<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>unlu-masonlar &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/unlu-masonlar/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "unlu-masonlar"</description>
	<pubDate>Mon, 13 Oct 2008 22:10:38 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Selamu Aleykum Yeni Sitemizle Hak Yolunda Mücadelemize Devam Ediyoruz www.antiduzen.com ]]></title>
<link>http://bilinmeyenler.wordpress.com/?p=1104</link>
<pubDate>Sat, 19 Apr 2008 12:10:18 +0000</pubDate>
<dc:creator>kral53</dc:creator>
<guid>http://bilinmeyenler.tr.wordpress.com/2008/04/19/selamu-aleykum-yeni-sitemizle-hak-yolunda-mucadelemize-devam-ediyoruz-wwwantiduzencom/</guid>
<description><![CDATA[selamu aleykum uzun bir aradan sonra sitemizi tekrar yayına sunduk yazılara yaptığınız yorumla]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>selamu aleykum uzun bir aradan sonra sitemizi tekrar yayına sunduk yazılara yaptığınız yorumları onaylayamıyordum bazı sebeplerden dolayı artık yeniden çalışmalarımıza durmaksızın devam edecez ilginize tşkler allah hepinizden razı olsun iletişim adresimiz <a href="mailto:webmaster@antiduzen.com"><span style="color:#027ac6;">webmaster@antiduzen.com</span></a> saygılarımla <a href="mailto:KR@L53"><span style="color:#027ac6;">KR@L53</span></a></p>
<p><a href="http://www.antiduzen.com">www.antiduzen.com</a> </p>
<p><a href="http://www.antiduzen.com/">www.antiduzen.com</a></p>
<p><a href="http://www.antiduzen.com/">www.antiduzen.com</a></p>
<p><a href="http://www.antiduzen.com/">www.antiduzen.com</a></p>
<p><a href="http://www.antiduzen.com/">www.antiduzen.com</a></p>
<p><a href="http://www.antiduzen.com/">www.antiduzen.com</a></p>
<p><a href="http://www.antiduzen.com/">www.antiduzen.com</a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye Şeriat Kanunlarıyla Yönetilecek Kemalizim Laiklik Yıkılacak Artık İslam Medeniyeti Kurulacak :D]]></title>
<link>http://bilinmeyenler.wordpress.com/2007/08/01/turkiye-seriat-kanunlariyla-yonetilecek-kemalizim-laiklik-yikilacak-artik-islam-medeniyeti-kurulacak-d/</link>
<pubDate>Wed, 01 Aug 2007 11:04:41 +0000</pubDate>
<dc:creator>kral53</dc:creator>
<guid>http://bilinmeyenler.tr.wordpress.com/2007/08/01/turkiye-seriat-kanunlariyla-yonetilecek-kemalizim-laiklik-yikilacak-artik-islam-medeniyeti-kurulacak-d/</guid>
<description><![CDATA[Çinde Çocukları Yiyorlar Video Ve resimleri Görüntüleri İzlemek İçin Tıklayınız,,,
 +18]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class="textwidget"><span style="color:#ff0000;"><a href="http://www.antiduzen.com/cocuklari-yiyorlar-bu-nasil-insanlik-resimler-video-izle-18/"><span style="color:#0000ff;"><span><strong>Çinde Çocukları Yiyorlar</strong></span><span> Video Ve resimleri </span></span><strong><span style="color:#027ac6;"><span style="color:#ff0000;">Görüntüleri İzlemek İçin</span> </span><span style="color:#ff6600;"><span style="color:#ff0000;">Tıklayınız,,,</span></span></strong></a></span></div>
<div class="textwidget"><span style="color:#ff0000;"><span style="color:#ff6600;"><strong> </strong></span><span style="color:#027ac6;"><strong><a href="http://www.antiduzen.com/cocuklari-yiyorlar-bu-nasil-insanlik-resimler-video-izle-18/"><span style="color:#027ac6;">+18 Çocuklara MEDENİYETİNİZ BATSIN HAK DİN İSLAMDIR  KAHROLSUN MEDENİYETİNİZ  EMERYALİZİM KAPİTALİZİM BATIL DÜZENLER ÇÖKMEYE YIKILMAYA MAHKUMDUR </span></a></strong></span></span></div>
<div class="textwidget"><span style="color:#ff0000;"><span style="color:#027ac6;"><strong><a href="http://www.antiduzen.com/cocuklari-yiyorlar-bu-nasil-insanlik-resimler-video-izle-18/"><span style="color:#027ac6;">HAK GELECEK BATIL ZAİL OLACAK ALLAHIN İZNİYLE SELAMLAR OLSUN HAK DİN İSLAMDIR ILIMLI İSLAM </span></a></strong></span></span></div>
<h2 class="widgettitle"><a href="http://www.antiduzen.com/cocuklari-yiyorlar-bu-nasil-insanlik-resimler-video-izle-18/"><span style="color:#027ac6;"><img src="http://www.antiduzen.com/wordpress/wp-content/uploads/2008/05/cinde-cocuklari-yiyorlar.jpg" border="0" alt="Çinde Çocukları Yiyorlar " width="466" height="300" /></span></a></h2>
<p><a href="http://www.antiduzen.com/"><span style="color:#027ac6;">www.antiduzen.com</span></a> </p>
<p><a href="http://www.antiduzen.com/"><span style="color:#027ac6;">www.antiduzen.com</span></a></p>
<p><a href="http://www.antiduzen.com/"><span style="color:#027ac6;">www.antiduzen.com</span></a></p>
<p><a href="http://www.antiduzen.com/"><span style="color:#027ac6;">www.antiduzen.com</span></a></p>
<p><a href="http://www.antiduzen.com/"><span style="color:#027ac6;">www.antiduzen.com</span></a></p>
<p><a href="http://www.antiduzen.com/"><span style="color:#027ac6;">www.antiduzen.com</span></a></p>
<p><a href="http://www.antiduzen.com/"><span style="color:#027ac6;">www.antiduzen.com</span></a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Vatikan’ın bilinmeyen Gerçek yüzü..! ]]></title>
<link>http://bilinmeyenler.wordpress.com/2007/07/31/vatikan%e2%80%99in-bilinmeyen-gercek-yuzu/</link>
<pubDate>Tue, 31 Jul 2007 21:19:27 +0000</pubDate>
<dc:creator>kral53</dc:creator>
<guid>http://bilinmeyenler.tr.wordpress.com/2007/07/31/vatikan%e2%80%99in-bilinmeyen-gercek-yuzu/</guid>
<description><![CDATA[yılları arasında Doğu Roma İmparatoru Domitian`ın bilge eşi İmparatoriçe Julia Domna`nın i]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img border="0" align="right" width="110" src="http://www.hasantaskin.com/images/maxi_26.jpg" height="110" />yılları arasında Doğu Roma İmparatoru Domitian`ın bilge eşi İmparatoriçe Julia Domna`nın imparatorluk arşivindeki belgeleri vererek Flavius Philostratus adlı ünlü bir yazara hazırlattığı kitapta ortaya atılmıştır. Kitapta, Tynalı Apollonius`un yardımcısı Ninovalı Damis`e emanet ettiği yazıları ve gezi notlarıyla mektupları belgeleriyle açıklanmıştı. Buna göre İsa ile aynı tarihte doğmuş olan bu kişi, çeşitli mucizeler yapmış, bir şifacı ve büyü üstadı olarak tanıtılmıştır. Kitapta, Apollonius`un yaşadığı dönemde ve Flavius`un günlerinde ‘insan suretindeki tanrı` adıyla tanındığı vurgulanmıştı.</p>
<p>Nedir ki Apollonius`un yaşamı ve eserleri , İS 325 yılında İmparator Konstantin tarafından toplanan 1. Ekümenik Konsil`de alınan gizli bir kararla Plagiarisma (İntihal) yoluyla İsa Mesih`e atfedilmiş ve Anadolu Ermiş Kilise tarafından adı ve eserleri ortadan kaldırılarak tarihten silinmiştir. YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ =<!--more--></p>
<p>16.Yüzyıl`da başlayan Reform Hareketi sırasında Apollonius`un yaşamı ve eserleri özellikle Arap bilim adamları tarafından yeniden gündeme gelmiştir. Apolonius`un Arapların arasında yaşadığı ve burada Balinius adıyla tanındığı özellikle ünlü matematikçi Razi ve kimyanın kurucusu kabul edilen İbn-i Hayyan tarafından yazılmış kitaplarda uzun uzadıya anlatılmıştır.</p>
<p>Kilise bütün bu yayınlara karşı apollonius`un çok tehlikeli bir Okültist, Gizli İlimler üstadı olduğunu ve İsa`dan üstün olmadığını söylemekle yetinmiştir. 20.Yüzyıl`a gelindiğinde yaklaşık 300 kadar kitap yayınlamış ve bunlarda da Apollonius`un Hıristiyanlığın gerçek kurucusu olduğu belirtilmiştir. 1954`de ABD`de Alice Weston imzalı kitap bu tartışmayı daha da alevlendirmiş ve İncil araştırmalarında tartışılmaz gerçeklik olarak kabul edilen İncil metinlerinin aslında tamamen ilk dönem Kilise Babaları tarafından uydurulmuş yalanlar oldukları ve İsa`nın ‘sanal` bir roman roman kahramanından daha fazla bir anlam ve önemi olamayacağı bilimsel ve arkeolojik bulgularla ilkin akademik çevrelerde sonra da basında tartışılmaya başlanmıştır.</p>
<p>Tarihte çok az kitap, yüzyıllar boyu sürecek tartışmaların kaynağı olmuştur. Flavius Philostratus`un yazdığı ya da Damis`in tuttuğu notlardan ve İmparatoriçe Julia Domna`ya iletilen belgelerden derlediği ‘` Tyanalı Apollonius`un Yaşamı ‘` böyle bir tartışmanın odağı olmuştur. Bu kitapta verilen bilgilere göre, Tyanalı Pagan Apollonius`un yaşamı ile Yahudi asıllı İsa Mesih`in yaşamı nerdeyse birebir çakışmaktadır.</p>
<p>Şöyle ki Flavius`un yazdığına göre, Apollonius günümüzün takvimiyle hesaplanınca, İ.Ö. 4. yılında Tyana kentinde doğmuştur. Tyana, birinci yüzyılda Kapadokya`daki en ünlü ve gelişmiş pagan yerleşim alanlarından biri, belki de birincisiydi. Batısında Galetia ( Konya ve çevresi ), doğusunda Armenia, güneyde Kilikya, kuzeyde Pontus ile komşuydu. Tyana, günümüzde Niğde`nin Kemerhisar ilçesidir.</p>
<p>Tyana, Kilikya Boğazı denilen bir geçitte Pozantı`ya ( Podandus ) ve oradan da Tarsus ve Adana`ya bağlıydı. Bu iki kentte o dönemde en az Edessa ( Urfa ) ve Carrhae ( Harran`ın 1.yy`daki adı ) kadar gelişmiş ve uygarlaşmış kentlerdi. Ama Kapadokyalılar, o yıllarda olduğu gibi, ilginçitir, 10.yy`da da gözükara, kaba, dikkafalı,söz dinlemez cesur gibi sıfatlarla anılıyorlardı. Öyle ki, 10.yy`da saray geleneğinde Kapadokyalı demek sert, hoyrat, kabadayı demek anlamına geliyordu.</p>
<p>Apollonius`un doğum tarihi ile İsa`nın doğum tarihi, kuvvetle muhtemelen aynıdır. Katolik Kilisesi ile diğer kiliseler arasında bu konuda sorun vardır.</p>
<p>Flavius`un kitabından öğrendiğimize göre Apollonius, çok varlıklı ve kültürlü bir ailenin çocuğudur.ataları Tyana`nın kurucularındandır. İyi bir eğitim ve öğrenim görmüştür. On altı yaşına geldiğinde ailesinin isteği üzerine o dönemde eğitim merkezi sayıaln Tarsus`a gitmiş ve buradaki Pisagorcu/Apollo`ya bağlı kişilerle tanışmış ve onların öğrencisi olmuştur. Aynı yıllarda, daha genç olarak Aziz Paul da Tarsus`ta eğitim ve öğrenim görüyordu. Bir Yahudi Farisi mezhebinin öğretilerine göre, diğeri de Roma İmparatorluğu`nun asli dinsel sistematiği olan Paganizm‘e göre eğitilmişlerdi. Aziz Paul da Tarsus`un yerlisi, zengin bir ailenin iyi eğitim görmüş bir çocuğuydu. Daha sonraki hayatında kendisini, tutucu Farisiler`in ‘en‘ tutucu Farisisi olarak tanımlamıştır. Apollonius ile Paul`un Tarsus`ta tanışıp tartışmış olmaları muhtemeldir. Ancak kesinlikle ‘olmamıştır` denilebilecek bir gerçek vardır. İkisi de, tüm yaşamları boyunca İsa`yı hiç görmemiş ve tanımamıştır.</p>
<p>Aziz Paul ileriki yaşlarında, başlangıçta çok karşı olduğu, İsa Mesih olayını yaymayı üslenmiş ve dört Evangelist`in Gospeller`ini vaaz etmeye başlamıştır. İlginç olan, şu ünlü Lazarus olayıdır. Dördüncü Gospel`in yazarı John –ki bunu onun yazdığı belli değildir- İsa`nın Lazarus adlı bir genci ‘öldükten sonra dirilttiğini` yazmıştır. ( Not: Neredeyse bu Lazarus ve diğer ‘sözde` dirilenler, daha sonra tekrar ölmüşler ve bu kez yanlarında İsa olmadığı için, bir daha dirilmek şansını yakalayamamışlardır. )</p>
<p>Bu masalda garip olan, John`un son Evangelist olması ve Gospeli`ni İsa`nın ölümünden ( İS yaklaşık 27-29 yılları ) 60 yıl kadar sonra yazmış olmasıdır. Oysa Claude-Carrierre`nin de belirttiği gibi, ilk Gospel`in yazarı Matthew, İsa`nın hep yanında yer almıştı. Her zaman onunla beraber olmuş he zaman ona yakın olumuştu ama kendi Gospel`inde, böylesine inanılmaz bir olaydan tek satırla dahi söz etmemişti.İlginçtir ki, Katolik Kilisesi Apollonius`u karalamak için onun ‘cinlerle` uğraşan, şifa getirmek amacıyla ‘cinleri` kovan bir büyücü olduğunu yüzyıllardır yinelemektedir.</p>
<p>İsa`nın Lazarus`u Öldükten Sonra Diriltmesi</p>
<p>Katolik Kilisesi`ne göre Pagan Apollonius, ‘cinlerle` konuştuğu ve onları yönlendirdiğini öne sürmüş bir ‘Sahte Şifacı`dır. Nedirki, o dönemde ‘Cin` ilmi (Demonology) ile sadece Paganlar uğraşıyorlardı. Yahudilerde böyle bir uygulama ve inanç yoktu, olamazdı. ‘Cin Kovma` (Exorcism) Paganlara özgü bir ‘Şifa` yöntemiydi. Bugünkü tanımlarla söylersek bir tür ‘Ruhsal terapi` ve psikolojik danışmanlık ve ‘ruhsal sağım`dı.</p>
<p>Doğrudur, 1.yy`da bu dalda da en ünlü kişi Apollonius idi. Şaşırtıcı olan tamamen Paganlara ait olan bu uygulamanın tıpkısı günümüzün Katolik Kilise`sinde ‘resmen` vardır ve rastlantıya bakın ki, yüzyıllardır Kilise`ye bağlı sofu Katolik Papazlar, Kilise`nin gizli bölümlerinde ‘cin kovmakla` meşguldüler. Katolik Kilisesi`nde resmen ‘Cin Kovma – Cin Çıkarma` dairesi vardır. Ve adı da ‘Athenaeum Pontificium Regina Apostolorum`dur. Burada deneyimli papazlar, tıpkı Pagan Apollonius`un yaptığı gibi, ruhsal bunalımlar geçirmekte olan hastalarını ‘zapt` etmiş olan cinleri (Demos) çıkartmakta yada kovmaktadırlar. Şu farklı ki, Apollonius bunu Hindistan`da, Mısır`da ve Askelipos`ta öğrendiği yöntemle ‘Doğa` adına yapmıştı. Katolik Papazlar, Konstantin`in emriyle ‘Devlet Tanrısı` yapılmış olan İsa Mesih ve O`nun olduğu söylenen Kutsal Kitap İncil adına yapmaktadırlar. Papazlar neyin adına yapsalar da sonuç bir Pagan pratiğinin, Katolik Kilisesi tarafından gasp edilerek kendisine mal edilmiş olduğu gerçeğini değiştiremez.</p>
