<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>tavuk-yemekleri &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/tavuk-yemekleri/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "tavuk-yemekleri"</description>
	<pubDate>Mon, 07 Jul 2008 12:07:11 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Toplum nereye gidiyor?]]></title>
<link>http://sefalet.wordpress.com/?p=6</link>
<pubDate>Sat, 14 Jun 2008 03:34:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>begci</dc:creator>
<guid>http://sefalet.wordpress.com/?p=6</guid>
<description><![CDATA[Beykent Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Güzel Sanatlar Fakültesi İletişim ve Tasarım Bö]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Beykent Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Güzel Sanatlar Fakültesi İletişim ve Tasarım Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ünsal Oskay. "Peki Konuşalım" kitabı ile başlayan sohbetimiz, kültürel farklılaşmadan, toplumun bakış açılarındaki radikal değişime, yenilenen zengin ve fakir tanımlamasına, medyanın işlevi ile toplumsal hayattaki rolüne, "Türkiye'de sosyal patlama olur mu?" ve "Yolumu nasıl bulurum?" sorusuna kadar farklı başlıkları içinde barındırıyor:</p>
<p>"Peki Konuşalım" kitabının hazırlık süreci hakkında bilgi verir misiniz? Kitabın içeriğini belirleyen birçok konu var ve bunlar, popüler kültürle bağlantılı. Bu içerik nasıl belirlendi?<br />
Prof. Dr. Oskay: 1970'li yıllardan beri, Türkiye'de okur yazar birçok insan gibi yeni bir oluşumu fark etmeye başladık. Geleneksel toplum kültüründen zaten çıkıyorduk. Ama bu konuda yoğunlaşmayı, 1970'li yıllarda görüyorum. Bütün dünyanın 20-30 yıl gerisinden, bu değişimi izliyorduk. 70'li yıllarda dünyayı izlemeye ve yaşamaya başladık. Ben bir sosyal bilimciyim ve ben de bu değişimi izlemek zorunda kaldım. Bu kitapta, benim aşağı yukarı 30 yıldan beri uğraştığım bir konuda, Melis Çelebi ile yaptığım röportajlar yer alıyor.<br />
<!--more--><br />
Bir gazetede popüler kültür eki yapılması sözkonusu oldu. Amacımız; okuyucuyu fazla üzmeden, yormadan, düşünsel alanda ona birşeyler katmaktı. Böylece ben de Melis'le sohbetlere başladım. Bu sohbetler yaklaşık 1 yıl sürdü. Ama gazetenin kendi kriterlerine göre fazla başarılı bulunmadı ki; bitti.</p>
<p>Şemsa Yeğin, Türkiye'deki en seçkin mütercimlerden biri. Edebiyattan düşünce eserlerine kadar çok sayıda seçkin kitabın çevirisini yaptı. Ayrıca geçtiğimiz yıldan beri de Epsilon Yayınevi'nde yayınlar konusunda görevli. Kitap konusunda teklif de ondan geldi. Biz de bu öneriyi sevinçle karşıladık ve böylece kitap ortaya çıktı.</p>
<p>GÜLBEN ERGEN SKANDALININ GÖSTERDİKLERİ</p>
<p>İçerikte çok fazla konu var. Ama bu konuların her birinin ortak özelliği, Türk toplumundaki değişime de ışık tutmaları. Bayramlaşma kültüründeki farklılaşma gibi...<br />
Prof. Dr. Oskay: Buradaki en ilgi çekici örnek; Gülben Ergen hakkındaki yazım. Bu yazının sebebi Gülben Ergen'in kendisi değil, ortaya çıkan skandal. Hülya Avşar gibi ünlülerden sıradan insana kadar, dükkanda, çarşıda, pazarda dinlediğim şeylerin etkisiyle, toplumumuzun bu olayı yorumlama ve kabullenme biçimi bana ilginç geldi. Yoksa, benim Ergen'le ilgili olumlu veya olumsuz bir yorum yapmaya merakım yok.</p>
<p>Kitaptaki söyleşinizde de zaten buna vurgu yapıyorsunuz.<br />
Prof. Dr. Oskay: Evet. O röportajın ödevi; toplumun küçük insanlar için ayıp saydığı bazı davranışların; hem para, hem de ün yönünden yeterli bir raddeye geldiğinizde, toplumun bu gibi şeyleri birden bire çok kolay bir şekilde hoşgörebilmesi. Bu durumda, insanların kabullenmesi çok kolay oluyor ve bu çok manidar bir durum. Çünkü toplumun hem paraya ve güce inanan bir toplum haline geldiğini, hem de toplumun giderek zalimleştiğini gösteriyor. Bu gibi durumlarda küçük insanlar arasında ayıplamadan tutun, namus cinayetlerine kadar uzanan şiddetli önlemler alınırken, belli bir para ve ün düzeyine geldiğiniz zaman; toplum aynı durumu hoşgörebiliyor. Benim dikkatimi de bu çekti. Yani toplumun değerlendirmesindeki değişimler.</p>
<p>KÖYDEN KENTE GÖÇ = BASKI VE YALNIZLIK</p>
<p>Bu değişimin sebebi ne olabilir sizce? Köyden kente göç dalgası oldu, gelirler arasındaki uçurum derinleşti, ekonomik krizler yaşandı. Bu faktörlerin değişimde payı var mıdır?<br />
Prof. Dr. Oskay: Bireylerin davranışları tek başlarına, kendileri aldıkları kararlarla, değer yargılarıyla ilgili değildir. Bireylerin davranışları; ekmek parasını kazanması, işinde kalabilmesi, çocuğunun itibarlı bir evlilik yapabilmesi için toplumun hangi kesimleriyle ilişkiliyse veya ilişkili olacaksa, o kesimlerin davranışlarındaki değişimlere göre yön bulur.</p>
<p>Sonuçta birey tek başına sosyal dünyasından tecrit edilerek yaşamıyor, bir toplum içinde yaşıyor. Ve bu toplumun baskısı; bir yandan kente göç dediğimizde anonimleşen sosyal ilişkilerden ötürü görünmez hale gelirken, bir yandan da kentteki yaşam, köydeki yaşama oranla, herkesin kalabalıklar içinde ve aynı anda gözlerden uzakta yaşayabilmesi anlamına geliyor. Böyle bir 'negatif' özgürlükle birlikte, artık kente giren insanın, imece usulü yardımlaşabileceği bir komşusu kalmamıştır. Bahçesinden toplayacağı sebzesi yoktur.</p>
<p>Kente geldiği zaman, piyasa ekonomisi dediğimiz, kentteki hayatın totalitesinin işlediği en can alıcı alan ile tanışır. Bu nedenle kentte hem büyük bir negatif özgürlük var gibi gözüküyor, hem de korkunç bir baskı var.</p>
<p>Bu baskı; toplumsal hayatın değişik bir biçimde örgütlenmesi ile ortaya çıkan, ilk etapta gözle de görülmeyen sosyal bir baskıdır. Bu nedenle kızınızın da Gülben Ergen'in yolunu izleyip izlemeyeceğini 30 yıl önce kasabalı olarak düşünürken, şehre geldiğiniz vakit başka türlü düşünmeye eğilim gösterirsiniz. Daha doğrusu, kasabada yaşayan bir insan, çocuğunun Gülben Ergen'in geçtiği yaşamdan geçmesini istemezdi. Şimdi öyle görünüyor ki, eğer sonuç Gülben Ergen kadar başarılı olacaksa, sıradan insanların çoğu, çocuğunun da aynı serüvenden geçmesini, ama başarılı bir sonuca ulaşmak şartıyla, ister gibi görünüyor.</p>
<p>ZENGİNSENİZ, SİZE BAKIŞ AÇISI HEMEN DEĞİŞİR</p>
<p>Değişimin sebebi nedir?<br />
Prof. Dr. Oskay: Bu 1870'lerde Avrupa'da oluşan modern toplumun, 1950'lerden sonra bizim hayatımızda hissedilir derecede payını artırmasından kaynaklanıyor. Artık iffet, namus, başarı gibi kavramlar, toplumun size vereceği nimetlerden alabileceğiniz payla ölçülüyor. Büyük pay alıyorsanız, kimse size "namussuz" falan demez. Ama az pay alıyorsanız, toplum bütün öfkesini sizden çıkartır. Kızınız için, sizin için kötü laf söylerler, kahvede rahat oturamazsınız. Ama büyük payı alıyorsanız, o zaman zaten mahalle kahvesinde oturmazsınız, kulüplerde oturursunuz. Kulüplerde de herkes birbirini bambaşka şekillerde yargıladığı için sorun yaşamazsınız. Bu da toplumun değişmesini gösteriyor.</p>
<p>Bu değişimde medyanın rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?<br />
Prof. Dr. Oskay: Medya bu değişimi 'olumladığı' için etkili oldu. Medya bu değişimi kendisi yaratmadı. Kişiliğimizin nasıl oluşacağı, nasıl şekilleneceği konusunda medyanın çok etkin bir konumu var. Ama kişiliğimizin değişimesinde zaman bakımından ilk faktör; 'konunun medyadaki yeri', yani yayın politikası değişimi falan değil. Bu, hayatın özündeki değişmedir. Medya, hayatın bütünündeki bu değişmeyi yakaladığı anda, bunu olumlar. Bunu olumlayarak da, hem kendisi yaşamını sürdürür, hem de o olumladığı değişim sürecine katkıda bulunmaya başlar. Yani "Medya masumdur" demiyorum, ama medya, bilinçli olarak yola çıkıp da, "Dur ben insanları böyle yapayım, toplumu şöyle değiştireyim" demez. Sadece toplumsal hayatın kendi totalitesindeki değişmeleri destekler. Bu değişmeler ülke içindeki faktörlere, ülkenin dünya ile etkileşimindeki faktörlere bağlıdır.</p>
<p>Biz eğer bahsettiğim bu süreci gönlümüzün istediği kadar olumlayamasaydık, o zaman medyayı suçlardık. Sonuçta medyanın 'suçlanmaması' gerekmiyor. Ama varolanı da medya yaratmıyor. Medyanın günahı; yaratılan bu birikimin üstüne bir tuğla eklemeyi maharet sanması.</p>
<p>TÜRKİYE ARTIK VERİMSİZ BİR TARLA GİBİ</p>
