<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>poorish &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/poorish/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "poorish"</description>
	<pubDate>Fri, 18 Jul 2008 20:34:49 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Yazmayı (yazı'nın opoziti)]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/?p=704</link>
<pubDate>Fri, 18 Jul 2008 15:13:50 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/?p=704</guid>
<description><![CDATA[Obli Bey&#8216;e söz verdiğim yazı bu değil. O, sonra. Cevaplar da. (Zaten Obli Bey işi hepten ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Obli Bey</strong>'e söz verdiğim yazı bu değil. O, sonra. Cevaplar da. (Zaten Obli Bey işi hepten azıttı; burayı akademya, muhatabını da hakemli dergi yazarı akademisyen addediyor! Efenim bizde ne gezeeer! Öyle olsa bu blog köşelerinde kendimizi heba eder miydik! Okusford vardı da okumadık mı anasını satayım!)</p>
<p>Hem ben iyice tiskindim bu melmeket meselelerinden. <strong>En Kahraman Rıdvan Bey</strong>'le de uzaktan yakından alakam yoktur ayrıca. Zaten rivayete göre üçe ayrılıyormuş yazan cızan ahali buralarda: Komplo teorisyenleri, komplo kuranlar, komploya kurban gidenler. Birincilere liberal neyin deyolaaamış (bunlar Sorospu çocuğuymuşlar, renkleri de eskiden kızılmış, zamanla batmak bilmez Britanya güneşi altında kala kala sararıp solmuşlar, turunculamışlar). İkincilere atavratpusatçılar -pardon, Avrasyacılar (nam-ı diger: Ergenekoncular)- deniyormuş. Geriye kalanlar da Fethullahçılar mıymışlar neymişler. (Ha bi de Yeşiller var, rüzgarı dinesiceler! Tutturmuşlar bi Hasankeyf diye, Hasan Hasan yeşillere basan!) </p>
<p>Öf, sıkıldım, devam edemiycem! Bu da tarihe, sahibinin yarı yolda bıraktığı yazı diye geçsin. Tengri <strong>Dugin Bey</strong>'i korusun! Taraf'ın t'si düşsün, arafta kalsın, <strong>Hora</strong> <strong>Eğilin Bey</strong> zarftan çıkan paracıklarla zil takıp oynasın!</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye'nin şansı iken şanssızlığı olmak...]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/?p=687</link>
<pubDate>Mon, 07 Jul 2008 07:57:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/?p=687</guid>
<description><![CDATA[AKP,
1. Kendisini yoketmeye andiçmişlere şirin gözükmeye çalışarak, bu uğurda kapatma davas]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>AKP,</p>
<p>1. Kendisini yoketmeye andiçmişlere şirin gözükmeye çalışarak, bu uğurda kapatma davasına bile gayriciddi yaklaşarak,</p>
<p>2. 12 Eylül anayasasının yerine demokratik bir anayasa oluşturma konusunda dağa fare doğurtturarak,</p>
<p>3. Türban sorununda MHP'nin tuzağına düşerek ve yaptığı hareketle ulusalcıların ekmeğine yağ sürerek,</p>
<p>4. AB sürecine sadece ve sadece oportünistçe yaklaşarak,</p>
<p>5. AB, liberaller ve halk şeklindeki muazzam üçlü desteğin değerini hiç bilmeyerek,</p>
<p>5. <strong>Ufuk Uras</strong>'ın önergesine destek vermeyerek ve böylelikle parlamentonun onurunu korumaya yanaşmayarak</p>
<p>sadece ve sadece "lumpen demokrat" olabileceğini göstermiş ve tarihin kendisine altın tepsi içinde uzattığı "Türkiye'yi demokratikleştirmenin öncüsü olma" fırsatını heba etmiştir. </p>
<p>Tarih AKP'yi bu korkaklığından, oportünistliğinden ve beceriksizliğinden dolayı affetmeyecek. </p>
<p>AKP kendi kendini kapatmakla kalmadı, Türkiye'ye hiçbir siyasi hareketin veremeyeceği zararı verdi.</p>
<p>AKP TÜRKİYE'NİN ŞANSI OLABİLİRDİ. TÜRKİYE'NİN ŞANSSIZLIĞI OLDU.</p>
<p>Yazık oldu Süleyman Efendi'ye ve başka bahara kalan demokratikleşme umutlarımıza...</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yeni kabine açıklandı... CHP Anayasa Mahkemesi'ne itiraz dilekçesi verdi...]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/?p=685</link>
<pubDate>Mon, 30 Jun 2008 13:19:42 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/?p=685</guid>
<description><![CDATA[Bir karikatüristin cumhurbaşkanı, bir film yönetmeninin başbakan, bir çevirmenin kültür baka]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir karikatüristin cumhurbaşkanı, bir film yönetmeninin başbakan, bir çevirmenin kültür bakanı, bir sosyal psikoloğun içişleri bakanı, bir pasifistin savunma bakanı, bir satranç ve go ustasının eğitim bakanı, herhangi bir işçinin sosyal güvenlik bakanı, dağdaki çobanın tarım ve hayvancılık bakanı olduğu bir hükümet hayal ediyorum. Diğer bakanları da siz atayın.</p>
<p>(Ha, bu arada Yeşiller Partisi kuruluyormuş...)</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sesler...]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/?p=682</link>
<pubDate>Fri, 27 Jun 2008 08:54:31 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/?p=682</guid>
<description><![CDATA[Bundan tam 14 yıl önce altıncı kat balkonundan düşüp öldü Akıllı Bıdık. Kedimdi, büt]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bundan tam 14 yıl önce altıncı kat balkonundan düşüp öldü <strong>Akıllı Bıdık</strong>. Kedimdi, bütün kediler gibi -<strong>Necdet Şen</strong>'in deyimiyle- kanatsız bir melekti. O zamanlar ek iş olarak evde kitap, dergi filan diziyordum. Bir mizah kültürü dergisi işiyle uğraşıyordum ve derginin yönetmenine takmıştı kafayı Akıllı Bıdık. Adamcağız daha apartman kapısındayken geldiğini hisseder ve zil sesini duyar duymaz avına saldıran kaplan rolüne hazırlanırdı hemen. Bir yandan kedilerle hiçbir alıp veremediği olmayan misafirime mahçup olur, öte yandan da kahkahalarla gülmemek için kendimi zor tutardım o duruma.</p>
<p>Apar topar boşalttım o evi. Yıllarca oralardan geçemedim. Çok da severdim oysa ben Moda'yı. Kendimi sürgün ettim ve zor yıllarım başladı. Sürgün duygusu hiç geçmedi içimden. Kadıköy çarşısını hep özledim. Yollarda aheste aheste yürümeyi özledim. Sokak sebzecimi özledim. Fırınımı özledim. Sahaflarımı özledim. Şehri özledim. Şehre aidiyet duygusunu özledim. Ve yıllarca kedisiz evlerde yaşamaya kendimi mahkum ettiğimden, evdeki pati seslerini özledim.</p>
<p>Hayat-ölüm sarmalı büyüleyicidir. Kedim öldü, çocuğum doğdu. Aralarında illiyet bağı var. Evin içinde öncekileri hem andıran hem de çok farklı yeni sesler duyuyordum.</p>
<p>Mezarını yıllardır ziyaret etmiyorum kedimin. Ölümün sesini daha sık işitir oldum, mezarların aracılık etmesine gerek duymuyorum çoktandır.</p>
<p>Dünyanın insanlardan ibaret olduğunu zannedeniniz varsa aranızda, bir an önce bu yoksul bakıştan kurtulsun derim. "İnsan" olsun!</p>
<p>Seni unutmam Akıllı Bıdık. Rahat uyu. Başucundaki mürdümün yaprak sesleri ninnin olsun.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bir yıldız daha kaydı...]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/?p=681</link>
<pubDate>Thu, 26 Jun 2008 07:24:03 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/?p=681</guid>
<description><![CDATA[Çok üzgünüm. Bugün canım yazı yazmak filan istemiyor. 
Şundan.
