<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>susleme &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/susleme/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "susleme"</description>
	<pubDate>Mon, 13 Oct 2008 23:39:32 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Fethiye-Muğla]]></title>
<link>http://tasduvar.wordpress.com/?p=14</link>
<pubDate>Sun, 29 Jun 2008 21:48:59 +0000</pubDate>
<dc:creator>Tasduvar</dc:creator>
<guid>http://tasduvar.tr.wordpress.com/2008/06/29/fethiye-mugla/</guid>
<description><![CDATA[Fethiye İlçesi, Muğla iline bağlı ilçe. Özellikle turizm açısından gelişmiştir. Nüfusu ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-15" src="http://tasduvar.wordpress.com/files/2008/06/fethiye-ilcesi.jpg?w=300" alt="" width="300" height="178" />Fethiye İlçesi, Muğla iline bağlı ilçe. Özellikle turizm açısından gelişmiştir. Nüfusu 66.271'dir (2007).<br />
Konu başlıkları<br />
* 1 Coğrafi Konum<br />
* 2 Tarihi<br />
* 3 Nüfus<br />
* 4 Turizm<br />
* 5 Dış Bağlantılar</p>
<p>Coğrafi Konum</p>
<p>Fethiye, Akdeniz Bölgesi'nin batı kesiminde, Muğla iline bağlı bir ilçedir. Yüzölçümü 3.059 km²'dir.Muğla ili de dahil en geniş yüzölçümüne sahiptir.Doğu ve Güneydoğu'da Antalya ili, güney, güneybatı ve batıda Akdeniz, kuzeybatıda Dalaman ilçesi, kuzeyde de Denizli ve Burdur illeriyle çevrilidir. Antik Telmessos kentini de içinde saklayan Fethiye ilçesi, Fethiye Körfezi'nin doğusunda, Fethiye Ovası'nın güneybatısında yer alır. İzmir - Muğla üzerinden gelerek Antalya'ya ulaşan kıyı yolu 1 km doğusundan geçer. Bu yolla il merkezi Muğla'ya uzaklığı yaklaşık 130 km'dir. Fethiye pek çok önemli depremler geçirmiştir. 1856 ve 1957 yıllarındaki depremlerde kentin neredeyse tamamı yıkılmıştır. Tekrar inşa edilen Fethiye'de şu an modern bir liman ve marina vardır.</p>
<p>Tarihi</p>
<p>Bugunkü Fethiye kenti yakınlarındaki Belen'de, MÖ. 3000'lerde kurulduğu sanılan antik Telmessos kenti, Lykia'nin Karia sınırında yer alıyordu. Uzun bir süre Lykia'ya karşı bağımsızlığını koruduktan sonra, MÖ. 6. yüzyıl ortalarında Pers egemenliğine girdi. MÖ.5. yüzyılda Delos Birliği'ne, MÖ.362'de de Lykia'ya katıldi. Ardından Karia Kralı Mausolos'un eline geçti. MÖ.333'te yöreye gelen İskender'in egemenliğini Selevkoslar'ın yönetimi izledi. MÖ.3. yüzyıl sonlarında Mısır'daki Lagos Hanedanı'na bağlandı. MÖ.188'de Pergamon (Bergama) Krallığı'nın egemenliğine girdi. Pergamon Krallığı'nın MÖ.133'te yıkılmasından sonra kısa bir süre bağımsız kaldı ve Rodos'la işbirliği yaparak Pontus Kralı Mithradates'e karşı koydu. Daha sonra Roma ve Bizans yönetiminde yaşadı. 8. yüzyılda Anastasiuopolis, 9. yüzyıldan sonra da anılmaya başlandı. 1284'te Menteşeoğulları'nın yönetimi altına girdi; 1424'te Osmanlı topraklarına katıldı. Zamanla Megri'ye dönüşen adı, 1913'te uçağı düşen ilk hava şehitlerinden Fethi Bey'in anısına Fethiye olarak değiştirildi. 19. yüzyıl sonlarında Aydın vilayetinin menteşe sancağına bağlı bir kaza merkezi olan Fethiye, 11 Mayıs 1919'dan 20 Haziran 1920'ye değin İtalyan işgali altına alındı.</p>
<p>Nüfus</p>
<p>Kentin nüfusu 2007 sayımına göre 66.271'dir.Bunun 33.278'i erkek, 32.993'ü kadındır.Fethiye'nin 2008 nüfusu ise 67.965'dir.<br />
Yıllara göre kent nüfus verileri<br />
Yıllar  Kent<br />
2008  67.965<br />
2007  66.271<br />
2000  50.689<br />
1990  37.466<br />
1985  21.442</p>
<p>Turizm</p>
<p>Ölüdeniz gibi dünyada eşi bulunmayan bir plajı bulunan Fethiye Türkiye'nin turizm merkezlerinden biridir. Af Kule gibi dalış bakımından çok uygun yerlere sahiptir. Turizme açılmış birçok mağara mevcuttur. Doğal yapısı ile Yamaç paraşütü gibi alternatif sporlar yapılmaktadır. Kelebekler Vadisi ve Kabak Koyu gibi doğası bozulmamış çok özel bölgeler vardır. Günlük turlar ile 12 Adalar diye adlandırılan adalar ziyaret edilebilir.</p>
