<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>uzayda-yasam &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/uzayda-yasam/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "uzayda-yasam"</description>
	<pubDate>Sun, 12 Oct 2008 04:26:10 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Phoenix, 25 Mayıs’ta Mars’a inecek]]></title>
<link>http://allahinayetleri.wordpress.com/?p=99</link>
<pubDate>Tue, 06 May 2008 15:14:14 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ali Aksoy</dc:creator>
<guid>http://allahinayetleri.tr.wordpress.com/2008/05/06/phoenix-25-mayis%e2%80%99ta-mars%e2%80%99a-inecek/</guid>
<description><![CDATA[NASA’nın geçen Ağustos’ta fırlattığı yeni Mars fatihi Phoenix (Anka Kuşu) uzay aracı, h]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float:left;margin-left:6px;margin-right:6px;" src="http://allahinayetleri.files.wordpress.com/2008/05/phoenix-anka-kusu.jpg" alt="" width="300" height="244" />NASA’nın geçen Ağustos’ta fırlattığı yeni Mars fatihi Phoenix (Anka Kuşu) uzay aracı, her şey yolunda giderse 25 Mayıs’ta Kızıl Gezegen’in kuzey kutbu yakınlarına inecek.<br />
Mars’ın bu bölgesinin bir zamanlar mikrobik yaşam için uygun koşullar sağlayıp sağlamadığını yerinde inceleyecek Phoenix, hedefine başarılı bir yumuşak iniş yaparsa bu 1976’da Viking 2 ve 1999’da Mars Polar Lander uzay araçlarının Kızıl Gezegen’e inişi sırasında parçalanmasından bu yana, ilk motorlu iniş olacak.<br />
NASA’nın Pasadena’daki Jet Motorları Laboratuvarından Phoenix projesi direktörü Barry Goldstein, uzay aracının şimdiye dek sorunsuz gittiğini, ancak inişin ne kadar yumuşak olacağını düşününce endişelendiklerini ve heyecanlandıklarını söyledi.</p>
<p>Nisan başında güzergahını bir miktar değiştiren Phoenix’in 10 Mayıs’tan başlayarak üç cumartesi arka arkaya roketlerini ateşleyeceğini belirten Goldstein, uzay aracının çok düzgün ilerlediğini, bu nedenle belki manevralardan birine gerek kalmayacağını kaydetti.</p>
<p>Mars’a son inen NASA’nın ikiz robotları Spirit ve Opportunity ile kaybolan İngiliz uzay aracı Beagle 2’nin tersine Phoenix, Kızıl Gezegen’in yüzeyine inişini yumuşatmak için hava yastığı kullanmayacak. Phoenix, bunun yerine son ana kadar yumuşak iniş için motorlarını kullanarak, bir ilki yerine getirmeye çalışacak.<!--more--></p>
<p>NASA’nın Mars’ta su arayış stratejisi son yıllarda sıra dışı keşifler yapmasını sağlarken, Phoenix, ilk kez Mars toprağında buz halinde olduğu tahmin edilen suya dokunarak ve analiz ederek Mars keşif stratejisini tamamlamayı amaçlıyor.</p>
<p>ZOR KOŞULLARDA GÖREV<br />
Sıvı haldeki suyun, toprağın kimyasını ve mineral yapısını nasıl değiştirdiğini ölçerek Kızıl Gezegen’in kuzey kutbundaki buzun tarihini inceleyecek Phoenix aracı, ayrıca Mars kutup çevresinin ilkel mikroplar için uygun bir yaşam alanı olup olmadığını görme olanağı sağlayacak.</p>
<p>İki güneş paneli açıldığında 5 metre genişliğe ulaşan ve 1,52 metre uzunluğu bulunan Phoenix uzay aracının, 10 cm kadar derinlikte bulunduğu tahmin edilen buz tabakasına ulaşabilmesi için toprağı kazacak 2,34 metre uzunluğunda bir robot kolu bulunuyor. Uzay aracının gönderdiği fotoğraflar arasında bu robot kolun da görüntüleri bulunuyor.</p>
<p>Bu kola eklenen bir kamera ile bir sonda, toprağı ve bulduğu buzu inceleyecek Phoenix’in, Mars atmosferinde asılı su ve tozu lazerle ölçecek meteorolojik ölçüm araçları da bu misyon sırasında 3 ay süreyle hava durumunu gözleyecek.</p>
<p>NASA’nın düz ve kayalık olmayan bir araziye indirmeyi planladığı Phoenix, görevini sıfırın altında 73 ila sıfırın altında 33 santigrat derecede yapacak.</p>
<p>Mars atmosferine giriş hızını azaltmak için önceki uzay araçları gibi bir termik kalkan kullanacak ve hızını sonrasında saatte 210 kilometreye düşürmek için bir süpersonik paraşüt açacak uzay aracı, daha sonra üç ayağı üzerine yumuşak iniş yapmak için retro-füzelerini ateşleyecek.</p>
<p>Toplam 8 ay sürecek yolculuktan sonra Kızıl Gezegen’e ulaşması planlanan uzay aracı, NASA için Arizona Üniversitesinin Lockheed Martin şirketi, Jet Motorları Laboratuvarı ve Kanada Uzay Ajansıyla yaptığı işbirliğiyle üretildi.</p>
<p>Şu ana ve geçmişe ait olası yaşam belirtilerinin yanı sıra Mars’a yapılacak bir insanlı uçuş için gerekli ortamı inceleyecek Phoenix’in fırlatılmasını da içeren bu programın maliyetinin 400 milyon doları aşacağı tahmin ediliyor.</p>
<p>Uzay aracı, Alman bilim adamlarının, “NASA’nın 30 yıl önce Mars’a gönderdiği iki Viking uzay aracının Kızıl Gezegen’de mikro organizmaların varlığını keşfedebileceği, ancak bunları bilmeden öldürdüğü” yolundaki iddiaların incelenmesi açısından da bir şans olarak görülüyor.</p>