Güzel yaşayın, iyi olun, ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Çok üzgünüm. Bugün canım yazı yazmak filan istemiyor. </p>
<p><a href="http://inikas.wordpress.com/">Şundan.</a></p>
<p>Güzel yaşayın, iyi olun, olur mu... Sizi tanımak, güzeldi. Zenginleştiriciydi. Keyif vericiydi.</p>
<p>Umarım birgün geri dönersiniz buralara. Bu tımarhanede, küçücük kelimelerimizle canımızı acıtan gerçekliğe karşı kendimizi savunuyorduk. Umarım daha zinde, daha dolu dolu katılırsınız yürüyüşümüze, içinizdeki saatin zili çalmaya başladığında...</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yorum yapmayın. Sadece eşşek yerine konulduğunuzu bilin, o kadar. ]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/?p=670</link>
<pubDate>Mon, 16 Jun 2008 08:10:03 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/?p=670</guid>
<description><![CDATA[Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ed]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. Tebrik ederim. </p>
<p>(1 saat 15 dakika süreyle)</p>
<p>***</p>
<p>Ne olacak bu futbolumuzun hali? Ne olacak bu futbolumuzun hali? Ne olacak bu futbolumuzun hali? Ne olacak bu futbolumuzun hali? Ne olacak bu futbolumuzun hali? Ne olacak bu futbolumuzun hali? Ne olacak bu futbolumuzun hali? Ne olacak bu futbolumuzun hali? Ne olacak bu futbolumuzun hali? Ne olacak bu futbolumuzun hali? Ne olacak bu futbolumuzun hali? Ne olacak bu futbolumuzun hali? Ne olacak bu futbolumuzun hali? Ne olacak bu futbolumuzun hali? Ne olacak bu futbolumuzun hali? Ne olacak bu futbolumuzun hali? Ne olacak bu futbolumuzun hali? Ne olacak bu futbolumuzun hali? Ne olacak bu futbolumuzun hali? Ne olacak bu futbolumuzun hali? Ne olacak bu futbolumuzun hali? Ne olacak bu futbolumuzun hali? Ne olacak bu futbolumuzun hali?</p>
<p>(Yemek boyunca)</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Web Tasarımcısının Kariyerinde Yeni Dönem]]></title>
<link>http://kumrum.wordpress.com/?p=39</link>
<pubDate>Thu, 12 Jun 2008 03:41:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>kumrum</dc:creator>
<guid>http://kumrum.wordpress.com/?p=39</guid>
<description><![CDATA[Web tasarım konusunda uzmanlaşmışsanız, yani hayatınızı arayüz tasarımı yaparak kazanıyo]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hasanyalcin.com/wp-content/uploads/2007/02/all1.jpg" alt="all1.jpg" width="96" height="96" align="left" />Web tasarım konusunda uzmanlaşmışsanız, yani hayatınızı arayüz tasarımı yaparak kazanıyorsanız Türkiye şartlarında kariyer yapmak düşündüğünüz kadar kolay olmayabilir.</p>
<p>Çünkü yeni kuşak genç internet ajansları artık sizden daha fazlasını istiyor. Kariyer sitelerinde görülen ilanlar ne kadar gerçekçi bir de tasarımcı gözünden inceleyelim.</p>
<p><strong> Kurumlar yaratıcı bir tasarımcı mı, yoksa İsviçre Çakısı mı arıyorlar ?</strong><!--more--></p>
<p>Son dönemlerde kariyer sitelerinde yer alan ilanlar artık ilginç ve eğlenceliden öte, komik unsurlarda içermeye başladı. Bir önceki yazımızda söz ettiğimiz <a href="http://www.hasanyalcin.com/?p=213" target="_blank">Web Prodüksiyonunda görev dağılımı ve iş akışı</a> temellerine uygun bir kariyer ilanı görmek artık bilişim sektörünün ara yüz tasarımcıları için süpriz sayılıyor. Bu komik ilanları ele alırsak, neredeyse hepsinin tek bir kalemden çıkmış gibi durması ilk ortak özellikleri.</p>
<p>Yoksa bilişim firmaları sektörün gerçek ve deneyimli uzmanlarını ararken aslında ne istediklerini bilmiyor ve o dönemin trendine göre birbirlerinden kopyaladıkları ilanları mı yayınlıyorlar, yoksa insan kaynakları yöneticileri tembel ve yönetimden gelen personel talebini kendi yorumlarına göre başka ilanlara bakarak mı düzenliyorlar bunu bilmek imkansız. Bilinen en önemli gerçek yayında olan 10 ilandan 9′unun bibirinin neredeyse kopyası olması.</p>
<p>Peki web tasarımcı arayan bu kurumlar verdikleri ilanlarda hangi nitelikte elemanları kadrolarına katmak istiyorlar bir göz atalım.</p>
<ol>
<li>Çok iyi derecede  Dreamweaver, Photoshop, Fireworks, Flash, AfterEffects, Freehand bilgisi.</li>
<li>Tercihen 3D programlardan 3DMax v.b. programları kullanıyor olmak.</li>
<li>ASP, PHP veya .NET bilen.</li>
<li>HTML, dHTML, CSS, XML, ActionScript , JavaScript bilgisine ve deneyimine sahip.</li>
<li>İleri derecede HTML bilen ve asp kodlayabilen.</li>
<li>SQL, MySql, Access konularında deneyime sahip ve uygulama yapabilen.</li>
<li>Internet portal altyapısı ve yazılımı konusunda deneyimli, Oracle bilen.</li>
<li>Reklam, poster, katalog, buroşür gibi basılı materyal tasarımı konusunda tecrübeli.</li>
<li>Advergame tasarımı yapabilen, yaratıcı.</li>
<li>Esnek çalışma saatleri konusunda problem yaşamayacak.</li>
<li>Homesite, Notepad ve benzeri uygulamalar ile kod yazabilen .</li>
</ol>
<ul>Genel olarak bu aralar yayında olan ilanlardan ortak olarak toparlanan başlıklar bunlar, bu 11 maddeden en az 6 yada 7 maddenin bu ilanlarda birarada istenenen özellikler olduğu dikkate alınırsa, gerçektende web ajansları aslında yaratıcı birer arayüz tasarımcısından ziyade, bir İsviçre Çakısı’na sahip olmak istedikleri açık.Ya da düşük bir ihtimalde olsa gerçekten ne istediklerini bilmiyorlar yada bu ilanlarda <em>“O firma öyle vermiş bizde böyle verelim”</em> zihniyeti hakim..Bir web prodüksiyon departmanındaki ana bölümler ve uzmanlık alanlarına göre personel dağılımı nasıl olmalı sorusuna yanıt ise çok zor değil.En basit haliye, bir web arayüz tasarımcısı , bir html (css, xhtml, javascript) kodlayıcısı, bir flash uzmanı (Animasyon ve actionscript) , bir web yazılımcısı (asp ve/veya php), bir proje yöneticisi.<br />
Bu uzmanlar ile kurulmuş bir web prodüksiyon ekibinin temel web projeleri üretiminde doğacak ihtiyaçları karşılaması hiçde zor olmayacaktır şüphesiz.</p>
<p>Gereken ekstra durumlarda ise (3D Animasyon v.b) ekibin genişletilmesi en mantıklı seçim olacaktır.</p>
<p><strong>Herşeyden biraz anlayan, aslında hiçbirşeyden anlamaz! (Kanada Atasözü)</strong></p>
<p>Farklı uzmanlık alanları gerektiren seçenekleri bir kişi üzerine yığarak ortaya çıkarılan web projelerinde yaşanan hayal kırıklıkları, maddi olarak geri dönüşü olmayan kayıplara da sebebiyet verecektir.</p>
<p>Arayüz tasarımında uzmanlaşmış bir bilişim çalışanının detaylı bir flash animasyon, yada bir karakter illüstrasyonu, veya katalog ve broşür benzeri baskı işlerini ne derece verimli şekilde çıkarabileceği, ya da database uygulamaları, web dillerini yaptığı tasarıma uygulamasının nasıl bir zaman kaybına sebep olacağı ise en büyük soru işareti.</p>
<p>Esnek çalışma saatlerinin Türkçe açılımı ise mesai ücreti ödenmeden, personel yetersizliği yada iş planı yapılmamış projeler nedeni ile zaten her işi anında ve doğru olarak kıvıramayan adı tasarımcı elemanların bir çok çalışma gününde sabahlaması demek.</p>
<p>Oysa iyi bir tasarımcının en büyük ilacı olan “ilham”ın , esnek çalışma saatleri içerisinde gelmeme olasılığı ise çok yüksek.</p>
<p>Bu tip ilanlarına rastladığınız firmaların hemen hepsi nitelik yerine skor, uzman personel yerine, ucuz ve <em>ne iş olsa yaparım</em>‘cıları istihdam ettiği sürece Türkiye’de internet sektörünün bulunduğu yerde saymaya devam edeceği bir gerçek.</p>
<p>Web prodüksiyonunu hakkını vererek yapan uzman kişilerle donatılmış firmaların başarısı ise ortada. Yüksek gelir, kusursuz web projeleri ve üzerine kazanılan ödüller onlar için sıradan birer olgu.</p>
<p>Bilişim sektörünün titreyip kendine gelmesini beklerken bir sözde müşterilere!<br />
Siz siz olun web projenize imza atacak kurum yada kişileri ince eleyip sık dokuyun. Sonrasında 400 YTL karşılığı yaptırdığınız sitenizi 4000 USD’ye toplatmak zorunda kalmayın.</p>