<p>Ölüdeniz dışında Fethiye civarındaki birbirinden güzel plajları: Belcekız (Belceğiz), Çalış Plajı, İztuzu Plajı (Dalyan)</p>
<p>Bu kadar alternatifin yanında antik çağlardan kalmış kent kalıntıları ile kültür turizmine de açıktır. Fethiye çevresindeki antik kentlerin bazıları şöyledir: Telmessos, Kaunos, Kadyanda, Tlos, Pınara, Letoon ve Xanthos. Bunların dışında zengin eserleriyle Fethiye Müzesi de turizme hizmet etmektedir.</p>
<p>Şövalye Adası: Tarihte Meğri adası, Fethiye adası isimleriyle de anılan Şövalye adası; Fethiye körfezini kapatan ince uzun, lades kemiği şeklinde bir adadır ve limanı korunaklı bir yer haline getirir. Bölgeyi çevreleyen adalar zincirinde üzerinde yerleşim yeri bulunan tek adadır. Şövalye adasının batısında Kızılada, doğusunda Çalış Plajı, güneyinde Fethiye, kuzeyinde açık deniz vardır. Limanın tam göbeğinde olan yerleşiminden dolayı gün boyu güneş ışığını takip eder.</p>
<p>Kaynak:wikipedia.org</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Datça-Muğla]]></title>
<link>http://tasduvar.wordpress.com/?p=10</link>
<pubDate>Sun, 29 Jun 2008 21:42:55 +0000</pubDate>
<dc:creator>Tasduvar</dc:creator>
<guid>http://tasduvar.tr.wordpress.com/2008/06/29/datca-mugla/</guid>
<description><![CDATA[Datça&#8217;nın Tarihi
Datça yarımadasındaki buluntuların M.Ö. 2000’lere kadar uzanır. Bil]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tasduvar.wordpress.com/files/2008/06/datca.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-11" src="http://tasduvar.wordpress.com/files/2008/06/datca.jpg?w=300" alt="" width="300" height="220" /></a>Datça'nın Tarihi</p>
<p>Datça yarımadasındaki buluntuların M.Ö. 2000’lere kadar uzanır. Bilinen ilk yerli halk Karyalılar'dır ve en parlak dönem Dorlar döneminde yaşar. Dorlar M.Ö. 1000 yıllarında Trakya üzerinden güneye inerek Yunanistan üzerinden bölgeye gelirler ve bugünkü Datça ilçe merkezinin 1.5 km kuzeydoğusundaki Burgaz mevkiinde Dor uygarlığının merkezi olan Knidos’u kurarlar. M.Ö. 546’da Lidya Devleti'nin Persler’in eline geçmesinin ardından Knidos ta Pers egemenliğine girmiştir.</p>
<p>Knidos, ticari nedenlerle, M.Ö. 4. yüzyılda yarımadanın uç noktasına, bugünkü görkemli kalıntıların izlendiği yere taşınmıştır.</p>
<p>Dorlar ve Romalılar yeni Knidos’a çok sayıda tapınak yapmışlardır. Şehir Afrodit heykeli ile ünlenmiş. geç Roma ve erken Bizans döneminde tapınaklar yerlerini kiliselere bırakmış ve şehir nüfusu 70.000’lere ulaşmıştır.</p>
<p>Bizans’ın son dönemlerinde ise bir yandan depremler, diğer yanda korsan saldırıları ile güçsüz kalan kent tümüyle terkedilmiş; yarımada nüfusu ise binlere inmiştir.</p>
<p>Yarımada üzerindeki yerleşimler 13. yüzyılda Menteşe Beyliği'ne bağlanmış, 15. yüzyılda ise Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına katılmış ve adı Datça olmuştur.</p>
<p>Son Osmanlı padişahlarından Sultan Reşat döneminde Datça ismi Reşadiye olmuş, Cumhuriyet’te ise tekrar Datça’ya dönüştürülmüştür. 1928 yılında ilçe olan Datça’nın ilk merkezi Reşadiye mahallesi olmuş, 1947’de ise bugünkü yeri olan İskele mahallesine taşınmış. Datça Yarımadası bazı haritalarda hala Reşadiye Yarımadası olarak geçer.</p>
<p>Ünlü matematikçi ve filozof Eudoxus, en iyi yontulmuş Çıplak Afrodit Heykeli’ni yapan Heykeltıraş Praxiteles, Skopas, Bryaxis, Mısır’daki Alexandria Feneri’nin mimarı Sostrates, Knidos'da yaşamışlardır. Afrodit heykelinin kaidesi, 8.000 kişilik tiyatro, güneş saati, Demeter Mabedi, 80 bin kişinin yaşadığı Knidos Antik Kenti kalıntılarındandır. Antik çağda çok ünlü olan, insanların onu görmek için çok uzaklardan geldiği Afrodit heykeli bugüne kadar bulunamamıştır. İlçede ayrıca, Hızırşah Köyü’nde Selçuklular’dan kalma camii, seramik atölyelerinin kalıntıları, Reşadiye Mahallesi’nde Mehmet Ali Bey Konağı, Reşadiye Camii ile Emecik Köyü’nde tapınak kalıntıları, tarihten günümüze kalan kalıntıların bazılarıdır.</p>
