<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>yunan &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://wordpress.com/tag/yunan/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "yunan"</description>
	<pubDate>Sat, 06 Sep 2008 02:07:17 +0000</pubDate>

	<generator>http://wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[(28.08.2008) Sporun Anatomisi - Ticaret, Siyaset ve Medyanın Spor ilişkisi]]></title>
<link>http://misawatruth.wordpress.com/?p=234</link>
<pubDate>Wed, 27 Aug 2008 22:01:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>misawatruth</dc:creator>
<guid>http://misawatruth.wordpress.com/?p=234</guid>
<description><![CDATA[Sporun Anatomisi
Ticaret, Siyaset ve Medyanın Spor ilişkisi
Spor´un ruhunda musabaka vardır. En ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align:center;"><strong>Sporun Anatomisi</strong></h2>
<h2 style="text-align:center;"><strong>Ticaret, Siyaset ve Medyanın Spor ilişkisi</strong></h2>
<p>Spor´un ruhunda musabaka vardır. En az iki kişi, kendilerini ispat etmek için, rekabet için birbirleriyle her hangi bir şekilde yaışırlar. Kazanan ya fiziksel bir ödül elde eder, yada kendini tatmin etme ödülüyle mükafatlandırılır.</p>
<p>M.Ö. 776´dan MS. 393´e kadar Eski Yunan´lar her dört sene meşhur Olimpiat oyunlarını sergilemişlerdir. Yunan dünyasının en iyi atletleri, daha doğrusu bunu ölçecek kurumlar doğal olarak olmadığı için, kendini en iyi zanneden atletler, Olimpiatlara katılmışlardır.</p>
<p><!--more--></p>
<p>Romalılar ise biraz daha vahşi bir spor anlayışına sahiptiler. Büyük arenalarda gladyatörleri dövüştürürlerdi. At arabası yarışlarıda sevilirdi. Bu musabakaları kazanan atletlerin namları tüm imparatorluğa yayılırdı.</p>
<p>Bunlar ve bunlara benzer spor oyunlarının her zaman farklı gelirleri vardı. Hedef, bazen imparatorluğun ismini yaymak, bazen şehre yeni insan kazanmak, bazende rakip milletleri korkutmaktı. Ama her zaman düzenleyenler için bir çıkarı olurdu.</p>
<p>Bu çıkar yüzyıllar geçtikçe büyümeye başlar. 19. Yüzyıla gelindiğinde artık büyük spor musabakaları yaygın bir şekilde büyük çıkarlara hizmet etmeye başlar. Endüstri devrimi ve özellikle 20. Yüzyılda spor musabakalarıda bir devrim geçirir. Artık spora sadece ticaret değil, siyasette el atar. Özellikle uluslararası musabakalar siyasetin göz bebeği haline gelir. Hitler ve komunist ülkeler Olimpiat oyunlarını kendi emelleri için kullanmaya başlarlar.</p>
<p>Spor sektörüne 20. Yüzyılın yarısında büyük bir pençe saplanır: Ticaret sektörü. Zaten her zaman var olan bu pençe, bundan sonra sporun ruhunu emmeye başlar. Her spor dalında milyonlarca doların saklı olduğu keşfedilir. Büyük şirketler, büyük paralar işin içine girer ve „spor“ yeniden devrim geçirir.</p>
<p>Fakat bu sefer sporun ruhuda değişir. Artık ticaret ve spor kanka olurlar. Et ve tırnak gibi olurlar. En büyük yarayı futbol yer. Futbol klübleri zenginler tarafından satın alınır, takımlara büyük paralar yatırılır, futbolcular milyonlar kazanır, maçlar özel kanallara satılır, ardından şifreli kanallar devreye girer. Sadece „parası“ olan maçı izler… Parası olan takımlar yükselir.</p>
<p>Almanya´nın birinci liginde oynayan Hoffenheim takımını misal olarak verebiliriz. 5000 nüfuslu bir köy takımı olan Hoffenheim Futbol Takımı´nı bir milyoner satın alır. Ardından dünyaca ünlü futbolcuları köy takımına transfer eder. Antreman sahasını lüks bir hale getirir. O kadar ki, köy takımı maçlarını başka bir şehrin stadında oynamaya başlar. Ve “mucize” gerçekleşir: Köy takımı Hoffenheim 1. Lige çıkar ve hatta ilk hafta birinci sıraya oturur. Şimdi sormak lazım: Hoffenheim futbol takımının Hoffenheim köyüyle ne irtibatı var? İsimden başka bir bağlantısı var mı?</p>