<p>hasanyalcin.com</ul>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yar bana bir gap year medet!]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/?p=663</link>
<pubDate>Mon, 09 Jun 2008 12:39:34 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/?p=663</guid>
<description><![CDATA[Einstein demiş sanırım: &#8220;İki şey sonsuz ve sınırsızdır; biri evren, öteki de insano]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Einstein</strong> demiş sanırım: "İki şey sonsuz ve sınırsızdır; biri evren, öteki de insanoğlunun ahmaklığı."</p>
<p>Hayrettir, şunu da <strong>Reagan</strong> demiş: "Devlet hiçbir problemimize çözüm değildir, çünkü devletin kendisi bir problemdir."</p>
<p>Hiç olmayacak birşey yaptık, dahi bilimadamıyla kovboy eskisini biraraya getirdik. Durup dururken yapmadık ama. <strong>Obli Bey</strong>'in fetiş koleksiyonunun nadide bir parçasının tozunu almak için, yanyana getirilmesi abes kaçan bu iki ismin bu iki sözünü yanyana getirmek şahane bir fikirdi de ondan.</p>
<p>Neyse... Ne desek boş, ne desek "qing wu xi yan" yani külliyen ziyan! (Çincesiyle Türkçesi birbirine ne kadar benziyor, dikkat ettiniz mi?)</p>
<p><strong>Falih Rıfkı</strong> gibi "haklı çıkmaktan bıktım" demekten de bıkıyor insan bu ülkede. Konuşmaktan da, yazmaktan da... Çünkü her defasında kayayı yukarıya taşımak, insanda ne güç bırakıyor ne kuvvet... Olimpos tanrısı sabrı lazım...</p>
<p>Jazzetta'nın ikinci yaşgünü bugün... Buruk geçiyor. </p>
<p>Bir üçüncüden emin değilim. </p>
<p>Bu topraklarda hikaye çok... Ama hepsi de aynı şeyi anlatıyor: Cenneti cehenneme çevirme kararlılığı.</p>
<p>Bunca hikayenin özü aynıysa, bunca lakırdıya da lüzum yok demektir.</p>
<p>Dön baba, ama artık yeter, sen dönsen de biz dönmeyelim! Başımız dönüyor, midemiz bulanıyor. </p>
<p>Laf dinleyen kim!</p>
<p>Bugüne kadar kafanızı şişirdiysek affola. "Bundan sonra şişirmeyiz" diyeceğimiz güne kadar şişirmeye devam edebiliriz de, etmeyebiliriz de. Keşişleme mi olur karayel mi, rüzgara bağlı. İçimizde kopacak fırtınaya bağlı. Bakalım artık...</p>
<p>Hepiniz varolun. Konuşmak insana özgüdür. Yeter ki insan yerine konalım.</p>
<p><a href="http://jazzetta.files.wordpress.com/2008/06/cay-simit.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-664" src="http://jazzetta.wordpress.com/files/2008/06/cay-simit.jpg?w=101" alt="" width="101" height="139" /></a></p>
<p><em>(Pasta yapmak/almak içimden gelmedi. Çayla simit ikram edeyim size. Artık malikanemiz eskisi gibi dolup taşmadığı için bir çaydanlık çayla üj bej simit herkese yeter.)</em></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sondan bir önceki taksit... Faşizm kapıyı yumrukluyor...]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/?p=660</link>
<pubDate>Fri, 06 Jun 2008 07:45:57 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/?p=660</guid>
<description><![CDATA[
]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://jazzetta.files.wordpress.com/2008/06/cinayeti-gordum.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-661" style="float:left;" src="http://jazzetta.wordpress.com/files/2008/06/cinayeti-gordum.jpg?w=300" alt="" width="600" height="300" /></a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Medya, telif hakları, hırsızlık]]></title>
<link>http://webrehberi.wordpress.com/?p=19</link>
<pubDate>Thu, 05 Jun 2008 12:52:54 +0000</pubDate>
<dc:creator>kumrum</dc:creator>
<guid>http://webrehberi.wordpress.com/?p=19</guid>
<description><![CDATA[Tamam, ben de biliyorum Türkiye&#8217;deki gazeteler öldü, televizyonlar öldü, internetteki hab]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Tamam, ben de biliyorum Türkiye'deki gazeteler öldü, televizyonlar öldü, internetteki haber siteleri kendi kusmukları içinde çırpınıp duruyor, ortalığı karıştırmaktan başka işleri yok.<br />
Yine de birkaç tane sorum var:</p>
<p>Türkiye'de yayımlanan gazetelerin kaç tanesi telif haklarına saygı gösteriyor? Kendilerinden yapılmış olan en ufak alıntıda dahi mahkemelerde süründürtmeyi görev bilmelerine rağmen basılmış fotoğrafların yanında kaynak göremememizin sebebi nedir? İsimsiz haberlerin kaynakları nelerdir? <em>Yetkililerden alınan bilgi</em>ler hangi yetkililerden, nasıl elde edinilmiştir?</p>
<p>Televizyon bu telif meseleleri hakkında en hassas kurumlardan. Çalıp çırpamıyorlar çünkü hepsi bir diğerini çakal gibi izliyor.<!--more--></p>
<p>İnternet gazeteleri, internet haber siteleri ne alemde? Haberlerinizin yanına eklediğiniz fotoğrafları ya da resimleri nereden alıyorsunuz? Kullanmak için izin alıyor musunuz? Üstelik siz bunlardan para kazanıyorsunuz... İlgi çekmek için yapmayacağınız haber, çiğnemeyeceğiniz ahlak kuralı var mı?</p>
<p>Basın etiği, insan haklarına saygı, çocuk psikolojisi, zartı zurtu şeklinde konuşmayı bilen bu arkadaşlar açık açık hırsız değil midir? Dolandırıcı değil midir? Ahlaksız değil midir? midir? midir? midir?...</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Jazzetta açık değil, açık"mış gibi" yapıyor sadece...]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/?p=656</link>
<pubDate>Wed, 04 Jun 2008 10:07:51 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/?p=656</guid>
<description><![CDATA[- Jazzetta, ilk blogunuz mu? Blog yazmaya nasıl ve neden başladınız?
Evet, ilk bloğum. Önce bl]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>- Jazzetta, ilk blogunuz mu? Blog yazmaya nasıl ve neden başladınız?</strong></p>
<p>Evet, ilk bloğum. Önce blog okuru oldum, sonra blog yazarı. Nasıl başladım? Aniden! Neden başladım? Ben başlamadım aslında, başlatıldım! Bloglardaki yorumlaşmalarda tanıştığım biri tarafından emrivakiyle blog yazarına dönüştürüldüm! O biriyle tam da o sıralarda sıkı bir e-dostluk kurulmuştu aramızda... <em>(Sevgili teknik direktörcüğümden bahsediyorum burada.)</em></p>
<p><strong>- Blog okumaya ilk ne zaman başlamıştınız? Yazmaya başlamadan önce ne tür/hangi blogları takip ediyordunuz?</strong></p>
<p>Blog okumaya başlamama Radikal gazetesi vesile oldu. Şimdi tam hatırlamıyorum; büyük ihtimalle Mustafa Akyol'un bloğunu oradan keşfettim, ama bu doğru olmayabilir, Fethi Bey'in İzlenimler'i ya da Serdar Bey'in Derin Sular'ı da olabilir. O üçlüden başladım, hızla genişledi listem. Bir de şu var ki, özellikle Mustafa Akyol'un bloğundaki yorumcular arasında o günlerde blog açma eğilimi birden yaygınlaşmıştı. Ben de onlardan biriydim. </p>
<p><strong>- Daha önce gazetecilik veya yazarlık tecrübeniz olmuş muydu?</strong></p>
<p>Gazetecilik yapmış değilim. Yazarlıksa, bir yönüyle evet.<em> (Buraları fazla kurcalamayalım!)</em> </p>
<p><strong>- Güncel politik meselelerle ilgili yazılarınız için soruyorum; sizi yazmaya iten ne oluyor? Ne zamanlar yazma ihtiyacı duyuyorsunuz?</strong></p>
<p>Ben yazma ihtiyacımı neredeyse doğduğumdan beri duyuyorum! Güncel politik meselelerle ilgili olaraksa aslında hiç duymuyorum, çünkü yazması çok sıkıntılı. İki açıdan: Bir; son derece absürd durumlar ve süreçler yaşanıyor bu ülkede ve bu absürdlüğü sadece tiye alabilirsiniz, değilse altında kalır, darmadağın olursunuz. İkincisi malum; tabular, yasaklar, yaptırımlar, 301'ler şunlar bunlar.    </p>
<p><strong>- Blogunuza günde ortalama ne kadar mesai harcıyorsunuz?</strong></p>
<p>O hiç belli olmaz. Bazen sıfır mesai, bazen bir saat filan. Vaktimi alan yazı yazmak değil, yorumların takibidir. </p>
<p><strong>- Blogunuzu ortalama kaç kişi takip ediyor? Hedeflediğiniz bir okur kitlesi/profili var mı?</strong></p>