<p>Knidos</p>
<p>Reşadiye Yarımadası'nın ucunda yeralmaktadır.Kazılarda tarihinin M.Ö VII.a kadar dayandığındığı anlaşılmıtır.Reşadiye Yarımadası'nda M.Ö IV. yüzyılda Kuzeydoğu'da yaşamışlar.Teselyo'dan gelenler güneye yerleşmişlerdir.</p>
<p>Heredot'a göre Spartalılar Knidos'u bir koloni kenti olarak kabul etmişlerdir. Fakat zamanla güçlenmişler, Fenikeliler sayesinde denizcilikte çok ilerlemişler, tersaneler kurmuşlardır.</p>
<p>Lydialıların saldırılarına karşı korunmak için Reşadiye Yarım Adası'nı karadan ayırmaya çalışmışlardır.Daha sonradan kazdıkça kaya çıkmıştır ve bu kayaların sertliğinden dolayı kazıları yavaşlamıştır.Bu olayın üstüne Pers saldırıları başlayınca tamamlayamamışlardır. Bu saldırılar sırasında Persler zarar vermemiş.</p>
<p>Bu dönemde Knidos, şarap ihraç eden önemli merkezlerden biriydi.</p>
<p>Daha sonra İskender'e boyun eğmişler.Fakat bu dönemle ilgili pek ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır.Roma ile Seleukos kralı arasındaki savaşta Roma'nın tarafını tutmuş,Bergama'ya katılmışlardır.</p>
<p>Bizans Dönemi'nde silik bir dönem geçirmişlerdir.Bir süre piskoposluk merkezi haline gelmiştir.Fakat M.S VII'te tamamen terk edilmiştir. Knidos tarihini aydınlatmak amaçlı yapılan ilk kazılar,İngiliz Charles Newton tarafından 1856-1858 yılları arasında yapılmıştır.</p>
<p>Knidos çok önemli bir ticaret merkezi olması kadar bir kültür ve sanat merkezidir. Dönemin en ünlü helkeltraşları arasında yeralan Praxiteles'in yaptığı Knidos Aphrodite Tapınağı'nda bulunan Knidos Afroditi çok önemli bir sanat yapıtıdır. İon kentlerinin de katılmasıyla düzenlenen dini festivallerde sanatçılar hep Aphrodite'i ön planda tutmuşlardır.</p>
<p>M.Ö 450 yılında Polynotos'un yaptığı duvar resimleri çok önemlidir.Gezegenlerin hep aynı yörüngede hareket eden yuvarlak cisimler olduğunu bulan ünlü Astronom Eudoxos da Knidos'ta yaşamıştır.İskenderiye Feneri'nin mimarı Sastratos da Knidos'ta yaşamıştır.</p>
<p>Strabon, Knidos'un kıyı boyu ile önündeki adada kurulduğunu belirtir. Ada ile kara arasındaki deniz doldurularak,iki ayrı liman elde edilmiştir.Kuzeydeki küçük limana "Kuzey Liman" denilmiş ve askeri amaçla kullanılmıştır.Güneydeki liman ise ticaret amaçlı kullanılmıştır. Şu an bile liman ağzıdaki mendirek ile Kuzey Liman'daki kulenin kalıntıları bulunmaktadır.</p>
<p>Knidos Hippodamos'un ızgara plan düzenine göre yapılanmıştır.Doğu-Batı doğrultusunda birbirine paralel dört geniş cadde, kuzey ve güney doğrultusundaki dik bir cadde ile kesişmiştir. Arazi konumuna uygun bir biçimdecadde ve sokaklar bazen merdiven, bazen de dik birbirlerini kesmişlerdir. Kuzey ve güney doğrultusundaki ilk caddenin batısnda agorası yer alır.Askeri liman kuzeyindeki agoranın iki tarafına sonraki devirlerde antik taşlardan yararlanılarak büyük bir kilise yapılmıştır.Kuzeye doğru,Dor Hexaopisine bağlı kentlerin her dört yılda bir festival düzenledikleri Apollon Karneisos Tapınağı'na ulaşılır.Dor üslubundaki tapınağın kuzeyinde yapılan kazılarda dikdörtgen planlı bir sunak bulunmuştur.Sunağın yeraldığı terasın arkasında ise Helenistik duvar işçiliğinin örneğini veren bir başka teras daha bulunmaktadır.Oturma kademelerini anımsatan basamakların da bulunduğu alanda 1972 yılında bir tapınak kalıntısı bulunmuştur.</p>
<p>Coğrafyası<br />
Datça Yarımadası'ndaki çok sayıdaki irili ufaklı koylardan biri<br />
Datça Yarımadası'ndaki çok sayıdaki irili ufaklı koylardan biri</p>
<p>Datça, coğrafi bölge olarak Ege Bölgesi’ndedir. Dağlık ve engebeli bir arazi yapısına sahiptir. Datça Yarımadası’nın en yüksek noktalarını Bozdağ (1174), Kalecik Dağı (881), Karadağ (786), Emecik Dağı (704), Yarık Dağı (615) gibi dağlar oluşturur. Arazinin % 66’sı orman alanı, %18’i seyrek çalılık ve kayalık olup sadece % 16’sı tarım alanıdır. Kızlan Ovası, Burgaz Düzlüğü, Reşadiye Ovası ile kıyı düzlüklerinin en önemlilerinden olan Karaköy, Palamutbükü ve Mesudiye, ilçenin ovalarıdır.</p>
