<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>ulasmak &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/ulasmak/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "ulasmak"</description>
	<pubDate>Sun, 12 Oct 2008 21:05:57 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Ölmeden önce Allah'a ulaşmak]]></title>
<link>http://sohbetislam.wordpress.com/?p=60</link>
<pubDate>Thu, 02 Oct 2008 10:46:37 +0000</pubDate>
<dc:creator>sevgisozleri</dc:creator>
<guid>http://sohbetislam.tr.wordpress.com/2008/10/02/olmeden-once-allaha-ulasmak/</guid>
<description><![CDATA[Sual: Bazıları, Kur�anda geçen her hidayet kelimesini, ruhun ölmeden önce Allah�a ulaşmas]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual: </strong>Bazıları, Kur�anda geçen her hidayet kelimesini, ruhun ölmeden önce Allah�a ulaşması olarak tarif ediyorlar. Bu manada bir âyet veya hadis var mıdır? Allah�a ulaşmak ne demektir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Hayır, o manada bir âyet ve hadis yoktur. Hiçbir İslâm âlimi de, böyle bir şey söylememiştir.<br />
<strong><br />
Hidayet;</strong> doğru yol, hak yol, İslamiyet demektir. Zıttı dalalettir. Hakkı hak, bâtılı bâtıl olarak görüp doğru yola girmek. Dalâletten ve bâtıl yoldan uzaklaşmak, iman etmek, Müslüman olmak demektir.</p>
<p>Esma-i hüsnadan olan Hâdi ve Mehdi, hidayet eden, doğru yola ileten demektir.</p>
<p>Allah�a ulaşmak diye bir tabir yok, Allah�a kavuşmak tabiri vardır. Bu da ölmeden önce ruhun Allah�a ulaşması değildir. Tefsir âlimleri Allah�a kavuşmayı şöyle açıklıyorlar:</p>
<p>[Dirilmeyi inkâr edip, hesap için] <strong>Bize kavuşmayı ummayanlar, </strong>[ahiretten gafil oldukları için]<strong> dünya hayatına razı olup </strong>[dünyayı ahirete tercih ederek]<strong> bununla rahatlayanlar ve âyetlerimizden </strong>[Yaratanın varlığını gösteren delillerden] <strong>gafil olanlar, işledikleri </strong>[günahlar]<strong> yüzünden Cehenneme gideceklerdir.) </strong>[Yunus 7-8] (Öldükten sonra Allah�a kavuşmayı inkâr, dirilmeyi inkârdır.)</p>
<p>Hidayet kelimesi geçen âyetlerden bazılarının mealleri:<br />
<strong>(</strong>İnne hüdallahi hüvel hüda =<strong> Allah�ın hidayet yolu </strong>[İslamiyet]<strong> doğru yolun tâ kendisidir.) </strong>Bu âyetin Türkçe�ye uygun tercümesi şöyledir: <strong>(Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur.)</strong> [Bekara120]<br />
<strong><br />
(</strong>İnnelhüda, hüdallahi =<strong> Doğru yol, şüphesiz Allah�ın yoludur.)</strong> [Al-i İmran 73]<br />
<strong><br />
(</strong>Ülaikellezine, hedahümullahü =<strong> İşte onlar, Allah'ın hidayete eriştirdiği </strong>[doğru yola ulaştırdığı]<strong> kimselerdir.) </strong>[Zümer 18]<br />
<strong><br />
(</strong>Vellezine-h-tedev zadehüm hüda = <strong>Hidayete erenlerin</strong> [Doğru yola girenlerin] <strong>Allah hidayetlerini</strong> <strong>artırır.) </strong>[Muhammed 17]<br />
<strong><br />
(</strong>Ve men yü�min billahi yehdi kalbehü = <strong>Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini hidayete</strong> [doğruluğa] <strong>ulaştırır.)</strong> [Tegabün 11]<br />
<strong><br />
(</strong>Ve yezidullahüllezine-h-tedev hüda<strong> = Allah, hidayete </strong>[imana]<strong> kavuşanların hidayetini artırır.)</strong> [Meryem 76]<br />
<strong><br />
(</strong>Vallahü yehdi men yeşâü ila sıratım müstekîm = <strong>Allah dilediğini doğru yola hidayet eder</strong> [eriştirir.]<strong>) </strong>[Bekara 213]<strong></p>
<p>(</strong>Seyehdihim = <strong>Onları hidayete erdirir</strong> [doğru yola kavuşturur.]) [Muhammed 5]<br />
<strong><br />
(</strong>Hedena li heda ve ma künna li nehtedi =<strong> Eğer Allah bize hidayet vermeseydi kendiliğimizden hidayete kavuşamazdık.)</strong> [Araf 43]</p>
<p>(Ülaikellezine-ş-terev-üd-dalate bil hüda = <strong>Onlar doğruluk yerine sapıklığı satın alanlardır.)</strong> [Bekara 175]<br />
<strong><br />
(</strong>İnneke la tehdî men ahbebte velakinnallahe yehdî men yeşâü = <strong>Sen sevdiğini hidayete eriştiremezsin </strong>[Müslüman yapamazsın],<strong> Allah ise, dilediğine hidayet verir.) </strong>[Kasas 56]<br />
