<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>sonsuzluk &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/sonsuzluk/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "sonsuzluk"</description>
	<pubDate>Sun, 07 Sep 2008 00:35:15 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[]]></title>
<link>http://feelozof.wordpress.com/?p=50</link>
<pubDate>Mon, 01 Sep 2008 01:16:17 +0000</pubDate>
<dc:creator>feelozof</dc:creator>
<guid>http://feelozof.wordpress.com/?p=50</guid>
<description><![CDATA[
 
Tutku için aşka aşık olmak derler, sonsuz aşk bir güzelliğin kendini sonsuza kadar muhafa]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://feelozof.files.wordpress.com/2008/09/cukulata.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-49" src="http://feelozof.wordpress.com/files/2008/09/cukulata.jpg" alt="" width="399" height="600" /></a></p>
<p> </p>
<p>Tutku için aşka aşık olmak derler, sonsuz aşk bir güzelliğin kendini sonsuza kadar muhafaza etmesi midir, kim bilir, bu çocuğu gördüğüm zaman onun güzelliğine aşık oldum, Erostu sanki, hatta ötesi, kız mı erkek mi o bile belli değil, aşkın tanrısı bir çocuktu, aşkın aşkı bırakıp 'aşkın'a yönelmesi felsefeye, tanrıya, böceklere (eğer dünyada herkese eşit oy hakkı olsaydı, böceklerin dediği olurdu, neyseki dünya bir monarşiyle yönetiliyor)... neyse bu aşkın veledine yarımay ismini koydum, Tanrı onu en siyaha ve en beyaza boyasın ama gri yapmasın, uç noktalar, üç noktalar...</p>
<p>oruç aruoba okumuştum,</p>
<p>ateş...</p>
<p>pişiren de... yakan da...</p>
<p>ateşini rüzgarla söndüremezsin, ama bir arkadaştan ilhamla ateş o rüzgarda dansedebilir...</p>
<p>ve ateş külün hafızasıdır... </p>
<p>gölgemi yakan bir ateş tanıdım...</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sensizlikte Sesleniş]]></title>
<link>http://birdusunce.wordpress.com/?p=120</link>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2008 12:44:58 +0000</pubDate>
<dc:creator>ezikcilek</dc:creator>
<guid>http://birdusunce.wordpress.com/?p=120</guid>
<description><![CDATA[Sanki serin suları sevda sızısı sarmış
Sümbül susayıp suya sessiz sessiz sararmış.
Sarma]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sanki serin suları sevda sızısı sarmış<br />
Sümbül susayıp suya sessiz sessiz sararmış.</p>
<p>Sarmaşık saçlarını Suna’m serap sanır,<br />
Semanın sinesinden sazlıklara sığınır.</p>
<p>Sene saatte, saat saniyede sendeler;<br />
Savurma saçlarını, seni seyretmekteler…</p>
<p>Sekinde sabahladım sekiz sene sinerek,<br />
Seheri selamlarken sahilde sandal, sinek…</p>
<p>Sitemimle sarsılır sonsuzluğun sesleri,<br />
Sallanır sülüslü, siyah sayfaların süsleri.</p>
<p>Söğütler sebillere, selvi sükûta susuz,<br />
Sensizlik sapağında sokaklar sana susuz…</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bilim dünyası bunları düşünüyor]]></title>
<link>http://allahinayetleri.wordpress.com/?p=91</link>
<pubDate>Tue, 06 May 2008 13:11:50 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ali Aksoy</dc:creator>
<guid>http://allahinayetleri.wordpress.com/?p=91</guid>
<description><![CDATA[(Haber Alemi) İngiliz The Times gazetesi, bilim dünyasının hayat, evren ve gelecek hakkındaki e]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float:left;margin-left:6px;margin-right:6px;" src="http://allahinayetleri.files.wordpress.com/2008/05/bilim-dunyasi-bunlari-dusunuyor.jpg" alt="" width="250" height="190" />(<a href="http://www.haberalemi.net/haber_detay.php?haber_id=44058" target="_blank">Haber Alemi</a>) <span style="font-family:Verdana;">İngiliz The Times gazetesi, bilim dünyasının hayat, evren ve gelecek hakkındaki en temel sorularını kendi alanlarında en deneyimli uzmanlara sordu..</p>