<p>Yüzölçümü 446 km² olan yarımadanın 235 km’lik sahil bandı, dantel gibi büyüklü küçüklü 52 koyla bezenmiştir. Marmaris ile Datça sınırını teşkil eden Balıkaşıran’da (Datça’ya 64 km) kara genişliği, yöresel olarak "balık aşıran" denilen bölgede 1 km’ye kadar inerken en geniş yeri 17 km’dir. Marmaris’ten Datça’ya 70 km’lik bir karayolu ile ulaşılmaktadır. Yaz aylarında Datça-Bodrum arasında çalışan feribot seferleri ile Bodrum’a 2 saatte ulaşılmaktadır. Datça’ya Milas-Bodrum ve Dalaman Havalimanları yoluyla yurtiçi ve yurtdışı hava ulaşımı sağlanmaktadır.</p>
<p>Datça, tipik bir Akdeniz İklimi'ne sahiptir. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır. Üç tarafı denizle çevrili Yarımada’da yazın esen serin kuzey rüzgarları, kavurucu sıcakları yok eder. Nem oranı ortalama %58 olan Datça’da yılın 300 günü güneşli geçer.</p>
<p>Oksijen bakımından Dünya'nın ikinci, Türkiye'nin en zengin bölgesidir. kaynak Ünlü tarihçi Strabon'un bu konuda meşhur bir sözü vardır: "Tanrı yarattığı kulun uzun ömürlü olmasını isterse, Datça Yarımadası'na bırakır."</p>
<p>Ekonomisi</p>
<p>20 yıl öncesine kadar ilçenin ekonomik hayatı tamamen tarıma dayalı iken, ulaşım olanaklarının artması ile ilçenin ekonomisi değişerek gelişmiş, tarımın yanında turizm de geçim kaynakları arasında yer almıştır</p>
<p>Geleneksel yöntemlerin hakim olduğu tarımsal faaliyetler ilçe ekonomisinin temelini oluşturur. Bu sektördeki gird; bal, badem, zeytinyağı ve güzlük domatesten sağlanır. Tarım ürünleri içerisinden eski ve önemlisi bademdir. Tarımsal gelir kaynakları arasında Güz domatesi’nin de ayrı bir önemi vardır.</p>
<p>İlçede sanayi tesisi bulunmamakta, sadece imalathanelerde zeytinyağı üretilmektedir.</p>
<p>Üretimi yapılan iç badem ve çağla, domates ve balın önemli bir bölümü dışarıya satılırken, üretilen zeytin ve zeytinyağının büyük bir bölümü çiftçinin kendi ihtiyacını karşılamakta, çok az bir bölümünün satıldığı gözlenmektedir.</p>
<p>İlçede üretilen diğer ürünler arasında narenciye, incir ve üzüm başta olmak üzere çeşitli meyve türleri yer alırken, çok az miktarda serada turfanda sebze üretilmektedir.</p>
<p>Nüfusu</p>
<p>Datça ilçesinin toplam nüfusu 13.914 olup, nüfusun 8.108’i ilçe merkezinde, 5.806’sı köylerde yaşamaktadır. Datça'nın bağlı beldesi bulunmamakta, 9 köyü bulunmaktadır. Yaz aylarında yazlıkçıların gelmesiyle birlikte nüfusun mevsimsel olarak 40 bin civarına yükseldiği tahmin edilmektedir.</p>
<p>Turizm</p>
<p>Datça Yarımadası, Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak ilan edilmiş olması dolayısıyla bozulmamış doğası, 235 km.lik sahil şeridi ve 52 koyu, zengin flora ve faunası, Knidos Antik Kenti ile gelecekte en önemli turizm merkezlerinden birisi olmaya adaydır. Eko turizm için geniş imkanlar mevcut olup, Bodrum ve Fethiye arasında yoğunlaşan ülkemiz yat turizminin odaklandığı bir yer olarak önemli bir yer taşır.<br />
Datça'dan bir görünüm. Sağdaki bina Datça Öğretmenevi'dir.<br />
Datça'dan bir görünüm. Sağdaki bina Datça Öğretmenevi'dir.</p>
<p>Öte yandan yörelerimizde tatillerini geçiren yerli ve yabancı turistler için trekking, sörf, yelken gibi doğa ve su sporlarının yapılabileceği ideal ortamlara sahiptir. Sürekli esen rüzgarı ile nemin hissedilmediği tatil imkanını sağlaması ve bol oksijeni dolayısıyla sağlık turizmi için de ideal bir yerdir.</p>
<p>Turizm, ilçenin ekonomik hayatında son yıllarda hızla önem kazanmış ve halkın önemli gelir kaynakları arasında yer almaya başlamıştır. Bu olguya paralel olarak, ilçede konaklama imkanını arttıran tesislerin sayısının yıldan yıla hızla arttığı gözlenmektedir. Datça Yarımadası, Bodrum ve Marmaris’ten "Mavi Yolculuk" düzenleyen tekneler için oldukça önemli bir güzergah olmaktadır. Datça Limanı’na giriş-çıkış yapan tekneler arasında, Ege Adaları'ndan gelen tekne ve yatlar önemli bir yer tutar. Yunan adalarından, özellikle Rodos ve Sömbeki adalarından, ilçeye Cumartesi günleri teknelerle alışverişe gelen Yunanlılar, ilçeye döviz girdisi sağlamaktadırlar. Turizm sezonu dışında sürdürülen inşaat çalışmaları, kış aylarında tarımın yanında ekonomik hayatı canlı tutmaktadır.</p>