<p>3.yy`da yaşamış filozoflardan Apoleis ve ünlü Lactantius`un hocası Amobius, Apollonius`un, Musa ve Zerdüşt gibi bir kişi olduğunu yazmışlardı. Gerçekten de, Yeni Ahit bölümünde anlatılanların nerede ise tamamını Apollonius da yapmıştır. Garip ama gerçektir ki, Apollonius`un doğumunda onun yeryüzüne Apollo`nun oğlu olarak gönderildiği söylenmiş, Philostratus da bunu nakletmiştir. Yazar bunun o dönemin kahinlerinin yaptıklarını /söylediklerini ‘ Oracle`lardan kaynaklandığını belirtmiştir.. Apolonius ‘DA` (Deus Absconditus) rastlantı bu ya, tıpkı İsa Mesih gibi mabedleri ve tapınakları dolaşmış ve buradaki ‘çarpık ve yoz` dinsel öğretileri eleştirmiştir. Bir farkla ki İsa, Yahudi sinagoglarını, Apollonius ise Pagan tapınaklarını gezmiş ve eleştirmiştir. Apolonius ‘DA` tıpkı İsa gibi, faizci ve rüşvetçi tefecilerle tartışmış onların insanlara insanlara zulüm ve acı getirdiklerini söylemiş ve onlaın kentlerde ve de özellikle mabedlerden çıkartılmalarını istemiştir. İncil`de İsa`nın sinagogun avlusundaki tefecilerin para masalarını nasıl devirdiği anlatılmaktadır. Apollonius her gittiği kentte bu kişilerle tartışmıştır.</p>
<p>Tıpkı İsa Mesih gibi, Apollonius ‘DA` (Deus Absconditus) insanlara kötü huylarından vazgeçerlerse, kendilerine yeni bir yaşam verileceğini muştulamıştır. Bir farkla ki, İsa bu yeni ve ‘ölümsüz` yaşamın kendisinden geleceğini söylemiş -yada Kilise babaları onun ağzından söylemişler- Apollonius ise bunun Pagan Tanrıları tarafından verileceğini öne sürmüştür.</p>
<p>Tıpkı İsa Mesih gibi, Apollonius da ‘yeryüzünün` tüm imkanlar için olduğunu hiçbir zalimin ve/veya tiranın yeryüzüne ‘El` koyamayacağını ve insanları köleleştirmeyeceğini vaaz etmiş ve insanları zalimlere karşı çıkmaya çağırmıştır. Bir farkla ki, İsa Apollonius gibibu çağrısının arkasında durmamış ve gösterdiği cesaretsizlik nedeniyle Yahudilerin umutla bekledikleri ‘mesih` olabilme şansını yitirmiştir. Apollonius ise zindanda bile çağrısını yinelemekten çekinmemiştir.</p>
<p>Tıpkı İsa Mesih gibi Apollonius ‘DA` konuştuğu zaman Peygamber yada W.C: Frend`in deyimiyle bir ‘Yasayapıcı` (Lawgiver) gibi konuşmuş ve söylediklerinin uygulanmasını yanlışların düzeltilmesini, hatalardan dönülmesini, sağlamak istemiştir. Bir farkla ki,İsa`nın vaaz ettikleri, muhtemelen 10/15 kişi tarafından hayata geçirilmiş, Apollonius`un sözleri ise tüm Pagan dünyasında yankılanmış ve hayata geçirilmiş. Bunların hayata geçirilmesinde, krallar, imparatorlar, Apollonius`un işaret ettiği yanlışların ve hataların düzeltilmesinde ondan sözünü dinleyerek özel emirler ve fermanlar yayınlamışlardır. Örneğin bir Pagan geleneği olan ‘kurban` edilmesinin yanlış olduğunu ilk kez Apollonius tarafından dile getirilmiştir.</p>
<p>Olayın özü şudur: İncil`in Yeni Ahit bölümünde İsa Mesih`e atfedilen birçok özellik, mucizeler de dahil ‘intihal` izlemini vermektedir. Bunların birçoğu, İsa`nın ağzından çıkmamış sözlerdir. Bunların birçoğu, İsa`nın ağzından çıkmamış sözlerdir. Bunların bir çoğu İsa Mesih tarafından yapılmış işler ve mucizeler değildir. İsa nasıl ki, babasız doğarak ‘Baba Tanrı`nın Oğlu` yapılmışsa ‘Tanrı Oğlu` yapmak fikri İncil`den en az 1000 yıl önce Hindistan`da ve Mısır`da uygulanan bir gelenekti. Ölü Deniz`de bulunan`Oumran` belgelerinde İsa`nın da kuvvetle muhtemelen esinlenmiş ve etkilenmiş olduğu Esseneler, İÖ 200 yıllarından beri ‘ Seherin/ Şafak`ın Oğlu/Oğulları` (bene ha-shahar) ile ‘Işığın Oğulları` ayrımını yapıyorlardı. Eldeki okunmuş belgelere göre, Esseneler`in Belletici Öğretmeni (maskil) henüz belirli olgunluğa gelerek / ulaşarak ‘Işığın Oğlu` olmamış genç tilmizlere ‘Seher`in Oğulları, burada öğrendiklerimizi tam olarak uygularsanız, yeniden yaşam yoluna dönersiniz` diyerek onları uyarırdı, gelenek böyleydi. (and returned to the path of life) . Gerçekte İncil`de kendini gizleyen, gözlere gözükmeden İncil`in sayfalarından dolaşan ‘Deus Absconditus` ( invisible God) gmze görünerek bu sayfalarda ‘Dolaştırılmış` olan İsa Mesih değil, doğrudan doğruya Apolonlius`tur, denilse yanılgı olmaz kanısındayım.</p>
<p>İncil`de adı geçen tam on Meryem vardır ve bunlardan İsa`nın annesi olarak gösterilen ‘Bakire Meryem` dışındakilerin kimlikleri koyu bir sis perdesinin ardına saklanmıltır. Bu on Meryem`den hangisinin Maria Magdelana olduğu da belli değildir.Hatta Maria Magdelan`nın, İsa`yı yetiştirmiş olan bir süt anne olduğu bile iddia edilmiştir.</p>
<p>İsa Mesih, annesini dışında tutarsak bu dokuz Meryem`den biriyle gerçekten de evlenmiş miydi. Acaba? Günümüzde çok bilinenve tartışılan bu konu Hıristiyanlığın 2000 yılına damgasını vurmuştur. Bu tasarınmsal evlilik konusunda daha ilk yüzyıldan başlayarak kitaplara konu olmuş sayısız tartışma yaşanmıştır. Şimdi kısaca bu tartışmalardan bazılarını görelim.</p>
<p>İlkin İncil`de yer alan şu on Meryem`i görelim. Bunlar sırayla, İsa`nın annesi Kutsal Bakire Meryem, Havari James`in annesi Meryem, Evangelist = İncil`in dördüncü kitabının yazarı Yuhanna`nın (John) annesi Meryem, kim olduğu bilinmeyen esrarengiz bir kadın olarak kalan ve sadece ‘Öteki` (Other) diye tanıtılan Meryem, fahişe Meryem, Mary Jacoby diye adı ve soyağacıyla belirtilmiş olan Meryem, Maria Magdalena (Mecdelli Meryem), Mark`ın yazdığı ikinci kitapta adı geçen Bethany`li Meryem ve son olarak da Mısırlı Meryem`dir. İlginçtir ki 16.yy`da iki Meryem daha eklenmiştir bu listeye.</p>
<p>El Greco`nun Mecdelli Meryem Tablosu</p>
<p>Şöyle ki, İsa`nın annesi Meryem`in annesi Hannah (Anna) İncil`de anlatıldığına göre kısırdı. Bu aynı zamanda tüm Kutsal Kitap`taki beşinci kısır kadındır.Daha sonra, Tanrı`nın lütfuyla hamile kalıp Meryem`i doğurmuştur. 16.yy`da bu klasik anlatım bir hayli tartışılmış ve bazı din adamları bunun doğru olmadığını ,üçüncü yüzyılda uydurulduğunu ve amacın da İsa`nın annesine kutsiyet atfedebilmek için Kutsal Kitap`taki Abraham (İbrahim Peygamber) ve eşi Sarai`yi örnek alarak Hannah`ı da kısır yaptıkları şeklindeki iddiaydı. Özellikle Protestanlığın ilk kuruluş yıllarında ortaya atılan bu iddiaya göre Hannah kısır değil tam tersine üç evlilik yapmış ve her kocasından bir kız çocuk evlat edinmiş ve içinüde Meryem adını vermişti. İsa`nın annesinin bu hesaba göre kendisinden yaşça çok genç neredeyse İsa ile yaşiı iki de ‘Bebek Teyzesi` vardı. Protestanlar bu nedenle Bakire Meryem`e hiçbir kutsiyet atfetmezler ve onun sadece Tanrı`nın ‘Biricik` Oğlu`nun yeryüzüne gönderilmesinde kullanılmış bir araç daha doğrusu bir tekne (=Vessel) olduğunu öne sürerler.</p>
<p>Bu on iki Meryem`den Mısırlı ve Bethany`li Meryemler 17.yy`dan itibaren Maria Magdelena il özdeşleştirilmişler ve bazı din adamlarına göre bu şekilde anılmışlardır. Nedir ki bu konuda tam bir anlaşma sağlanabilmiş değildir. Bunlara ek olarak yine bu oniki içinde yer alan ve toplumsal statüsü itibarıyla Yahudi cemaatinde daha üst bir düzeyde olan Haham Cleophas`ın eşi Meryem vardır . Bu Meryem de İncil araştırmacıları için bir sorundur. Çünkü bunun işte yukarda sözünü ettiğim Hannah`ın iç kızından biri olma olasılığı vardır.. Bu durumda İsa`ya en çok karşı çıkan Haham`ın karısı İsa`nın küçük teyzelerinden biri olmaktadır. Özellikle de 20. yy`da yapılan bilimsel araştırmalara göre İsa`nın tabii eğer böyle birisi yaşadıysa evlenmiş olabileceği Meryem`in, Maria Magdelena olması gerektiği konusunda genel bir kabul vardır. Tinede bazı araştırmacılar evlilik adayı olarak Bethany`li Meryem`i de göstermektedirler. Onlara göre Maria Magdalena ile Bethany`li Meryem iki ayrı kadındırlar ve ikiside İsa il evlenmek istemişlerdir.</p>
<p>Çok gerilere gitmeden çağımızdaki yartışmalara bakarsak İsa`nın ‘Evlilik` yapıp yapmadığı sorunu ile doğrudan bağlantılı ilk blimsel çalışmanın 1970 yılında Protestan ilahiyatçı William E. Phipps tarafından gerçekleştirildiğini görüyoruz. Bu Protestan ilahiyatçı 20. yy`daİsa`nın evli olup olmadığını sorgulayan ve ‘Evli` olduğunu öne süren ilk akademisyendir.. Prof. Phipps, kitabında ilk dönem Kilise Babaları`ın bu gerçeği örtbas ederek İsa`ya Tanrısal bir görev (Mesihlik) atfedebilmek için onu ‘Evlilik ve Kadın` düşmanı gibi takdim ettiklerini iddia etmiştir.. Gerçekten de İncil ‘in Herüstik vr Hermeneutik ( iki ayrı bilimsel okuma yöntemi) okumalarında İsa, gerçekte olmadığı ve olamayacağı kadar evlilik aleyhtarı ve kadın düşmanı gibi sunulmuştur. Özellikle de Aziz Pavlus (Paul ) tarafından yazılan metinlerde kadınlardan uzak durulması istenmiş ve ilginçtir ki kadınların Kilise`ye geldiklerinde en arkada ve başları ve yüzleri örtülü olarak sessizce oturmaları istenmişti. Yine Aziz Paul`un koyduğu bir kurala göre kadınların kutsal metinlere el sürmeleri ve kutsal kabul edilen objelere yaklaşmaları yasaklanmıştır. Bu öylesine sert uygulanmıştı ki, Hıristiyan kadınlar yözyıllarca İncil`i okuyamamışlar ve ona el sürememişlerdi. Bu saçma yasağı kaldıran ilginçtir ki,eşlerini öldürmekle ünlenmiş olan İngiltere Kralı VIII. Henry olmuştu.</p>
<p>VIII. Henry, Katolik Kilisesi ile bağlarını kopartarak bağımsız bir Kral olabilmek için mücadele etmişti. Ve ilk kez bu kral kızını karşısına oturtarak tüm saray mensuplarının önünde Papa`nın yasağını kaldırdığını ve kızının (Elizabeth) İncil`i tutarak okuyacağını açıklamıştır. Böylelikle İncil`in kadınlar tarafından okunabilmesi ilk kez 16.yy`da önce İngiltere`de sonra da yavaş yavaş Avrupa`da yaygınlaşmıştır.</p>
<p>İncil`de Mecdelli Meryem`in adı pişman olmuş fahişe olarak geçer. Buna göre, İsa bir gün havarileriyle dolaşırken mesleğini icra etmekte olanbu kadına rastlar ve ona hiçbir söz söylemeden bir süre bakar. Kadın (MM) birden silkinir ve fahişeliği bırakarak İsa`nın aradıkları arasına katılıverir. Bu İsa`nın mucizelerinden biri olarak gösterilmiştir. Oysa özellikle 1960 ‘dan sonra Harvard`lı ilahiyatçılar bu fahişelik meselesinin de tıpkı diğer bir çok uydurma gibi İncil`e sonradan ve özellikle de İmparator Konstantin ‘in isteği ile kararlar almış olan İznik Konsil`yle birliktr eklendiğini saptamışlardır. Bu ilahiyatçılara göre Mecdelli Meryem, bırakın fahişe olmayı, gizli bir ezoterik örgütün ‘Baş Rahibelerinden biriydi.Dahası İsa`nın bilmediği birçok sırrı bu Meryem İsa`ya aktarmış ve onu hem eğitmiş hem yönlendirmişti. Bu iddia özellikle İngiliz ve Amerikalı kadınlı erkekli çok geniş bir ilahiyatçılar topluluğu tarafından savunulmaktadır. Vatikanise onların bu istekleri ve iddiaları karşısında şimdilik sessiz kalmayı her zamanki gibi seçmiş görünmektedir. Yine de İncil`in düzeltilmiş yeni basımının hazırlandığı şu dönemde hiç değilse İsa`nın annesi Meryem`in hamileliği ile ilgili bazı düzeltmelerin yapılacağı tahmin edilmektedir.</p>
<p>Mecdelli Meryem`in, fahişe değil gizli bir- Mısır kökenli ve İsis çıkışlı- örgüt üyesi olduğuna dair kanıları güçlendiren belgeler 1947`de n sonra bulunan ve /veya ortaya çıkartılan bazı ilk dönem İncillerinden ve yine o yıllarda yazılmış olan bazı gnostik İncil`lerden kaynaklanmıştır. Bunların en önemlisi işte bu yeni bulunan ‘Mecdelli Meryem İncili`dir. Klasik İncil`de fahişe olarak tanıtılan bu Meryem`in Gnostiklerce yazılmış olan yaşamında bambaşka bir profil vardır. Bu incilerde Meryem ‘Dişil İlkeyi` (Sofya=Hikmet) temsil eden bir tür Bilge Kadın ve Baş Rahibedir. Bu iddia İncil terminolojisi ve literatüründe için çok tehlikeli bir belgedir. Çğnkğ İznik Konsili`nde İsa, ‘ Logos` adı verilerek ‘tanrı`nın Kelamı ve Hikmeti` yapılmıştı. Dolayısıyla dişil ilke ‘Eril=Logos` yapılarak İsa`ya mal edilmişti.</p>
<p>Bu Gnostik İncil`den sonra 1990`larda bu kez bir de ‘Gerçek` Markus İncil`i bulundu. Kısaca ‘Markus`un Gizli İncil` diye bilinen bu metinlerde de Bethany`li Meryem`in İsa ile olan ilişkileri anlatılmıştı. Klasik İncil`de anlatılanlardan çok farklı olan bu anlatımda ayrıca ‘Öteki` diye adlandırılan kişi olan esrarengiz Meryem`in İsa`ya yardım için uzak bir yerden gönderildiği şeklinde pasajlar vardır.</p>
