign="middle" class="baslik">30.11.2006</td>
</tr>
</table>
</td>
<td width="4"><img width="1" src="http://ayfi.wordpress.com/wp-admin/images/spacer.gif" height="1" /></td>
<td width="30%">
<table border="0" width="100%" cellPadding="0" cellSpacing="0">
<tr>
<td width="57"></td>
<td width="185" align="left" vAlign="middle" class="baslik"></td>
</tr>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td colSpan="3"><img width="1" src="http://ayfi.wordpress.com/wp-admin/images/spacer.gif" height="2" /></td>
</tr>
<tr>
<td colSpan="6"><img src="http://ayfi.wordpress.com/wp-admin/images/spacer.gif" height="10" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="5"><img width="5" src="http://ayfi.wordpress.com/wp-admin/images/spacer.gif" /></td>
<td height="200" colSpan="5" align="left" vAlign="top" class="verdana12">
<table border="0" align="left" cellPadding="0" cellSpacing="0">
<tr>
<td><img width="3" src="http://ayfi.wordpress.com/wp-admin/images/spacer.gif" height="3" /></td>
<td><img width="3" src="http://ayfi.wordpress.com/wp-admin/images/spacer.gif" height="3" /></td>
</tr>
<tr>
<td></td>
<td width="3"><img width="3" src="http://ayfi.wordpress.com/wp-admin/images/spacer.gif" height="3" /></td>
</tr>
</table>
<p>Hazırlayan: İbrahim BALCI<span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Riga Zirvesi gündeminin arka planını NATO’nun Ekim 2006’da İsrail’le imzaladığı işbirliği programı oluşturuyor. N<span style="letter-spacing:-0.25pt;">ATO-İsrail işbirliğinin adı: “Güçlendirilmiş Akdeniz Diyaloğu” yani NATOAkdeniz’in güvenliğini İsrail’le sağlayacak.</span></span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bu ülkenin yöneticileri, ülkesini seven okur-yazarları ve duyarlı halkı geçmişte olup bitenleri unutup, olanlardan ders almazsa, ülkemiz, bölge ve İslâm coğrafyası daha büyük badirelerle yüzyüze gelecek demektir.</span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">ABD Patrikhane’yi bir Truva Atı olarak kullanmak için 1984’te başlattığı diplomatik ziyaretlerle yeni bir fasıl açıyor. Papa Patrik buluşmasıyla ikinci perde açılıyor.</span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">1839’da Tanzimat’la başlayan melankolik Batı sevdasının ulaştığı AB macerası salı günü (28 Kasım 2006)<span>  </span>ABdönem başkanı Finlandiya’nın Tampera şehrindeki Kıbrıs görüşmeleriyle çöktü. Ve... Almanya Başbakanı Angela Merkel; Türkiye’ye imtiyazlı ortaklık önerisinde bulunulması gerektiğini açıkladı.</span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">NATO üyesi 26 ülkenin devlet ve hükümet başkanları 28 Kasım Salı günü Letonya’nın başkenti Riga’da 19. NATO Zirvesi’nde buluştular.</span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Gündem: NATO’nun siyasî ve askerî dönüşüm süreci.</span></p>
<p><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">NATO, Amerikan ordusuna dönüşüyor</span></strong></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Riga Zirvesi gündeminin arka planını NATO’nun Ekim 2006’da İsrail’le imzaladığı işbirliği programı oluşturuyor. NATO-İsrail işbirliğinin adı: “Güçlendirilmiş Akdeniz Diyaloğu” yani NATOAkdeniz’in güvenliğini İsrail’le sağlayacak. Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP), Büyük İsrail Projesi (BİP) olduğunu daha nasıl söylesinler?</span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">NATO Akdeniz’in güvenliğini İsrail’le sağlamakla yetinmiyor, hedefi daha net bir biçimde ortaya koyuyor.