<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>planlama &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/planlama/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "planlama"</description>
	<pubDate>Sun, 07 Sep 2008 11:52:22 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Is kurmak?]]></title>
<link>http://goforsale.wordpress.com/?p=19</link>
<pubDate>Fri, 05 Sep 2008 14:13:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>goforsale</dc:creator>
<guid>http://goforsale.wordpress.com/?p=19</guid>
<description><![CDATA[Yeni bir is kurmak belki dunyanin en kolay isi ancak ya yonetmek? Acabalar, ya olmazsalar, kim ne d]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir is kurmak belki dunyanin en kolay isi ancak ya yonetmek? Acabalar, ya olmazsalar, kim ne derler, tutmazsalar, zaten yapilmislar vs vs. Yeni bir is kurmak icin tek gereken ikili en basit haliyle azim ve cesaret aslinda. Ben yaparim demek, o is icin caba harcamak, sikilmak, arastirma yapmak, yeni kaynaklar ve cevre bulmak,  zamanla zararin sona erdigini gormek, ve o ilk karin geldigi ani gormek bence hayatin en guzel anlaridir. Sikilmanin aci cekmenin bile ayri bir anlami var, cunku o is sizindir. Siz basarmisinizdir digerleri sadece yardimci olmuslardir. Cogu kisinin sadece her konuda fikri yada elestirisi vardir ancak ne calisacak azmi nede cesareti vardir. Ancak bu demek degildirki hemen is kurayim bari ne olursa :)<img src="http://www.yenimakale.com/makale_resim/YeniMakale_internetten_para_kazanmak.jpg" alt="" /></p>
<p>Kendimden bilirim her el attigim iste cesaret kiran kisiler bulunur. Onca sene sunu bunu MBA vs okudun bunumu yapacaktin, Herkes cakma bir sen akillisin, cok sermaye lazim, tecrubesiz kisa surede batarsin, piyasa kotu iyiler bile batiyor gibilerinden bir cok cumle duyarsiniz. Ancak siz isinize ve kendinize inanmissaniz ki cok klise durmasina ragmen gercek bu, ilk isinizde olmasa bile emin olun basarili olacaksiniz. Bu da tecrubeyle sabittir.</p>
<p>Peki sadece istemek azmetmek ve cesaretli olmak yetermi maalesef hayir! :) Gercekten en sinir oldugum seyler sunu yapin yada yapmayin gibi yazilardir ancak bu anlattiklarim genelde dillendirilmeyen dos or donts ! Aslinda anlattiklarim bir nevi uygulamali vaka calismasi (case study) anak en azindan somut ornekler. Yani arastirma yapin yerine telefon acin korkmayin gibisinden.. Belki isler senin dedigin gibi olmuyor diyenler olabilir ancak</p>
<p>Ilk once dogru sorulari hazirlayin, neden, nasil, ne zaman, nerede, ne kadar zamanda, hangi fiyatlarla, hangi maliyetlerle, kimlerle, kimleri hedefleyerek, ne farkim var, ne farklari var, ne ihtiyacim var, ne ihtiyaclari var gibi... Sorulari dogru sormak her zaman cok onemlidir.. cunku dogru sorulan sorular her zaman hedefin bir on fizibilitesini cikarir.  </p>
<p>Sorularimiz elimizde artik. Iyi bir sekilde arastirma yapin buldugunuz her adrese her telefona her mail adresine bilgi icin saldirin illaki birileri aradiginiz sorunun cevabini verecektir. internette sadece yorum veya bilgi aramak ise yaramaz asiyona baslayin aktif arastirma yapin hedef isinizi gerekirse ornek yerinde musteri gibi gezin sorun. Hedeflerinizle aldiginiz cevaplari birlikte degerlendirin.</p>