<p>Kısacası klasik anlatımda yer alan fahişelik olayı ‘kadın düşmanı` Kilise Babaları`nın bir uydurmasıdır, diyebiliriz. Kaldı ki, kesin olan Mecdelli Meryem`in ve / veya Bethany`li Meryem`in İsa`nın gömüldükten sonra mezarının ‘Boş` olduğunu gören ilk kişi olduğudur.. Gnostik yazarlara göre ise Üç Meryem bunu birlikte görmüşlerdir. Üçüncüsü Havari James`in annesi Meryem`dir. Bu sonucu Meryem`in ardında İncil`deki ‘En` esrarengiz kişi sayılan zengin ve kültürlü bir Yahudi vardır.. Bu esrarengiz adam, Joseph Arimeteadır. Gerçekte İsa`nın gömülmesi için yapılan mezar bu adama aitti ve Meryemler`in ‘Boş` buldukları mezar buydu – çünkü Joseph Arimetea ölmemişti ve İsa`nı bedenini Çarmıh`tan indirme hakkını Romalı garnizon komutanı ona vermişti.</p>
<p>Joseph Arimetea ‘yı ilginç ve esrarengiz yapan husus adının Havariler arasında geçmemesine rağmen Dört İncil`de de (Gospellerde) Tartışmasız geçmesi ve dördünde de hiçbir değişiklik yapılmadan aynı şekilde zikredilmesindedir.</p>
<p>Adıyla ve sanıyla anlatılan bu adam kimdi? Romalı Komutan, İsa`nın Çarmıh`tan indirilme hakkını – bu o dönemde çok önemliydi- niçin İsa`nın annesine ve havarilere değilde bu adama vermişti. Bu sorular çok önemlidir. Çünkü İsa`nın Çarmıh`tan erken ve henüz ÖLMEMİŞKEN indirilmiş olması olasılığı vardır. Bunu bilen tek kişi işte bu Arimetea idi. İlginç olan Arimetea`nın İsa`yı idama gönderen Yahudi Yaşlı Yargıçlar Kurulu Sanhedrin`in ‘En Saygın` Baş danışmanı olmasıdır. Gnostik İncil`lere göre , Arimetea, İsa`yı henüz ölmeden Çarmıh`tan indirmiş ve İsa kendisine çok gizli bir sır vererek onun bu sırra uygun davranmasını istemiştir.</p>
<p>VATİKAN`IN GİZLİ YÜZÜ</p>
<p>Gnostik İnciller`de anlatıldığına göre Arimetea`ya akratılan sır, İsa`nın kanıyla ilgilidir. Arimetea bu nedenle bir kase alıp İsa`nın kanının bir kısmını toplamıştır. İsa`nın eşini ve çocuğunu alarak İngiltere`ye giden Arimetea soylular tarafından korunmuştur. Kral Arthur ve Şövalyeleri, Kutsal Kase`nin saklandığı şatodan yetişmiştir.</p>
<p>KATOLİK KİLİSESİ`Nİ NE BEKLİYOR</p>
<p>Bugün Vatikan kısa adıyla tanınan dini ve seküler kurum gerçekte son 2000 yıldır sayısız entrika ve oyunlarla ayakta durmuştur. Gelip geçmiş olsun 264 Papa`dan en az otuz kadarının doğal ölümleriyle ölmedikleri bilinmektedir. Bu Kilise sadece Tyanalı Apollonius değil, kendi katı ‘‘dogmalarına`` karşı çıkan herkesi ortadan kaldırtmıştır. Buna karşılık kendi içinde her türlü büyü ve sihir ile uğraşmış papalar da vardır. Örneğin XXII. John bunlardan biriydi. Aynı şekilde Katolik Kilisesi tarafından lanetlenmiş olan Mason örgütlerine ve benzeri kuruluşlara üye olmuş sayısız Kardinal hatta papalar vardır. Örneğin Türk Papa diye yutturulan XXII. John gerçekte Gül ve Hac Örgütü`nün üyesi yapılmıştı ve hem de Türkiye`de görevli bulunduğu sırada!</p>
<p>Vatikan ile ilgili en ilginç kehanet ise Nostradamus`tan değil doğrudan doğruya Kilise`nin içinden gelmiştir. Bir önceki papa I.John Paul ileride Vatikan`ın yer değiştireceğini ve muhtemelen yeniden eski ikametgahı olan LATERAN`a döneceğini ve kendi içinde doktrinler açısından büyük bir temizlik yapacağını öngörmüştü.</p>
<p>Nostradamus`a gelince. Bu Yahudi asıllı ‘‘Kahin`` tüm bilgisini başta İbn-i Arabi olmak üzere Arap/Yahudi kaynaklarından almıştı. Bunların arasında Tyanalı Apollonius`un NUCTEMERON diye bilinen ‘‘Şifreli`` deyişleri de vardı.</p>
<p>Nuctemeron`da yer alan 12 kehanet ve Nostradamus`unkiler karşılaştırılırsa aralarındaki farklar ve benzerlikler şaşırtıcı sonuçlar verir. Kaldı ki Nostradamus`u 1941`de dünya kamuoyuna tanıtan Karl Haushoffer olmuştu. Alman Gizli Servisinde görevli olan bu akademisyen Hitler veNaziler`in ‘‘Manevi`` lideri durumundaydı. Haushoffer 1945`te intihar etti.</p>
<p>Vatikan bir gayya kuyusudur. Üç günlük bir yazı dizisinde tamamını anlatabilmek olası değildir. Ancak bu kuruma karşı olan Hıristiyanlar günümüzde artık daha etkili çalışmalar yapmaktadırlar. Ve belki inanması güç gelecektir ama, tüm bu gruplar arşivlerinde Tyanalı Apollonius`un yazılarını ve eserlerini saklamakta ve üyelerinden bunları okumalarını istemektedirler.</p>
<p>Nednedir bilinmez, İsa Mesih`i Çarmıh`tan indiren ve onu ‘‘beşeri`` haliyle son gören ve ona dokunan kişi Joseph Arimetea olduğu halde kendisi Katolik Kilisesi tarafından ‘‘Aziz`` ilan edilmiştir. Oysa İsa`yı görmüş ve konuşmuş olduğu varsayılan kişiler bile geçen yüzyıllar içinde Aziz yapılmışlardı. Katolik Kilisesi`nin Index`inde 10,00`den fazla Aziz ve Azize vardır... Benzer şekilde Meryemlerden de sadece ikisi(Bakire ve Mecdelli) azize ilan edilmişler, diğerleri görmezlikten gelinmiş.</p>
<p>İsa ile aynı dönemde yaşamış olan Gnastiklere göre İsa son nefesini vermeden Arimetea`ya çok gizli bir sır aktarmıştır. Gnostik İnciller`de anlatıldığına göre bu sır İsa`nın kanıyla ilgilidir. Arimetea bu nedenle bir ‘‘Kase`` (Graal) alıp İsa`nın böğründen akmakta olan kanın bir kısmını toplamıştır. Ancak yine aynı kaynaklara göre İsa, Arimetea`ya eşini (Mecdelli Meryem) ve çocuğunu alarak uzak bir ülkeye götürmesini istemiştir. Bunu üzerine Arimetea`a yanındakilele birlikte çok uzağa, İngiltere`ye gitmiş ve burada ilginçtir ki Evalach ve/veya Mordrains adlı soylular tarafından korunmuştur bu kişiler aynı zamanda kaseyi saklamak için bir manastır inşal ettirmişler ve Kasenin bekçisi olarakta Arimetea`nın kayın biraderi Brons`u ‘‘Baş Gardiyan/Koruyucu`` olarak atamışlardır. Bu bekçilik görevi daha sonra Brons`un oğlu Allain`e geçmiş ve bu kişi de Corberic de bir şatoya saklamıştır. Kutsal Kan Kasesini. İşte bu şatodan yetişen Kral Arthur ve Şövalyeleri Kaseye sahip oldukları için insan üstü işler yapmışlar ve ilk ‘‘Gizli`` Kardeşlik örgütünü kurmuşlardır.</p>
<p>Buraya kadar anlatılanlar Kutsal Kase Efendisi`nin Batıdaki versiyonudur. Oysa bu efsane ilginçtir ki, 12.yy`da İspanya`da/Toledo`da ortaya çıkmıştı ilk kez. Ve şaşırtıcı gelebilir ama İran/Fars kaynaklı bir kitapta da yer almıştır. Efsaneyi batıya taşıyanlar ünlü Tapınak Şövalyeleri olmuştur.</p>
<p>Muhtemelen 11.yy.`ın sonlarında Toledo`ya getirilen bu Farsça efsane, Latinceye çevrilmiş ve ‘‘Flegitanis`` adlı gerçekte var olmayan bir Katolik`e maledilmişti. Gül ve Hac kardeşliği gizli örgütünün imparator statüsündeki üstadı (1950`lerde) Lewis Harvey Spence`in yaptığı açıklamaya göre kitabın özgün adı farsça olarak ‘‘Felekedane`` idi.</p>
<p>İSA ÇİÇEKTİR, GÜL VE HAÇ`TADIR.</p>
<p>Gül ve Hac örgütünden daha önce söz etmiş ve 20.yy`da bu örgüte üye olmuş yada bağlantı kurmuş en az bir papa bulunduğunu söylemiştim. Bu papayı tanıtmadan önce Gül ve Hac sembolizminin Hıristiyan ezoterizmindeki (Batınilik, gizli öğreti) yerine bakalım.</p>
<p>İsa çarmıha gerildiği zaman hemen ölmemişti. Büyük bir ızdırap çekiyordu. Bunu gören bir asker dayanamayıp mızrağı ile İsa`nın böğrüne bir darbe vurmuştu. Askerin amacı İsa`nın daha fazla acı çekmeden bir an önce ölmesini sağlamaktı. İsa`nın böğründen akan kan, ayaklarından ve ellerinden çivilenmiş olduğu haçın dibine damlamış ve inanca göre İsa`nın kanının damladığı haçın dibinde birdenbire güller yeşermeye başlamıştı. İşte bu Gül ve Kan İsa`nın tensel canıydı. İsa bir çiçek olmuştu ve açmıştı. Bu olayda kuşkusuz haçta önemli bir anlama sahipti. Çünkü haç olmasaydı İsa`nın kanının Gül`e dönüştüğü de bilinemeyecekti.</p>
<p>Ama bu anlatım Gül ve Hac konusundaki sayısız söylenceden sadece biri, belki de en çok kabul görmüş olanıdır. Başka değerlendirmelerde vardı. Ünlü Ezoterist Arthur Edward Waite`ın anlattığına göre Gül, İsa`nın kanı olmasının yanı sıra, haçın esrarengiz mesajını iletmek için kullandığı ışıktır. Yine aynı kaynağa göre Gül, gerçekte ‘‘Çiğ Damlası`` demektir ve bu haliyle de İsa`nın Hıristiyan Gonostisizmindeki (Rafızilik) sembolüdür. Aynı zamanda Gül, Orataçağ`daki yazılışıyla RAS (Rose) kelam demektir ve sayısal değeri itibariyle de R=200; O=75, S=90, E=365`i vermektedir. Bu nedenle günümüzde kullanılan takvim sistemini kuran Papa Gregor tarafından bir Yılın 365 gün olması uygun görülmüştür. Böylelikle İsa`nın yılın her gününe damgası vurması sağlanmıştır. Bu sistematikte İsa yine çiçek olarak değerlendirilmiştir. Çünkü NASIRA kentinden geldiği için kendisine Nasıra`lı İsa denilen Tanrı`nın Oğlu, Nasıra, (Nazereth) çiçek anlamına geldiği için böyle anılmıştır. İşte Gül ve Hac örgütü, gülün ve haçın bu türden olağanüstü ve mucizevi yönlerinin bulunduğuna inanmış şövalyeler tarafından 2.yy`da Kudüs`te kurulmuş ve günümüze kadar çeşitli dünya olaylarına karışarak gelmiştir.</p>
<p>MASONİK MİSYONERLİK</p>
<p>Hıristiyanlıkta gizli örgütler İsa`nın çarmıha gerilişinden sonra, hatta bizzat onula birlikte vardırlar demek mümkündür. Örneğin Spekülatif Masonlar, İsa`nın ilk mason olduğunu düşünürler. Bunun geçmişi daha önce anlattığım Templar Örgütü`ne dayanır. Ve temelinde Essene diye bilinen küçük bir Yahudi cemaati vardır. Ne olduğu ve kim oldukları tam bilinmeyen bu cemaat, iddialara göre, İsa`yı yetiştirmiş ve Yahudi Krallığı`na sahip olmak istemiştir. Ve yine inanışa göre, çok gizli ve esrarengiz bir Suriyeli cemaat, İsa`nın öldürülmesinden sonra bu sırları saklamış ve Haclı Seferleri sırasında Templar Şövalyeleri tarafından korunan bu küçük cemaat, Avrupa`ya kaçırılmıştır. Burada gözlerden uzak olsunlar diye İskoçya`ya yerleştirilmiş ve daha sonra da Avrupa`ya giderek Templar`ın yardımıyla ‘‘Masonik Misyonerliği`` başlatmışlardır. Böylelikle iki adım doğmuştur. Bunlardan biri Meryem`e dayandırılan ‘‘Dul Kadının Oğulları`` Örgütü, değeri de Sufi Masonluğudur. Hen neyse, konumuz bu olmadığı için bunu geçelim ve gelelim günümüzde en gizli ve en güçlü Katolik örgütü OPUS DEI`ye.</p>
<p>PAPA II. JEAN PAUL`U TAHTA OTURTAN ÖRGÜT</p>
<p>İsviçreli parlementer ve toplum bilimci Jean Zeiegler`in dediğine göre OPUS DEI, kendisiyle komünizm kadar mücadele edilmesi gereken gizli çalışan aşırı sağcı bir harekettir. Ve işte Polonyalı kardinal, şair ve aktör Karol Wojytla`yı Papa II.Jean Paul olarak Vatikan`daki tahta oturtan bu örgüttür.</p>
<p>Karol, papa seçilince Cizvitlerin başı Peter Pedro Arrupe hemen muhalefete başladı. OPUS DEI, tarafından seçtirilen papayı tanımamakla tehdit etti. 1983`e kadar Cizvitler II.Jean Paul`a karşı muhalefet ettiler bu arada papaya suikastler düzenlendi. Porkekiz`de oturan Arrupe`nin taraftarı bir papaz, papayı tahtında otururken bıçakla saldırarak öldürmek istedi. Papa ise OPUS DEI Vatikan`da tüm dizginleri eline alıncaya kadar bekledi. 1983`te Cizvitlere karşı taarruza başladı. Kişisel yetkisini kullanarak Cizvitler`e yeni bir önder seçilmesini sağladı. Bu, 54 yaşındaki Hollandalı Cizvit Hans Kolvenbach`dı. Bu seçimde papanın adamı diye bilinen Kolvenbach`ın seçilmesi Cizvitleri yeniden ateşledi. Bu kez doğrudan OPUS DEI`yı hedef alan saldırılara başladılar. Ve OPUS DEI`yı, aynen Katolik Kilisesindeki Mason Locaları olarak tanımladılar. Bunu karşılık papada onları Latin Amerika`da Marksistlerle dayanışma halinde olmakla suçladı. Papa bir risale yayınlayarak Marksizmi kınadı. Cizvitlerde buna karşı papanın Latin Amerika`daki kapitalist sömürüyü, adaletsizlikleri ve işkenceleri görmezden gelmekte olduğunu ve yoksulları insan yerine koymadığını vurguladılar. Konu daha sonra insan hakları tartışmasına geldi. Cizvitler ısrarla insan haklarını savundular. Papa da köşeye sıkışınca Vatikan`ın daima insan haklarından yana olduğunu yayınladığı bir risaleyle tekrarladı. Tartışma büyüdü. Bu arada papa, tarihte ilk kez olarak doğrudan OPUS DEI üyesi olduğu açıklanmış olan bir gazeteciyi, 48 yaşındaki ABC Gazetesinin Roma muhabiri İspanyol asıllı Joaquin Navorro-Valls`ı Vatikan`ın basın sözcüsü yaptı. Böylelikle sadece Kardinallere ayrılmış olan böylesine önemli bir göreve tarihte ilk kez din adamı olmayan, laik bir kişi atanmış oldu. Papa, ayrıca, 1984`e kadar Cizvitler tarafından yönetilen Radyo Vatikan`ın başına da laik bir şahsı atamıştı.</p>
<p>Gizli gelenek denildiğinde anlaşılması gereken nedir? İlkin şunu belirtmek gerekiyor: Gizli kavramı(Secret) bu gelenek içinde ‘‘Okült`` anlamında kullanılmıştır. Katolik Kilisesi`nin vahşi saldırılarına mahsur kalmış olan alşimist, hermetist, okültist ve ezoteristles ‘‘Gizli`` sözcüğünü kullanmaktan çekinmişler ve bunun yerine sır anlamına gelen ‘‘Secret`` sözcüğünü kullanmışlardı.</p>