<p>Medya neden böyle yapıyor?<br />
Prof. Dr. Oskay: Medya bugün eğer sorumsuzsa, 27 Mayıs 1960 devriminden sonra toplumun iyi bir döneme girme ümidi varken, 1965'ten itibaren bu beklentilerin geride kalması, 1972-1973'ten itibaren 12 Mart'ın baskıları, 1980'lerde görünürde Kenan Evren ve arkadaşlarının yaptığı darbe yüzünden. Bütün bunlar, sosyal ve kültürel uyanışın biraz hızlı gittiğinden şikayet eden belirli çevrelerin baskısıyla heveslendirilmiş girişimlerdir. Bu girişimler, Türk toplumunun gelişmesini tıkadı. Sendikal hayatı sona erdirdi, üniversiteleri darmadağın etti, okur-yazarlara ceza verdi, toplumun değişmesini biraz yüksek sesle söyleyen genç insanlar asıldı.</p>
<p>Daha başak vermeden kökünden çiğnenen bir buğday tarlası düşünün. Bu tarla, bugün Türkiye. Hırsızlığı var, işsizliği var, umutsuzluğu var, herşeyi var... Bu tarladan artık bu çıkıyor. Bu yüzden bazı illerde bazı olaylar oluyor, bu olayların arkasında kimlerin olduğuna dair fikirler yürütülüyor. Bu durum bile toplumun ne kadar umutsuz, ne kadar bilinçsiz, ne kadar hırpalanmış olduğunu gösteriyor. Toplumun bu kadar kışkırtılmaya, bu kadar tahrike hazır olması bile kendi başına çok anlamlı. Ama bir tarafta bu durum varken, mesela bir tarafta da Gülben Ergen olayı var.</p>
<p>Yani magazin ön planda.<br />
Prof. Dr. Oskay: Eğer para kazanma yönetiminiz fazla rafine değilse, o zaman aşkın biçimi de fazla rafine olmuyor. Herhangi bir insanı hırpalamak için konuşmuyorum. Adnan Menderes'in sevgilisi vardı. Ne kadar asil bir insan olduğunu hatırlayan hatırlar. Ama bugün bunlar çıkıyor. Neden? Çünkü bu haberleri izleyen insanlar, böyle sevgiden anlayacak adamlar. Hayatında iyi müzik dinlememiş, bir konsere gitmemiş, doğru dürüst kitap okumamış insanların egemen olduğu bir ekonomik düzen içinde, sanat da böyle oluyor, kültür de böyle oluyor, TV de böyle oluyor, medya da böyle oluyor.</p>
<p>Peki hiç mi eleştirmeyeceğiz? Eleştireceğiz tabi. Medya, zamanında bunlardan fazla rahatsız olmadı. 'Magazin' dedi geçti. Ama şimdi medyanın tamamı magazin. "Bütçede açık şu kadar" derken bile; işin magazin tarafı ön plana çıkıyor. Daha da acısı; eskiden bu gibi haberlerin sayfası ayrıydı. Ama artık bu haberleri ekonomi sayfasında, siyaset sayfasında vermek, toplumun en önemli problemlerinin 'görülmemesini' sağlamayı da egemen tutan bir yayın politikası.</p>
<p>TÜRKİYE'DE SOSYAL PATLAMA OLMAZ</p>
<p>Medyanın bu anlayış değişikliğinde toplumsal yapıdaki değişim kadar, ekonomik ve politik baskının da payı var mı?<br />
Prof. Dr. Oskay: Bunların hepsi içiçe. 27 Mayıs devrimi ve planlı kalkınma ile; Türkiye'nin haysiyetli bir yoldan daha çok kendi iç kaynaklarına dayanarak, belli bir zaman sonra İtalya'nın düzeyine erişmesi planlanıyordu. Ama iktisatçıların dediği gibi planlı ekonomi değil, alışveriş listesi tarzında bir ekonomi ön plandaydı, "Şu sektöre bu lazım, bu sektöre de şu gerek" deniliyordu. Ama bu işin maliyeti; yine en verimli yerlere yönlendirilemeyen yatırımlara patladı. Yani efkarından, işsizliğinden, çocuğunu okutamamaktan kendini sigaraya veren fakir fukaraya. Zaten tüm yük onlara biniyor.</p>
<p>Son 10 senede toplum; üretkenliğini artırarak zenginleşmek yerine, üretkenliğini artıramayan, ama kötü çalışma koşullarıyla iş yaparak birşeyler üreten, bunu öğreten insanlar ortaya çıkardı. Böylece Türkiye'de milyonlarca insan çarçur ediliyor.</p>
<p>Hiç anlamadığı halde adam zeytin toptancısıyken, banka kuruyor. Kurduğu banka da yetmiyormuş gibi, bir de Kıbrıs'ta banka açıyor. Rengarenk paraları aklayarak, hayali ihracatla ve vergi kaçırarak hayatını geçiriyor. Benim ödediğim vergiyi, orta büyüklükte bir ticaret erbabı ödemiyor. Kim ödüyor? İşsizler, memurlar ödüyor.</p>
<p>Bir kuruma birkaç eleman alınacağı vakit, başvuran binlerce insan, stadyumlarda imtihana giriyor. Bunları görebilmek için peygamber olmaya gerek yok. Kendi geleceğini düşünen insanın, ülkenin de genel olarak refahının artmasının gerekliliğini bilmesi lazım.</p>
<p>Zenginler şimdi içinde yaşayacakları siteler yapıyorlar, kale gibi duvarları, güvenlik elemanları falan. Bu toplumdan korktuklarına göre, topluma karşı bir suç olduklarını ve bunun da bilincinde olduklarını gösteriyorlar.</p>
<p>Türkiye'de büyüyen bir gelir uçurumu var ve işsizlik sorununa da çözüm bulunamıyor. Bu durum, bir sosyal patlamaya yol açabilir mi?<br />
Prof. Dr. Oskay: Bizim tarihimize baktığımız vakit, patlama çatlama diye birşey yok. Bu tarz patlamaları; düzenli, bilinçli, örgütlü ve daha özgürlükçü bir toplum inşa etmek isteyenler yapar. Bizde ise; bu tarz plan program olmadan fevri, spontan bazı hareketler olur. Ama geçmişe baktığımızda bunlar da, mevcut durumu daha kötüye sürüklemiş. Köylü isyanları, Celali isyanları gibi...</p>
<p>Bugüne baktığımızda, böyle bir isyan olmaz. Bilinçlenmemiş, eğitim görmemiş halk homurdanır. Niye homurdanır? "Sıra ne zaman bana gelecek, ben ne zaman çalacağım, yedi sülalemi nasıl kurtaracağım?" diye homurdanır. Bu nedenle halkın homurdanması hiç de makbul birşey değil.</p>
<p>Homurdanma öncesinde de bir 'haset kültürü' vardır ve bu kültür, çok alçakça bir biçimde yaşanır. Seni soyup soğana çeviren hükümetleri, başbakanları, bakanları eleştirmeyi hiç düşünmezsin. Ama senin 10 tavuğun varsa, 15 tavuğu olan komşunun tavuklarını zehirlersin. Bu nedenle toplumda, daha iyi bir topluma yönelik bir model düşünecek, onu savunacak, ona erişmek için siyasal ve kültürel faaliyetlerde bulunacak bir yapının gelmesi çok zor.</p>
<p>HERKES YOLUNU BULMA DERDİNDE</p>
<p>İçinde yaşadığımız tüketim toplumu bizi nereye götürüyor?<br />
Prof. Dr. Oskay: Bu seyir böyle sürer. Bir bakkal batar, yenisi çıkar. Ama bakkallar birleşip güçlerini artırmazlar. Ya da bin bakkalın 500'ünü kapsayacak daha farklı bir ekonomik yapılanma olmaz. Boy boy marketler olur. Bir de bakarsınız bütün Türkiye'de, bunun kaymağını yiyen birkaç aile vardır. Bakkal da, bakkal olarak veresiye hesapları ile başbaşadır. Bu nedenle herkesi memnun edecek bir toplumsal sistemin, 'farklı' bir toplumsal sistem olması gerekir. Bakkalın da, büyük holdinglerin de vergi kaçırmaması gerekir, haksız yere milletin sırtından himaye görmemesi gerekir. Kapitalist sistemin de kendi içinde dürüstlükle çalışacağı bir yasal çerçeve olması gerek.</p>
<p>Avrupa'da da bankaların hepsi hayırlı kurumlar değil. Zaten bankalar, büyük paraların acımasızlığını temsil eden kurumlardır. Ama bizdeki gibi, hiç bilgisi olmayan bir adam banka alıp, birkaç yıl içinde bir ilin en büyük zengini olmuyor. Türkiye'de bir koruma-kollama zinciri var. Bir bakıyorsunuz adam binbir çeşit yolsuzluk yapmış. Sonra birkaç sene sonra bir bakıyorsunuz, hakkındaki suçlamalardan beraat etmiş. Bu beraati sağlayan; toplumun kendi egemenlik yapısı ve bu yapı, neredeyse sadece kanunların dediği değil, halkın anlayışındaki bu olumsuz değişmeden ötürü halkın çoğunluğunun da tercihi. Ama bunlar, vicdanen ve hukuken beraat etmesi mümkün olmayan insanlar. Halk bunları olumlu buluyorsa, bunun anlamı, "Sıra bana ne zaman gelecek, bir banka da ben hortumlayamaz mıyım?" demektir.</p>
<p>Adam sümüklüböcek toplayıp, kaloriferlerden artan kömür cürufları ile bunları sınırdışına çıkartıyor. Sonra bunları bir çukura döküp, birkaç gün içinde Türkiye'ye geri dönüyor. "Ne yaptın sen?" diye sorulunca da, "Fransa'ya salyangoz sattım" diyor. Namuslu bir toplumda, bu tarz bir olay sonrası kıyamet kopması lazım. Ama çok fazla kıyamet kopmuyor. Çünkü herkes kendi sırasını bekliyor, "Ben ne zaman salyangoz satarım?" diye umut ediyor. Bu iş toplumsal açıdan da çok ayıp yerlere gidiyorn. "Kızım ne zaman şarkı türkü yarışmasını kazanır, bir dizide rol alır" düşünceleri ön plana geliyor.</p>
<p>Handan Aybars</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hayal ettikçe aşkı yaşar insan...]]></title>
<link>http://acizane.wordpress.com/?p=13</link>
<pubDate>Fri, 13 Jun 2008 22:11:04 +0000</pubDate>
<dc:creator>begci</dc:creator>
<guid>http://acizane.wordpress.com/?p=13</guid>
<description><![CDATA[Okuldan bir erkek arkadaşım dert yanıyordu sınıfın gürültülü ve hararetli ortamında.
