<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>restorasyon &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/restorasyon/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "restorasyon"</description>
	<pubDate>Fri, 05 Sep 2008 04:59:57 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[ORTA ÇAĞDA SANAT]]></title>
<link>http://dtgultekin.wordpress.com/?p=4</link>
<pubDate>Wed, 27 Feb 2008 11:17:57 +0000</pubDate>
<dc:creator>dtgultekin</dc:creator>
<guid>http://dtgultekin.wordpress.com/?p=4</guid>
<description><![CDATA[ORTAÇAĞ SANATININ GERÇEKLERİ
Ortaçağ, sanat tarihi içinde çok yaygın bir devreyi (M.S. 4. y]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p style="margin:0;" class="MsoTitle"><strong><font face="Times New Roman">ORTAÇAĞ SANATININ GERÇEKLERİ</font></strong></p>
<p><font face="Times New Roman">Ortaçağ, sanat tarihi içinde çok yaygın bir devreyi (M.S. 4. yüzyıl-14.yüzyıl) kapsar. Ortaçağ sanatında bütün estetik değerler kilise ve soyluların önerdiği dinsel dogmalara yöneliktir. Bin yıl süresince antik Yunan’ın düşünce ve kültür yapısıyla biçimlenen ideal güzellik düşüncesi unutulmuştur. Sanat, dünya gerçeklerine kapalı, öteki dünyaya yönelik bir soyut anlayış içinde biçimlenmiştir. </font></p>
<p><font face="Times New Roman">Ortaçağ din adamlarının öğütlediği öteki dünya ideali yaşanan dünya gerçek ve değerlerini yok etmiştir. Dünya, insanların asıl gerçek olan öteki dünyayı kazanmaları için ceza çektikleri bir yerdir. Her şey tartışmasız ve Tanrı’ya yönelik dogmalar üzerine kuruludur. Nedenler aranmaz, sonuç tartışılmaz” kabul edilir. Dine ve kadere inanılır.İnsan aklının yol göstericiliği, pozitif düşünce unutulmuştur. Bilim olarak sadece <i>din bilimi </i>(Teoloji) vardır. O da rahiplere özgüdür. Her türlü düşünce ve yorum tartışmasız dogmalar halinde onlar tarafından önerilir. Böylesine bir düşünce şekli, kuşkusuz çağın sanatını da biçimlendirecektir. Nitekim, bu dünya görüşünün içerdiği tüm bir ortaçağ sanatı, din adamları ve feodallerin yanında, kilisenin içinde oluşmuştur. </font></p>
<p><font face="Times New Roman">Kilise ve katedraller, şatolar ve saraylar, heykeller, resimler, vitraylar, minyatürler, Hıristiyan dininin yani, yönetici soylular ve rahipler sınıfının önerilerinin propagandalarını yapar. Bütün bu eserler topluluğu Hıristiyan ikonografisini meydana getirmiştir. Bu <i>öz-içerik </i><span> </span>Ortaçağ’ın büyük Roman ve Gotik üsluplarını yaratmıştır. Bu çağ eserlerinin soyuta yönelik biçim, renk ve çizgi estetiğini doğurmuştur. Sanatçılar, yukarıda işaret edildiği gibi önceden saptanmış, sınırları çizilmiş olayları hikaye gibi anlatır. Eserlerdeki dramatik biçim düzenleri, çekici renkler ve biçimler ile anlatılan olayın etkisi güçlendirilmiştir. </font></p>
<p><font face="Times New Roman">Resimlerin arasına zaman zaman olayı açıklayıcı yazı dizileri de serpiştirilmiştir. Bunlar eski Mısır resimlerindeki hiyeroglifler gibi olayı açıklayıcı niteliktedir. Resim, heykel, kabartmalarda mekan, anatomi, perspektif ve estetik değerler aranmaksızın yan yana getirilmiştir. Bu resimlerin ya da minyatürlerin içine çoğu kez azizlerle beraber krallar, ve soylular da katılmıştır. Böylelikle soyluların ve yöneticilerin kutsallıkları da önerilmiştir. Ravenna’da <i>San Vitale Kilisesi</i> mozaikleri içinde Justinianus ve maiyeti ile İstanbul’da Ayasofya’da <i>Konstantin ve Justinianus </i>v.b. gibi mozaiklerde bunu açıkça görebiliriz. </font></p>
<p><font face="Times New Roman">Ortaçağ sanatı, çağın toplum yapısı gereğince, onların dinsel olarak ileri sürdükleri ve halkın kayıtsız-şartsız kabul ettiği dogmaları çizgici (linearist), renkçi (kolorist) bir estetik düzenleme içinde geliştirmiştir.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">Aşağı yukarı bin yıl süren Ortaçağ dünya görüşü ve düşüncesine ilk tepki İtalya’da olacaktır. Bu tepki sonucu ortaya çıkan yeni düşünce ve dünya görüşü, Yeniçağ sanatını da oluşturacaktır. Bu, Rönesans’tır. </font></p>
<p><font face="Times New Roman"><span>  </span><b>RÖNESANS NEDİR?</b></font></p>
<p><b><font face="Times New Roman"> </font></b><b><i><font face="Times New Roman">Rönesans Sanatını Etkileyen Nedenler:</font></i></b><b><i><font face="Times New Roman"> </font></i></b></p>
<p><font face="Times New Roman">Rönesans, 14-15. yüzyıllarda İtalya’da doğan kültür ve sanat devriminin adıdır. Tek yönlü bir görüş olarak, kelime anlamıyla (yeniden doğuş-Renaissance) sadece <i>Klasik İlkçağ Kültürü</i>’nün yeniden doğmasından ibaret değildir. Bu atılış hareketinde kuşkusuz klasik ilkçağ kültür ve sanatının etkileri büyük olmuştur. Ne var ki, Antik Kültürün canlandırılması, Rönesans çağını açan tek temel neden değildir. Bu çağlarda İtalya’da toplum, ekonomi, politika, din, bilim, teknik, endüstri v.b. alanlardaki değişme ve gelişmelerin tümü yeni kültür ve sanat devriminin yapılması için gerekli ortamı hazırlamıştır. Avrupa ülkelerinde, Ortaçağ’ın kapıları bir çok kereler zorlandığı halde, <i>Rönesans</i> denilen ilerici hareketin İtalya’da görülme nedeni bu çok yönlü ortamın ilk kez İtalya’da hazırlanmış olmasındandır. </font></p>
<p><b><i><font face="Times New Roman">Kültür ve Sanat:</font></i></b></p>
<p><font face="Times New Roman">Sanat, ekonomi, politika, din, bilim, teknik v.b. çeşitli olaylar gibi toplumsal bir etkinliktir ve de evrenseldir. Tarihin her çağında sanat, çevresi ve çağının kültür gerekçeleriyle iç içe olmuştur. </font></p>
<p><font face="Times New Roman">Bütün evrensel olaylar gibi, Rönesans kültür ve sanatı tarihsel gelişme sürecine uygun bir şekilde bir takım gerçeklerin etkisi altında doğmuş, gelişmiş, olayları etkilemiş ve gelişimini sürdürdükten sonra değişerek yerini bir kültür ve sanat olayına bırakmıştır. Giderek Rönesans ve ondan sonraki sanat eserlerini tanımak için onları etkileyen çeşitli gerçekleri bilmek gereklidir. </font></p>
<p><b><i><font face="Times New Roman">İnsan Aklının Özgürlüğü:</font></i></b></p>
<p><font face="Times New Roman">Burckhardt <i>Rönesans Nedir?</i> Sorusuna, <i>İnsanın bulunmasıdır</i> cevabını vermiştir. Bu cevap kuşkusuz, bu çağın en büyük gerçeği olan insan aklının üstünlüğü, yani Antik Yunan’dan sonra unutulan <i>insanın evrende bir mikrokozmos ve canlılar merdiveninin en üst katı olduğu </i>gerçeğinin yeniden anlaşıldığını ortaya koymaktadır. Rönesans’la Ortaçağ süresince sınırlandırılan insan aklı özgürlüğe kavuşmuştur. Giderek insanın bireysel ve toplumsal bilinci uyanmış <i>Hümanizma</i> doğmuştur. Sanat da, insan aklının yol göstericiliğinin ışığı altında, hümanist düşüncenin önderliğinde gelişmiştir. </font></p>
<p><font face="Times New Roman"> </font><b><i><font face="Times New Roman">İtalya’da Rönesans Çağındaki Çelişkiler:</font></i></b><b><i><font face="Times New Roman"> </font></i></b></p>
<p><font face="Times New Roman">Rönesans çağında, İtalya’da toplumsal, ekonomik, politik, dinsel, bilimsel v.b. alanlarda çelişkiler vardır. İtalya, adı geçen konularda Avrupa ülkelerinden daha çelişkili bir ortama sahip olmasına karşın, gene bu konularda büyük gelişmeler göstermiştir. Bu alanlardaki dengesizlikler ve çelişkiler aslında yeni gelişen kültür ve sanat devrimine gerekli olan itici ortamı hazırlamış ve sanat ürünlerinin yaratılmasına geniş olanaklar sağlamıştır. </font></p>
<p><font face="Times New Roman"> </font><b><i><font face="Times New Roman">Ekonomi ve Toplumsal Gelişmeler: </font></i></b><b><i><font face="Times New Roman"> </font></i></b></p>
<p><font face="Times New Roman">15.yüzyılda kent soylular-burjuvalarla menfaate dayanan karşılıklı alış-veriş sonucu kilisenin de gelir kaynakları artmıştı. Papalık devleti, XII.Johannes'in ölümünde, 25 milyon altın gulden gibi zengin bir kasaya ve büyük gelir kaynaklarına sahipti</font><a name="_ftnref1" href="http://dtgultekin.wordpress.com/wp-admin/#_ftn1" title="_ftnref1"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[1]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman">. </font></p>
<p><font face="Times New Roman">Villani’nin istatistiklerine göre 15.yüzyılda Floransa’da devlet geliri 300 bin altın guldendir. Yılda 8-10 bin çocuk okuma-yazma öğrenmiştir. Hastanelerin yatak sayısı 1000’i bulmuştur. </font></p>
<p><font face="Times New Roman">Bir yandan Ortaçağ’ın feodal düzenini sürdürmek isteyen soylular (prensler, papalar) diğer yandan büyük bir sermaye birikimine sahip olan kent soyluları İtalya’da kültür ve sanat alanlarına büyük yatırımlar yapmışlardır. Ekonomik olanaklar nedeniyle kültür ve sanat alanında büyük gelişmeler olmuştur. Örneğin <i>Medici</i>’ler, 1434-1471 yılları arasında kamu binalarına harcanmak üzere 633 bin altın gulden hediye etmişlerdi. 1422 yılında Ceratini tarafından yazılan bir yazıda, Floransa’da yeni papaz etrafında 72 sarraf dükkanının sıralandığı, tedavülde 2 milyon altın guldenin dolaştığı belirtilmekte, altın sırma sanatından, ipek işlemeli kumaşlardan, toprak altından çıkarılan eski ve Filippo Brunelleschi gibi sanatçılardan söz edilmektedir</font><a name="_ftnref2" href="http://dtgultekin.wordpress.com/wp-admin/#_ftn2" title="_ftnref2"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[2]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman">. </font></p>
<p><font face="Times New Roman">Venedik ise, o zaman yapılmış olan istatistiklere göre daha da büyük bir zenginlik içindedir. Floransa ancak 1422 yılında, ilk kalyonunun İskenderiye’ye gitmek üzere yola çıkarmışken Venedik, gemileriyle çoktan beri denizlere egemendir. Ancak Floransa’daki politik çekişmelere karşılık kültür ve sanat hayatında 15. yüzyılda daha büyük ve düzenli bir akış görülmektedir</font><a name="_ftnref3" href="http://dtgultekin.wordpress.com/wp-admin/#_ftn3" title="_ftnref3"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[3]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman">. </font></p>
<p><font face="Times New Roman">Ticaret ve endüstrinin gelişmesi, sermaye biriminin belli bir zümrede toplanmasıyla çelişkili olarak İtalyan halkının büyük çoğunluğu (köylüler) eski yoksulluğunu sürdürmektedir. Dante, Petrarca ve Bocaccio bu toplumsal, politik, ekonomik çelişmeleri ve tabakalaşmaları eserleriyle eleştirmişlerdir. İtalyan halkını toplumsal ve politik yönden bilinçlendiren ilk öncüler olmuşlardır. Soylu ve yöneticilerin mal ve mülk düşkünlüklerini, kendi otorite ve yaşamlarını sürdürebilmek için fakir halkı nasıl sömürdüklerini açıklamışlardır. Bu durumda toplumda soylular, kent soyluları ve köylü halk olmak üzere üç tabaka oluşmuştur. </font></p>
<p><font face="Times New Roman"></font></p>
<p style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">13-14 ve 15.yüzyıllarda Floransa, Milano, Venedik ve Padua’nın soylu yöneticileri paralı askerler besleyen derebeyleri olarak, büyük şehir devletlerinin emrine girmiş ve devlet kurmuş çetecilerdi. Köylüler onların her dediğini yapmak zorundadır. Soyluların en büyük işi ise av v.b. eğlencelerdir. Örneğin; <i>Milano halkı, Tiran Bernabo’ya 5 bin ev köpeği beslemek zorunda bırakılmıştır.Vergiler ise çok ağırdır<a name="_ftnref4" href="http://dtgultekin.wordpress.com/wp-admin/#_ftn4" title="_ftnref4"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><b><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[4]</span></b></span></span></span></a></i>. </font></p>
<p><font face="Times New Roman"></font></p>
<p style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Diğer yandan hükümdarlar ve papalar bilgin ve ressamlara aylıklar bağlayarak onları saraylarında çalıştırmaktadırlar. 1385’de Milano tiranı 300 bin altın gulden harcayarak su kemerleri ve bütün manastırların en görkemlisi olan Pavia’daki <i>Certosa Manastırı</i> ile kitaplığını ve bütün Hıristiyan dünyasının en üstün kilisesi olan <i>Milano Katedrali</i>’ni yaptırmıştır</font><a name="_ftnref5" href="http://dtgultekin.wordpress.com/wp-admin/#_ftn5" title="_ftnref5"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[5]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman">. </font></p>
<p><font face="Times New Roman"> </font><b><i><font face="Times New Roman">Din ve Sanat:</font></i></b><b><i><font face="Times New Roman"> </font></i></b></p>
<p style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Ortaçağ’ın devamı olarak, kilise devleti kutsal olan dinsel gücü fiziksel güce üstün kılıyordu. Aslında papalık devleti ortaçağda olduğu gibi Rönesans çağında da İtalya’nın başına dert olmuştur. Ancak kilisenin tüm otoritesine karşın, İtalya Avrupa’nın kutsal, evrensel din ve devlet ilişkilerini ilk kez birbirinden ayırmıştır. Şizma (Papanın İspanyollar tarafından Avignon’a kaçırılması) olayından sonra papalara yapılacak her çeşit karşı davranış papa taraftarlarınca bastırılmıştır. Kilise devleti bağımsızlığına yeniden kavuşmuştur. Papalar Roma’ya dönmüşler ve 15. yüzyıldan başlayarak bu şehri kendilerine sığınak yapmışlardır. Aynı zamanda güçlerini büyük, görkemli eserlerle sembolize etmek istemeleriyle de sanat ve sanatçının korunması olayında büyük rol oynamışlardır. Örneğin Alesssandra Borgia’dan sonra papa seçilen II.Julius, bir yandan ordulara komutanlık ederken bir yandan da ünlü bütün ozan ve bilim adamlarını yanına toplamıştı. San Pietro Kilisesi’ni yeniden ve pek görkemli olarak yaptırmak için çağın bütün ünlü mimar, heykeltıraş ve ressamlarını çağırmıştır. Bramante,<span>  </span>Raffaello ve Michelangelo bunların önde gelenlerindendir. </font></p>
<p><font face="Times New Roman"></font></p>
<p style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Papa X. Leo zamanında katil suçluların parayla affı konunu çıkarılmasıyla Roma’nın katillerle dolduğu yazılı kaynaklardan öğrenilmektedir. Büyük hümanist Erasmus da bu sırada umutlarla Roma’ya gelmiş ve hayal kırıklığı içinde geri dönmüştür.</font></p>
<p><font face="Times New Roman"></font></p>
<p style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Bütün bu olaylar Almanya’daki Reform olayının doğuşunu büyük ölçüde etkilemiştir. Oysa beri yandan bu sırada papa çok iyi korunmuş olan Vaticano Sarayı’nda oturuyor ve bu sarayın kilisesi olan <i>Sixtin Şapeli </i>mihrabındaki Michelangelo’nun <i>Mahşer Günü</i> tablosundaki çıplakları giydirmekle ilgileniyordu. </font></p>
<p><font face="Times New Roman"> </font><b><i><font face="Times New Roman">Rönesans’ta İtalyan Şehir Devletleri ve Politika:</font></i></b><b><i><font face="Times New Roman"> </font></i></b></p>