<p>Gezegenin yörüngesinde araştırma yapan Mars Odyssey aracı, 2002 yılında kuzey kutbunda buzulların bulunduğu bir bölge tespit etmişti.</p>
<p>Bilim adamları, Phoenix’in Kızıl Gezegen’in jeolojik tarihiyle ilgili önemli ipuçları elde etmesini bekliyor. Uzay aracının birinci hedefi buzun içinde mikropların yaşayıp yaşamadığını bulmak olacak.</p>
<p>Phoenix, NASA’nın düşük bütçeli uzun dönem sürdürülebilir uzay araştırmaları planının bir parçası. NASA, insanlı uzay üsleri kurmadan önce, karşılanabilir bütçelerle desteklenen araştırmalar yaparak, astronotları öncül araştırma yükünden kurtarmak istiyor.</p>
<p>Phoenix, daha önce 2001 yılında Mars Surveyor programının bir parçası olarak uzaya gidecekti, fakat bu program, Mars Polar Lander’ın 1999 yılında Mars yüzeyine çakılmasının ardından geçici olarak durdurulmuştu.</p>
<p>Polar Lander, Mars’ın güney kutbuna ineceği sırada motoru erken kapanmış ve araç dengesini yitirerek düşmüştü.</p>
<p>Phoenix, o günden beri NASA’nın uçak yapım işlerini yürüten Lockheed Martin’in deposunda bekletiliyordu.</p>
<p>Şu anki teknolojik koşullarla zor olan Mars’a uzay aracı gönderme işine kalkışan ABD, Rusya, Avrupa ve Japonya tarafından şimdiye dek fırlatılan 35 uzay aracının üçte ikisi başarısız oldu.</p>
<p><a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/444990.asp" target="_blank">NTV</a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bilim dünyası bunları düşünüyor]]></title>
<link>http://allahinayetleri.wordpress.com/?p=91</link>
<pubDate>Tue, 06 May 2008 13:11:50 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ali Aksoy</dc:creator>
<guid>http://allahinayetleri.tr.wordpress.com/2008/05/06/bilim-dunyasi-bunlari-dusunuyor/</guid>
<description><![CDATA[(Haber Alemi) İngiliz The Times gazetesi, bilim dünyasının hayat, evren ve gelecek hakkındaki e]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float:left;margin-left:6px;margin-right:6px;" src="http://allahinayetleri.files.wordpress.com/2008/05/bilim-dunyasi-bunlari-dusunuyor.jpg" alt="" width="250" height="190" />(<a href="http://www.haberalemi.net/haber_detay.php?haber_id=44058" target="_blank">Haber Alemi</a>) <span style="font-family:Verdana;">İngiliz The Times gazetesi, bilim dünyasının hayat, evren ve gelecek hakkındaki en temel sorularını kendi alanlarında en deneyimli uzmanlara sordu..</p>
<p><strong><span style="font-family:Verdana;">KANSER TEDAVİ EDİLEBİLECEK Mİ? </span></strong></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana;">Kanser hakkında 25 önce hayal bile edilemeyecek kadar geniş bir bilgiye sahibiz. Yeterli zaman ve yatırımla bilim adamları gelecekte kanserin sebebini bulup tedavi geliştirebilir. Önümüzdeki yüzyılda küçük bir kan testi ile birkaç dakikada kansere erken teşhis de koyulabilecek.<br />
<strong><span style="font-family:Verdana;">- Barts Kanser Merkezi Enstitüsü Prof. Fran Balkwill </span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family:Verdana;">SONSUZA KADAR YAŞAYABİLİR MİYİZ? </span></strong></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana;">Ölümsüzlük için umut, kök hücre teknolojisine bağlı. Son 10 yıl içinde inanılmaz gelişen teknoloji sayesinde kalp hastalıklarından kansere birçok hastalığa çözüm bulunacağı tahmin ediliyor. 50 yıl içinde doğacak olan bebeklerin ortalama 100 yıllık bir ömrü olacağı öngörülüyor .<br />
<strong><span style="font-family:Verdana;">- Londra King’s Koleji Kök Hücre Biyoloji Laboratuarı yöneticisi Dr. Stephen Minger </span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family:Verdana;">EVREN NASIL YOK OLACAK? </span></strong></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana;">13 milyar yıl önce meydana gelen “Büyük Patlama” dan sonra evren bugün hala genişlemeye devam ediyor. Birçok uzman evrenin nasıl oluştuğunu inceleyerek nasıl yok olacağını öngörmeye çalışıyor. Evrenin sonu için dört olasılık var: </span><!--more--><br />
<span style="font-family:Verdana;"><br />
1. Çekim kuvveti büyümeyi yavaşlatacak ve evren kendi içine doğru çökmeye başlayacak.</p>
<p>2. Evren genişlemeye devam ettikçe soğuyarak yok olacak.</p>
<p>3. Varlığı tam olarak anlaşılamayan bir enerji genişlemeyi hızlandırıp evrenin yırtılmasına neden olacak.</p>
<p>4. “Büyük patlama” bir önceki evrendeki dengelerin bozulmasıyla ortaya çıkmıştı, bu evrendeki dengelerde bozulursa yeni bir “büyük patlama” meydana gelebilir.<br />