<p>Olayın başka bir boyutu daha ortaya çıkar: Ulus ve yabancılar. Daha önce herkes kendi milleti için yarışırken, artık yabancı akımı ve küreselleşen dünya sporuda değiştirir. Futbolda önce takım başı 3 yabancı, ardindan 5, daha sonrada neredeyse sınırsız yabancı taransferlerı mümkün olur.</p>
<p>Özellikle Amerika´da yaşayan siyah kesim için, yani Afro-Amerikan kesimi için, spor ve rap müziği yoksulluk ve sefillikten kurtulmak için bir kaçış yolu haline gelir. Basketbol´da siyaği oran oldukça fazladır. Fakat atletizmde´de aynısı geçerlidir. Acaba Olimpiatlarda altın madalyaları Amerika´ya mı yoksa Nijerya´ya mı vermek lazım?!</p>
<p>Evet spor değişti.. Sporun ruhuda değişti. Ama vahşiliği değişmedi…. Aslında halen vahşi dediğimiz roma gladyatörlüğü devam ediyor. Sadece şekil degiştirmiş. Vahşi olarak nitelendirdiğimiz insanların yaptıklarının aynısını bizlerde yapıyoruz. Fakat biz daha profesyonel yaptığımız için, vahşilik ön plana çıkmıyor. Bizlerde büyük stadlara binlerce insanı tıkıyoruz. Ve bu insanlar iki kişinin birbirini vahşice dövmesinden haz alıyorlar. Acaba bizim stadlarımızda televizyon kameraları, renkli tabelalar, şaşaalı görüntüler, sesli müzikler olduğu için, vahşilik algılanmıyor mu?</p>
<p>Sporcununda ruhu değişti. Onuda Medya Sektörü değiştirdi. 20 sene önce 25-26 yaşında profesyonel bir futbolcuya „genç“ denilirken, bugün „yaşı geçmiş“ deniliyor. Eğer bir futbolcu 17-18 yaşında profesyonel bir anlaşma yapmamış ise, işi zorlaşıyor demektir.</p>
<p>Atletler´de değişti. Eskiden senede bir kaç rekor kırılırken, artık 80den fazla rekor kırılıyor. Rekor kırabilmek için normal insan vücudunun sınırlarını aşmak gerekiyor. Çünkü insanın fiziği sınırlı. Belli bir kapasiteden sonrasını doğal şartlar ile yapabilmesi neredeyse imkansız. Yani doğa dışı imkanlara başvurulur. Sporcu aşırı rekabet hissine kapılır ve kendisinden beklenenleri yerine getirememe ihtimalinden dolayı piskolojik baskı yaşar. Sporcunun ruhu ölür… öldürülür… Bazı devletler radikal metodlar uygulamaya başlarlar. Mesela komunizm altında olan Çin, sporcuları çocuk yaşında ailelerinden alır ve spor kamplarına yerleştirir. Bu şekilde küçük çocuk iken sporcu olarak yetiştirilir. Bu şekilde insan bir robot haline getirilir.</p>
<p>Evet, spor hem iyidir, hem faydalıdır… velev ki ticaret, siyaset ve medya karışmamış ise.</p>
<p>Cemil Şahinöz</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Feministler Toplantisi Yapilmis Işte Sonuçlar]]></title>
<link>http://sonuclar.wordpress.com/?p=10</link>
<pubDate>Sun, 15 Jun 2008 05:03:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>kumrum</dc:creator>
<guid>http://sonuclar.wordpress.com/?p=10</guid>
<description><![CDATA[Avrupada bir kentte feministler toplantisi yapilmis her ülkeden
konusmacilar katilmis. Belirli kara]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupada bir kentte feministler toplantisi yapilmis her ülkeden<br />
konusmacilar katilmis. Belirli kararlar alindiktan sonra diger toplantida<br />
bulusmak için karar alinmis ve toplanti sona ermis.<br />
1999 yilinda feministler yinebir araya gelmisler.ve konusmacilar konusmaya baslamis1ar.</p>
<p>*Konusmaci Alman bayan baslamis anlatmaya :<br />
-Geçen sene aldigimiz kararlar neticesinde<br />
eve gittim kocama dedim ki :<br />
-Bundan sonra bulasiklari ben yikamiyorum al kendi bulasigini kendin yika dedim<br />
1.gün bisey görmedim<br />
2.gün bisey görmedim<br />
3. gün bi baktim hem benim bulasiklarimi yikiyor hemde kendi bulasiklarini yikiyor o günden beri çok mutluyuz. <!--more--></p>
<p>*2. konusmaci ingiliz bayan anlatmaya baslamis kararlarimizi aynen bende<br />
uyguladim eve gittigimde kocama dedim ki :<br />
-Bundan sonra çamasirlarini yikamiyorum kendi çamasirlarini kendin yikayacaksin.<br />
1. gün bisey görmedim<br />