<p>Jazzetta'yı soruyorsanız, WP sansürü ve onunla hemen hemen aynı günlerde bloğu bırakışım öncesindeki dönemde 1000 civarıydı. Birden düştü tabii öyle olunca. Şimdiyse Jazzetta ortalama 250-300, Soğuk Yemek 50-60, Utopos 10-20 kişi. <em>(Yaw ben bu hit mit işinden fazla anlamıyorum. Galiba yanlış verdim rakamları. Bunlar mutfakta görünen girişler.)</em> Aslında şu anda da Jazzetta da, öbür ikisi de açık değil, yalnızca açıkMIŞ GİBİ yapıyor! </p>
<p>Hedeflediğim okur kitlesi, okuryazarlığın ötesine geçebilmiş, zihni değişime açık, dünyayı takip edebilen, bağnazlıktan uzak, HETEROJEN bir kitleydi. E tabii bu ülkede hangi siyasal görüşlerde olanların bu profile uygun düştükleri belli, onu açmama gerek yok. </p>
<p><strong>- En çok yorum alan blog yazarlarından biri olmanızı neye bağlıyorsunuz?</strong></p>
<p>Artık en çok yorum alanlardan biri değilim, o eskidendi. Altı temel neden sayabilirim sanırım: </p>
<p>1. Fikir tartışmasını nezaketli ve medeni bir çerçevede tutma kararlılığım, </p>
<p>2. Fikir tartışmasını kişilik tartışması ve çatışmasına dönüştürmeme kararlılığım, <em>(komşu bloglarda bu tür çatışmalar yaşandı ve sonuçları buraya da sirayet etti maalesef)</em></p>
<p>3. Hayatın her alanına ilişkin lakırdı üretme eğilimim, </p>
<p>4. Demokrat bakış ve tutumumdan kaynaklanan okur ve yorumcu çeşitliliği, <em>(reklamları izlediniz!)</em></p>
<p>5. Yorumlaşmaların yazı konularından taşarak renklenişi, <em>(ah nerede o eski günler!)</em></p>
<p>6. Yasal ve ahlaki kısıtlamalarla açık seçik hakaretler dışında yorumcu ve yorum sansürüne tevessül etmeyişim.</p>
<p><strong>- Blogunuzda yer yer birkaç aylık boşluklar görülüyor. Yazmaya kimi zaman ara vermeniz, okuyucularınızla ilişkilerinizi nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p>Boşlukların nedenlerinden biri, bu yazma serüveni içinde öngörülmedik bir kazaya uğrayışımdı. Üçüncü bloğum, paradoksal ve ironik biçimde bu kazanın eseridir! Sansür de yazma hevesimi kırdı tabii, kapıdan değil de bacadan girme zorunluluğu birçok okur ve yorumcunun uzaklaşmasına yol açtı. Geri döndüm gerçi ama, eski istek ve tat yok -ne bende, ne de gördüğüm kadarıyla blogistanın bizim mahallesinde.</p>
<p>Boşluklar okuyucuyla ilişkimin niteliğini değiştirmedi ama iletişim seyreldi doğal olarak. Asıl önemli olan benim onlarla ilişkim değil, okur ve yorumcuların birbiriyle iletişiminin biçim ve hacim değiştirmesidir. O kötü oldu.</p>
<p><strong>- Wordpress'e uygulanan erişim engelinden nasıl etkilendiniz?</strong></p>
<p>Bıçak gibi kesildi girişler neredeyse. Benim de kaçmış olan hevesim daha da kaçmış oldu.</p>
<p><strong>- Gelecekte, bir gazetede köşe yazmak ister miydiniz? Bir gazetede yazmak ile kendi blogunuzda yazmak arasında olumlu/olumsuz ne gibi farklar olabilir?</strong></p>
<p>İstemem. Zorunluluk ve/veya direktifle yapılan işler bana göre değil. Hayatımı kazanmak için başkalarının emrinde çalışmak zorunda oluşum zaten yeterince onur kırıcı ve fazlasıyla zul. Duble hale getirmek delilik olur.</p>
<p>Aradaki fark da açıklanmış oldu böylelikle: Birinde kendi arzunun ve keyfe keder oluşun verdiği özgürlük duygusu ve zevk, diğerinde zorunluluğun ve/veya direktifin/siparişin/angajmanın getirdiği kısıtlama ve tatsızlık. </p>
<p><strong>- Sizce Türkiye medyasının en temel birkaç sorunu hangileri? (İlk aklınıza gelenler, en önemli bulduklarınız.)</strong></p>
<p>1. Bürokratik oligarşiye göbekten bağımlılık/iliştirilmişlik/tabilik, 2. Genel ve mesleki cehalet, ufuksuzluk, yeteneksizlik, beceriksizlik, hödüklük, 3. Egemen kültürel/ideolojik zihniyet kalıplarının dışına çıkabilmenin içsel ve dışsal nedenlerle imkansızlığı.</p>
<p><strong>- Bloglar, bu sorunlarla ilgili açılımlar sağlayabilir mi sizce? Neleri değiştirebilir?</strong></p>
<p>Başka ülkelerde sağlayabilir. Ama bu ülkede sağlamaması için her türlü önlem alındı, alınıyor. Türkiye'de vesayetçi rejimin sahipleri, önlem almada çok mahir. </p>
<p><strong>- Siz (ya da bazı blog yazarları) blog yazarken bir tür gazetecilik yapıyor olabilir misiniz?</strong></p>
<p>Bazılarımız yapıyor denebilir. Ama ben sayılmam. </p>
<p><strong>- Milliyet gazetesinin de bir blog hizmeti var. Takip ediyor musunuz bunu? "Milliyet" gibi bir çatı altında yazmak, blog yazarına ne katar, ne götürür sizce?</strong></p>
<p>Bir iki kez bakmışlığım oldu. Kabalığımı bağışlayın, ama oralarda[n] hiçbir bok olmaz.</p>
<p><strong>- Türkiye'deki politik blogların, ağırlıklı olarak resmi ideolojiye mesafeli/muhalif olmalarını neye bağlarsınız?</strong></p>
<p>Özgürce fikrini dile getirme arzusu ile e-teknoloji biraraya gelince böyle oldu. Muvafıklar zaten kokuşmuş fikirlerini konvansiyonel medyada serbestçe yayabilenlerdir. Bununla birlikte, resmi ideolojinin mankurtlaştırdığı bir lumpen genç kitlenin internetteki varlığı, görmezden gelinemeyecek acı bir vakıa.</p>
<p><strong>- Son olarak, Mülkiye mezunusunuz değil mi? Yaşınızı ve mesleğinizi de sorabilir miyim bir sakıncası yoksa?</strong></p>
<p>Yaşım? Genç değilim ama yaşlı da değilim! Mesleğimse biliniyor: Reklam yazarlığı.</p>
<p>***</p>
<p><strong>Suat Bey</strong>'den sonra sıra bendeymiş. Yayımlamayacaktım, artık kimsenin umrunda değil burası, ama bu vesileyle nostalji yelleri esti başımda. (İtalikler, tarafımdan şimdi eklenmiştir.)   </p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ceylan derisi versus pamuklu kumaş, he mi?!]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/?p=655</link>
<pubDate>Sat, 31 May 2008 21:30:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/?p=655</guid>
<description><![CDATA[Nuri Bilge Ceylan&#8216;ın ödül alışına da, tıpkı Orhan Pamuk&#8216;unkine olduğu kadar sev]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Nuri Bilge Ceylan</strong>'ın ödül alışına da, tıpkı <strong>Orhan Pamuk</strong>'unkine olduğu kadar sevindim. Acaba diyorum, yüksek yargıçlık zamanlarında alkışlanası ve takdir edilesi şekilde demokrasi ve hukuktan yana iken yüksek makama gelir gelmez fincancı taifesince brife edilmiş ve dahi hiza ve istikamete sokulmuş zehabına kapılmamıza çanak tutarak bizleri derin bir keder ve eleme garkeylemiş bulunan <strong>Ex-cum Bey</strong> pijamalarını giymemiş olsaydı bu işe ne derdi? Nuri Bilge Ceylan'ın sözünü de tıpkı <strong>Şerif Mardin Hoca</strong>'nın ilk sözü gibi çarpıtanlar kulübünün onursal başkanlığına getirilir miydi? Ne yani, Nuri Bilge Ceylan versus Orhan Pamuk vaziyetleri mi olmuş olüyür şinci?</p>
<p>Yemeyiz canımcım. Elbette "güzel ülkem" ve elbette "yalnız ülkem". Niye "güzel"ini tartışmak abesle iştigal olur, o kadar açık ki. Ama niye "yalnız"? Onu Nuri Bilge Ceylan'a sordunuz mu? Sormayın, utanırsınız. Utanabilmek için bile önce o kafanızı değiştirmeniz lazım tabii. Nobel ödülünü almış bir Türkiyeli yazarı kutlamama nezaketsizliği, çiğliği ve ............ gösterilebildiği için yalnız bu ülke.</p>
<p>Öncelikle.</p>
<p>Ve ne yazık ki.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yaslı gittik şen geldik / biz ezelden beri demokrasiye engeldik]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/?p=654</link>
<pubDate>Tue, 27 May 2008 08:27:27 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/?p=654</guid>
<description><![CDATA[Bürokratik oligarşinin altın günü bugün. İttihatçı azgınlığın şaha kalktığı gün. H]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bürokratik oligarşinin altın günü bugün. İttihatçı azgınlığın şaha kalktığı gün. Her "on yılda on beş milyon haki beyinli genç yarattık her yaştan" marşının milli marşa dönüştüğü gün. Kafaların ve ruhların demir ağlarla örüldüğü dört baştan, gün.</p>
<p>Artık öyle yürümüyor işler. Devir değişti. Şimdi kamutayın darbetaylarla kıskıvrak sarıldığı, darbenin zamana yayım yayım yayıldığı, sokaktaki vatandaşın duruma geç ayıldığı, erke'nekoncuların buna bayıldığı, iliştirilmiş medyanın akıldane sayıldığı, demokrasiye fiili livata yöntemiyle kayıldığı bir devir. </p>