<p>Gelenek sözcüğü de benzer şekilde ‘‘Hafifletilmiş`` Burada ‘‘Gelenek``derken toplumda bilinen ve anlaşılan anlamıyla ‘‘Gelenek``kast edilmiyordu; kast edilen ‘‘Kabala`` idi./NOT:Kabala, sözcük anlamıyla gelenek demektir). Öyleyse ‘‘Gizli Gelenek`` denildiğinde insanlığın ilk dönemlerinden beri uğraştığı ‘‘Okült`` uygulamaları ile daha sonraki yy.larda, özellikle de 11, ve 12, yy.lardan itibaren gelişen ve içinde Yahudi Kabalizmi`nin de yer aldığı tüm yasaklanmış ilim ve bilim kümeleri kast ediliyordu. Bu en geniş anlamıyla ‘‘Gelenek`` (Tradition) okült örgütlerinin anladığı ve kullandığı bilimdi. Bunun için de Helen, Yahudi, Roma, Antik Mısır, Sümer, Babil, Hint ve Çin ‘‘Geleneklerinden`` fizyon yoluyla taşınmış öğeler vardır. Ancak en güçlü etki Anadolu ve Ortadoğu coğrafyasından gelmişti. Ünlü Baküs, Ceres, Cybele ve Eleusis, Samothraki kültürlerindeki okültik, hermetik, ezoterik, alşimist uygulamalar bir sentez halinde belirli bir tarikat/örgüt tarafından günümüze kadar intikal ettirilmişti. Bu gizli tarikat ‘‘Cabiriler`` adıyla tanınmıştı. Başta Herodot ve Çecero olmak üzere bir çok yazar Cabiri kültü hakkında uzun tanıtımlar yazmışlardır. Nedir ki ilk kez 1888 yılında bu kültün tapınağına ve tanrılarının izine ulaşılabilmişti. Thebes`te yapılan kazılarda cabiri kültürün tanrılarından biri olan ve Herodot tarafından ‘‘En Güçlü Büyücü`` diye tanımlanan Caberios`un heykeli bulunmuştur.</p>
<p>İşte bu cabiri geleneği, Ege ve Batı Anadolu`daki en eski ve etkili okült sistematiğiydi. Haçlı seferleri sırasında ve sonrasında cabiri ‘‘Sırları`` (Mysteries) batıya Tapınak Şövalyeleri aracılıyla taşındı. İlkin Gül ve Hac kardeşliği örgütü bu sırların çoğunluğuna sahipti, sonra bu örgütün üst üyeleri Masonluktaki ‘‘Spekülatif ve Operatif`` Mason localarını kurdular. Ünlü din adamı ve okült uzmanı Rev.George Oliver`in ‘‘History of Initiation`` adlı kitabında yazdığına göre özellikle Fransız Masonluğu-Büyük Doğu Locası-tam anlamıyla Cabiri geleneğine göre kurulmuş ve yönetilmişti. Cabiri geleneğinin sembolleri beyaz önlük, çekiç ve demir örstür ve bu asli semboller günümüzün Masonları tarafından da kullanılmaktadır.</p>
<p>Gizli geleneğin ,Yahudi Kabalizmi dahil her yönüyle uğraşan ve sadece soyluların, zenginlerin ve bilim adamlarının üye olabildikleri ilk ‘‘Açık`` Gnostik-Hıristiyan tarikat ve locaları 1767`den itibaren peş peşe açılmaya başlandı. Bunlar tamamen Cabirir geleneğine uygun, en eski kültür ve kült uygulamalarının taşıyıcıları oldukları bilinen özel örgütlerdi. Krallar, başta II. Fredeick, prensler, başta Thurm und Taxis, soylular ve zenginler bu örgütlere üye olmuşlardı. Bu dört örgüt şulardı:1767`de Avusturya`da Habsburg Hanedanı`nın himayesinde kurulan, ‘‘The Academy of the Ancients and of the Mysteries``;1780`de kurulan ‘‘The Knights of the Ture Light``: aynı yıl Almanya`da Gül-Haç`ın üyeleri tarafından kurulan ‘‘The Order of Jerusalem`` ve 1783`te Paris`te açılmış olan, ‘‘The Society of the Universal Auora``. Bu tarikat ve localar, tüm Avrupa`da sadece ‘‘manevi`` planda deil, Kilise Karşıtı faaliyetlerde baş rolde yer almışlar ve Gnostik Hıristiyanlığın yerleştirilmesini temin etmişlerdir. Ünlü Mesmer, İsveç`teki en etkili Kilise`yi kuran Swedenborg, Fransız şifacı,St. Martin, ünlü Pasqually, Willermoz ve örneğin geçmişteki Lavator ve Ecekartshausen bibi mistiklerde dahil, adları 71,18,19,yy.larda ünlenmiş birçok entelektüel bugünkü Avrupa Birliği`nin, ‘‘Kültürel Mirasına`` işte bu tip gizli örgütler aracılığıyla yön vermişlerdir. Bınlardan bazıları bu gizli örgütlere,6 yaşındayken ‘‘İnisye`` edilmişlerve çok gizli, çok özel bilgilerle donatılmışlardı.</p>
<p>SON SÖZ</p>
<p>Yer altı okült örgütlerinde sır`‘Mystery`` anlamında kullanılır, sadece saklanması gereken örgütle ilgili bir bilgi değildir. Bu örgütlerde ‘‘Mystery`` kişilerle ilgili değil, ‘‘Uhrevi`` bir güce atfen ‘‘Sır`` olarak saklanmaktadır. Örneğin Büyü, Gözgörü, Sihir vb. gibi okültik uygulamaların sonsal kaynağı Tanrı ya da onun yerine kaim edilmiş bir `‘Süper Güçtür``. Gizlilik ise, işte bu anlamda anlaşılan ‘Mystery`nin (sırrın) kimseye fark ettirmeden, ‘‘Gizlilik`` (Clandestine) içinde toplumlara uygulanması yada enjekte edilmesi faaliyetidir.</p>
<p>Örneğin komünizim döneminde S.S.C.B.`de okült ilimleri ile ilgili sırlar bilimsel araştırma konuları başlığı altında ‘‘Üst Tasarım`` sahipleri tarafından hayata geçiriliyor. Daha doyurucu bir örneği İngiltere`den verebiliriz. İrlandalı ünlü yazar George Russel ve dünyaca ünlü şair William Butler Yeats, gizli bir örgütün üyesiydiler. Yeats 1886`da Gül ve Haçın sürgünlerinden olan Theosophical Society`ye üye olmuştu. (Russell`de aynı örgüte üyeydi.) yeats daha sonra 1890`da ‘‘Hermetic Society of the Golden Down`` adlı okültik-hermetik örgüte üye yapıldı. Araçtırmacı-yazar Michael Edwardes`in yazdığına göre bu iki yazar 1916`da patlak veren Paskalya ayaklanmasına, yazdıkları ve söyledikleri okültik bilgilerle ‘‘Milli Ruh`` katmışlardı. Edwardes`e göre bu ikili ‘‘Düşsel`` bir İrlandalılık ruhu yaratmışlar ve 1922`de İrlanda devlerinin (kısmen) doğmasına yol açmışlardı. Burada açıkça görüleceği üzere, ‘‘Spekülatif`` sonra ‘‘Operatif`` (Silahlı Mücadele) olan yaşanmıştır. Toparlarsak, yer altı okült örgütlerinde sır belirli bir ‘‘Üst Tasarım`` oluşturan ve Spekülatif olan bir ‘‘Mystery`` dir. Operatif olan ise, verili ‘‘Üst Tasarım`` ın ön gördüğü tarzda bu ‘‘Mystery`` yi gizlilik içinde topluma aşılamaktır.</p>
<p>AYTUNÇ ALTUNDAL</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İŞTE, MASON, LİSTESİNDEKİ ÜNLÜLER...]]></title>
<link>http://bilinmeyenler.wordpress.com/2007/06/14/iste-mason-listesindeki-unluler/</link>
<pubDate>Thu, 14 Jun 2007 08:44:18 +0000</pubDate>
<dc:creator>kral53</dc:creator>
<guid>http://bilinmeyenler.tr.wordpress.com/2007/06/14/iste-mason-listesindeki-unluler/</guid>
<description><![CDATA[Simurg Kitabevi tarafından geçtiğimiz hafta sonu düzenlenen ‘Bir Masonun Evrak-ı Metrukesi’]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><font size="2" face="Arial">Si<img align="left" width="230" src="http://images.habervitrini.com/haber_resim/mason_logo.jpg" hspace="5" height="230" />murg Kitabevi tarafından geçtiğimiz hafta sonu düzenlenen ‘Bir Masonun Evrak-ı Metrukesi’ müzayedesinden son anda çıkarılan, Türkiye’nin en ünlü masonlarından Aydın Bilge’nin terekesi, masonlarla ilgili sır perdesini aralıyor.<br />
     <br />
     Masonlar ve masonluk tarihi açısından çok önemli evraklar, masonların sır olarak tuttukları ‘üstad’ ve yeni katılanlar için yemin metinleri, üye fotoğrafları, aile bilgileri, adres ve telefon numaralarının bulunduğu kayıt defterleri, şükran belgesi, sertifika, katılma şartları, mason adayların doldurduğu formlar, sosyal faaliyetler ve rotary kulüpleriyle ilgili bilgiler ile bültenlerden oluşuyor. Sevgi Locası’na ait belgelerin büyük çoğunluğunun loca dışına çıkarılması yasak. Zaman’ın ulaştığı belgeler ışığında masonların örgütlenmesini, yemin yöntemlerini, gizlilik ve disiplin anlayışlarını, tüzüklerini ve masonluğu yaymak için izledikleri yolu bir dönem Sevgi Locası’nın genel sekreterliğini yapan Aydın Bilge’nin kendi el yazısından öğrenmek mümkün.<br />
     <br />
     Kayıt Defterleri’nde Türkiye’den pek çok ünlü ismin adı ve fotoğrafı yer alıyor. Bunlardan bazıları şöyle: Üstad Cemil Sena, Nafiz Enen, Hürriyet Gazetesi’nin eski sahibi Erol Simavi, Süleyman Demirel’in cumhurbaşkanlığı döneminde başdanışmanı olan Prof. Dr. Bozkurt Güvenç, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti eski Başkanı Nail Güreli, 27 Mayıs 1960’tan sonra oluşturulan devrim hükümetinde sanayi<!--more--> bakanlığı yapan, Türk Eğitim Vakfı kurucularından Şahap Kocatopçu, M. Ali Berkman, yazar Oğuz Atay’ın hocası Mustafa İnan, Bütün Türkiye dergisinin yazarı ve Türkçe Kur’an-ı Kerim’i hazırlayan Osman Nebioğlu, Vakko’nun sahibi Vitali Hakko, Topkapı Sarayı Müzesi eski Müdürü Hayrullah Örs, ünlü Roma hukuku Profesörü Ziya Umur, yazar İskender Ohri, emekli Amiral Burhanettin Erinkul, Şanar Yurdatapan’ın kuzeni Can Arpaç, Star TV’nin ilk genel müdürü Yekta Okur.<br />
     <br />
     Kapağında ‘Her Rotaryen Bir Büyükelçidir’ yazan Topkapı Rotary Kulübü’nün 1991-92 yönetim kurulu çalışma raporunda ise ilginç detaylar var. Yeni mason adaylarının basın, spor, sanat ve sinema kesiminden seçilmesi, yaş ortalamasının aşağıya çekilmesi gibi kararlar bulunuyor. Masonlar arasında tanışıklık ve dostluğun gelişmesi için ‘ocakbaşı’ toplantılarının yapılması gerektiğini, bunun için de masonların 6’şar kişilik gruplara ayrıldığı, bu kararın da “ev sahibinin misafir davet etmesine imkan yaratmak için” alındığı belirtiliyor. Altı kişilik listelerde üst dereceli masonun ismi, altında ise diğer masonların ismi ve telefon numaraları yer alıyor. Yine çalışma raporunda çevre kirliliği, kimsesiz çocuklara sahip çıkılması, huzurevlerindeki Rotary Ann’lerin ziyaret edilmesi gibi sosyal sorumluluklar üyelere hatırlatılıyor.<br />
     <br />
     ‘Bir Masonun Evrak-ı Metrukesi’nden çıkan ilginç belgelerden biri de yeni mason adayları için doldurulan ‘Tahkik Levhası’. ‘Tahkik Levhası’ndaki yaklaşık 20 sorunun bazıları şunlar: “Din, felsefe ve toplum meseleleriyle ilgileniyor mu? Mason olmayı neden istiyor? Devam ve aidat gibi hükümleri yerine getirmeyi taahhüt ediyor mu? İçtimai hayattaki mevkii ne? Hürmet görüyor mu? Sabıkalı mı? Masonluktan şahsı, cemiyet namına ne bekliyor? Masonluğa uyabilecek kabiliyeti var mı?”<br />
     <br />
     Üzerime gelirlerse tıpkıbasım yayınlarım<br />
     <br />
     Simurg Kitabevi’nin sahibi İbrahim Yılmaz, ‘Bir Masonun Evrak-ı Metrukesi’nden sonra çıkarılan gürültüden memnun gözüküyor. Bir mason locasına ait belgeleri 1994’te bir hurdacıdan alan Yılmaz, Aydın Bilge’nin özel yazışmaları ve fotoğraflarının da bulunduğu bazı evrakları ayırdıktan sonra bu belgeleri satışa çıkardı. Ancak müzayedenin yapılacağı gün Ertuğrul Özkök’ün yazısı işi karıştırdı. Bilge’nin ailesi avukatlarıyla beraber Yılmaz’ın yanına geldi. Bundan sonrasını Yılmaz şöyle anlatıyor: “Bilge’nin eşi, ‘Vicdanınız varsa bunları satmayın.’ diyerek yalvardı. Evrakları listeden çektim. Ama sonradan ‘Yılmaz korktu’ şeklinde dedikodular kulağıma geldi. Eğer biraz daha üzerime gelirlerse tüm evrakı tıpkıbasım yapıp yayınlayacağım.”<br />
     <br />
     <br />
     Mason oldukları bilinmiyor ama çok önemli mevkideler<br />
     <br />
     Aydın Bilge ailesinin İstanbul Lion Otel'de düzenlenen müzayede öncesi “dava açarız” uyarısı üzerine İbrahim Yılmaz elindeki mason evraklarını satıştan çekti. Aydın Bilge'den kalan defter ve matbu eserlerde masonluğu deşifre olmuş isimlerle birlikte bugüne kadar adı masonlukla yan yana gelmemiş birçok isim yer alıyor. 1970'li yıllara ait kayıtlarda mason locası üyesi olarak belirtilen isimlerin çoğu ölmüş; ancak aralarında yaşayanlar mevcut. Kırmızı kaplı defterde tanınmış isimler olarak trafik kazasında hayatını kaybeden dergici Ercan Arıklı, Erol Simavi, Nail Güreli, Selçuk Erez, Yaşar Ülkümen’in yanı sıra; Alpaslan Koyunlu, Hüsamettin Arkan, Saim Sayar, Behiç Başak, Ersin Kocaoğlu, Rauf Ozan, Nejat Çetingöz, Yaşar Malta gibi kamuoyunda tanınmayan birkaç yüz isim yer alıyor.<br />
     <br />
     Kültür (Locası) başlıklı sayfadaki isimlerden bazıları da şöyle: Sebahattin Dağlıkılıç, Atilla Büyük Tuncay, Mehmet Oksal, Ulvi Çetinkaya. Erenler Locası başlığı altındaki isimler ise şunlar: İskender İrde, Ahmet İnal, Ahmet Akkan, Erdoğan Onart, Sami Bay, Muhittin Darga, Sakıp Gökçay, Mutlu Eryar, Bahadır Menge, Ethem Okçuoğlu, Selahattin Güven, Erdoğan Faysal. İsim olarak çok ünlü olmasalar bile listelerde yer alan kişilerin toplumda önemli mevkilere sahip oldukları ilk bakışta anlaşılıyor. Bazıları hakkında ise hiçbir bilgi bulunmuyor. Bazıları da Türkiye'nin ünlü aileleriyle aynı soyadı taşıyor.<br />
     <br />
     Gizli kalan yemin<br />
     <br />
     Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası'nın 'Üstad Mason Yemini' şöyle: "Ben, ... Yücelerin Yücesi'nin huzurunda ve burada toplanmış üstad hür masonlar önünde yemin ederim ki; bana verilecek üstadlık sırlarını, çıraklara, kalfalara ve mason olmayanlara açıklamayacağım. Görev ve prensip ilkesine bağlı kalarak, işaretlere ve çağrılara karşılık vereceğim. İşte ve sözde beş doktrin ilkesine bağlı kalacağım. Bir üstad masonun şeref ve namusunu, kendi şeref ve namusum gibi benimseyerek koruyacağım. Bu yeminimi yerine getirmede Yücelerin Yücesi yardımcım olsun." (ZAMAN)</font></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Atatürk Masonlar Tarafından mı Öldürüldü?]]></title>
<link>http://bilinmeyenler.wordpress.com/2007/06/11/ataturk-masonlar-tarafindan-mi-olduruldu/</link>
<pubDate>Mon, 11 Jun 2007 14:11:29 +0000</pubDate>
<dc:creator>kral53</dc:creator>
<guid>http://bilinmeyenler.tr.wordpress.com/2007/06/11/ataturk-masonlar-tarafindan-mi-olduruldu/</guid>
<description><![CDATA[Atatürk Masonlar Tarafından mı Öldürüldü?