</span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">NATO artık Amerikan ordusuna dönüşüyor, BİP veya BOP’un uygulayıcısı oluyor. Riga’da NATO’nun artık ABD, İsrail ve İngiltere’nin vurucu timi olduğu zımnen ilan ediliyor ve NATO Türkiye’ye karşı konuşlandırılıyor. Bunu biz söylemiyoruz, ABD yetkilisi söylüyor. Eski BMDaimi Temsilcisi ve Kıbrıs Özel Temsilcisi Richard Holbrooke, Amerikan düşünce kuruluşu Alman Marshall Fonu’nun (GMF) Direktörü Rolan Asmus’un ortaklaşa kaleme aldığı metin, Riga zirvesi öncesinde, 26 Kasım 2006 Pazar günü <strong>NATO’nun Yeniden Keşfi</strong> başlıklı rapor olarak ajanslara şu şekilde yansıyor:</span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">“Türkiye’de Güneydoğu’ya sürekli saldırılarda bulunan PKK terör örgütünün ortadan kaldırılması için Kuzey Irak’ın işgalinden açıkça söz edenler var. Bu riski azaltmanın en iyi yolu, Kuzey Irak’a NATO gücü konuşlandırmaktır. Böyle bir konuşlandırma, diğer bazı amaçlara da hizmet edebilir. Kürt liderleriyle yapılacak bir anlaşma PKK’yı sınırlandırır. Bu, Türkiye’nin askerî operasyonunu önlemenin en iyi yoludur. İkinci olarak, NATO askerleri Irak’taki iç savaşın, hâlâ barış içinde olan, istikrarlı ve yarı demokratik parçasına (Irak’ın kuzeyine) yayılmasını önler.”</span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Yoruma gerek var mı? Herşey apaçık dünyanın gözleri önünde seyrediyor, herşeyi gözümüze gözümüze sokuyorlar, hâlâ anlamamakta direnen ve olup bitenleri hayra yoranlara ne diyelim? Allah akıl, fikir versin.</span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Millî Görüş Lideri, Millî Görüş partileri, Millî Gazete, ülkenin karşılaşacağı tehlikelere 40 yıl, 20 yıl, 10 yıl öncesinden dikkat çekmeyi hep görev bildi, tehlikelerin bertaraf edilmesi için canla başla çalıştı. Ama anlamamakta direnenler ülkenin başına hep gaileler açtılar ve açmaya devam ediyorlar.</span></p>
<p><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Siyonizmin vurucu timi Letonya’da...</span></strong></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Millî Gazete, Riga’daki zirveyi 28 Kasım 2006 günü 8. sayfasında şu başlıkla duyuruyordu: Siyonizmin vurucu gücü NATO Letonya’da toplanıyor.</span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">28-29 Haziran 2004’te İstanbul’da toplanan NATOZirvesini siyasiler ve medya büyük başarı ve mutlulukla veriyordu. 27 Haziran 2004 tarihli Millî Gazete’nin manşeti şöyleydi: “Zirve öncesi Kutan, AKPiktidarını son kez uyardı. Haçlılara alet olmayın.”</span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Haberin spotu: “Kutan, NATO’nun haçlı ittifakına dönüştürülmek istendiğine dikkat çekerek, “Ne acıdır ki bu NATO, tarihinin en görkemli zirvesini 400 yıl haçlı seferlerine karşı koymuş bir medeniyetin merkezinde yapıyor. Bundan daha üzücü ne olabilir” dedi.</span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">26 Haziran 2004 tarihli Millî Gazete’nin manşeti: “NATO Zirvesi başlamadan Türkiye’yi terörün karanlık yüzüyle karşı karşıya getirdiler. Hedef Türkiye.”</span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Haberin spotu: “11 Eylül saldırılarının ardından dünyanın başına “küresel eşkıya” kesilen Amerika, BOP için Türkiye’yi taşeron olarak kullanmak istiyor. Mehmetçiği Irak’a gönderme ısrarından vazgeçmeyen ABD, işgallerine meşruiyet kazandırmak için NATO’yu devreye soktu.”</span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">28 Haziran 2004 tarihli Millî Gazete’nin manşeti: “Bugün yapılacak NATO Zirvesi dünyayı kan ve ateşe boğabilecek gelişmelere gebe. Çember daralıyor.” </span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Haberin spotu: “ABD, bölgemizi kontrol etme ve İsrail’i rahatlatmak için NATO’yu maşa olarak kullanıyor.”</span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">29 Haziran 2004 tarihli Millî Gazete’nin manşeti: “NATO işgal gücüne dönüyor.”