<strong><br />
(</strong>Vallahü la yehdil kavmezzalimin = <strong>Allah zalimleri hidayete kavuşturmaz.) </strong>[Tevbe 9]<br />
<strong><br />
(</strong>Leyse aleyke hüdahüm = <strong>Onları hidayete erdirmek senin vazifen değildir.)</strong> [Bekara 272]</p>
<p>Hidayetle ilgili birkaç hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
<strong>(Eshabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız, hidayete </strong>[doğru yola]<strong> kavuşursunuz.) </strong>[Darimi, Beyheki, İbni Adiy, Münavi]<br />
<strong><br />
(Rabbim vahyetti ki: Ey Resulüm, Eshabın gökteki yıldızlar gibidir. Bazısı daha parlaktır. Onlardan birine uyan hidayet üzeredir.) </strong>[Deylemi]<strong></p>
<p>(Birinin hidayetine </strong>[imana gelmesine]<strong> sebep olan</strong> <strong>Cennete girer.) </strong>[Buhari]<strong></p>
<p>(Hidayete kavuşturmak, dalaletten uzaklaştırmak için çalışan salih âlimlerin sohbetinde bulunun.) </strong>[İ. Maverdi]</p>
<p><strong>Hidayet ne demektir?<br />
Sual:</strong> 14 asırdır gelen İslam âlimleri, <strong>hidayet </strong>kelimesini <strong>doğru yol</strong> olarak tercüme etmişlerdir. Hâlbuki <strong>hidayet</strong>, <strong>dünyada Allah�a ulaşmak</strong> demektir. Öyle değil mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Asla öyle değil. Burada bütün İslâm âlimleri suçlanmakta, hâşâ hidayet kelimesine yanlış mana vermekle suçlanmaktadır. Halbuki Allahü teâlâ, <strong>(Bilmiyorsanız âlimlere sorun)</strong> buyuruyor. Peygamber efendimiz, <strong>(Âlimler, benim ve diğer Peygamberlerin vârisleridir)</strong> buyuruyor.</p>
<p>Bugüne kadar, hiçbir İslam âlimi, hidayeti Allah�a ulaşmak olarak bildirmemiştir. Dört mezhebin kurucusu (İmam-ı a'zam, imam-ı Malik, imam-ı Şafii, imam-ı Ahmed) gibi büyük âlimler, mezhepteki büyük âlimler, mesela imam-ı Gazali, imam-ı Rabbani, imam-ı Ebu Yusuf, imam-ı Muhammed, imam-ı Nevevi gibi âlimler, Seyyid Abdülkadir-i Geylani, Cüneyd-i Bağdadi gibi yüzlerce kerameti görülen velilerden hangisi, hidayet kelimesi Allah'a ulaşmaktır demiştir? Hangi müfessir tefsirinde hidayeti Allah'a dünyada ulaşmak diye bildirmiştir? Binlerce âlimden biri gösterilemez.</p>
<p>İslam âlimlerine düşmanlığın sebebi nedir? Sebebi hidayeti İslamiyet olarak bildirmeleri ve dinin emir ve yasaklarını aynen Resulullah efendimizin bildirdiği gibi açıklamaları değil mi? Niye İslam âlimleri ölçü alınmıyor da, sapık kimseler ölçü alınıyor?</p>
<p>Bugüne kadar İslam dini eksik mi geldi? Bazı sapıklar, hocamız gelene kadar İslamiyet eksikti o tamamladı diyorlar. 1400 yıldır İslamiyet eksik mi geldi? Hâşâ Allahü teâlâ mı eksik bildirdi? Hâşâ, Peygamber efendimiz mi eksik bildirdi, eksik mi açıkladı?<br />
<strong><br />
Hidayet</strong> yol demek değildir. Yani sebil ve sırat demek değildir. Köprü falan değildir. Hidayet = İslamiyet demektir. İslamiyet ise Allahü teâlânın gösterdiği doğru yol demektir. Onun için hidayete doğru yol deniyor. Zıddı da, dalalettir, sapıklıktır. <strong></p>
<p>Hidayet;</strong> Hakkı hak, bâtılı bâtıl olarak görüp doğru yola girmek, dalâletten ve bâtıl yoldan uzaklaşmak, iman etmek, Müslüman olmak demektir.</p>
<p>Hidayet, Allah�ın istediği dindir, Allah�ın istediği yoldur. Yol kelimesi bunu güzel açıkladığı için bütün İslam âlimleri yol olarak bildirmişlerdir. Piyasadaki yanlış doğru bütün mealler hidayete, doğru yol anlamını vermişlerdir. Yani İslamiyet demişlerdir. Ulaşmak diye bir ucube meydana getirmemişlerdir.</p>
<p>Hidayet İslamiyet�e girme, İslamiyet�i kabul etmek demektir. İslamiyet ise doğru yoldur. O halde hidayet doğru yol demektir. İki âyet-i kerime meali:<br />
<strong>(Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin. Allahü teâlâ dilediğine hidayet verir.)</strong> [Kasas 56]<br />
<strong><br />
(Allah, kime hidayet etmek isterse, onun göğsünü İslamiyet için genişletir.) </strong>[Enam 125]</p>
<p>İki hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
<strong>(Allahü teâlâ, beni âlemlere rahmet ve hidayet için gönderdi.)</strong> [Ebu Nuaym]<br />