]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk Masonlar Tarafından mı Öldürüldü?<br />
<span style='text-align:center; display: block;'><object width='425' height='350'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/8vNX4gY1rxI'></param><param name='wmode' value='transparent'></param><embed src='http://www.youtube.com/v/8vNX4gY1rxI&rel=0' type='application/x-shockwave-flash' wmode='transparent' width='425' height='350'></embed></object></span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[MASONLAR Kimdir Mason Kimdir Video ]]></title>
<link>http://bilinmeyenler.wordpress.com/2007/06/11/masonlar-kimdir-mason-kimdir-video/</link>
<pubDate>Mon, 11 Jun 2007 14:04:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>kral53</dc:creator>
<guid>http://bilinmeyenler.tr.wordpress.com/2007/06/11/masonlar-kimdir-mason-kimdir-video/</guid>
<description><![CDATA[MASONLARI TANIYALIM  VİDEO İZLE MASON

]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>MASONLARI TANIYALIM  VİDEO İZLE MASON<br />
<span style='text-align:center; display: block;'><object width='425' height='350'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/kOHb-rgdEMo'></param><param name='wmode' value='transparent'></param><embed src='http://www.youtube.com/v/kOHb-rgdEMo&rel=0' type='application/x-shockwave-flash' wmode='transparent' width='425' height='350'></embed></object></span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Süleyman Demirel Adalet Partisi’nin lideri olmak için Masonlarla özel bir anlaşma mı yaptı?]]></title>
<link>http://bilinmeyenler.wordpress.com/2007/05/29/masonlar-masonlar-masonlar-masonlar-masonlar-masonlar-masonlar-masonlar-masonlar-masonlar-masonlar/</link>
<pubDate>Tue, 29 May 2007 22:42:05 +0000</pubDate>
<dc:creator>kral53</dc:creator>
<guid>http://bilinmeyenler.tr.wordpress.com/2007/05/29/masonlar-masonlar-masonlar-masonlar-masonlar-masonlar-masonlar-masonlar-masonlar-masonlar-masonlar/</guid>
<description><![CDATA[Süleyman Demirel Adalet Partisi’nin lideri olmak için Masonlarla özel bir anlaşma mı yaptı?M]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img align="left" width="200" src="http://image.haber3.com/haber/24339.jpg" /><span class="haberTanitim">Süleyman Demirel Adalet Partisi’nin lideri olmak için Masonlarla özel bir anlaşma mı yaptı?</span>Metin Münir bugün Süleyman Demirel ile Masonlar arasındaki lişikyi yazdı.. İşte Münir’in yazısı:<strong>Masonlar, yalanlar, geride kalanlar</strong>Süleyman Demirel 1964'te mason olmadığına dair Loca'sından "yalan" bir belge almasaydı belki Adalet Partisi başkanlığına seçilmeyecek, 35 yıl Türkiye'nin kaderinde söz sahibi olmayacaktı.Böyle bir şey gerçekten oldu mu?Aradan kırk yıldan fazla zaman geçmesine rağmen ne Demirel ne de masonlar bu olayın gerçek yüzünü açıklamadı. Ağlanacak Haldeyız Ağlayanımız Yok :(<!--more--></p>
<p><strong>Büyük inkâr</strong></p>
<p>O günden bu yana ikisi de büyük bir inkârı yaşıyorlar.</p>
<p>Birçok canlı şahidi olan bu olayın gerçekten olmuş olduğunu ben de bir mason dostumdan dinledim.</p>
<p>Kısa bir süre önce aldığım mektupta da şu ayrıntılar var:</p>
<p>"Olay doğrudur. Süleyman Bey'e böyle bir belge verilmiştir ama yalan bir belge değildir verilen. Süleyman Bey'e istifa etmesi söylenmiş ve istifa ettikten sonra 'Süleyman Demirel derneğimiz üyesi değildir' şeklinde bir belge verilmiştir."</p>
<p>Demirel 1955'ten itibaren masondu. Açıklamak için değil, gizlemek için yazılan bu mektup, gerçeğe uyguladığı estetik ameliyatla yapılan işe ek bir ahlaksızlık boyutu getirdi. Nitekim bunu hazmedemeyen bir grup mason 1965'te kopup ayrı bir loca kurdu.</p>
<p>Masonların bu büyük aldatmacası olmasaydı Demirel cumhurbaşkanı ve yedi defa başbakan olabilecek miydi? Bu konuda spekülasyon yapmak abes.</p>
<p>Abes olmayan, yalanla ne kadar rahat yaşayabildiğimiz. Ve aradan 45 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen ne kadar az şeyin değiştiği.</p>
<p>Pazar günkü Hürriyet masonların ikinci bir bölünmenin eşiğinde olduğunu yazdı. Masonların yeni Başüstadı Asım Ak'in, bir önceki Başüstat Kaya Paşakay ve birkaç üst düzey yöneticiyi yolsuzluk yaptıkları iddiasıyla masonluktan attı.</p>
<p>Eski başüstadın taraftarları yeni başüstadı kıskançlıkla suçluyor. Anlaşılan onları daha fazla kızdıran şey Paşakay'ın ne yaptığı veya ihracı değil olayın basına sızdırılması. Bir mason Hürriyet'e "Asıl kendileri böyle bir rezalete meydan vererek masonik ilkelere aykırı davrandılar" dedi.</p>
<p><strong>'Biz verirdik'</strong></p>
<p>Ve ardından şu akıl almaz cümleler: "Keşke bunu yapmasalardı. Para yediyse dahi biz ne kadar gerekiyorsa cebimizden verirdik."</p>
<p>Yani, parayı verip olayın üzerini kapatmak dururken "yolsuzluk" açıklanıp masonluk rezil edilmemeliydi.</p>
<p><strong>Kötü örnek</strong></p>
<p>Masonluk büyük paraların döndüğü bir yerdir. Masonluğa girilirken, bir üst derceye çıkılırken, merasimlerde, periyodik toplantılardan sonra hep para ödenir. Ama muhasebe ve kontrol ilkeldir.</p>
<p>"Orası Genelkurmay gibidir" dedi bir dostum. "Başüstada ne yaptığı sorulamaz."</p>
<p>Türkiye'de uluslararası muhasebe şirketleri var. Bunlardan herhangi biri hem (varsa) yolsuzluğu ortaya çıkarır hem de ileride tekrarlanmaması için sistem kurar.</p>
<p>Masonlar yalanla yaşamaktan vazgeçsinler. Kötü örnek oluyorlar.</p>
<p>Metin MÜNİR</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ABD'nin uşağı katil Sülo dışarı" ]]></title>
<link>http://bilinmeyenler.wordpress.com/2007/05/26/siyonist-yobazlar/</link>
<pubDate>Sat, 26 May 2007 20:31:15 +0000</pubDate>
<dc:creator>kral53</dc:creator>
<guid>http://bilinmeyenler.tr.wordpress.com/2007/05/26/abdnin-usagi-suleyman-demirel/</guid>
<description><![CDATA[


Mossaddan Turkıyeye Cumhur Reisi Olarak Gonderilen Suleyman Demirel Hak Ettiği Nİ Aldı Bilgi ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<tr>
<td></td>
<p><img border="1" align="left" width="280" src="http://www.patronlardunyasi.com/images/news/5736.jpg" height="200" style="width:280px;height:200px;" /></p>
<p style="font-weight:bold;font-size:9pt;font-family:Arial;">Mossaddan Turkıyeye Cumhur Reisi Olarak Gonderilen Suleyman Demirel Hak Ettiği Nİ Aldı Bilgi Üniversitesi'nde konferansa katılan 9.Cumhurbaşkanı Demirel, beklemediği bir tepki gördü.</p>
<p>Bilgi Üniversitesi'nde "Dünyada ve Türkiye'de 2007" isimli konferansa katılan 9.Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, beklemediği bir tepki gördü.</p>
<p><font size="2" face="Geneva, Arial, Sans-serif">"Bilgi Üniversitesi'ne hep severek geldim" diyen Demirel bazı öğrencilerin protestosuyla karşılaştı. Öğrenciler Demirel'e, "ABD'nin uşağı katil Sülo dışarı" şeklinde slogan atarak protesto etti. Demirel slogan atan gençlere tepki vermezken sessizliğini korudu. Toplantı sonrası yaptığı açklamada protestocu gençlere kırılmadığını dile getirdi.<!--more--></font></p>
<p><font size="2" face="Geneva, Arial, Sans-serif">Bilgi Üniversitesi'nin Dolapdere Kampusu'nda düzenlenen konferans, Hukuk Fakültesi öğrencilerini kullandığı "Mahkeme Salonu"nda gerçekleştirildi. Çok sayıda öğrencinin geldiği salon tıklım tıklım dolunca çok sayıda kişi içeri giremedi. Süleyman Demirel'in hastalanmaması için klimalar da çalıştırılmayınca içerisi hem havasız kaldı hem de aşırı sıcak öğrencileri bunalttı.</font></p>
<p><font size="2" face="Geneva, Arial, Sans-serif">Süleyman Demirel, genel değerelendirmeler yaptığı yaklaşık 1,5 saatlik bir konuşmasından sonra soruları kabul edeceğini bildirdi. İlk olarak ayağa kalkan ve söz isteyen Hukuk Fakültesi 2'inci sınıf öğrencisi Caner Durak isimli öğrenci, Demirel'i şok eden cümleler kurarak tepkisini dile getirdi. Durak, "Babam ve ben sizi 45 yıldır dinliyoruz. Yeter artık. Dinlemek istemiyoruz." dedi. Bu sözlere bazı öğrenciler de alkışlarla destek verdi. Öğrenciler bu sırada, "ABD'nin uşağı katil Sülo dışarı" şeklinde slogan attı.</font></p>
<p><font size="2" face="Geneva, Arial, Sans-serif">Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Aydın Uğur gençeleri susturmaya çalışarak, bağırarak diyalog kurulamayacağını anlatmaya çalıştı. Öğrenciler susmayınca Rektör Uğur, "Dinlemek istemiyorsanız dışarı çıkabilirsiniz. Sabote etmek istiyorsanız amacınıza ulaştınız. Tebrik ederim" dedi. Öğrenciler ise Deniz Geçmiş'in idamını anımsatarak, "Demirel'in ellerinden kan akıyor. Burası bilim yuvası ellerinden kan akanların burada yeri yok." şeklinde bağırdı. Bazı öğrenciler de protestocu arkadaşlarına kızarak, "Biz Demirel'i dinlemek istiyoruz" dedi.</font></p>
<p><font size="2" face="Geneva, Arial, Sans-serif">Toplantı sonrası bir açıklama yapan Caner Durak isimli protestocu genç, "45 yıldır siyasette olan Demirel'e ülkede yaşananların sorumlusununun kim olduğunu sormak istedik. Demirel 2 ay önce ODTÜ'lülerin nerede olduğunu sormuştu. Ülke meselelerine duyarlı olan sadece ODTÜ'lüler değil. Biz de memlekete sahip çıkmak için buraya gelip tepkimizi dile getirdik." dedi.</font></p>
<p><font size="2" face="Geneva, Arial, Sans-serif">Toplantının ardından Demirel, Marmara Stratejik Araştırmalar Vakfı Başkanı Akkan Suver, DYP milletvekili aday adayı Nevval Sevindi, Rektör Prof.Dr.Aydın Uğur, Asaf Savaş Akat ile birlikte yemeğe geçti. Yemeğin ardından Demirel basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Protestocu gençlere kırgın olmadığını belirten Demirel, "Öğrenciler bu ülkenin göz bebeği. Onlara kırgınlığım olmaz." dedi. Demirel, protesto anında neler hissettiğinin sorulması üzerine, "Onların durmasını bekledim. Yanlış, bir yerde biter." şeklinde konuştu. Bilgi Üniversitesi'ne hep severek geldiğini anlatan Demirel, "Gelirken neyle karşılacağımı bilmiyordum. Ben konuşmak için geldim. Söyleyeceklerimi söyledim. " ifadelerini kullandı.</font></p>
<p><font size="2" face="Geneva, Arial, Sans-serif">Baran Taş/Cihan</font></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sabetaycı İlhan SELÇUK Cumhuriyet gazetesi yazarı]]></title>
<link>http://bilinmeyenler.wordpress.com/2007/05/18/cumhuriyet-gazetesi-yazari-sabetayci-ilhan-selcuk%e2%80%99un/</link>
<pubDate>Fri, 18 May 2007 12:09:28 +0000</pubDate>
<dc:creator>kral53</dc:creator>
<guid>http://bilinmeyenler.tr.wordpress.com/2007/05/18/cumhuriyet-gazetesi-yazari-sabetayci-ilhan-selcuk%e2%80%99un/</guid>
<description><![CDATA[Sitemizde kısa bir süre önce, BÜYÜKANIT’ın akıl hocası ve Cumhuriyet gazetesi yazarı sabe]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="snap_preview"><img border="1" vspace="8" align="left" width="227" src="http://genelkurmay.files.wordpress.com/2006/08/ilhanselcuk.jpg" hspace="8" alt="İlhan Selçuk" height="179" style="width:227px;height:179px;" /><strong>Sitemizde kısa bir süre önce, BÜYÜKANIT’ın akıl hocası ve Cumhuriyet gazetesi yazarı sabetaycı İlhan SELÇUK’un, darbe zemini için çevirdiği dolaplardan bahsetmiş ve gizli yahudi (sabetaycı) olduğunu belgeleriyle Türk Milleti’ne duyurmuştuk.</strong><strong>Önce Cumhuriyet gazetesi manşetlerinden aleni tahrikler yapan, sonra yetiştirdikleri “ulusalcı tetikçi”lere kendi gazete binasının bahçesine bomba attırarak ülkeyi karıştırmaya çalışan ve en sonunda da katliam yapmaları için Danıştay’a gönderdikleri bu tetikçiler yakalanınca “ülkücü” gibi göstererek camiamızı hedefe koyan </strong><strong>sabetaycı darbetör İlhan SELÇUK</strong><strong>, gizli yahudi olduğu ortaya çıktıktan sonra bir yazı kaleme aldı.<!--more--><span></span></strong></p>
<p><strong>18.06.2006 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan bu köşe yazısı</strong><strong>, </strong>Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink ve arkadaşlarının yargılandığı mahkemede, bir grup ülkücünün protestosu bahane edilerek yazılmış. SELÇUK yazısında aynen şu ifadeleri kullanıyor:</p>
<p><em>“Bugün Türkiye’de Çerkesler, Lazlar, Kürtler, Araplar, Rumlar, Yahudiler, Ermeniler, Süryaniler vb. yaşıyorlar… …..</em></p>
<p><strong><em>Bizim için en değerli Türkler onlardır…</em></strong></p>
<p><strong><em>Hele Yahudiler.. </em></strong></p>
<p><em>Rumlar.. </em></p>
<p><em>Ermeniler.. </em></p>
<p><em>Sayıları gün geçtikçe azalıyor.. </em></p>
<p><strong><em>Onlara gözümüz gibi bakmalıyız.. </em></strong></p>
<p><strong><em>El üstünde tutmalıyız.. </em></strong></p>
<p><strong><em>Üstlerine titremeliyiz..</em></strong><em>”</em></p>
<p>4000 yıllık Devlet sahibi olan Büyük Türk Milleti!</p>
<p>Demek ki, artık yeni misyonumuz buymuş!?:))</p>
<p>Demek ki, Aziz Türk Milleti’nin 21. yüzyılda görevi, düşmanlarımızla anlaşarak bizlere Sevr’leri dayatan, BOP için emperyalistlerle işbirliği yapan, ticaretimizi, ordumuzu, maarifimizi, medyamızı ve bürokrasimizi ele geçirmeye çalışan, provokasyonlarla ülkemizi teröre, kaosa ve darbelere sürükleyen <strong>sabetaycıları, ermenileri ve rumları el üstünde tutmakmış!!??:))</strong></p>
<p><strong>Yazısında, “</strong><strong>Çerkesler, Lazlar, Kürtler ve Araplar” ı azınlıklarla bir tutan İlhan <strong>SELÇUK</strong></strong><strong>’un </strong>sözlerini okuyan basiretli Ülküdaşlarımız, umarız, provokatör-azınlıkların önümüzdeki dönemler için hazırladıkları yeni ihanet planlarını da sezmişlerdir.</p>
<p>Ne demiş atalarımız: “<strong>Yahudi tüccar, maharetinden bahsederken yaptığı hırsızlıkları söylermiş</strong>.”</p>