</span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Haberin spotu:“NATO zirvesinde, ABD’nin Ortadoğu’ya dayatacağı sözde “demokrasi” tartışılırken bölgenin kanayan yarası Filistin sorunu görmezden gelindi. ABD, Afganistan’da işgalin dolgu gücü haline getirdiği NATO’yu, Irak ve bütün Ortadoğu’da en büyük işgalci yapmak istiyor.”</span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">30 Haziran 2004 tarihli Millî Gazete’nin manşeti: “Bir gövde gösterisi şeklinde gerçekleşen ve Türkiye’yi emperyalizmin merkez üssü haline getiren zirve sona erdi. En büyük tehdit NATO.”</span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Haberin spotu: “İstanbul zirvesi, tarifi Amerika tarafından yapılan “teröre” karşı NATO’yu, Ortadoğu’nun göbeğinde açık tehdide dönüştüren kararlarla sona erdi.”</span></p>
<p><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Yavuz ve Midilli<span>  </span>ile bir imparatorluğa son verdik</span></strong></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">İttihatçı çetenin İngiliz ve Alman sevdası onları, İngiliz ve Alman oyuncağı yapmakla kalmadı bir imparatorluğu yok edip dünya barışının sona ermesine, başta İslâm coğrafyası olmak üzere dünyanın işgalci ve sömürgeci akbabaları tarafından, barut, kan ve gözyaşı içinde bugünkü hale gelmesine sebep oldular.</span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">İttihatçı çetenin Alman muhipleri ipi ele geçirince karasevdaları bir çılgınlığa dönüştü. Tarihin en büyük imparatorluklarından olan, tarihin akışını değiştiren birçok zaferlere imza atmış Osmanlı Ordusu’nun emir komutasını Almanlara teslim ettiler. Bununla da yetinmediler. Başlayan Birinci Dünya Savaşı’nda iki Alman savaş gemisi Goben’e (Goeben) Yavuz, Breslav’a (Breslau) Midilli adı verip 16 Ağustos 1914’te (Savaş 28 Haziran 1914’te başladı) Osmanlı bayrağı çekip, Alman askerlere de Osmanlı fesi giydirip Sivastopol’u bombalatarak Osmanlı İmparatorluğu’nu I. Dünya Savaşı cehennemine güle oynaya, tirajikomik bir senaryoyla sokarak ziruzeber ettiler.</span></p>
<p><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">AB-NATO-BM ve Papa-Patrik birer Goben-Breslav haline dönüşmüştür.</span></strong></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hiçbir yetkili ve bürokratı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetleri’nin hiçbir yetkilisi bu haçlı mayınlarına Yavuz ve Midilli adı takamaz, ittihatçı çetenin gafletini gösteremez, buna artık Türkiye ve dünya tahammül edemez bu böyle biline.</span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Kıbrıs Rum kesimi gemilerine limanlarımızı açmadığımız için Türkiye’yi akılalmaz hakaretler yağdıran AB üyelerine verecek gülümüz yok. Tanzimatla başlayan batı sevdası, İngiliz ve Alman aşkıyla yıkılan bir imparatorluk ve o günün İngiliz ve Alman’ı yerine geçen AB’nin haçlı saldırılarına ve onun sinsi papasına, onların ve ABD’nin maşası olmayı kabul eden Patriğe bu ülke insanının daha fazla tahammülü yoktur. Hepsi aklını başına devşirmeli. Ama onlardan önce Türkiye’nin etkili ve yetkilileri aklını başına devşirmeli, içine düştükleri gafletten bir an evvel çıkmalılar.</span></p>
<p><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Papa, Hıristiyan dünyasının koordinatörü</span></strong></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">NATO zirvesi Riga’da başladığı gün (Salı) Papa da Türkiye’yi ziyaret ediyordu. 29 Kasım 2006 tarihli Millî Gazete’deki köşesinde yılların politikacısı, ferasetli ve geniş perspektifli, meseleleri berrak bir zihinle, vukufiyetle tahlil edenSüleyman Arif Emre, Papa’nın ziyaretini, Bush’a ve Blair’in yeteneksizliğini, köşeli yıldızları dökülüp haçı ortaya çıkan NATO’yu değerlendiriyordu. Haçlı seferlerini başlatan Bush ve Blair’in yeteneksizliğine değindikten sonra Papa’nın ziyaretini şu cümlelerle değerlendiriyordu:</span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">“Gözüken odur ki, militan Papa Benediktus, nitelik bakımından bu boşluğu dolduracak ve bu ihtiyacı karşılayacak özelliklere sahip. Dört beş lisan biliyor. ABD’nin ve AB’nin siyasi alt yapısını üst yapısını insanların, psikolojisini iyi bilen birisi, çeşitli eserleri var. Üstelik Nazi subayı olarak, nizami ve gayri nizami harp bilgisine de vakıf. Hasılı, Hıristiyan dünyası, en azından İslâm âlemine karşı her cephede mücadele edebilecek, bir nevi, üst düzey koordinatörüne kavuşmuş bulunuyor.