<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>siteden &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/siteden/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "siteden"</description>
	<pubDate>Sat, 11 Oct 2008 10:20:13 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Ulkudas.Blogspot.Com ile Yayındayız!]]></title>
<link>http://delikurt.wordpress.com/?p=91</link>
<pubDate>Mon, 10 Mar 2008 21:59:32 +0000</pubDate>
<dc:creator>dokuztug</dc:creator>
<guid>http://delikurt.tr.wordpress.com/2008/03/10/ulkudasblogspotcom-ile-yayindayiz/</guid>
<description><![CDATA[Değerli okuyucularımız!
Türkiye&#8217;den  Bir wordpress üyesi bir bloga hukuki nedenlerle koyu]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Değerli okuyucularımız!</p>
<p>Türkiye'den  Bir wordpress üyesi bir bloga hukuki nedenlerle koyulan erişim yasağı nedeniyle bizim de sitemiz bu yasaktan etkilendi. Yayın hayatımıza <a href="http://ulkudas.blogspot.com"><b>ulkudas.blogspot.com</b></a> adresli sayfadan devam etme kararı aldık.</p>
<p align="center"> <a href="http://delikurt.wordpress.com/files/2008/03/ulkudas.jpg" title="Ulkudas.Blogspot.Com"><img src="http://delikurt.wordpress.com/files/2008/03/ulkudas.thumbnail.jpg" alt="Ulkudas.Blogspot.Com" /></a></p>
<p>İlgilenen herkese duyurulur.</p>
<p><b>Ne Mutlu Türküm Diyene!</b></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Merhaba bağlama dostları...]]></title>
<link>http://baglama.wordpress.com/2007/07/30/merhaba-baglama-dostlari/</link>
<pubDate>Mon, 30 Jul 2007 16:29:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>o2gr</dc:creator>
<guid>http://baglama.tr.wordpress.com/2007/07/30/merhaba-baglama-dostlari/</guid>
<description><![CDATA[Bir milleti ayakta tutan en önemli unsur birliktir. Bu birlik, dil, kültür, tarih, örf-adet birl]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bir milleti ayakta tutan en önemli unsur birliktir. Bu birlik, dil, kültür, tarih, örf-adet birliği olarak gruplanır. Bu gruplara bağlılık ne kadar fazla olursa o millet o kadar daha millet olma özelliği sürdürür. Şanlı tarihimiz bugünlere bu bağlılıkla gelmiş, bu bağlılıkla varlığını sürdürmüştür. Şanlı tarihimizi ayakta tutan milletimizi birbirine bağlayan en önemli unsurlardan biri de müziğimiz olmuştur. Halk müziğimiz, ortak acıları, ortak sevinçleri, ortak olan bütün duyguları kendisini oluşturan halkın yüreklerine yerleştirmiş, ödevlerinden kendine düşen payı en güzel şekliyle gerçekleştirmiştir. Bize düşünse, bu müziğin ve kültürümüzün yegane koruyucusu bağlamanın, yeni nesillere tanıtılması, korunması ve sevdirilmesidir. Kültürümüz için, yüreklerimiz için bunu yapmaktır.</p>
<p>Değerli türkü dostları, bağlama sevdalıları..Ben de tarihinin ve kültürünün şanının büyüklüğünü haklı bir gururla taşıyan 18 yaşında bir Türk genci olarak üstüme düşeni yapmayı kendim için bir borç bildim. Bu yolda var olmam, kültürümüzün var olması: siz değerli ziyaretçilerimizin desteğine bağlı..</p>
<p>Kültürümüz için, geleceğimiz için..<br />
Esen Kalın.<br />
Özgür S.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Arayüz Değişikliği]]></title>
<link>http://delikurt.wordpress.com/2007/06/21/arayuz-degisikligi/</link>
<pubDate>Wed, 20 Jun 2007 23:08:29 +0000</pubDate>
<dc:creator>dokuztug</dc:creator>
<guid>http://delikurt.tr.wordpress.com/2007/06/21/arayuz-degisikligi/</guid>
<description><![CDATA[Sitemizde uzun zamandır uygun, daha sade ve Türkçemize daha iyi uyarlanmış bir arayüz (tema) a]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sitemizde uzun zamandır uygun, daha sade ve Türkçemize daha iyi uyarlanmış bir arayüz (tema) arıyorduk ve en sonunda su anda görmüş olduğunuz arayüzü kullanmaya karar verdik. Umarım siz değerli okurlarımızın da hoşuna gider.</strong></p>
<p><strong>Saygılar... </strong></p>
<p><strong><em>Site Yönetimi (Dokuztug)</em></strong></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gaziantep Millet Vekili Aday Adayımız]]></title>
