<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>roman-nedir &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/roman-nedir/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "roman-nedir"</description>
	<pubDate>Sat, 11 Oct 2008 10:44:20 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Öykü nedir]]></title>
<link>http://yenisiirler.wordpress.com/?p=39</link>
<pubDate>Sun, 28 Sep 2008 10:11:24 +0000</pubDate>
<dc:creator>siirsitesi</dc:creator>
<guid>http://yenisiirler.tr.wordpress.com/2008/09/28/oyku-nedir/</guid>
<description><![CDATA[Gerçek ya da düş ürünü bir olayı aktaran kısa düz yazı şeklindeki anlatıya öykü veya e]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><span class="postbody">Gerçek ya da düş ürünü bir olayı aktaran kısa düz yazı şeklindeki anlatıya öykü veya eski adıyla hikâye denir.</span></p>
<p>Kısa oluşu, yalın bir olay örgüsüne sahip olması, genellikle önemli bir olay ya da sahne aracılığıyla tek ve yoğun bir etki uyandırması ve az sayıda karaktere yer vermesiyle roman ve diğer anlatı türlerinden ayrılır.</p>
<p>Öyküde, olayın geçtiği yer sınırlı, anlatım özlü ve yoğundur. Karakterler belli bir olay içinde gösterilir. Bu karakterlerin de çoğu zaman sadece belli özellikleri yansıtılır. Konu tümüyle düş ürünü olabilir, ya da son derece gerçekçidir. Genellikle ironik bir rastlantı yoluyla yaratılan özel bir an üzerindeki yoğunlaşma sürpriz sonlara olanak verir.</p>
<p>Eski Yunan’daki fabl ve kısa romanslar, Binbir Gece Masalları öykünün habercileridir. Ama öykü ancak 19. yüzyılda romantizm ve gerçekçilik akımlarının yaygınlaşmasıyla edebi bir tür haline gelebildi. Edgar Allan Poe’nin Grotesk ve Arabesk öyküleri adlı eseriyle yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nde değil Avrupa’da da etkili oldu. Almanya’da Heinrch von Kleist, ve E. T. A. Hoffmann, psikolojik ve metafizik sorunları öykülerinde masalsı bir anlatımla yansıttılar.</p>
<p>20. yüzyıla girildiğinde öyküler ilk kez genellikle gazete ve dergilerde yayınlanıyor ve bu yüzden gazeteciliğe özgü yerel renkler taşıyordu. Bret Harte’nin öyküleri, Ruyard Kipling’in Hindistan’daki yaşamı anlatan öyküleri, Mark Twain’in Missisippi ve O. Henry'nin öyküleri bu özelliktedir.</p>
<p>Rusya’da Gogol, Dostoyevski, Turgenyev ve Çehov’un öyküleri, öykü türünün edebi eserler arasında sağlam bir yere oturmasına büyük katkı sağladı.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Roman nedir]]></title>
<link>http://yenisiirler.wordpress.com/?p=29</link>
<pubDate>Fri, 12 Sep 2008 15:42:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>siirsitesi</dc:creator>
<guid>http://yenisiirler.tr.wordpress.com/2008/09/12/29/</guid>
<description><![CDATA[İçindeki belli bir kişi ya da bir grup insanın başından geçenleri, bu insan ya da insanların]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>İçindeki belli bir kişi ya da bir grup insanın başından geçenleri, bu insan ya da insanların iç ve dış yaşantılarını belli bir kronolojik, mantıksal, duygusal ya da sanatsal ilişkiyi gözeterek öyküleyen ve belli bir uzunluğu aşan anlatılar için kullanılan edebi terimdir. Edebi türler içinde en yenisidir. Çünkü matbaanın bulunması ve kentsoylu bir okur kitlesinin ortaya çıkmasından sonra gelişmiştir.</p>
<p>Tanımlanması zor bir edebi türdür. Gelişmesini tamamlamamış tek türdür denebilir.</p>
<p>Roman düzyazıyla yazılır. Anlatılan olaylar kahramanlık öyküleri değil, sıradan insanların günlük yaşantılarıdır. Anlatılan olaylar, saraylar ve savaş alanları gibi destansı mekanlarda değil, sokaklar, evler, meyhaneler gibi sıradan mekanlarda geçer. Kullanılan dil, nazım türlerinde olduğu gibi ağdalı değil günlük ve sıradandır.</p>
<p>Roman tarihe en bağlı edebiyat türüdür. Toplumsal, politik olaylar gelişmelerle de yakın ilişkidedir.</p>
<p>Roman, felsefe ve sanattan boş inançları kovmak ve bunların yerine akıl ve gerçeği geçirmek isteyen bir kültürel dönüşümün ürünüdür. Bu nedenle toplumların gelişimine, yani tarihe kopmaz biçimde bağlıdır. İnsanı, öncelikle toplumsal ve tarihsel bir varlık olarak konu alan ilk sanat türüdür.</p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;"> Roman Türleri </span></strong></p>