<strong><br />
(Hidayet benim elimde değildir. Şeytan da Allahü teâlânın yasak kıldığı şeyleri süslü, cazip gösterir. Saptırmak da onun elinde değildir.) </strong>[İ.Adiy]</p>
<p><strong>İmanın şartı yedi değildir<br />
Sual:</strong> (Ruhun Allah'a ulaştırılmasına inanmak imandır. İmanın şartı 7 dir. Şer Allah�tan değil, nefstendir) demek doğru mudur?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Şer nefisten demek, Allahü teâlânın yaratıcılık sıfatına ortak olanlar var demektir. Allahü teâlâ, günahlarımız sebebiyle bize bela gönderiyor, belayı biz yaratmıyoruz, biz cezaya layık oluyoruz, Allahü teâlâ da ceza veriyor. Allah kullarına zulmetmez.</p>
<p>Allahü teâlâ şöyle buyuruyor:<br />
<strong>(Kendilerine bir iyilik dokununca, "Bu Allah'tan" derler; başlarına bir kötülük gelince de "Bu senin yüzünden" derler. Küllün min indillah</strong> [Hepsi Allah�tandır]<strong> de, bunlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar.)</strong> [Nisa 78]<br />
<strong><br />
Sual:</strong> İman hadisinin Arapça�sının sonunda Allah'a ölmeden önce ulaşmak ifadesi yok mu? Türkçe�ye çevirenler bunu ilave etmemiş mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Yalanın böylesi de hiç görülmemiştir. Ölmeden önce Allah�a ulaşılmaz.<strong><br />
</strong>İman hadisinin Arapça�sı şöyledir:<br />
<strong>(Amentü billahi ve Melaiketihi ve Kütübihi ve Rüsülihi vel Yevmil-ahiri ve bil Kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel-basü badelmevti hakkun. Eşhedü en La ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resulühü)</strong> [Buhari, Müslim, Nesai]</p>
<p>Şerrihi minallahi teâlâ = Şer de Allah�tandır deniyor. Bu meşhur hadis nasıl inkâr edilir ki?</p>
<p>Türkçesi de şu:<strong><br />
(Ben Allah�a ve meleklere ve kitaplara ve peygamberlere ve ahiret gününe, </strong>[yani Cennete, Cehenneme, hesaba, mizana]<strong> ve kadere, hayrın ve şerrin Allah'tan olduğuna ve ölüme, öldükten sonra dirilmeye iman ettim. Allah�tan başka ilah olmadığına ve Muhammed aleyhisselamın Onun kulu ve resulü olduğuna şehadet ederim.) </strong>[Buhari, Müslim, Nesai]<br />
<strong><br />
Sual:</strong> Yunus 7-8 de, Eğer kişi Allah'a ulaşmayı dilemezse ateşe gider denmiyor mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Tefsir âlimleri Allah�a kavuşmanın ne demek olduğunu şöyle açıklıyorlar:<br />
<strong>(</strong>[Dirilmeyi inkâr edip, hesap için]<strong> Bize kavuşmayı ummayanlar,</strong> [ahiretten gafil olduklarından dolayı] <strong>dünya hayatına razı olup </strong>[dünyayı ahirete tercih ederek]<strong> bununla rahatlayanlar ve</strong> <strong>âyetlerimizden </strong>[Yaratanın varlığını gösteren delillerden] <strong>gafil olanlar,</strong> <strong>işledikleri </strong>[günahlar] <strong>yüzünden Cehenneme gideceklerdir.) </strong>[Yunus 7-8] (Öldükten sonra Allah�a kavuşmayı inkâr, dirilmeyi inkârdır. Ölmeden önce Allah�a kavuşulmaz.)<br />
<strong><br />
Sual:</strong> Nisa 79 da <strong>hayır</strong> <strong>Allah'tan, şer nefsinizdendir</strong> buyuruluyor mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Hâşâ nefsimiz yaratıcı değildir, şerri de yaratamaz, hayrı da. Her şeyin yaratıcısı yalnız Allahü teâlâdır. Kur�an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<strong>(Her şeyin yaratıcısı Allah�tır.)</strong> [Zümer 62, Mümin 62]</p>
<p><strong>(Sizi de, işlerinizi de yaratan Allah�tır.)</strong> [Saffat 96]</p>
<p><strong>(Rabbin, kendi istediğini yaratır, dilediğini seçer. Onların seçim hakkı yoktur.)</strong> [Kasas 68]</p>
<p>Kul belayı hak ederse, Allahü teâlâ da ona bela gönderir. İşte bir âyet meali:<br />
<strong>(Başınıza gelen bir bela, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. </strong>[Bununla beraber]<strong> Allah çoğunu affeder.)</strong> [Şura 30]<br />
(Demek ki bela, günahlarımız yüzünden gönderiliyor. Ama gönderen yine Allah�tır. Âyetin devamında, Allah çoğunu affeder deniyor. Demek ki belayı gönderen Odur, çoğunu da affediyor.)</p>