<strong><span style="font-family:Verdana;">- James Webb Uzay Teleskopu üzerinde çalışan astronom Dr. Maggie Aderin </span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family:Verdana;">GENLERE BAKIP HASTALIKLARIMIZI ÖNGÖREBİLİR MİYİZ? </span></strong></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana;">Şimdiye kadar 100 kadar genin belli hastalıklara yatkınlığa işaret ettiği ortaya çıkarıldı. Gelecekte bu teknoloji sayesinde hangi hastalıklara yatkın olduğumuzu önceden öğrenip ona göre yaşamımızı şekillendireceğiz.<br />
- Oxford Üniversitesi genetik Prof. Peter Donnelly</p>
<p><strong><span style="font-family:Verdana;">BÜYÜK BİR SALGIN HASTALIK OLACAK MI? </span></strong></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana;">Sorunun cevabı evet... Özellikle kuş gribi gibi grip salgınları her 20-30 yılda bir ortaya çıkıyor. Salgının ortaya çıkması durumunda gerekli aşıyı geliştirmek için altı ay zaman gerekiyor.<br />
<strong><span style="font-family:Verdana;">- İngiliz Tıp Araştırma Konseyi Prof. Neil Ferguson </span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family:Verdana;">ROBOTLAR İNSAN ZEKASINA YAKLAŞACAK MI? </span></strong></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana;">Robotlar için yapay zeka geliştirmek oldukça zor bir süreç... Beş yıl içinde sesli komutları anlayabilecek robotlar üretilecek. Önümüzdeki yüzyılda ise robotlarla sanat, felsefe hakkında sohbet edilebilecek. Ancak robotların özellikle tarım alanında iş gücü olarak kullanılacağı tahmin ediliyor.<br />
<strong><span style="font-family:Verdana;">- West of England Üniversitesi robotik uzmanı Prof. Alan Winfield </span></strong><strong></p>
<p><strong><span style="font-family:Verdana;">UZAYLILAR VAR MI? </span></strong></strong></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana;">Araştırmalara göre evrende başka canlıların da bulunması büyük bir ihtimal ama onlarla asla karşılaşmayabiliriz. Evrende bol bulunan hidrojen ve oksijen canlıların yaşaması için gerekli suyu sağlıyor. Ancak diğer yıldızlar bize fazla uzak olduğu için onlar bizi bulana kadar evrende yalnızız.<br />
<strong><span style="font-family:Verdana;">- Open Üniversitesi gezegen bilimcisi Prof. Colin Pillinger</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal">
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bir zamanlar Venüs, Dünya gibiydi]]></title>
<link>http://allahinayetleri.wordpress.com/?p=71</link>
<pubDate>Fri, 02 May 2008 21:11:19 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ali Aksoy</dc:creator>
<guid>http://allahinayetleri.tr.wordpress.com/2008/05/02/bir-zamanlar-venus-dunya-gibiydi/</guid>
<description><![CDATA[(Bilim.org) Oxford Üniversitesi bilimadamları Nature dergisinde yayınladıkları makalede, Venüs]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft" style="float:left;margin-left:6px;margin-right:6px;" src="http://www.aliaksoy.net/wp-content/venus.jpg" alt="" hspace="6" width="300" height="294" align="left" />(<a href="http://www.bilim.org/?s=haber&#38;haberid=542" target="_blank">Bilim.org</a>) Oxford Üniversitesi bilimadamları Nature dergisinde yayınladıkları makalede, Venüs'ün bir zamanlar Dünya gibi yaşanır bir yer olduğuna dair kanıtlar elde ettiklerini açıkladılar.</strong></p>
<p><span style="font-family:arial,helvetica,sans-serif;">Bir Avrupa uzay aracından elde edilen bilgilere göre, Venüs gezegeni, Dünya'ya şimdiye kadar tahmin edilenden daha çok benziyor. Gezegenin milyonlarca yıl önce atmosfer ve yaşama elverişlilik açısından Dünya'nın bugünkü hali gözönünde bulundurulduğunda neredeyse "ikizi" olduğu söyleniyor. Fakat sera etkisi, atmosferik erozyon, solar radyasyon ve gezegen rotasyonunun yavaş olması sonucu Venüs'ün Dünya'dan daha farklı bir gelişim izlediği söyleniyor.</span></p>
<p><span style="font-family:arial,helvetica,sans-serif;">Bugün Venüs'te su bulunmuyor, ve sıcaklık kurşunu eritecek kadar yüksek. Gezegende sık sık tayfun şiddetinde rüzgarlara ve şimşeklere rastlanıyor.</span></p>
<p><span style="font-family:arial,helvetica,sans-serif;">Oxford Üniversitesi Fizik Bölümü'nden Prof. Fred Taylor, ulaştıkları yeni bilgilerin VIRTIS adlı bir spektrometre tarafından sağlandığını söyledi.</span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Mars'ta sıcak su kaynağı bulundu]]></title>
<link>http://allahinayetleri.wordpress.com/?p=45</link>
<pubDate>Wed, 30 Apr 2008 19:24:17 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ali Aksoy</dc:creator>
<guid>http://allahinayetleri.tr.wordpress.com/2008/04/30/marsta-sicak-su-kaynagi-bulundu/</guid>
<description><![CDATA[

(SonSayfa) Mars&#8217;ta sıcak su kaynağı bulundu