<p>Kaynak:wikipedia.org</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dalaman-Muğla]]></title>
<link>http://tasduvar.wordpress.com/?p=7</link>
<pubDate>Sun, 29 Jun 2008 21:39:05 +0000</pubDate>
<dc:creator>Tasduvar</dc:creator>
<guid>http://tasduvar.tr.wordpress.com/2008/06/29/dalaman-mugla/</guid>
<description><![CDATA[Dalaman Muğla ilinin bir ilçesidir. Atm Dalaman Uluslararası Havaalanı bu ilçe sınırları iç]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tasduvar.wordpress.com/files/2008/06/dalaman.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-8" src="http://tasduvar.wordpress.com/files/2008/06/dalaman.jpg?w=300" alt="" width="300" height="247" /></a>Dalaman Muğla ilinin bir ilçesidir. Atm Dalaman Uluslararası Havaalanı bu ilçe sınırları içerisindedir. Ortaca'nın da ilçe haline getirilmesinden sonra bağlı beldesi kalmamıştır. 16 köyü bulunmaktadır. Akdeniz Bölgesi’nde, Muğla İline bağlı bir ilçe olan Dalaman, Muğla İli Köyceğiz, Ortaca ve Fethiye ilçeleri ile Denizli ili Çameli ilçesi arasında yer almaktadır. Doğu, kuzey ve batı kesimleri dağlık, güneyi ovalıktır. İlçe topraklarını Gölgeli Dağlar (2.295 m.), Boncuk Dağı (2.265 m.) engebelendirmektedir. Fethiye Körfezi’ne paralel uzanan bu dağların etekleri yapraklı, yüksek kesimleri de iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlarla kaplıdır. Dalaman Ovası, Muğla ilinin en verimli ovasıdır,türkiyenin ve dünyanın en verimli ovaları içerisindedir. İlçe topraklarını Dalaman Çayı sulamakta olup, Akdeniz ve Ege Bölgeleri geçiş noktasında bulunmaktadır. Dirmil yakınlarındaki Kocaş dağından doğan, Dalaman çayı Marmaris ve Fethiye arasında yer alır. Toplam uzunluğu 229 km.dir. Batı Toroslar’ın Göktepe ve Yaylacık dağlarından inen kolların birleşmesiyle büyüyen çay, dar ve derin bir vadi içinde akarak, Ortaca’nın 8 km. güneyinden denize dökülür.Deniz seviyesinden yüksekliği 15 m.dir. Yüzölçümü 61.694 hektar olan ilçenin 2000 Yılı Genel Nüfus sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 28.148’dir.</p>
<p>İlçenin iklimi tipik Akdeniz iklimi olup, Subtropikal iklimi olarak tanımlanabilir. Bu iklim karakteristiğine uygun olarak, yörede kışları ılık ve yağışlı, yazları ise kurak ve sıcaktır. Yıllık ortalama yağış miktarı 1044.5 mm.dir.</p>
<p>İlçenin ekonomisi turizm, nakliyecilik, tarım, kağıt sanayiine dayalıdır. Yetiştirilen başlıca tarımsal ürünler, buğday, ayçiçeği, fiğ, yonca, pamuk, mısırdır. Bunların yanı sıra narenciye üretilmekte olup, nar, incir, avokado üretilir. Hayvancılıkta damızlık inek yetiştirilir. Buna bağlı süt üretimi yapılmaktadır. İlçede bulunan kuruluşların başında 1982’de işletmeye açılan Dalaman Havaalanı, TİGEM ve Kağıt Fabrikası ve devlet Üretme Çiftliği gelmektedir. Özellikle Kağıt Fabrikası mamullerinin ve yörenin tarımsal ürünlerini yurdun dört bir yanına taşıyan canlı bir ulaştırma sektörü vardır.</p>
<p>Muğla’nın turistik yörelerine havaalanı vasıtası ile turist girişlerini dolayısı ile ilçenin ekonomisini etkilemektedir. Dalaman Havalimanı artan yolcu trafiğini karşılamak amacı ile yeni tesisler yapılmıştır. Göcek koyları olarak bilinen Dalaman ilçe sınırları içerisinde kalan koylar yat turizmi için çok elverişlidir.</p>
<p>Kurşunlu, Akbükü, Göbün, Boynuzbükü, ve Sarsala koyları bunların başlıcalarıdır. Ayrıca Dalaman Yat Limanı ve Deniz Otobüsü Yanaşma Yeri proje ihalesi tamamlanmış olup, yerin bir bölümü SİT, bir bölümü Özel Çevre Koruma Bölgesi içerisinde kalmaktadır.</p>