<p><strong>(Sana gelen her iyilik, Allah�ın </strong>[bir ihsanı olarak]<strong> gelmekte, her kötülük de </strong>[günahlarına karşılık olarak]<strong> kendinden gelmektedir.)</strong> [Nisa 79]<br />
(Bundan önceki âyette, <strong>Şerri de Allah yaratır</strong> buyuruluyor. Bu âyette ise, günahlarınız yüzünden kötülük geliyor buyuruluyor. Ama gönderen, kötülüğü yaratan yine Allahü teâlâdır.)</p>
<p>Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
<strong>(Kaderin, hayrın ve şerrin Allah�tan olduğuna inanmayan mümin değildir.)</strong> [Tirmizi]</p>
<p><strong>Allah�a kavuşmayı inkâr<br />
Sual:</strong> Kur�anda <strong>(Allah�a kavuşmayı inkâr eden kâfir olur)</strong> deniyor. Allah�a kavuşmak nedir? İmanın şartı 7�dir diyenler, (Allah�a dünyada kavuşmayı kabul etmeyen kâfirdir) diyorlar. Bu ne demektir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Din yeni gelmedi. Dinde bilinmeyen bir husus yoktur. Dinin sahibi var, Peygamberi var. Onların emir ve yasakları var. Allah Resulünü devreden çıkarmak, Onun bildirdiklerine inanmamak, açıklamalarını beğenmemek dinsizliktir.</p>
<p>Allah�a kavuşmanın ne demek olduğunu, Resulullah ve Onun vârisleri şöyle açıklıyor:</p>
<p>Allah�a kavuşmayı inkâr etmek, dirilmeyi inkârdır, Cenneti, Cehennemi, yani ahireti inkârdır. Allah�ın manevi huzuruna çıkmayı inkârdır.</p>
<p>Likaullah yani Allah kavuşmakla ilgili bazı âyet mealleri şöyledir:<br />
(Köşeli parantez içindeki açıklamalar <strong>Beydavi</strong>,<strong> Celaleyn</strong>,<strong> Medarik</strong>,<strong> Kurtubi</strong> gibi muteber eserlerden alınmıştır.)<br />
<strong><br />
(Allah�a </strong>[Rahmetini umup azabından korkarak, Onun rızasına]<strong> kavuşmak isteyen, bilsin ki Allah�ın tayin ettiği o vakit </strong>[ahiret]<strong> elbette gelecektir.) </strong>[Ankebut 5] (Kavuşma günü ahirettir.)<br />
<strong><br />
(Ey insan, sen Rabbine çalışıp çabalarsın, sonunda </strong>[ahirette]<strong> Ona kavuşacaksın.)</strong> [İnşikak 6] (Hayır ve şer ne yaptıysan kıyamette onların karşılığına kavuşacaksın [Beydavi])<br />
<strong><br />
(Denilir ki: Bu güne </strong>[kıyamet gününe]<strong> kavuşacağınızı unuttuğunuz </strong>[inkâr ettiğiniz]<strong> gibi, biz de bugün </strong>[Kıyamet günü]<strong> sizi unuturuz </strong>[Cezalandırırız].<strong> Yeriniz ateştir, yardımcılarınız da yoktur</strong>. [Sizi Cehennem azabından hiç kimse kurtaramaz]<strong>)</strong> [Casiye 34]<br />
<strong><br />
(Bu güne kavuşmayı unutmanızın </strong>[inanmayışınızın]<strong> cezasını şimdi görün. İşte biz de sizi unuttuk </strong>[Azaba maruz bıraktık],<strong> yaptıklarınıza karşılık ebedi azabı tadın!)</strong> [Secde 14] (Ahiret gününe kavuşmayı inkârın, dirilmeyi inkâr olduğu bildiriliyor.)<br />
<strong><br />
(Allah'a kavuşmayı</strong> [dirilmeyi] <strong>yalanlayanlar, gerçekten hüsrana uğramışlardır. Kıyamet günü ansızın gelince onlar, günahlarını sırtlarına yüklenmiş olarak, </strong>"Dünyada yaptığımız kusurlardan dolayı yazıklar olsun bize"<strong> derler. Bakın yüklendikleri günah ne kötüdür.) </strong>[Enam 31]<br />
<strong><br />
(</strong>�[Ölüp]<strong> toprakta kaybolduğumuz zaman, gerçekten biz yeniden yaratılacak mıyız� derler. Doğrusu onlar Rablerine kavuşmayı </strong>[dirilmeyi]<strong> inkâr ediyorlar.) </strong>[Secde 10] (Allah�a kavuşmayı inkârın, dirilmeyi inkâr olduğu bildiriliyor.)<br />
<strong><br />
(Sabır ve namazla Allah�a sığınıp yardım isteyin; Rablerine kavuşacaklarına, Ona döneceklerine inanan ve Allah�tan korkanlardan başkasına namaz elbette ağır gelir.) </strong>[Bekara 45,46] (<strong>Allah�tan geldik, Ona döneceğiz</strong> âyetinde olduğu gibi, burada da Ona dönmekten kasıt dirilmektir, Ona kavuşmak da manevi huzuruna çıkmaktır.)<strong></p>
<p>(İstikbal </strong>[ahiret] <strong>için hazırlıklı olun, Allah'tan sakının. Ona, hiç şüphesiz kavuşacağınızı </strong>[dirilerek manevi huzuruna çıkacağınızı] <strong>bilin, bunu inananlara müjdele.) </strong>[Bekara 223]<strong></p>
<p>(Allah�a </strong>[Onun rahmetine, yardımına] <strong>kavuşacağını bilenler ise: �Nice az topluluk çok topluluğa Allah�ın izniyle üstün gelmiştir, Allah sabredenlerle beraberdir� dediler.) </strong>[Bekara 249]<strong><br />