Mars&#8217;ta yaşamın izini süren bilimada]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="title"><img src="http://www.aliaksoy.net/wp-content/mars-su-hayat.jpg" alt="" width="450" height="300" align="top" /></p>
<p class="title">
<p class="title"><a href="http://www.sonsayfa.com/news_detail.php?id=71547&#38;uniq_id=1209822814" target="_blank">(SonSayfa)</a> Mars'ta sıcak su kaynağı bulundu</p>
<p>Mars'ta yaşamın izini süren bilimadamları, Kızıl Gezegen'in yörüngesinde iki yıldır dolaşan uzay aracı Mars Yörünge Kaşifi'nin gönderdiği son fotoğraflarda iki kurumuş sıcak su kaynağı saptadıklarına inanıyor.</p>
<p>Washington Post gazetesinin haberine göre, ilkel yaşamın ortaya çıkmasını sağlayabilecek koşullara sahip bu iki sıcak su kaynağından şu anda su akmıyor, ancak "kısa zaman" önce (10 milyonlarca yıl) buralarda, sıcak su baloncukları fokurduyordu.</p>
<p>Mars'a yapılacak uçuşlar için uygun iniş yerlerini inceleyen NASA'nın Johnson Uzay Merkezi'nden Carlton Allen, Kızıl Gezegen'de ilk kez Dünya'daki su kaynaklarına şekilleri ve ayrıntılarıyla benzer oluşumlar tespit ettiklerini belirtti.<!--more--></p>
<p>Allen, bu bulguların Mars yüzeyindeki su hikayesini tamamen farklı bağlama yerleştirdiğini kaydetti.</p>
<p>Allen ve meslektaşı Dorothy Oehler'in, fotoğraflarda "tepecik" olarak adlandırdıkları bu şekillerin Dünya'daki 50 bin sıcak su kaynağı gibi Mars'ta da yaygın olabileceğini belirterek, bundan böyle Mars'ta bu şekillerin aranmasına ayrı bir önem vereceklerini ifade etti.</p>
<p>Geçmişte bir petrol şirketinde jeolog olarak çalışan Oehler ve Allen, iki oval biçimli tepeciğin, Mars'ın ekvatorunda, 2 ile 4 milyar yaşındaki Vernal kraterinde yer aldığını belirterek, bunların yaklaşık 25 metre yüksekliğinde, 200 metre genişliğinde ve bunun iki veya üç katı uzunluğunda olduğunu kaydetti.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dünyanın ikizi bulundu]]></title>
<link>http://allahinayetleri.wordpress.com/?p=28</link>
<pubDate>Tue, 29 Apr 2008 18:26:05 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ali Aksoy</dc:creator>
<guid>http://allahinayetleri.tr.wordpress.com/2008/04/29/dunyanin-ikizi-bulundu/</guid>
<description><![CDATA[(İnternetHaber) Bilim dünyası şokta! Dünya&#8217;ya benzeyen bir gezegen keşfedildi.
Bilim dü]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-family:Verdana;"><img class="alignleft" style="float:left;margin:6px;" src="http://www.aliaksoy.net/wp-content/dunyanin_esi.jpg" alt="" hspace="6" vspace="6" width="250" height="190" align="left" /><a href="http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=112640&#38;uniq_id=1195146259" target="_blank">(İnternetHaber)</a> Bilim dünyası şokta! Dünya'ya benzeyen bir gezegen keşfedildi.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-family:Verdana;">Bilim dünyası şokta. Güneş sisteminin dışında, kendi güneşi etrafında dönen ve Dünya'ya benzeyen bir gezegen keşfedildi.</span></p>
<p>Dahi fizikçi Stephen Hawking geçtiğimiz yıl, “İnsanlık neslini sürdürmek istiyorsa çok yakında yeni gezegenleri kolonileştirmeli'' demişti. Amerikalı astronomlar dün bununla ilgili ilk adımı atmayı başardı ve güneş sistemi dışında ilk kez Dünya’ya ikizi kadar benzeyen bir gezegen keşfetti. 41 ışık yılı uzaklıkta bulunan 55 Cancri isimli yıldızın etrafında bulunan beş gezegenden dördü çok sıcak gazlardan oluşuyor. Ancak “55 Cancri F'' ismi verilen beşincisi güneşe göre pozisyonu ve yüzey ısısı ile dünyanın neredeye aynısı. Ki gezegenlerden son keşfedilen, Dünya’ya ikizi kadar benziyor.<!--more--><br />
<span style="font-family:Verdana;"><br />
<strong>Bir ‘yılı’ 260 gün sürüyor</strong><br />
18 yıllık bir araştırma sonucunda ortaya çıkartılan gezegen, dünyadan 45 kat daha büyük olmasına rağmen, kendi güneşine dünyanın güneşe olan uzaklığıyla aynı mesafede. Dünya güneş etrafındaki bir dönüşünü 365 günde tamamlarken 55 Cancri F için bu 260 gün sürüyor. Dünyadan bir kaç derece daha sıcak olduğu tahmin edilen gezegenin kendi içinde ya da kendi içinde ya da uydusunda su ve oksijen bulunma ihtimali çok yüksek olduğu belirtildi.</span></p>
<p>Güneş sistemi dışında başka bir sistemin keşfedilmesinin müthiş bir şey olduğuna işaret eden California Üniversitesi bilimadamlarından Geuff Marcy, “Böyle bir gezegenin varlığını öğrenmek beni havalara uçurdu'' diye konuştu. Araştırmacılar, yeni keşiflerin, gezegenlerle dolu bizimki gibi bir sürü güneş sistemi olabileceğini ortaya koyduğunu düşünüyor.</p>
<p><strong>Küçük bir uzaklık problemimiz var!</strong><br />