<link>http://delikurt.wordpress.com/2007/06/02/gaziantep-millet-vekili-aday-adayimiz/</link>
<pubDate>Fri, 01 Jun 2007 22:03:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>dokuztug</dc:creator>
<guid>http://delikurt.tr.wordpress.com/2007/06/02/gaziantep-millet-vekili-aday-adayimiz/</guid>
<description><![CDATA[
&nbsp;
Gaziantep Eski Ülkü Ocakları Başkanımız Serdar Çelik
 
 Gaziantep Millet Vekili Aday ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="main-content">
<p align="left">&#160;</p>
<p align="left"><strong>Gaziantep Eski Ülkü Ocakları Başkanımız <font color="#ff0000">Serdar Çelik</font></strong><br />
<strong> </strong><br />
<strong> Gaziantep Millet Vekili Aday Adayımız</strong></p>
<p align="center"> <img src="http://img385.imageshack.us/img385/4347/serdarcelikzd9.jpg" align="left" border="0" height="435" width="318" /></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gün… Zulmün yettiği gündür]]></title>
<link>http://delikurt.wordpress.com/2007/05/06/gun%e2%80%a6-zulmun-yettigi-gundur/</link>
<pubDate>Sun, 06 May 2007 12:45:42 +0000</pubDate>
<dc:creator>dokuztug</dc:creator>
<guid>http://delikurt.tr.wordpress.com/2007/05/06/gun%e2%80%a6-zulmun-yettigi-gundur/</guid>
<description><![CDATA[Sevdam düşünce aklıma
Şah damarlarımda pusatlı bin atlı yürür
Dillerinde inancın çelik z]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sevdam düşünce aklıma<br />
Şah damarlarımda pusatlı bin atlı yürür<br />
Dillerinde inancın çelik zırhı<br />
Ellerinde al bayraklar<br />
Gider ölümün üstüne üstüne<br />
Gün… Zulmün yettiği gündür</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[3 Mayıs Türkçülük Bayramı]]></title>
<link>http://delikurt.wordpress.com/2007/05/03/3-mayis-turkculuk-bayrami/</link>
<pubDate>Thu, 03 May 2007 10:49:26 +0000</pubDate>
<dc:creator>dokuztug</dc:creator>
<guid>http://delikurt.tr.wordpress.com/2007/05/03/3-mayis-turkculuk-bayrami/</guid>
<description><![CDATA[ 3 Mayıs Türkçüler Günü           
           02.05.2007

3 Mayıs 1944 tarihi, Türk Milliyet]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><span class="baslik2"> 3 Mayıs </span><span class="ramazan">Türkçüler Günü</span>           <span class="baslik2"></span><span class="baslik2"></span></p>
<p align="right">           <span class="yazar">02.05.2007</span></p>
<p align="justify"><span class="ramazan"></span></p>
<p>3 Mayıs 1944 tarihi, Türk Milliyetçileri için bir dönüm noktası olduğu kadar bir hareket noktası da olmuş ve bu tarihten günümüze değin �Türkçülük Günü� , �Türkçüler Bayramı� veyahut �Milliyetçiler Bayramı� gibi adlarla kutlanmıştır. 1944 yılında yaşananlar Türk Milliyetçilerinin partileşme ve dernekleşmesin de temellerinin atıldığı yıl olmuştur.</p>
<p>�3 Mayıs Türkçülük Günü� 1980 ihtilalinin gerçekleştiği tarihe kadar her yıl düzenli bir şekilde kutlandı, bu anlamlı günde Türkiye Cumhuriyeti�nin kuruluş ülküsü olan Türkçülük, hafızalara kazınarak bir yaşam felsefesi olarak işlenmeye başladı. 12 Eylül ihtilaliyle beraber Türk Milliyetçileri, 1944 yılında maruz kaldıkları işkenceden daha geniş kapsamlı ve uzun süreli bir muameleye maruz kaldılar. Hapse atılan Türk Milliyetçilerinin çektikleri işkenceler ve maruz kaldıkları baskıların yanında, dışarıda kalan Milliyetçilerde çok sert bir manevi baskı altında kalmışlardır. 