]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Okuldan bir erkek arkadaşım dert yanıyordu sınıfın gürültülü ve hararetli ortamında.</p>
<p>''Aşık olamıyorum.'' diyordu.</p>
<p>Aşık olmak isteyip aşık olamayan nice insandan biriydi belki de ya da kendini aşka kapatıp artık kapıları açmak isteyen.</p>
<p>Aşık olmanın nedenlere bağlı olmadığı bilmeyenler durumsallığa bağlarlar bunu.<!--more--></p>
<p>Kimisi bilimselliğe kadar uzanır elektronlar,  sinyaller diyerek olayı farklı boyutlara götürür.</p>
<p>Oysa aşık olmak anlık bir olaydır.</p>
<p>Bir hayaldir.</p>
<p>Bir rüyadır.</p>
<p>Bir sihirdir.</p>
<p>Öyle ya da böyle kafasında bir sevgili hayal edenler aşka uzanan yolda kendilerini bulurlar.</p>
<p>Hayalleri,  düşleri olmayanlar aşık olamaz.</p>
<p>''Rüyasında gördüğü kızla evlendi.'' türünden haberlere bu yüzden şaşırmıyoruz.</p>
<p>Hayal ediyorlar,  hayallerine o kadar bağlı kalıyorlarki artık bilinçaltı başka bir karşı cins hayaline izin vermiyor.</p>
<p>O'nu arıyorlar.</p>
<p>Bir gün mutlaka diyorlar.</p>
<p>Aşk,  umutsuzları sevmez.</p>
<p>Hayallerini yitirenler aşkı da yitirirler günü gelir.</p>
<p>*</p>
<p>Bir insana neden aşık oluruz diye sorduğunuzda aşık olanlardan gelen cevaplar hemen hemen aynıdır.</p>
<p>Bir sis perdesi ardına girer insan aşık olduğunda.</p>
<p>Perdenin ardındakilerle ilgilenmez.</p>
<p>Oysa o da herkes gibi bir insandır.</p>
<p>Bunu anlayacaktır.</p>
<p>Anladığı zaman sis perdesi de dağılacaktır.</p>
<p>Aşık olunan aşkı koruyamadığı sürece farklıdır.</p>
<p>Farklı olduğu sürece de aşık olunandır.</p>
<p>İlk bakışta aşk diye nitelenenler aslında ilk hayalin ortaya çıkışıdır.</p>
<p>Hayaller ortaya çıktığında aşk da kendini gösterir.</p>
<p>Bu yüzden bilinenin aksine aşk kalpte başlamaz.</p>
<p>Kalp,  varılan son noktadır.</p>
<p>Varılacak limandır.</p>
<p>Kalp ve beyin arasında bir gel-git yaşandığında yaşananlar aşkın kişisel fırtınasıdır.</p>
<p>Fırtına geçtiğinde elde kalanlarsa hayatın ta kendisidir.</p>
<p>Sadece hayal edenler aşkı bulabilir.</p>
<p>Ve insan hayal ettikçe yaşayabilir..</p>
<p>Özgün Kaplama</p>
<p></span></span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Web Tasarımı Hakkında Bilgiler &amp; Püf Noktaları ]]></title>
<link>http://kumrum.wordpress.com/?p=38</link>
<pubDate>Thu, 12 Jun 2008 03:24:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>kumrum</dc:creator>
<guid>http://kumrum.wordpress.com/?p=38</guid>
<description><![CDATA[ Web tasarımınızın akıllı olması için aşağıdaki kodu Web sayfanızın kaynak kodundaki he]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:seagreen;"> Web tasarımınızın akıllı olması için aşağıdaki kodu Web sayfanızın kaynak kodundaki head bölümüne yerleştirmeniz yeterlidir:</p>
<p>Tabii ki böyle bir şey henüz icat olmadı <img class="inlineimg" src="http://www.1923turk.org/1923Fast/smilies/smile.gif" border="0" alt="" />. Zaten konumuz da bu, sadece kodları, programları iyi bilmek yetmiyor. Onları nasıl kullandığımız daha da önemli aslında. Görsel anlamda iyi bir tasarım ile 'Akıllı Tasarım' farklı şeylerdir. Önemli olan bu ikisini ortak bir noktada birleştirebilmektir. Örneğin; görsel anlamda harika bir giriş sayfası yapabilirsiniz. Ama bunu yaparken Web'in sınırlamalarını göz ardı ederseniz, sayfanızın yüklenmesi için 'sizin dışınızda' kimse ekrana yarım dakika boyunca bakmaz ve siteyi terk ederler! Şimdi işimizi akıllıca yapmak için nasıl bir yol izlemeliyiz bir göz gezdirelim isterseniz.</span></strong><!--more--><strong><span style="color:seagreen;"> Her ne kadar akıllı tasarımı kodlarda olduğu gibi kategorize edip, 'bunu şöyle yaparsan, böyle olur' gibi net reçeteler sunulamasa da en azından çalışmamızı bir sisteme oturtmak için genel bazı doğruları gözden geçirmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Yaratıcı Olun Ama Aşırıya Kaçmayın... Şimdi bu ne demek diyeceksiniz! Internet'e bir kitle iletişim aracı olarak bakarsak, onu kullanan insanların da zaman içinde alıştıkları kullanım standartları olduğunu rahatlıkla görebiliriz. Yani nasıl ki telefonu kulağınıza götürüp sonra numaraları tuşlarsanız, sitenize giren insanlar da sitenizi böylesi standart davranışlarla kullanırlar. Eğer 'sıradışı' olmak adına çok farklı bir uygulama yaparsanız, sitenize girenlerin kafasını karıştırmaktan başka bir şey elde edemezsiniz.</p>
<p>Internet'teki çoğu sitenin gerek navigasyon, gerekse sayfa öğelerinin yerleşimi olarak birbirine benzemesinin nedeni işte budur... Örneğin, insanlar sayfa linklerini görmek için alışkanlık olarak ilk önce sitenin tam tepesine ya da sol kolonuna bakarlar. Sonuç olarak 'başkalarından farklı' olmaya çok fazla çalışmayın, bazen yerleşmiş standartları kullanmak çok daha hayırlıdır. 'Etkileyeceğim' Derken Can Sıkıcı Olmayın. Macromedia firması Flash'ı ilk satışa sunduğunda, Flash'ın sunduğu hareketlilik büyük bir coşku yaratmıştı. Bir anda Flash ana sayfalı sitelerde bir patlama oldu. O kadar ki insanlar neredeyse 'iyi sitenin girişi Flash ile yapılır' diye düşünmeye, hatta Flash girişli siteler bazı ajanslar tarafından ayrı ücretlendirilmeye başladılar. Sonuçta ortaya yine 'yanlış kullanımdan' dolayı bir sürü can sıkıcı site çıktı. Siteye giriyorsunuz ve karşınızda bir yazı 'lütfen bekleyiniz... animasyon yükleniyor' yazıyor, sonra.... 'Yükleniyor.... yükleniyor' ve 'yükleniyor'. ...Pekiyi yüklene yüklene ne yükleniyor? Genellikle ekranın ortasından döne döne gelip, iki takla attıktan sonra parlayarak karşımızda duran şirketin logosu ve gelmesi yarım dakika süren birkaç resim! Siteyi ilk kez ziyaret ederken diyelim ki bu logodan en az şirketin kurucusu kadar etkilendik! İkinci, üçüncü girişlerimizde oturup baştan izlemeyi ister miyiz? Sizi duyar gibiyim.. 'eh skip intro linkine tıkla!' diyorsunuz. Pekiyi söyler misiniz her seferinde 'skip' edeceğim gün gibi ortada olan bir introyu neden yaparlar?? Yani logo zıplamasa ne olur? İşte anahtar kelime bu 'olmasa ne olur?'. Belki daha iyi bile olur diyorsanız, o zaman bu tür bir uygulamayı hiç kullanmayın. Flash da dahil olmak üzere sitenizde kullandığınız her öğenin mantıklı bir işlevi olmalı. İşlevi olmayan her öğe size, dolması gereken ilave kilobaytlar ve siteden kaçan ziyaretçiler olarak geri döner. Flash'ı tabii ki de kullanacağız ama akıllı bir şekilde ve yerinde. 5 saniye içinde dolan, sadece vektörel çizimleri içeren bir Flash uygulamasına hiç bir itirazım yok. Ama bir Flash uygulaması ön yükleme gerektiriyorsa baştan diyebilirim ki sitenizin yarıdan fazla ziyaretçisini kaçırıyorsunuz! (Flash'ın olağanüstü akılcı bir şekilde kullanıldığı bir site var: EYE4U active media web design (Shockwave Flash) eğer daha önce görmediyseniz bir ziyaret edin, ne demek istediğimi anlayacaksınız).</p>
<p>Flash, bence devrim yaratan bir uygulama. Ama her yeniliği olduğu gibi onu da yerinde ve tabiri caizse 'görgülü' bir şekilde kullanmak lazım. Dikkatinizi çekerim... Flash'ın yaratıcısı Macromedia bile kendi sitesinde Flash'ı gayet temkinli kullanıyor ( Adobe ). Amacınızı doğru tespit edin ve uygulamalarınızı buna göre yapın...</p>
<p>Ciddi bir endüstri kuruluşunun sitesine giriyorsunuz, o da ne! Tam tepesinde yanıp sönen bir link (Ziyaretçi Defteri!) ya da sitenin üstünde kocaman bir sayaç, sanki bir kişisel Web sayfasına geldik... Oldu mu yani şimdi? Sitenin yapısını, neyi temsil ettiğini ve hangi amaca hizmet ettiğini düşünerek tasarıma başlamalıyız. Kullandığımız renklerden, font gruplarına ve site içindeki uygulamalara kadar her şey bu anlam bütünlüğüne uygun olmalı. Gelinlik satan bir şirket sitesinin zemininde ancak rock music sitelerine yakışabilecek simsiyah bir zemin kullanmak, ya da gayet ciddi içerikli bir sitede düz bir verdana ya da helvetica yerine 'comic sans' karakterini tercih etmek pek mantıklı değildir!</p>