</strong><br />
[Dirilmeyi inkâr edip, hesap için]<strong> Bize kavuşmayı ummayanlar, </strong>[ahiretten gafil olduklarından dolayı] <strong>dünya hayatına razı olup</strong> [dünyayı ahirete tercih ederek]<strong> bununla rahatlayanlar ve âyetlerimizden</strong> [Yaratanın varlığını gösteren delillerden]<strong> gafil olanlar, işledikleri</strong> [günahlar]<strong> yüzünden Cehenneme gideceklerdir.)</strong> [Yunus 7,8]<strong> </strong><br />
<strong><br />
(Eğer Allah insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecelleri bitirilmiş olurdu. Fakat bize kavuşmayı ummayanları </strong>[ahireti, dirilmeyi inkâr edenleri]<strong> biz, azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.) </strong>[Yunus 11] (Ayrıca, bu âyette hayrın ve şerrin Allah�tan olduğu bildiriliyor.)<strong></p>
<p>(Allah, bütün işleri idare eder, âyetleri tafsilatlı olarak beyan eder, tâ ki Rabbinize kavuşacağınızı kesin olarak bilesiniz.) </strong>[Rad 2] (Öldükten sonra dirilmek ve ahiret hayatı var.)<strong></p>
<p>(Allah�ın âyetlerini ve Ona kavuşmayı inkâr edenler, rahmetimden ümitlerini kesenlerdir. Onlar için acıklı azap vardır.) </strong>[Ankebut 23]<strong></p>
<p>(Kendi kendilerine, Allah�ın, gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları ancak hak olarak ve belli bir süre için yarattığını hiç düşünmediler mi? İnsanların birçoğu, Rablerine kavuşmayı gerçekten inkâr ediyorlar.) </strong>[Rum 8] (Ölümden sonra dirilmeyi inkâr edenler var deniliyor.)<strong></p>
<p>(Elbette onlar </strong>[kâfirler]<strong> Rablerine kavuşma </strong>[öldükten sonra dirilme]<strong> konusunda şüphe içindedirler.) </strong>[Fussilet 54] (Burada da Allah�a kavuşmak dirilmek demektir.)<br />
<strong><br />
(Allah onları toplayacağı günde, sanki onlar dünyada gündüz bir parça kalmışlar da aralarında tanışıyorlarmış gibi olacak. Allah'ın huzuruna çıkacaklarını inkâr edip de, hidayete kavuşmayanlar, elbette en büyük ziyana uğramış olacaklardır.) </strong>[Yunus 45]<strong></p>
<p>(Rabbine </strong>[Ahirette Onun rızasına]<strong> kavuşmayı arzu eden kimse, salih amel işlesin ve Rabbine kullukta hiçbir şeyi ortak koşmasın.) </strong>[Kehf 110]<strong><br />
</strong><br />
Şimdi de Allah�a kavuşmak hususunda Resulullah efendimizin açıklamalarına bakalım:<br />
<strong>(Hastalıktan dolayı sızlayan mümine hayret ederim. Eğer hastalıktaki mükâfatı bilseydi, ölüp, Allah�a kavuşuncaya kadar hasta kalmak isterdi.) </strong>[Taberani]<br />
<strong><br />
(Allahü teâlâya ihlâsla ibadet eden ve şirk koşmadan Ona mülaki olana </strong>[kavuşana]<strong> Cennet vacib olur. Allah�a şirk koşarak mülaki olana da Cehennem vacib olur.) </strong>[Hâkim]<strong> </strong>(Demek ki kâfir olan da Allah�a kavuşuyor, yani diriliyor.)<br />
<strong><br />
(Müslümanın her iyiliği için, on katından yedi yüz katına kadar sevap yazılır. Her günahı için ise bir misli yazılır. Allah�a kavuşuncaya </strong>[kıyamete]<strong> kadar böyle devam eder.) </strong>[Müslim]<strong></p>
<p>(Bir tüccar, alacaklarını tahsil eden adamına, �Borcunu veremeyecek fakirden alma, onu hoş gör� derdi. Allah�a kavuşunca </strong>[ahirette],<strong> Allah da onu hoş görüp, affetti.) </strong>[Buhari]<br />
<strong><br />
(Mümin için, Allah�a kavuşmadan </strong>[ölmeden],<strong> rahat yoktur.) </strong>[Müslim]<strong></p>
<p>(Bir Müslüman, �Sübhanallahi ve bihamdihi ve estağfirullah ve etübü ileyh� derse, bu söz arşa asılır ve o kimse Allah�a kavuşuncaya </strong>[ahirete] <strong>kadar sahibinin işlediği hiçbir günah onu silmez ve o, söylediği gibi mühürlü olarak kalır.) </strong>[Taberani]<strong></p>
<p>(Bela müminin bedeninde, malında ve evladında devam eder. Tâ ki üzerinde hiç bir günah kalmadan Allah�a kavuşuncaya </strong>[ahirete] <strong>kadar.) </strong>[Hâkim]<strong></p>
<p>(En çok gıpta edilen mümin, yükü hafif olan, namazını doğru kılan, Allah�a kavuşuncaya </strong>[ahirete] <strong>kadar kendisine yetecek az rızka sabreden, kulluk vazifesini güzel bir şekilde yerine getiren, halk arasında fazla tanınmayan, musibeti dünyada iken verilen, mirası ve ardından ağlayanı az olan kimsedir.) </strong>[Tirmizi, İbni Mace]<strong></p>