2. gün bisey görmedim<br />
3. gün bi baktim hem benim çamasirlarimi yikiyor hemde kendi çamasirlarini yikiyor. O günden beri çok mutluyuz demis.</p>
<p>*3. konusmaci Türkiye den baslamis anlatmaya bende geçen sene aldigimiz kararlari aynen uyguladim<br />
o gün eve gittim kocama dedim ki :<br />
-Bundan sonra yemek yapmiyorum kendi yemegini kendin yapacaksin dedim<br />
1. gün bisey görmedim<br />
2. gün bisey görmedim<br />
3. gün sol gözüm biraz açilir gibi oldu görmeye basladim...</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yunandaki bir asker Milli ordu 1947   ]]></title>
<link>http://malatyam.wordpress.com/?p=922</link>
<pubDate>Sun, 04 May 2008 07:50:03 +0000</pubDate>
<dc:creator>bro44</dc:creator>
<guid>http://malatyam.wordpress.com/?p=922</guid>
<description><![CDATA[
 Weapon/s.45 Kutu dergiyle inç m1a1 thompson alt makineli tüfek
Araç gereç Hiç bir Göster
Ben]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.diggerhistory3.info/combat/images/022.jpg" alt="" width="500" height="800" /></p>
<p><!--more--><strong> Weapon/s</strong>.45 Kutu dergiyle inç m1a1 thompson alt makineli tüfek<br />
<strong>Araç gereç</strong> Hiç bir Göster<br />
<strong>Benzer</strong> Ingiliz Yunan ordu başlık rozet ingiliz sayı battledressle ordu bere (halhal pantalon ingiliz kazak ingiliz kanaviçe tozluk siyah Ayak bileği pamuk matkap gömleği tekmeler<br />
<strong>Not</strong> Yunan milli ordu kavga etti , komünist yunan demokratik orduya yol gösterdi bir 1949'a 1945'den iç savaş. Komünistler mağluptular</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Nanuy.com aka Yunan.Or.Id]]></title>
<link>http://nanuy.wordpress.com/?p=4</link>
<pubDate>Fri, 07 Mar 2008 12:55:45 +0000</pubDate>
<dc:creator>nanuy</dc:creator>
<guid>http://nanuy.wordpress.com/?p=4</guid>
<description><![CDATA[Hey hey hey&#8230;
This is my worpress.com blog , my existing blogs are Yunan.Or.Id and Nanuy.Com
Yo]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hey hey hey...</p>
<p>This is my worpress.com blog , my existing blogs are <a href="http://yunan.or.id" title="Yunan.Or.Id">Yunan.Or.Id</a> and <a href="http://nanuy.com" title="Nanuy.com">Nanuy.Com</a></p>
<p>You can find any article and information about many things there..</p>
<p>My weblogs invite you to visit</p>
<p>See you there guys...</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gökçen Hüseyin Efe]]></title>
<link>http://biyotarih.wordpress.com/?p=85</link>
<pubDate>Fri, 25 Jan 2008 00:25:46 +0000</pubDate>
<dc:creator>biyotarih</dc:creator>
<guid>http://biyotarih.wordpress.com/?p=85</guid>
<description><![CDATA[Gökçen Hüseyin Efe 1891 yılında Ödemişin Ayasurt(Türkönü) köyünde dünyaya geldi..Hali v]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight:bold;">Gökçen Hüseyin Efe 1891 yılında Ödemişin Ayasurt(Türkönü) köyünde dünyaya geldi..Hali vakti yerinde bilgili görgülü,varlıklı ve asil bir aileye mensuptu.Haksızlığa dayanamayıp isyan eden mert bir yapısı vardı 1911 yılına kadar Çakırcalı Efenin yanında Zeybeklik yaptı.Çakırcalının 1911 de ölümüyle bir müddet daha dağlarda efelik yapar.</span><span style="font-weight:bold;">1912 yılında İzmir de devlet görevlisi olan Celal Bayarın daveti üzerine dağdan inerek Ödemişin Kahrat Köyüne yerleşir. 15 Mayıs 1915 te Yunanlılar İzmiri işgal ederler.29 Mayıs da da Tireyi işgal ile efenin oturduğu köyü göz hapsine alırlar. Gökçen Efe bu işgale karşı bir savunma yolu ararken Karaçamur Köyünden Hacı Hüseyin Ağadan bir mektup alır.<br />