<p>Bugün 27 Mayıs. Demokratikleşmenin ruhuna el-fatiha.  </p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Günü güne katası / tilki kardeşin hatası]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/?p=641</link>
<pubDate>Wed, 07 May 2008 12:54:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/?p=641</guid>
<description><![CDATA[Dönüş yaptık kürkçü dükkanına ama, eski tat yok anlaşılan. Ne bende, ne de sizlerde]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dönüş yaptık kürkçü dükkanına ama, eski tat yok anlaşılan. Ne bende, ne de sizlerde... Neyse, bir süre daha devam diyelim. (15 ay sonra <a href="http://utopos.wordpress.com/">Utopos</a>'un da paslı kilidini açtık bu arada -ola ki ilgilenen olursa diye söylüyorum.)</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ben bensem ben kim ola?]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/?p=635</link>
<pubDate>Fri, 25 Apr 2008 09:47:05 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/?p=635</guid>
<description><![CDATA[Baylar baymayanlar, tamam mı devam mı? Buraya uğrayan fikrini (mümkünse gerekçeleriyle) söyle]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Baylar baymayanlar, tamam mı devam mı? Buraya uğrayan fikrini (mümkünse gerekçeleriyle) söylesin lütfen. Belki ikna olurum. Viranenin bahçesini otlar bürümüş. Bakım mı yapayım, hepten yıkayım mı?</p>
<p>Anketin katılım düzeyine de cevaplar kadar dikkat edeceğim. Fani bloğum ya küllerinden yeniden doğacak ya da sanal evrenin uçsuz bucaksız uzay boşluğunda kaybolup gidecek. İkisi de uyar, eskisi kadar dert etmem.</p>
<p><em>benim</em><em> sanki ben şimdi ne değilsem... (<strong>Hilmi Yavuz</strong></em><em>) / ben değilim sanki ben şimdi neysem... (Ben -?!)</em></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Söz vermiş saymayın ama...]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/10/31/soz-vermis-saymayin-ama/</link>
<pubDate>Wed, 31 Oct 2007 13:36:21 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/10/31/soz-vermis-saymayin-ama/</guid>
<description><![CDATA[Toplumun başına yeni yeni belaların sardırılmaya çalışıldığı bir dönemde yeniden karş]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumun başına yeni yeni belaların sardırılmaya çalışıldığı bir dönemde yeniden karşınıza çıkmaya yetecek kadar hevesim, gücüm, keyfim var mı tam bilemiyorum ama, onları birbirinden ayıran bir harfi dışta bırakırsak "yazı" sözcüğü ile "yazgı" sözcüğü arasında büyüleyici bir ilinti olduğu da çok açık. </p>
<p>Sanırım Jazzetta'yı diriltmenin vakti gelip çattı. Lakin burada değil, kirletilmemiş bir arazide. Teknik nedenlerle biraz bekleteceğim sizi. (Bu yazıya bir necefli maşrapa iyi giderdi ama neyse!)</p>
<p>Yakında görüşmek üzere...</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Alesta tramola Halid!]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/29/alesta-tramola-halid/</link>
<pubDate>Sun, 29 Jul 2007 06:46:59 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/29/alesta-tramola-halid/</guid>
<description><![CDATA[
]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://jazzetta.wordpress.com/files/2007/07/halid1.jpg" title="halid1.jpg"><img src="http://jazzetta.wordpress.com/files/2007/07/halid1.jpg" alt="halid1.jpg" /></a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İhtar]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/27/ihtar/</link>
<pubDate>Fri, 27 Jul 2007 07:54:48 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/27/ihtar/</guid>
<description><![CDATA[Muzmin Bey Muzmin Bey!
Yokluğunuzla şu fakiri cezalandırdığınızın frknd msnz, hı? Üçe kad]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Muzmin Bey</strong> Muzmin Bey!</p>
<p>Yokluğunuzla şu fakiri cezalandırdığınızın frknd msnz, hı? Üçe kadar sayacam, gelmezseniz kendimi Beyazıt meydanında yakacam! Benzin parasını da sizden alacam! Yetti gari.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[AKP + Baskın Oran. Son kararım!]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/21/akp-baskin-oran-son-kararim/</link>
<pubDate>Sat, 21 Jul 2007 14:51:26 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/21/akp-baskin-oran-son-kararim/</guid>
<description><![CDATA[Bilinenleri tekrar, bazen işe yarayabilir (Maddeleri önem sırasına göre değil, aklıma geliş ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bilinenleri tekrar, bazen işe yarayabilir (Maddeleri önem sırasına göre değil, aklıma geliş sırasına göre dizdim, kusura bakmayın):</p>
<p><em>1a.</em> Türkiye'de demokrasi yoktur.</p>
<p><em>1b.</em> Türkiye'deki, militarist vesayet rejimidir.</p>
<p><em>2a.</em> Türkiye'de laiklik yoktur.</p>
<p><em>2b.</em> Türkiye'deki, köktendinci bir rejimdir. Dinimiz, kemalizmdir. (Aslında, <strong>Engin Ardıç</strong>'ın deyimiyle, Enverizm!)</p>
<p><em>2c.</em> Laisizm, rejimin köktendinciliğini kamuflaja yönelik bir manipülasyondur.</p>
<p><em>3a.</em> Türkiye'deki cumhuriyet, Baasçı bir cumhuriyettir.</p>
<p><em>3b.</em> Efendilerimiz, o dillere destan demokrasi düşmanlıklarının üzerini, literatürel anlam ve bağlamdan münezzeh, soyut bir "cumhuriyet" güzellemesiyle örtmeye çalışmakta; lakin bu absürd "cumhuriyet"çilikleriyle demokrasi düşmanlıklarını aslında daha da belirginleştirmektedirler.</p>
<p><em>4a.</em> Türkiye'deki parlamentarizm, politik bir vodvilden ibarettir. Parlamentonun hiçbir ağırlığı, işlevi, gücü ve saygınlığı yoktur.</p>
<p><em>4b.</em> Türkiye'de parlamentarizm, yalnızca bir demokrasi imitasyonu malzemesidir.</p>
<p><em>5a.</em> Türkiye'deki siyasal partiler düzeni ve yapısı tam bir kara mizah şaheseridir.</p>
<p><em>5b.</em> Türkiye'de bir tarafta Devlet Partisi, öte tarafta da siyasal parti süsü verilmiş çıkar örgütleri vardır.</p>
<p><em>5c.</em> Parti süsü verilmiş bu çıkar örgütlerinin kendi iç mekanizmaları ve yapılarında da demokratik ilke ve süreçlerden eser yoktur.</p>
<p><em>5d.</em> Bu sözde-partiler, sosyolojik olarak temsil ettikleri toplumsal sınıf ve katmanların çıkarlarını değil, sadece ve sadece kendisi-içinleşmiş yoz örgütsel çıkarlarını savunurlar.</p>
<p><em>5e.</em> Ancak bunu bile, kısmen (izin verildiği ölçüde) ve "düşük profil politika" çerçevesinde yaparlar.</p>
<p><em>5f.</em> "Yüksek profil politika" Türkiye'de siyasetçi esnafının değil, Devlet Partisi'ni oluşturan oligarşik zümrenin uhdesindedir. Siyaset esnafının buradaki rolü Figüran Osman'lıktan ibarettir.</p>
<p><em>5g.</em> Türkiye'de siyaset, sosyal-sınıfsal çelişki paradigmasına değil, yapay ve sahte çelişkilere dayalıdır ve bu bir devlet stratejisidir.</p>
<p><em>5h.</em> Bu yüzdendir ki Türkiye'de sosyal sorunlara çözüm arama bağlamında bir siyaset yerine, rejimi topluma karşı koruma bağlamında bir siyaset esastır.</p>
<p><em>5i.</em> Böyle olunca da merkez-çevre çelişkisi gerçeklik kazanır ve merkezdeki zorba elit ile çevredeki eğitimsiz ve yarıeğitimli avam arasında bir toplumun kaderi tıkanıp kalır.</p>
<p><em>6a.</em> Türkiye'de görünürdeki anayasa, göstermelik bir anayasadır. Asıl anayasa başkadır -bilenler bilmeyenlere anlatsın.</p>
<p><em>6b.</em> Görünürdeki anayasa, 12 Eylül faşizmince bize dayatılmış bir "aMayasa"dır. Bu amayasada haklar ve özgürlükler şeklen verilmiş gibi gösterilir, ardından birer "ama" ile geri alınır. Anayasanın felsefesi ve ruhu, toplumsal ve bireysel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasına değil, devletin bekası ve ikbaline yöneliktir. Devlete karşı toplum değil, topluma karşı devlet savunusunun mevzuatıdır.</p>