12 Eylül döneminde gerek zindanlarda gerekse normal hayatta, baskı görmeyen tek bir Türk Milliyetçisi ve Ülkücü göstermek neredeyse mümkün değildir. İhtilal sürecinde Türk Milliyetçilerinin lideri Rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş, 5 yıl tutuklu kaldığı ceza evinden tahliye olduktan sonra, hiç zaman kaybetmeden Türk Milliyetçilerini yeniden toparlama ve mücadeleye kaldıkları yerden devam etmenin yolunu aramaya başlamıştır. Bu süreçte Başbuğ 3 Mayıs Türkçüler gününü �3 Mayıs Milliyetçilik Bayramı� olarak değiştirmiş ve bu tarihten sonra da gönderdiği davetiyelerde �milliyetçilik� ibaresini kullanmıştır. Bu sayede, 1944 yılında işkence ve kötü muameleye maruz kalan Türkçülerle beraber, 12 Eylül 1980 döneminde, 1944�ü aratmayacak derecede işkence ve kötü muamele gören bütün Türk Milliyetçilerinin ve Ülkücülerin aynı günde anılması sağlanılmıştır. Alparslan Türkeş, bir mülakatta kendisine yöneltilen bir soru karşısında � Türkçülük � ve � Türkçüler � kelimeleri ile ilgili olarak şunları söylemiştir. � Türkçüler derken Türkçülük ve milliyetçilik aynı anlamdadır değişik bir anlamı yok tur. Yani Türk milletini sevmek, Türk milletinin iyiliğini istemek, hakkını savunmak duygusunun adı Türk Milliyetçiliğidir. Türkçülüğün başlangıçta bundan biraz farklı bir anlamı olmuştur. Türkçülük ifadesi, daha ziyade Türkçenin eski Arapça ve Farsça kelimelerden kurtarılarak halkın konuştuğu Türkçe haline getirilmesi hareketinin adı olmuştur. Bir nevi Türkçeciliktir. Bunun içinde tabi Türklerin esaretten kurtulması, bir bayrak, bir devlet içerisinde yaşamaları fikride vardır. Daha sonraları Türkçülük, milliyetçiliğe daha yakın bir anlama gelmiştir. Bu noktada 3 Mayıs�ın neden Türkçülük günü olarak değil de Milliyetçilik Bayramı olarak kutlanmaya başlandığının tartışma konusu olması yersizdir.</p>
<p>3 Mayıs 1944 Türkçülük- Turancılık davasına gelinceye kadar Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kuruluş ülküsüne bağlı Türkçülük anlayışıyla var olan bir devlet görüntüsü içerisindedir. Zira dönemin Başbakanlarından Şükrü Saraçoğlu, 4 Ağustos 1942 tarihinde mecliste yaptığı bir konuşmasında "Biz Türk'üz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar ve lakal o kadar bir vicdan ve kültür meselesidir. Biz azalan veya azaltan Türkçü değil, çoğalan ve çoğaltan Türkçüyüz. Ve her vakit bu istikamette çalışacağız." diyerek en yetkili ağızdan devletin felsefesini ortaya koymuştur. Yine o dönemde Asker ve sivil yatılı okullara alınan öğrenciler arasında aranan ilk şartın Türk olunması, yine dönemin ders kitaplarında Türkçülükle ilgili atıfların yer alması, ders kitaplarında öğrencilere Türk Birliğinin bir gün muhakkak hakikat olacağı yönünde telkinlerde bulunulması, dönemin devlet felsefesinin anlaşılması bakımından oldukça önemlidir.</p>
<p>Hal böyle iken, Orhun dergisinin Başyazarı Merhum Hüseyin Nihal Atsız Bey, Başbakanın Türkçülüğe olan bağlılığına inancını korumakla birlikte, Milli Eğitim Bakanlığı görevinde bulunan Hasan Ali Yücel�in Türkçülükle bağdaşmayacak icraatları karşısında Başbakanı uyarmayı kendine bir vazife olarak seçmiş ve Hasan Ali Yücel�in Bakanlık görevinden azledilmesi yönünde bir irade ortaya koymuştur. Boğaziçi Lisesi Edebiyat Öğretmenliği görevini ifşa eden, aynı zamanda şair ve yazar merhum Nihal Atsız, Orhun dergisinde Şükrü Saraçoğlu�na ithaf olunan iki mektup yayınlamıştır. Bu mektuplarında Atsız Bey Saraçoğlu�na özetle şunları söylemekteydi;</p>
<p>�Memlekette açıktan açığa komünizm propagandası yapan dergiler çıkarılmaktadır. Bu dergiler Milli Eğitim Bakanlığının emri ile ve devlet parası ile satın alınarak bütün okullara dağıtılmaktadır. Sonra Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesinde, Devlet Konservatuarında ve daha birçok önemli mevkilerde memleketimizi komünistleştirmek isteyen bu uğurda çaba gösteren insanlar vardır.� Nihal Atsız mektubunun bir başka bölümünde � Bursa ceza evinde hüküm giymiş bir solcu olarak bulunan Nazım Hikmet�e Milli Eğitim Bakanlığı Tarafından el altından paralar verilmektedir. Bir vatan haini olduğu bilinen Sabahattin Ali, Ankara�da Devlet Konservatuarında öğretmendir. Sanat adamı olarak yetiştirilecek gençler bu adamın tesir dairesi içerisine adeta zorla sokulmuş gibidirler.� diyerek Milli Eğitim Bakanının ihanet içerisinde olduğunu ve derhal görevden alınmasının icap ettiğini vurgulamıştır. Ben Türkçüyüm, milliyetçiyim diye meclis oturumlarında bağıran bir Başbakanın iktidarında Milli Eğitim Bakanlığı Vatan hainlerinin sığınağı haline gelmiş, komünistler devlet parasıyla beslenir olmuştu.</p>