<p>Sorularimiza cevaplarimizi aldik peki ya simdi? Hedefimiz cokmu uzak cokmu yakin. Cok uzak bir hedefse on hedefler koyma zamani gelmis demektir. Mesela buyuk kozmetik magazasi acmak diyelim. Cokmu  pesin sermaye, insan calistirma becerisi ve is baglantisi gerektiriyor cevap evet. O zaman ilk once isin inceliklerini ogrenebilecegimiz bir hedef  secelim mesela 5- 6 ay  bir kozmetik magazasinda ucuza calismak.  Aslinda ucretiniz  emin olunki  isverenin verdigini zannettiginden cok olucak. Cunku isin icinde aktif olarak calisan cabalayan insan her zaman sadece arastiran, plan yapan ve fikir ureten insandan daha cok tecrubeye sahip olur.</p>
<p> Gerekli is baglantilari ve diger becerileri ogrendiniz. Peki simdi kucuk bir magaza isletebilecek kivama az cok geldiniz. Dogru elemanlar nasil olur, sektorde neler hangi mallar eksik,  nasil mal alinir satilir, nasil finanse edilir, musteriler kim  gibi temel taslarini oturttunuz. Simdi geldi sizin azim ve cesaretinize, ufak bir para bile isinizi gormeye yeter ki dogru kullanin. Dogru zamanda dogru fiyata mal alimi ve satimi her zaman kazandirir. Soyle diyelim isten cikmak istediginizde bile dogru fiyata alinmis mal zarar ettirmeden satilir ve sizi kurtarir. Paraniz birikmeye basladiginda artik zaten isi hem ogrenmis hem gerekli sermaye ve etkenlere hakim durumda olacaksiniz.          </p>
<p>Aslinda yazi cok basit duruyor okuyan kisi diyorki hersey bu kadar kolay olsa ancak emin olunki aslinda hersey isteyen insan icin bu kadar kolay. Bir is plani icin sayfalarca yazi yazmasi gereken gecelerce arastirma yapmasi gereken ve en sonunda harekete gecmesi gereken kisi SiZ siniz!</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Muz Cumhuriyeti, Türkiye]]></title>
<link>http://orhon.wordpress.com/?p=93</link>
<pubDate>Thu, 08 May 2008 20:51:50 +0000</pubDate>
<dc:creator>gultekinorhon</dc:creator>
<guid>http://orhon.wordpress.com/?p=93</guid>
<description><![CDATA[Son güncelleme: 9 Mayıs 2008
Gün içinde Referans Gazetesine mutlaka bir kez bakmış olurum. Dü]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Son güncelleme: 9 Mayıs 2008</p>
<p>Gün içinde Referans Gazetesine mutlaka bir kez bakmış olurum. Dün konusu değişik olduğu için Ertuğ Yaşar'ın "Bu Ülkede Hukuk Var mı?" yazısını okudum.</p>
<p>Bu yazıyı <a title="ibret için" href="http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=96494" target="_blank">ibret için lütfen çok dikkatli okumanızı öneririm</a>.  Yazıya hiç katılmıyorum.  Başlıkları ile karşı görüşlerimi aşağıda belirteceğim. Önümüzdeki bir hafta içinde de başlıkları açmaya çalışacağım.</p>
<p>"Türkiye'de yatırım yapmak isteyenlere uygulanan evrensel bir hukuk var mı?" diye sormuş yazar. <br />