<p><strong><span style="font-family:Verdana;">KANSER TEDAVİ EDİLEBİLECEK Mİ? </span></strong></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana;">Kanser hakkında 25 önce hayal bile edilemeyecek kadar geniş bir bilgiye sahibiz. Yeterli zaman ve yatırımla bilim adamları gelecekte kanserin sebebini bulup tedavi geliştirebilir. Önümüzdeki yüzyılda küçük bir kan testi ile birkaç dakikada kansere erken teşhis de koyulabilecek.<br />
<strong><span style="font-family:Verdana;">- Barts Kanser Merkezi Enstitüsü Prof. Fran Balkwill </span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family:Verdana;">SONSUZA KADAR YAŞAYABİLİR MİYİZ? </span></strong></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana;">Ölümsüzlük için umut, kök hücre teknolojisine bağlı. Son 10 yıl içinde inanılmaz gelişen teknoloji sayesinde kalp hastalıklarından kansere birçok hastalığa çözüm bulunacağı tahmin ediliyor. 50 yıl içinde doğacak olan bebeklerin ortalama 100 yıllık bir ömrü olacağı öngörülüyor .<br />
<strong><span style="font-family:Verdana;">- Londra King’s Koleji Kök Hücre Biyoloji Laboratuarı yöneticisi Dr. Stephen Minger </span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family:Verdana;">EVREN NASIL YOK OLACAK? </span></strong></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana;">13 milyar yıl önce meydana gelen “Büyük Patlama” dan sonra evren bugün hala genişlemeye devam ediyor. Birçok uzman evrenin nasıl oluştuğunu inceleyerek nasıl yok olacağını öngörmeye çalışıyor. Evrenin sonu için dört olasılık var: </span><!--more--><br />
<span style="font-family:Verdana;"><br />
1. Çekim kuvveti büyümeyi yavaşlatacak ve evren kendi içine doğru çökmeye başlayacak.</p>
<p>2. Evren genişlemeye devam ettikçe soğuyarak yok olacak.</p>
<p>3. Varlığı tam olarak anlaşılamayan bir enerji genişlemeyi hızlandırıp evrenin yırtılmasına neden olacak.</p>
<p>4. “Büyük patlama” bir önceki evrendeki dengelerin bozulmasıyla ortaya çıkmıştı, bu evrendeki dengelerde bozulursa yeni bir “büyük patlama” meydana gelebilir.<br />
<strong><span style="font-family:Verdana;">- James Webb Uzay Teleskopu üzerinde çalışan astronom Dr. Maggie Aderin </span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family:Verdana;">GENLERE BAKIP HASTALIKLARIMIZI ÖNGÖREBİLİR MİYİZ? </span></strong></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana;">Şimdiye kadar 100 kadar genin belli hastalıklara yatkınlığa işaret ettiği ortaya çıkarıldı. Gelecekte bu teknoloji sayesinde hangi hastalıklara yatkın olduğumuzu önceden öğrenip ona göre yaşamımızı şekillendireceğiz.<br />
- Oxford Üniversitesi genetik Prof. Peter Donnelly</p>
<p><strong><span style="font-family:Verdana;">BÜYÜK BİR SALGIN HASTALIK OLACAK MI? </span></strong></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana;">Sorunun cevabı evet... Özellikle kuş gribi gibi grip salgınları her 20-30 yılda bir ortaya çıkıyor. Salgının ortaya çıkması durumunda gerekli aşıyı geliştirmek için altı ay zaman gerekiyor.<br />