<p>O tarihe kadar bir bakanın böylesine eleştirilmesi ve suçlanması görülmüş bir olay değildi. Zira başbakanı ve bakanları tenkit etmekte, takdir etmekte İnönü�ye ait bir imtiyazdı. Dolayısıyla Nihal Atsız�ın mektubu en başta İnönü�yü sarsmıştır. Hasan Ali Yücel, Cumhurbaşkanı İnönü�nün gözüne girmeyi başarmış bir şahsiyetti, bu mektuplar onu son derece telaşlandırdı. 1 Mart 1944 ve 1 Nisan 1944 tarihinde yayınlanan iki mektubun ardından kısa süren bir sessizlikten sonra, Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali yücel ve Ulus gazetesi yazarlarından Falih Rıfkı Atay�ın teşvikleriyle, kendisine �vatan haini� dediği gerekçesiyle Atsız Bey, Sabahattin Ali tarafından mahkemeye verilir.</p>
<p>26 Nisan 1944�te Ankara�da başlayan ilk mahkeme, üniversite gençleri tarafından öylesine yoğun bir ilgi ile izlenir ki, bir söylentiye göre mahkeme heyeti bile içeriye pencerelerden girebilmiştir. Nihal Atsız Bey mahkeme heyetine; �Sabahattin Ali'den sorulsun, hıyanetini ispat edelim mi? Buna razı mı?� diye sorar, Sabahattin Ali bu sözler karşısında cevap veremeyip sessiz kalır. Mahkeme 3 Mayıs 1944 yılına ertelenir, aradan geçen kısa süre içerisinde birilerinin maskesi de gecikmeden düşecektir.</p>
<p>3 Mayıs 1944 günü, komünizm karşısında eyleme geçen, vatan hainlerine karşı nefretlerini haykıran ve büyük bir yürüyüş gerçekleştiren Türk milliyetçilerine karşı, Cumhurbaşkanı İnönü�nün talimatıyla kolluk kuvvetleri çok sert müdahalede bulundular. 9 Mayıs�a ertelenen duruşmanın hemen ardından hiçbir yasal gerekçe olmaksızın Hüseyin Nihal Atsız Bey tutuklanmıştır. Atsız beyin kaldığı otel didik didik arandı ve bir saat kadar sonra İstanbul polisi kaldığı eve yaptığı baskında Atsız�a ait yayınlanmamış yazıları gazeteleri, mektupları her şeyi alınmıştı. Ülke genelinde Türk Milliyetçisi olan ve Hüseyin Nihal Atsız�la ilişkisi olan birçok kişi gözetim altına alındı. Gözaltına alınanlar arasında Prof. Dr Zeki Velidi Togan, Hasan Ferit Cansever, Fethi Tevetoğlu, Nurullah Barıman, Zeki Sofuoğlu, Fazıl Hisarcıklı, Alparslan Türkeş gibi isimler bulunmaktaydı. Bu tutuklamaların ardından Orhun dergisi de kapatılarak Türk Milliyetçiliği tam anlamıyla susturulmak istenmiştir.</p>
<p>Merhum Nihal Atsız Bey�in evinde yapılan armalarda, Alparslan Türkeş�in yazmış olduğu mektuplar ve yazılar ele geçirilmiş ve akabinde Başbuğ Türkeş, görev yapmakta olduğu Erdek�te bir askeri heyet tarafından gözaltına alınarak Sıkıyönetim Kumandanlığında bir hücreye konulmuştur. Türkeş�in evinde yapılan aramalarda 500 kitap�a el konulmuş, arama yapan heyet, genç bir subayın bu kadar kıymetli kitaba sahip olmasını takdir etmiş, bununla beraber kitaplara geri iade edilmek suretiyle el koyduklarını ifade etmişler fakat kitaplar iade edilmemiştir. �Turancılık Davası�nın sonunda Alparslan Türkeş, en fazla üzüldüğü şeylerden birisinin de kitaplarını geri alamaması olduğunu ifade etmiştir.</p>
<p>Daracık, pis, karanlık ve berbat bir yer olan hücrede günlerce sorgulanmayı bekleyen Alparslan Türkeş, hangi suçla ilgili olarak gözaltına alındığını soran dilekçesine bir cevap alamamıştır. Tutuklandıktan 4 ay sonra sorguya çekilen Başbuğ Türkeş, gizli cemiyet kurmak la suçlanmıştır. Hücre�nin sağlıksız şartlarında, aç ve susuz bırakılmanın da tesiriyle rahatsızlanan Alparslan Türkeş, bin bir zorlukla hastaneye sevk edilmiş ve sevk sırasında vatan hainlerine bile layık görülmeyen muamelelere maruz kalmıştır. Sevk evrakının üzerine � Dikkat!... Siyasi suçludur, Irkçı ve Turancıdır, başkaları ile temas ve konuşma yapması yasaktır� yazılmıştır. İlk başta hastaneye kabul edilmeyen Türkeş, durumun başhekime bildirilmesi ile tedavi edilmiştir. Başhekim Fikri Altan, Alparslan Türkeş�e � Oğlum, Türkçülük, Turancılık diye bir suç olamaz� diyerek destek olmuş ve üzülmemesi yönünde telkinde bulunmuştur. Alparslan Türkeş�le beraber gözaltına alınanların hepsine, günlerce aç bırakılmak, dövmek, başkaların dövülmesini seyrettirmek, şakaklarına tabanca dayayarak ölümle tehdit etmek, boş kâğıtlara yazı yazdırılarak üzerlerini keyfi doldurmak suretiyle işkence uygulanmıştır.</p>