<p style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">İtalya doğa, kültür ve sanat zenginlikleri ile Avrupa ülkelerinin sürekli akınlarına hedef olmuştur. Alplerin ötesindeki çapulcu orduları, Ortaçağ ve Rönesans süresince İtalya’yı talan ederek, büyük zararlar vermişlerdir. 14. yüzyılda Alman Kralı IV. Charles, kuzey İtalya’yı kendine başkent edinmişti. Bütün bu talanlara karşı İtalyanlar bir İtalya Devletleri Birliği kurarak bu yabancı ordulara karşı koyma yoluna gitmemişlerdir. Bu çağlarda İtalya ayrı ayrı kentlerin yönetiminde, <i>dükalık, kontluk, Krallık</i> ya da <i>Cumhuriyet</i> ile yönetilmekteydi. Kuzeyde, Cenova ve Venedik Cumhuriyetleri, Mantova Ferrara Dükkalıkları, güney İtalya’da Floransa Cumhuriyeti ile Napoli Krallığı ve Pisa, Perugia, Siena ve Roma’yı içine alan Papalık Devleti en çnemli devletlerdir. Şehir devletlerinin yönetimlerindeki ayrı tutumları, ülkede bir birliğin doğmasını engellemektedir. Kişisel çıkarlar uğruna yapılan çeşitli entrikalar, otorite zayıflığı gerek iç gerekse dış politikada dengesizlikler doğurmaktadır. Dante, bu politik dengesizlikleri ve doğduğu Floransa şehrindeki parti kavgalarını açlıkça eleştirmiştir. </font></p>
<p><font face="Times New Roman"></font></p>
<p style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">15. yüzyılda, Fransa’nın İngiltere ile savaşmaları ve Almanların kendi iç sorunlarıyla ilgilenmeleri sırasında, İtalya bir süre için yabancı orduların akınlarından kurtulmuştu. Yüzyılın sonunda ise (1494’te) Fransızlar Napoli’ye kadar yürümüş ve Papa, Fransızlardan kaçarak Perugia’ya sığınmıştı. Bu sırada Perugia’da, Raffello 12 yaşında bir çocuktur ve ustası Perugino’nun atölyesinde çırak olarak çalışmaktadır. </font></p>
<p><font face="Times New Roman"></font></p>
<p style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Bütün bu kargaşalıkların etkisiyle, gerek yöneticiler gerekse halk iç ve dış savaşlardan usanmıştır. Bu yıpranmaların çelişkisi olarak yöneticiler politika alanında yeni metotlar aramaya başlamışlardır. Bu da, Burckhardt’ın dediği gibi modern diplomasi metodudur. Yeni yöneticilerin herhangi bir iç ya da dış savaşı önceden sezinleyerek anlaşma yolları aramaya girmeleridir. İşte, İtalya’da din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını etkileyen en büyük neden bu olmuştur. Bu da devlet yönetiminde sorunların dinsel baskı ve korkuya kapılmadan, ele alınarak yorumlanması bilincini doğurmuştur. </font></p>
<p><font face="Times New Roman"> </font><b><i><font face="Times New Roman">Dante, Petrarca, Boccacio ve Machiavelli’nin Politikaya Etkileri:</font></i></b><b><i><font face="Times New Roman"> </font></i></b></p>
<p style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Dante, Petrarca, Boccaccio ve Machiavelli, Rönesans hareketlerinin doğuşunda edebiyat ve felsefe alanlarında büyük hümanistler olarak etkili oldukları değin, politika alanında da öncü düşünceler ileri sürmüşlerdir. Özellikle Dante, Petrarca ve Machiavelli, Rönesans’ın oluşumunda kişisel bilincin uyanışı yanı sıra ulus bilincinin doğuşunda da büyük rol oynamışlardır. Onlar başından beri çeşitli yollarla edebiyat, felsefe ya da politik alanlarda halklarının mutluğu için yeni görüşler ileri sürmüşlerdir. </font></p>
<p style="text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><span><font face="Times New Roman">         </font></span></p>
<p style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Dante daha 13.yüzyılda, Floransa’daki politik kargaşalıkları parti savaşlarını ve buhranlarını, anayasadaki sürekli değişiklikleri eleştirmesi nedeniyle sürgüne gönderilmişti. Dante, yalnız tanrıya bağlı yüksek bir yargıçla yönetilen, kendi anlamında bir imparatorluğu savunuyordu. Eski Roma’yı da dünya egemenliğinin mirasçısı kabul ediyordu. Machiavelli de politik dengesizliklerden azap duymuş ve devletin kurtuluşu için yollar aramıştı. Bu yolda bulduğu bir sistemi de Papa X. Leo’ya derli toplu sunmuştu. Machiavelli’nin bu devlet yönetme programı <i>Hükümdar</i> isimli eserden sonra kaleme alınmıştır. <i>Hükümdar </i>ise Machiavelli’nin bir devlet adamı olarak hayran olduğu Urbino dükü Lorenzo Medici’nin (1519) ölümünden sonra yazılmıştır. </font></p>
<p><font face="Times New Roman"></font></p>
<p style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Machiavelli, İtalya’nın güçlü olabilmesi için İtalyan devletlerinin birleşmeleri gerektiği tezini savunuyordu. Gene bu nedenledir ki Machiavelli Papalığın ortadan kalkmasını da savunmuştur. Çünkü Machiavelli, devlet yönetiminde dinsel gücün yerine fiziksel gücün geçmesini savunuyordu. Bu gücü de, her şeye rağmen Cesare Borgia gibi bir katilde bulabiliyordu. Bu amaçla Cesare Borgia’nın emperyalist emellerini destekliyordu</font><a name="_ftnref6" href="http://dtgultekin.wordpress.com/wp-admin/#_ftn6" title="_ftnref6"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[6]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman">. </font></p>
<p><font face="Times New Roman"></font></p>
<p style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Ancak daha Dante ve Petrarca’lar zamanından arzu edilen ideal <i>İtalyan Birliği </i>bütün uyarmalara karşı 16. yüzyılda bile kurulmamıştır.</font><span><font face="Times New Roman">            </font></span></p>
<p><b><i><font face="Times New Roman">Kişisel ve Toplumsal Bilincin Uyanışı-HÜMANİZMA:</font></i></b><b><i><font face="Times New Roman"> </font></i></b></p>
<p style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Ortaçağın insanı ırk, kavim, lonca v.b. herhangi bir toplum biçimi içinde varlığına sahiptir. Yani kişi, insan olarak özerkliğinin bilincini tanımıyordu. Bu düşünce, kutsal-evrensel bir din duygusu ve düşüncesinden doğuyordu. Ortaçağda insan ve toplum bir din toplumunun içinde varlığına sahipti. İtalya’da daha 13.yüzyılda devlet ve din işlerinin birbirinden ayrılması, yeni bir politik yapının kurulmasını sağlamıştı. Din ile dünya işlerinin ayrı bir gözle, objektif bir şekilde yorumlanması İtalya’da aynı zamanda bir toplum bilincini doğuracaktır. Bu gerçek aynı zamanda insanı, kişiyi, dünyadaki gerçek varlığının bilincine sahip kılmıştı. Artık kişi, insan aklını kullanma özgürlüğünü elde etmişti. Dünyadaki yerinin ne olduğunu sorabiliyordu. Cevabını da verebilecek düşünce özgürlüğüne sahip oluyordu. XIII.yüzyıldan önce de tek tük kişilikler belirmiş ve ortaçağın kalıpları kırılmak istenmişti. Ne var ki, Rönesans İtalya’sında bu olanak tam olarak sağlanmış oldu. Çok sayıda binlerce kişilikler belirmeye başladı. Sermaye ve yeni kent soyluları büyük bir itici rol oynamıştı. Dante eğer o çağda Avrupa ‘da ekonomik, ırk ve din bağlılıklarıyla yaşayan bir ortamda yaşasaydı, kişisel özerlikleri elde etmesi olanak dışıydı. Eserlerini kişiliklerini arayan ve bulan ilk büyük hümanistler olan Petrarca, Dante ve Boccacio bu kişisel bilince sahip ilk büyük hümanistler olarak kültür ve sanat tarihine geçmişlerdir. </font></p>
<p><font face="Times New Roman"></font></p>
<p style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Kişisel bilincin doğmasını, hükümdarlık rejimini de zorlamıştır. Bu sadece tiranların kuvvetlerini arttırmalarını değil aynı zamanda zorba yönetim ve zulme karşı halkın da birleşerek toplum bilincine sahip olması gerçeğini doğurmuştur. Soylu yöneticiler, papalar ve tiranlar kuvvetlerini sürdürebilmek için aynı zamanda üstün bir kültüre, düşünce gücüne sahip olmak zorunluluğunu da duymuşlardır. Bu, İtalya’da hümanizma hareketleriyle birlikte çok yönlü bir kültür ve sanat ortamının doğmasına yol açan en büyük unsurlardan olmuştur. </font></p>
<p><font face="Times New Roman"></font></p>
<p style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Çeşitli politik karışıklıkların ortaya çıkardığı yeni toplumsal gerçekler düşünür ve yazarları bu gerçeklere eğilmeye zorlamış, başta Dante olmak üzere fikir suçluları sürgüne gönderilmiştir. Ancak sürgünler bile düşünce gücünü güçlenmesini etkileyen unsurlardan olmuştur.Dante, sürgünde iken yazdığı mektuplarda halka, imparatora (büyük yargıç) hükümdarlara, kardinallere söz atmış ve sürgünde iken yazdığı <i>Halk Dili Hakkında</i> isimli kitabında <i>Bir sürgünün yurt dışında da dil ve kültürde bir düşünce vatanı bulabileceği duygusunu </i>dile getirmişti</font><a name="_ftnref7" href="http://dtgultekin.wordpress.com/wp-admin/#_ftn7" title="_ftnref7"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[7]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman">. </font></p>
<p><font face="Times New Roman"></font></p>
<p style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Rönesans çağında İtalya’da kişisel bilincin uyanması yanında Ortaçağ’ın dinsel görünüşünden ayrı yeni bir hümanist görüş doğmuştur. İnsanın kendini tanıması, birey bilincine sahip olması gerçeği kendi değin içinde yaşadığı dünya ve evreni tanıma bilincini de uyandırmıştır. </font></p>
<p><font face="Times New Roman"></font></p>
<p style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Bu yeni düşünce sistemi eski kutsal gerçekleri yırtıp, atmış ve yeni bir takım dünya, evren gerçeklerini ortaya koymuştur. </font></p>
<p><font face="Times New Roman"></font></p>
<p style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Eski, ortaçağ dünya anlayışı Aristo, Ptolemeuos ve İncil’den alınan bazı dogma kurallarına dayanıyordu. Özet olarak, dünya evrenin merkeziydi ve durağandı. Güneş ve yıldızlar dünyanın etrafında dönüyordu. İnsanın ve yaşanan dünyanın evrensel gerçek içinde önemi yoktu. Her şey öteki dünya için yapılıyordu. Dogmaların öğretisi dışında insanın kendini ve içinde yaşadığı dünyayı tanıması ve araştırması ve araştırması yasaktır. </font></p>
<p><font face="Times New Roman"></font></p>
<p style="text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Oysa Rönesans kültürü bu dogmatik ortaçağ geleneğini yıkmış ve insana kendi kişisel ve evrensel varlık bilincini tanıtmıştır. Böylece Rönesans çağında doğa bilimlerinin kapıları da açılmıştır. İnsanlar yüzyıllarca uyutulmuşluğun, şartlandırılmışlığın acısını büyük bir öğrenme açlığıyla doyurmak istemiştir. </font></p>
<p><font face="Times New Roman"> </font><b><i><font face="Times New Roman">İnsan ve Evrenin Keşfedilişinde İlk Adımlar:</font></i></b><b><i><font face="Times New Roman"> </font></i></b></p>
<p><font face="Times New Roman">Dünya dönmez,güneş ve yıldızlar onun etrafında dönerler düşüncesi, 15.yüzyılda Cusonus ((1401-1464) ile değişmiştir. Cusonus o güne dek evrenin merkezi sayılan dünyanın, merkez olmadığı gibi, durağanda olmadığını saptamıştır.<span style="color:black;"> 16. Yüzyılda ise Copernicus (1473-1543), <span style="letter-spacing:0.2pt;">tüm ortaçağ dogmalarını yıkarak yeni bir gezegenler folkloru kurmuş­tur. Bu kurala göre dünya, Aristo <i>ve </i>Ptolemeus ile İncil'de öğretildiği </span><span style="letter-spacing:0.25pt;">üzere artık evrenin merkezi değildir ve dünya da içinde olmak üzere bütün gezegenler güneş etrafında dönerler.</span></span></font><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p style="background:white;text-indent:25.7pt;line-height:12.7pt;text-align:justify;margin:0 0.25pt 0 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">16. Yüzyılda, Giordano Bruno, Kepler, Galileo Galilei ve Francis Bacon, Copernicus'un yeni evren kanunlarını geliştirmişlerdir. Felsefe, fizik, matematik bilimleriyle astronomi alanlarına yeni görüşler kazan­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">dırmışlardır. Bu bilim adamlarının ileri sürdükleri yeni gerçekler, din­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">sel otoritelerde büyük koğuşturmalara uğramış, kimi enkizisyona veril­miş, kimi yakılmış, kimi de düşüncelerini inkâra zorlanmıştır. Ancak on­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">ların getirdikleri yeni evrensel gerçekler, gözlem ve deney metodunun </span><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;">ilk defa Rönesans çağında kullanılıp kökleşmesini sağlamış ve bugü­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">nün biliminin de temelini teşkil etmiştir. Bu yeni gerçek insansal ka­nunlarla, doğasal kanunların da birbirine eş oldukları gerçeğini doğur­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">muştur. Tıp biliminde de insan vücudunun incelenmesiyle birtakım ye­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">ni insansal doğasal gerçeklerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Yani (mak</span><span style="color:black;letter-spacing:0.05pt;">rokozmosla-evren ile mikrokozmoz-küçük doğa olarak insanın aynı ka­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">nunlara uydukları gerçeği ortaya çıkarıyordu, insan ve doğaya ait ger­çekler önceleri hayali birtakım varsayımlara uyularak düşünülmüştür. </span><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">Kimya bilimi henüz yoktur. Gerçi ünlü doktor ve bilim adamı Paraselsus, insan yaratılması konusunda birtakım araştırmalar yapmış ve hüc­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.35pt;">renin yaratılmasında bazı sonuçlara da varmıştır. Ancak bu araştırma </span><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">ve buluşlar kimyasal formüllerle değil <i>Simya</i> denilen ve hayale daya­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;">nan bazı verilere göre yapılmaktadır. Ancak simya ile de olsa gözlem </span><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">ve deney metotları 15. Yüzyıldan başlayarak gelişmiştir. Bu yüzyıllar­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">da gelişen matematik bilimi de insan evreninin tanınmasında büyük </span><span style="color:black;letter-spacing:0.4pt;">faydalar sağlamıştır. Pusulanın bulunmasıyla Hindistan deniz yolu ve</span><span style="color:black;"> Amerika gibi yeni dünya coğrafya ve kozmağrafya bilimlerinin de ge­<span style="letter-spacing:0.15pt;">lişmesini sağlamıştır.</span></span></font></p>
<p><span style="color:black;letter-spacing:-0.25pt;"><font face="Times New Roman"></font></span></p>
<h2><font size="3" face="Times New Roman">ÇOK YÖNLÜ İNSAN</font></h2>
<p><font face="Times New Roman"></font></p>
<p style="background:white;text-indent:21.85pt;line-height:12.5pt;text-align:justify;margin:0.25pt 0 0 5.75pt;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;">15. Yüzyılda hümanizma çok yönlü bir dünya anlayışıyla birleşir </span><span style="color:black;letter-spacing:-0.05pt;">ve genişler. Böylece insandaki «özerklik» güdüsü doğayla ve çeşitli yeni </span><span style="color:black;letter-spacing:0.05pt;">görüş ve buluşlarla gelişip olgunlaşarak çok yönlü insan «Luomo Uni</span><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">versale» doğar. 15. Yüzyılda bu özellik kültür tarihçileri tarafından sa­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.05pt;">dece İtalya'da görülmektedir. Örneğin Boccacio Dante'den, şair, filolog, </span><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">teolog, filozof diye söz etmiştir. Beatrice'nin ölümü üzerine yaptığı melek resimleri onun ressam yönünü de gösterir.</span><span style="color:black;"> 15. ve 16. Yüzyıllar ise gerçekten çok yönlü insanlar çağıdır. Hüma­<span style="letter-spacing:0.05pt;">nist, bilgin, mimar, hatip, sporcu, müzisyen, hukukçu, fizikçi ve mate­</span><span style="letter-spacing:0.2pt;">matikçi olarak Alberti dikkate değer çok yönlü kişilerdendir. Brunel</span><span style="letter-spacing:-0.1pt;">leschi, Ghiberti, Verocchio 15. Yüzyıl, Leonardo da Vinci, Raffaello, Mic</span><span style="letter-spacing:0.2pt;">helangelo ve Bramante 16. Yüzyılın çok yönlü sanatçılarındandır.</span></span></font></p>