<p><em>6c.</em> Özgürlükçü bir anayasaya sahip olsaydık bile, durum değişmezdi. Çünkü asıl önemli olan yasalar değil, onları uygulamakla yükümlü olanların zihniyet yapısıdır.</p>
<p><em>7.</em> Türkiye'de hukuk ve hukuksal irade yoktur.</p>
<p><em>8a.</em> Türkiye'de özgürlük ve sorumluluk nosyonu gelişmiş, medeni bir medya yoktur.</p>
<p><em>8b.</em> Türkiye'deki, her türlü dezenformasyon ve manipülasyona açık, linççi, sahteci, embedded, embesil, cahil ve soytarı bir medyadır.</p>
<p><em>9.</em> Türkiye'de adalet yoktur.</p>
<p><em>10.</em> Türkiye'de hak ve özgürlükler değil, emir ve görevler esastır.</p>
<p><em>11a.</em> Türkiye'de sol yoktur. Zihniyet olarak da yoktur, politik yapı ve kurumlar olarak da yoktur.</p>
<p><em>11b.</em> Türkiye'de solun doğal toplumsal tabanı da ideolojik kaymaya uğramış durumdadır.</p>
<p><em>11c.</em> Türkiye'de kendini "sol" olarak lanse eden kişi, kurum, hareket, akım ve siyasal partilerin neredeyse tümü, özünde sağcı ve milliyetçi, büyük bölümü faşizan, dahası faşisttir.</p>
<p><em>12a.</em> Türkiye'de, demokrasinin bütün kurumları gibi seçimler de göstermeliktir.</p>
<p><em>12b.</em> Siyaset arenasındaki uzantılarıyla görünürleşen ve çeşitli düzlemlerdeki açık ve gizli güç odaklarından oluşan Devlet Partisi,  Türkiye'nin yakın tarihinde hemen hemen bütün seçimleri kaybetmiş olmasına rağmen, iktidar ilanihaye ve mutlak surette ondadır.</p>
<p><em>12c.</em>  Seçimlerde kazanan, sadece ve sadece "hükümet" olabilir, "iktidar" değil -o da olabilirse, oldurulursa. Türkiye'de bir "devlet iktidarı" vardır, bir de iktidarsız hükümet iktidarı ve bu ikincisi birincisinin kuklasıdır.</p>
<p><em>13a.</em> Türkiye'de ilmiyye sınıfı, kollektif beyni tümüyle militarize olmuş,  akademik namustan ve bilim nosyonundan arınmış, yoz, aşağılık bir zümredir.</p>
<p><em>13b.</em> Demek oluyor ki Türkiye'de üniversite ve bilim yoktur.</p>
<p><em>14a.</em> Türkiye'de burjuvazi yoktur.</p>
<p><em>14b.</em> Türkiye'deki, egemen bürokratik oligarşiye karşı sesini yükseltme cesaretine asla sahip olamayan, sünepe ve sümsük bir zenginler zümresidir.</p>
<p><em>14c.</em> Türkiye sanayi toplumu aşamasından doğru dürüst geçemediği için sınıf bilincine sahip bir proletarya da olmamıştır.</p>
<p><em>14d. </em>Dolayısıyla Türkiye'de bir liberal burjuva demokrasisinin kurulma ve yerleşme olasılığı ve şansı halihazırda son derece düşük, hatta imkansıza yakındır.</p>
<p><em>14e.</em> Çarpık sınaileşme ve kentleşmenin doğurup büyüttüğü lumpenproletarya, Türkiye'de kurumsal faşizmin kitle desteği almasının da, doğrudan kitle (sokak) faşizminin de birincil gücüdür.</p>
<p><em>15a.</em> Türkiye bir Ortadoğu ülkesidir.</p>
<p><em>15b.</em> Dolayısıyla her türlü global oyuna, ketempereye açıktır.</p>
<p><em>15c.</em> Dış güçler tarafından asla rahat bırakılmaz, bırakılamaz.</p>
<p><em>15d.</em> Ortadoğu coğrafyasına dahil olmak gibi bir jeostratejik dezavantaj, ekonomisinin güçsüz ve zaafiyetlerle malul oluşu, kişi başına düşen ulusal geliri, global ekonomideki payının önemsizliği, enerji üreticisi olmayışı, savunma teknolojisi ve felsefesinde dışa bağımlılığı, eğitim düzeyinin düşüklüğü, vb olgularla da birleştiğinde, Türkiye'nin dış müdahale ve provokasyonlara açık oluşunun önünde hiçbir engel kalmamaktadır.</p>
<p><em>16a.</em> Türkiye'nin iç efendileri, yönetim enstrümanları baskı, korku, tehdit ve yıldırıdan ibaret olduğu için, her türlü iç ve dış sorunu bir çözüm nesnesi olarak değil, egemenliklerini sürdürme yolunda bir fırsat ve kaldıraç olarak kullanırlar.</p>
<p><em>16b.</em> Dış güçlerin bunu bilmemesi düşünülemez; dolayısıyla her türlü iç sorunun uluslararası bir düzleme çekilmesi dış güçler için çocuk oyuncağı olagelmiştir. Kürt sorunu, bunun en karakteristik örneğidir.</p>
<p><em>16c.</em> İç egemenlerin zorba olmakla kalmayan, akıldışı, devekuşu yönetim anlayışı, aynı zamanda sorunların kronikleşmesinin, deyiş yerindeyse "çürüme"sinin de temel nedenidir. Türban sorunu ve Ermeni sorunu, bu bağlamda verilebilecek diğer önemli ve öncelikli sorunlardır.</p>
<p><em>17a.</em> Az kalsın unutuyordum! Türkiye'de akılcılık yoktur. Özgür düşünce geleneği yoktur.</p>
<p><em>17b.</em> Türkiye'de şark kurnazlığı vardır. Ezber ve dogmatizm vardır.</p>
<p>Bunlar, ilk anda aklıma geliverenler sadece. Deveye ne sormuşlardı bilirsiniz.</p>
<p>E, peki, bir seçim arefesinde bunları niye saydım döktüm?  Şunun için:</p>
<p>Bu seçimler de, diğer bütün seçimler gibi, hiçbir derdimize deva olacak değildir. Bir "mış gibi" müsameresi oynayacağız her zamanki gibi. "Mış gibi" siyasal partiler, "mış gibi" bir sözde-demokrasi, "mış gibi" seçmenler, "mış gibi" seçimler...</p>
<p>Ama yine de eski bir komünist olan ben, yarın evden çıkacak, halâ elime ulaşmamış olan seçim pusulası yerine kimlik kartımla oyumu kullanmak üzere sandık başına gideceğim ve oyumu, kırk yıl düşünsem aklıma gelmeyecek olan bir partiye vereceğim.</p>
<p>Hangi partiye vereceğimi biliyorsunuz çoğunuz. Yazmıştım. Kararım daha da netleşti o günden bugüne. Vaktiyle söylediklerimi kısaca tekrarlamakta fayda görüyorum:</p>
<p><em>1.</em> Bu seçim, sıradan bir seçim değildir.<br />
<em> 2. </em>Bu seçim, bir demokrasi referandumuna dönüşmüş durumdadır.<br />
<em> 3. </em>Bir tarafta demokrasi düşmanı bir cephe, diğer tarafta açık faşizmin sultasına girmesi an meselesi olan bir toplumun şu anda tutunabileceği tek siyasi dal olan, benim deyimimle "mecburi demokrat" bir parti konuşlanmıştır.<br />
<em> 4.</em> Bu nedenle, şimdiye kadar birkaç kez boş oy atmış olan ben, oyumu AKP'ye vereceğim.<br />
<em> 5.</em> Bunun emanet bir oy olduğunu kendim bildiğim gibi, AKP'nin de biliyor olduğunu düşünüyorum. AKP bugünkü ortamda bunun bilincinde olmak durumunda ve zorundadır.</p>
<p>Gelgelelim, bütün göstergeler, seçim sonrası Türkiye'sinin bir kaos ortamına sürükleneceği ve dış ve iç egemenlerin borularının ötmeye devam etmesi için hiçbir alçaklık ve düzenbazlıktan vazgeçmeye niyetlerinin olmadığı yönündedir. Ancak bu beni yine de, seçimde oy vermenin ve AKP'ye oy vermenin gerekliliğini önemsemekten vazgeçirmedi, vazgeçiremiyor. Hatta AKP'nin beklenenden fazla oy almasının paradoksal biçimde daha tehlikeli bir durum arzettiğini biliyor oluşum da beni AKP'ye oy vermekten vazgeçirmedi, vazgeçiremez.</p>
<p>Dostlarım arasında halâ AKP'ye oy vermek içlerine sinmeyenler varsa -ki epey var-, onların da bağımsız sosyalist adaylara oy vermelerini tercih ederim, boş oy değil. <strong>Ufuk Uras</strong>'a, <strong>Levent Tüzel</strong>'e, vd.</p>
<p>Eğer İstanbul ikinci bölgede kayıtlı olsaydım, eh, biraz zorlanacaktım doğrusu. Çünkü ben  <strong>Baskın Oran</strong> hocamın da seçilmesinin çok hayırlı olacağından kesinlikle eminim.</p>
<p>Neyse, pazartesi sabahı belli olacak encamımız. Seçimlerin sonucunda üç partinin (AKP, CHP, MHP) meclise gireceğini, birinin de (DTP) bağımsızlar yoluyla mecliste yeralacağını tahmin ediyorum birçokları gibi, ama benim bir başka iddiam var: Bence, anamuhalefet partisi CHP denilen devlet faşisti parti değil, özdeşleşmeye yöneldiği MHP olacak.</p>
<p>Hayırlısı neyse o olsun diyelim. CHP-MHP koalisyonu kurulursa, ülkeyi terketmek boynumun borcu olsun -kevgir bütçeme IMF desteği bulabilirsem.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Phaseolus vulgaris'in faideleri]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/20/phaseolus-vulgarisin-faideleri/</link>
<pubDate>Fri, 20 Jul 2007 15:53:37 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/20/phaseolus-vulgarisin-faideleri/</guid>
<description><![CDATA[Türküm, doğruyum, çalışkanım örtmenim.