<p>En İyi Site En Karışık Site Değildir... Orta yaşta olanlar hatırlar, eskiden bir Gırgır dergisi vardı, Gırgır'ın yönetmeni Oğuz Aral, çiçeği burnunda karikatüristlere hep 'Gereksiz taramalardan kaçının.' derdi. Bu söz, günümüzün dijital ortamında aynen ve hatta daha da fazla geçerlidir. Dikkat ettiniz mi? Dünyanın en çok ziyaret edilen ve tanınan sitelerinin hemen hepsinin sayfa zemini beyazdır, zeminde koyu bir renk ya da bir resim kullanmazlar... Emin olun ki nasıl yapılacağını bilmediklerinden değil <img class="inlineimg" src="http://www.1923turk.org/1923Fast/smilies/smile.gif" border="0" alt="" />. Yaptığınız her şeye, sayfaya eklediğiniz her yeni öğeye soruyla yaklaşın: 'Bu, gerçekten gerekli mi? Bunun bir işlevi var mı?' Bu ayrıma varmanın en kolay yolu, sitenize bir 'ziyaretçi' gözüyle bakmaktır. Internet'in sınırlarını bilin, yaratıcılığınızın sınırlarını da ona göre çizin. Internet'te 'hız' anahtar kelimedir. Sayfaya eklediğiniz her öğe bu hızı biraz daha yavaşlatan bir etkendir. Bu nedenle doğru amaçlar için doğru yöntemler kullanmalıyız. Birkaç örnek vermek gerekirse; Bir ya da birkaç renkten oluşan grafik görüntüler için gif, fotoğraflar için jpeg formatını kullanın. Kullandığınız resimleri kaydederken jpeg görüntü kalitesini maksimum yerine medium yapmak, kullandığınız resimin toplam boyutunu %50 azaltırken, görüntü değerinde ancak dikkatle bakınca fark edebileceğiniz kadar bir kayıba yol açar. Dolayısı ile daha az yer tutan resim ayarını tercih edin. Photoshop'un 'save for the Web' opsiyonu size farklı format ve kalitede resimlerin hem boyut hem de görüntü kalitesi olarak ne olacağını baştan görmenize olanak sağlıyor. Rollover denilen, mouse ile üzerine gidince yanıp sönen linkleri tasarlarken, eğer amacınız sadece rengi değişen bir link ise, dolması gereken resimler yerine hazırladığınız style sheet'te (css) hover özelliğini kullanın.</p>
<p>Sayfalarınızı onlarca javascript ve java applet ile doldurmayın. Bir paragraf yazıyı sadece güzel görünsün diye resim olarak kaydedip sayfaya koymayın. Alta doğru tren gibi uzayan sayfalar yapmayın... Bunun yerine ileri oklarıyla ziyaretçinin içeriği görüntülemeye devam etmesine sağlayın. Örnekler çoğaltılabilir ama sanırım ne demek istediğimi anlıyorsunuz. Her şeyden Önce İçerik Gelir... Özellikle Web tasarımına yeni başlayanların sıkça içine düştüğü bir yanılgı var 'Site güzel görünsün de, içine de bir şeyler yazarız!'. Ancak Internet öncelikle bir bilgi kaynağıdır. Internet'e giren insanlar da çabuk ulaşabilecekleri ve kendileri için bir değeri olan bilginin peşindedir.Sitenizin görsel tasarımı içeriğini destekleyen bir yardımcı olmalıdır. Görsel tasarıma 'esas oğlan' muamelesi yapıp, içeriği baştan savmak, sadece şekli güzel diye yanınızda bozuk bir cep telefonu taşımakla aynı şeydir. İçeriği oluştururken yine kendimize soru sormakta fayda var. İnsanlar benim siteme neyi bulmak için girecek? Onların beklentisi olan bilgiler neler olabilir? Bu bilgilerden hangileri ziyaretçiler için daha önceliklidir?. Bu sorulardan çıkan sonuçlara göre içeriğinizi önem sırasına koymalı ve bu sıraya göre içeriği Web sitenize yerleştirmelisiniz.Bu şekilde bakıldığında, sitenin en can alıcı bölümü olan ana sayfaya uzunca bir 'SİTEMİZE HOŞ GELDİNİZ' yazısı koymak oldukça anlamsız olacaktır. Çünkü büyük ihtimalle sitenize uğrayan kişi bir 'HOŞGELDİNİZ' mesajı aramamaktadır! Bunun yerine ana sayfaya yukarıdaki soruların sonuçlarına göre ziyaretçinin en çok ilgi duyup, aradığı konulara ait birkaç satır ve detaylar için birer link koymak akıllıca bir yaklaşım olacaktır. Ve görsel tasarımda dikkat etmemiz gereken bazı noktalar...Ne yaparsak yapalım insanların gözlerini yormaktan kaçınmalıyız. Bilgisayar ekranı zaten insanın gözünü yoran bir yapıya sahip. Bunu karışık renkler, okunması zor yazılar ile daha da kötüleştirmekten kaçınmamız gerekiyor.Sitenizin genel tasarımında, önceden belirlediğiniz bir ana renk ve bu renk ile uyumlu bir ya da iki yardımcı renk kullanmak yeterli olacaktır. Onlarca renk kullanıp, sayfalarınızı panayır yeri'ne çevirmeyiniz! Ana tasarım dışında siteye içerikle birlikte eklediğiniz resimler zaten diğer bütün renkleri sayfalarınıza yeterince ekleyecektir.Yanar döner gifleri, animasyonları yerinde ve sınırlı kullanınız. Eğer bir sayfada özellikle dikkat çekmek istediğiniz bir konu varsa ona dikkat çekmek için yanıp sönen bir link koyabilirsiniz. Ama sayfadaki hemen her linke bunu uygularsanız, sayfanız bir anda 10 tane trafik lambasının bulunduğu bir yaya geçidine benzeyebilir. Sayfalarınızı ferah tutmak için elinizden geleni yapmaya çalışın. Sayfalarınız ziyaretçiye 'Oku Beni' demeli. Kullandığınız resimler gereksiz detaylardan arınmış, net ve ilgi çekici olsun. Çok uzun yazılar kullanmamaya gayret edin. Karışık fon resimleri ve göz yorucu fon renkleri ile yazıları okunmaz hale getirmeyin. Tıkış tepiş içerik dolu sayfalar yapmayın, sayfa içinde dengeli boş alanlar bırakarak görüntüde rahatlık sağlayın. Son Olarak...</p>
<p>Web tasarımı özellikle ülkemizde bazen biraz hafife alınmakta ve bu işin sadece bir iki program bilmekten ibaret olduğu yanılgısına düşülmektedir. Halbuki görüldüğü gibi gerçek anlamda Web tasarımı, bütün iletişim bilimlerinin buluştuğu en son nokta konumunda. Bu noktada pazarlama stratejileri, halkla ilişkiler, grafik altyapı, metin yazarlığı ve daha bir çok farklı etken aktif rol üstleniyor. Bunlardan yoksun bir tasarıma 'Web Tasarımı' demekten çok 'HTML Sayfası' demek daha doğru olur. Unutmayalım ki Word'de yazdığımız her yazı bir edebi eser olamayacağı gibi, Dreamweaver, Flash ya da Frontpage ile yapılan her sayfa da bir 'tasarım' olamaz.Internet gerçekten çok keyifli ve bir o kadar da kullanışlı bir iletişim aracı. Onun bu özelliğini ozmamak ve zenginleştirmek de bize düşüyor.</p>
<p>Tasarımın akıllıca kullanıldığı sitelerden küçük örnekler: Google Herkesin bildiği bir arama sitesi. Tasarımı da bu amacına tamamıyla kilitlenmiş durumda. Ne yapacaksınız? Internet'te arama... İşte karşınızda aradığınız kelimeyi yazacağınız kutu, ütünde ne şekilde arama yapacağınıza dair seçenekler ve bir de sade logo. Sitede görsel anlamda başka hiçbir şey yok. Zaten gerek de yok. Ama altyapı müthiş... Şu an Internet'in en iyi işleyen arama motorlarından birisi. EYE4U active media web design (Shockwave Flash) Site tasarımı, yapan bu firmanın sitesi baştan aşağı Flash. Ama 1,2,3 sayıyorsunuz ve sayfa karşınızda! Hem de rnklerin, grafik yerleşimlerin ve müzik-ses efektlerinin mükemmel uyumu ile. Site tamamen Flash olmasına rağmen sizde hiçbir bekleme rahatsızlığı uyandırmıyor. Aksine, geçip karşısına televizyon gibi introyu izliyorsunuz. Yahoo! Bilmeyen var mı?<img class="inlineimg" src="http://www.1923turk.org/1923Fast/smilies/smile.gif" border="0" alt="" /> Yahoo'nun içinde onlarca fonksiyon, yüzlerce link var. Ama bunlardan ziyaretçilerin en sık ihtiyaç duyduğu ve kullandığı 6 link, en tepeye kocaman butonlar halinde yerleştirilmiş. Diğer fonksiyonlar da bir güzel kategorize edilip sayfaya dizilmiş. Arama motoru görmeye alışkın olduğumuz yerinde sayfanın üstünde bizi bekliyor (yani arama motorunu aramak zorunda kalmıyoruz!). Ve İşte size pek akıllıca olmayan ve sık karşılaştığımız Internet geyikleri!Bu siteyi izlemek için Internet Explorer 5.0 ve üstü gereklidir, siteyi izlemek için lütfen yükleyiniz!? Eğer bunu söyleyen siteye gerçekten ihtiyacınız yoksa, yani geçerken uğradıysanız ve ilaç siparişi falan vermeyecekseniz... gerçekten bu söyleneni yapar mısınız? Bir pop up penceresi 'Lütfen adınızı yazınız' diyor. Adınızı yazıyorsunuz 'Aycan' ve ana sayfada bir yazı 'Hoşgeldiniz Aycan!' Ne numara ama değil mi? Yani ille şapkadan tavşan çıkaracaksanız, ben adımı yazmadan bilsenize? Siteye giriyorsunuz ve iki tane kocaman bayrak, bir Türk bir İngiliz bayrağı. Bir an Nato karargahına geldim diye düşünürken bakıyorsunuz ki aslında klima satan bir şirketin sitesi! Yani dümdüz 'Türkçe - İngilizce' yazsanız olmuyor mu?'</span></strong></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[TAVUK  GÖĞSÜ]]></title>
<link>http://yemek.wordpress.com/?p=757</link>
<pubDate>Sun, 04 May 2008 00:08:57 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yemek.wordpress.com/?p=757</guid>
<description><![CDATA[

TAVUK  GÖĞSÜ


 
 
MALZEMELER   2   Kisilik :




2 Adet tavuk gøgsu ( Tabiiki et      kemi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img90.imageshack.us/img90/396/tavukgogsudm1.jpg" alt="" width="540" height="340" /></p>