<p>Romanlar: konu, üslup, yazıldığı dönem bakımından çeşitli türlere ayrılabilir.</p>
<p>Üslup bakımından "romantik roman", "gerçekçi roman", "doğalcı roman", "estetik roman", "izlenimci roman", "dışavurumcu roman", "yeni roman" türleri sayılabilir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;">Üslup Bakımından</span></strong></p>
<p><strong>Romantik Roman </strong></p>
<p>Kişilerin duygularını, arzularını,hislerini, düşüncelerini yalnızca kendilerine ait, içten gelen doğal ve gerçek olgular gibi görür.Yani aşk, duygu, hayal gibi düşünceler yer alır.Örneğin Sir Walter Scott’un tarihsel romanları, Jean-Jacques Rousseau’nun eserleri ve Goethe’nin Genç Werther’in Acıları romanı gibi.Resat Nuri Güntekin'in Dudaktan Kalbe gibi...</p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;">Gerçekçi Roman </span></strong></p>
<p>Romantik romandan ayrı olarak kuru ve kuşkucu bir anlatım ve düşünce yapısı taşır. Balzac ve Stendhal’in romanları bu üsluptadır.</p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;">Doğalcı Roman </span></strong></p>
<p>Üslup bakımından gerçekçi romana benzer. Olanın olduğu gibi yazılmasını öngörür. Emile Zola ve Robin Sharma ve Guy de Maupassant romanları doğalcı romanlardır.</p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;">Estetik Roman </span></strong></p>
<p>Belli biçim ve anlatım kaygıları ile yazılmış romanlardır. Gustave Flaubert estetik romanın en önemli yazarıdır.</p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;">İzlenimci Roman </span></strong></p>
<p>Diğer üsluplardan ayrı olarak eşyanın ve dış olayların kendi nesnel gerçeklikleriyle insanların bunları algılama biçimleri arasındaki farkları ortaya çıkarmaya yönelir. Yani dış gerçeklerden çok, duyu ve duygulara, iç yaşantının betimlenmesine öncelik verir. Ford Madox Ford’un romanları izlenimciliğin en sistemli ürünleridir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;">Dışavurumcu Roman </span></strong></p>
<p>20. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Dışavurumculuk toplumsal kimliklerin reddedilmesi ve insan yaşamını belirleyen toplum karşıtı ya da uygarlık karşıtı güçlerin öne çıkarılmasıyla belirlenir.Dostoyevski, Franz Kafka, Samuel Beckett ve Bertold Brecht’in romanları bu türün örneklerindendir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;">Yeni Roman </span></strong></p>
<p>Aslında dışavurumculuğun izlerini taşır. Özellikle 1930 sonrasında ilk örnekleri görülmeye başlandı. Kendisinden önceki akımlardan hiçbirine benzemeyen, yazma deneyini, hatta romanın olanaksızlığını romanın asıl konusu haline getiren romanlardır. Yeni roman, yazma eyleminin kendisini sorgulamaya yönelir. Alain Robbe-Grillet, Michel Butor, Claude Simon, Philippe Soller, Julio Cortazar gibi yazarlar bunları denemişlerdir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;">Konu Bakımından </span></strong></p>
<p>Konusu bakımından roman "tarihsel roman pikaresk roman duygusal roman, gotik roman, ruhbilimsel roman, töre romanı, oluşum romanı" türlerine ayrılır.</p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;">Tarihsel Roman </span></strong></p>
<p>Uzak bir geçmişte yaşanan olayları konu alır. Ama tarihten daha derinlerde yatan insanla ilgili daha evresel bir gerçeği araştırmak amacıyla da yazılmış olabililer. Tarihi romanların örnekleri arasında Walter Scott’un romanlarını, Tolstoy’un Savaş ve Barış’ını, Stendhal’in Parma Manastırı’nı sayabiliriz.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>Duygusal Roman </strong></span></p>
<p>İnsanın duygusal yaşamını yüksek ve özenli bir üslupla betimleyen romanlardır. Bazen bu türde yazarın kendi duygularıyla, okurun duygularını sömürmesi ön plana çıkar. Laurence Sterne’in Fransa ve İtalya’da Hissi Seyahat adlı eseri, Rousseau’nun romanları, Madame de La Fayette’in Prenses de Cleves adlı romanı bu türe örnek gösterilebilir.<br />
<span style="text-decoration:underline;"><strong><br />
Ruhbilimsel roman </strong></span></p>