“Oğlum Gökçen, Eskiden Osmanlı hükümetine karşı zeybeklik ediyor, kahramanlık yaptım sanıyordun. Efelik yapacak zaman şimdiki zamandır.Bu işgal yüreğini acıtmıyor mu ? Haydi bakayım iş başına.Anlaşmak ve yapacağımız işleri görüşmek için bir yer göster. Seni çok göresim geldi. Şimdilik selam eder gözlerinden öperim.” Der. <!--more--></span><span style="font-weight:bold;">Gökçen Efe bu mektubu alınca 2 Temmuz 1919 günü Çobanköy yakınındaki Sarı Kahya çeşmesi denen yerde 2 ssat süren bir görüşme yaparlar.Aldıkları karara göre, Hepsi ailelerini ve davarlarını alıp karaçamur köyüne gidecekler toplanma ve idare yeri Emminin obası olacaktır.Kısa sürede yiğit delikanlılardan oluşan bir kuvvet kuracaklar işgale karşı koyacaklardır.</span><span style="font-weight:bold;">11 Temmuz 1919 da Gökçen Efe emrindeki kuvvetler Fata Köyündeki Yunan karakoluna baskın düzenleyerek yunanlıları imha ederek çok sayıda silah ve mühimmat elde etmişlerdir.</span><span style="font-weight:bold;"> </span></p>
<p align="center"><span style="font-weight:bold;"><img src="http://80.190.202.79/pic/e/endersert/gokcenefe.jpg" />  </span></p>
<p align="center"><span style="font-weight:bold;"><font color="#ff0000">(Gökçen Efe ve Kızı)</font></span></p>
<p><span style="font-weight:bold;">Gökçen Efe Aydın havalisinde mücadele eden Yörük Ali Efeye kızan göndererek işbirliği teklif eder. ancak gelen kızan Yörük Ali Efenin Aydını düşman işgalinden kurtardığı haberini getirir. Bundan cesaret alan Gökçen Efe de Tireyi işgalden kurtarmaya karar verir.Önce 300 kızanıyla birlikte 26 Ağustosta Üç yol baskınına katılır.Çok takdir ettiği neredeyse yaşıtı olan Yörük Ali Efe ile omuz omuza savaşır.Gökçen Efe Tireyi Yunandan geri almanın planlarını yaparken 13 Ekim 1919 da hastalanır. Bu durumu öğrenen Yunan kuvvetleri hücuma geçerler. Hasta yatağından çatışmayı idare eden Efe Çadırın basıldığını görünce 7-8 yunan askeri ile mücadeleye girer ve onları öldürür. Kendisi de yaralanır. Yaralı halde mevzi değiştirirken yaralı bir Yunan askeri tarafından arkadan vurularak şehit edilir. Henüz 28 yaşında iken şehit olan bu kahraman Efenin kızanları vasiyetini yerine getirip Tireyi İşgalden kurtarırlar.(Ayrıntılı bilgi isteyen ırkdaşlarım , Ziya HANHAN'ın "Gökçen Efe Destanı" kitabında bulabilirler )Adı dillerden düşmeyen ve hakkında kahramanlık destanları yazılan Efeye Efe Faniden bir mani ve Gökçen Efe türküsü .<br />
<span style="color:red;"><br />
ŞEHİT GÖKÇEN EFEM</span></span></p>
<p><span style="font-weight:bold;"><span style="color:red;"></span>Göcen dağı yaslı efem,<br />
Gümüş bıçak paslı efem,<br />
Beş bin efsun azdır diyor,<br />
Mor cepkeni süslü efem.Mahşer gibi dağlar efem,<br />
İbret alsın sağlar efem,<br />
Şehit olmak kısmet oldu,<br />
Zeybeklerin ağlar efem.Kırk katımız efsun efem,<br />
Dağlar taşlar efsun efem,<br />
Bizi seven bacılarım,<br />
Yasımızı tutsun efem.</span></p>
<p>Gökçen efem ,çakır efem,<br />
Sana yoldaş Bakır efem,<br />
Kahpe Yunan telef oldu,<br />
Zafer bizim şükür efem.Efe Fani yazar efem,<br />
Cephelerde gezer efem,<br />
Vatanıma göz dikenin,<br />
Mezarını kazar efem.</p>
<p><span style="color:blue;">GÖKÇEN EFE TÜRKÜSÜ- Ödemiş yöresi</span></p>
<p><span style="color:blue;"></span>Gökçen Efem iner gelir inişten<br />
Her yanları görünmüyor gümüşten<br />
Gökçen Efem şimdi gelir döğüştenGökçen Efem, efelerin efesi<br />
Altın gümüş para dolu kesesiGökçen Efem efelerin efesi<br />
Altın gümüş para dolu kesesi<br />
Bozdağı'ndan gelir onun gür sesiGökçen Efem, efelerin efesi<br />
Altın gümüş para dolu kesesiGökçen Efem inip gelir inişten<br />
Her yanları görünmüyor gümüşten<br />
Gökçen Efem şimdi gelir cümbüşten<br />
Gökçen Efem efelerin efesiGökçen Efem efelerin efesi<br />
Altın gümüş para dolu kesesi<br />
Bozdağ'dan gelir onun gür sesi<br />
Gökçen Efem efelerin efesi</p>
<p><a target="_blank" href="http://www.ozturkler.com" title="Kaynak"><strong>Kaynak</strong></a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye satıyor, onlar alıyor]]></title>