<p><img src="/DOCUME~1/mustafa/LOKALE~1/Temp/moz-screenshot-1.jpg" alt="" /></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;">TAVUK <span> </span>GÖĞSÜ</span></strong></p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:blue;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:fuchsia;">MALZEMELER   2   Kisilik :</span></strong></p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">
<ul type="disc">
<li class="MsoNormal">
<h3><strong><span style="font-family:Arial;">2 Adet tavuk gøgsu<span> </span><span style="color:fuchsia;">( Tabiiki et      kemiksiz olacak .)</span></span></strong></h3>
</li>
<li class="MsoNormal">
<h3><strong><span style="font-family:Arial;">2 Corba kasigi<span> </span>kremali peynir <span style="color:fuchsia;">( Sarimsakli )</span></span></strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;"> </span></h3>
</li>
<li class="MsoNormal">
<h3><strong><span style="font-family:Arial;">0,5 Cay kasigi tuz </span></strong><span style="font-family:Arial;"><span> </span></span></h3>
</li>
<li class="MsoNormal">
<h3><strong><span style="font-family:Arial;">1 Adet kirmizi dolma biber <span style="color:fuchsia;">( Dolma biber ince ve uzun kiyilacak)</span> </span></strong><strong></strong></h3>
</li>
<li class="MsoNormal">
<h3><strong><span style="font-family:Arial;">1 Adet kabak <span style="color:fuchsia;">( Kabak</span> <span style="color:fuchsia;">ince ve uzun kiyilacak</span> <span style="color:fuchsia;">)</span> </span></strong></h3>
</li>
<li class="MsoNormal">
<h3><strong><span style="font-family:Arial;">0,5 Adet pirasa <span style="color:fuchsia;">(      Dilimleyin )</span>.</span></strong><span style="font-family:Arial;"> </span></h3>
</li>
<li class="MsoNormal">
<h3><strong><span style="font-family:Arial;">1 Adet sogan <span style="color:fuchsia;">(      Kirmizi sogan tercih edilir.).</span></span></strong><span style="font-family:Arial;"> </span></h3>
</li>
<li class="MsoNormal">
<h3><strong><span style="font-family:Arial;">0,5 Cay kasigi taze øgutulmus karabiber.</span></strong><span style="font-family:Arial;"> </span></h3>
</li>
<li class="MsoNormal">
<h3><strong><span style="font-family:Arial;">2 Corba kasigi tereyagi <span style="color:fuchsia;">(      Kizartmak icin )</span></span></strong><span style="font-family:Arial;color:fuchsia;"> </span></h3>
</li>
<li class="MsoNormal">
<h3><strong><span style="font-family:Arial;">4 Adet Patates.</span></strong></h3>
</li>
</ul>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:14pt;font-family:Arial;color:fuchsia;">YAPILISI :</span></strong></p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">
<h3><strong><span style="font-family:Arial;">Tavuk</span></strong><span style="font-family:Arial;"> <strong>göğsü`nü Pres yapin<span> </span>duz bir sekil alsin ve peynirli kremayi uzerine surun </strong>.<strong> <span style="color:fuchsia;">( Etleri ince ve uzun sekilde keserek peyniri ve baharatlari <span> </span>surup yuvarlayin ve acilmasin diye kurdani uzerinden gecirerek sabitleyin, Bu sekilde daha guzel olur.)</span></strong></span></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;">Etleri orta ateste kizartin, <span style="color:fuchsia;">( Kizartma derecesini – Az kizarmis veya cok kizarmis- kendiniz ayarlayabilirsiniz, istege gøre kizartin.).</span></span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;">Patatesleri yikayin ve haslayin<span> </span> dilimler halinde kesin.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;">Sebzeleri biraz tereyagi ile orta sicakliktaki ateste 5-10 dakika ølunceye kadar kizartin. Uzerine baharatlari ilave edin.</span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"><span> </span></span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;">Servis tabagina ønce patatesleri <span style="color:fuchsia;">( Dilimler halinde )</span> yerlestirin, Uzerine sebzeleri koyun ve en ustunede Tavuk gogsunu yerlestirin, <span> </span>Yemegimiz servise hazirdir<span style="color:fuchsia;">.( Taze bahart ile susleyebilirsiniz.)</span></span></strong></h3>
<h3><strong><span style="color:#ff00ff;"><span style="color:#0000ff;">NOT :</span> Yemegi servisten ønce yaklasik </span></strong> <span style="color:#ff00ff;"><strong>15 dakika   210  C sicak  firinda dinlendirirseniz cok guzel olur.</strong></span></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;"> </span></strong></h3>
<h3><strong><span style="font-family:Arial;">Afiyet olsun.</span></strong></h3>
<p><img src="/DOCUME~1/mustafa/LOKALE~1/Temp/moz-screenshot.jpg" alt="" /></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[yılbaşı hindisi]]></title>
<link>http://gurmeninannesi.wordpress.com/?p=346</link>
<pubDate>Fri, 25 Apr 2008 11:09:31 +0000</pubDate>
<dc:creator>mislicihan</dc:creator>
<guid>http://gurmeninannesi.wordpress.com/?p=346</guid>
<description><![CDATA[
1 adet hindi, 2 büyük boy soğan, 5-6 tane karanfil, 2-3 defne yaprağı, 5-6 tane karabiber, 2 t]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="post_message"><a href="http://gurmeninannesi.files.wordpress.com/2008/04/hindi.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-347" src="http://gurmeninannesi.wordpress.com/files/2008/04/hindi.jpg?w=120" alt="" width="120" height="96" /></a></p>
<p class="post_message">1 adet hindi, 2 büyük boy soğan, 5-6 tane karanfil, 2-3 defne yaprağı, 5-6 tane karabiber, 2 tatlı kaşığı tuz.<br />
Marinat malzemesi: 1 çay bardağı soya sosu, Yarım çay bardağı bal, 1 çay bardağı zeytinyağı, (tümü çırpılmış macun haline getirilmiş).</p>
<p><span>Hindiyi tütsüleyin ve yıkayın. Bacaklarını mutfak ipi ile sıkıca bağlayın. Büyük bir tencereye hindiyi, karanfilleri batırdığınız soğanı, defne yaparaklarını bol su ile koyun. Tuz ve karabiberi ekleyin. Kaynamaya bırakın. 1,5 saat sonra tahta bir şiş ile göğüs ve but kısmını kontrol edin. Kırmızı su çıkmıyorsa hindiniz haşlanmış demektir. Tencereden çıkarıp üstünü folyo ile örtün, Ilınsın. Hazırladığın</span>ız marinattan hindinin içini ve dışını iyice ovun. Hindiyi derin bi tepsiye alın. Pişme suyundan 2 kepçeyi dibine koyun ve 200 derece ısıtılmış fırına sürün. Kızarmış yüzünü çevirerek ve kızarmakta olan yüze fırça ile marinat sürerek yaklaşık yarım saat kızartın ve fırından alın. Dibindeki sosu ile sıcak servis yapın.</p>
<p class="post_message"><a href="http://gurmeninannesi.wordpress.com/2008/04/25/kestaneli-ic-pilav/">Kestaneli iç pilav</a> yanına çok yakışır.</p>
<p class="post_message">resim kaynak: <a href="http://www.grafikerler.net/y-i-lba-s-i-hindisi-laz-i-m-t6915.html?t=6915">http://www.grafikerler.net/y-i-lba-s-i-hindisi-laz-i-m-t6915.html?t=6915</a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[sarımsaklı tavuk]]></title>
<link>http://gurmeninannesi.wordpress.com/?p=327</link>
<pubDate>Fri, 25 Apr 2008 08:38:36 +0000</pubDate>
<dc:creator>mislicihan</dc:creator>
<guid>http://gurmeninannesi.wordpress.com/?p=327</guid>
<description><![CDATA[
2 adet tavuk göğsü, 7-8 diş sarımsak (ince doğranmış-veya iki kaşık sarımsak tozu da ola]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://gurmeninannesi.files.wordpress.com/2008/04/tavuk11.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-328" src="http://gurmeninannesi.wordpress.com/files/2008/04/tavuk11.jpg?w=120" alt="" width="120" height="96" /></a></p>
<p>2 adet tavuk göğsü, 7-8 diş sarımsak (ince doğranmış-veya iki kaşık sarımsak tozu da olabilir), 2 kaşık ince doğranmış maydanoz, 1 kaşık elekten geçmiş un, 1 ad. buzdolabı poşeti, Kızartmak için sıvı yağ.</p>
<p>Tavukları küp halinde doğrayın, doğranmış tavukları sarımsak tuz karabiber maydanoz ile karıştırın, poşetin içine unu ve tavuk karışımını koyun, poşetin ağzını kapatıp çalkalayın.<br />
Yağı tavada ısıtın, içine tavukları koyun ve kızartın</p>
<p>Not: Herşeyden önce tavukları 45 dakika tuzlu suda bekletirseniz kızarttıktan sonra tavuklar kuru olmuyor.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[özel soslu tavuk]]></title>
<link>http://gurmeninannesi.wordpress.com/?p=324</link>
<pubDate>Fri, 25 Apr 2008 08:02:24 +0000</pubDate>
<dc:creator>mislicihan</dc:creator>
<guid>http://gurmeninannesi.wordpress.com/?p=324</guid>
<description><![CDATA[