Kuru fasulye, baklagiller ailesindendir örtmenim.
Ba]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türküm, doğruyum, çalışkanım örtmenim.</p>
<p>Kuru fasulye, baklagiller ailesindendir örtmenim.<br />
Barbunyası vardır, çalısı vardır, horozu vardır, sonracığıma ayşekadını vardır.<br />
Kırmızı etten eksiği yoktur, fazlası vardır.<br />
Milli -pardon, ulusal- yiyeceğimizdir, tam 50 çeşit yemeği yapılır örtmenim.<br />
Hayvansal olmayan protein ve anorganik tuz yönünden zengin mi zengindir, hemi de bolcana kalori verir.<br />
Bir küçücük fıçıcık, içi dolu proteincik, karbonhidratçık, vitamincik, mineralciktir.<br />
Fasulye deyip geçme örtmenim, kalbe bir avuç fasulye iyi gelir, aşk acısını giderir.<br />
En az sekiz saat suda bekletilirse ve pişirirken köpüğü alınırsa, gaz ürettiren olagosakkaritleri suya geçer; böylelikle <strong>Ece Abla</strong>'mızın <a href="http://jazzetta.wordpress.com/2007/06/20/listen-to-the-falling-rain-listen-to-the-rain/">link</a> verdiği <a href="http://www.karakalem.net/?article=628">makaledeki</a> thlknn frkn vrlmş olnr örtmenim.<br />
Kemikleri,  sinirleri, böbrekleri, karaciğeri, pankreası, velhasılı tüm vücudu güçlendirir; çalışmasını, gelişmesini ve onarılmasını sağlar.<br />
Sindirimi kolaylaştırır, çünküm liflidir.<br />
<strong>Metin Amca</strong> tam bir ay önce yine hastanelik olduydu; keşke fasulye yeseymiş, böbreklerdeki kum ve taşları da döküyor bu fasulye örtmenim.</p>
<p>Kakam geldi de, çıkabilir miyim örtmenim?</p>
<p>Varlığım <strong>Deniz Dayı</strong>'mın,<strong> Bahçevan Emmi</strong>'min ve ikisinin arasında heybetiyle gözlerimi kamaştıran <strong>İlhanabi Amca</strong>'mın varlığına armağan olsun.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İzninizle...]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/06/izninizle/</link>
<pubDate>Fri, 06 Jul 2007 08:04:43 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/07/06/izninizle/</guid>
<description><![CDATA[Bazı sorunlarım var çözmem gereken. Bir süre buralarda olmayabilirim. Ama siz uzaklaşmazsanız]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">Bazı sorunlarım var çözmem gereken. Bir süre buralarda olmayabilirim. Ama siz uzaklaşmazsanız sevinirim. Çay may için, keyfinize bakın. Hatta sigara bile tüttürebilirsiniz -izmarit görmeyeyim orda burda yalnız! Döndüğümde birkaç yazının altında yanıtlama fırsatı bulamadığım yorumlarınıza yanıtlarımı veririm. Sağlıcakla kalın hepiniz. Sizleri seviyorum.</span></p>
<p class="MsoNormal">_____________________________________________________________________</p>
<p style="font-style:italic;">13.07.07 notu: Güle güle Cano Han<span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">ı</span>m... Cesursunuz siz. Hayran<span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">ı</span>m o cesarete.</p>
<p class="MsoNormal">&#160;</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Aşk bir sudur, ulusalcı da aha budur! (İşaret levhasına bakınız)]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/06/22/ask-bir-sudur-ulusalci-da-aha-budur-isaret-levhasina-bakiniz/</link>
<pubDate>Fri, 22 Jun 2007 16:58:57 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/06/22/ask-bir-sudur-ulusalci-da-aha-budur-isaret-levhasina-bakiniz/</guid>
<description><![CDATA[Felaket tellallığım yine azdı, kusura bakmayın okurcuklarım!
Hava gittikçe bozuyor. Absürdis]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">Felaket tellallığım yine azdı, kusura bakmayın okurcuklarım!</span></p>
<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">Hava gittikçe bozuyor. Absürdistanda akıl, fikir ve feraset, bulunmaz Bursa kumaşı kategorisine çoktan dahil oldu. Bir toplumsal cinnete doğru yol almaktayız. Malum iç ve dış derin odaklar, yüz küsur yıllık bayat oyunu bilmemkaçıncı kez sahneye koydular. Bu, toplumun zekasına ağır bir hakarettir. Demek ki doğru: Bizler, balık hafızalıyız.</span></p>
<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">Farkında olmamanız imkansız: Müessese amiriniz, neredeyse 15 gündür falan, Jazzetta'yı bir aşk yazıları güldestesine döndürdü. Siyaseten milletçe komplo teorisyeni kesildik ya; belki de kimi sevgili okurcuklarımız, Jazzetta'nın aniden böyle aşka gelişini bir kutsal üçgen masalına da yormuş olabilir. Eğer öyleyse, kendilerini esefle kınarım efenim. Yok öyle şey mirim; bir erkek aynı anda iki kadına birden aşık felan olamaz. Canımdan aziz teknik direktörüm <strong>Halid Bey</strong>'in de buyurduğu üzre, "hayat ne garip, vapurlar felan", emme velakin o gadder de değil yane.</span></p>
<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">Efenim bu aşk meşk makalelerimizin nedeni gayetle basittir. Törkiya'mızıng bir post-postmodern darbe sürecinden geçmekte olduğu şu günlerde, neocon enüstütülerinde <strong>Zeyno Barbaran Hanımgiller</strong>'in dış mihrak olaraktan canla başla bu ülkede iç savaş çıkarmaya çalışmaları, paramiliter kuvvacı-ulusalcılarımızın da orda burda çöplükten bomba aşıraraktan filan dağa çıkmaktan sözetmeleri, zaten hassas olan midemizi hepten bulandırmaya yetmiştir. Kararan dünyamızı bir nebze olsun aydınlatmak üzere, "aşk" denilen ve -kulakları çınlasın- <strong>Pekinel Kardeşler</strong>'in de isabetle buyurdukları gibi, içerdiği ş ve k seslerinin yanyana gelişinden ötürü Türkçesi hiç de şık durmayan kelimenin göstereni olduğu evrensel insani olgu, ruhumuzu ve gönlümüzü hiç değilse yazılı olaraktan ferahlatsın diyerekten bu makaleleri kaleme almışızdır ey okuyucu! (Tümcemizi <strong>Ü.Mafyaperver Güler Oduncu Hanım</strong> tarzı bitirdik ey okuyucu!)</span></p>
<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">İşte elé! Pek yakında siyasi ve de içtimai yazılarımıza olan derin hasretinize bir son vereceğimizi muştalar -pardon- muştular; büyüklerimizin ellerinden, küçüklerimizin gözlerinden öperiz. Sözde varlığımız, özde Türk varlığına armağan ossun sayın seyirciler! Heil <strong>Hitler</strong> <strong>Bey</strong>!</span></p>
<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">_______________________________________</span></p>
<p><em><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">Sevgili teknik direktörüme buradan sesleniyom: Wordpress, Youtube kabul ediyo mu sevgili Halid Bey? Reca ederim bunu bi açıklayıvirin bana. Siz açıklayana dek şirin Üsküdar beldemizde gün ağaracağından ve ben de beklemekten hiç hazzetmediğimden, geçici olarak link vermekle yetineceğim şinci. Aşağıdaki linke tıkladığınızda, tam da aşık olunası bir gözelliklen karşılaşacaksınız muhterem Washington portakallı hemşehrilerim -çoktandır özüne sabun ve nylon çorap olamadığım <strong>Monica Belluci Hanım</strong> duymasın, öldürür beni walla! </span></em><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;"></span></p>
<p><em><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;">Buyrun, benden de selam söyleyin:</span></em><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;"></span></p>