Bilim dünyasını heyecanlandıran Dünya’nın ikizine şu anki teknolojiyle gitmek hayal... Işığın 1 yılda katettiği mesafe olan ışıkyılı, 9.4 trilyon kilometreye karşılık geliyor. Bu gezegenin bize uzaklığı olan 41 ışık yılı ise 400 trilyon kilometreye denk geliyor. Yani ışık hızında giden bir uzay gemisi yapılmış olsa, bu gezegene ulaşmak tam 41 yıl sürecek. Mevcut uzay mekikleriyle yakıt sorunu aşıldığı taktirde bile 250 bin yıl sürüyor.</p>
<p><strong>18 YILLIK DEV ARAŞTIRMAYLA ORTAYA ÇIKARILDI</strong><br />
Yeni gezegen sistemi Californa’daki Lick gözlemevinde bulunan Shane teleskobu ile ve Hawaii’deki Keck rasathanesinde 18 yıldır yürütülen çalışmaların birleştirilmesiyle bulundu.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-family:Verdana;"> </span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Astronomlar uzayda esrarengiz bir ses dalgası buldu]]></title>
<link>http://allahinayetleri.wordpress.com/?p=18</link>
<pubDate>Tue, 29 Apr 2008 18:12:11 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ali Aksoy</dc:creator>
<guid>http://allahinayetleri.tr.wordpress.com/2008/04/29/astronomlar-uzayda-esrarengiz-bir-ses-dalgasi-buldu/</guid>
<description><![CDATA[(Haber3) ABD’li astronomlar, ünlü bilim adamı Carl Sagan’ın aynı adlı romanından sinemaya]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;" align="justify"><span style="font-family:Verdana;"><img class="alignleft" style="float:left;margin:6px;" src="http://www.aliaksoy.net/wp-content/uzaydan_ses_geldi.jpg" alt="" hspace="6" vspace="6" width="200" height="140" align="left" /><a href="http://www.haber3.com/haber.php?haber_id=286720" target="_blank">(Haber3)</a> ABD’li astronomlar, ünlü bilim adamı Carl Sagan’ın aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan "Contact" adlı filmini andıran bir durumla karşı karşıyalar. Astronomlar, uzaydan gelen böylesine güçlü radyo dalgalarıyla ilk kez karşılaştıklarını söylediler. Hürriyet Gazetesi Dış Haberler Servisi'nin haberine göre, bir "pulsar" (ritmik radyasyon sinyalleri yollayın nötron yıldızı) araştırması sırasında alınan radyo dalgalarının ölen "kara delik"lerle ilgili araştırmalarda önemli rol oynayabileceği bildirildi.</span><!--more--></p>
<p align="justify">
<p align="justify">Astronomlar, böyle bir durumla ilk kez karşı karşıya kalındığını belirttiler.</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Radyo dalgalarının çok kısa, fakat çok güçlü olduğunu, tahmini 3 milyar ışık yılı uzaklıktan geldiğini belirten Batı Virginia Üniversitesi astronomlarından Duncan Lorimer, "Bu dalga evrenin çok uzaklarından geliyor gibi. İki nötron yıldızın çarpışması ya da buharlaşan bir kara deliğin ölüm feryatları olabilir" dedi.</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Lorimer ve meslektaşlarının Avustralya’da Parkes telekobu ile yaptıkları taramalarda birdenbire beliriveren radyo dalgası, sadece 5 milisaniye sürdü. Avustralyalı astronom Matthew Bailes, "Bu dalga, tamamiyle yen bir astronomik olayı temsil ediyor" dedi. Batı Virginia Üniversitesi’nden Maura McLaughlin de, "Sanırım bu dalgalardan her gün çok sayıda meydana geliyor, ancak biz elimizdeki olanaklarla bunları tespit edemiyoruz" diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Mars’ta Yaşam Testi]]></title>
<link>http://allahinayetleri.wordpress.com/?p=15</link>
<pubDate>Tue, 29 Apr 2008 18:07:17 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ali Aksoy</dc:creator>
<guid>http://allahinayetleri.tr.wordpress.com/2008/04/29/mars%e2%80%99ta-yasam-testi/</guid>
<description><![CDATA[(TeknolojiHaber) Bilim insanları, Mars’ta yaşamın eskiden ya da şimdi var olup olmadığının]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-family:Verdana;"><a href="http://www.haberarsivi.com/haber.asp?id=11314" target="_blank">(TeknolojiHaber)</a> Bilim insanları, Mars’ta yaşamın eskiden ya da şimdi var olup olmadığının anlaşılması amacıyla “hamilelik testi”ne benzer bir teknolojiyle üretilen bir cihazı deniyorlar. <img class="alignright" style="float:right;margin:6px;" src="http://resim.haberarsivi.com/2007/9/11314.jpg" alt="" hspace="6" vspace="6" width="135" height="90" align="right" /></span></p>
<p>Life Marker Chip (LMC-Yaşam İşaret Yongası) adı verilen ve yaşamın “parmak izi” kabul edilen moleküler biyo-işaretlerin seviyesini tespit eden cihazın bir bölümü, ağırlıksız ve uzay radyasyonunun bulunduğu ortamda denenmek üzere Cuma günü Kazakistan’ın Baykonur Uzay Üssü’nden Dünya’nın yörüngesine gönderildi.</p>
<p>Yaklaşık 300 km irtifada bir uzay aracının içinde 12 gün süreyle denenecek LMC unsurları, Dünya’nın çevresini 180 kez dönecek.</p>