Izgaralık kemiği alınmış tavuk (10-12 parça) veya kuşbaşı tavukla da yapılabilir. 400 gr.]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://gurmeninannesi.files.wordpress.com/2008/04/soslutavuk.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-326" src="http://gurmeninannesi.wordpress.com/files/2008/04/soslutavuk.jpg?w=128" alt="" width="128" height="84" /></a></p>
<p>Izgaralık kemiği alınmış tavuk (10-12 parça) veya kuşbaşı tavukla da yapılabilir. 400 gr. taze mantar.</p>
<p>sos için: 1 çorba kaşığı acı biber sosu, 1 çorba kaşığı ketchup, 1 çay kaşığı hardal, 3 çorba kaşığı soya sosu, 1 çorba kaşığı çiğ krema, 1 çay kaşığı sarmısak tozu (veya üç diş taze sarımsak), Karabiber</p>
<p>Sos malzemesini bir kapta karıştırın. (Soya olduğu için ayrıca tuz koymaya gerek yoktur) Yıkanmış tavukları bu sosa bulayıp, teflon bir tencereye dizip, kalan sosu da tencereye boca ettikten sonra, kapağını kapatın ve yüksek ateşte fokurdamaya başayana kadar tutun. Daha sonra kısık ateşte, ara sıra cevirerek pişirin ve son dakikalarında tencerenin kapağını açarak suyunu bir miktar çekmesini sağlayın.</p>
<p>ayıklayıp, saplarını çıkardığınız mantarları ince dilimlere ayırın ve tereyağında hafif çevirin. hazırladığınız tavukları, mantar yatağında servis yapın.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[soya soslu tavuk ciğeri]]></title>
<link>http://gurmeninannesi.wordpress.com/?p=304</link>
<pubDate>Thu, 24 Apr 2008 19:07:36 +0000</pubDate>
<dc:creator>mislicihan</dc:creator>
<guid>http://gurmeninannesi.wordpress.com/?p=304</guid>
<description><![CDATA[
200 gr. tavuk ciğeri, 1 küçük soğan (piyaz doğranmış), 1 diş sarımsak, 2 adet yeşil bibe]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://gurmeninannesi.files.wordpress.com/2008/04/tavukciger.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-305" src="http://gurmeninannesi.wordpress.com/files/2008/04/tavukciger.jpg?w=128" alt="" width="128" height="88" /></a></p>
<p>200 gr. tavuk ciğeri, 1 küçük soğan (piyaz doğranmış), 1 diş sarımsak, 2 adet yeşil biber (ince doğranmış), 1 çorba kaşığı sıvı yağ, 2 çorba kaşığı soya sos, ½ çay kaşığı karabiber.</p>
<p>Tavaya yağ ilave edilerek ısıtılır. Soğan ve sarımsak kısık ateşte rengi dönene kadar sotelenir.<br />
Biberler ve tavuk ciğeri ilave edilerek ateş yükseltilir. Tavuk ciğerlerinin pişmesine yakın karabiber ve soya sos ilave edilerek çektirilir. Sıcak servis edilir.<br />
resim kaynak: <a href="http://bengisu-abihayat.blogspot.com/2007/11/tavuk-cieri.html">http://bengisu-abihayat.blogspot.com/2007/11/tavuk-cieri.html</a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[aromatik piliç]]></title>
<link>http://gurmeninannesi.wordpress.com/?p=292</link>
<pubDate>Wed, 23 Apr 2008 21:09:26 +0000</pubDate>
<dc:creator>mislicihan</dc:creator>
<guid>http://gurmeninannesi.wordpress.com/?p=292</guid>
<description><![CDATA[
1 adet büyük boy tavuk, 1 yemek kaşığı taze biberiye (kurusu da olur.l), 15 adet taze patates]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://gurmeninannesi.files.wordpress.com/2008/04/tavuk1.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-293" src="http://gurmeninannesi.wordpress.com/files/2008/04/tavuk1.jpg?w=154" alt="" width="154" height="123" /></a></p>
<p>1 adet büyük boy tavuk, 1 yemek kaşığı taze biberiye (kurusu da olur.l), 15 adet taze patates, 1 tatlı kaşığı kuru fesleğen, 8 adet orta boy domates, 1 çay kaşığı karabiber, 6 yemek kaşığı sıvıyağ, 1 çay kaşığı tuz,<br />
20 diş sarmısak, 1 demet maydanoz, Yarım demet taze nane, 4 adet adaçayı yaprağı</p>
<p>Öncelikle tavuğu yıkayıp, kurulayın ve üzerine tuzunu, karabiberini ekin. Adaçaylarını tavuğun göğüs derisinin altına yerleştirip, kalan yeşilliği de incecik kıyalım ve tavuğun içine koyun. Hazırladığınız tavuğun butlarını mutfak ipliği ile birbirine bağlayın ve fırınıı 175 dereceye ayarlayın.<br />
Daha sonra sıvıyağı büyük bir tencerede kızdırınve tavuğu yağda çevirerek kızartın. Kızarmış tavuğu ısıya dayanıklı bir derin kaba alıp sarmısağı diş diş ayırıp, soymadan tavuğun etrafına yerleştirin. Kuru fesleğen ve biberiyeyle tavuğu lezzetlendirin. Isıya dayanııklı kabımızı hava almayacak şekilde aluminyum folyo ile kapatın ve 175 dereceye ayarlayıp, ısıttığınız fırının 2. rafında, 1 saat 30 dakika pişin. Son olarak, patatesleri yıkayıp, tuzlu suda diri kalacak şekilde haşlayın ve kabuklarını soyun. Tavuğun pişme süresinin son 15 dakikasında dirice haşladğıınız patatesleri ve ortadan dörde böldüğünüz domatesleri de tavuğa ekleyin. Son 15 dakika aluminyum folyoyu açın. Bütün malzame hafifçe kızarsın. Pişen sebzeli tavuğu sıcak olarak parçalayarak servise sunun</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[körili tavuk]]></title>
<link>http://gurmeninannesi.wordpress.com/?p=283</link>
<pubDate>Wed, 23 Apr 2008 15:41:41 +0000</pubDate>
<dc:creator>mislicihan</dc:creator>
<guid>http://gurmeninannesi.wordpress.com/?p=283</guid>
<description><![CDATA[
500 gr kuşbaşı tavuk, 3 adet kırmızı biber (ince kıyılmış), 5 adet sivri biber (ince kıy]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="post_message"><a href="http://gurmeninannesi.files.wordpress.com/2008/04/korilitavuk.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-284" src="http://gurmeninannesi.wordpress.com/files/2008/04/korilitavuk.jpg?w=128" alt="" width="128" height="96" /></a></p>
<p class="post_message">500 gr kuşbaşı tavuk, 3 adet kırmızı biber (ince kıyılmış), 5 adet sivri biber (ince kıyılmış), 2 çorba kaşığı köri, 2 çay kaşığı tuz, 1 çay kaşığı karabiber, 1 çay kaşığı kekik, 2 yemek kaşığı salça, 5 diş sarımsak,<br />
1 adet kuru soğan (rende), 2 çorba kaşığı sıvıyağ,</p>
<p class="post_message">Kuşbaşı olarak kesilmiş tavukları derin bir kaba koyun.1çorba kaşığı sıvıyağ ve soğan püresi ile harmanlayın. Daha sonra bu karışıma köri, kekik, karabiber ekleyin. Bunlar karıştırıldıktan sonra salçayı ve 2 çay kaşığıı tuzu koyun. Tekrar karıştırın. Bütün karışımın salçalı sos ile köriyi iyice emmesi i için 30 dakika ağzı kapalı bir şekilde buzdolabında bekletin30 dakika sonra içine 2 çorba kaşığı miktar sıvı yağ koyacağınız derin bir tavayı ısıtın.Orta ateşte tavukları soteleyin.10 dakika sonra biberleri ekleyin 5 dakika harlı ateşte birlikte çevirip,sıcak servis edin.Her türlü pilav yanında servis edebilirsiniz.</p>
<p class="post_message">resim kaynak: <a href="http://yaseminmutfakta.blogspot.com/2007_10_01_archive.html">http://yaseminmutfakta.blogspot.com/2007_10_01_archive.html</a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[prenses tavuk]]></title>
<link>http://gurmeninannesi.wordpress.com/?p=238</link>
<pubDate>Mon, 21 Apr 2008 21:09:53 +0000</pubDate>
<dc:creator>mislicihan</dc:creator>
<guid>http://gurmeninannesi.wordpress.com/?p=238</guid>
<description><![CDATA[
500 gr. kuşbaşı tavuk eti, 4 diş sarımsak, 1 çay kaşığı kimyon, 1 limon suyu, yarım şi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://gurmeninannesi.files.wordpress.com/2008/04/prensestavuk.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-239" src="http://gurmeninannesi.wordpress.com/files/2008/04/prensestavuk.jpg?w=128" alt="" width="128" height="96" /></a></p>
<p>500 gr. kuşbaşı tavuk eti, 4 diş sarımsak, 1 çay kaşığı kimyon, 1 limon suyu, yarım şişe soda, karabiber, tuz.</p>
<p>KIZARTMA İÇİN:<br />
toz kırmızı biberle karıştırılmış un</p>
<p>tavuk etlerini bir kapta hazırladığınız limon suyu, kimyon, dövülmüş sarımsak, soda, karabiber ve tuz karışımın içinde, bir gece boyunca bekletin. (acil durumlarda birkaç saat de olabilir)</p>
<p>daha sonra sostan çıkardığınız tavuk parçalarını küçük çöp şişlere dörder parça dizerek biberle karıştırdığınız una bulayın ve çok kızgın bol yağda kızartın.</p>
<p>tavuk şişleri soya sosuyla servis yapabileceğiniz gibi, tarator sos ile midye gibi de servis yapabilirsiniz.</p>
<p>resim kaynak: <a href="http://dogada.blogspot.com/2007/08/blog-post_31.html">http://dogada.blogspot.com/2007/08/blog-post_31.html</a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pastırmalı Tavuk Rulo]]></title>
<link>http://yemekyap.wordpress.com/?p=19</link>
<pubDate>Sat, 12 Apr 2008 07:45:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>mislicihan</dc:creator>