"Evrensel Hukuk" deyimini  sanırım  üzerinde pek düşünmeden kağıda döküvermiş.  Evrensel Hukuk yoktur, ama "<a title="Yargının esitligi" href="http://www.yargitay.gov.tr/tarihce_aak/93-94.html" target="_blank">yasama ve yargının eşitliği" kavramı vardır</a>. Bu kavrama göre her toplumda "yürürlükte olan yasalar bütün kurum ve kişilere aynı şekilde uygulanırlar".</p>
<p>Bu ilkeye ancak "Muz Cumhuriyetlerinde ve Sömürgelerde" uyulmaz.</p>
<p>Konumuz aynı olduğu için Cargill Örneğine bakabiliriz.  Zorlu, imar plânları ve geçerli imar durumuna göre üzerinde ne yapabileceği çok açık ve net belli olan bir arsayı, "ben bu yapılaşma kurallarını değiştirir, kendi çıkar ve hesaplarıma uygun yaparım" hesabıyla satın almıştır. Daha da doğrusu, bu arsa kendine bu sözlerle satıcı konumunda olan AKP yönetimince pazarlanmıştır.  Geçmiş örneğe bakarsak;</p>
<ul>
<li>1989 Cargill Türkiyede üretime geçer.  1998de o günün geçerli yasalarına göre tarım arazisi olan 2120 dönüm üzerinde bir fabrika kurmaya başlar.</li>
<li>Bu durumda Türkiye'nin Muz Cumhuriyeti olmadığını düşünen kurumlarının başvuruları üzerine,  yargı mevcut yasaların uygulaması doğrultusunda karar verirken; ".. Devleti yönetmek için seçilenlerden oluşan Hükümet...bu görevin gereğini yapmak yerine.. verimli tarım <a title="AKP talana kılıf hazırlıyor" href="http://www.hayrettinkaraca.com/index.php?action=article&#38;article_id=1094" target="_blank">arazilerinin talanına hukuksal kılıf hazırlama ödevini yüklenmiştir</a>. ")</li>
<li>'Cargill'e af' olarak bilinen 'Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun' ...22 Kasım 2005'de TBMM'de kabul edilir.  Sezer- Kişiye özel yasa olmaz; "Evrensel hukuk ilkelerine göre, yasaların kişiye özgü olmaması gerekmektedir...6. maddeki düzenleme, yasaların genel, soyut ve nesnel olmasını gerektiren evrensel hukuk kurallarıyla ve Anayasa'nın hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır, " <a title="Sezer'in Veto Gerekçesi" href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=206774" target="_blank">diyerek yasayı veto eder</a>.</li>
<li>2008 yılında <a title="AKP'nin tek sayfalık geçmişe dönük yasası" href="http://rega.basbakanlik.gov.tr/eskiler/2008/04/20080402-1.htm" target="_blank">AKP Yönetimi Meclisten tek sayfalık bir yasa değişikliği geçirerek</a>, yasalara aykırı yapıldığı yasa sözcükleri içinde çok açık belirtilen ve "ölçüye göre dikilmiş" bir geçici madde ile Türkiye'nin bir Muz Cumhuriyeti olduğumuzu belgemiştir.<br />
"GEÇİCİ MADDE 4- 11/10/2004 tarihinden önce, <a title="İzinsiz tarım alanı kullanımı" href="http://rega.basbakanlik.gov.tr/eskiler/2008/04/20080402-1.htm" target="_blank">gerekli izinler alınmadan tarım dışı amaçlı kullanıma açılmış bulunan arazilerin</a> tarımsal bütünlüğü bozmuyor ise istenilen amaçla kullanımı için, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde Bakanlığa<br />
başvurulması, hazırlanacak toprak koruma projesine uyulması ve tarım dışı kullanılan tarım arazilerinin her metre karesi için beş Yeni Türk Lirası ödenmesi şartıyla izin verilir." </li>
</ul>