<link>http://ayfi.wordpress.com/2007/10/30/turkiye-satiyor-onlar-aliyor/</link>
<pubDate>Tue, 30 Oct 2007 15:42:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>Aybars</dc:creator>
<guid>http://ayfi.wordpress.com/2007/10/30/turkiye-satiyor-onlar-aliyor/</guid>
<description><![CDATA[turkiye-satiyor.doc

Türkiye satıyor, Yunanistan alıyor&#8230; Dış ticarette Türkiye Yunanista]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong><font size="6"><a href="http://ayfi.wordpress.com/files/2007/10/turkiye-satiyor.doc" title="turkiye-satiyor.doc">turkiye-satiyor.doc</a></font></strong></p>
<p><strong><font size="6"><br />
</font>Türkiye satıyor, Yunanistan alıyor... Dış ticarette Türkiye Yunanistan'a aldığından daha çok mal satıyor. İhracatı 1 milyar 112 milyon dolar, ithalatı ise 720 milyon dolar. Dış ticarette sürekli fazla veriyor. Şirket satışında da Türkiye önde. Türk şirketlerinin Yunanistan'da büyük ortaklıkları yok. Ancak Türkiye'de faaliyet gösteren 229 Yunan şirketinin birçoğu, önemli Türk şirketlerinin ortağı durumunda</strong></p>
<p> <!-- axeko022.jpg --><em><font size="2" color="#a50000">ESRA AKIN - MURAT ÖĞÜTÇEN</font></em></p>
<p>Atina'da mağaza açan İpekyol'un ve Mackha'nın sahibi Yalçın Ayaydın, The Mall'daki mağazalardan sonra Atina'nın en lüks semtlerinden biri olan Kolonaki'de mağaza açmayı planlıyor. Atina'dayken ülkenin en büyük çok katlı mağazalarından biri olan Attica'nın yöneticileriyle de anlaşan Ayaydın, İpekyol ve Mackha ürünlerinin 2007 İlkbahar-Yaz sezonu ürünlerini bu mağazalardaki 100 metrekarelik alanlarda satacak.<br />
Ayaydın, hedefinin 2010 yılında Yunanistan'da 10 mağaza açmak olduğunu söyledi.<br />
Açılışa katılan Türk heyeti arasında yer alan Kiğılı'nın sahibi Abdullah Kiğılı'da The Mall'da boş dükkanlara bakanlar arasında bulunuyor. Kiğılı, "Alışveriş merkezinin lokasyonu iyi olmamasına rağmen burada mağaza açmak istiyorum.</p>
<p><strong>'Ucuza satıyoruz'</strong><br />
Önemli olan satış değil, imaj. Bizim de bu lokasyonda bulunmamız gerekiyor" dedi. Kiğılı'dan aldığımız bir başka bilgi de Yunanlıların kebap tutkusunun Tike'den sonra Köşebaşı'nın da burada açılmasına yol açması. Köşebaşı Et Lokantası, çok yakında Yunanistan'a ilk şubesini açmaya hazırlanıyor.<br />
Yunanistan'ın tek alışveriş merkezi olan The Mall'da mağaza açan Türk firmalarının resmi açılışını geçtiğimiz günlerde yapan Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Avrupa Birliği'ne üyelik müzakere sürecinde Yunan Milli Bankası'nın Finansbank'ın yüzde 46'sına sahip olmasının siyaseti de yumuşatacağını belirterek, "Bir ülkeyle ticari ilişki artınca, siyasi sorunlar da azalıyor. Yunanistan'la ticaret hacmimiz 5 milyar dolara ulaşırsa, siyasi sorunlar da kalmaz" diye konuştu.<br />
Tüzmen, Yunanistan'a Türk markalarının çok uygun fiyata girdiğini söyleyerek, "Türkler'in 100 euro'ya sattığını Londra ve New York'ta 350 euro'ya ancak alabilirsiniz. Bence Yunanlılar acele etsin" dedi.</p>
<p><font size="4" color="#0a69c9"><strong>229 Yunan firması var</strong></font></p>
<p>Dış ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in verdiği bilgiye göre, Türkiye'de 229 Yunanistan firmasının yatırımı var. Buna karşılık Yunanistan'da yatırımı olan Türk firması sayısı ise sadece 10.<br />
Bu 10 firmanın dördü nakliyat firması (Hellas Toros, Tan Hellas, Ataklar ve Bora Nakliyat.) İstikbal Mobilya'nın üç mağazası var.<br />
Mavi Jeans, Koton, İpekyol ve İnci de mağaza açtı. The Mall Alışveriş Merkezi dışında Tike Restoran ve Güllüoğlu'nun birer şubesi var. Köşebaşı Et Lokantası da şube açacak.<br />
Finansbank'tan önce İddaa ortaklığı ile önemli bir yatırım yapan Yunan firması Intralot Milli Piyango ile ayrıca birçok Yunanistan bankası da Türk bankaları ile ilgileniyor.<br />