<p style="background:white;text-indent:20.9pt;line-height:11.75pt;text-align:justify;margin:7.2pt 0.25pt 0 5.3pt;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.05pt;">Bu yeni gerçekler plastik sanatları da kuvvetle etkilemiş ve 15. Yüz­yıldan başlayarak birçok sanatçı gerek resim, gerekse heykel alanına </span><span style="color:black;letter-spacing:-0.1pt;">yayılmıştır.</span></font></p>
<p style="background:white;text-indent:21.1pt;line-height:12pt;text-align:justify;margin:9.35pt 1.45pt 0 4.1pt;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">Leonardo da Vinci, matematik, doğa bilimleri, astronomi ile çeşit­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">li teknikleri bilen bir sanatçıdır. Leonardo da, Alberti gibi, sanatçı ile </span><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">bilim adamı özdeşmesi gerçeğini savunan ve örnekleyen kişiler arasın­</span><span style="color:black;letter-spacing:-0.15pt;">dadır.</span></font></p>
<h1><b><font size="3"><font face="Times New Roman">ANTİKETİ’NİN RÖNESANS’A ETKİSİ</font></font></b></h1>
<p style="background:white;text-indent:22.55pt;line-height:12.5pt;text-align:justify;margin:13.2pt 3.1pt 0 1.2pt;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">İtalya'da antikitenin (Klâsik ilkçağ kültürünün) yeniden uyanışı, diğer Avrupa ülkelerinden daha önce olmuş ve hiç yadırganmamıştır. </span><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">Zaten İtalya'da antik sanatla bağlantı hiçbir zaman kopmamıştır. Eski Yunan ve Roma tapınakları, heykelleri, zafer taklan, mozaikler v.b. ile canlı bir tarih olarak İtalya'da yüzyıllardır yaşamaktadır. Sicilya, Pompei, Roma, Floransa ve Ravenna'da antik Yunan, Roma ve Bizans eser­leri sapasağlamdı. Nitekim, İtalya'da Gotiğin yaşamasını engelleyen de </span><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;">bu yaşayan gelenekler olmuştur. Ne var ki başından beri gördüğümüz </span><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">gibi İtalyan Rönesansının doğuşunda antikite tek neden olmamıştır. Bü­tün diğer koşullar kadar o da Rönesans kültür ve sanat devriminin do­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">ğuşunu etkilemiş ve hızlandırmıştır.</span></font></p>
<h3><font size="3" face="Times New Roman">ANTİK DÜŞÜNCE, DİL VE EDEBİYAT</font></h3>
<p><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.05pt;">13. Yüzyılda Petrarca, Dante, Boccacio ile başlayan antik, dil, ede­biyat ve Felsefeye karşı ilgi 14. yüzyılda akademik bir hareket haline </span><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">gelmiştir. Floransa, Roma, Padova, Mantova ve Venedik gibi şehirler, bilim ve sanat adamlarının antik kültür kaynaklarını geliştirdikleri hü­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">manist merkezleri haline gelmiştir. Bütün bu kaynaklar 15. Yüzyılda </span><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">İtalyan felsefesini, dil, edebiyatı olduğu değin plâstik sanatları da kuv­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">vetle etkilemiştir.</span></font><font face="Times New Roman"> </font><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">Klasik ilkçağ kültürü içinde, antik felsefe, antik Roma hayranlığı </span><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">Latince’nin bir moda haline gelmesini sağlamış, bu nedenle öz İtalyan </span><span style="color:black;letter-spacing:0.5pt;">dili uzun süre ihmal edilmiştir. Hatta Latince, İtalyanca'yı ezmiştir. </span><span style="color:black;letter-spacing:0.05pt;">Birçok eserlerde Lâtince kullanılmış, bu da İtalya'da kültürlü ve kül­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">türsüz tabakaları yaratmıştır.</span></font><font face="Times New Roman"> </font><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">Antik Roma kültürünü ilk araştıran hümanistler Petrarca, Dante </span><span style="color:black;letter-spacing:-0.05pt;">ve Boccaacio'dur. Onlar ilk kez Latince’yi kullanmakla birlikte birçok </span><span style="color:black;letter-spacing:-0.1pt;">şiirler ve hikayeleriyle mektuplarında öz İtalyan dilini de ilk kez işleye­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.05pt;">rek kullanmışlar ve onu kalkındırmışlardır.</span></font><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p style="background:white;text-indent:21.85pt;line-height:12.7pt;text-align:justify;margin:0.25pt 0.5pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">Klâsik İlkçağ kültür kaynaklan içinde bulunmuş olan kültür ve </span><span style="color:black;letter-spacing:-0.1pt;">sanat eserleri doğal olarak Yunanca ve Latince yazılmıştır. Bunlar 14, 15 </span><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">ve 16. Yüzyılda İtalya'da esas bilgi kaynakları olarak kabul edildi.</span></font></p>
<h4><font face="Times New Roman">İSTANBUL’UN ALINMASI</font></h4>
<p style="background:white;text-indent:21.35pt;line-height:12.7pt;text-align:justify;margin:12.5pt 0 0 0.7pt;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:-0.05pt;">İstanbul’un Fatih tarafından alınması ile içinde Lascarides gibi ünlü </span><span style="color:black;letter-spacing:0.05pt;">bilim adamları ve sanatçıların bulunduğu Yunan kolonisi İtalya'ya ge­</span><span style="color:black;letter-spacing:-0.1pt;">lip yerleşmiştir. Bunlar Floransa, Roma, Padova, Bologna, Ferrara, Ve­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.05pt;">nedik gibi şehirlerde ücretli Yunanca öğretmenler olarak çalıştırılmış­</span><span style="color:black;letter-spacing:-0.2pt;">tır. Ancak, 14.15. Yüzyılda Venedik'te özellikle edebiyat ve düşünce ala­</span><span style="color:black;letter-spacing:-0.1pt;">nında antikiteye sırt çevrilmesi ilgi çekicidir. Hattâ 15. yüzyılda, Vene­</span><span style="color:black;letter-spacing:-0.05pt;">dik'te hümanistlerden nefret edilmiş ve Venedikli Papa </span><span style="color:black;letter-spacing:-0.05pt;">II. </span><span style="color:black;letter-spacing:-0.05pt;">Paolo onlar­</span><span style="color:black;">dan <i>«dinsizler»</i> diye söz etmiştir.</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman"><b><span style="color:black;letter-spacing:-0.55pt;">ÜNİVERSİTELER</span></b><b><span style="color:black;"><span>                                                      </span></span></b></font></p>
<p><font face="Times New Roman"><b><span style="color:black;"><span></span></span></b></font><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:-0.15pt;">13. Yüzyıldan başlayarak, daha sistemli bilgiler edinebilmek için </span><span style="color:black;letter-spacing:0.05pt;">İtalya'nın bir çok şehirlerinde üniversiteler kurulur. Pisa, Roma, Flo­</span><span style="color:black;letter-spacing:-0.1pt;">ransa, Sapienzo, Venedik üniversiteleri bunların en ünlüleridir. Başlan­</span><span style="color:black;letter-spacing:-0.05pt;">gıçta bu üniversitelerde sadece din ve dünya hukuku ile tıp kürsüleri </span><span style="color:black;letter-spacing:-0.1pt;">bulunuyordu. Sonraları güzel söz söyleme, filoloji, felsefe, astronomi </span><span style="color:black;letter-spacing:-0.05pt;">kürsüleri de eklendi. Bu kürsülerde ders veren hümanistler çağın ilgi </span><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">duyduğu bilimlere göre ücret almışlardır.</span></font><font face="Times New Roman"> </font><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:-0.1pt;">Hukukçulara devletin hak ve hukuk işlerinde danışman olarak da </span><span style="color:black;letter-spacing:-0.15pt;">başvuruluyor ve yüksek ücret ödeniyordu. 15. Yüzyılda Padova'da yılda 1000 duka ödenen hukukçular vardı. Ünlü bir yargıca Pisa'da 2000 duka </span><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">altın ödenmişti<a name="_ftnref8" href="http://dtgultekin.wordpress.com/wp-admin/#_ftn8" title="_ftnref8"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;color:black;font-family:'Times New Roman';letter-spacing:0.15pt;">[8]</span></span></span></span></a>. </span></font><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p style="background:white;text-indent:19.45pt;line-height:12.7pt;text-align:justify;margin:0 0.25pt 0 2.4pt;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:-0.1pt;">Profesörler, filozoflar, jeologlar, ozanlar ve ressamlar genellikle hü­kümdar saraylarında çalışmayı yeğliyorlardı. En yüksek ücreti onlar </span><span style="color:black;letter-spacing:-0.05pt;">ödüyorlardı. Soylular ve kent soylular sanatçıları desteklemiş Rönesans </span><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">kültür ve sanatının gelişmesine büyük çapta yardımcı olmuşlardır. Ör</span><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">neğin 15. Yüzyılda Aragon sülalesinden Napoli Kralı Büyük Alfonso, ünlü tarih yazan Bartolomeo Fazio'ya yılda 500 duka altın bağlamıştı. </span><span style="color:black;">Fazio <i>«Historia Alfonsio»</i>yu bitirdiği zaman<i> </i>ayrıca 1500 altın bağışlamış <span style="letter-spacing:0.05pt;">ve şöyle demişti: Bu, emeklerinizi ödemek için yapılmıyor, çünkü eseri­nizi ödemeye olanak yoktur; size en iyi şehirlerimden birini bağışlasam </span><span style="letter-spacing:0.1pt;">emeğiniz yine de ödenemez.»<a name="_ftnref9" href="http://dtgultekin.wordpress.com/wp-admin/#_ftn9" title="_ftnref9"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;color:black;font-family:'Times New Roman';letter-spacing:0.1pt;">[9]</span></span></span></span></a></span></span></font></p>
<p><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:-0.05pt;">Antik Felsefe 14-15. Yüzyıllarda özellikle Floransa ve Venedik'te </span><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">gelişmiştir. Floransa'da Medici'lerin sarayı bir Eflâtun Akademiası gi­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">bidir. Buradaki Eflâtun hayranlığı Floransa ve çevresini büyük etkide </span><span style="color:black;letter-spacing:-0.05pt;">bırakmıştır.</span></font><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p style="background:white;text-indent:20.15pt;line-height:12.7pt;text-align:justify;margin:0.25pt 0.5pt 0 1.7pt;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">Öte yandan Venedik'te 1459'da Trabzonlu Georgios, Eflatun'un </span><i><span style="color:black;letter-spacing:0.05pt;">«Kanunlar»</span></i><span style="color:black;letter-spacing:0.05pt;">ını Latinceye çevirerek Düka'ya sunmuştur. Böylece 150 du­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;">ka altınla sarayın filoloji öğretmenliğine atanmıştır.</span></font></p>
<h5><font size="3" face="Times New Roman">ARKEOLOJi</font></h5>
<p style="background:white;text-indent:19.7pt;line-height:12.7pt;text-align:justify;margin:12.5pt 0.5pt 0 1.7pt;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">Antik kültür ve sanatı, plastik sanatlarla daha çabuk ve kolaylıkla kaynaşmıştır. Plastik sanatlarla uğraşanlar hem eski eserleri ortaya çı­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;">karmışlar, hem de onları yeni bir ruhla kullanmışlardır.</span></font></p>
<p style="background:white;text-indent:21.6pt;line-height:12.7pt;text-align:justify;margin:6.25pt 0.95pt 0 0.5pt;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">15. Yüzyılda İtalya'da çeşitli eski eserleri, (kitap, resim, heykel ve </span><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;">aziz vücutları kalıntıları gibi) toplama eğilimi doğmuştur. Birçok bil­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">gin ve sanatçı yalnız İtalya'da değil, fakat İtalya dışında da bu tip eser </span><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">ve yazıt aramaya başlamışlardır. Bu eğilimlerle yapılan pek çok araş­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">tırma ve kazılarda kemer, kubbe, tonoz gibi antik Roma mimarlık dü­zenleri ve unsurları da ortaya çıkarılmıştır. 15. Yüzyılda başta Brunel</span><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">leschi ve Alberti olmak üzere birçok sanatçının antik Roma sanat eser­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">lerini incelemek üzere Roma'ya gittiklerini biliyoruz.</span></font></p>
<h6><font size="3" face="Times New Roman">TOPOGRAFYA</font></h6>
<p><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">Papa I. Pius eski eserlere karşı büyük bir ilgi duymuş ve İtalya'nın </span><span style="color:black;letter-spacing:0.35pt;">birçok yerlerinde kazılar yaptırarak, antik eserleri saptamak istemiş­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">tir. Bu gerekle Roma ve diğer şehirlerin topografyaları ciddi bir şekil­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">de incelenmeğe başlanmıştır. Böylece arkeoloji ve topografya ilk defa </span><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">birer bilim dalı olarak ele alınmıştır. Belvedere Apollon'u, Laocon Gu­rubu ve Vaticano Venüsü gibi birçok antik heykeller bu sıralarda bu­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.05pt;">lunmuştur.</span></font><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p style="margin:0 0 0 23.3pt;" class="MsoHeading7"><strong><font face="Times New Roman">RESTORASYON</font></strong></p>
<p style="background:white;text-indent:22.55pt;line-height:12.5pt;text-align:justify;margin:12.95pt 0 0 1.2pt;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;">16. Yüzyılda Raffaello, Papa </span><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;">X. </span><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;">Leo tarafından Roma şehrini en </span><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">ideal şekilde restore ettirmek için görevlendirilmişti. Raffaello bu amaç­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">la yaptığı incelemelerde ilk defa karşılaştırmalı bir sanat tarihinin metodlarını da ortaya koymuş bulunmaktadır. Eski eserlerin röleveleri yapılırken, her eser için ayrı ayrı olmak üzere cephe resimleri ve kesit­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;">lerinin yapılmasını şart koşmuştur.</span></font></p>