<p>(Allah�ım, sana kavuşana </strong>[ahirete]<strong> kadar dünyadan ihtiyaç bağlarımı kopar.) </strong>[Ebu Nuaym]<br />
<strong><br />
(Hiç kimsenin bende bir hakkı olmadığı halde Rabbime kavuşmak isterim.)</strong> [Ebu Davud]<strong></p>
<p>(Allahü teâlâ, kıyamette Müslümanlara, �Bana kavuşmayı arzu eder miydiniz?� buyurur. Onlar �Evet� derler. Allahü teâlâ, �Niçin� diye sorar. Onlar, �Affını umardık� derler. Allahü teâlâ, �Ben de sizi affettim� buyurur.) </strong>[İ. Ahmed]<br />
<strong><br />
(Allahü teâlâ buyurdu ki: Oruçlunun iki sevinci vardır. Biri iftar zamanı, diğeri orucu ile bana kavuştuğu zaman.) </strong>[Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai]<br />
<strong><br />
(Her gün bir öncekinden kötü olur. Rabbinize kavuşana </strong>[kıyamete]<strong> kadar böyle devam eder.) </strong>[Buhari]<br />
<strong><br />
(Allahü teâlâ buyurdu: Bana kavuşmak isteyen kuluma ben de kavuşmak isterim. Bana kavuşmaktan hoşlanmayandan ben de hoşlanmam.) </strong>[Buhari, Müslim, Tirmizi, Darimi]</p>
<p>Âişe validemiz bildirir:<br />
Resulullah, <strong>�Kim Allah�a kavuşmak isterse, Allah da ona kavuşmak ister. Kim Allah�a kavuşmak istemezse, Allah da ona kavuşmak istemez�</strong> buyurdu.<strong> </strong>[Âişe validemiz, Allah�a ancak ölmekle kavuşulacağını bildiği için] Ya Resulallah, ölümü sevmediği için mi kavuşmak istemez? Eğer öyle ise hepimiz ölümü sevmeyiz, dedim. Resulullah buyurdu ki:<br />
<strong>(Hayır, öyle değil. Mümine Allah�ın rahmeti, rızası ve Cenneti müjdelendiği zaman Allahü teâlâya kavuşmak ister </strong>[ölüm ona kötü gelmez]<strong>; işte o zaman Allah da ona kavuşmak ister. Kâfire Allah�ın azabı, gazabı haber verildiği zaman Allah�a kavuşmaktan hoşlanmaz; Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz.)</strong> [Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai, İbni Mace]</p>
<p>Bu hadis-i şeriflerin hepsi de, Allah�a kavuşmanın, dirildikten sonra Allah�ın manevi huzuruna çıkmak olduğunu bildirmektedir. Tek istisnası yoktur.</p>
<p>Meşhur Cibril hadisi de, imanın İslam�ın şartlarını açıklayıp, şerrin de Allah�tan olduğunu bildiriyor:<strong><br />
</strong><br />
Hazret-i Ömer anlatır:<br />
Bir gün, Resulullahın yanında oturuyorduk. Tanımadığımız bir adam gelip sordu:<br />
- İslam ne demektir ya Resulallah?<br />
<strong>- Kelime-i şehadet söylemek, her gün beş kere namaz kılmak, Ramazan ayında oruç tutmak, zekât vermek ve gücü yeterse Hacca gitmek.<br />
</strong><br />
- Doğru söyledin. İman ne demektir? [Biz bu kimsenin hem sorup hem de doğru diye tasdik etmesine hayret ettik.]<br />
<strong>- İman, Allah�a ve Meleklere ve Kitaplara ve Peygamberlere ve kıyamet gününe ve hayrın şerrin, Allah�ın takdiri ile olduğuna inanmaktır.<br />
</strong><br />
- Doğru söyledin. İhsan ne demektir?<br />
<strong>- Allahü teâlâya, Onu görür gibi ibadet etmendir. Sen Onu görmüyor isen de, O seni hep görmektedir.<br />
</strong><br />
- Kıyamet günü ne zaman olacaktır?<br />
<strong>- Bunu, kendisinden sorulan, sorandan daha iyi bilmez.<br />
</strong><br />
Kıyametin alametlerini sordu. Resulullah da bildirdi. O kimse gittikten sonra, Resulullah bize dönerek, <strong>(Bunları sorup giden, Cebrail aleyhisselam idi. Size dininizi bildirmek için gelmişti)</strong> buyurdu. (Müslim, Nesai, Ebu Davud, Tirmizi)</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Başarıya ulaşmak için çalışma yöntemleri]]></title>
<link>http://ankaraliseliler.wordpress.com/?p=506</link>
<pubDate>Mon, 05 May 2008 11:59:33 +0000</pubDate>
<dc:creator>Furkan</dc:creator>
<guid>http://ankaraliseliler.tr.wordpress.com/2008/05/05/basariya-ulasmak-icin-calisma-yontemleri/</guid>
<description><![CDATA[Mezunlarımızdan Sayın Psikolog Hadiye Nugay, derneğimiz Nilüfer Gün konferans salonunda bugün]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Mezunlarımızdan Sayın <strong>Psikolog Hadiye Nugay</strong>, derneğimiz Nilüfer Gün konferans salonunda bugün ( 5 Mayıs 2008 ) saat 12:30 da öğrencilerimizle "<strong><span style="color:#ff0000;">Başarıya ulaşmak için çalışma yöntemleri</span></strong>" konulu söyleşi yapıldı..<br />