<p>Kişilerin ruhsal durumlarını ayrıntılarıyla çözümlemeye çalışan romanlardır. Daha serinkanlı ve denetimli oluşuyla duygusal romandan ayrılır. Abbe Prevost’un Manon Lescaut adlı eseriyle Fransız edebiyatında açılan psikolojik roman çığırı diğer ülke romancılarını da etkilemiştir. Paul Bourget’in romanları da bu türe örnektir. Türkiye'den Peyami Safa'nın 9. Hariciye Koğuşu buna örnektir.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Roman Türü Hakkında Bilgi]]></title>
<link>http://ibrahimavci.wordpress.com/?p=19</link>
<pubDate>Sun, 18 May 2008 16:00:47 +0000</pubDate>
<dc:creator>İbrahim Avcı</dc:creator>
<guid>http://ibrahimavci.tr.wordpress.com/2008/05/18/roman-turu-hakkinda-bilgi/</guid>
<description><![CDATA[Roman, insanın veya çevrenin karakterlerini, göreneklerini inceleyen, serüvenlerini anlatan, duy]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Roman, insanın veya çevrenin karakterlerini, göreneklerini inceleyen, serüvenlerini anlatan, duygu ve tutkularını çözümleyen, kurmaca veya gerçek olaylara dayanan uzun edebî türe ve bu türde yazılmış eserlere denir. Türkçe'ye Fransızca'dan geçmiştir.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Roman belli bir tarihsel ya da coğrafi çevre içindeki belli bir kişi ya da bir grup insanın başından geçenleri, bu insan ya da insanların iç ve dış yaşantılarını belli bir kronolojik, mantıksal, duygusal ya da sanatsal ilişkiyi gözeterek öyküleyen ve belli bir uzunluğu aşan anlatılar için kullanılan edebi terimdir. Edebi türler içinde en yenisidir. Çünkü matbaanın bulunması ve kentsoylu bir okur kitlesinin ortaya çıkmasından sonra gelişmiştir.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Tanımlanması zor bir edebi türdür. Gelişmesini tamamlamamış tek türdür denebilir.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Roman düzyazıyla yazılır. Anlatılan olaylar kahramanlık öyküleri değil, sıradan insanların günlük yaşantılarıdır. Anlatılan olaylar, saraylar ve savaş alanları gibi destansı mekanlarda değil, sokaklar, evler, meyhaneler gibi sıradan mekanlarda geçer. Kullanılan dil, nazım türlerinde olduğu gibi ağdalı değil günlük ve sıradandır.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Roman tarihe en bağlı edebiyat türüdür. Toplumsal, politik olaylar gelişmelerle de yakın ilişkidedir.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Roman, felsefe ve sanattan boş inançları kovmak ve bunların yerine akıl ve gerçeği geçirmek isteyen bir kültürel dönüşümün ürünüdür. Bu nedenle toplumların gelişimine, yani tarihe kopmaz biçimde bağlıdır. İnsanı, öncelikle toplumsal ve tarihsel bir varlık olarak konu alan ilk sanat türüdür.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Roman, kelime olarak Latince'den türemiştir. Roman dili, Romanca, ifadelerinden gelmektedir. Bir süre Roma'da konuşulan Roman dili ile, nazım ya da nesir olarak gerçek veya uydurma bir olayı anlatan eserlere roman denilmiştir.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Romanları şu isimler altında gruplara ayırmak mümkündür:</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><strong><span>1. Aksiyon Romanları</span></strong></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Olay unsurunun ön plana çıkarılmasına dayanan romanlardır. İki çeşidi vardır:</span></p>
<ul>
<li><span style="color:#000000;">Polis romanı</span></li>
<li><span style="color:#000000;">Macera romanı</span></li>
</ul>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><strong><span>2. Psikolojik Romanlar</span></strong></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Kişi unsurunun ön plana çıkarılmasına dayanır. Dış dünyadan çok, kişi ve iç dünyası esas alınır. Dış dünyaya kişinin iç dünyası ile ilgisi oranında yer verilir. Belli başlı çeşitleri şunlardır:</span></p>
<ul>
<li><span style="color:#000000;">Karakter romanı</span></li>
<li><span style="color:#000000;">Tutku romanı</span></li>
<li><span style="color:#000000;">Şuuraltı romanı</span></li>
<li><span style="color:#000000;">Biyografik roman</span></li>