<p>İlçenin tarihi ile ilgili herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Yörede yeterli arkeoloji kazısı ve yüzey araştırması yapılmadığından bu konuda bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak Antik Karya bölgesi içerisinde olduğundan ilçe tarihinin çok eskilere dayandığı sanılmaktadır.</p>
<p>Daha önce Köyceğiz İlçesine bağlı olan Atakent ve Dalaman beldelerinin birleşmesiyle tek bir Belediye olan Dalaman, 1983’te ilçe konumuna getirilmiştir.</p>
<p>Euhippe antik kentinin Karia bölgesinin kuzeyinde, Dalaman’ın yanı başında Alacatlı Köyü’nün (Alaca-atlı) bulunduğu yerde olduğu sanılmaktadır.</p>
<p>Kaynak:wikipedia.org</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Muğla/Türkiye]]></title>
<link>http://tasduvar.wordpress.com/?p=5</link>
<pubDate>Sun, 29 Jun 2008 21:13:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>Tasduvar</dc:creator>
<guid>http://tasduvar.tr.wordpress.com/2008/06/29/muglaturkiye/</guid>
<description><![CDATA[Muğla&#8217;nın Kentsel yapısı
Muğla denizden 670 metre yükseklikte, üstü düz bir kaya küt]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tasduvar.wordpress.com/files/2008/06/mugla-ili.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-13" src="http://tasduvar.wordpress.com/files/2008/06/mugla-ili.jpg?w=300" alt="" width="300" height="225" /></a>Muğla'nın Kentsel yapısı</p>
<p>Muğla denizden 670 metre yükseklikte, üstü düz bir kaya kütlesi şekliyle ilginç bir görünüme sahip olan Hisar Dağı'nın eteklerinde kurulmuş 48000 nüfuslu bir kent merkezidir. Daha yakın geçmişe kadar sanayisi veya başka bir işlek sektörü bulunmayan son derece sakin küçük bir idari merkez konumunda iken, son yıllarda Muğla Üniversitesi'nin getirdiği canlılıkla kentsel alan Muğla Ovası'na hızla yayılmaktadır.</p>
<p>Muğla ovası, Menteşe kalker platosunda Neojen çağında oluşmuş depresyon ların sonradan karstlaşmasıyla oluşmuş çanak şeklindeki çukurluklardan biridir. Muğla ovasına benzer jeolojik yapıya sahip komşu ovalar Yeşilyurt, Ula, Gülağzı, Yerkesik, Akkaya, Çamköy, Yenice ovalarıdır. Muğla ovası Karadağ, Kızıldağ, Masadağı ve Hamursuz Dağı (tepesinde Hamursuz Dede'nin yatırı bulunmaktadır) ile çevrelenmiş olup, şehir sırtını dayadığı Hisar Dağı'ndan hareketle, öncelikle ova yönünde, kısmen de solunda İzmir yolu üzerinde yer alan Akçaova köyü ve sağında Karabağlar Yaylası'na bakan Düğerek mahallesi hatlarında gelişmektedir. Düğerek'in kurulduğu yamaçların gerisinde rakım hızla artar ve Menteşe Dağları silsilesi içinde yer alan Yılanlı Dağı 2000 metreye ulaşır.</p>
<p>Muğla iline bağlı turistik merkezlere ve deniz kıyısına varmak isteyen ziyaretçilerin bazen kenarından geçmekle yetindiği, aslında ilginç özellikleri bulunan bir kenttir. Geleneksel evler dokusu, büryan kebabı, ekşili döş dolması, çıtırmık helvası gibi özgün yemekleri, bölge kaynaklı çok sayıda arkeolojik eserin yanısıra Özlüce Köyü Kaklıcatepe'de ortaya çıkarılan 9 milyon yıllık hayvan ve bitki fosillerinin sergilendiği Muğla Müzesi, Karabağlar Yaylasında yüzyıllardır ışık değmemiş bir zemini örten dev ağaçların altındaki Keyfoturağı ve Narlı kahveleri, aydın ve konuksever halkı güçlü turistik argümanlar oluşturmaktadır.</p>
<p>Muğla evleri</p>
<p>Muğla evleri; tasarımları, ahşap işçilikleri, tavan işlemeleri ve şehrin sembolü haline gelmiş bacaları ile Türk geleneksel mimarisinde özgün bir model oluşturmaktadır. Genelde iyi korunmuşlardır. Geleneksel mimariden doğrudan esinlenmiş yeni yapıların da Muğla bölgesinde halen diğer bölgelerimize kıyasla daha fazla inşa edildiği söylenebilir. Bunda kentin yüksek eğitim ve yerel şuur düzeyi ile yörenin turistik bir bölge olmasının etkileri bulunmaktadır. Kent merkezinde özellikle Hisar dağı eteklerine doğru yoğunlaşan eski Muğla evleri, Karabağlar Yaylası'ndaki Karabağlar mahallesi ve Yılanlı Dağı yamacındaki Düğerek mahallesi evleri ile bir arada ele alınabilir.</p>