<p style="background:white;text-indent:21.85pt;line-height:12.5pt;text-align:justify;margin:7.45pt 0 0 0.7pt;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;">Raffaello bu görevde iken yazdığı mektuplarında, hala süregelen </span><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">eski eser kıyımından yakınmıştır. Aslında bu kıyım yeni değildir. Daha </span><span style="color:black;">13. Yüzyıldan bu yana, Roma, çeşitli iç savaşlar yüzünden büyük yıkın­<span style="letter-spacing:0.15pt;">tılara uğramıştır. Bununla birlikte 15-16 yüzyıllarda artık tuğla iskelet­</span><span style="letter-spacing:0.2pt;">leri kalan birçok tapınakların o zamanlar mermer kaplamaları, sütunlu </span><span style="letter-spacing:0.15pt;">antreleri ve kitabeleri üzerlerinde bulunuyormuş. Birçok yazarlar, 15. Yüzyılda Roma'yı görkemli binalarla süslemek isteği ile antik buluntu­</span><span style="letter-spacing:0.25pt;">ları kireç ocağı gibi kullanıldığını söylemişlerdir. 1443 yılında, mer­</span><span style="letter-spacing:0.35pt;">merin kolayca yakılarak kireç haline getirilmesi yüzünden bu adetin </span><span style="letter-spacing:0.3pt;">hala devam ettiği bilinmektedir<a name="_ftnref10" href="http://dtgultekin.wordpress.com/wp-admin/#_ftn10" title="_ftnref10"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;color:black;font-family:'Times New Roman';letter-spacing:0.3pt;">[10]</span></span></span></span></a>.</span></span></font></p>
<p style="margin:12pt 0 0 22.3pt;" class="MsoHeading8"><strong><font face="Times New Roman">BİYOGRAFİ VE TARİH YAZARLIĞI</font></strong></p>
<p style="background:white;text-indent:21.85pt;line-height:12.7pt;text-align:justify;margin:12.5pt 0.7pt 0 0.25pt;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">Bilim ve sanat adamlarının incelemeleri bir yandan kişileri ortaya </span><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">çıkarırken bir yandan da onların toplumda üstün kişi olarak tanıtılma­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">larını koşulladı. Böylece, «biyografik» Ve «otobiyografik» yazılar bir </span><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">moda haline geldi. Birçok editör çağının ünlü kişilerinin biyografilerini </span><span style="color:black;letter-spacing:0.4pt;">yazdılar. Bu arada iki Flandralı sanatçı olan Roger Van der Weyden </span><span style="color:black;letter-spacing:0.05pt;">ve Jan Van Eyck'in otobiyografileri de ilk kez 1453-1457'da ünlü biyog­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">rafi ve tarih yazan Bartolomeo Fazio tarafından yazıldı.</span></font></p>
<p style="background:white;text-indent:21.1pt;line-height:12.7pt;text-align:justify;margin:7.2pt 0 0 0.7pt;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">Machiavelli'nin <i>«Hükümdar»</i> isimli eseri, politik karışıklıklarda bir </span><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;">kurtarıcı olarak gördüğü Lorenzo Medici'ye adanmış bir biyografik </span><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">eserdir.</span></font></p>
<p style="background:white;text-indent:21.85pt;line-height:12.7pt;text-align:justify;margin:6.25pt 0.5pt 0 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">Diğer yandan klâsik İlkçağ kültürünün araştırılması, arkeolojik ka­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">zılar ve topografya bilimlerinin gelişmesiyle birlikte İtalya'da tarih ya­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">zarlığı da bir bilim haline gelmiştir. Floransalı Giovanni Villani (14. </span><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">Yüzyıl) ve Venedikli Francesco Sansovino, antik Roma etkisinde kala­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.35pt;">rak ilk tarih eserlerini vermişlerdir.</span></font></p>
<p><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;"><font face="Times New Roman"></font></span></p>
<p style="margin:0 0 0 22.8pt;" class="MsoHeading9"><strong><font face="Times New Roman">KEŞİFLER</font></strong></p>
<p><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.05pt;">Ortaçağ sadece eski dünya ülkelerini tanıyordu. Doğu ülkeleri, özel­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">likle Hindistan Avrupa'ya altın, gümüş, inci gibi mücevher ile pamuk, </span><span style="color:black;letter-spacing:0.35pt;">ipek, pirinç, baharat gibi ürünler gönderiyordu. Bu ürünlerin ticaret </span><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">yolu Anadolu'dan geçiyordu. Arap tüccarları, mallarını Karadeniz ve </span><span style="color:black;letter-spacing:0.05pt;">Doğu Akdeniz kıyıları ile özellikle İskenderiye'ye getiriyorlardı. Venedikli, Cenovalı, Pisalı tüccarlar bunları satın alıp, Avrupa ülkelerine sa­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">tıyorlardı. İtalya'da Floransa, Pisa, Venedik, Cenova, Almanya'da Aus</span><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;">burg, Nürnberg, Ulm, Strasburg, Mainz gibi şehirler doğu mallarının çok pahalı olarak satıldığı merkezlerdi<a name="_ftnref11" href="http://dtgultekin.wordpress.com/wp-admin/#_ftn11" title="_ftnref11"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;color:black;font-family:'Times New Roman';letter-spacing:0.3pt;">[11]</span></span></span></span></a>.</span></font><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p style="background:white;text-indent:21.1pt;line-height:12.7pt;text-align:justify;margin:0.5pt 0 0 1.9pt;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">15. Yüzyılın ikinci yarısından başlayarak Türklerin Doğu Akdeniz’i </span><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;">ele geçirmeleri, İtalyan şehirleri için çok kazançlı olan bu ticareti fel­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">ce uğrattı. İşte tam bu dönemlerde, Avrupa'da yeni ticaret yolları aran</span><span style="color:black;letter-spacing:-0.05pt;">maya başlanıyordu. Özellikle Portekizli tüccar ve denizciler, Afrika'nın </span><span style="color:black;letter-spacing:0.05pt;">çevresini dolaşıp Hindistan'a varabilmek amacıyla yeni deniz yollan </span><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">araştırmağa yöneldiler.</span><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">Azor ve Kanarya Adaları ile Madeira bu arayışlar sırasında keşfe­</span><span style="color:black;letter-spacing:-0.3pt;">dildi. </span><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">Bartolemeus Diaz isimli kaşif, 1486'da Afrika'nın güney ucundaki </span><span style="color:black;letter-spacing:0.35pt;">Çap (Ümit burnuna) ulaştı.</span><span style="color:black;">Vasco da Gama 1498 de, Hindistan'ın güney doğusundaki Kalküta limanına vardı.Böylece Portekizli kâşifler-fatihler geleneksel Arap tica­<span style="letter-spacing:0.1pt;">retini yıktılar ve Hint Okyanusu'nda bir koloni-sömürge imparatorluğu </span><span style="letter-spacing:0.2pt;">kurmuş oldular.</span><span style="letter-spacing:0.05pt;">Artık Uzak - Doğu, Hint mallarının Avrupa'daki satıcısı ve en çok </span><span style="letter-spacing:0.2pt;">kazanan durumuna onlar geçmişlerdi.</span></span></font></p>
<h3><span style="letter-spacing:0;"><font size="3"><font face="Times New Roman">AMERİKA'NIN KEŞFİ</font></font></span></h3>
<p><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">Aristarchus'dan beri, aydınlar arasında dünyanın yuvarlaklığına de­ğin bir inanç dalgası sürüp gitmişti. Cenovalı Cristoforos Colombus </span><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">sezgisel de olsa, bu düşünceye bağlanmış olanlardandı. Colombus, bir­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;">çok deniz seyahatları yapmıştı. «Dünyanın yuvarlak olduğu» inancı, </span><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">deniz yolu ile ve hep batıya gidilirse Hindistan'a ulaşılabileceği gerçe­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">ğini ortaya koyuyordu. </span><span style="color:black;">Colombus, aynı zamanda, İspanya'dan Doğu Asya'ya olan mesafeyi <span style="letter-spacing:0.2pt;">(aslında 240 olan), kendince 130 boylam olarak düşünüyordu<a name="_ftnref12" href="http://dtgultekin.wordpress.com/wp-admin/#_ftn12" title="_ftnref12"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;color:black;font-family:'Times New Roman';letter-spacing:0.2pt;">[12]</span></span></span></span></a>.</span></span></font><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;"><font face="Times New Roman"> </font></span></p>
<p style="background:white;text-indent:21.85pt;line-height:12.7pt;text-align:justify;margin:0 0 0 0.95pt;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:-0.05pt;">Colombus bu ülküsünü gerçekleştirmek için uzun bir süre sabırla </span><span style="color:black;">bekledikten sonra, İspanya Kraliçesi İsabella'dan küçük bir gemi ala­bilmiştir. 3. Ağustos 1492'de Palas limanından denize açılan Colombus <span style="letter-spacing:-0.05pt;">12 Ekimde Bahama adalarına ulaşır. Bundan sonra yaptığı üç yolculuk </span>onun keşiflerini genişletir ve son yolculuğunda da Hindistan samsıyla <span style="letter-spacing:0.1pt;">Orta Amerika sahillerine varır.</span></span></font></p>
<p><span style="color:black;letter-spacing:-0.1pt;"><font face="Times New Roman"></font></span></p>
<p style="background:white;text-indent:21.6pt;line-height:12.7pt;text-align:justify;margin:0 0.25pt 0 0.95pt;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:-0.1pt;">Colombus 1506'da yeni bir kıta keşfettiğini bilmeden ölmüştür. Bu­</span><span style="color:black;letter-spacing:-0.05pt;">ranın, Hindistan olmayıp yeni bir kıta olduğunu kendisinden sonra ge­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">lecek kaşifler anlayacaklardır.</span></font></p>
<p><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"></font></span></p>
<p style="background:white;text-indent:21.6pt;line-height:12.7pt;text-align:justify;margin:0 0.25pt 0 0.7pt;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;">Nitekim çeşitli seyahatler yapmış ve seyahatnameler yazmış bulu­<span style="letter-spacing:-0.1pt;">nan Floransalı Amerigo Vespucci burasının yeni bir kıta olduğunu an­</span><span style="letter-spacing:0.2pt;">lamıştır. Kıtaya da onun ismi verilmiştir.</span></span> <span style="color:black;letter-spacing:-0.1pt;">Amerika'nın sadece Colombia bölgesine, Colombus'un ismi veril­</span><span style="color:black;letter-spacing:-0.05pt;">miştir.</span></font></p>
<p><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Keşiflerin, doğuyla batı arasındaki ticari- ekonomik, sosyal, kültü­rel ve sanat alanında gelişmelere etkileri büyük olmuştur. Yeni ülkele­<span style="letter-spacing:-0.05pt;">rin keşfiyle bir çok zenginlikler batıya akmış ve büyük bir sermaye bi­</span><span style="letter-spacing:0.15pt;">rikimi doğurmuştur. Kültür ve sanat yaratışları da böylesi bir ortam </span>içinde gelişip son derece zengin örnekler verecektir. Dünya kültür ve <span style="letter-spacing:-0.1pt;">sanatı tarihinin <i>«Rönesans»</i> diye adlandırdığı bu büyük dönemin ilk ulu </span><span style="letter-spacing:0.15pt;">eserleri, İtalya'da Floransa'da oluşur.</span></font></span><span style="font-size:11.5pt;color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span></p>
<p><span style="font-size:11.5pt;color:black;"></span><b><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:-0.1pt;">14. YÜZYILDA İTALYAN SANATI   </span></font></b><font face="Times New Roman"><b><span style="color:black;letter-spacing:-1.1pt;">FLORANSA</span></b><b><span style="color:black;letter-spacing:-1.35pt;"></span></b></font></p>
<p style="background:white;text-indent:21.35pt;line-height:12.7pt;text-align:justify;margin:12.5pt 0 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:-1.35pt;">14.</span><span style="color:black;"><span>   </span><span style="letter-spacing:0.05pt;">Yüzyılda Floransa'da ticaret ve endüstri alanlarında önemli ge­</span><span style="letter-spacing:0.2pt;">lişmeler saptanmıştır. Şehir, bir yüzyıl sonraki büyük kültür ve sanat </span><span style="letter-spacing:0.05pt;">atılımına hazırlanmaktadır. Bu hazırlıkta, Floransa'daki el sanatları ge­</span><span style="letter-spacing:-0.05pt;">leneğinin ve atölye öğreniminin katkıları çok büyüktür. 15. Yüzyılın pek çok ünlü sanatçısı atölye ve el sanatlı eğitiminden geçerek yetişmiş­</span><span style="letter-spacing:-0.25pt;">lerdir.</span></span></font></p>
<p style="background:white;margin:11.5pt 0 0 21.6pt;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><b><span style="color:black;letter-spacing:-0.85pt;">EL SANATLARI</span></b><b><span style="color:black;"><span>                                               </span></span></b></font></p>
<p><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:-0.05pt;">İtalya'da özellikle Floransa'da el sanatlarına büyük bir titizlik gös­terilmekte ve önemle üzerinde durulmaktadır. El sanatları babadan oğu</span><span style="color:black;letter-spacing:-0.15pt;">la geçmektedir. Bazı vasiyetnamelerde «oğulları sanatlarıyla ilgilenme­</span><span style="color:black;letter-spacing:-0.05pt;">dikleri taktirde, para cezasına çarptırılmaları»<a name="_ftnref13" href="http://dtgultekin.wordpress.com/wp-admin/#_ftn13" title="_ftnref13"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;color:black;font-family:'Times New Roman';letter-spacing:-0.05pt;">[13]</span></span></span></span></a> gibi önerilere rast­</span><span style="color:black;letter-spacing:-0.1pt;">lanmaktadır. </span></font><font face="Times New Roman"> </font><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:-1.2pt;">15. </span><span style="color:black;">Yüzyıldaki ressam, heykeltraş ve mimarların hemen hepsi mes­leğe bu atölyelerde, işe kuyumculuk öğrenmekle başlamışlardır. Atölye <span style="letter-spacing:0.1pt;">öğrenimi okuma yazma dahil, Tevrat ve İncil'i, mitolojiyi, atasözlerini İsa-Meryem aziz ve azizlerin<span>  </span>(ermişlerin) hayatlarından alınmış hikâ­</span><span style="letter-spacing:0.15pt;">yeleri öğrenmektir. İncil hakkında bildikleri bir din adamınınkine uy­</span><span style="letter-spacing:0.05pt;">madığı gibi, mitoloji bilgileri de bir hümanistinkine benzemiyordu. Bu alçak gönüllü<span>   </span>sanatçılar, yüzyıllarca İtalyan<span>   </span>folklorunda rol oynamış </span><span style="letter-spacing:0.2pt;">Roma tanrıları ile halk kahramanları arasında bir ayırım yapamazlar­</span><span style="letter-spacing:0.1pt;">dı. 9-10 yaşlarında nasıl sanat yaptıklarını görerek öğrenmek üzere bir </span><span style="letter-spacing:-0.05pt;">ustanın atölyesine giriyorlardı. Demirci, oymacı, marangoz yani <i>zanaat­</i></span><i><span style="letter-spacing:0.15pt;">çı </span></i><span style="letter-spacing:0.15pt;">olmanın üstüne çıkmayı düşünmüyorlardı. Genel olarak çeşitli tek­</span><span style="letter-spacing:0.05pt;">nikleri öğreniyorlardı. Yetiştikten sonra bir Şapel-Capella'nın (özel kişisel kilise) ya da manastırın dekorasyonu gibi büyük bir iş aldıkların­</span><span style="letter-spacing:0.25pt;">da İncil'den bir sahneyi resmediyorlardı. Bunu yapmak için olayları </span><span style="letter-spacing:0.1pt;">ve kişileri etraflarında gördükleri dekor ve doğa içinde; kayalar, dağ­</span><span style="letter-spacing:-0.05pt;">lar, insanlar, hayvanlar, zeytin ağaçlan ya da çamlar arasında gösteri­</span><span style="letter-spacing:0.1pt;">yorlardı. Bu düzen sanatçılara, doğal olarak etraflarındaki olaylara ve </span><span style="letter-spacing:0.05pt;">dış tabiata dönük bir gözlemcilik kazandırmıştı. Ancak bütün bu olay­lar ve doğa görüntülerini kendilerince yeniden yorumluyorlardı.