</ul>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><strong><span>3. Sosyal Romanlar</span></strong></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Kişi ve çevre unsurlarını ön plana çıkaran romanlardır. Bu romanlar bir çağı yansıtabilir, bir bölgeyi töreleriyle birlikte ele alabilir. Belli başlı çeşitleri şunlardır:</span></p>
<ul>
<li><span style="color:#000000;">Töre romanı</span></li>
<li><span style="color:#000000;">Tarihi roman</span></li>
</ul>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><strong><span>4. Düşünce Romanları</span></strong></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Kişi unsurunu düşünce yapısı ve dünya görüşü bakımından ön plana çıkaran romanlardır. Bu romanlar daha çok bir takım görüşlerin savunulması, tartışılması, ya da çürütülmesi gayesiyle yazılmaktadır. Bu tür romanlara tezli romanlar da denilmektedir.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><strong><span>5. Fantazi Romanları</span></strong></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Hayal gücüne dayanan romanlardır. 19. yüzyılda ilimlerin gelişmesiyle yaygınlık kazanmıştır.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><strong><span>6. Egzotik Romanlar</span></strong></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Uzak, yabancı ülkeleri tanıtmak gayesiyle yazılan romanlardır.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Eserin özelliklerine göre yukarıdaki sınıflandırmaya tabi tutulabilen roman, sanatçının duygu, düşünce, görgü ve bilgisine göre de sınıflandırılabilir. Yazarın sanat felsefesine, kültür yapısına ve dünya görüşüne göre romanlar şu genel isimler altında toplanabilir:</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><strong><span>a) Romantik Roman</span></strong></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">His ve hayal unsurlarının ağırlık taşıdığı, belli bir şiirliliğin hakim olduğu romanlardır. Yazar coşkun bir his ve heyecan hali içindedir. Bu romanlarda yazar daha çok kendi şahsi duygularını ve maceralarını anlatır. Olaylar duyguların zengin dünyasında abartılarak daha etkileyici hale sokulur.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Bu romanların belirgin özelliği duygu ve hayalin bütün esere hakim olması, gözlem ve inceleme unsurlarının duygu ve hayal unsurlarının yanında silikleşmiş bulunmasıdır. bu akıma mensup sanatçılarda gerçeklerden çok, duygular ve hayaller önemlidir.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><strong><span>b) Realist Roman</span></strong></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Gözlem ve araştırma unsurlarının esas alındığı, his ve hayal unsurlarının ikinci plana itildiği romanlara denir. Realist romanlarda gerçekler, görülenler ve incelemelerin ortaya koyduğu neticeler önemlidir. sanatçı hiçbir surette kendi duygu, düşünce ve hayallerini eserine karıştırmaz.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Realist romancılar toplumun içinde titiz birer araştırmacı gibi incelemeler yaparlar, olayları ve karakterleri objektif olarak tespit ederler ve değerlendirirler. Gayeleri okuyucuya romantik romanlarda olduğu gibi kendi duygu ve hayallerini aktarmak değil, kendilerinin dışında var olan gerçekleri, canlı tablolar halinde, aslına sadık kalarak dile getirmektedir.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;"><strong><span>c) Natüralist Roman</span></strong></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000000;">Realist romanla büyük benzerlikleri vardır. Ancak natüralist roman realist romana göre ilme ve araştırmaya daha çok önem verir. Natüralistler gerçeğe bağlılıkta ve sosyal meseleleri araştırmada realistlerden çok daha fazla ilmi metotlara bağlılık gösterirler. Toplumu adeta bir laboratuar olarak düşünürler ve eserlerini bu laboratuar içinde, ilmi verilere kesinlikle bağlı kalarak kaleme alırlar. İnsanı ele alırken, biyoloji ilminin ortaya koyduğu gerçeklerden, toplumu ele alırken de sosyolojinin kanunlarından yola çıkarlar ve bu ilimlerin vardığı sonuçlara göre neticeye ulaşmaya çalışırlar.</span></p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