Geçen yıl Türkiye'ye toplam 28 milyon dolarlık Yunan sermayesi gelmiş.</p>
<p> <font size="4" color="#0a69c9"><strong>'Enka-Aktor ortaklığı örnek'</strong></font></p>
<p>Türk-Yunan İş Konseyi Başkanı Selim Egeli, iki ülke arasındaki ilişkilere artık iş adamlarının damga vuracağını söyledi. Egeli, 2006 yılında 2 milyar dolarlık iş hacminin, 3 yıl içerisinde 5 milyar doları geçeceğini ifade etti.<br />
Egeli sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Türkiye, Yunanistan'ı Avrupa'ya ve dünyaya açılmak için bir üs olarak görüyor. Bizim bilmediğimiz pek çok Yunanlı KOBİ, özellikle son birkaç yıl içerisinde Ayvalık ve Edremit'e gelerek, tekstil, madencilik ve ambalaj sanayine ortak olmaya başladı. Finans sektöründeki ortaklığı bir yana koyarsak, iki ülke şirketleri yurtdışında birlikte iş yapmaya başladılar. Bunun en somut örneğini, Enka İnşaat'ın, Yunan Aktor firmasıyla 20 milyar dolarlık yatırımla Oman'da 15 yılda tamamlanması öngörülen 'Blue City' projesinde gördük."<br />
TÜSİAD International Başkanı Aldo Kaslowski, Yunanistan'ın ulusal bankasının Finansbank'ın hisselerinin yüzde 46'sını almasının, Yunanistan'ın ilerde daha büyük yatırım yapacağının göstergesi olduğunu söylüyor.</p>
<p><font size="4" color="#0a69c9"><strong>Karşılıklı ticaret hızla artıyor</strong></font></p>
<p>Türkiye ile Yunanistan arasındaki ticaret hacmi, son dört yıldır hızla artıyor. Türkiye'nin 2001 yılında yaşamış olduğu ekonomik kriz sonrasında iki ülke arasında gerileme gösteren ticaret rakamları, 2002 yılından sonra tekrar artarak 900 milyon dolara ulaştı.<br />
Son 10 yılın rakamlarına göre Türkiye, Yunanistan ile ticaretinde sürekli fazla veriyor. Bu fazla, bazı yıllarda yüzde 100'e varabiliyor. 2005 yılında Türkiye, Yunanistan'a 1 milyar 112 milyon dolarlık ihracat yapmış. İthalatı ise 720.7 milyon dolar olmuş.<br />
Türkiye'nin Yunanistan'la olan ticaretinde otomotiv yan sanayi ürünleri ve demir-çelik yer tutuyor.<br />
İkili ticarette son dönemlerde perakende ve turizmin ağırlığı giderek hissediliyor.</p>
<p><font size="4" color="#0a69c9"><strong>13 Nisan'da toplanıyorlar</strong></font></p>
<p>Türk-Yunan İş Konseyi Ortak Toplantısı 13 Nisan 2006'da İstanbul'da yapılacak. The Marmara Oteli'ndeki toplantıya dış ticaret ile ilgili Yunanlı bakanın da katılması bekleniyor. Toplantıya katılması beklenen isimler ise şöyle:<br />
Türk - Yunan İş Konseyi Başkanı Selim Egeli, Yunan - Türk İş Konseyi Başkanı Panagiotis Koutsikos, Adana Sanayi Odası Başkanı Ümit Özgümüş, Türk - Yunan İş Konseyi Onursal Başkanı Şarık Tara, Yunan Yatırım Merkezi Başkanı Ioannis Anastasopoulos, Ekonomi Bakan Yardımcısı Antonios Bezas.</p>
<p><font size="4" color="#0a69c9"><strong>Genelkurmay: Görüşmedik</strong></font></p>
<p>Genelkurmay Başkanlığı, Finansbank'ın belli oranda satışına ilişkin olarak vize verildiğine dair yayınlanan haberin doğru olmadığını bildirdi.<br />
Genelkurmay Başkanlığı'nın web sitesinde yer alan basın açıklamasında, bugün bir gazetede bir bankanın belli oranda satışına ilişkin olarak Genelkurmay Başkanlığı'ndan vize verildiğine dair bir haber yayınlandığı anımsatıldı. Açıklamada, "Haber yalandır. Böyle bir görüşme olmamıştır. Ayrıca, Genelkurmay Başkanlığı'nın bankaların satışı ile ilgili olarak mevcut yasal düzenlemelerden kaynaklanan herhangi bir sorumluluğu da bulunmamaktadır" denildi.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kilise, Finansbank'a Ortak Oldu(!) ]]></title>
<link>http://ayfi.wordpress.com/2007/10/30/kilise-finansbanka-ortak-oldu/</link>
<pubDate>Tue, 30 Oct 2007 15:05:49 +0000</pubDate>
<dc:creator>Aybars</dc:creator>
<guid>http://ayfi.wordpress.com/2007/10/30/kilise-finansbanka-ortak-oldu/</guid>
<description><![CDATA[

Kilise, Finansbank&#8217;a Ortak Oldu(!)