</span></span></font><font face="Times New Roman"> </font><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:-0.2pt;">Giotto, Massaccio, Brunelleschi, Ghiberti, Michelangelo, Raffaello... </span><span style="color:black;letter-spacing:-0.1pt;">hepsi böyle usta-çırak eğitiminden yetişmişler ve Rönesans sanatına ön­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.05pt;">derlik etmişlerdir.</span></font><font face="Times New Roman"> </font><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:-0.15pt;">Bu atölyelerde duvar resmi teknikleri ile birlikte, ağaç oyma ve kak­</span><span style="color:black;letter-spacing:-0.05pt;">macılığı, çeyiz sandıkları (cossone)ler üzerine kabartma ve resimler, </span><span style="color:black;">mermer ve kumtaşı üzerine arabesk üslûpta oymacılık, alçı portreler, <span style="letter-spacing:-0.05pt;">maden masklar, çeşitli kuyumculuk sanatları da yapılmakta ve öğre­</span><span style="letter-spacing:0.1pt;">tilmekteydi. 15. Yüzyılda Floransa'daki bu tür atölyeler hızla gelişmiş </span><span style="letter-spacing:-0.05pt;">ve yapılan işlerin çoğu İtalya'nın her yönüne gönderilmiştir. Bu da halk­</span><span style="letter-spacing:0.3pt;">la sanat arasında bir bağlantı kurmağa yararlı olmuştur.</span></span><span style="font-size:12.5pt;color:black;letter-spacing:0.3pt;"></span></font><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p style="background:white;text-indent:33.5pt;line-height:12.7pt;text-align:justify;margin:0.25pt 0.5pt 0 1.9pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size:12.5pt;color:black;"><font face="Times New Roman">15. Yüz Yıl Floransa'sındaki atölyeler içinde en ünlü ve başarılı <span style="letter-spacing:0.05pt;">olanları Palloiuolo'larm, Robbia'lann ve Verrocchio'nun atölyeleridir.</span></font></span></p>
<p><b><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:-0.75pt;">14. YÜZYILDA FLORANSA OKULU</span></font></b></p>
<p style="background:white;text-indent:33.5pt;line-height:12.7pt;text-align:justify;margin:12.25pt 0.25pt 0 1.9pt;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:-0.15pt;">Floransa Resim Okulu'nun kurucusu Cimabue (1240-1302) dir. Re­</span><span style="color:black;letter-spacing:-0.1pt;">simleri psikolojik anlatım yönünden bazı yenilikler getirmesine karşın </span><span style="color:black;">Ortaçağ ve Bizans'ın etkisinden kurtulamamıştır. Cimabue'nin sanat <span style="letter-spacing:-0.1pt;">tarihine en büyük armağanı, Giotto gibi büyük bir sanatçıyı keşfetmesi olmuştur.</span></span></font></p>
<p><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:-0.35pt;"><span> </span><span>          </span><b>GlOTTO (1266-1337)</b></span><b></b></font></p>
<p style="background:white;text-indent:33.5pt;line-height:12.7pt;text-align:justify;margin:12.5pt 1.2pt 0 1.9pt;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.05pt;">On iki yaşında, çobanlık ederken, hocası olacak Cimabue tarafın­</span><span style="color:black;">dan bir rastlantı sonucu keşfedilmiş ve Floransa'ya getirilmiştir. Giotto <span style="letter-spacing:-0.1pt;">kısa zamanda ustasını aşmış ve Floransa'da mayalanmaya başlayan hü­</span><span style="letter-spacing:-0.05pt;">manist anlayışı benimsemiştir. Çağına bakmasını bilen ve yorumlayan </span><span style="letter-spacing:0.15pt;">büyük sanatçı, aynı zamanda yaratışlarıyla Rönesans resim sanatının </span>da kurallarını saptamıştır. Bu kurallar kısaca şu ana maddelere dayan­<span style="letter-spacing:0.1pt;">maktadır: Kompozisyon, perspektif, mekân, anatomi, psikolojik an­</span><span style="letter-spacing:-0.15pt;">latım.</span></span></font></p>
<p><span style="color:black;letter-spacing:-0.05pt;"><font face="Times New Roman"> </font></span><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:-0.05pt;"><span>           </span>Sanatçı için, ünlü hümanist Bocaccio şöyle demiştir: «Sanatçılar </span><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">önceleri cahillerin gözlerini kamaştırdılar. Oysa Giotto aklı ile resim </span><span style="color:black;letter-spacing:0.35pt;">yaptı.» Onun resimlerinde Ortaçağ sanatından apayrı ilk ilerici atılış­lar yapılmıştır. Plastik değer ölçüleri ilk defa onunla sanata girer. </span><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;">Giotto'nun eserleri 3 ayrı şehirde 3 ayrı dönemde toplanmıştır :</span></font><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman"> </font><span style="color:black;letter-spacing:0.35pt;"><font face="Times New Roman">1) Assisi'de San Francesco Kilisesi freskoları: Bu freskolarda sa­</font></span><span style="color:black;letter-spacing:0.45pt;"><font face="Times New Roman">natçı henüz gotik etkisinden kurtulmuş değildir. Aziz Francesco'nun h</font></span><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;"><font face="Times New Roman">ayatını anlatan bu resimlerde, ortaçağ resimlerinde olduğu gibi olay­</font></span><span style="color:black;letter-spacing:0.5pt;"><font face="Times New Roman">lar hikayeci bir üslûp<span>  </span>içinde ve düzen, mekân, perspektif, anatomi,</font></span><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">ruhsal anlatım gözetilmeksizin anlatılmıştır. Buna karşın hareketler ve resim kalitesi kendine özgüdür.</span><span style="color:black;letter-spacing:-0.8pt;"></span></font><span style="color:black;letter-spacing:-0.8pt;"><font face="Times New Roman"> </font></span></p>
<p><span style="color:black;letter-spacing:-0.8pt;"></span><span style="color:black;letter-spacing:-0.2pt;"><span><font face="Times New Roman">2)<span style="font:7pt 'Times New Roman';">      </span></font></span></span><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;"><font face="Times New Roman">Padova'da Arena ve Scrovegni Şapelleri freskolarmda sanatının </font></span><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;"><font face="Times New Roman">lk temellerini kurmuştur. Örneğin: «Altın<span>   </span>Kapı<span>   </span>Önünde<span>   </span>Karşılaşma» </font></span><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">sahnesinde konunun üstüne çıkan plâstik resim değerleri sanat tarihin­ </span><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">de ilk olarak görülmektedir.</span><span style="color:black;letter-spacing:-0.2pt;"></span></font><span style="color:black;letter-spacing:0.05pt;"><font face="Times New Roman"> </font></span></p>
<p style="background:white;text-indent:21.35pt;line-height:12.7pt;text-align:justify;margin:0 1.45pt 0 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.05pt;">Resim içindeki figürler ilk kez dikkatle hesaplanarak yerli yerine </span><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">yerleştirilmişlerdir. Hiyerarşi, gereksiz boşluklar ve sıkışıklıklar yok </span><span style="color:black;letter-spacing:0.35pt;">edilmiştir. İnsanlar, ilkel de olsa belirli bir perspektif gözetilerek ilk </span><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">kez bir mekân içine alınmışlardır ve toprağa basmışlardır. İnsanlar ar­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.35pt;">tık altın bir fon-perde önünde değil, belirli bir yerde, doğanın içinde, </span><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">bir mimarlık yapısının, kapının önünde gösterilmişlerdir. İnsan vücutları </span><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;">bol elbiseler içinde olmakla birlikte belirlenmeğe başlamıştır. Yüzler­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.35pt;">de de ruhsal anlatıma doğru adımlar atılmıştır.</span></font></p>
<p><span style="color:black;letter-spacing:-0.5pt;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="color:black;letter-spacing:-0.5pt;"><font face="Times New Roman">3)</font></span><span style="color:black;"><span><font face="Times New Roman">   </font></span><span style="letter-spacing:0.2pt;"><font face="Times New Roman">Giotto'nun üçüncü dönem ve en olgun çağ eserleri Floransa şeh­</font></span><span style="letter-spacing:0.05pt;"><font face="Times New Roman">rindeki Santa<span>  </span>CROCE Kilisesi’nde<span>   </span>toplanmıştır. Bu eserler Peruzzi ve Bardi ailelerinin sipariş verdiği, aynı isimleri taşıyan Şapellerdir. </font><i><font face="Times New Roman">«Ağıt»,</font></i></span><i><span style="letter-spacing:0.2pt;"><font face="Times New Roman">«Mezara konuluş», «Yahya'nın Doğumu»</font></span></i><span style="letter-spacing:0.2pt;"><font face="Times New Roman"> sahnelerinde sanatçının Orta­ </font></span><span style="letter-spacing:0.25pt;"><font face="Times New Roman">çağ geleneklerinden nasıl kopup uzaklaştığı açık ve seçik olarak izlen­</font></span><font face="Times New Roman"><span style="letter-spacing:0.2pt;">mektedir. Giotto burada artık Rönesans sanatının temel kurallarını sap</span><span style="letter-spacing:0.15pt;">tamış durumdadır.</span></font></span></p>
<p style="background:white;text-indent:20.65pt;line-height:12.7pt;margin:0;" class="MsoNormal"><span style="color:black;"><span><font face="Times New Roman"></font></span></span></p>
<p style="background:white;line-height:12.7pt;text-align:justify;margin:0 0.95pt 0 0.7pt;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">Sanatçı bu resimlerinde, mekân problemini halletmiş, perspektif ve </span><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">derinlik anlatımına ulaşmıştır. Doğa içindeki insanlar ve eşyaların bi­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">çim değerlerine yer verilmiştir. Figürler anıtsal biçimler içinde kendin­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">ce yorumlanmıştır. Floransa Santa Croce Kilisesi, Bardi Şapeli fres­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">kolarında insanlar ve eşyalar sembolik olmaktan çıkmış plastik bir an­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;">latıma kavuşmuşlar, bir derinlik ve hacim kazanmışlardır. Yunan'dan </span><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">beri unutulan biçim ve ruhsal değerler, resme yeniden girmiştir. Giotto </span><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">bu sonuca ulaşabilmek için renk yerine açık-koyu tonları seçmiştir. Bir </span><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">ressam değil bir mimar gibi görmüş ve kurmuş, renk etkisi yerine ka­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">bartma etkisi yaratmıştır. Resimlerinde detayları yok eden sanatçı, bü­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">yük bir sadelik rahatlık ve üstün bir anlatım gücüne sahiptir. Bocaccio'-</span><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">nun deyişiyle «Duccio'nun anlattığını Giotto tanıtmıştır. Bundan böyle </span><span style="color:black;letter-spacing:-0.05pt;">Floransa Okulu, onun getirdiği temeller üzerine oturacaktır. Sanatçılar </span><span style="color:black;letter-spacing:0.05pt;">onun kurallarını geliştirerek ileriki kuşaklara aktaracaklardır. Sanatçı­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">nın öğrencileri arasında en başarılı olanı, Maso di Banco'dur.</span></font></p>
<p style="background:white;text-indent:33.5pt;text-align:justify;margin:12.95pt 0 0 1.9pt;" class="MsoNormal"><b><span style="color:black;letter-spacing:0.35pt;"><font face="Times New Roman">14. YÜZYILDA SİENA OKULU</font></span></b></p>
<p style="background:white;text-indent:34.45pt;line-height:12.7pt;text-align:justify;margin:12.7pt 0.7pt 0 0.95pt;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:-0.2pt;">Siena </span><span style="color:black;letter-spacing:-0.2pt;">XIV. </span><span style="color:black;letter-spacing:-0.2pt;">yüzyılda soyluların yönetiminde zengin bir şehirdir. Yüz­</span><span style="color:black;letter-spacing:-0.05pt;">yılın en önemli ressamlarından, Siena Okulunun kurucuları Duccio ve </span><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">onun öğrencisi Simone Martini bu aristokrat anlayış ve ruhun etkisin­de kalarak resim yapmışlardır.</span></font></p>
<p><b><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">DUCCİO (1260-1319)</span></font></b></p>
<p style="background:white;text-indent:33.95pt;line-height:12.7pt;text-align:justify;margin:12.5pt 0 0 1.45pt;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;">Bizans resminin etkisinde, olayları altın fon önünde göstermiş­</span><span style="color:black;">tir. Sahnelerindeki sadelik rahatlık ve sevgi belirtileriyle Ortaçağ res­<span style="letter-spacing:-0.05pt;">minin geleneklerinden dışarı adım atmış sayılabilir. Sanatçının bu özel­</span><span style="letter-spacing:0.1pt;">likleri Siena Katedrali’nin mihrabı için yapmış olduğu <i>«Maesta»</i> (Hü­</span><span style="letter-spacing:-0.1pt;">zün) isimli kompozisyonda açıkça görülmektedir. İncil’den alınmış olan konu, 44 ayrı sahne içinde anlatılmıştır. İsa'nın hayatı ve mucizelerini gösteren resimler sonraları dağıtılmış, İngiltere ve Amerika müzelerine </span>götürülmüştür.</span></font></p>
<p><b><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:-0.45pt;">SİMONE MARTİNİ (1284-1334)</span></font></b></p>