</span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Ayrıca işe nereden başlayacağını biliyor. Beyan ettiğimiz gibi Hıristiyan dünyasının, İslâm’a karşı tasarlanan Büyük Ortadoğu Projesi’nin, hayata başarıyla geçirilebilmesi için önce, alt yapının sağlanması ile işe başladı. Ortodoks Kilisesi PartiğiBartholomeos’a EKÜMENLİK vererek, Katolik Kilisesi ile bir ittifak gerçekleştirdi. NATOZirvesiyle eş zamanlı gerçekleşenPapa’nın Türkiye ziyareti Riga zirvesini örttü, gizledi.</span></p>
<p><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">İstanbul’da başladılar, Riga’da noktaladılar...</span></strong></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Riga zirvesi NATO’nun Yeniden Keşfi başlığıyla duyuruluyordu. Geçen ay Akdeniz’in güvenliği için İsrail’le anlaşma yapan NATO, Riga’da Haçlı-Siyonist İttifakın vurucu gücü olduğunu ilan ediyor. Yani BİP’in vurucu timi. NATO’nun yeniden keşfi başlığıyla da bunu sağır sultanların da duymasını istiyor. Afganistan ve Irak’a NATO’yu yerleştirip bataktan kurtulmak isteyen ittifak, BM’yi de Lübnan’a yerleştirdi. Teacher’in 1992’de söylediği, Brezezinski’nin projesi Riga’da uygulamaya kondu.</span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bush, Riga’da konuşuyor; “İran ve Suriye’nin Irak’ın istikrarını bozmasına izin vermeyeceğiz” Bush-Blair-Şaron Irak’a getirdikleri “Özgürlük ve demokrasi”ye halel gelmemesi için, köşeleri silinmiş haçı ortaya çıkmış NATO ile sömürü ve işgallerini derinleştirmek için sözde müttefiklerini kafa kola almakla meşguller.</span></p>
<p><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">NATO’nun hedefi İslâm</span></strong></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">NATO (North Atlantic Treaty Organization yani Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün kısaltması), resmen açıklanmasa da II. Dünya Savaşı sonrası oluşan politik ayrımda, İngiliz Lord Ismay'ın deyişi ile “Rusları dışarıda, Almanya'yı alaşağı edilmiş halde ve ABD'yi içeride” tutmak için kurulmuştur. Yani amaç salt SSCB'ye karşı güvenlik değil, aynı zamanda Avrupa'nın güvenliği için ABD'nin katkı koymasını sağlamak, Almanya'nın yeniden silahlandırılmasını bölgeye tehdit oluşturmadan gerçekleştirmektir. 9 Nisan 1949'da Washington Antlaşması ile kurulan NATO bir kollektif savunma örgütü olarak bilinmektedir. İngiltere eski Başbakanı Margaret Teacher, NATO'nun 1992 Londra toplantısında yıkılan Sovyet sistemi ve çöken komünizmden sonra “İslam fundamentalizmi”nin yeni bir tehdit algısı teşkil ettiğini açıklamıştı. Türkiye'nin zayıf itirazlarına rağmen NATO, stratejik bir konsept çerçevesinde “İslam'ın ötekileştirilmesi”ne karar vermişti. Jimmy Carter'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Zbigniew Brezezinski, daha sonra bunu teyit eden açıklamalarda bulunmuştu: “Komünizmin çöküşünden sonra bir düşman gerekiyordu. Radikal İslam işte bizim yeni hedefimizdi. Bir zamanlar İsrail'i tehdit eden Arap milliyetçiliğine büyük darbe indiren Amerika, şimdi hem kendisi hem tarihsel müttefiki İsrail için büyük tehlike oluşturan İslam'a karşı top yekun bir savaş başlatmış bulunmaktadır.”</span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Va esefa...</span></td>
</tr>
</table>
</td>
</tr>
</table>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