<guid>http://yemekyap.wordpress.com/?p=19</guid>
<description><![CDATA[

yemeğinizi kaç kişilik hazırlamak istiyorsanız o sayıda tavuk göğsünü incecik döverek a]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="post_message"><a href="http://yemekyap.files.wordpress.com/2008/04/img_0091.jpg"></a></p>
<p class="post_message"><a href="http://gurmeninannesi.wordpress.com/files/2008/04/tavuk.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-205" src="http://gurmeninannesi.wordpress.com/files/2008/04/tavuk.jpg?w=128" alt="" width="128" height="96" /></a></p>
<p class="post_message">yemeğinizi kaç kişilik hazırlamak istiyorsanız o sayıda tavuk göğsünü incecik döverek açın (inceltirken yırtılmamasına özen gösterin). açtığınız tavuk göğüslerinin içine, geçen hafta yaptığımız pastırmalardan dörder dilim serelim, (çemenlerini ayırarak) birer sivri biber, ikişer dilim domates, tuz, az pul biber ve kekik serpip rulo halinde saralım. bu ruloları da alüminyum folyolara sarıp, kenarlarını bonbon şeker gibi büküyoruz.</p>
<p class="post_message">tamamını hazırladıktan sonra bunları bir fırın tepsisine dizerek bir kasede hazırladığımız tavuk suyunu, bir tutam tuz, bir tatlı kaşığı salça ile iyice karıştırarak folyoların üzerine dökün. tepsideki boşluklara kabuklarını ayıklamadan 5-6 adet kakule atın ve 150 derece fırında 35 dk. kadar pişirin.</p>
<p class="post_message">folyoları açmadan ister bütün halinde, ister folyoları açıp dilimleyerek servis yapabilirsiniz.</p>
<p class="post_message">resim kaynak: <a href="http://gulenayinsofrasi.blogspot.com/2007/02/mantar-soslu-tavuk-rulo-etkinlik.html">http://gulenayinsofrasi.blogspot.com/2007/02/mantar-soslu-tavuk-rulo-etkinlik.html</a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tavuk Köftesi]]></title>
<link>http://yemek.wordpress.com/?p=598</link>
<pubDate>Tue, 05 Feb 2008 00:33:59 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yemek.wordpress.com/?p=598</guid>
<description><![CDATA[
Tavuk Köftesi
&nbsp;
Malzemeler - 4 porsiyon 

2 parça tavuk göğsü (yaklaşık 500 gr)
1 yumur]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img210.imageshack.us/img210/4728/cocuklaricinbeyazcopyfe1.gif" /></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:20pt;font-family:Algerian;color:blue;">Tavuk Köftesi</span></b></p>
<p class="MsoNormal">&#160;</p>
<p><font color="#0000ff"><span style="font-family:verdana;"><b>Malzemeler -</b></span></font><span style="font-family:verdana;"><i> <font color="#0000ff"><b>4 porsiyon</b></font></i></span><font color="#0000ff"><span style="font-family:verdana;"><b> </b></span></font></p>
<p><span style="font-family:verdana;"><b></b><b><br />
2 parça tavuk göğsü <font color="#ff00ff">(yaklaşık 500 gr)</font><br />
1 yumurta<br />
1 yemek kaşığı un, tepeleme<br />
1 küçük soğan, rendelenmiş<br />
1’er küçük havuç ve kabak, ince rendelenmiş<br />
1-2 yemek kaşığı kaşar peyniri, rendelenmiş<br />
Tuz, karabiber, kişniş<br />
1 yemek kaşığı taze biberiye ya da maydanoz<br />
</b></span><b><br />
</b></p>
<ol><b><br />
</b></p>
<li><b><span style="font-family:verdana;">Tavuk eti mutfak robotunda kıyma haline getirilir. Sebzeler rendenin ince tarafı ile rendelenir.</span></b></li>
<p><b><br />
</b></p>
<li><b><span style="font-family:verdana;">Tüm malzemeler karıştırılır. Köfte şekli verilir ve az sıvıyağda arkalı önlü kızartılır.</span></b></li>
</ol>
<p><b><br />
</b><b><span style="font-family:Verdana;">Köfte hamuru biraz fazla yumuşak ve yapış yapış oluyor. Elleri azıcık sıvıyağlamak sorunu çözüyor. </span></b></p>
<p><b> </b></p>
<p>Afiyet olsun.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pilav üstü tavuk]]></title>
<link>http://yemek.wordpress.com/2008/01/15/pilav-ustu-tavuk/</link>
<pubDate>Tue, 15 Jan 2008 00:30:59 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yemek.wordpress.com/2008/01/15/pilav-ustu-tavuk/</guid>
<description><![CDATA[
Pilav üstü tavuk

Pilav icin:
2 su bardagi pirinc
1 su bardagi dondurulmus karisik garnitür (hav]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img208.imageshack.us/img208/7884/pilavustutavuksb4.jpg" height="340" width="540" /></p>
<h2>Pilav üstü tavuk</h2>
<p><b></b></p>
<p><b><font color="#ff00ff">Pilav icin:</font></b></p>
<p><b>2 su bardagi pirinc<br />
1 su bardagi dondurulmus karisik garnitür (havur, misir, bezelye)<br />
3 su bardagi tavuk suyu<br />
1 tatli kasigi tuz<br />
1 adet kesme seker<br />
1 tatli kasigi limon suyu<br />
3 yemek kasigi sivi yag</b></p>
<p><b><font color="#ff00ff">Tavuk icin:</font></b></p>
<p><b>2 adet tavuk budu<br />
1 tatli kasigi tuz<br />
1 cay kasigi limon suyu<br />
tavuk baharati<br />
</b></p>
<p><b><br />
<font color="#ff00ff">Yapilisi:</font></b></p>
<p><b>1. Ilk önce tavuk budlarini derisinden kurtariyoruz ve yikiyoruz, daha sonra ben tavuk budlarini ikiye böldüm ve tencerenin icinde suyla birlikte etler pisene kadar hasladim. Tabii haslama sirasinda icine tuzu ve limon suyunuda unutmayalim.</b></p>
<p><b>2. Tavuklar haslandikten sonra etleri bir kenara aldim ve tavuk suyunu tenceresinde biraktim. Etleri kemiklerinden ayirip didikledim ve bir kenara aldim.</b></p>
<p><b>3. Ayikladigim ve yikadigim pirincleri 3 yemek kasigi sivi yagla birlikte bir güzel kavurdum, bunun ardindan icine sicak tavuk suyundan ilave ettim yeterince ve dondurulmus garnitürlerimide attim icine. Garnitürlerle birlikte seker, tuz ve limon suyuda tencerenin icine dogru gitti ve ilk basta harli ateste ve daha sonra altini kisarak pilavimi pisirdim ve demlenmesi icin zaman verdim.</b></p>
<p><b>4. Pilavim demlenirken ayri bir kücük tavada biraz sivi yagla birlikte tavuk etlerini hafif ateste soteledim, ben icine ayrica tavuk baharatida ekledim, daha güzel bir renk ve aromasi olsun diye ve yakistida dogrusu bu tavuklara.</b></p>
<p><b>5. Servis yaparkende bir kasenin dibine ilk önce tavuk etlerini bunlarin üzerine de pilavi koyup tabaga ters cevirdim ve yanina da kirmizi lahana salatasi yaptim. </b></p>
<p>Bu guzel tarif icin eldaninannesi`ne tesekkur ederiz.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Mantarli tavuk güvec]]></title>
<link>http://yemek.wordpress.com/2008/01/13/mantarli-tavuk-guvec/</link>
<pubDate>Sun, 13 Jan 2008 03:12:57 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yemek.wordpress.com/2008/01/13/mantarli-tavuk-guvec/</guid>
<description><![CDATA[
Mantarli tavuk güvec
Malzemeleri:
- 600 gr tavuk gögsü
- 1 paket mantar
- 1 sogan
- 2 dis sarims]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://bp1.blogger.com/_HN4xX3daECw/R31hoJtGCjI/AAAAAAAAAmo/X3hBXrQlTu4/s400/DSC01654.JPG" height="340" width="540" /></p>
<h2>Mantarli tavuk güvec</h2>
<p><b><font color="#ff00ff">Malzemeleri:</font></b></p>
<p><b>- 600 gr tavuk gögsü<br />
- 1 paket mantar<br />
- 1 sogan<br />
- 2 dis sarimsak<br />
- 4 domates<br />
- 4 sivri biber<br />
- biraz salca<br />
- 100 - 150 gr kasar peyniri rendesi<br />
- tuz, karabiber, kekik, kirmizibiber<br />
- sivi yag</b></p>
<p><img src="http://bp3.blogger.com/_HN4xX3daECw/R31iVptGCmI/AAAAAAAAAnA/vfemwEvQz1Q/s400/DSC01662.JPG" height="331" width="544" /><b></b></p>
<p><b><font color="#ff00ff">Yapilisi:</font></b></p>
<p><b>1. Tavuk gögsünü kusbasi dograyalim. Tavamiza biraz sivi yag koyarak ince dogranmis sogan ve ince dogranmis sarimsagi ilave edelim. Pembelesinceye kadar kavurup, tavuk etlerini ekleyelim. Tavuklar biraz pembelesince, dogranmis biber ve ikiye veya büyükse dörde bölünmüs mantarlari ilave edelim.</b></p>
<p><b>2. Mantarlar suyunu cekene kadar harli ateste kavuralim. Dogranmis domatesleri, salcayi, baharatlari ve tuzunu katalim. Suyu biraz kalana kadar pisirelim.</b></p>
<p><b>3. Sonra güvec kaplarina (veya benim gibi firinlanmaya dayanikli kaplara) veya büyük boy bir borcama koyalim. Üzerine rendelenmis kasar peyniri serpistirelim. 200 derece firinda kasar peyniri eriyene kadar pisirelim. </b></p>
<p>Afiyet olsun!!!      ALINTI :  Eldaninannesi`ne tesekkur ederiz</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pratik yemeklerimiz]]></title>
<link>http://yemek.wordpress.com/2008/01/10/pratik-yemeklerimiz/</link>