<strong><span style="font-family:Verdana;">- İngiliz Tıp Araştırma Konseyi Prof. Neil Ferguson </span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family:Verdana;">ROBOTLAR İNSAN ZEKASINA YAKLAŞACAK MI? </span></strong></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana;">Robotlar için yapay zeka geliştirmek oldukça zor bir süreç... Beş yıl içinde sesli komutları anlayabilecek robotlar üretilecek. Önümüzdeki yüzyılda ise robotlarla sanat, felsefe hakkında sohbet edilebilecek. Ancak robotların özellikle tarım alanında iş gücü olarak kullanılacağı tahmin ediliyor.<br />
<strong><span style="font-family:Verdana;">- West of England Üniversitesi robotik uzmanı Prof. Alan Winfield </span></strong><strong></p>
<p><strong><span style="font-family:Verdana;">UZAYLILAR VAR MI? </span></strong></strong></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana;">Araştırmalara göre evrende başka canlıların da bulunması büyük bir ihtimal ama onlarla asla karşılaşmayabiliriz. Evrende bol bulunan hidrojen ve oksijen canlıların yaşaması için gerekli suyu sağlıyor. Ancak diğer yıldızlar bize fazla uzak olduğu için onlar bizi bulana kadar evrende yalnızız.<br />
<strong><span style="font-family:Verdana;">- Open Üniversitesi gezegen bilimcisi Prof. Colin Pillinger</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal">
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Şu anda bir rüyada olmadığınızı ispatlayabilirmisiniz?]]></title>
<link>http://saika.wordpress.com/?p=107</link>
<pubDate>Mon, 05 May 2008 21:41:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>saika</dc:creator>
<guid>http://saika.wordpress.com/?p=107</guid>
<description><![CDATA[İnsanlar rüyalarından uyandıklarında o ana kadar görmüş olduklarının hayal olduğunu anlar]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tn3-1.deviantart.com/fs6/300W/i/2005/069/4/2/A_Dream_by_Inzzy.jpg"><img style="float:left;cursor:pointer;width:218px;height:291px;margin:0 10px 10px 0;" src="http://tn3-1.deviantart.com/fs6/300W/i/2005/069/4/2/A_Dream_by_Inzzy.jpg" border="0" alt="" /></a>İnsanlar rüyalarından uyandıklarında o ana kadar görmüş olduklarının hayal olduğunu anlarlar, ama "uyanma" görüntüsüyle başlayan ve adına "gerçek hayat" dedikleri hayatın bir hayal olabileceğinden nedense hiç kuşkulanmazlar. Oysa, "gerçek hayatımız" dediğimiz görüntüleri algılayış şeklimiz, rüyalarımızı algılayış şeklimizle tamamen aynıdır. Her ikisini de zihnimizde görürüz. Ve rüyalarımızdan uyandırılmadığımız sürece, onların bir hayal olduğunu anlamayız. Ancak uyandığımız zaman "demek ki gördüklerim bir rüyaymış" deriz.</p>
<div></div>
<p>RÜYADAKİ DÜNYA İLE ŞİMDİ ALGILADIĞIMIZ DÜNYA ARASINDAKİ FARK NEDİR?</p>
<p>İnsanlar için gerçek olan; elle tutulan, gözle görülen şeylerdir. Ama duyu organlarımızın bizi yanılttığından söz ettik. Dış dünyanın gerçeğine bilimsel olarak da hiçbir zaman ulaşamayacağımızı vurguladık. Bilimsel açıklamaların yanı sıra içinde yaşadığımız bu algılar evrenini rüya benzetmesiyle açıklamak da mümkündür. Rüyada da "elinizle tutar, gözünüzle görürsünüz", ama gerçekte ne eliniz vardır, ne gözünüz, ne de görülüp-tutulacak bir şey. Bütün bunları beynin dışarısında sağlayan hiçbir maddi gerçeklik yoktur. Açıkça aldanırsınız.</p>
<p>Peki gerçek yaşamla rüyayı ayıran nedir? Gerçek yaşamın sürekli olup, rüyanın kopuk kopuk olması ya da rüyada farklı sebep-sonuç ilişkilerinin bulunması mı? Bunlar temelde önemli farklar değildir. Çünkü sonuçta her iki yaşantı da beynin içinde oluşur.</p>
<p>Rüya sırasında gerçek olmayan bir dünyada rahatlıkla yaşayabiliyorsak, aynı şey pekala içinde bulunduğumuz dünya için de geçerlidir. Rüyadan uyandığımızda gerçek yaşantı dediğimiz daha uzun bir rüyaya başlamadığımızdan hiçbir şekilde emin olamayız. Rüyayı hayal, dünyayı gerçek saymamızın nedeni, sadece alışkanlıklarımız ve ön yargılarımızdır.</p>