06.04.2006 14:14


Hüsnü Özyeğin&#8217;in sahibi ol]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<table border="0" width="100%" cellPadding="0" cellSpacing="0">
<tr>
<td align="center" class="haberbaslik">Kilise, Finansbank'a Ortak Oldu(!)</td>
</tr>
<tr>
<td colSpan="2" align="right" class="red_text">06.04.2006 14:14</td>
</tr>
<tr>
<td class="mansetozet">Hüsnü Özyeğin'in sahibi olduğu Finansbank'ın yüzde 46 hissesini satın alan National Bank of Greece'in en önemli hissedarı Yunan Ortadoks Kilisesi'nin olduğu ortaya çıktı..</td>
</tr>
<tr>
<td align="left" class="small_text"><strong>Finansbank'ın yeni ortağı Yunan NBG'nin hissedarları arasında, ülkede önemli bir ekonomik güç olan Yunan Ortodoks Kilisesi de bulunuyor. Bankanın bağımsız Yönetim Kurulu üyeleri arasında kiliseden de iki isim var.</strong></p>
<p>Hüsnü Özyeğin'in sahibi olduğu Finansbank'ın yüzde 46 hissesini alarak yeni ortağı olan National Bank of Greece'in (NBG), iki ülke arasındaki ekonomik işbirliğini farklı boyutlara da taşıyor.<br />
Bankanın hissedarları arasında Yunan Ortodoks Kilisesi'nin de bulunması bunun bir örneği. 2004 sonu itibariyle NBG'de 265 bin 729 hisseye sahip olan Yunan Ortodoks Kilisesi'nin bankadaki yatırımları toplamının 10 milyon euroyu bulduğu tahmin ediliyor.</p>
<p>Finansbank ortaklığı aracılığıyla Yunan kilisesi ilk kez Türkiye finans sektörüne de adım atmış oldu. Ortodoks Kilisesi, Yunanistan'ın en eski bankası olan NBG'de uzun zamandır hisse sahibi. Bankanın bağımsız Yönetim Kurulu üyeleri arasında ise kiliseden iki isim yer alıyor. Bunlar özellikle Atina'da ibadete açık bir cami olması için bastıran Yanya Metropoliti Theoklitos ve kilisenin Mali İşler Müdürü olarak görev yapan Kostas Pilarinos.</p>
<p>Kilise, bugün Yunanistan'da en çok taşınmaz ve yatırım aracına sahip kurum olarak biliniyor. Yunan halkının yüzde 95 ila 98'i kilise üyesi. Cemaatin yaptığı bağışlar ve Osmanlı döneminden kalan fermanlara kayıtlı taşınmazlar, kiliseyi önemli bir ekonomik güç haline getirmiş durumda. Her türlü vergiden ve mali denetimden muaf tutulan kilisenin elinde tam olarak ne kadar bir mali güç tuttuğu ise bilinmiyor.</p>
<p>Geçen yıl ocak ayında birbiri ardına patlayan yolsuzluk skandallarının ardından kilisenin mali gücünün sınırlanması gerektiği tartışılmaya başlanmıştı. Yunan Ortodoks Kilisesi, şu anda iktidarda olan Kostas Karamanlis'in Yeni Demokrasi Partisi'nin de en büyük destekçilerinin başında geliyor.</p>
<p><strong>KOSTAS PILARINOS: KİLİSENİN MALİYESİNDEN SORUMLU</strong></p>
<p>İkinci üye Kostas Pilarinos ise Yunan Ortodoks Kilisesi'nin her türlü mali ve teknik işlerini yürütmekten sorumlu isim. NBG'nin Yönetim Kurulu'na 2004 yılı nisan ayında üye olan Pilarinos'un 2007'ye kadar bu görevini sürdürmesi söz konusu.</p>
<p>1934 doğumlu Pilarinos'un siyasi bir kariyeri de var. Şu an Yunanistan'da iktidarda bulunan Yeni Demokrasi Partisi'nin eski milletvekillerinden olan Pilarinos, 60'lı ve 70'li yıllarda cunta yönetimine karşı mücadele etmiş bir aktivist. 1974-79 yılları arasında Sanayi, Enerji ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı olarak görev yapan Pilarinos, Basın ve Enformasyon Bakanlığı'nda da aynı pozisyonu üstlendi. 1989'da Yeni Demokrasi Partisi'nin sözcüsü olan politikacı, 1993'te de meclise girmişti. Birçok sivil toplum kuruluşunda da görev alan Pilarinos yunan İş Bilimi Odası'nın da kurucu üyelerinden.</p>