<p>İşte <strong>bu olay ve çıkan yasa</strong> <strong>Türkiye'nin bir Muz Cumhuriyeti olduğunun kanıtıdır</strong>.   Yazarın aynı soruyu yinelemesine hiç gerek yoktur.  Zorlu ve onun gibileri yanlarında AKP ve kalemşörleri  oldukça er veya geç bu Muz Cumhuriyetinden istediklerini bir süre daha alacaklarından eminler.  </p>
<p>Yargı ve yazara göre 'birileri' aslında  ülkemizin bir Muz Cumhuriyeti olmaması için çalışıyorlar.  Onları yürekten kutluyorum.   Er veya geç onlar  kazanacaklar.</p>
<p>*************</p>
<p>Dip Not: İş adamı ve yazar Ertuğ Yaşar'ın bu tip başka yazıları da varmış.</p>
<ul>
<li><strong>18 Mart 2008</strong>- "Hukukun üstünlüğü, Cargill ve IKEA" başlığı altında; "Ama şu son yıllarda Cargill’e yapılanlar, Türkiye’nin bir hukuk devleti değil de bir muz cumhuriyeti olduğunu göstermektedir. Cargill konusunda Türkiye’de hukukun üstünlüğü hiç işletilmemiştir. Türkiye tam bir cangılmış gibi davranılmıştır!    Çünkü <strong>Cargill şirketi, zamanın yasalarına tamamen uygun biçimde izin almış ve çalışmalarına başlamıştır. Cargill şirketi yola çıkarken o anda var olan bütün yasalara uymuştur.   </strong>Ama sonradan siz yasa ya da uygulama kararı değiştirirseniz; üstelik de bu değişikliği Cargill’e de uygulamak isterseniz, o zaman hukukun üstünlüğü kavramını tamamen ayaklar altına alırsınız. Tam <a title="Cargill Kalemşörlüğü" href="http://www.ertugyasar.com/referans_icerik05.php?c=222" target="_blank">bir muz cumhuriyeti olursunuz. " demişti. </a></li>
<li><span style="font-size:x-small;"><strong>26/3/2008</strong> tarihinde (yukarıdaki yazıdan tam sekiz gün sonra) Tıbımım'da kabul edilen 5751 Sayılı yasa ise girişte; "....</span><span style="font-size:9.5pt;"><span class="GramE">11/10/2004</span> tarihinden önce, gerekli izinler alınmadan tarım dışı amaçlı kullanıma açılmış bulunan arazilerin tarımsal bütünlüğü bozmuyor ise istenilen amaçla kullanımı için, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde Bakanlığa başvurulması...<a title="Cargill Kılıf Yasası" href="http://rega.basbakanlik.gov.tr/eskiler/2008/04/20080402-1.htm" target="_blank">şartıyla izin verilir." denmiştir</a>.  Yasanın kendisi bile, evvelce yapılmış  yasadışı işlemlere kılıf olduğunu itiraf etmiştir.</span></li>
<li><span style="font-size:9.5pt;">7 Mayıs 2008 ( Cargill olayından 1.5 ay sonra) yazar Ertuğ Yaşar aynı tip bir yazıyı bu sefer de Zorlu'nun Zincirlikuyu <a title="Zorlu- Zincirlikuyu arsası" href="http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?YZR_KOD=86&#38;HBR_KOD=96494" target="_blank">arsası için işleme koymuştur</a>.  </span></li>
</ul>
<p><span style="font-size:9.5pt;">Ertuğ Yaşar'a tek bir  soru sormak istiyorum.....</span></p>
<ul>
<li><span style="font-size:9.5pt;">"Herkesin gözünün içine baka baka, bu toplumun temel direklerinden olan kurumları ve yargıyı yanlış nedenlerle ne hakla ve neyin karşılığında kötülüyorsunuz?"   </span></li>
</ul>
<p><span style="font-size:9.5pt;">Bu ülkeyi Muz Cumhuriyeti durumuna düşürenler  oluşmuş ve oturmuş haklara sahip çıkanlar değil, sabah kalkıp "Eh bugün de şunu yapsak" diyenlerdir.</span></p>