<p><strong>İhanetleri ifşa edilen Darbetör İlhan SELÇUK ve onun gibi azınlık artıkları!</strong></p>
<p><strong>Kulaklarınızı iyi açın, dinleyin ve boyun eğin:</strong></p>
<p><strong>Türk Oğlu Türk Oğulları artık uyanmıştır.</strong></p>
<p><strong>Oynadığınız ihanet oyunları artık gün yüzüne çıkmıştır.</strong></p>
<p><strong>Bize dost görünmeye çalışmanıza aldanmayacağız.</strong></p>
<p><strong>Kutsal Anadolu toprakları üstünde artık hegemonya döneminiz sona ermiştir!</strong></p>
<p><strong>Kabımızdan bizimle birlikte yemek yedikten sonra, kabımızı çalmanıza ve içini kirletmenize artık müsaade etmeyeceğiz!</strong></p>
<p><strong>Artık yabancı uşaklığınıza ve işbirliğinize göz yummayacağız!</strong></p>
<p>(*) Sabetaycı İlhan SELÇUK’un tanımlamakta zorluk çektiğimiz darbeci kişiliği sayesinde, Güzel Türkçemiz’e yeni bir kelime daha kazandırdık.</p>
<p><strong>Darbetör:</strong> Aziz Türk Milleti’nin sağduyusundan korktuğu için, iktidarı seçimle değil, provokasyon ve darbeyle ele geçirmeye çalışan Türk kanı taşımayan azınlık artığı.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ünlü Turk Masonlar2]]></title>
<link>http://bilinmeyenler.wordpress.com/2007/04/09/mescid-i-aksa-gercekleri/</link>
<pubDate>Mon, 09 Apr 2007 11:49:59 +0000</pubDate>
<dc:creator>kral53</dc:creator>
<guid>http://bilinmeyenler.tr.wordpress.com/2007/04/09/unlu-turk-masonlar2/</guid>
<description><![CDATA[

Türkiye’de Ünlü Masonlar


Türkiye’de bir çok devlet adamı, sanatçı, din adamı, yazar]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<table border="0" width="350" cellPadding="0" cellSpacing="0">
<tr>
<td height="40" class="newsbaslikCopy">Türkiye’de Ünlü Masonlar<a name="r" title="r"></a></td>
</tr>
<tr>
<td height="30" class="anket7">Türkiye’de bir çok devlet adamı, sanatçı, din adamı, yazar Masondur. Aşağıda bu isimlerin çoğunu sıraladığımızda normal yaşamlarında birbiri ile halef selef olmuş, değişik siyasi gruplarda yer almış, kimi zaman değişik siyasi yaklaşımları benimsemiş olan kişilerin olduğu kolayca görülebilecektir. Günlük siyasi çekişmelerin, kişiler arası her türlü ayırım ve ayrıcalığın dışında kalmayı ilke edinen <img width="111" src="http://www.mason.org.tr/images/ayhan_isik.jpg" height="146" /><img width="111" src="http://www.mason.org.tr/images/gazi_osman_pasa.jpg" alt=" " height="146" /><img width="111" src="http://www.mason.org.tr/images/namikkemal.jpg" height="146" /><!--more-->Masonluğun insan sevgisi, özgürlük, eşitlik gibi temel ilkeler dışında bir yaklaşımı benimsemesinin mümkün olmadığının belki de en güzel göstergesi budur.<br />
Aşağıda Türkiye’de tanınmış halen hayatta olmayan bazı Masonlar sıralanmaktadır. Bu isimlerin bilimin, düşüncenin evrenselliğini ortaya koyan birer örnek oluşturduğu açıkça görülmektedir.</td>
</tr>
<tr>
<td class="newsbaslik">
<table border="0" width="340" cellPadding="0" cellSpacing="0">
<tr>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td height="20"> </td>
</tr>
<tr>
<td height="20"> </td>
</tr>
<tr>
<td height="20"> </td>
</tr>
<tr>
<td height="20"> </td>
</tr>
<tr>
<td height="20"> </td>
</tr>
<tr>
<td height="20"> </td>
</tr>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td height="20" class="newsbaslik"> </td>
</tr>
<tr>
<td height="30" class="newsbaslik"> </td>
</tr>
<tr>
<td height="30" class="newsbaslik">Devlet Adamları ve Politikacılar <a name="Devlet" title="Devlet"></a></td>
</tr>
<tr>
<td vAlign="top" class="newsgri">33.Osmanlı Padişahı V.Murad,<br />
Şehzade Kemalettin Efendi,<br />
Şehzade Nurettin Efendi,<br />
5.Murad’ın Başmabeyincisi Ahmet Seyid,</td>
</tr>
<tr>
<td vAlign="top" class="newsgri">Sadrazam Koca Mustafa Reşit Paşa,<br />
Sadrazam Âli Paşa,<br />
Sadrazam Keçecizade Fuat Paşa,<br />
Sadrazam Tunuslu Ethem Paşa,<br />
Sadrazam Hayrettin Paşa,<br />
Sadrazam Mithat Paşa,<br />
Sadrazam Ahmet Vefik Paşa,<br />
Sadrazam İbrahim Hakkı Paşa,<br />
Sadrazam Talat Paşa,<br />
Maliye, Maarif ve Evkaf Nazırı M.Raşit Arer,<br />
Bahriye Nazırı Cemal Paşa,<br />
Maliye Nazırı Cavit Bey,<br />
Maliye Nazırı Tevfik Bey,<br />
Hariciye Nazırı Ahmet Nesimi Sayman,<br />
Nafia Nazırı Ali Münif,<br />
Posta Nazırı Kirkor Agaton,<br />
Devlet Adamı ve Yazar Ethem Pertev Paşa,<br />
Devlet Adamı ve Musikişinas Prens Mehmet Abdülhalim Paşa, Prens Aziz Hasan Paşa,<br />
Devlet Adamı ve Şair Süleyman Asaf,<br />
Şam Valisi ve Abdülhamid’in Damadı olan Damat Ahmet Nami Bey,<br />
Ankara Valisi Reşit Paşa,<br />
İttihat ve Terakki Fırkası Umumi Katibi Mithat Şükrü Bleda,<br />
Maliye Müsteşarı Faik Süleyman,<br />
Hürriyet Kahramanı Resneli Niyazi,<br />
Büyük Millet Meclisi Reisi Kazım Özalp,<br />
Başbakan Hasan Saka,<br />
Başbakan Suat Hayri Ürgüplü,<br />
Adalet Bakanı Mümtaz Ökmen,<br />
Başbakan Yardımcısı Akif İyidoğan,<br />
Dışişleri Bakanı Bekir Sami Daça,<br />
Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras,<br />
Dışişleri Bakanı Selim Sarper,<br />
İçişleri Bakanı Mehmet Cemil Uybadın,<br />
İçişleri Bakanı Şükrü Kaya,<br />
Adalet Bakanı Hasan Menemencioğlu,<br />
Milli Eğitim Bakanı Vasıf Çınar,<br />
Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati,<br />
Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel,<br />
Milli Savunma Bakanı Münir Birsel,<br />
Milli Savunma Bakanı Hulusi Köymen,<br />
Tarım Bakanı Reşat Muhlis Erkmen,<br />
Çalışma Bakanı Mümtaz Tarhan,<br />
Ticaret Bakanı Zühtü Velibeşe,<br />
Ticaret Bakanı Ahmet Dallı,<br />
Bakan, Milli Emniyet Başkanı Celal Tevfik Karasapan,<br />
Atatürk’ün Yaveri, Bolu Milletvekili Cevat Abbas Gürer,</td>
</tr>
<tr>
<td align="right"><a href="http://www.mason.org.tr/index.php?option=com_content&#38;task=view&#38;id=39&#38;Itemid=43#r"><br />
</a></td>
</tr>
<tr>
<td height="30" class="newsbaslik">Askerler<a name="Asker" title="Asker"></a></td>
</tr>
<tr>
<td vAlign="top" class="newsgri">Humbaracı Ahmet Paşa (Comte de Bonneval),<br />
İngiliz Amirali ve Türk Müşiri olan Hobart Paşa,<br />
Abdülaziz’in Başmabeyincisi Namık Paşazade Hüseyin Cemil Paşa,<br />
Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa,<br />
Müşir Fuat Paşa,<br />
Cihan Harbi’nde Kafkas Cephesi’nde şehit olan Hüseyin Hüsnü Paşa,<br />
Birinci Ordu Komutanı Ali İhsan Sabis Paşa,<br />
Jandarma Genel Komutanı Ali Remzi Yiğitgüder Paşa,<br />
Hava Kuvvetleri Komutanı Zeki Doğan Paşa,<br />
Münakalat Vekili Yümni Üresin Paşa,<br />
Yüksek Şura Üyesi Eşref Manas Paşa,</td>
</tr>
<tr>
<td align="right"> </td>
</tr>
<tr>
<td height="30" class="newsbaslik">Bilim<a name="Bilim" title="Bilim"></a> Adamları</td>
</tr>
<tr>
<td vAlign="top" class="newsgri">Bilgin ve Devlet Adamı Mehmet Tahir Münif Paşa,<br />
Tıp Doktoru Dr.Antranik Gırcikyan Paşa,<br />
Ülkemizde yeni eğitim yöntemlerini getiren Selim Sabit Efendi,<br />
Kızılay ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nun kurucularından Mehmet Ali Baba,<br />
Sözlükçü, Yazar Hüseyin Kazım Kadri,<br />
TTK Başkanlığı yapmış olan Hasan Cemil Çambel,<br />
İktisat Profesörü Mustafa Zühtü İnhan,<br />
Tıp Profesörü Neşet Ömer İrdelp,<br />
Coğrafya Profesörü Faik Sabri Duran,<br />
Psikoloji Profesörü Mustafa Şekip Tunç,<br />
İTÜ Rektörü Mustafa İnan,<br />
Tıp Profesörü M.Kemal Öke,<br />
Eğitimci, Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü Hayrullah Örs,<br />
Hukuk Profesörü Vasfi Raşit Sevig,<br />
Tıp Profesörü, Rektör ve daha sonra milletvekilliği de yapmış olan Besim Ömer Akalın,<br />
Tıp Profesörü Niyazi İsmet Gözcü,<br />
Fen Fakültesi Dekanı Hüseyin Hamit,<br />
Rektörlük de yapmış olan Profesör Mustafa Hulki Erem,<br />
Y.Müh., Rektör Suphi Kamil,<br />
Ord.Prof.Dr. Burhanettin Toker,<br />
Fizik Profesörü Salih Murat Uzdilek,<br />
Ord.Prof.Dr. Fahri Arel,<br />
Prof.Dr.Muzaffer Şevki,<br />
Matematik Profesörü, Dekan Kerim Erim,<br />
Müzikolog Cevad Memduh Altar,<br />
Tıp Profesörü ve Rektör Kazım İsmail Gürkan,<br />
İktisat Profesörü Mehmet Ali Özeken,<br />
Tarih Profesörü ve TTK Başkanı Enver Ziya Karal</td>
</tr>
<tr>
<td align="right"><a href="http://www.mason.org.tr/index.php?option=com_content&#38;task=view&#38;id=39&#38;Itemid=43#r"><br />
</a></td>
</tr>
<tr>
<td height="30" class="newsbaslik">Şairler &#38; Yazarlar<a name="sair" title="sair"></a></td>
</tr>
<tr>
<td vAlign="top" class="newsgri">Gazeteci ve Yazar Şinasi,<br />
Şair ve Devlet Adamı Ziya Paşa,<br />
Gazeteci ve Yazar Teodor Kasap,<br />
Büyük Vatan Şairi Namık Kemal,<br />
Tiyatrocu ve Yazar Güllü Agop,<br />
Yazar Mehmet Emin Bey,<br />
Yazar ve Gazeteci Ahmet Rasim,<br />
Lügatçı ve Yazar Diran Kelekyan,<br />
Milli Şair Mehmet Emin Yurdakul,<br />
Yazar ve Filozof Rıza Tevfik,<br />
Yazar ve Gazeteci Hüseyin Cahit Yalçın,<br />
Yazar ve Sosyolog Ziya Gökalp,<br />
Şair ve Noter Mithat Cemal Kuntay,<br />
Yazar ve Gazeteci Ahmet Emin Yalman,<br />
Yazar ve Öğretmen Reşad Nuri Güntekin,<br />
Yazar ve Gazeteci Agah Sırrı Levent,</td>
</tr>
<tr>
<td align="right"><a href="http://www.mason.org.tr/index.php?option=com_content&#38;task=view&#38;id=39&#38;Itemid=43#r"><br />
</a></td>
</tr>
<tr>
<td height="30" class="newsbaslik">Sanatçılar<a name="Sanat" title="Sanat"></a></td>
</tr>
<tr>
<td vAlign="top" class="newsgri">Müzisyen Şükrü Şenozan,<br />
Ressam Ali Sami Boyar,<br />
Ressam Nazmi Ziya Güran,<br />
Ressam, GSA Müdürü Namık İsmail,<br />
Sahne Sanatçısı Behzat Butak,<br />
İ.Galip Arcan,<br />
Karikatürist Ramiz Gökçe,<br />
Opera Sanatçısı Nurullah Şevket Taşkıran,<br />
Müzisyen Mesut Cemil Tel,<br />
Piyanist Mithat Fenmen,<br />
Sinema Sanatçısı Ayhan Işık,<br />
Orkestra Şefi Orhan Tanrıkulu,<br />
Heykeltraş Haluk Tezonar,</td>
</tr>
<tr>
<td align="right"><a href="http://www.mason.org.tr/index.php?option=com_content&#38;task=view&#38;id=39&#38;Itemid=43#r"><br />
</a></td>
</tr>
<tr>
<td height="30" class="newsbaslik">Mason<a name="Mason" title="Mason"></a> Din Adamları</td>
</tr>
<tr>
<td vAlign="top" class="newsgri">Şeyhülislam Musa Kazım Efendi,<br />
Şeyhülislam İzzettin Efendi,<br />
Şeyhülislam Hayri Efendi,<br />
Berlin Sefareti Baş İmamı Mustafa Hafız Şükrü,<br />
Sefaret İmamı Haşim Veli,<br />
Müderris Mahmut Esad Efendi,</td>
</tr>
<tr>
<td align="right"><a href="http://www.mason.org.tr/index.php?option=com_content&#38;task=view&#38;id=39&#38;Itemid=43#r"><br />
</a></td>
</tr>
<tr>
<td height="30" class="newsbaslik">Eğitimci Masonlar<a name="egitimci" title="egitimci"></a></td>
</tr>
<tr>
<td height="30" class="newsgri">Muvaffak Benderli,<br />
Yontov Garti,<br />
Hikmet Gürtav,<br />
Mehmet Ali Kırca,<br />
Celal Öget,<br />
Halit Sarıkaya,<br />
Ali Teoman</td>
</tr>
<tr>
<td align="right"><a href="http://www.mason.org.tr/index.php?option=com_content&#38;task=view&#38;id=39&#38;Itemid=43#r"><br />
</a></td>
</tr>
</table>
<table border="0" width="260" cellPadding="0" cellSpacing="0">
<tr>
<td height="300" align="right"><img width="255" src="http://www.mason.org.tr/images/turkiyede_m.jpg" alt=" " height="287" /></td>
</tr>
<tr>
<td height="220" align="center" vAlign="bottom"><img width="110" src="http://www.mason.org.tr/images/v_murad.jpg" alt=" " height="177" /></td>
</tr>
<tr>
<td height="25" align="center" vAlign="top" class="newslaci">Sultan V.Murad</td>
</tr>
<tr>
<td align="center" vAlign="bottom" class="newslaci"> </td>
</tr>
<tr>
<td height="20" align="center" class="newslaci"><img width="111" src="http://www.mason.org.tr/images/seyhulislamizzettinefendi.jpg" alt=" " height="146" />Şeyhülislam İzzettin Efendi</td>
</tr>
<tr>
<td height="165" align="center" vAlign="bottom" class="newslaci"><img src="http://www.mason.org.tr/images/seyh_musa_efendi.jpg" alt=" " /></td>
</tr>
<tr>
<td height="20" align="center" class="newslaci">Şeyhülislam Musa Kazım Efendi</td>
</tr>
<tr>
<td height="150" align="center"><img width="111" src="http://www.mason.org.tr/images/gazi_osman_pasa.jpg" alt=" " height="146" /></td>
</tr>
<tr>
<td align="center" class="newslaci">Gazi Osman Paşa</td>
</tr>
<tr>
<td height="160" align="center" vAlign="bottom" class="newslaci"><img width="111" src="http://www.mason.org.tr/images/mithat_pasa.jpg" alt=" " height="146" /></td>
</tr>
<tr>
<td align="center" class="newslaci">Mithat Paşa</td>
</tr>
<tr>
<td height="160" align="center" vAlign="bottom" class="newslaci"><img width="111" src="http://www.mason.org.tr/images/namikkemal.jpg" height="146" /></td>
</tr>
<tr>
<td align="center" class="newslaci">Namık Kemal</td>
</tr>
<tr>
<td height="160" align="center" vAlign="bottom" class="newslaci"><img width="111" src="http://www.mason.org.tr/images/ziyapasa.jpg" height="146" /></td>
</tr>
<tr>
<td align="center" vAlign="bottom" class="newslaci">Ziya Paşa</td>
</tr>
<tr>
<td height="160" align="center" vAlign="bottom" class="newslaci"><img width="111" src="http://www.mason.org.tr/images/mustafa_necati2.jpg" height="146" /></td>
</tr>
<tr>
<td align="center" class="newslaci">Mustafa Necati</td>
</tr>
<tr>
<td height="160" align="center" vAlign="bottom" class="newslaci"><img width="111" src="http://www.mason.org.tr/images/suathayriurguplu.jpg" height="146" /></td>
</tr>
<tr>
<td align="center" class="newslaci">Suat Hayri Ürgüplü</td>
</tr>
<tr>
<td height="160" align="center" vAlign="bottom" class="newslaci"><img width="111" src="http://www.mason.org.tr/images/hasanaliyucel.jpg" height="146" /></td>