<pubDate>Thu, 10 Jan 2008 00:30:18 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://yemek.wordpress.com/2008/01/10/pratik-yemeklerimiz/</guid>
<description><![CDATA[
Marineli tavuk gögüsü icin:
750 gr tavuk gögüsü
Marinesi icin:
Bir miktar sivi yag
1 dis ezil]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img185.imageshack.us/img185/4130/tavukgogsufv1.jpg" height="330" width="530" /></p>
<p><b><font color="#ff00ff">Marineli tavuk gögüsü icin:</font></b></p>
<p><b>750 gr tavuk gögüsü</b></p>
<p><b><font color="#ff00ff">Marinesi icin:</font></b></p>
<p><b>Bir miktar sivi yag<br />
1 dis ezilmis sarimsak<br />
tavuk baharati<br />
kekik<br />
feslegen<br />
tuz, karabiber, kirmizi toz biber</b></p>
<p><b><br />
<font color="#ff00ff">Firinda terbiyeli patates icin:</font></b></p>
<p><b>Istenilen miktarda patates dilimleri<br />
biraz zeytinyagi<br />
sarimsak tozu<br />
deniz tuzu<br />
karabiber<br />
pulbiber<br />
Knorr'un hazir cesnili baharati (Knorr Kräuterlinge Gartenkräuter)</b><br />
<b><font color="#ff00ff">Yapilislari:</font></b></p>
<p><b><font color="#ff00ff">Tavuklar icin:</font></b></p>
<p><b>1. Bir aksam önceden tavuk gögüslerini yikayip suyunu süzdürdükten sonra ince dilimleyelim. Bu asamada et dövme aletiniz varsa biraz da filetolari dövmenizde yarar var, ben dövmeyi ihmal ettim, eger döverseniz filetolariniz daha da yumusak ve lezzetli olur. Bir kabin icine yukarida ki tüm malzemleri alip karistirin ve tavuk filetolarinizi icine alip bir güzel birbirine yedirin terbiyesini ve üzerine strec film ile kapatip buzdolabina marine olmasi icin geri birakin.</b></p>
<p><b>2. Patatesleri soyun ve yikayip süzdürdükten sonra firin tepsisinin icine alin ve üzerine bir miktar zeytinyagi gezdirin. Daha sonra diger baharatlarida ekleyip bir güzel karistirin ki hepsi birbirine karissin. Bu Knorr'un cesnili baharatini cok kullaniyorum cünkü icinde bulunan kurutulmis cesniler sivi ile temas ettiginde öyle güzel bir aroma ve tad birakiyor ki yemeklerde ben özellikle cig yenebilen sebzelerde ve salatalarda ve birebirde bu patates dilimlerinde cok severek kullaniyorum.</b></p>
<p><b>3. Patatesleri 200 dereceli firinda yumusayana kadar kizartalim. Pisme süresinden sonra hemen firindan almayin, firininizi kistiktan sonra biraz daha firinda birakin, buharlasma etkisiyle patatesler böylece bir güzel yumusuyor ve kuru olmuyor. Tabii gözetim altinda birakarak.</b></p>
<p><b>4. Patateslerin bitmesine yakin da sadece yagsiz izgara tavada filetolari pisirmek kaliyor.</b></p>
<p><b>5. Karisik salataya birsey yazmama gerek yok sanirim. Bilinen karisik salata iste.</b></p>
<p><b>6. Bu arada tabakta sunumda gördügünüz gibi ben servis ederken yemekleri patateslerin yaninda hazir satilan cacik sosundan ekledim. Bu bir tür cacik diye geciyor ama sadece icinde nana olmuyor. Bol sarimsakli ve güzel gidiyor bu patates dilimlerinin yaninda birebir. Sizler isterseniz süzme yogurt, salatalik ve sarimsaktan da hazirlayabilirsiniz. Yada ne bileyim eksi kremali dip sosta olabilir ve güzel yakisir bu patateslere.</b></p>
<p><b>Sanirim birsey unutmadim, yukarida belirttigim gibi cok pratik ve lezzetli bir üclü oluyor bu yemek. Biz severek yiyoruz, hatta bu patatesler izgaranin yaninada cok güzel yakisiyor. Bizler bu patateslerin müdavimi olduk bile coktan.</b></p>
<p><b>Afiyet olsun, </b></p>
<p>ALINTI .  eldaninannesi</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bal Soslu Kolay Tavuk]]></title>
<link>http://biberiye.wordpress.com/2007/11/09/bal-soslu-kolay-tavuk/</link>
<pubDate>Fri, 09 Nov 2007 12:50:02 +0000</pubDate>
<dc:creator>shyqueen</dc:creator>
<guid>http://biberiye.wordpress.com/2007/11/09/bal-soslu-kolay-tavuk/</guid>
<description><![CDATA[
Eve geç geldiğinizde ya da çabuk hazırlanan ama lezzetli bir tarif istiyorsanız işte size Hin]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-21" href="http://biberiye.wordpress.com/2007/11/09/bal-soslu-kolay-tavuk/21/" title="balsos.jpg"><img src="http://biberiye.wordpress.com/files/2007/11/balsos.jpg" alt="balsos.jpg" /></a></p>
<p>Eve geç geldiğinizde ya da çabuk hazırlanan ama lezzetli bir tarif istiyorsanız işte size Hindistan usulü ballı tavuk...:)</p>
<p><strong><em>Bal Soslu Tavuk</em></strong></p>
<p>-4 adet tavuk göğsü</p>
<p>-100 gr eritilmiş tereyağı (veya 3 çorba kaşığı mayonez de kullanılabilir.)<!--more--></p>
<p>-1/2 su bardağı bal</p>
<p>-2 çorba kaşığı (60 ml) hardal</p>
<p>-tuz</p>
<p>-2 gr curry tozu(acılı hint baharatı) ya da biraz karabiber ve safran  (baharat kısmı size kalmış)</p>
<p>  Hardalı , balı ve baharatı eritilmiş sıcak tereyağının içine ekliyoruz ve iyice karıştırıyoruz.</p>
<p>  Tavuk göğüslerini küp küp (istenilen boyutta) doğruyoruz ve hazırladığımız sosla karıştırıyoruz.</p>
<p>  Daha sonra oda sıcaklığında 15-20 dk karışımı beklettikten sonra , teflon kapaklı bir tavaya bütün karışımı koyup yağ eklemeden ortanın biraz üstü ateşte tavuklar pişip kızarıncaya kadar karıştırıyoruz.</p>
<p>  Afiyet olsun...</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kolay Kızarmış Bruschetta Tavukları]]></title>
<link>http://biberiye.wordpress.com/2007/11/06/kolay-kizarmis-bruschetta-tavuklari/</link>
<pubDate>Tue, 06 Nov 2007 09:18:54 +0000</pubDate>
<dc:creator>shyqueen</dc:creator>
<guid>http://biberiye.wordpress.com/2007/11/06/kolay-kizarmis-bruschetta-tavuklari/</guid>
<description><![CDATA[
Bu şimdiye kadar yapmış olduğum en kolay tavuk tarifiydi.Eğer yemek pişirmek için çok zaman]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-8" href="http://biberiye.wordpress.com/2007/11/06/kolay-kizarmis-bruschetta-tavuklari//" title="bruschetta.jpg"><img src="http://biberiye.wordpress.com/files/2007/11/bruschetta.jpg" alt="bruschetta.jpg" /></a></p>
<p>Bu şimdiye kadar yapmış olduğum en kolay tavuk tarifiydi.Eğer yemek pişirmek için çok zamanınız yoksa ve pratik ama aynı zamanda lezzetli bişeyler pişirmek istiyorsanız işte size İtalya dan çok lezzetli bir tavuk tarifi.....</p>
<p>Bu tarifi yapmanın iki yolu var ; ya tavukları ızgarada kızartabilirsiniz ya da teflon bir tavada hiç yağ kullanmadan....</p>
<p><strong><em>Kızarmış Bruschetta Tavukları</em></strong></p>
<p>-1/2 su bardağı Domatesli salata sosu ( bu tarifte hazır sos kullanılmış ama siz isterseniz 1/4 su bardağından biraz az sirke , 3 çorba kaşığı domates salçası , 1/2 çorba kaşığı zeytin yağı , 1 diş ezilmiş sarmısak , 1 tutam tuz , biraz karabiber ile de bir sos yapabilirsiniz)</p>
<p>-4 adet küçük boy tavuk göğsü</p>
<p>-1 orta boy domates</p>
<p>-1/2 su bardağı rendelenmiş Mozzarella Peyniri (ya da kaşar , permesan olabilir)</p>
<p> -1 tutam fesleğen yaprakları</p>
<p>  Önce sosumuzu hazırlıyoruz , ya da eğer hazır sos ise sosun az bir kısmını ayırıp tavuklarımızı bir plastik buzdolabı poşeti içerisine koyuyoruz , hazırladığımız sosumuzu soğuk olarak tavukları koyduğumuz poşete ekliyoruz ve iyice karıştırıyoruz.Daha sonra poşetteki tavukları buzdolabına koyup 15 dk bekliyoruz.</p>
<p>  Dolaptan çıkardığımız tavuklarımızı iyice kızdırdığımız teflon tavamızda hızlı ateşte pişirmeye başlıyoruz.( asıl tarifinde barbecue de pişiriliyor ya da ızgarada ama evde teflon tavada da pişirebilirsiniz.)</p>
<p>  Bu arada domatesimizi küp küp doğruyoruz , üzerine rendelenmiş peynirlerimizi ekliyoruz son olarak da doğranmış taze fesleğen yapraklarını da ekeyip karıştırıyoruz.Ayırdığımız sosumuzu da bu karışıma ekliyoruz.</p>
<p>  Tavuklarımızı teflon tavada ya da ızgarada tek taraflarını pişirdikten sonra diğer taraflarını çevirim ,ateşi kısığa alıp hazırlamış olduğumuz karışımı tavukların üzerine koyuyoruz ve tavanın kapağını kapatıp 8-10 dk sos ve karışımla beraber pişmelerini bekliyoruz...</p>
<p>  Afiyet olsun!</p>
<p><span style='text-align:center; display: block;'><object width='425' height='350'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/u0rp5vZO7c8'></param><param name='wmode' value='transparent'></param><embed src='http://www.youtube.com/v/u0rp5vZO7c8&rel=0' type='application/x-shockwave-flash' wmode='transparent' width='425' height='350'></embed></object></span></p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