Kaynak: <strong><a href="aklmder@gmail.com">Ankara (Kız) Lisesi Mezunlar Derneği</a></strong></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Biz insanlar hayat denen gemide menzile doğru yol alıyoruz ama... ]]></title>
<link>http://islamisite.wordpress.com/?p=53</link>
<pubDate>Sat, 26 Apr 2008 21:13:05 +0000</pubDate>
<dc:creator>gulayozturk</dc:creator>
<guid>http://islamisite.tr.wordpress.com/2008/04/27/biz-insanlar-hayat-denen-gemide-menzile-dogru-yol-aliyoruz-ama/</guid>
<description><![CDATA[Biz insanlar hayat denen gemide menzile doğru yol alıyoruz ama ne yazıkki bindiğimiz geminin dü]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class="EC_MsoNormal"><span style="font-size:11pt;font-family:Souvenir Lt BT;"><span style="font-size:small;"><strong>Biz insanlar hayat denen gemide menzile doğru yol alıyoruz ama ne yazıkki bindiğimiz geminin dümeni yok. Onun içindir ki birçok insanımız tam bir girdaba girmiş gibi ya yanlışlık ve kötü ihtirasları yüzünden kötülükler batağında yüzüp duruyor. Dümeni olmayan gemi ile yapılan yolculuk nedeni ile karşısına neyin çıkacağını bilmeden ve görmeden ansızın önüne çıkacak bir şeye şiddetle çarparak parçalanacak.</strong></span></span></div>
<p><span style="font-size:11pt;font-family:Souvenir Lt BT;"><span style="font-size:small;"></p>
<div class="EC_MsoNormal">
<strong>Oysa bu karanlıklar deryasında insanoğlunun yegâne dümeni ve deniz feneri ilimdir. Yine bu deryanın sonunda da Allah ve resulüne ulaşmak ve onlara kavuşmak vardır.<br />
Onun içindir ki insanoğlunun en öncelikli görevi ilim tahsil etmek ve bu ilimle Allah'a daha yakınlaşması ve ona ulaşması gerekir. Zira Peygamber efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurdular: </strong></div>
<div class="EC_MsoNormal">
<strong>"Benim üzerime bir gün doğarda, beni Allah'a yaklaştıracak olan bir ilmi o günde biraz daha çoğaltamazsam, o günün güneşinin doğmasında benim için bereket yoktur."<br />
Yine Abdullah b. Mes'ûd Radıyallahu Anh der ki:<br />
</strong></div>
<p></span></span></p>
<div class="EC_MsoNormal"><span style="font-size:11pt;font-family:Souvenir Lt BT;"><span style="font-size:small;"><strong><!--more--></strong></span></span><span style="font-size:11pt;font-family:Souvenir Lt BT;"><span style="font-size:small;"><br />
<strong>–İki obur vardır ki, asla doymazlar. Biri ilim peşinde koşan, öbürü de dünya düşkünüdür. Fakat bu iki oburluk bir değildir. İlim peşinde koşan Allah'ın hoşnutluğunu, dünya düşkünü de azgınlığını arttırır. Arkasından da şu iki ayeti okudu:<br />
"Allah'tan, kulları içerisinde, ancak bilenler (Alimler) korkar." (35/28)</strong><font face="Souvenir Lt BT"><font size="3"></p>
<div class="EC_MsoNormal">
<strong>"Hayır, öyle değil. İnsan kendisini (İlmini ve amelini) yeterli görerek azar."(96/6)</p>
<p></strong></div>
<p></font><span style="font-size:small;"><strong><span style="color:#009900;">* * *<br />
</span>Zamanın birinde bir Profesörün deniz seyehatıne çıkar. Gemi denizde belirli bir süre yol aldıktan sonra, bizim Profesör başlamış kaptan ile sohbete;<br />
Profesör bilgiçlik taslayarak, Kaptana:</strong></span></font></span><font face="Souvenir Lt BT"></p>
<div class="EC_MsoNormal"><span style="font-size:small;"><strong><span style="color:#009900;">* * *<br />
</span>Zamanın birinde bir Profesörün deniz seyehatıne çıkar. Gemi denizde belirli bir süre yol aldıktan sonra, bizim Profesör başlamış kaptan ile sohbete;<br />
Profesör bilgiçlik taslayarak, Kaptana:</strong></span></div>
<p></font></span></div>
<p> </p>
<div class="EC_MsoNormal"><strong></strong></div>
<div class="EC_MsoNormal"><span style="font-size:11pt;font-family:Souvenir Lt BT;"><span style="font-size:small;"><br />
<strong>–Dünya Güneşin etrafındaki dönüşünü kaç günde tamamlar biliyor musun? diye sormuş. Kaptan:</strong></span></span></div>