<p>Denemelerde, uzay aracındaki bir platform açılarak, bu bileşenleri radyasyona ve uzay ortamına tabi tutacak.</p>
<p>25 Eylül’de Dünya’ya dönecek bu parçalar, bu uzay seyahatinin etkileri analiz edilmek üzere laboratuvarda incelenecek.</p>
<p>Bilim insanları, LMC’nin Avrupa Uzay Ajansı’nın 2013’te Kızıl Gezegen’e gönderilmesi planlanan ExoMars robotuna yerleştirilmesini öngörüyorlar.<br />
<em>(NTVMSNBC)</em></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Evrenin akıllı yaratıkları sadece bizler miyiz?]]></title>
<link>http://allahinayetleri.wordpress.com/?p=13</link>
<pubDate>Tue, 29 Apr 2008 18:04:02 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ali Aksoy</dc:creator>
<guid>http://allahinayetleri.tr.wordpress.com/2008/04/29/evrenin-akilli-yaratiklari-sadece-bizler-miyiz/</guid>
<description><![CDATA[(Prof.Dr Cengiz Yalçın) Bilim ve teknolojinin gelişmesi evrenin yaradılışı ile ilgili,örneğ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:12pt;text-align:justify;"><span style="font-family:Verdana;"><a href="http://www.hurriyet.com.tr/teknoloji/6434131.asp?gid=198" target="_blank"><strong><img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/3302374_60x80.jpg" align="left" height="80" hspace="6" vspace="6" width="60" />(Prof.Dr Cengiz Yalçın)</strong></a> <strong>Bilim ve teknolojinin gelişmesi evrenin yaradılışı ile ilgili,örneğin büyük patlama gibi,modelleri tartışma konusu yapmıştır.Fizik kanunları zamanın ve uzayın başlangıcını bu olaya bağlar.Büyük patlamadan önce zaman ve uzay varmıdır?</strong></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-family:Verdana;">Sorusu her türlü spekülasyona açık metafizik bir problemdir. Zaman ve uzay gerçekten büyük patlama ile ortaya çıktı ise evren bu andan itibaren nasıl gelişmiştir sorusuna   fizik ve kozmoloji hiçbir şüpheye yer vermeyecek açıklamalar getirmiştir. Optik teleskoplarla başlayan uzayı inceleme radyo teleskopların keşfi ile evrenin karanlıklarından gelen sinyalleri yakalamaya ve yorumlamaya dönüşmüştür.Bu ise ortaya çok ilginç bir sorunun atılmasına neden olmuştur.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-family:Verdana;">Acaba evrende tek akıllı yaratık insan mıdır? Bizden başka akılı yaratıklar varmıdır? Onlar ile haberleşebilirmiyiz?UFO'ları gördüğünü ileri sürenlerin deneyimleri gerçekle ne kadar örtüşür?</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-family:Verdana;">Bilinen fiziksel koşullara rağmen yaşamın gezegenimizde nasıl meydana geldiği sorusu henüz daha yanıt bulamamıştır. Yaşam bizim kavrayamayacağımız formlarda oluşabilir. Evrenin derinliklerinde yaşamı oluşturan koşular iki güç sorunun yanıtlanması ile açıklığa kavuşabilir:</span><!--more--></p>
<p style="text-align:justify;"><strong><span style="font-family:Verdana;">1-Dünyadakine benzer koşulların kozmosta oluşma sıklığı ne kadardır?</span></strong><strong><span style="font-family:Verdana;"><br />
<strong><span style="font-family:Verdana;">2-Optimum yaşam koşulların sağlandığı ortamda canlıların ortaya çıkma şansı nedir?</span></strong></span></strong><span style="font-family:Verdana;"></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-family:Verdana;">Birinci sorunun yanıtı yaşama uygun gezegenlerde  canlılık oluşabilir. Ancak gezegende egemen olan  örneğin kütle-çekimi,sıcaklık, gibi fiziksel ve kimyasal şartlar canlılık için uygun olsa bile böyle bir gezegende canlılığın oluşma şansı nedir? Bu konuda biyoljistler arasında tam bir görüş birliği yoktur.1996 yılında bilim çevrelerini boşuna umutlandıran bir keşif yapıldı. Komşu gezegenden kaynaklı olduğu sanılan bir metoreoitte organik kökenli bir fosil bulundu. Fosilin bulunuşu canlılığın ancak gezegenimizdeki koşullara benzer koşullara sahip ortamlarda oluşacağı iddiasına şüphe düşürdü. Marsta gerçekten bir zamanlar canlılık ortaya çıkmış olsa bile en ilksel formda sürmüş olabilir ve çok kısa bir zaman içinde ortadan kalkmışa  benzer. Yerküre biyosferi  canlılığın oluşmasını sağlayan bir yapıya sahiptir. Ancak akıllı yaşamın nasıl oluştuğu gerçek bir problemdir. Bilim,canlılığın akıllı yaşama doğru evrimi doğa kanunlarının belirlediği süreçlere bağlar.