<p>'Hayat' olarak adlandırılan açık ön sofalar, kuzulu kapı olarak adlandırılan avlu girişleri, ocaklar, bacalar, uzun ve geniş saçaklar, tavan süslemeleri, ahşap süslemeli verandalar, duvarlara gömülmüş dolap biçimli banyolar Muğla evlerinin tipik özellikleri arasındadır. Büyük çoğunluğu avlulu ve iki katlıdır. Bazılarında hayat bölümü sonradan kapatılmıştır. Yakın devirde inşa edilen evlerde ise, 'hayat' doğrudan kapalı olarak yapılmaktadır.</p>
<p>Genel özellikleri, bütün Türk evlerinde olduğu gibi, aile mahremiyeti anlayışının bir ürünü olarak içe dönük olmalarıdır. Özellikle zemin katlarında sokağa penceresi olan ev yok denecek kadar azdır. Buna karşılık avluya bakan pencerelerin çokluğu dikkat çeker ve açık, yarı açık yaşam mekanlarıyla, geniş saçaklarla zenginleştirilir. Bu nedenle, ön cephe özelliği avlu tarafından ortaya çıktığından, manzara ve güneş hakimiyetini de dengelemek üzere, evler parsellerin yukarı köşelerine ve kuzeye sağır, güneye açık olarak yerleşirler.</p>
<p>Plan tipleri, 'hayat' ile bunun etrafında yer alan odaların bulundukları konuma ve üst kata çıkan merdivenin yerine göre değişiklikler gösterir. Üzerlerinde yer aldıkları parsellerin biçimi ve komşu binaların konumu da planların oluşumunda etkili olabilmektedir. Ancak, genel hatlarıyla merdivenlerin, sofa içindeki yerlere göre ortadan ve yandan merdivenli tipler olarak sınıflama yapmak da mümkündür.</p>
<p>Ortadan merdivenlerde, üst kata çıkış binayı simetrik olarak ikiye ayırdığı gibi, farklı şekillerde de bölebilir. Ancak her iki durumda da yaygın olan uygulama, merdivenin geriye doğru sokulan bir orta sofadan çıkması ve binanın arka duvarına yaslanmış olmasıdır. Merdiven ahşaptır. Altı depo olarak kullanılır. Her iki yanında simetri hakimse birer veya ikişer oda yer alır. 'Hayat'a odalara girişte 45 dereceli kırılmalar bulunur. 'Hayat' avlu cepheleri boyunca uzandığı gibi, sadece merdivenin açıldığı ve oda girişlerinin bulunduğu orta kısımda da yer alabilir. Bu tiplerde de yaygın olan uygulama orta sofanın bina cephe hattının ilerisine doğru beşgen şekilde çıkma yapmasıdır. Ortadan çıkan merdivenin yapı kütlesine simetrik olarak ayırmadığı durumlarda ise, 'hayat'ın bir tarafında odalar yer almakta, diğer tarafında ise yine bu bölümün devamı olan yarı açık bir mekan bulunmaktadır. Genellikle, avluya bakan cephelerinde boydan boya 'hayat' bulunan evlerde ise, üst kata merdivenle çıkılır. 'Hayat'ın genişliği binanın yanından çıkan merdivenin iki kolunun genişliği ile uyum içindedir. Odalar 'hayat'ın gerisinde ve yapının arka duvarına yapılmış olarak yan yana sıralanırlar. Her biri doğrudan 'hayat'a açılır.</p>
<p>Sokaktan evlere kuzulu kapılardan girilir. Bu kapı geniş iki kanadı olan ve bunlardan genellikle girişe göre sağ taraftakinin içinden ikinci bir küçük kapı açılan, 2.30 m. yükseklikteki avlu duvarının yüksekliği ile orantılı, çoğunun üzerinde küçük iki tarafa meyilli. kiremit örtülü, ahşap çatısı bulunan kapılardır.</p>
<p>Avlular, yılın yedi sekiz ayı boyunca yaşanılan, evin kapalı mekanları ve 'hayat'larıyla kullanım bütünlüğü içinde olan, genellikle kayrak taşı ile kaplı bir çoğu havuzlu iç bahçeler şeklindedir, Duvarlara yakın yerlerde ağaçlar yer almaktadır. Evin bir duvarına bitişik olarak veya yarım bir konumda tek katlı müştemilat bulunur. Müştemilat içinde evin asıl mutfağı, ocağı, kileri ve bazen de banyo yer alır. Ayrıca, temiz su havzaları da bu binanın içinde veya dışındadır.</p>
<p>Yapılar genellikle taş veya ikinci derecede ahşaptır. Tüm taşıyıcı duvarlar, avlu duvarları, özellikle zemin katlar kireç harcı, kırma-moloz taş duvarlarla inşa edilmiştir. Çatı örtüsü olarak alaturka kiremit kullanılır. Çatı dışında duvar üstleri, ocak çıkıntılarının baca halinde daraldığı girintilerin üstleri de yağmurdan korunacak tüm çıkıntılar bu kiremitle örtülüdür. Ayrıca, bugün Muğla'nın sembolü olarak kabul edilen karakteristik bacadan alaturka kiremitlerle yapılan kendine özgü bir şapka ile kapatılmıştır.</p>