<p><span style="font-size:9.5pt;">gültekin orhon- 9 Mayıs 2008</span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Öğrenme Eğrisi ve Azalan Getiri Oranı]]></title>
<link>http://orhon.wordpress.com/?p=72</link>
<pubDate>Sat, 12 Apr 2008 20:13:06 +0000</pubDate>
<dc:creator>gultekinorhon</dc:creator>
<guid>http://orhon.wordpress.com/?p=72</guid>
<description><![CDATA[(Son güncelleme- 12 Nisan 2008)
Öğrenme Eğrisi (1) ile ilk kez 1967 yılında öğrenci olarak b]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://orhon.wordpress.com/files/2008/04/ogrenme-egrisi-080412f1.jpg"></a><a href="http://orhon.wordpress.com/files/2008/04/google-learning-curve-0804121.jpg"></a><a href="http://orhon.wordpress.com/files/2008/04/google-ogrenme-egrisi-0804121.jpg"></a><em>(Son güncelleme- 12 Nisan 2008)</em></p>
<p>Öğrenme Eğrisi (1) ile ilk kez 1967 yılında öğrenci olarak bulunduğum Columbus- Ohio, ABD'de tanışmıştım. O gün tek olan eğri,  50 yılda çeşitli uygulamalar  için yüzlerceye ulaşmış.<br />
Öğrenme eğrisi aslında bütün dünya için yeni bir kavramdır. 19. Yüzyılda bu kavramı ilk kez bir Alman psikolog tanımlayarak, ' aynı işi yineleyerek yapmanın (tekrar etmenin) <a title="Öğrenme Eğrisi- Wikipedia- Nisan 2008" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Experience_curve" target="_blank">işin hızlanmasını sağlayacağını'  belirtmişti</a>.  1900 yılların başında Amerika Ford Motor Kumpanyası'yla 'seri üretim" kavramını tanıdı.  Bu kavram ve onun bir parçası olan 'öğrenme eğrisi'  20inci  yüzyıl boyunca gelişti ve bütün toplumlar için bir gerçek oldu. </p>
<p>'Öğrenme Eğrisi Kavramına'na göre  <strong>'tanımlanmış bir işlem yinelendikçe, o işlemi gerçekleştirme süresi/ maliyeti de düşer.'</strong> Yineleme ve sürenin kısalması arasındaki ilişki somut olarak ilk kez 1936'da ABD'de belirlendi.  O yıllarda  bir uçak modeli için üretim adedi ikiye katlandığı zaman gerekli işçilik süresinde %10 ile 15 arasında bir indirim gözlendi.  Daha sonra yapılan çalışmalarda yapılan işlemin özelliklerine göre % 2-3'ten %30lara kadar değişik işçilik azalması kaydedildi.  Bir birim ise hep aynı kaldı;  o işlem için yineleme- işçilik azalma orantısı hemen hemen hep  aynıydı.  Ülkemizde bu kavram ne yazık ki yeterince bilinmiyor, uygulanmıyor. (2)</p>
<p> </p>
<p><a href="http://orhon.wordpress.com/files/2008/04/ogrenme-egrisi-080412f1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-77" src="http://orhon.wordpress.com/files/2008/04/ogrenme-egrisi-080412f1.jpg" alt="" width="398" height="373" /></a></p>
<p>Yukarıdaki eğriden ilk başta çok hızla azalan işlem süresinin belli bir noktadan sonra artık azalamaz olduğunu görüyoruz.<br />
Başka bir deyişle; <strong>Üzerinde yeterince çalışılan bir iş belli bir noktadan sonra  geliştirilemez.  </strong>Daha da doğrusu, <strong>geliştirilmesinin bedeli kazanılacak ek getiriden daha fazla olmaya başlar.</strong>  O noktada artık kişinin yaptığı işle yetinmesi gerekir.</p>