<p>Dava da henüz tam bir netice alınamamış, yeterli bir tahkikat yapılmamışken Dönemin Cumhurbaşkanı İnönü, 19 Mayıs bayramından halka şu şekilde seslenmiştir; � Turancılar, Tük Milletini, bütün komşuları ile onarılmaz bir surette düşman yapmak için birer tılsım bulmuşlar. Bu kadar şuursuz ve densiz fesatçılara Türk milletinin mukadderatını kaptırmamak için Cumhuriyet rejimi bütün tedbirlerini kullanacaktır.� Böyle bir açıklama yapma gereği duyan İnönü, Başbakan Saraçoğlu�nun söylemleri ve Almanya ile yapılan gizli antlaşmaların içerikleri göz önüne alındığında hangi ruh haliyle bu ifadeleri kullanmıştır? Devletin kuruluş felsefesi olan Türk milliyetçiliği nasıl olurda suç olarak isnat edilebilmektedir?</p>
<p>İnönü ve yardakçılarının tesiriyle tutuklanan 23 Türk milliyetçisi, düzeni yıkmak için örgüt kurmakla suçlanmışlar, Savcı Kemal Alöç iddianamesinde şahısları vatan haini olarak ifade etmiştir. Bu iddia namenin hazırlanmasında İnönü ve Falih Rıfkı Atay�ın tesiri daha sonra Savcının itirafıyla anlaşılmıştır.</p>
<p>Tutuklanan Türk milliyetçileri �tabutluk� olarak adlandırılan ve tepelerinde 1500�lük ampullerin yandığı kırk santim genişliğinde, elli santim uzunluğunda ve iki buçuk metre yüksekliğinde beton oyukların içinde olmadık işkencelere maruz kalmışlardır. Bu işkenceler sebebiyle Türk Milliyetçisi ve Türk aydını Reha Oğuz Türkkan, bir gözünü kaybederek kurtulmuştur. Tutuklananların mahkemede verdikleri ifadeler saptırılmış ve söylenmeyen kelimeler zabıtlara geçirilmiştir. Tüm iftira, yalan, dolan ve hileye rağmen 3 Mayıs 1947 deki duruşmada Askeri Yargıtay�ın verdiği kararla Türk Milliyetçileri beraat etmişlerdir. Askeri Yargıtay 23 kişi aleyhine açılan Türkçülük- Turancılık davasını haksız ve adaletsiz bularak davayı bozmuş ve Türkiye�de baskı altında kalmadan, işinin ehli olan hâkimlerin olduğu da böylece kanıtlanmıştır.</p>
<p>Türkçülüğüyle gurur duyan Başbakan Saraçoğlu�nun Mecliste yaptığı konuşmalar ile başlayan, Nihal Atsız Bey�in Orhun dergisinde yayınlanan mektuplarıyla alevlenerek, aleyhte açılan dava sonucu 3 Mayıs 1944 yılında Türkçülerin yürüyüşüyle devam eden bu süreç, 3 Mayıs 1947 yılında Askeri Yargıtay�ın verdiği beraat kararıyla nihayete ermiştir. 3 Mayıs günü Cumhuriyet tarihinde Türk Milliyetçilerinin ilk kez ortaya koydukları bu irade, o günden sonra artarak devam etmiş, dernekleşme, partileşme safhaları hızla aşılmış ve bugün de tüm gücüyle yaşan bir siyasi irade olarak var olmuştur.</p>
<p>İkinci Dünya Savaşı yıllarında meydana gelen bu olayda Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş felsefesi, yaşam garantisi olan Türkçülük fikri, ne talihsizliktir ki dış politikada atılan yanlış adımlara kurban edilmek istenmiş fakat başarılamamıştır. Türk milliyetçiliğini karşısına alan güçler, adaleti de bu oyuna alet etmek istemişler fakat doğrunun yanında yenilmişlerdir.</p>
<p>Türkçülere o gün yapılan muamele, asla bir darbe olmamış bilakis Türkçülere birlik ve beraberliğin sağlandığı, bir şahlanış günü armağan etmiştir. 3 Mayıs günü, 1945 yılından bugüne kadar, Türk Milliyetçiliğini kendilerine bir yaşam felsefesi olarak benimseyenlerin adeta kurtuluş günü, zafer günü, olarak kutladıkları çok önemli bir gün olmuştur.</p>
<p>Bugün memleketimizin içinde bulunduğu durum iyi değerlendirildiğinde Milliyetçi bir iradeye şiddetle ihtiyaç olunduğu muhakkaktır. Bu birlik, beraberlik ve zafer gününün Tüm Türk Milliyetçilerine hayırlar getirmesi, iktidar getirmesi temennisiyle Türk Milliyetçilerinin Milliyetçilik Bayramı Kutlu Olsun�</p>
<p>Kaynaklar<br />
�Alparslan Türkeş, �1944 Milliyetçilik Olayı� , Berikan Yayınevi, Ankara- 2000<br />