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-family:Verdana;">Evrimi geri çevirip yeniden başlatmak mümkün olsa, hangi noktada duracağını veya yok olacağını  veya evrimini hangi doğrultuda sürdüreceğini kestirmek olanağı yoktur. Hiç şüphesiz tüm hayvanların gözleri,burunları olacaktır,evrim teorisyenleri çevre ile ilişki kuran bu organların o veya bu şekilde oluşmasının kaçınılmaz olduğunu ileri sürerler. Acaba evrimselleşme ile her zaman akıllı yaşama ulaşmak olasılığı varmıdır? Evrimsel biyoloji uzmanı Ernst Mayer'e göre  canlıların bir akla sahip olması evrimselleşmenin genel bir özelliği değildir.Canlıları akıllı olmaya götüren farklı bağımsız evrimsel yollar yoktur. Bu yokluğun çeşitli mantıksal nedenleri bulunabilir.Akıllı yaşam bir kere oluşmaya başladığında  ve belli bir eşik değeri aştığında biyosferi kontrol eder ve artık doğal seçim kuralları egemenliğini sürdürmede zorlanır. Şayet akıllı yaşam kendini ortadan kaldıracak eylemlerin içine girmez ise durum sürdürülür. Bir kere meydana gelmiş akıllı yaşamın yok olup  tekrar evrimselleşme şansı yoktur. Çok basit ilkel canlılık oluşsa bile bunun evrimselleşme ile akılı yaratıklar kadar uzanma şansının ne olduğu bilinemez. Belki de ilkel canlılar evrimselleşmenin belli bir aşamasında ortadan kalkabilirler. Akıllı yaratıkların oluşması,evrimselleşme sürecinde ard arda gelen ve çok nadir rastlantısal olayların bir sonucu olabilir. Büyük bir olasılıkla galaksimizde Dünyadan başka bir adreste akıllı yaratıklar evrimselleşmemişlerdir. Bu olasılıkları hiçbir neden gösterilmeden yadsımak bilimsel yaklaşıma inanmamak anlamına gelir.</span></p>
<p>Galaksimizde Güneşten  birkaç milyar sene daha yaşlı yıldızlar vardır. Eğer bu konumlarda canlılık ve evrimselleşme akıllı yaratıklar ile son bulduysa, bizler bu uzaylılardan şimdiye değin neden hiçbir sinyal alamadık? Bu gözlem canlılığın evrimselleşme sürecinde mutlaka akıllı yaratıklara sonlanmadığını veya sonlansa bile bunun çok ender bir evrimselleşme olduğunu  kanıtlar. Akıllı yaratıkların yani insan türü canlıların oluşmasının ender rastlanan bir olay olduğunun diğer bir kanıtı, Güneş sisteminin yaşı ile ilgilidir.Fizik kanununları ve astronomi gözlemleri Güneşin ömrünün yarısını idrak ettiğini gösterir. Buradan Güneş sistemi içinde yani yerküre de insan oluştuğuna oluştuğuna göre, akıllı yaratıklar en az güneşin hesap edilen yaşının yarısı kadar bir zaman içinde oluştuğu sonucu çıkar. Diğer taraftan akıllı bir yaşamla son bulan evrimselleşmenin hesap edilen zamanı ,güneşin hesap edilen  yaşından çok daha uzundur.Buna göre yerküre üzerinde, akıllı yaratıklarda son bulan bir evrimselleşmenin mümkün olmadığı görülür. Buradan çıkartılan sonuç, yıldızların yani diğer bir değişle enerji kaynaklarının fizik kanunlarına göre hesap edilen yaşları ile evrimselleşme süresi arasında bir ilişkinin olmadığıdır. Dünya üzerinde akıllı yaşamı oluşturan evrimselleşme  kısa sürmüştür.</p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-family:Verdana;">Bu nedenle  kozmik coğrafyada Dünya akıllı yaratıklara sahip olma özelliği ile çok nadir bir oluşumu temsil eder. Şayet evrenin derinliklerinde orada burada herhangi bir yerde akıllı yaşam meydana gelmiş ise haberimiz olurdu.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-family:Verdana;">Kozmik bir adreste akıllı yaşam olasılığını düşünmek bir hayal olduğu gibi bu adreste yaşayanların kendi varlıklarını bizlere bildirmek gibi bir projeleri de olmayabilir. Her iki olasılıkta %50 oranında gerçekle örtüşebilir.Hiç bir sinyal almayışımız onların var olmadıklarını kanıtlamaz. Pek çok gözlemevi ve uydulara yerleştirilen antenler, uzun bir süredir en ufak umut verici bir işaret olmamasına rağmen akıllı uzaylılardan gelecek sinyalleri duyabilmek için gece gündüz sabırla beklemektedirler. Uzayda canlılık varsa,mutlaka organik kökenli olması,yani karbon ve hidrojen atomlarından yapılmış olması gerekir.Bizler ancak öyle bir canlılığı tanımlamışızdır.</span></p>
<p>Böyle bir canlılık gerçekten Dünyamızdakine benzer bir evrim sürecinden geçerek akıllı yaşamı oluşturmuş ise var oluş sinyallerini radyo  frekansları ile yayarlar. Bu sinyaller evrenin derinliklerinde yayılırken onları sabırla bekleyen hassas teloskoplarımızın antenlerine düşerler.Radyo frekans aralığında en az enerji tüketerek yayınlanacak sinyallerin dalga boyları 18-21cm arasında değişir. 18 cm dalga boyu OH  iyonuna 21cm H atomunun yaydığı elektromanyetik dalgalara ,yani sinyallere tekabül eder. Bilindiği gibi OH iyonu ile H atomunun birlikteliği su molükülüdür. Şayet antenlere dalgaboyu bu aralıkta olan sinyaller düşerse yayının yapıldığı kozmik adreste su yani canlılığın ilk şartının oluştuğunu gösterir. Şayet 1,3,5,7,11.13,17,19,23,29 cm boyunda sinyaller,bunlar asal sayılardır, hiçbir şekilde doğal kaynaklı olamazlar, yani su veya diğer başka bir molekül bu dalga boylarında sinyal yayınlamaz. Bu ise sinyalin yayınladığı kozmik coğrafyada akıllı yaşamın  yani bilimsel ve teknolojik bir kültürün oluştuğunu kanıtlar. Yazılı ve görsel basında yer alan ve Hubble teleskopuna düşen ve suyun var olduğu sonucunu doğuran sinyalin hikayesi budur.Bu  UFO'ları görmekten veya gördüğünü iddia etmekten çok farklı bir olaydır.Fiziksel kanıtlara dayanır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-family:Verdana;"> </span></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Opportunity dev kraterde]]></title>