<p>Muğla evlerini, temel olarak ikiye ayırmak mümkündür :</p>
<p>Türk evleri</p>
<p>Özellikle Hisar Dağı eteklerine doğru yayılmış olan bu evler, kentsel silüeti kırmızı kiremit çatı beyaz duvar ve üzerlerinden taşan yeşil ağaçlar üçlüsü ile oluşan armonisi içinde, geleneksel dokunun özünü oluşturan yapılardır. Avlu içindeki müştemilatlarıyla bir kullanım ve form biçimini oluştururlar. Bazılarının 'hayat'ları sonradan kapatılmış, yakın devirde inşa edilen bazılarınde ise bu bölüm doğrudan olarak yapılmışlardır.</p>
<p>Rum evleri</p>
<p>Kentte Rum tüccarlarının yerleşmeye başlaması ile Rum aileler Konakaltı ve Saburhane mevkileri çevresinde yerleşerek kendi kültürlerine göre biçimlenen taş evleri inşa etmişlerdir. Bu evleri Türk Evlerinden ayıran temel özellik içe kapanmış olmaları, avlu yerine sokakla bütünleşen bir cephe ve kütle nizamı göstermeleridir. Diğer ayırt edici özelliği ise kesme taş yapı olmalarıdır. Eski şehrin ticaret ve zenaat merkezi Arasta mevkiinde 1895'de Rum Filivari Usta'nın elinden çıkmış saat kulesi de Rum nüfusun Muğla'ya yadigarlarındandır.</p>
<p>Kentte halen yaşları 100 ila 300 arasında değişen 400 yapı koruma altındadır ve kapsamlı bir restorasyon girişimi başlatılmıştır.</p>
<p>Muğla yemekleri &#38; yiyecekleri</p>
<p>En tanınmış yemeklerin başında Muğla'nın kendine özgü tarhanası gelir. Tarhana yazın yapılır ve pencere önlerine, dam ve avlulara serilip kurutulur ve kışın afiyetle yenilir. Zeytin ve kurutulmuş biber de Muğla'da artık bir kültür halini almıştır. Özellikle sofralık zeytin Karya döneminden beri Muğla'da önemini hala korumaktadır. Bunların dışında Muğla Merkez'in kendine özgü yemekleri de vardır. Keşkeği de unutmamak gerekir özellikle düğün yemeğidir onsuz yemek olmaz.</p>
<p>Üniversite kenti Muğla</p>
<p>1992’de kurulmuş olan Muğla Üniversitesi, özellikle 1999 sonrasında, iş adamı Sıtkı Davut Koçman’ın Üniversiteyi kelimenin tam anlamıyla kanatlarının altına almasını takiben göz kamaştırıcı bir hızla gelişmiştir. Yakın geçmişte vefat eden Sıtkı Davut Koçman ve kurucu dekan Ethem Ruhi Fiğlalı’nın yönetiminde, evvelce 30 bin nüfuslu küçük ve hareketsiz bir il merkezinden ibaret olan şehir, 16.000’i aşkın öğrencinin oluşturduğu yeni bir topluluğun yerleşmesiyle büyük bir ivme kazanmıştır. Muğla Üniversitesi her yıl açılan yeni fakülteleri ile daha da büyük bir öğrenci kitlesine hitap edebilir hale gelmiştir. Muğla ili küçük bir il olduğudan öğrenciler kiralar ve ev bulma konularında sorun yaşayabilmektedirler.</p>
<p>Kültürel çalışmalar</p>
<p>Muğla kültürel faaliyet açısından zengin ve öğrencilerin faaliyeleriyle giderek daha da zenginleşen bir şehirdir. Muğla Üniversitesi,Belgesel sinemacılar birliğinin sözlü tarih çalışmaları,Muğla Sanatseverler Derneği, Duvar Sahnesi Sanat Topluluğu gibi daha birçok grup ve topluluklar şehirdeki kültür potansiyelini arttırmaktadır.</p>
<p>İklimi ve coğrafyası</p>
<p>Muğla ili Akdeniz iklimi etkisinde kalmaktadır.Muğla ilinin içinde bulunduğu Menteşe Yöresi'nde dağlar denize paralel uzanmaktadır. 800 m. yüksekliğe kadar olan alanlarda “Asıl Akdeniz İklimi” ve daha yüksek alanlarda “Akdeniz Dağ İklimi” hissedilir. Maksimum-minimum sıcaklık değerleri, nemlilik, yağış miktarı ve hakim rüzgar yönleri yerel coğrafi koşullara göre değişmektedir.Dağların denize paralel uzanmasının ve yükseltinin bu yörede Ege Bölgesi'nin genelinin aksine daha fazla olmasının diğer bir sonucu olarak ulaşım doğu-batı yönünde zorlaşır ve nüfus seyrekleşir.</p>
<p>Yakın çevre</p>
<p>Muğla Merkez ilçesine bağlı ve belediyesi bulunan 4 yerleşim merkezi (belde) bulunmaktadır. Muğla Merkez'in ayrıca ikisi aynı adı taşıyan (Yenice) 49 köyü bulunmaktadır.</p>
<p>Kaynak:wikipedia.org</p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