�Alparslan Türkeş, � Milliyetçilik Ülkücülük Üzerine Konuşmalar� Kamer Yayınevi<br />
�Reha Oğuz Türkkan, � Tabutluktan Gurbete�, Berikan Yayınevi, Ankara�2002<br />
�Mustafa Özden, "Atsız ve Irkçılık ve Turancılık Olayı", Türk Dünyası Tarih Dergisi, Sayı:122, İstanbul�1997<br />
�Semih Yalçın, �3 Mayıs Türkçüler Gününün Menşei Üzerine �,  http://www.ulkuocaklari.org.tr/uh/egitim/milliyetc11.htm<br />
<span class="yazar"><br />
___________________________________<br />
<strong> Hakkı ŞEKERBAY / Ülkü Ocakları Genel Merkezi Eğitim Masası </strong></span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Rus yarbay, Ermeni vahsetini anlatti]]></title>
<link>http://delikurt.wordpress.com/2007/03/25/rus-yarbay-ermeni-vahsetini-anlatti/</link>
<pubDate>Sun, 25 Mar 2007 17:22:49 +0000</pubDate>
<dc:creator>dokuztug</dc:creator>
<guid>http://delikurt.tr.wordpress.com/2007/03/25/rus-yarbay-ermeni-vahsetini-anlatti/</guid>
<description><![CDATA[GENELKURMAY YAYIMLADI
Rus yarbay, Ermeni vahsetini anlatti
ANKARA (Cumhuriyet Burosu) - Genelkurmay ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>GENELKURMAY YAYIMLADI</p>
<p>Rus yarbay, Ermeni vahsetini anlatti</p>
<p>ANKARA (Cumhuriyet Burosu) - Genelkurmay Baskanligi, Ermenilerin Birinci Dunya Savasi sirasinda Dogu Cephesi'nde yaptiklarinin gorgu tanigi Rus Yarbay Tverdohlebov 'un gunlugunu kendi el yazisiyla yayimladi. "Gorduklerim Anilarim'' adli kitapta, Ermeni vahsetinin boyutlari, akil almaz katliamlari gozler onune serilirken Rus yarbay, Ermenileri, "Oldukca yeteneksiz, asalak, acgozlu, ancak baska bir milletin sirtindan gecinebilen bir millet saymak mumkundur'' sozleriyle anlatiyor.</p>
<p>Genelkurmay ATESE Baskanligi tarafindan bastirilan Rus yarbayin gunlugunde Ermeni vahsetinin boyutlari, akil almaz katliamlari gozler onune serilirken, Turkce, Ingilizce, Fransizca ve Rusca olarak hazirlanan kitap, Genelkurmay Baskanligi'nin internet sitesinde de yayimlandi. Tverdohlebov'-un kitabinda yer alan anilardan birkaci ise<br />
soyle:</p>
<p>* ".... Bundan bir sure sonra Ermenilerin Turklere yaptiklari Erzincan katliamina dair haberler geldi. Bu olay soyle gerceklesmis: Katliam bir doktor ve muteahhit tarafindan organize edilmis. Yani her halukârda ayak takimindan birisi tarafindan yonetilmemis. 800'den fazla silahsiz sivil oldurulmus. Insanlari koyun gibi kesmisler. Tutsak edip olume mahkûm ettikleri insanlara kendi elleriyle buyuk cukurlar actirmislar. Bu cukurlarin basina insanlari gruplar halinde goturmusler ve hayvan bogazlar gibi kestikten sonra cukurlara doldurmuslar. Cukur basindaki bir Ermeni arsiz arsiz cukurdaki cesetleri sayarak 'Burasi 80 kisi mi oldu? Bir on kisi daha alir! Bir on daha kes!' deyince, on kisi daha kesip cukura atmislar ve ustunu toprakla kapatmislar. Bu Ermeni muteahhit, sirf eglence olsun diye bir binadan Turklerin teker teker cikmalarini emretmis. Disari cikanlarin kafalarini keserek, boylece yaklasik 80 kadar insani katletmis."</p>
<p>'Ilica'da kacamayi basaramayanlar katledildi'</p>
<p>* "...Ilica'da kacmayi basaramayanlarin tamami katledilmisti. Ordu Komutani [Odiselidze]-, boyunlari kor bicaklarla lime lime kesilmis cocuk cesetleri bulundugunu soyluyordu. Katliamdan uc hafta kadar sonra Ilica'ya giden Yarbay Gryaznov, 26 Subat'ta dondugunde, bana, orada soyle bir tabloyla karsilastigini anlatmisti: 'Koylere giden yollarda ve sokaklarda parcalanmis cesetler oylece yatiyor. Onden giden her Ermeni, mutlaka gordugu cesede tukuruyor ve kufrediyordu. Bazilarinin cinsel organlarina tufek fisegi sokulmustu.' "</p>
<p>* "...26 Subat'i 27 Subat'a baglayan gece Ermeniler, Rus subaylarini aldatip Erzurum'da katliam ve insanlik kiyimi yaptilar. Turk birliklerinden kactilar. Erzurum'da o gece oldurulen Muslumanlarin sayisi 3 bine yakindi. Daha acik konusmak gerekirse, katliam tesadufen degil, onceden yapilan hazirliklar ve tutuklamalarla, organize bir sekilde gerceklestirilmisti-.''</p>