<link>http://allahinayetleri.wordpress.com/?p=9</link>
<pubDate>Tue, 29 Apr 2008 17:55:41 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ali Aksoy</dc:creator>
<guid>http://allahinayetleri.tr.wordpress.com/2008/04/29/opportunity-dev-kraterde/</guid>
<description><![CDATA[(İnternetHaber)Opportunity, Mars&#8217;ta dev Victoria Krateri&#8217;ne inerek yeni görevine başl]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-family:Verdana;"><a href="http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=104214" target="_blank"><img class="alignleft" style="float:left;margin:6px;" src="http://www.internethaber.com/images/news/6944.jpg" alt="" hspace="6" vspace="6" width="310" height="210" align="left" />(İnternetHaber)</a>Opportunity, Mars'ta dev Victoria Krateri'ne inerek yeni görevine başladı.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-family:Verdana;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-family:Verdana;">Mars'ta ikizi Spirit ile birlikte 2 aydan fazla süren toz fırtınalarını sağ salim atlatan Opportunity, dev Victoria Krateri'ne inerek büyük önem verilen yeni görevine başladı.</span></p>
<p>NASA'nın Mars robot projesi müdürü John Callas, kraterin içine 6 metre kadar girdiklerini ve açık renkli bir kaya katmanı olan ilk bilimsel hedeflerine doğru ilerlediklerini belirterek, "Bilim insanları bunun Mars'ın eski yüzeyine ait izler taşıdığına inanıyorlar. Bu bir tür arkeolojik kazı gibi olacak" dedi.</p>
<p>Kaya katmanının çok yakınında bulunan Opportunity'nin ayrıntılı bilimsel incelemelere hafta başında başlamasının beklendiğini belirten Callas, robotun bilimsel bulgulara göre burada incelemelere devam etme veya başka yere yönelmesine karar verileceğini kaydetti. Bilim insanları, yaklaşık 800 metre genişliğindeki bu kraterde ayrıca, Kızıl Gezegen'de başka yerlerde de görülen ve suyun varlığının kanıtı olduğu düşünülen yumrucuklardan bulmayı umut ediyorlar.</p>
<p>İkizi ile birlikte Mars'a 3 aylığına gönderilmesine karşın 43 ayı aşkın zamandır görevini sürdüren Opportunity'nin kraterin dibine kadar inemeyeceğini belirten NASA mühendisleri, kraterin köşesinden yaklaşık 100 metre uzakta kaygan kumdan oluşan bir tepenin bulunduğunu, bu noktadan öteye gitmenin tehlikeli olabileceğini kaydettiler.<!--more--></p>
<p>NASA yetkilileri kısa süre önce, uzun süredir devam eden toz ve kum fırtınasının şiddetini yitirmesi ve havanın açmasının ardından çıkan hafif rüzgarın ikiz robotların güneş panellerindeki tozları temizlediğini, bataryalarının tam güçle dolmasını sağladığını belirtmişlerdi. Yeri dolayısıyla toz fırtınalarından ikizi Opportunity kadar etkilenmeyen Spirit adlı diğer robot ise adına "Home Plate" (Yurt Düzlüğü) denilen ve lav ile su karışımı bir toprağın kanıtlarının yer aldığı kaya katmanından oluşan bölgede uzun süredir bulunuyor.</p>
<p><strong><span style="font-family:Verdana;">MARS'IN BUZ ÇAĞLARI</span></strong><strong><br />
</strong><br />
Öte yandan, astronomların yeni teorisine göre, Mars'taki son 5 milyon yılda meydana gelen 40 buz çağı, gezegenin daimi buz tabakasını ekvatora doğru iterek erimesine yol açtı. Hawaii Üniversitesi'nden Norbert Schörghofer, Mars'taki iklim değişikliğine gezegenin yörüngesindeki dönemsel iniş çıkışların neden olduğunu ve bunun gezegenin yüzeyine düşen güneş ışını miktarını değiştirdiğini belirtti.</p>
<p>Nature dergisinin bu haftaki sayısında da yayınlanan yeni teoriye göre, Mars'ın buzul çağlarında Güneş'in tam rolünü kavrayabilmek, Kızıl Gezegen hakkındaki birçok sorunun da yanıtlanmasını sağlayabilecek, ayrıca bilim insanlarına, yörüngesel değişikliklerden etkilenen Dünya'nın karmaşık iklim sistemlerin anlama konusunda da yardımcı olabilecek.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-family:Verdana;"> changeTarget(document.getElementById("news_content")) Kaynak:AA <!--[if gte vml 1]&#38;gt;                                                  &#38;lt; ![endif]--><!--[if !vml]--><!--[endif]--></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-family:Verdana;"> </span></p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