<p><strong>O noktadan sonra yapılacak tek şey, kendine ve bedenine dönerek onu en verimli duruma getirecek işlemlere; dinlenmeye,  spora, motivasyonunu geliştirmeye yönelmesi gerekir.  Verimliliği artık sadece bedenin daha sağlıklı ve üretken olması sağlayabilir.</strong></p>
<p>Bu kural  ÖSS sınavları için de, hazırlanılan tek bir sınav için de, yapılacak bir dans gösterisi için de geçerlidir.</p>
<p><strong>Sonuç; Yapacağımız/ katılacağımız her türlü yarış/ sınav /gösteri için  ilk başlarda emeğimizin karşılığı çok yüksek bir oranda artan bilgi/ beceri ve sonuçta başarı olarak geri döner.  Belli bir noktadan sonra bu geri dönüş azalır ve bir yerde de  durur.  Akıllı kişi bu noktayı çok iyi sezip tanımlamalı ve o noktadan sonra kendi beden ve ruhunu yarış/ sınav /gösteri için hazırlamaya başlamalıdır.</strong></p>
<p>***********<br />
(1) Çok yakın kavram olarak Deneyim Eğrisi de vardır.</p>
<p>(2)</p>
<p><a href="http://orhon.wordpress.com/files/2008/04/google-learning-curve-0804121.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-78" src="http://orhon.wordpress.com/files/2008/04/google-learning-curve-0804121.jpg?w=128" alt="" width="128" height="96" /></a>Bugün 'öğrenme eğrisi'ni İngilizce yazıp gugılladığım zaman 7,300,000 sayfa, </p>
<p> </p>
<p><a href="http://orhon.wordpress.com/files/2008/04/google-ogrenme-egrisi-0804121.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-79" src="http://orhon.wordpress.com/files/2008/04/google-ogrenme-egrisi-0804121.jpg?w=128" alt="" width="128" height="96" /></a>'öğrenme eğrisi'ni Türkçe yazıp gugılladığım zaman ise 2,600 sayfa buldum. </p>
<p> </p>
<p><a href="http://orhon.wordpress.com/files/2008/04/google-ajda-0804121.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-80" src="http://orhon.wordpress.com/files/2008/04/google-ajda-0804121.jpg?w=128" alt="" width="128" height="96" /></a> Sayın Ajda Pekkan'ın adını ise tek sözcük, Ajda olarak yazdım ve karşıma 2,370,000 sayfa çıktı. Toplumumuz Ajda'ya  'öğrenme eğrisi'nden 30,000 kez daha fazla önem veriyordu.</p>
<p>Halbuki 'öğrenme eğrisi' hepimiz için temel bir kavramdır.  Onuncu kez yapacağımız kek, tamir edeceğimiz bisiklet, yapacağımız resim ilkine göre çok daha az zaman alacak ve daha iyi olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Üç adım önünü düşünme]]></title>
<link>http://orhon.wordpress.com/2007/11/09/uc-adim-onunu-dusunme/</link>
<pubDate>Fri, 09 Nov 2007 09:41:05 +0000</pubDate>
<dc:creator>gultekinorhon</dc:creator>
<guid>http://orhon.wordpress.com/2007/11/09/uc-adim-onunu-dusunme/</guid>
<description><![CDATA[Bugünkü toplumumuzun en belirgin özelliklerinden biri de
&#8216;bir yola çıkarken değil sonunu]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-31" href="http://orhon.wordpress.com/2007/11/09/uc-adim-onunu-dusunme/bir-ayda-42-baski/" title="Bir Ayda 42 Baskı"></a><a rel="attachment wp-att-32" href="http://orhon.wordpress.com/2007/11/09/uc-adim-onunu-dusunme/21-is-gununde-42-baski/" title="21 İş Gününde 42 Baskı"></a>Bugünkü toplumumuzun en belirgin özelliklerinden biri de</p>