<p><b><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:-0.45pt;"></span></font></b><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">Duccio'nun öğrencisi olan Simone Martini 1315 yılında Siena'da</span><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;">ki halk sarayının dekorasyonunu üzerine alarak ön plana çıkmıştır. İki yıl sonra Napoli Kralı Roberto Angio tarafından davet edilerek </span><span style="color:black;letter-spacing:0.1pt;">saray ressamlığına atanmıştır. Simone Martini soylu bir saray adamı­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.05pt;">dır. Lüks hayata, şairce güzelliğe tutkundur. Kendine has dinsel dü­</span><span style="color:black;letter-spacing:-0.1pt;">şünceleri soylu güzellik anlayışıyla kaynaşmıştır. Giotto'nun dış tabiata </span><span style="color:black;letter-spacing:-0.2pt;">dönük plastik değerler arayan gözlemci resimlerine karşılık Simone Mar­tini yüzeye, renge, çizgiye, ritme, zenginliğe yönelidir. Onu ve Siena res­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">mini Floransa Okulu'ndan ayıran en önemli noktalar da bunlardır.</span></font><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p style="text-indent:22.8pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoBodyText"><font face="Times New Roman"><span style="letter-spacing:-0.05pt;">Sanatçının <i>«Bildiri-Annunciazione»</i> isimli ünlü eserini tek başına </span><span style="letter-spacing:-0.1pt;">yapıp yapmadığı uzun tartışmalara yol açmıştır. Resim Lippo Menini ve </span><span style="letter-spacing:-0.05pt;">Simone Martini imzasını taşımaktadır. Hangi kısmın hangi sanatçı ta­</span><span>rafından yapıldığı kesin olarak belli değildir. Resimde renkler ve çizgi­<span style="letter-spacing:0.15pt;">ler arasında üstün bir uyuşma vardır. Bu renk birliği tablodaki kişile­</span><span style="letter-spacing:0.05pt;">rin psikolojik gerçekleriyle de uyuşmaktadır. Simone Martini'nin altın </span>bir fon üzerinde yüzeyci, süslü, çizgici ve parlak renkler kullanması Bi</span>zans sanatı geleneğine bağlıdır. Ancak resimdeki bilinçli renk ve çizgi orkestrasyonu, Meryem'in yüzündeki utanç duygusunun hareketlerini de etkilemesi ile Ortaçağ geleneğinden uzaklaşmış sayılabilir. Nitekim Gotik üslupta da olsa figürleri sivri kemerli bir mimarlık mekanı içe­risine almak istemesi de bunu göstermektedir. Renklerin zenginliği, me­leğin mantosu, zambaklı vazo bu tabloyu İtalyan resminin en hayran olunacak lirik bir eseri haline getirmiştir. Napoli'den Assisi'ye döndük­ten sonra San Francesco Kilisesi’ne freskolar yapmıştır. Aynı kilisede Giotto'nun da freskoları bulunmaktadır. Bu kilisede iki çağdaş ressa­mın dünya görüşü ve sanat yaratışı birbirine zıt olarak yan yana dur­maktadır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman"> </font><strong><font face="Times New Roman"> </font></strong><strong><font face="Times New Roman">PİETRO VE AMBROGGİO LORİNZETTİ KARDEŞLER </font></strong></p>
<p style="text-indent:22.8pt;margin:0;" class="MsoBodyText2"><strong><font face="Times New Roman">PİETRO LORİNZETTİ (1280-1348)</font></strong></p>
<p><font face="Times New Roman"> </font><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Her iki sanatçı da Siena Okulu içinde doğa gözlemleri ile dikkati çeken resimler yapmışlardır.Pietro Lorinzetti'nin resimlerinde Duccio ve Simone Martini'nin şairce duygulu çizgilerinden farklı bir üslûp özelliği görülür. Siena ve Asssisi'deki freskolarmda Pietro, mekânda bir hareket yaratmak istemiş, bu ülkü onu yepyeni bir yaratışa götürmüştür.</font></span><font face="Times New Roman"> </font><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Siena Hastanesi freskolarında kardeşi ile birlikte çalışan sanat­çının en önemli eserleri Assisi'de San Francesco Kilisesi’nde bulunmak­tadır. Pietro Lorinzetti hala Gotik zevkin etkisinde bulunmakla beraber, Simone Martini'den ayrı bir üslûba sahipti. Assisi freskolarında <i>«Mer­yem ile Çocuk İsa» </i>da görüldüğü gibi süs unsurlarına yönelmiş ve iki figür arasındaki sevgiyi göstermiştir. <i>«Haçtan İndiriliş»</i> de görüldüğü gibi ıstırap duygusunu göstermek için çizgileri ve biçimleri deforme etmiş İsa'nın vücudunu uzatmıştır.</font></span><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p><b><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">AMBROGGİO LORİNZETTİ (1319-1348)</font></span></b><b><font face="Times New Roman"> </font></b></p>
<p style="background:white;text-indent:22.8pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Kardeşi Pietro'nun etkisindedir. Renk zenginliği, doğa sevgisi, me­kan ve perspektif anlayışı ve lirizmi ile dikkati çeker.</font></span></p>
<p><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"></font></span></p>
<p style="background:white;text-indent:22.8pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;">Siena Okulu </span><span style="color:black;">XIV.</span><span style="color:black;"> yüzyılda sadece başarılı eserler vermekle kal­mamış, Güney Fransa eyaletlerini Almanya, Polonya ve İspanya'yı da etkilemiştir.</span></font></p>
<p><b><span style="font-size:10.5pt;color:black;"><font face="Times New Roman"></font></span></b></p>
<p style="background:white;text-indent:22.8pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><b><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">14. YÜZYILDA HEYKEL SANATI</font></span></b></p>
<p><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">İtalya gerek mimarlık, gerekse heykeltraşlık alanlarında, köklü ve yaşayan sanat örneklerine sahip olduğundan Ortaçağ Gotik etkisine tep­ki göstermiştir.</font></span><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span></p>
<p style="background:white;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Heykel sanatı, İtalya'da el sanatları geleneğiyle birleşmiş ve geliş­miştir. Antik Roma mezar ve anıt kabartmalarıyla ilişkin olarak da baş­lı başına bir sanat dalı halinde sahneye çıkmağa hazırdı.</font></span></p>
<p><span style="font-size:11pt;color:black;"><font face="Times New Roman"></font></span></p>
<h2><font size="3"><font face="Times New Roman"><span>       </span>PİSANOLAR</font></font></h2>
<p><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"></font></span></p>
<p style="background:white;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"><span>       </span>İtalyan Rönesansına katkıda bulunan ilk heykeltraşlar Pisano (Nicola ve Giovanni)lardır.</font></span></p>
<p><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><b><font face="Times New Roman"><span style="color:black;"><span>       </span>NİCOLA PİSANO (1210-20-1260)</span></font></b><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><font face="Times New Roman"><span style="color:black;"><span>      </span></span></font></p>
<p><font face="Times New Roman"><span style="color:black;"><span> </span>XIII. </span><span style="color:black;">Yüzyılın başlarında, Pisa'ya yerleşmiştir. Pisa, Siena, Perugia ve Bologna'da çalışmıştır, İtalya'da antik heykelle bağlantılar kuran ve heykeli bağımsızlığına kavuşturan ilk sanatçı kabul edilmiştir. Vasari'ye göre aynı zamanda mimar olan N. Pisano'nun en önemli eseri Pisa Vaftizhanesi kürsüsü rölyefleridir. Sanatçı kürsü rölyeflerinde eski Ro­ma heykel ve kabartma sanatından faydalanarak İtalya heykeline yeni bir dil getirmiştir. Bu mermer kürsü kabartmaları içinde <b>«İsa'nın Do­ğuşu»</b> konusu işleyen parça, 13. Yüzyılın başanlı bir örneği olarak gös­terilmektedir. Kabartmada gotik izler açıkça görülmekte ise de aslın­da bu eser Roma heykelinin klâsik zevkine çok daha yakındır.</span></font><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"><span> </span>Örneğin yatakta yarı uzanmış olan Meryem, yüzü ve elbise kıvrımlarıyla bir Romalı kadını andırmaktadır. Bu figürün özellikleri son dere­ce klâsiktir. Ağır ölçüler, özellikle figürlerin başları, kabartmadaki er­kek figürün lüle sakalları ve plastik düzenler antik Roma heykeliyle eş, diğer özellikler arasındadır.</font></span><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p style="background:white;text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Nicolo Pisano'nun sağlam kitleli figürlerinde, Gotik izler kaybol­muştur. Gerçi N. Pisano, aynı çağın Fransız heykellerindeki üstün tek­nikle kıyaslanamaz. Ne var ki oğlu Giovanni Pisano ile, ilerdeki heykel sanatının temellerini attığı bir gerçektir. Üstünlüğü; antik unsurları sa­natta adeta devrim yaparak yenileştirmesi ve antik anlayışı, kuzey Go­tik heykelcilik tekniğiyle kaynaştırmasıdır.</font></span></p>
<p><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><b><font face="Times New Roman"><span style="color:black;">GİOVANNİ PİSANO (1245-1314)</span></font></b><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span></p>
<p style="background:white;text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Adına ilk defa Nicola Pisano'nun <i>«Siena Katedrali Kürsüsü»</i> için yapılmış olan bir kontratta rastlanmaktadır. Nicola Pisano'nun oğlu olan Giovanni Pisano, bir mimar ve heykeltraş olarak Siena Katedrali cephesini yapmış ve Campo Santo'da da çalışmıştır. Babası ile birlikte çalışmış olduğu «Siena Katedrali Kürsüsü»nde, her iki sanatçının özellikleri Venturi tarafından kesinlikle ayırt edilmektedir. Ancak bazı sa­natçılar, özellikle bazı kısımlarda, bu ayırımın yapılmasının olanak dışı olduğunu söylemektedirler. Sanatçı aynı zamanda Siena Vaftizhanesi'nin heykellerini de yapmıştır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman"></font></p>
<p style="background:white;text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Bu eserlerde bağımsız olarak kendi sanat biçimine kavuşmuştur. Binanın çevresini dolaşan heykellerin en ünlüleri Davut, Süleyman, Mu­sa, Musa'nın kızı, kardeşleri ve Meryem'dir. Heykeller hem antik Roma ve hem de Gotik özellikleri bir araya getirmiştir. Giovanni Pisano'nun en başarılı en büyük ve en süslü eseri olarak <i>«Pistoia»</i> kürsüsü kabart­maları gösterilmektedir. Burada sanatçı çok anlamlı ve yoğun bir fi­güratif dil kullanmıştır. Kürsü kaidesinde bulunan bir yazıttan sanat­çının aynı zamanda bir gravürcü olduğundan söz edilmekte ve kuyum­culuk yaptığı da anlaşılmaktadır. Bugün sanatçının maden üzerine yap­mış olduğu bu eserlerden elimizde örnek yoktur.</font></span></p>
<p><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Pisa kürsüsü mimarlık kuruluşunda bir eskiye dönüş göze çarp­maktadır. Kabartma ve heykellerin çoğu, antik Yunan ve Roma heykel­lerine benzemektedir. Heykellerin biçim ve ruhsal değerleri belirtilme­ğe çalışılmıştır. Gerçi, kabartmaların bazı yerlerinde bir karışıklık ve anlatım bozukluğu vardır ama bu düzen, onun Rönesans heykelinin gelişimindeki rolünü engellemeyecektir.</font></span><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p><b><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">ANDREA DA PONTADERA (12 ? -1347)</font></span></b><b><font face="Times New Roman"> </font></b></p>
<p style="background:white;text-indent:21.35pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Andrea da Pontedera, mimar ve heykeltraştır. Andrea Lieano diye de anılmaktadır.</font></span></p>
<p><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Andrea Pontedera kendisine özgü, sade anlatımı ve doğaya dönük gözlemciliği ile çağın önde gelen heykeltraşları arasına girmiş ve yeni sanatı ilk defa uygulayanlardan olmuştur. Sanatçı, heykeltraş, oymacı ve kuyumcudur. Nitekim Giotto'nun ölümü üzerine, Floransa katedrali, Çan kulesi baş mimarlığına seçilmiş ve kuleye etrafı kabartmalı pano­larla süslü iki kat eklemiştir. Burada, <i>«Dokuma sanatı», «Toprağı işleme sanatı»</i> gibi allegorik sahnelerle insanlığın oluşumunu anlatan konular iş­lenmiştir. Bu figürlerde sanatçının Giotto'nun etkisi altında kaldığı açık­ça görülmektedir.</font></span><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><b><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman"><span>     </span></font></span></b></p>
<p><b><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman"><span></span>15’İNCİ YÜZYILDA İTALYA RÖNESANSININ BAŞLANGICI</font></span></b><b><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span></b><b><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"><span>      </span></font></span></b></p>
<p><b><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"><span></span>FLORANSA RÖNESANSI</font></span></b><b><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span></b><span style="color:black;letter-spacing:0.5pt;"><font face="Times New Roman"><span>     </span></font></span></p>
<p><span style="color:black;letter-spacing:0.5pt;"><font face="Times New Roman"><span></span>Oluşu bakımından Rönesans iki büyük devre ayrılır:</font></span></p>
<p><span style="color:black;letter-spacing:0.5pt;"></span><font face="Times New Roman"><b><span style="color:black;"><span>I-<span style="font:7pt 'Times New Roman';">                   </span></span></span></b><span style="color:black;">Araştırma Devri<span>  </span>Rösesans Başlangıcı<span>  </span>(1400-1500)</span></font></p>
<p><font face="Times New Roman"><span style="color:black;"></span></font><font face="Times New Roman"><b><span style="color:black;"><span>II-<span style="font:7pt 'Times New Roman';">                </span></span></span></b><span style="color:black;">Olgunluk Devri<span>  </span>Yüksek Rönesans<span>      </span>(1500-1540)</span></font><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span></p>
<p><span style="color:black;"></span><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">1400 Yıllarında Floransa ekonomi, politika, toplum, bilim, teknik, </span><span style="color:black;letter-spacing:0.35pt;">sanat ve kültür yönlerinden çok karmaşık ve çelişkili bir ortama gel­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.55pt;">miştir. Buna karşın gene bütün bu alanlarda, İtalya'da ve Avrupa'da </span><span style="color:black;letter-spacing:0.4pt;">yeni hümanist ruh ve düşüncenin doğup geliştiği tek üretici merkezdir.</span></font><font face="Times New Roman"> </font><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">15. Yüzyılda Floransa'da insan yeteneği yaratış alanlarında çeşitli bi­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">çimler ortaya koymuştur. <i>«Rönesans'ın başlangıç devrinin»</i> 15. yüzyıl </span><span style="color:black;letter-spacing:0.4pt;">Rönesans eserlerinin en önemlileri bu şehirde yapılmıştır. Rönesans'ın </span><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">ilk dönemine aynı zamanda <i>«FLORANSA RÖNESANSI»</i> denilmesinin </span><span style="color:black;letter-spacing:0.4pt;">nedeni budur.</span><b></b></font></p>
<p style="background:white;text-indent:13.1pt;text-align:justify;margin:12.7pt 0 0 22.3pt;" class="MsoNormal"><b><span style="color:black;letter-spacing:-0.3pt;"><font face="Times New Roman">MİMARLIK</font></span></b></p>