<p>Ve bu durum, belki de bir gün, şu anda yaşadığımızı sandığımız dünya hayatından aynen rüyadan uyandırıldığımız gibi uyandırılabileceğimizi gösterir. İşte bu nokta çok önemlidir ve üzerinde mutlaka düşünmek gerekir.</p>
<p>Bunun için rüya örneğini biraz daha derinlemesine düşünmekte yarar vardır. İnsan, rüyasında çok gerçekçi olaylar yaşayabilmektedir. Merdivenden yuvarlanıp bacağını kırabilmekte, ciddi bir trafik kazası geçirebilmekte, bir otobüsün altında kalabilmekte, acıktığında bir pasta yiyip doyabilmektedir. Günlük yaşamda rastlanan olayların benzerleri rüyada da aynı inandırıcılıkla, aynı hislerle yaşanmaktadır. Bu da göstermektedir ki yemek yemek, dokunmak, sertlik hissetmek gibi algılar hiçbir zaman maddenin somut varlığının ispatı olamazlar. Çünkü bu hisler aynı netlikle rüyada da yaşanmaktadır. Ancak maddeyi mutlak varlık olarak kabul eden materyalistler bu noktada büyük bir kavrayış bozukluğuna sahiptirler. Maddenin varlığını ispatlamak için yukarıdakilere benzer örnekler verirler. Çarpık mantıklarına göre taşlara tekme attıklarında ya da tokat yediklerinde acı hissetmeleri, pasta yediklerinde doymaları, insanların otoyolda otobüs gördükleri zaman ezilmemek için kaçmaları maddenin fiziksel varlığının ispatıdır. Anlamakta zorluk çektikleri nokta ise, taşa vurduklarında duydukları acı, pastayı yerken aldıkları tat, otobüs çarpması sırasında yaşanan sertlik ve ağrı gibi bütün algıların da yalnızca zihinde oluştuğudur.</p>
<p>Oysa rüyasında kendisine otobüs çarptığını gören bir kişi yine rüyasında, kaza yaptıktan sonra gözünü hastanede açabilir; sakat kaldığını anlar ama aslında bu bir rüyadır. Yine rüyasında; bir trafik kazasının ardından öldüğünü, ölüm meleklerinin canını aldığını, ahiret hayatının başladığını görebilir. (Bu olay, rüya gibi bir algı olan gerçek dünya hayatında da aynı şekilde yaşanır.) Rüyasında yaşadığı tüm bu olayların görüntülerini, seslerini, sertlik hissini, acıyı, ışığı, renkleri, her türlü hissi gayet berrak bir şekilde algılamaktadır. Rüyada muhatap olduğu algıların tümü gerçek yaşamdaki kadar doğaldır. Rüyasında yediği bir pasta algılardan ibaret olmasına rağmen karnını doyurur. Çünkü doymak da bir algıdır. Oysa ki, gerçekte o anda kişi karanlık bir odadaki bir yatakta uzanmış durumdadır. Ortada ne merdiven, ne trafik, ne otobüs, ne pasta bulunmaktadır. Rüyadaki kişi, dış dünyada karşılıkları bulunmayan algı ve hisleri yaşamakta ve görmektedir. Rüyada, "dış dünya"da hiçbir maddi karşılığı bulunmayan olayların yaşanıyor, görülüyor, hissediliyor olması, "dış dünya"nın tamamen algılardan oluştuğunu çok net biçimde ortaya koymaktadır. İster rüyada olsun, ister günlük yaşamda olsun, görülen, yaşanılan, hissedilen şeylerin hepsi birer algıdır.</p>
<p>Trafik kazası örneğini ele alalım: Bu kazada, otobüsün altında ezilen kişinin beş duyu organından beynine giden sinirler, bir başka insanın beynine paralel bir bağlantıyla bağlansa, kazadaki kişiye otobüs çarptığı anda, o sırada evinde oturmakta olan kişiye de otobüs çarpacaktır. Daha doğrusu, kaza geçiren adamın yaşadığı hislerin tamamını, bir müzik teybine bağlanan iki ayrı kolondan aynı şarkının dinlenmesine benzer biçimde, evinde oturmakta olan kişi de yaşamaya başlayacaktır. Bu kişi evinde oturduğu halde otobüsün fren sesini, otobüsün vücuduna değmesini, kırık kol ve akan kan görüntülerini, kırık ağrılarını, ameliyathaneye sokuluşunun görüntülerini, alçının sertliğini, kolunun güçsüzlüğünü hissedecek, görecek ve yaşayacaktır.</p>