<p><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;"><span style='text-align:center; display: block;'><object width='425' height='350'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/xCAeq5kE0Ko'></param><param name='wmode' value='transparent'></param><embed src='http://www.youtube.com/v/xCAeq5kE0Ko&rel=0' type='application/x-shockwave-flash' wmode='transparent' width='425' height='350'></embed></object></span></span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Uyuyan Güzel ve saz arkadaşları]]></title>
<link>http://jazzetta.wordpress.com/2007/06/10/uyuyan-guzel-ve-saz-arkadaslari/</link>
<pubDate>Sun, 10 Jun 2007 07:37:54 +0000</pubDate>
<dc:creator>metin</dc:creator>
<guid>http://jazzetta.wordpress.com/2007/06/10/uyuyan-guzel-ve-saz-arkadaslari/</guid>
<description><![CDATA[ 
 
 
Cazgır Hanım’la tanıştırayım sizi. Bahçe kedisi. Diyor ki: “Babamın malikanesine b]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"><strong>Cazgır Hanım</strong>’la tanıştırayım sizi. Bahçe kedisi. Diyor ki: “Babamın malikanesine bir yılda 188.092 giriş yapılmış. En şanslı günündeki skor, 1.059 olmuş."</span><br />
<a href="http://jazzetta.wordpress.com/files/2007/06/cazgir.jpg"><img src="http://jazzetta.wordpress.com/files/2007/06/cazgir.thumbnail.jpg" /></a><a href="http://jazzetta.wordpress.com/files/2007/06/cazgir-2.jpg"><img src="http://jazzetta.wordpress.com/files/2007/06/cazgir-2.thumbnail.jpg" /></a><br />
<span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"></span>
</p>
<p class="MsoNormal">&#160;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;">Bu da <strong>Hoppidi[k] Hanım</strong>. O da bahçe kedisi. Kulak verelim kendisine: "Babam bugüne kadar 457 yazı döktürmüş. Bu yazıları, malikanemizin 21 köşesinde cızıktırmış."</span><br />
<a href="http://jazzetta.wordpress.com/files/2007/06/hoppidik.jpg"><img src="http://jazzetta.wordpress.com/files/2007/06/hoppidik.thumbnail.jpg" /></a><br />
<span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"></span>
</p>
<p class="MsoNormal">&#160;</p>
<p class="MsoNormal">&#160;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;">Sol penceredeki vatandaş, <strong>Kınalı Hanım</strong>. Cazgır Hanım’ın kızkardeşi. “Babamın okurcuklarının yaptığı yorum sayısı, cevaplarla birlikte 9.942 adet.” diyor ve ekliyor: “1.500’ü aşkın spam hariç.”</span><br />
<a href="http://jazzetta.wordpress.com/files/2007/06/cazgir-kinali.jpg"><img src="http://jazzetta.wordpress.com/files/2007/06/cazgir-kinali.thumbnail.jpg" /></a><br />
<span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"></span>
</p>
<p class="MsoNormal">&#160;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;">Hoppidik Hanım – Cazgır Hanım ikilisi: “Babamız yuvarlak rakam hastası. Keşke Jazzetta’nın bir yılı dolarken yorum sayısı tam 10.000 olsaydı diye kıvrandı durdu! Ama sakın yanlış anlamayın, babamız ‘sözde’ değil ‘özde’ yorumları sever. Yine de <strong>Muzmin Beyamcamız</strong> gibi ‘az ama öz’ değil, ‘çok ama öz’ politikası güder. Muzmin Beyamca, Muzmin Beyamca, hani <strong>Misket Bey</strong>'in resmi?”</span><br />
<a href="http://jazzetta.wordpress.com/files/2007/06/hoppidik-cazgir.jpg"><img src="http://jazzetta.wordpress.com/files/2007/06/hoppidik-cazgir.thumbnail.jpg" /></a> <a href="http://jazzetta.wordpress.com/files/2007/06/hoppidik-cazgir-2.jpg"><img src="http://jazzetta.wordpress.com/files/2007/06/hoppidik-cazgir-2.thumbnail.jpg" /></a><a href="http://jazzetta.wordpress.com/files/2007/06/hoppidik-cazgir-3.jpg"><img src="http://jazzetta.wordpress.com/files/2007/06/hoppidik-cazgir-3.thumbnail.jpg" /></a><br />
<span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"></span>
</p>
<p class="MsoNormal">&#160;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;">“Beni, insanoğlunun otomobil adını verdiği ve direksiyonuna oturduğu vakit metamorfoza uğradığı teneke yığını, sevdiklerimden ve hayattan aldı. Babam acısını içine gömmek için adımı unuttu artık. Geçici olarak <strong>Siyah Hanım</strong> diyebilirsiniz bana. Cazgır ve Kınalı Hanımlar’ın kardeşiyim. Babam beni hatırladığı zamanlarda nedense <strong>Bilge Karasu Beyamca</strong>’nın Göçmüş Kediler Bahçesi’nde bulabileceği ümidine kapılır. Dünden beri içinde bir burukluk var babamın. Çekirdek okurcuklarından çoğunun bir bardak çay içmeye gelmeyişinin verdiği bir buruklukmuş bu, bana söylediğine göre. Tahmin etmiştim zaten.”</span><br />
<a href="http://jazzetta.wordpress.com/files/2007/06/siyah.jpg"><img src="http://jazzetta.wordpress.com/files/2007/06/siyah.thumbnail.jpg" /></a> <a href="http://jazzetta.wordpress.com/files/2007/06/cazgir-siyah.jpg"><img src="http://jazzetta.wordpress.com/files/2007/06/cazgir-siyah.thumbnail.jpg" /></a><br />
<span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"></span>
</p>
<p class="MsoNormal">&#160;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;">“Bu saygıdeğer prensesi tanıyorsunuz hepiniz: <strong>Minti Hanım</strong>. Kendisine ‘Uyuyan Güzel’ de diyebiliriz. Uyurken fevkalade artistik pozlar verir, daha bu ne ki! Evin kedisi olan Minti Hanım’ı öyle çok kıskanıyoruz ki, ben Hoppidik Hanım mesela, bizimkiler kapıyı açtıklarında sotadan fırlayıp içeri dalıyor, aşağı kata inerek Minti Hanım’ın mamasını anında silip süpürüyorum ve ben Cazgır Hanım, onun pencereden çıkışlarına bir son verdim cazgırlık yaparak, adım da o yüzden böyle zaten.”</span><br />
<a href="http://jazzetta.wordpress.com/files/2007/06/minti.jpg"><img src="http://jazzetta.wordpress.com/files/2007/06/minti.thumbnail.jpg" /></a><br />
<span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"></span>
</p>
<p class="MsoNormal">&#160;</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;">“Bizler son kuşağız. Bu bahçeden öyle çok kedi geldi geçti ki babamlar sayısını bile unuttu. Bundan on yıl önceki birinci kuşak, <strong>Cazibe Haminne</strong> ve kızı <strong>Şükufe Hanım</strong> ile başlar. Aralarda babamın anılarında çok özel yeri olan birkaç kuyruklu melek var. Mesela babamın, hakkında mutlaka bir yazı yazmak istediği <strong>Şamşeytanı Hanım</strong> ile <strong>The Kedi Bey</strong>. Ha, bi de <strong>Sümüklü Hanım</strong>.”</span><br />
<a href="http://jazzetta.wordpress.com/files/2007/06/cazgir-hoppidik-siyah.jpg"><img src="http://jazzetta.wordpress.com/files/2007/06/cazgir-hoppidik-siyah.thumbnail.jpg" /></a><br />
<span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;"></span>
</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:9pt;font-family:Verdana;color:#333333;">“Hadi artık, bize müsaade. Babamız bugün bahçeyi bellemeye niyetli. Dediğine göre bu ülkeye pek yakında totaliter bir rejim bir kabus gibi çökebilirmiş. Ona bu kadar kötümser olma, felaket tellallığı yapıp okurcuklarının da canını sıkma diyoruz ama dinletemiyoruz. Neyse, stresini çim ekerek atsın bari, atabilirse. Öyle yorgun ki mecali yok aslında… Ha, unutmadan: Buradan başta <strong>Peri Hanımabla </strong>ve <strong>Bekir Beyamca</strong>'nınkiler olmak üzere tüm kedi kardeşlerimize en kedice miyavlarımızı yollarız."</span></p>
<p class="MsoNormal">&#160;</p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