<p><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">Ressam, heykeltraş, kuyumcu, mühendis, mimar gibi çok yönlü olan </span><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">Rönesans sanatçıları çağlarının hümanist dünya anlayışını yansıtan eser­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.45pt;">ler yaratmışlardır.</span></font><font face="Times New Roman"> </font><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.4pt;">Rönesans çağı insan aklının üstünlüğüne inanılan bir çağdır. Her-</span><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">şey insana yöneliktir. Dünya gerçeklerinin kilise doğmalarıyla değil akıl­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.45pt;">la gözlem-deneyle açıklandığı, insanlığın bu büyük döneminde, sanat </span><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">da aynı gerçeklere uygun olarak gelişmiştir. Çağın getirdiği yeni doğru­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.6pt;">lar kadar antikitenin araştırılmasıyla ortaya konulan bir takım yeni </span><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">ölçü ve yapı unsurlarının da yeni sanata katkıları büyük olmuştur. Özel­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">likle antik Yunan ve Roma kalıntıları; bu yüzyılda bulunan mimar Vit</span><span style="color:black;letter-spacing:0.4pt;">ruvius'un 20 ciltlik mimarlık kitabı 15. yüzyıl Rönesansını büyük çap</span><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;">ta etkilemiştir. Vitruvius Polanius, Roma imparatoru Augustus'un baş </span><span style="color:black;letter-spacing:0.4pt;">mimarıydı. Kitabında, şehir, tapınak, tiyatro planları ve detaylarıyla birlikte Yunan mimarlığını incelemişti.</span></font><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p style="background:white;text-indent:34.9pt;line-height:12.5pt;text-align:justify;margin:0.7pt 0.95pt 0 0.5pt;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">Rönesans mimarlığı şu ana kurallar üzerine temellendirilmiştir: Öl­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">çüsü insan olan, insana yönelik mekân, perspektif, geometriye dayanan </span><i><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;">«ölçülü biçim estetiği»</span></i><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;"> ile şekillendirme.</span></font></p>
<p style="background:white;text-indent:34.45pt;line-height:12.7pt;text-align:justify;margin:6.25pt 1.7pt 0 0.95pt;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.45pt;">Ortaçağ akıl dışı bir din ve dünya görüşüne sahipti. Ortaçağ sana­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.55pt;">tı da böyle bir görünüşe bürünmüştü.</span></font></p>
<p style="background:white;text-indent:35.4pt;line-height:12.7pt;text-align:justify;margin:6.25pt 1.9pt 0 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.35pt;">Gotik yapılar-katedraller, çağının anlayışına uygun olarak ölçü dı­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">şı, öteki dünyaya yönelik, sınırlanmamış mistik mekânlardı. Gotik mi­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;">marlık sonsuzluğu duyuran dikey çizgiler kullanarak mimarlık unsurla­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.4pt;">rını yok etmeğe çalışmıştı.</span></font></p>
<p style="background:white;text-indent:35.4pt;line-height:12.7pt;text-align:justify;margin:6pt 2.15pt 0 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">Mistisizm kuşkusuz Rönesans'ta da vardı. Ne var ki buradaki din </span><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">anlayışı, dünyaya bağlı, bilinçli, kararlıydı. Kusursuz bir düzene daya­nıyordu. Bu kusursuz düzeni ise sanatçılara, örneğin Brunelleschi'ye gö­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.35pt;">re; ancak ve ancak daire, kare, dikdörtgen, üçgen gibi geometri biçim­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;">leri sağlayabilirdi. Doğada her şey, dünyanın hareketlerinden, mevsim­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.2pt;">lerin oluşumuna dek düzenliydi. 15. yüzyıl astronomi inancına göre; yıl</span><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">dızlar, gezegenler, evren, dünya merkez olmak üzere onun çevresinde dö­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">nüyordu. Rönesans sanatında, kilisenin insanı merkez alması, insanı </span><span style="color:black;letter-spacing:0.35pt;">çevrelemesi düşüncesi buradan geliyordu.</span></font></p>
<p style="background:white;text-indent:21.85pt;line-height:12.7pt;text-align:justify;margin:6pt 1.7pt 0 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">Gotik kiliselerde dua eden kişi, kayıtsız şartsız Tanrıya yönelmiş, </span><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">mihrap-büyük altar karşısında küçücük, önemsiz bir yaratıktı<a name="_ftnref14" href="http://dtgultekin.wordpress.com/wp-admin/#_ftn14" title="_ftnref14"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;color:black;font-family:'Times New Roman';letter-spacing:0.25pt;">[14]</span></span></span></span></a>. Tüm </span><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">ölçüler onu aşan bir taşkınlıktaydı. Merkezi planlı Rönesans kiliselerinde </span><span style="color:black;letter-spacing:0.25pt;">ise dua eden insan, her şeyin ölçüsü durumuna getirilmiştir. Çünkü Rö­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.3pt;">nesans, insanın dünyada her şeyin merkezi olduğu inancının geçerli ol­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.4pt;">duğu bir dönemdir. Rönesans yapılarında ideal plan olarak (insanı </span><span style="color:black;letter-spacing:0.55pt;">her şeyin merkezinde gören) merkezî planın seçilmesinin nedeni bu­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.15pt;">dur. Bu «Merkezî plan» sistemi; gerek mimarlık gerekse heykeltraşlık </span><span style="color:black;letter-spacing:0.35pt;">eserlerinde ve resimlerde hem estetik, hem ruhsal, hem de yapısal ola­</span><span style="color:black;letter-spacing:0.45pt;">rak Rönesans disiplininin ideali olmuştur»<a name="_ftnref15" href="http://dtgultekin.wordpress.com/wp-admin/#_ftn15" title="_ftnref15"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;color:black;font-family:'Times New Roman';letter-spacing:0.45pt;">[15]</span></span></span></span></a></span></font></p>
<h1><font size="3"><font face="Times New Roman"><span style="letter-spacing:0.25pt;">«Merkezî plan» 15. yüzyılda Brunelleschi ve Alberti ile saptanmış­tır. 16. yüzyılda ise, en doğal, en organik ve en uyumlu yapı biçimi ola­rak düşünülmüştür. Bramante, Leonardo ve Raffaello «Merkezi Plan» </span><span style="letter-spacing:0.3pt;">idealini eserleriyle taçlandırmışlardır. </span></font></font></h1>
<p><font face="Times New Roman"></font></p>
<h1><b><font size="3"><font face="Times New Roman">PERSPEKTİF</font></font></b></h1>
<p><font face="Times New Roman"></font></p>
<p style="background:white;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Brunelleschi'ye göre, insanı çevreleyen mekanın sırrı, kusursuz geometri biçimlerinden başka hiçbir şeyle açıklanamazdı. Brunelleschi, bu görüş kanunlarını <i>«çizgi perspektifi»</i> ile kanıtlamış oluyordu. 15. yüzyılın perspektif kuralları, Orta çağın mekan anlayışını yok etmiş ve tüm anlatım düzenlerini kapsayarak bir devrim yaratmıştır. Pers­pektif tek bir kişinin buluşu değildir. Gelişmesinde bilim adamları ile sanatçıların birlikte emekleri geçmiştir. Gerçekten de, 15. yüzyılda olu­şan Rönesans'ta; sanat ve bilim tümlüğü, duygu ve düşünce birliği, bilim adamı sanatçı tümlüğünün tek insanda oluşmasındandır</font><a name="_ftnref16" href="http://dtgultekin.wordpress.com/wp-admin/#_ftn16" title="_ftnref16"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;color:black;font-family:'Times New Roman';">[16]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman">.</font></span></p>
<p><b><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"></font></span></b></p>
<h1><b><font size="3"><font face="Times New Roman">ÇİZGİ PERSPEKTİFİ</font></font></b></h1>
<p><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"></font></span></p>
<p style="background:white;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Çizgi perspektifi; eşyaları, asıl biçim ilişkileri dışında, belli bir ba­kış noktasından görülüşüne uygun, bir plan yüzeyine taşımaktır</font><a name="_ftnref17" href="http://dtgultekin.wordpress.com/wp-admin/#_ftn17" title="_ftnref17"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;color:black;font-family:'Times New Roman';">[17]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman">.</font></span></p>
<p style="background:white;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Perspektifin keşfi ile, çağdaş «bireysellik düşüncesi de kendi sanat düzenini kurmuştur. Perspektifle anlatılan eşya, gözlemcinin öznel gö­rüş noktası ve görüş açısıyla ilişkilidir. Bir görüş açısından bakıldığın­da, tüm paralel çizgiler uzakta belli bir noktada toplanıp, kayboluyor gibi görünür. Yepyeni bir buluş olan bu kural, bütün sanat alanlarına; mimarlık, heykel, resim ve şehir planlarına cüretle uygulandı. Sanatçılar ve bilim adamları onu kolaylıkla anlaşılabilir ve çekici hale getirdiler. Uccello buluşun çekiciliğini şu cümlelerle anlatıyordu: «Perspektif! Ne güzel şey! Brunelleschi, San Lorenzo Kilisesi’nde, Massaccio <i>«Çar­mıha Geriliş »</i> de bu kuralları dile getirdiler.</font></span></p>
<p><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><b><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">FİLİPPO BRUNELLESCHİ (1377-1447)</font></span></b><b><font face="Times New Roman"> </font></b></p>
<p style="background:white;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Mesleğe bir kuyumcu ve eski diller öğrencisi olarak başlamıştır. Büyük bir mimar, heykeltıraş, mühendis ve matematikçi olmuştur. Onun başarısındaki sır; çok yönlü oluşunda, tek bir dalda uzmanlaş­maya yönelmemiş olmasında aranmaktadır. Rönesans’ın hemen bütün büyük sanatçılarında bu «çok yönlülük» görülmektedir. Rönesans sa­natının en yüksek aşamaya ulaşmasının sırlarından biri de, uzmanlaş­malara bölünmemiş olmasıdır. Bu bütünlük 16. 17. ve 18 yüzyıllarda da sürmektedir</font><a name="_ftnref18" href="http://dtgultekin.wordpress.com/wp-admin/#_ftn18" title="_ftnref18"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;color:black;font-family:'Times New Roman';">[18]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman">.</font></span></p>
<p><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Roma'da antik yapılar üzerinde incelemelerde bulunan Brunel­leschi, ilk büyük iş olarak Floransa Katedrali (Santa Maria del Fiore)'nin kubbesini yapma görevini yüklenmiştir. 1367'de Gotik bir plana göre inşa edilen kilisenin çan kulesi Giotto tarafından yapılmıştı. 1367’deki projeye göre, binanın kubbesi, Yakın Doğu'daki İlk Türk-İslam eserlerinde görüldüğü gibi çift kubbeli olarak düşünülmüştü.</font></span><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p style="background:white;text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">1421'de işe başlayan ve «eski planı değiştirmeyeceğine yemin eden</font><a name="_ftnref19" href="http://dtgultekin.wordpress.com/wp-admin/#_ftn19" title="_ftnref19"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;color:black;font-family:'Times New Roman';">[19]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman"> Brunelleschi (1377-1447) sekiz köşeli bir tambur üzerine sekiz di­limli bir kubbe ile bu geniş mekanı örttü. Hemen hemen yarım küre biçimindeki kubbede antik Roma'dan etkilenme vardır. Ancak, burada kubbe, doğuda olduğu gibi dilimlere ayrılmıştır. Dilimler Gotik'te gö­rülene benzer şekilde, haçvari tonoz gibi gittikçe sivrilip yükselerek te­pede bir noktada birleşmektedir. Bu yüzden kubbe, biçim olarak tipik bir Rönesans kubbesi sayılmamaktadır. Ancak bir mühendislik şaheseri olarak gösterilmektedir.</font></span></p>
<p><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"></font></span></p>
<p style="background:white;text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Brunelleschi burada, bir mimarlık problemiyle değil fakat mühen­dislik problemiyle karşılaşmıştır. Kubbe tonozu, hiçbir dayanak olmak­sızın 29 metrelik boşluğu atlıyordu. «Tarihte ilk kez, hiçbir ağaç iske­leyle desteklenmeksizin bu kadar geniş bir kubbe uygulanmıştır. Tuğ­ladan iç içe yapılmış çift kubbe örgüsünde, elde edilecek dik meyil önemsenmeden baştan başa aynı kalınlık korunmuştur</font><a name="_ftnref20" href="http://dtgultekin.wordpress.com/wp-admin/#_ftn20" title="_ftnref20"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;color:black;font-family:'Times New Roman';">[20]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman">. S. Giedion, bu kubbenin «cüretli bir mühendislik işi» olduğunu ve «Fransız mühendisi Eiffel'in göklere atılan köprüleriyle kıyaslanabilece­ğini» yazmaktadır</font><a name="_ftnref21" href="http://dtgultekin.wordpress.com/wp-admin/#_ftn21" title="_ftnref21"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;color:black;font-family:'Times New Roman';">[21]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman">.</font></span></p>
<p><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Brunelleschi, San Lorenzo Kilisesi planı ile Rönesans sanatına de­ğer yeni kurallar da getirmiş oluyordu. Rönesans mistisizmi, «kutsal uyum»un bütün varlıklarla ifade edildiğine inanıyordu. Bu uyum, insa­nın ruhundan vücuduna, politikadan mevsimlerin ve kürenin düzenli hareketlerine değin görülebilirdi. Brunelleschi bu düşünce sistemini mi­mariye uygulayarak «<i>birim (modül) sistemini»</i> ortaya koydu ve ilk kez San Lorenzo'da uyguladı. Kilise transeptinin (haçın kollarının birleş­tiği alan) yüzey alanım, birim (modül) olarak aldı. Bu ölçünün dört katını kilisenin nef alanına uyguladı. Koro kısmı içinse bir daha ekle­di</font><a name="_ftnref22" href="http://dtgultekin.wordpress.com/wp-admin/#_ftn22" title="_ftnref22"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;color:black;font-family:'Times New Roman';">[22]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman">. Brunelleschi, diğer buluş ve uygulamalarıyla da Gotiğin karşısına </font></span><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">çıkarak Rönesans mimarlığının kurallarını saptıyordu. Gotik mimarlık, sınırsız mekan anlatımı eğilimiyle, mimarlık unsurlarının tüm ağırlığını binayı parçalayarak yok etmeğe çabalamıştı. Mimar olduğu kadar bir mühendis de olan Brunelleschi ise, tam tersini yaptı.</font></span><font face="Times New Roman"> </font><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Düz tavan ve yarım daire kemerlerin ağırlıklarını yüklenen yuvar­lak Korent sütunları, duvarlara dayalı ve oluklu gömme sütunlar zarif kornişler kullandı. «San Lorenzo Kilisesi'nde her şeyin üstünde arıklık-berraklık taçlanmıştır. Bu arıklık, onun temel planının sadeliği, üs­tün düzenliliğinden, alçak gönüllü mühendisliğinden, mimarlık unsurla­rının doğruluğundan ve tüm ölçülerin birbiriyle uyumlu ilişkilerinden elde edilmiştir.</font></span><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p style="background:white;text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Bütün bunlar Brunelleschi'nin eski Roma kalıntılarından bellemiş olduğu ilk dersler olarak görülmektedir. Bu örneklemeler onun ve Rö­nesans'ın ilk kamu yapısı olan Yoksullar Hastanesi (İnnocenti Hastanesi'nde) de görülmektedir. Esas yapının önüne, korent sütunlarıyla süslü bir avlu eklenmiştir. Cepheyi kaplayan basık yatay merdivenler bi­nayı, meydana bağlamaktadır. Basık, yatay çatıda yer alan dikine pen­cereler, yatay frizlerle uyumlu bir birlik ve Gotiğin tersine büyük bir huzur-sukünet sağlamıştır.</font></span></p>