<p><span style="font-size:11pt;font-family:Souvenir Lt BT;"><span style="font-size:small;"></p>
<div class="EC_MsoNormal">
<strong>–Hayır, bilmiyorum, diye cevap verince, Profesör:<br />
–Gitti ömrünün üçte biri, dedi ve şunları ekledi: </strong></div>
<div class="EC_MsoNormal">
<strong>–Peki, dünyanın kaçta kaçı sularla kaplı? Kaptan:</strong></div>
<div class="EC_MsoNormal">
<strong>–Hayır, bilmiyorum, diye cevap verince, Profesör:</strong></div>
<p><font face="Souvenir Lt BT"><font size="3"></p>
<div class="EC_MsoNormal">
<strong>–Gitti ömrünün yarısı daha, dediği sırada yağmur bulutları her tarafı sarmış, fırtınanın bastırması an meselesiydi. Şimşek çaktı, gök gürültüsü ardından yıldırım ve dehşetli bir fırtına. </strong></div>
<p></font></font></span><font face="Souvenir Lt BT"></font></span></p>
<div class="EC_MsoNormal"><strong></strong></div>
<div class="EC_MsoNormal"><span style="font-size:11pt;font-family:Souvenir Lt BT;"><span style="font-size:small;"><br />
<strong>Bu defa kaptan profesöre döner:<br />
–Peki sayın üstadım, siz yüzme bilir misiniz? diye sorar. Profesör:<br />
–Hayır, bilmem, diye cevap verir. Kaptan:<br />
–Eyvah Üstadım! gitti ömrünün tamamı, der. </strong></span></span></div>
<div class="EC_MsoNormal"><span style="font-size:11pt;font-family:Souvenir Lt BT;"><span style="font-size:small;"><br />
<strong>İşte bu fıkradaki profesörün misali, öteki dünyada bizleri kurtaracak ilimleri öğrenmezsek, bu dünyalık için tahsil etmiş olduğumuz hiçbir ilmin kıymeti yoktur.<br />
İmam Gazali der ki:<br />
"İlmi ile Allah'a ibadet edenin (İlmi ile amil olanın) kalp esrarı açılır."<br />
Yine buyurdular ki:<br />
“Herkesin mutlaka dostu ve düşmanı vardır. Öyleyse sen Allah'a itaat et ki dostun O olsun ve senden memnun olsun."</strong></span></span></div>
<div class="EC_MsoNormal"><span style="font-size:small;"><strong></strong></span></div>
<div class="EC_MsoNormal"><span style="font-size:11pt;font-family:Souvenir Lt BT;"><span style="font-size:small;"><strong>Bilinmelidir ki:<br />
İlim;<br />
Karanlıklar içinde kalmışların ışığıdır...<br />
Darda kalmışların yardımcısıdır...<br />
Cahillik sahrasında kalmış susuz gönüllerin can suyudur...<br />
Günah batağına batmış olanların kurtarıcısı, can simididir...<br />
Hasta kalplerin ilacı, yolda kalmış olanların kılavuzudur...<br />
İlim; yalnızlıkta can yoldaş!<br />
İlim; gurbette arkadaş!<br />
İlim; tenhada sırdaş ve yoldaş!<br />
İlim; düşman karşısında silah!</p>
<p></strong></span><span style="font-size:small;"><strong><span style="color:#009900;">* * *<br />
</span>Bilindiği üzere, Yunus Emre şöyle der:<br />
"İlim, ilim bilmektir. İlim kendini bilmektir. Sen kendini bilmezsen; ya nice okumaktır.”<br />
Ebû Said el Hudrî'den Eadıyallahu Anh’tan gelen rivayete göre; Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur:<br />
–Yeryüzündeki amellerin en üstünleri şu üç ameldir:<br />
1–İlim öğrenmek,<br />
2–Cihat,<br />
3–Helâl kazanç sağlamak… </strong></span></span></div>
<div class="EC_MsoNormal"><span style="font-size:11pt;font-family:Souvenir Lt BT;"><span style="font-size:small;"><br />
<strong>Çünkü ilim peşinde koşan Allah'ın sevgilisi, Allah yolunda savaşan O'nun velisi ve helâlinden kazanan da Allah'ın dostudur."<br />
</strong></span></span></div>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Softcam Emu Key Dosyaları]]></title>
<link>http://hrtldn.wordpress.com/2007/05/17/softcam-emu-key-dosyalari/</link>
<pubDate>Thu, 17 May 2007 20:05:28 +0000</pubDate>
<dc:creator>hrtldn</dc:creator>
<guid>http://hrtldn.tr.wordpress.com/2007/05/17/softcam-emu-key-dosyalari/</guid>
<description><![CDATA[Softcam Emu Keyleri Sürekli Güncellenecektir..
Yeni Güncellenmiş Dosyaya Ulaşmak İçin Tıklay]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Softcam Emu Keyleri Sürekli Güncellenecektir..</p>
<p>Yeni Güncellenmiş Dosyaya Ulaşmak İçin <a href="http://hertelden.biz/wp/dosyalar/softcam.rar">Tıklayınız..</a></p>
<p>Kurulumu hakkında Yardım Dosyanın ıcınde mevcuttur..</p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