</tr>
<tr>
<td align="center" class="newslaci">Hasan Âli Yücel</td>
</tr>
<tr>
<td height="160" align="center" vAlign="bottom" class="newslaci"><img width="111" src="http://www.mason.org.tr/images/selimsirritarcan.jpg" height="146" /></td>
</tr>
<tr>
<td align="center" class="newslaci">Selim Sırrı Tarcan</td>
</tr>
<tr>
<td height="160" align="center" vAlign="bottom" class="newslaci"><img width="111" src="http://www.mason.org.tr/images/resatnurig.jpg" height="146" /></td>
</tr>
<tr>
<td align="center" class="newslaci">Reşat Nuri Güntekin</td>
</tr>
<tr>
<td height="160" align="center" vAlign="bottom" class="newslaci"><img width="111" src="http://www.mason.org.tr/images/ayhan_isik.jpg" height="146" /></td>
</tr>
</table>
<p><!--more--><!--more--></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Mesut Yılmaz Mason mu?]]></title>
<link>http://bilinmeyenler.wordpress.com/2007/04/09/mesut-yilmaz-masonmu/</link>
<pubDate>Mon, 09 Apr 2007 10:08:08 +0000</pubDate>
<dc:creator>kral53</dc:creator>
<guid>http://bilinmeyenler.tr.wordpress.com/2007/04/09/mesut-yilmaz-masonmu/</guid>
<description><![CDATA[Esasında Mesut Yılmaz’ın kökü hiç önemli de değildir. Tarihimizde, halen de mimari yapıtl]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="snap_preview"><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">Esasında Mesut Yılmaz’ın kökü hiç önemli de değildir. Tarihimizde, halen de mimari yapıtları, müzik ve sair eserleri ile iftihar ettiğimiz Ermeni vatandaşlarımız vardır. Önemli olan Politikacı Mesut Yılmaz ve onun yakınlarının Türkiye’ye ne getirdiği ve Türkiye’den ne götürdüğü meselesidir.</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif"><img border="0" vspace="3" align="left" width="274" src="http://atin.org/images/guncel/mesut_mason2.jpg" hspace="3" alt="MESUT YILMAZ MASON KAYDI" height="219" style="width:274px;height:219px;" />Yılmaz için belirtilen bir diğer iddia da “Mason” olduğudur. Aralık 1995 seçimlerinden önce piyasaya sürülen resimlere göre Mesut Yılmaz “Ankara Hakim Şapitri 1992 Yıllığı’nın 65 sayfasına kayıtlı olup “Türk Mason Derneği Yüksek Şura Üyeleri” arasındadır. Kayıt şöyledir:</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">Adı Soyadı Mesut A. Yılmaz<br />
Maizikül No. 2255<br />
Ana Loca Çankaya<br />
D. Tarihi - Yeri 1947<br />
Meslek İktisatçı<br />
Hemşire Adı Berna<br />
Ev Adresi Yüksel Sitesi A Blok N.23 Balgat Yolu Ankara<br />
Ev Telefonu 446 8600<br />
İşi Ana Vatan Partisi<br />
İş Adresi 13 Cad. No 3 Balgat Ankara<br />
İş Telefonu 256 5000</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif"><!--more-->Fotoğrafların montaj olduğu sonradan anlaşılmıştır. Bu resimlerin Atin’de çıkan “<a href="http://atin.org/default.asp?cmd=articledetail&#38;articleid=94"><strong><font color="#4e4e4e">Çift Meslekliler</font></strong></a>” yazısında bahse konu gazeteciler tarafından para karşılığı piyasaya sürüldüğü zannedilmektedir.</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif"> Çayeli, Kaptanpaşa, Çataldere ve Eskipazar’ın 1916’da değişen adlarının Rum, Ermeni veya Bulgar adı olması Yılmaz ailesinin kökünü belli eden bir gösterge değildir</font><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">Böyle bir yaklaşım eski adı “Bizans” olan İstanbul doğumluların da “Rum” olduğunu iddia etmek kadar tutarsız bir yaklaşım olur. Zira göçlerle dolu olan Anadolu’da bu yerlere Türk’lerin göçtüğü bilinmektedir. Yılmaz ailesinin kökü ile ilgili iddiaların bu isim değişikliği sebebiyle yapılmış olabileceği sanılmaktadır.</font></font><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">On Yıl Önceki Namus Sözü<br />
Mesut Yılmaz’ın ilk Başbakanlığı döneminde, ailenin kasası ve muhasebe müdürlüğü görevini yapan birader Turgut Yılmaz, mal varlıkları ile ilgili beyanda bulunduğu sırada basın kanalıyla kamuoyuna iddialı bir “söz verme” gösterisi yapmıştı.</font></font><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">Şöyle diyordu birader Yılmaz: “Namus ve dürüstlüğün bir meziyet değil, olmazsa olmaz şartına inanıyor, bu günkü tarih itibarıyla 21 senelik iş hayatımın her anını, her türlü hesabı vermeye hazır olduğumu bildiriyorum. Bu günden itibaren ağabeyimin Başbakanlığı süresince iş politikalarımı mevcutları muhafaza esası dahilinde yürütüp, yeni bir iş alanına girmeyeceğimi taahhüt ediyor, engin sağduyusuna güvendiğim kamuoyunun takdirine arzediyorum. [Hürriyet - 23 Haziran 1991]</font></font><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">Takip eden sayfalarda birader Yılmaz’ın, aile adına verdiği bu sözü ne ölçüde tuttuğunu hep birlikte izleyeceğiz.</font></p>
<p></font><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">Yolsuzluk Dosyaları<br />
“Mesut Yılmaz’la ilgili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisince seçilen üyelerden oluşan ”soruşturma komisyonu” belgelerine ve Mesut Yılmaz’la ilgili suçlamalara şöyle bir göz atalım.</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">1- ‘Mesut Yılmaz’ın Soruşturma Dosyaları Finansbank’ta 1990 yılında sahip olduğu hisseleri, 12.01.1995 tarihinde sattığı, ancak, bu hisseleri, bu tarihler arasındaki mal bildirimlerinde göstermediği, Meclis Araştırma Komisyonunca yapılan (10/198 sayılı) raporda tespit edilmiştir. Ayrıca, bu husus, adı geçen bankanın bilgisayar belgeleri ile de sabittir.’</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">2- ‘Mesut Yılmaz ve eşinin, kardeşi Turgut Yılmaz ve eşiyle birlikte Almanya’da kurduğu <strong><a href="http://www.transalkim.com/"><font color="#4e4e4e">Transalkim</font></a></strong> adlı şirketi, Almanya’da 60 metre karelik bir evde oturduğu ve mütevazi bir yaşantı sürdüğü öğrenilen Herbert Bader isimli bir muhasebeciye devretmiş göründüğü, ancak, yıllık cirosu yüz milyon markı aşan bu şirketin gerçekte halen de Yılmaz ailesine ait olduğu iddia edilmektedir. Yine bu şirketin hayali ihracat olaylarına karıştığı yolunda yaygın iddialar mevcuttur. Ayrıca, bu şirkete ait TIR ‘ların, Turgut Yılmaz’ın işgal ettiği İstanbul’daki Hazine arazilerini TIR parkı olarak kullandığı söz konusu edilmektedir’</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">3- ‘Mesut Yılmaz ve eşinin Delta Deri Giyim Sanayii A.Ş.’nde sahip oldukları hisselerin kardeşi Turgut Yılmaz’a devredilmiş gibi gösterildiği iddiaları da yaygın olarak dile getirilmektedir. Nitekim, Mesut Yılmaz’ın eşi Berna Yılmaz’ın Delta Deri Giyim Sanayii A.Ş.’ndeki hisselerin bir bölümünü Turgut Yılmaz’a satarak şirketteki payını, eşinin 1993 yılında verdiği mal bildirimine uydurduğu gazetelerde haber olarak yer almıştır. Vergi kaçırdığı mahkeme kararıyla sabit olan bu şirketin, Başbakanlık nüfusu kullanılarak, Hazineye ait arazileri işgal ettiği yine herkesce bilinen bir husustur’</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">4- ‘Yine Mesut Yılmaz ve eşinin, Almanya’da Köln kentindeki Sparkasse Bankası Nezrinde milyonlarca mark tutarında hesaplarının bulunduğu, bunların bir kısmının da yine Turgut Yılmaz ve eşi adına kayıtlı göründüğü iddiaları basında yer almıştır. Bizzat Turgut Yılmaz’a ait mal bildirimlerine ve adı geçenin açıklamalarına göre, Almanya’daki bu hesaplarda 800 bin ve 2 milyon mark arasında değişen meblağların bulunduğu ve bu hesaplarda sebebi belli olmayan bir şekilde önemli değişiklikler meydana geldiği anlaşılmaktadır’</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">5-‘Yine, Mesut Yılmaz’ın Bodrum’da sahip olduğu süper lüks villanın iktisap ve inşaatında şaibeler bulunduğu, basında sıkça dile getirilen iddialar arasındadır. Maaşı dışında bir gelire sahip olmayan Mesut Yılmaz’ın 200 milyar lira değer biçilen bu süper lüks villayı hangi parayla yaptırdığı, bu parayı nereden bulduğu meçhuldür’</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">6-‘Yine, Mesut Yılmaz’ın ailesinin, İstanbul’daki Conrad Oteli’nin gerçek sahipleri olduğu yolunda iddialar basında sıkça dile getirilmektedir. Nitekim, Mesut Yılmaz’ın Başbakan olduğu dönemlerde kamuya ait toplantı, resepsiyon ve sempozyumların adıgeçen otelde yapıldığı ve bunun karşılığında büyük paralar ödendiği belgelerle sabittir’</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">7- ‘Ayrıca, Masut Yılmaz’ın, bugüne kadar Bakanlık ve Başbakanlık yaptığı dönemlerde TBMM Başkanlığına verildiği mal bildiriminde, kaynağı izah edilemeyecek şekilde büyük bir servet artışı olduğu gözlenmektedir. Basında yaygın olarak dile getirildiği ve hatta bugünkü hükümette koalisyon ortağı olarak yer alan Demokratik Sol Parti tarafından Haziran 1996 tarihinde Meclise verilen soru önergesinde de belirtildiği üzere, Mesut Yılmaz’ın Bakanlık ve Başbakanlık görevleri sırasında görevini kötüye kullanarak kendisine ve ailesine haksız menfaat sağladığı yolunda ciddi ve kuvvetli emareler mevcuttur’</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">8- ‘Mesut Yılmaz’ın, Akfa grubuna usulsüz kredi verdiği, Tekel’in Almanya distribütörünün Tekel Aachn (Aydın Yardımcı) firmasına verilmesini sağladığı bu yollardan haksız kazanç temin ederek servetini artırdığı basın ve siyasi parti sözcüleri tarafından sık sık gündeme getirilmiştir’</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">9- Seka İzmit Kuruluşu’nun 160 dönümlük arazinin Koç / Ford ortaklığına bedelsiz devriyle ilgili ‘resmi ihale ve alım-satıma fesat karıştırmak’tan ‘Yüce Divan’a sevk suçlaması TBMM belgeleri arasında yer alıyordu.</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">10- Cumhuriyet tarihinde ilk defa yolsuzluk suçlamasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 314 milletvekilinin oyu ile Başbakanlık’tan düşürülmesine yol açan Türkbank’ın , ‘resmi ihale ve alım- satımına fesat karıştırmak’la ilgili, ‘Yüce Divan’a sevk dosyası, TBMM kayıtlarında yer aldı.” [Ataköy Gazete – Aralık 2000 Celal Toprakoğlu]</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">Yukarıdaki satırlar Meclis zabıtlarına ise şöyle geçmişti:</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">“Başbakan Mesut Yılmaz ve ailesi hakkında, 3628 sayılı Kanunun 12 ve 13 üncü maddeleri ile Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesine muhalefetten dolayı verilen soruşturma önergesi üzerinde, önerge sahibi olarak söz almış bulunuyorum.</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">Başbakan Mesut Yılmaz ve ailesinin sahip oldukları servetteki olağandışı artış, sık sık basında yer almış ve kamuoyunda tartışılır hale gelmiştir. Özellikle, servetin kaynağı konusunda kuşkulara neden olan iddialara, delil ve emarelere dikkatinizi çekmek ve bu kısıtlı süre içinde bilgilerinize sunmak istiyorum.</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">… Sayın Yılmaz’la ilgili bu iddialar, yıllardır devam ediyor. Daha gerilere gittiğiniz zaman, 1986 yılında, Cüneyt Canver ve arkadaşları tarafından verilmiş araştırma önergesinde, yine Sayın Yılmaz’ın ve Yılmaz biraderlerinin adı geçiyor. Yine, bakın -şimdi, ismini vermeden söylemek istiyorum- 1993 yılında bir sayın bakan “Mesut Yılmaz, bir TIR filosunun ortağı mıdır” diye soruyor; “bu TIR filosuyla kaçakçılık yapılmış mıdır” diye soruyor; “kaçakçılığa bulaşmış TIR filosuyla mallarımı neden taşımak istedi” diye soruyor; “Mesut Yılmaz, İstanbul Beyaz Sarayı nasıl ele geçirdi” diye soruyor; “Mesut Yılmaz’ın kardeşi Turgut Yılmaz servetini nasıl yaptı” diye soruyor; “Turgut Yılmaz’ın şirketlerinin arkasında Mesut Yılmaz yok mu” diye soruyor ve o günlerde, bu sorular, Türkiye’nin en büyük gazetelerinde manşet oluyor “her tarafımız çamur dolu” diye başlıklar atılıyor. Bu soruları soran, şu andaki önerge sahipleri değil, 1993 yılındaki bir sayın bakan. … Anavatan Partisinden verilen cevaplar şu seviyede: “Sen ne diyorsun, terbiyesiz, dolandırıcı, köprüaltı çocuğu, vergi kaçakçısı, kumarcı, Demirel’in çantacısı, peşkeşçi…” Bakana verilen cevaplar bunlar.</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">… Sayın Yılmaz’a ait olduğu, (10/198) sayılı Meclis araştırma komisyonuna gönderilen banka kayıtlarıyla belgeli olan; ancak, Sayın Yılmaz’ın haberdar olmadığını beyan ettiği Finansbank kurucu hisselerinden bahsetmek istiyorum. Başbakan Yılmaz’ın haberdar olmadığını beyan ettiği bu hisseler, doğal olarak, mal bildiriminde de yer almamıştır. Düşünün ki, bir bankada kurucu hissedarsınız ve bundan haberiniz yok. Bunun için, ya bu türden sayısını bilemeyecek kadar çok girişiminiz olmalı ya da hileyle size bu hisseler verilmiş olmalı. Burada, ister istemez, insanın aklına, bunların doğal olmayan yollardan edinilmesinden dolayı gizlenmek istenip istenmediği sorusu takılmaktadır. Başbakanın haberdar olmadığı hisseler, bizzat Turgut Yılmaz’ın talimatıyla, 12.1.1995 tarihinde satılıyor ve -yine onun bilgilerine dayanarak söylüyorum- bir okul inşaatına bağışlanıyor. Herhalde, Sayın Yılmaz’ın, bu satıştan haberi vardır, bağıştan haberi vardır; alıştan haberi olmamış; ama, mutlaka satıştan haber vermişlerdir.</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">Sayın Yılmaz’ın bu hisselerden haberdar olmadığı beyanına inansak bile, kurucu hissedarlığın mevzuat hükümleri gereği yapılan işlemleri nasıl yapıldı, sahte imza mı kullanıldı? Adınıza, sizin adınıza bu işlemleri başkası mı yaptı; nasıl oldu Sayın Yılmaz? Hiç de inandırıcı olmayan bu beyana dayanarak sormak isterim ki, mal bildiriminde beyan etmediğiniz, haberdar olmadığınız, unuttuğunuz ya da gizlemek ihtiyacını hissettiğiniz başka menkul veya gayrimenkulleriniz var mı? Örneğin, işlemlerinde usulsüzlüklerin müfettişlerce tespit edildiği söylenen Tekstilbank ailenizin midir?