<p>ANKARA (Cumhuriyet Burosu) - Genelkurmay Baskanligi, Ermenilerin Birinci Dunya Savasi sirasinda Dogu Cephesi'nde yaptiklarinin gorgu tanigi Rus Yarbay Tverdohlebov 'un gunlugunu kendi el yazisiyla yayimladi. "Gorduklerim Anilarim'' adli kitapta, Ermeni vahsetinin boyutlari, akil almaz katliamlari gozler onune serilirken Rus yarbay, Ermenileri, "Oldukca yeteneksiz, asalak, acgozlu, ancak baska bir milletin sirtindan gecinebilen bir millet saymak mumkundur'' sozleriyle anlatiyor.</p>
<p>Genelkurmay ATESE Baskanligi tarafindan bastirilan Rus yarbayin gunlugunde Ermeni vahsetinin boyutlari, akil almaz katliamlari gozler onune serilirken, Turkce, Ingilizce, Fransizca ve Rusca olarak hazirlanan kitap, Genelkurmay Baskanligi'nin internet sitesinde de yayimlandi. Tverdohlebov'-un kitabinda yer alan anilardan birkaci ise<br />
soyle:</p>
<p>* ".... Bundan bir sure sonra Ermenilerin Turklere yaptiklari Erzincan katliamina dair haberler geldi. Bu olay soyle gerceklesmis: Katliam bir doktor ve muteahhit tarafindan organize edilmis. Yani her halukârda ayak takimindan birisi tarafindan yonetilmemis. 800'den fazla silahsiz sivil oldurulmus. Insanlari koyun gibi kesmisler. Tutsak edip olume mahkûm ettikleri insanlara kendi elleriyle buyuk cukurlar actirmislar. Bu cukurlarin basina insanlari gruplar halinde goturmusler ve hayvan bogazlar gibi kestikten sonra cukurlara doldurmuslar. Cukur basindaki bir Ermeni arsiz arsiz cukurdaki cesetleri sayarak 'Burasi 80 kisi mi oldu? Bir on kisi daha alir! Bir on daha kes!' deyince, on kisi daha kesip cukura atmislar ve ustunu toprakla kapatmislar. Bu Ermeni muteahhit, sirf eglence olsun diye bir binadan Turklerin teker teker cikmalarini emretmis. Disari cikanlarin kafalarini keserek, boylece yaklasik 80 kadar insani katletmis."</p>
<p>'Ilica'da kacamayi basaramayanlar katledildi'</p>
<p>* "...Ilica'da kacmayi basaramayanlarin tamami katledilmisti. Ordu Komutani [Odiselidze]-, boyunlari kor bicaklarla lime lime kesilmis cocuk cesetleri bulundugunu soyluyordu. Katliamdan uc hafta kadar sonra Ilica'ya giden Yarbay Gryaznov, 26 Subat'ta dondugunde, bana, orada soyle bir tabloyla karsilastigini anlatmisti: 'Koylere giden yollarda ve sokaklarda parcalanmis cesetler oylece yatiyor. Onden giden her Ermeni, mutlaka gordugu cesede tukuruyor ve kufrediyordu. Bazilarinin cinsel organlarina tufek fisegi sokulmustu.' "</p>
<p>* "...26 Subat'i 27 Subat'a baglayan gece Ermeniler, Rus subaylarini aldatip Erzurum'da katliam ve insanlik kiyimi yaptilar. Turk birliklerinden kactilar. Erzurum'da o gece oldurulen Muslumanlarin sayisi 3 bine yakindi. Daha acik konusmak gerekirse, katliam tesadufen degil, onceden yapilan hazirliklar ve tutuklamalarla, organize bir sekilde gerceklestirilmisti-.''</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sevr Haritası - Resim]]></title>
<link>http://delikurt.wordpress.com/2007/03/25/sevr-haritasi-resim/</link>
<pubDate>Sun, 25 Mar 2007 00:07:29 +0000</pubDate>
<dc:creator>dokuztug</dc:creator>
<guid>http://delikurt.tr.wordpress.com/2007/03/25/sevr-haritasi-resim/</guid>
<description><![CDATA[İşte Sevr Haritası&#8230; Ders almayanlar için tekerrür eder tarih&#8230;

]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>İşte Sevr Haritası... Ders almayanlar için tekerrür eder tarih...</p>
<p><a href="http://delikurt.files.wordpress.com/2007/03/sevrharitayu0.jpg" title="Sevr Haritası"><img src="/files/2007/03/sevrharitayu0.thumbnail.jpg" alt="Sevr Haritası" height="122" width="186" /></a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Nevruz Bayramı Nedir?]]></title>
<link>http://delikurt.wordpress.com/2007/03/19/nevruz-bayrami-nedir/</link>
<pubDate>Mon, 19 Mar 2007 20:26:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>dokuztug</dc:creator>
<guid>http://delikurt.tr.wordpress.com/2007/03/19/nevruz-bayrami-nedir/</guid>
<description><![CDATA[NEVRUZ: Kuzey yarımküre insanlarının ortak bahar bayramıdır&#8230;