<p>'<strong>bir yola çıkarken değil sonunu, üç adım ötesini düşünmemek</strong>'tir.</p>
<p>Ekim ayının başında Bilgi Yayınevi'nce  yayınlanan Emin Çölaşan'ın "Kovulduk ey halkım unutma bizi" kitabının bir aylık yayın serüveni bu olguya güzel bir örnek.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-32" href="http://orhon.wordpress.com/2007/11/09/uc-adim-onunu-dusunme/21-is-gununde-42-baski/" title="21 İş Gününde 42 Baskı"><img src="http://orhon.wordpress.com/files/2007/11/bilgiyayinevi5.thumbnail.jpg" alt="21 İş Gününde 42 Baskı" /></a></p>
<p><a rel="attachment wp-att-31" href="http://orhon.wordpress.com/2007/11/09/uc-adim-onunu-dusunme/bir-ayda-42-baski/" title="Bir Ayda 42 Baskı"></a></p>
<p>Ekim 2007'de iki bayram yaşadık; Şeker ve Cumhuriyet Bayramları.  Bayram günlerini çıkardığımız zaman geriye 21 iş günü kalıyor.  Yukarıda verilen kitap iç sayfa fotokopisinde ise Ekim ayı içinde 42 (kırkiki) basım yapıldığı yazıyor.  Bu şartlarda Bilgi Yayınevi yöneticileri her iş günü biri sabah, biri akşam olmak üzere iki kez "Satış iyi gidiyor, kitabı yeniden bastıralım" kararı vermişler.  Kutlarım. (1)</p>
<p>Konuya toplumsal açıdan yaklaşırsak, 21. Yüzyıl başında Türkiye'nin çok önemli eksikleri olduğu görülüyor.</p>
<p>a. Bilgi Yayınevi ülkemizin en saygın, güvenilir ve beğenilir kurumlarından biridir.  Yayın planlaması bu kurumda günde iki kez yapılıyorsa, yayın dünyamızın geri kalan bölümü kimbilir nerededir?</p>
<p>b. Genelde toplumumuz bir yola çıkarken veya o yolda yürürken kaç adım önünü düşünüp, planlayıp gerekli önlemleri alıyor?  Atalarımız 3,000 (üçbin) kilometrelik bir yolculuğu 60,000 kişi ile yapmayı planlayabiliyorlardı.  Torunları bu yeteneği nasıl ve neden yitirdiler?</p>
<p>c. Gazeteler günde tek baskı yapar duruma geldikleri halde, bir kitapevi günde iki baskı nasıl ve neden yapar?</p>
<p>d. Aslında kaç baskı yapıldığı ek bilgi olarak her bir baskının adedi de verilmedikçe anlamsızdır.  1000 baskı yapan bir kitap, fotokopi ile çoğaltılsa belki de sadece 1000 adet satmıştır.   Satışta olan birçok kitap, doğrusunu yaparak her bir baskının kaç adet olduğunu da belirtmektedir. Örnek- Başka bir yayınevi kitap içinde; 1. Baskı 2000, 1,000 adet, 2.Baskı 2000,1,000 adet,..8. Baskı 2007, 500 adet olarak vermektedir.  Yedi yılda 7,000 toplam basım yapılmış.</p>
<p>Toplum olarak ne yapmamız gerektiğini planlamak, daha anlaşılır, daha belirgin bilgi üretip dağıtmaya başlayacağımız günleri yakınlaştırmak herbirimizin sorumluluğudur.  Hepimize kolay gelsin.</p>
<p>(1) Emin Çölaşan'la 29 Kasımda yapılan bir <a href="http://medya.webim.eu/?i=2552" title="Şöyleşi- 29 Kasım 07">söyleşide</a> ( <a href="http://medya.webim.eu/?i=2552">http://medya.webim.eu/?i=2552</a> )o güne kadar 55 baskı yapıldığı söyleniyor. Bu söylem her iş gününde yaklaşık 2 baskı istendiği savını destekliyor.  Her bir baskı da 2,300 adetmiş.  Her gün tek sefer 4600 baskı kararı yerine sabah ve öğleden sonra 2300lük baskı yapma acaba kimin düşüncesiydi?  Öğrenmeye değer.</p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