</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">….Bir diğer önemli konu ise, uluslararası nakliyat işi yapan <strong><a href="http://www.transalkim.com/"><font color="#4e4e4e">Transalkim</font></a></strong> şirketidir. 1980 yılında kurulan şirket, Sayın Mesut Yılmaz, Turgut Yılmaz ve Claudia Yılmaz denetimindedir, ta ki 1985 yılına kadar. Şirket, herhalde, Mesut Yılmaz’ın politik geleceği düşünülerek olsa gerek, Herbert Bader isimli Alman muhasebeciye devredilmiştir. Transalkimin maaşlı memuru olan, 55-60 metrekarelik bir dairede kiracı olarak yaşayan Herbert Bader sayesinde, Yılmaz ve ailesi, resmî kayıtlarda görünmekten kurtulmuştur.</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">Transalkim konusunu kapatmadan önce, bu şirkete ait TIR’ların, <strong><a href="http://www.gsdholding.com.tr/"><font color="#4e4e4e">GSD Dış Ticaret Anonim Şirketinin</font></a></strong> hayalî ihracat olaylarına karıştığı iddialarının belgeli olduğunu hatırlatmak isterim.</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">… Almanya’da kurulan bu şirketin -1980 senesi aralık ayında Ludwigsburg Kasabasındaki bankaya bloke edilen- kuruluş sermayesi olan 50 bin DM Almanya’ya nasıl gelmiştir?</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">… Yılmaz Ailesinin şirketi; siyasî nüfuz kullanarak hazineye ait araziyi işgal etmiş. <strong><a href="http://www.deltaholding.com/"><font color="#4e4e4e">Delta Deri Giyim</font></a></strong> Sanayii Anonim Şirketi, 1980 yılından 1994 yılına kadar, 14 yıl süreyle işgal ettiği İstanbul Maltepe’deki bu arazi için ecrimisil ödemiştir.</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">****</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">….. Tüm bu saydığım delillere ve araştırma komisyonunun tespitine rağmen, Sayın Yılmaz ne demiştir biliyor musunuz; ‘ben, öyle bir hissenin sahibi olduğumdan haberdar değilim’ demiştir, inkâr yolunu seçmiştir. Sayın Başbakan, saklamanız, inkâr etmeniz hiçbir işe yaramaz; çünkü, bunlar, delilli, belgeli ve arşivlenmiş olarak komisyon dosyasında bekliyor; bundan sonra ‘hayır, haberim yoktur’ demekle inandırıcı olamazsınız, ‘bilmiyorum’ demeniz de hukuken hiçbir değer ifade etmez; çünkü, siz de her Türk vatandaşı gibi, kanunu bilmek zorundasınız. Kaldı ki, siz, Başbakansınız…</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">… Şimdi, size bir pasaj okuyacağım: ‘Ben, hayatımda hiç mahkemeye gitmedim, hiç yargılanmadım; ellerinde bir belge varsa, o belgeyi görmek istiyorum; sadece kendimin değil, kardeşlerimin, karımın, annemin, kimin hakkında bir suç isnadı varsa, herhangi bir kanuna, ahlaka aykırı bir işlemim varsa, lütfen, hesabını sorsunlar, cevaplandırayım’ diyor. Kim mi diyor; Sayın Mesut Yılmaz’ın kardeşi Turgut Yılmaz, 7 Aralık 1995 tarihinde Show-TV’de diyor; dokümanları burada.</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">…. Sayın Turgut Yılmaz’ın Meclis araştırması komisyonuna vermiş olduğu mal beyanında da belirttiği gibi, bu şirketin yüzde 53 hissesi kendisine ait olup, Sayın Mesut Yılmaz ve eşi, Delta Deri Giyim Sanayii Anonim Şirketinin ortaklarındandır. Bu şirketin vergi kaçırdığı, maalesef, mahkeme kararıyla tescil edilmiştir. Evet, mahkeme kararı buradadır; işte, İstanbul 9. Vergi Mahkemesinin vermiş olduğu 1989 tarihli, 1130 sayılı hüküm.</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">…Bir taraftan, yetimin hakkını savunduğunuzu söyleyeceksiniz; ama, diğer taraftan, kıvrak bir zekâyla, devalüasyon öncesi düşük kurla devletten alınan dolarlarla hissedarı olduğunuz bankanız, yani, Finansbank, en fazla kâr sağlayan bankalar sırasında birinci olacak. İşte, 4 Şubat 1998 tarihli Hürriyet Gazetesi. Ne diyor gazete: “Müdahaleden kârlı çıkan ilk 10 banka…” Birincisi Finansbank, eh, altıncısı da Tekstilbank.</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">….Başbakan olduğunuzun ertesi günü de, yandaşınız olan medya kuruluşlarına trilyonluk teşvikleri verecek ve enerji ihalelerini dağıtacaksınız. Buna karşılık, yandaşınız olan medya kuruluşları da, sizi, yapay bir dürüstlük imajıyla kamuoyuna pazarlayacak.</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">Sayın Mesut Yılmaz’ın Türkiye Büyük Millet Meclisine verdiği mal bildiriminden de anlaşılacağı üzere -bizzat kendi mal bildiriminden- 1983 yılında, küçük bir işyerinde, mütevazı sayılacak bir gelirle… [T. B. M. M. TUTANAK DERGİSİ 80 inci Birleşim 22 . 4 . 1998 Çarşamba]</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">(Ticaret Sicili Gazetesine göre Transalkim Uluslararası Nakliyat ve Ticaret Ltd. Şirketi 18 Hazinan 1980 yılında kurulmuştu. Kurucuları şunlardı:</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">-Pursan Poliüretan Sanayi ve Tic. A.Ş 52 hisseye karşılık 260.000. TL.<br />
-Ali Bars 18 hisseye karşılık 90.000. TL.<br />
-Ahmet Mesut Yılmaz 18 hisseye karşılık 90.000. TL.<br />
-Mustafa Tuncer 12 hisseye karşılık 60.000. TL.</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">Mesut Yılmaz’ın ortaklardan Ali Bars, Ajda Pekkan’ın eski kocasıdır. Bir yayın organına göre ‘Ajda Pekkan’ın eski kocası olması dışında çok önemli başka özellikleri de vardır.’ [Yeni Hayat – Sayı 13 – Etnik Kökene Dayalı Siyaset]</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif"><img border="0" vspace="3" align="left" src="http://atin.org/images/guncel/ali_bars.jpg" hspace="3" alt="Ali Bars ve Başak Gürsoy" />Yine aynı yayın organında bir başka yazıda Ali Bars için şunlar söylenmektedir. “Kim getirmişti Roger Tamrazyan’ı Başbakanla ve başdanışmanı petrolde tek yetkili Emre Gönensay’la görüştürmek için? …Meçhul bir yoldan gelen ve nereden tanıştıkları belli olmayan Tamrazyanla ilk önce MHP ile son aylarda temas kurmuş olan Ali Bars ve Erol User görüşmüşlerdi. Bunlar, MHP’ye oynatılacak rol için son bir sene içinde aktarılan, büyüyen MHP’nin kontrol altında tutulmasını sağlamak veya ondan yararlanmak üzere milliyetçi oluverenlerdendiler. Milliyetçi oldukları için MHP’de yıllardır faal olan binlerce insanın bir anda önüne geçirildiler. Yeni gelenlerin pek çoğunun gelir düzeyleri yüksekti, bunlardan geçmişinde milliyetçi olarak tanınan birine de rastlanmıyordu.Haklarında bilinenler pek basitti. Ali Bars, Ajda Pekkan’la evlenip boşanmış bir iş adamıydı, bir kitle partisinin lideriyle geçmişte iş ortaklıkları olduğu söyleniyordu. Erol User’in ise Tamrazyan olayından sonra İnterpol’ce arandığı basında ifade edilmiştir. Ali Bars ve Erol User, Tamrazyan’ı Alparslan Türkeş’e takdim etmişlerdir. [Yeni Hayat – Sayı 13 – Bakü – Ceyhan Hattı Rus Tezi mi?]</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">Merkezi Almanya’da bulunan <strong><a href="http://www.transalkim.com/index1.htm"><font color="#4e4e4e">Transalkim Şirketi</font></a></strong> ise Almanya, (Stuttgard, Hamburg, Rhein/Ruhr, Münih) Hollanda Macaristan, Romanya, Bulgaristan, Yunanistan ve Türkiye’de (İstanbul, İzmir) kolları bulunan büyük bir taşımacılık şirketi. Şirketin “Mesut Yılmaz’ın yumruklandığı Budapeşte’de, “Újpest Industrial Park”ta da bir kuruluşu var.</font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">Birader Turgut Yılmaz Transalkim için “Almanya’daki Transalkım Şirketi bizim Türkiye’de nakliye işi yaptığımız Transalkım şirketinden bir yıl önce kurulmuştur. İki ayrı şirkettir, kayıtlara bakıldığında da sahipleri görülecektir.” demektedir. Yani Turgut Yılmaz, iki şirket arasında herhangi bir ortaklık yoktur demektedir.<br />
<img border="0" width="750" src="http://atin.org/images/themes/anadolu/space.gif" height="1" /></font></p>
<p><font size="3" face="Arial, Helvetica, sans-serif">Ancak İsviçre Basel’de 1984 yılında kurulmuş bulunan <strong><a href="http://www.hocobsl.ch/"><font color="#4e4e4e">Hoco</font></a></strong> şirketi aynı şeyi söylemiyor.<strong><a href="http://atin.org/ekler/Hoco%20History.mht"><font color="#4e4e4e">Hoco şirketinin geçmişi</font></a></strong> ile ilgili sayfada kuruluşundan 5 yıl sonra, yani 1989’da, Stuttgart ve İstanbul Transalkim ile ortaklığın 5’nci yıl jubilesinin kutlandığını belirtiliyor. Yani hem Stuttgart’taki, hem de İstanbul’daki Transalkim en azından Hoco üzerinden 1984’den beri ortak.—-<a href="http://atin.org/newsdatabase_print.asp?pcmd=articleprint&#38;articleid=355"><strong><font color="#4e4e4e">ALINTIMIZ</font></strong></a></font></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[TÜSİAD ve Mason Locaları AKP yi niçin kucaklıyor?]]></title>
<link>http://bilinmeyenler.wordpress.com/2007/04/09/alemin-krali/</link>
<pubDate>Mon, 09 Apr 2007 10:02:10 +0000</pubDate>
<dc:creator>kral53</dc:creator>
<guid>http://bilinmeyenler.tr.wordpress.com/2007/04/09/tusiad-ve-mason-localari/</guid>
<description><![CDATA[TÜSİAD ve Mason Locaları AKP’yi niçin kucaklıyor?
Hani çocuk masallarında öcüler vardır ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><font size="3" face="verdana"><strong>TÜSİAD ve Mason Locaları AKP’yi niçin kucaklıyor?</strong></font></p>
<p><font face="verdana"><img align="left" width="154" src="http://www.harunyahya.org/kitap/kabalavemasonluk/res/picture332.jpg" alt="a" height="200" style="width:154px;height:200px;" />Hani çocuk masallarında öcüler vardır ya, Mason Locaları ve uzantısı kuruluşlarla TÜSİAD, İslamcı çevreler için onlarca yıl bu kategorideydi.<br />
Mason örgütlenme geleneğindeki duvarcı ustalar dayanışmasının Yahudilikle hayat bulduğuna ve dolayısı ile bu gizli yapılanmaların Siyonizme hizmet için var olduğuna nüfuz eden İslamcılar, masonları zaman zaman Şeytan ve hatta Deccal ile bir tuttular.<!--more--></font></p>
<p><font face="verdana"><strong>Masonlar hidayete mi erdi?</strong><br />
Peki ne oldu da dün Şeytan ya da Deccal olarak kabul edilen Localar ve üyeleri bugün nüvesini İslamcıların oluşturduğu AKP’yi kucaklayıp destekliyor?<br />
Yoksa Mehdi (A.S) yeryüzüne intikal etti ve bütün insanlık gibi Masonlar da hakikata nüfuz edip hidayete erdiler de, biz zavallıların haberi mi yok!<br />
Değilse soruyorum bu muhabbet, bu destek niçindir?<br />
Pek çok üyesi Locaların kadrolusu olan TÜSİAD da neredeyse her gün AKP’ye ilan-ı aşk ediyor.<br />
İyi de bu ülkenin güvenlikten sorumlu birinci adamı Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt “Türkiye 1923’den beri hiç bu biçimde tehdit altında kalmadı” derken nasıl böylesi bir sevda ağıdı yakılabilir?<br />
Cumhuriyet’ten bugüne var olan iç ve dış borcu 4 yıllık iktidarında abartısız ikiye katlayan bir siyasi heyet niçin bu biçimde desteklenir?<!--more--></font></p>
<p><font face="verdana"><strong>Küresel efendilerin acentaları</strong><br />
Nasıl oluyor da, KOBİ’leri çökertilip üretimi ithalata endeksli hale getirilmiş, çiftçiyi, esnafı, ücretliyi yoksulluğa mahkûm etmiş, işsizlik ve fukaralıkla oluşan güvenlik tehdidi ile sokağa dahi çıkılamaz bir noktaya gelinmiş iken TÜSİAD ve Localar AKP’yi baş tacı ediyor?</font></p>
<p><font face="verdana"><strong>Peki ya laiklik mes’elesi?</strong><br />
O TÜSİAD değil miydi kendini laikliğin üniformasız komiseri ya da fedaisi gibi görüp satan? Ne oldu şimdi? Diyeceksiniz ki değişen TÜSİAD ya da Mason Locaları değil, onların ideal ya da amaçlarına hizmet eder duruma gelen AKP’dir.<br />
Evet evet hadise açık ve net olarak budur.<br />
Türkiye’deki localar, lobiler ve TÜSİAD, bütün dünyaya yön veren Yahudi kontrollü ya da eksenli küresel sermaye baronlarının acen-talarıdır… Küresel efendiler neye evet derse bizimkiler de ona evet demek durumundadır. Belli ki bu baronlar AKP’den emindir. Yerel temsilcilerine de destek için buyruğunu göndermiştir.<br />
Gelelim bu baron ya da efendilerin AKP’nin neyinden emin olduklarına?<br />
Bunlar Ortadoğu’da Yahudileri öncelikli hedef olmaktan çıkaracak Müslüman etiketli bir İsrail (yani Kürdistan) için düğmeye basmıştır. Bunun için de daha önce de yazdığımız gibi CHP-MHP vari bir iktidar oluşumu istemiyor ve ısrarla AKP diyor.</font></p>
<p><font face="verdana"><strong>Karanlık ve aydınlık</strong><br />
Siz AKP’nin, Kuzey Irak’ın Anayasasındaki Sevr atfına rağmen hâlâ Barzani ve Talabani’ye, görüşmek için kepenk indirmemesini ne zannediyorsunuz?<br />
Görüldüğü gibi siyasal İslamcılar her dönem Türkiye’nin en yumuşak karnı oldular. Emperyalistler dün Musul-Kerkük olayında Şeyh Said’i ayaklandırdılar, bugün de AKP’yi sıcak para ile prangalayıp Kürdistan’ı kuracaklar.<br />
Peki AKP bütün bunlara niçin mi rıza gösteriyor?<br />
Heyhat o elbette bilerek ihanetin içinde değildir ama onun derdi sadece devleti ya da koltuğu fetihtir.<br />
Hazin olan; bu akibet biline biline, koca bir ulusun bütün kurum ve organlarının bu durumu kabullenmesidir.<br />
Ama bu tabloya rağmen ben yine de ümidimi kesmedim.<br />
Kesmedim çünkü karanlığın en kesif olduğu an aslında aydınlığa en yakın zamandır…</font></p>
<p><a href="http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yazidetay.asp?AuthorID=137&#38;ArticleID=4562"><strong><font color="#4e4e4e">KAYNAK </font></strong></a></p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