Nevruz Azerbaycan&#8217;da ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>NEVRUZ: </strong><em>Kuzey yarımküre insanlarının ortak bahar bayramıdır...</em><a href="http://delikurt.wordpress.com/files/2007/01/bayragim.jpg" title="bayragim.jpg"><img src="http://delikurt.wordpress.com/files/2007/01/bayragim.kucukresim.jpg" alt="bayragim.jpg" align="right" /></a></p>
<p>Nevruz Azerbaycan'da Novruz, Kazakistan'da Novrız, Kırgızistan'da Nooruz, Kırım Türklerinde Navrez, Batı Trakya Türklerinde Mevris olarak kullanılır. Kelime manası olarak Farsça "Yenigün" anlamına gelir. Çin'den Avrupa içlerine kadar kuzey yarımküre insanlarının ortak bayramıdır. Bugün Türkiye'de bir gelenek Türk Cumhuriyetleri'nde ise resmi bayram olarak kutlanır. Baharın gelişini, doğanın uyanışını temsil eder. Türk kavimleri tarafından M.Ö.VIII yy'dan günümüze kadar her yıl 21 Mart'ta kutlanır.<br />
Oniki Hayvanlı Türk Takvimi ve Melikşah'ın Celali Takvimi'nde yılbaşı olarak belirlenen 21 mart, Divânü Lügati't-Türk'te de ilkbaharın gelişi olarak belirtilir. Türk edebiyatı ve musikisine de Nevruz; Nevruz-ı Asl, Nevruz-ı Arap, Nevruz-ı Bayati, Nevruz-ı Hicaz, Nevruz-ı Acem ve Nevruz-ı Seba olarak girmiştir. Tarihte pek çok devlet tarafından bayram ve gelenek olarak kutlanmıştır. Bunların başında Anadolu beylikleri, Eski Mısır, İran, Safavi, Sasani, Moğollar, Selçuklu ve Osmanlı gelir.<br />
Selçukulu ve Osmanlı'da milli bayram olarak kutlanan Nevruz, Nevruziye adlı şiirlere ve şenliklerle ziyafet verilerek kutlanırdı. Alevi ve Bektaşiler arasında da kutlanan Nevruz'da özel ayinler yapılırdı, yine Zerdüştler ve Yezidiler'de 21 Mart'ı bayram olarak kabul etmişlerdi.</p>
<p>Not: Daha detaylı bilgi ve açıklamaları <a href="http://www.nevruz.gen.tr" title="Nevruz.Gen.TR" target="_blank">www.nevruz.gen.tr</a> sitesinden bulabilirsini.z</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Merhabalar]]></title>
<link>http://gazmanowski.wordpress.com/2007/01/17/merhabalar/</link>
<pubDate>Wed, 17 Jan 2007 18:52:27 +0000</pubDate>
<dc:creator>gazmanowski</dc:creator>
<guid>http://gazmanowski.tr.wordpress.com/2007/01/17/merhabalar/</guid>
<description><![CDATA[sanal alem gezginlerine yeni bir ugrak yeri acmis bulunuyoruz, tesrif tabii ki herkesin kendisine ka]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>sanal alem gezginlerine yeni bir ugrak yeri acmis bulunuyoruz, tesrif tabii ki herkesin kendisine kalmis ama simdilik mevcutla idare etmelisiniz.</p>
<p>Ileride insahllah sizlerle burada güzel seyler paylasmayi düsünüyorum, herkesin birseyler söyledigi ve hic bir sinir olmadan düsüncesini ifade etme imkani buldugu bir ortamda farkli bir seyler söylemek elbette cok zor, ama buna ragmen yinede farkli ve yeni birseyler söylemeye calisacagiz.</p>
<p>Simdilik hoscakalin...</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sayfamız Yeni Tasarımıyla Yayında!]]></title>
<link>http://delikurt.wordpress.com/2007/01/14/sayfamiz-yeni-tasarimiyla-yayinda/</link>
<pubDate>Sun, 14 Jan 2007 12:42:13 +0000</pubDate>
<dc:creator>dokuztug</dc:creator>
<guid>http://delikurt.tr.wordpress.com/2007/01/14/sayfamiz-yeni-tasarimiyla-yayinda/</guid>
<description><![CDATA[Uzun süredir Html  kodlama dili ve Frontpage programı kullanılarak hazırlamış olduğumuz site]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun süredir Html  kodlama dili ve Frontpage programı kullanılarak hazırlamış olduğumuz sitemizde gerek sunucu sorunları gerek benim günlük iş yoğunluğum nedeniyle güncelleme ve değişiklikler yapmak konusunda sorunlar yaşıyordum. Bu nedenle sayfamızda hem bu sorunları aşmak hem de daha akıcı bir sistem kazandırabilmek maksadıyla değişiklik yapmayı uygun gördüm.</p>
<p>Umarım siz değerli okuyucularımız memnun kalırsınız.</p>
<p>Olumlu/Olumsuz her türlü eleştirileriniz bizim için değerli.</p>
<p>İlginize teşekkürler.</p>
<p>TTKY</p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