<p><font face="Times New Roman"><span style="color:black;">15. Yüzyılda bütün dersler Roma'dan alınmamıştır, ilk Rönesans'­ın ilk devirlerinde (Floransa Vaftizhanesi, San Miniato, Santi Apostoli) gibi, </span><span style="color:black;">XI </span><span style="color:black;">ve </span><span style="color:black;">XII. </span><span style="color:black;">yüzyıllarda ve daha önce yapılmış Roman ortaçağ kili­selerinin sadeliği ve düzeninden de çok şey alınmıştır. Özleştirilerek kul­lanılan bütün bu dersler Rönesans'ın arık duygu ve düşüncesinin yara­tışlarına zengin birer kaynak olmuştur. Bu kaynaklar yaratışlar için bi­rer ruhsal itişti. Bu yüzden Rönesans sanatı bir taklit olmaktan kurtul­muştur.</span></font><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p style="background:white;text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Brunelleschi, Pazzi Şapeli-Capellası’nda bütün aldığı dersleri yorum­layarak kullanmış ve Rönesans'ın ilk olgun anıtını yapmıştır. Bu yüzdendir ki Pazzi Şapeli gerçek Rönesans yapılarının ilki sayılmaktadır. Yapı­ya Masaccio'nun ölümünün hemen ardından 1430 yıllarında başlan­mıştı.</font></span></p>
<p><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"></font></span></p>
<p style="background:white;text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Gerek iç gerekse dış ölçüleriyle anıtsal bir özelliği olan yapı 1442 de tamamlanmış dekorasyonu ise 1469'a dek sürmüştür. Brunelleschi, Pazzi Şapeli’nde, Masaccio'nun <i>«Çarmıha Geriliş»</i> freskosundaki be­şik tonozları kullanmıştır. Ancak beşik tonozu derinliğine bir perspek­tif elde edecek şekilde uygulamamıştır. Burada tonozlar, kubbe ile bir­likte yapının orta mekanını örter. Masaccio'nun resmi ve Rönesans'­ın son devrinde olduğunun tersine derin bir perspektif yerine düz bir etki uyandırır. Binanın düz duvarları güçlü görüntüleriyle yapının anıtsallık etkisini kuvvetlendirmiştir. Pazzi Şapeli'nin iç mekan anlatımı ile, «merkezi plan»ı her Rönesans kilisesinin çıkış noktası olmuştur.</font></span></p>
<p><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><b><font face="Times New Roman"><span style="color:black;">LEON- BATİSTA ALBERTİ (1404-1472)</span></font></b><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span></p>
<p style="background:white;text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="color:black;">Floransalı hümanist ve mimar Alberti Rönesans'ın çok yönlü ki­şilerinin tipik örneklerinden biridir. Vitrivius'un mimarlık kitabının bir çok bölümlerinin açıklamasını yapmıştır. Rönesans kiliselerinin «merkezi plan» idealini temellendirenlerden biri de Alberti'dir Röne­sans'ın ilk devrinde Tanrı'nın sembolü olarak gösterilen yuvarlak biçi­mi Alberti, «1485'de yazdığı De re aedificatoria Libri </span><span style="color:black;">X, </span><span style="color:black;">1485» de şöyle savunmaktadır:</span></font></p>
<p><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">«Bazı tapınaklar yuvarlak, bazıları kare, diğerleri de çok köşelidir. Doğa tarafından yaratılan ya da yönetilen şeylerin ve doğa mutluluk­larının çoğu genel olarak yuvarlak biçimlerdedir. Yıldızlar, ağaçlar, hay­vanlar, kuş yumurtaları ve yaratışın diğer kısımları niçin genellikle yu­varlaktır?»</font></span><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p style="background:white;text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Alberti'nin Rucellai Sarayı, cephedeki gömme sütunlar frizler, pen­cereler üzerinde yer alan kemerlerle, üsluplaştırılan ilk Rönesans saraylarındandır.</font></span></p>
<p><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><font face="Times New Roman"><span style="color:black;">Adriyatik kıyısında, Rimini'de sanatsever despot Sigismonda Malatesta'nın, 15. yüzyıl Rönesans'ına etkisi büyük olmuştu. Malatesta, Rimini'deki San Francesco Kilisesi’ni (Malatestiano Tapınağı)nı kendisine bir mezar anıtı olarak yeniden düzenlemesi için Alberti'ye sipariş ver­mişti. Sanatçı bu eski Hıristiyan bazilikasını hümanist ruhla yenileştirdi. Kilisenin cephesi için Roma imparatoru Augustus'un zafer anıtındaki temel yapı unsurlarından faydalandı. Ondaki putatapan biçimlerini, Rönesans'ın akılcı mistisizmi ile bir Hıristiyan tapınağına aktardı. Cep­hede, antikiteden aldığı korent başlıklı oluklu yarım sütunlar, plastrlar, yarım daire kemerler, yuvarlak madalyonlar, üçgen alınlık kullandı. Yanlarda derin beşik tonozlu nişler yer alıyordu. Bunlardan güneydeki nişlerin içine, klasik sarkofajlar içinde Sigismanto ve onun çevresinde bulunan bilim adamlarının cesetleri konulacaktı. Sigismanto öldüğünde mezar anıtı tamamlanmamıştı. Alberti, eğimli yarım üçgen biçimli ça­tısıyla cepheyi tamamladı. Diğer kısımları Rönesans ve Barok süresin­ce geliştirildi. Sanatçının son eseri olan, Mantua'daki Sant Andrea Ki­lisesi’nde ise, imparatorluk Roma'sının biçim dili çok daha belirgindir. Kilisenin cephesinde antik Roma zafer taklarına benzeyen büyük taç kapı vardır. Çok iyi hesaplanmış geniş bir beşik kemerle taçlanan kapı­nın üzerine antik Yunan tapınaklarının üçgen alınlığı konulmuştur. Yan </span><span style="color:black;">şapellerin üzerine dayanan, tonoz anıtsal bir görünüş kazandırmıştır. Böylece, Masaccio'nun freskosunda görülen, derinliğine beşik tonoz perspektifi ölümünden 45 yıl sonra en beklenmedik noktalarda mimari­ye uygulamıştır. Ancak buradaki uygulama, merkezi planlı Latin haçına uydurulmuştur. Taç kapının yanlarında nefe açılan küçük kapılar bu­lunmaktadır. Brunelleschi'nin San Lorenzo Kilisesi’nde sütunlarla ayrı­lan nef burada tek bir kanat halindedir. Bu geniş mekan transepti örten kubbeden gelen ışığı kucaklar. Nefin iki yanında şapeller dizelenmiştir. Şapellerin iki tarafındaki düz sütun demetleri, nefin üstünü örten be­şik tonozların ağırlığın yüklenen kemerleri taşırlar. Tonozlar ve ke­merler çekici kornişlerle süslüdür. Yapıda büyüklük ile güzellik isteği dengeli bir şekilde kullanılmıştır.</span></font><span style="font-family:Arial;"> </span></p>
<p><span style="font-family:Arial;"></span><b><font face="Times New Roman">MİCHELOZZO MİCHELLOZZİ<span>  </span>(1396-1472)</font></b></p>
<p><b><font face="Times New Roman"> GİOVANNİ AMADEO (1447-1522)</font></b><span style="font-family:Arial;"> </span></p>
<p><span style="font-family:Arial;"></span><font face="Times New Roman"><span style="color:black;">15. yüzyıl Rönesansının diğer önemli sanatçılarındandır. Michelozzi'nin Floransa'daki Riccardi Sarayı, Amadeo'nun diğer mimarlarla bir­likte yaptığı Pavia'daki ünlü Certosa Kilisesi ve Manastırı Rönesans'ın (ilk devrindeki) önemli eserler arasında sayılmaktadır.</span><span style="font-family:Arial;"></span></font><b><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span></b></p>
<h2><font size="3"><font face="Times New Roman">İDEAL ŞEHİR<span style="font-family:Arial;"></span></font></font></h2>
<p><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><font face="Times New Roman"><span style="color:black;">Rönesans şehri insan içindi. Yığınları içine alan bir düzeni gerek­tiriyordu. Erken Rönesans'ın kutsal-semavî «Merkezî Plan» ideali şe­hir planlarına da uygulanmak istenmiştir. Mimarlık heykel ve resimler­de gerçekleştirilen bu ideale göre şehir planları da çizgilerin bir nokta­da toplandığı çizgi perspektifi kurallarına göre gelişecekti. Birbirlerine belirli uzaklıklarda bulunacak evler ve sokaklar birbirine göre belirlen­miş ölçüler içinde olacaktı. Sokaklar, ortasında merkezi planlı bir kilise bulunan şehir meydanına açılacaktı.</span><span style="font-family:Arial;"></span></font><b><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span></b></p>
<h2><font size="3"><font face="Times New Roman">MERKEZİ YAPI VE YILDIZ ŞEKLİNDE ŞEHİR<span style="font-family:Arial;"></span></font></font></h2>
<p><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Poligon-çokgen şeklinde ideal şehir planı, Rönesans'ın doğruluk, düzenlilik sisteminden doğan bir sonuçtur</font><a name="_ftnref23" href="http://dtgultekin.wordpress.com/wp-admin/#_ftn23" title="_ftnref23"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;color:black;font-family:'Times New Roman';">[23]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman">. Sekiz veya daha çok kollu olabilen yıldız şeklinde şehir planının ortasında kuralları Rönesans tarafından saptanan merkezi yapı yer olacaktı. Tıpkı Bramante'nin bir kubbe çevresinde toplanan Şapeller-Capellalar sistemli merkezi plan ideali gibi, sokaklar da bir meydanda toplanacaktı.</font></span><span style="font-family:Arial;"> </span><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Bu düzen Leonardo da Vinci'nin de ilgisini çekmiş, merkezi yapı sistemini uyguladığı bir çok resimleri ve projeleri bulunmuştur. Raffaello'nun <i>«Meryem'in Evlenme Töreni»</i>nde; resmin ortasında ve tepede çokgen bir tapınak yer almaktadır. Bu egemen durumlu tapınağın ba­samaklı kaidesini, her yandan, perspektifle elde edilmiş bir genişleme içinde mermer bir alan çevirmektedir. İdeal şehir düşüncesi, 15. yüzyıl başında ortaya atılmış, yüzyılın ortasında Floransalı mimar Filarete (Antonio di Pietro Averlino) tarafından ele alınmıştır. Alberti de bu düşünceye büyük hayranlık duymuş ve mimarlık üzerine yazdığı kita­bının 10’uncu cildini, «De Re aedificatoria» adıyla «ideal şehir» düşün­cesine adamıştı. Bu kitap sonradan Filarete'nin «Mimarlık Tekniği» ki­tabına da kaynak olmuştur</font><a name="_ftnref24" href="http://dtgultekin.wordpress.com/wp-admin/#_ftn24" title="_ftnref24"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;color:black;font-family:'Times New Roman';">[24]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman">.</font></span><span style="font-family:Arial;"> </span><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Gotiğin ve Ortaçağın tersine, Rönesans'ta sokak, meydan, duvar ve pencere büyük ölçüde önemsenmiştir. Saraylar ve evler sokaklara, sokaklar meydanlara bağlıdır. Rönesans'ın dünyaya açık görüş ve dü­şünüşünün yansıması olarak binaların cepheleri pencerelerle doludur. Pencereler ayırıcı ve süsleyici ayaklar, gömme sütun ya da ritmik şe­kilde tekrarlanan sütunlarla çevrelenmiştir. Roma'daki Farnese Sarayı pencerelerinin süslemelerine büyük önem verilmiştir. Ortadaki pence­re, Farnese ailesinin arması oyulu bir kalkan ile belirtilmiş, sonradan papalık arması ile çevrelenmiştir.</font></span><span style="font-family:Arial;"> </span><font face="Times New Roman"><span style="color:black;">Venedik resimde olduğu gibi heykel ve mimarlık alanlarında da Toscana ve Roma özelliklerinin dışında gelişmiştir. Bazı Rönesans de­taylarıyla Venedik Dukalık Sarayı, bu şehrin Rönesans'ın ilk devri özel­liklerini taşıyan yapılardandır.</span><span style="font-family:Arial;"></span></font><span style="color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><font face="Times New Roman"><span style="color:black;">Pietro Lombardo (1435-1515) nün planladığı Dei Miracoli Kilisesi de iç ve dış görüntüsüyle Venedik'e özge unsurlardan oluşmuştur. Yapı, cephede biten enine beşik bir tonozla örtülüdür. İç mekan tek neflidir. Nefi örten tonoz, cephede yarım daire şeklinde bitiş yapmıştır. Nişsiz olarak sade bir şekilde düz bırakılan cephe Bizans ve Venedik’teki San Marco Kilisesi cephesinde görüldüğü gibi mermer kaplanmıştır. Üstü kak­ma teknikle stilize edilmiş Yunan ve Lâtin haçları, düz bantlar, daire­ler, somaki kareler ve serpentinle işlenmiştir. Yan Şapelleri olmayan tek nefin mermer işleme düz duvarlarında da aynı etki devam etmek­tedir. Ön dört mermer basamaklı yüksek mihrabı, Napolyon tarafından taç giyme töreninde kullanmak üzere kaçırılıp, Paris'e götürülmek is­tenmiştir. Pietro Lombarda, mimar olduğu değin heykeltraş olarak da Venedik okulunun kurucusudur.</span><span style="font-family:Arial;"></span></font><b><span style="font-size:16pt;"><font face="Times New Roman"> </font></span></b></p>
<p><b><span style="font-size:16pt;"></span></b><font face="Times New Roman"><b><span style="font-size:14pt;color:black;font-variant:small-caps;">15.</span></b><b><span style="font-size:16pt;color:black;font-variant:small-caps;"> yüzyılda italyan heykel sanatI</span></b></font><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p><b><span style="color:black;"></span></b><b><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">JACOPO DELLA QUERCİA (1374-1438)</font></span></b><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Rönesans'ın öncü  heykeltraşlarındandır. En önemli eserleri, Bologna'da San Petronia Katedrali’nin kapısını süsleyen rölyefleridir. Bu rölyeflerde Gotik kalıntılar görülmekle birlikte, Rönesans ruhunun ilk be­lirtileri de ortadadır. Nitekim panolar arasında <i>«İlk Günah»</i> sahnesin­de; Hayvanın vücudu, bir kaç yaprakla belirtilen ağaç, kadın başlı yılan, ortaçağın geç gotik kalıntılarındandır. Fakat panodaki figürlerde sağla­nan enerji birikimi, ve sağlam biçimleri ise 15. Yüzyıl Floransa Röne­sans'ının özelliklerindendir.</font></span><font face="Times New Roman"> </font><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">«İlk Günah»da; Adem'in karısına bakışı, kompozisyonda birlik sağ­ladığı gibi, sahnede başarılı bir psikolojik anlatım da yaratmıştır. «İlk Günah» ve <i>«Cennetten Kovuluş»</i> sanhelerindeki enerji dolu figürler an­latımın sadeliği Gotik'ten tam bir kopma olarak gösterilebilir. Michelangelo'yu da hatırlatan bu dinamik ve sade anlatım, <i>«Toprağın İşlenmesi»</i> sahnesinde görüldüğü gibi küçük boyutlu panolar içine sığdırılmış oldu­ğundan daha da güçlü görülmektedir.</font></span><font face="Times New Roman"> </font><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Sanatçının, Siena, Floransa, San Gimigniano'da taş ve renkli ağaç malzeme kullanarak yaptığı bir çok heykelleri de bulunmaktadır.</font></span><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p><b><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">GHİBERTİ (1378-1455)</font></span></b><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p style="background:white;text-indent:35.4pt;text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><span style="color:black;"><font face="Times New Roman">Bir düşünür ve hümanist olan sanatçı 15. Yüzyıl Rönesans heykeli­nin sayılı ustalarındandır. Çağın sanatını da içine alan bir otobiyografi yazmıştır. Gotik zevkle, antik Yunan sanatı hayranlığını birleştirmiştir. Floransa Vaftizhanesi’nin Kuzey Kapısı, sanatçının bu özelliklerini kap­samakta ve sanat tarihçilerince Rönesans süsleme sanatının da ilk ör­nekleri arasında gösterilmektedir. 1401'de altın tüccarları binaya yeni, bronz bir kapı yaptırmak üzere yarışma açmışlardı. Yarışmaya, Ghiberti ile birlikte Brunelleschi de katılmış, fakat Ghiberti kazanmıştır. Sanatçı bu yarışma konusu için antik Yunan ve Roma heykellerini incelemiş, daha sonra Vaftizhanenin doğu kapısını da yapmıştır.</font></span></p>
<p><span style="color:b