<p>Kazadaki adamın sinirleri kaç kişiye bağlansa bunların hepsi, kazayı başından sonuna kadar yaşayacaktır. Kazadaki adam komaya girse, hepsi komaya girecektir. Hatta, söz konusu trafik kazasına ait algıların tümü bir alete kaydedilse ve bu algılar bir başka kişiye sürekli başa alınarak verilse, bu kişiye de defalarca otobüs çarpacaktır.</p>
<p>Peki o halde, hangisine çarpan otobüs gerçektir? Materyalist felsefenin bu soruya verebileceği çelişkisiz bir cevap yoktur. Doğru cevap, trafik kazasını hepsinin kendi zihinlerinde tüm ayrıntılarıyla yaşadığıdır.<br />
Pasta ve taşa tekme atma örnekleri için de durum aynıdır. Pasta yiyince karnında pastanın şişliğini ve tokluğunu hisseden kişinin duyu organlarına ait sinirler paralel olarak ikinci bir kişinin beynine bağlansa, birinci kişi pasta yediği ve doyduğu anda o kişi de pasta yiyecek ve doyacaktır. Taşa tekme atınca ayağı acıyan materyalistin sinirleri paralel olarak bir başka kişiye bağlansa, bu kişi de taşa vuracak ve canı acıyacaktır.</p>
<p>Peki hangi pasta ve hangi taş gerçektir? Materyalist felsefe, buna da çelişkisiz bir cevap veremez. Doğru ve çelişkisiz cevap şudur: Her iki kişi de pastayı kendi zihinlerinde yiyip doymuşlardır. Her iki kişi de, taşa tekme atış anını tüm detaylarıyla kendi zihinlerinde yaşamışlardır.</p>
<p>Bu durumda insanın algılarını aşması ve dışarı çıkması mümkün değildir. Yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi bir insanın ruhuna, gerçekte bir bedeni, maddi varlığı ve ortada maddesel herhangi bir ortam olmadığı halde tüm bunları seyrettirmek mümkündür. Öyle ki kişi bunu kesinlikle anlamayacak ve izlettirilen 3 boyutlu mükemmel görüntüleri gerçek zannedip, varlığından da son derece emin olacaktır. Çünkü her insan duyu organlarına bağımlıdır. Ayrıca rüya ile gerçek yaşam arasında belirgin bir fark olmadığı da bu örneklerde açıkça görülmektedir. Bunun gibi şu an yaşadığımız hayatın da bir tür rüya olmadığından hiçbir zaman emin olamayız.</p>
<p>Kaynak: Bilinmiyor</p>
<p>kisiselbasari.com</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yaşam bir nehirdir]]></title>
<link>http://dancingwithoutmusic.wordpress.com/?p=7</link>
<pubDate>Sun, 23 Mar 2008 21:33:36 +0000</pubDate>
<dc:creator>TRKN</dc:creator>
<guid>http://dancingwithoutmusic.wordpress.com/?p=7</guid>
<description><![CDATA[
&#8220;Her zaman yaşam nehriyle birlikte git. Asla akıntıya karşı gitmeye, nehirden hızlı ak]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><em></em></p>
<p align="justify"><em><img border="0" vspace="5" align="left" width="137" src="http://i41.photobucket.com/albums/e258/QaanMS/meditate.jpg" hspace="5" height="165" />"Her zaman yaşam nehriyle birlikte git. Asla akıntıya karşı gitmeye, nehirden hızlı akmaya çalışma. Sadece mutlak bir rahatlık içinde, her an kendini yuvada, rahat ve varoluşun içinde huzurlu hissederek git. Unutmaman gereken şey yaşamın kısa değil sonsuz olduğu ve bu yüzden de aceleye hiç gerek olmadığıdır. Acele etmek yalnızca bir şeyleri kaçırmana neden olur. Varoluşun acele içinde olduğunu gördün mü hiç? Mevsimler zamanında gelir, çiçekler zamanı gelince açar, ağaçlar hayat kısa diye hızla büyümek için koşuşturmazlar. Tüm varoluş yaşamın sonsuzluğunun farkında gibi görünür." - <strong>OSHO</strong></em></p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