<p><strong>METROPOLIT THEOKLITOS: ATİNA'YA CAMİYİ SAVUNUYOR</strong></p>
<p>Theoklitos'un NBG'nin yönetim kurulunda yer almasının önemli sebebi Yanya'nın kilisenin en çok mal varlığının bulunduğu bölge olması. Bölgedeki en yetkili din adamı olan Theoklitos geçen yıl Belediye Başkanı ile kilisenin taşınmazlarının belediyenin kontrolüne geçirilmesine karşı çıktığı için büyük bir tartışma da yaşamıştı. 1930 doğumlu Theoklitos, NBG'nin yürütme kurulu üyeliğine 1994 yılı haziran ayında getirilmişti. Metropolitin bu görevdeki süresi 2007 yılında dolacak. Theoklitos, Yunan Ortodoks kilisesi Başpiskoposu olmak için de aday olmuş ancak bu ünvanı rakibi Hristodulos'a kaptırmıştı. Hristodulos'un polislerin kimlik kartlarında din hanesinin yer almasını istemesine karşı çıkan din adamı, kısa süre önce isteyenlerin öldükten sonra yakılabileceğini söyleyerek yine medyanın gündemine gelmişti. Theoklitos, Atina'da ibadete açık bir cami alması için yürütülen kampanyaya da destek veriyor.</td>
</tr>
</table>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[YUNANİSTANI KURTARAN GEMİ]]></title>
<link>http://ayfi.wordpress.com/2007/10/30/yunanistani-kurtaran-gemi/</link>
<pubDate>Tue, 30 Oct 2007 09:01:19 +0000</pubDate>
<dc:creator>Aybars</dc:creator>
<guid>http://ayfi.wordpress.com/2007/10/30/yunanistani-kurtaran-gemi/</guid>
<description><![CDATA[yunanistan_kurtulus_gemisi.doc
]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ayfi.wordpress.com/files/2007/10/yunanistan_kurtulus_gemisi.doc" title="yunanistan_kurtulus_gemisi.doc">yunanistan_kurtulus_gemisi.doc</a></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[6 Eylül 1955 olayları]]></title>
<link>http://ayfi.wordpress.com/2007/10/09/6-eylul-1955-olaylari/</link>
<pubDate>Tue, 09 Oct 2007 10:45:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>Aybars</dc:creator>
<guid>http://ayfi.wordpress.com/2007/10/09/6-eylul-1955-olaylari/</guid>
<description><![CDATA[ “6 Eylül 1955 Olaylarına 50. Yılda yeni bakış
Hangi Derin Devlet?”
Nüzhet Kandemir 
6 E]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong><font face="Times New Roman"><span> </span>“6 Eylül 1955 Olaylarına 50. Yılda <em>yeni bakış</em></font></strong></p>
<p align="center" style="text-align:center;margin:0;" class="MsoNormal"><strong><font face="Times New Roman">Hangi Derin<em> </em>Devlet?”</font></strong></p>
<p><strong><font face="Times New Roman">Nüzhet Kandemir</font></strong><span style="font-size:8pt;"><font face="Times New Roman"> </font></span></p>
<p style="text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">6 Eylül 1955 günü İstanbul’da </font><a name="_ftnref1" href="http://null/#_ftn1"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[1]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman"> yaşanan bir dizi olay (nümayiş-yürüyüşler – tahrip – talan);<span>  </span>aynı gün saat 24:00’de askerin gelme-siyle kontrol altına alınmış, mağdurlara bir miktar tazminat ödenmiş, İzmir’de Yunanistan Konsolosluğu’nun bayrağının Ulaştırma Bakanı Muammer Çavuşoğlu tarafından göndere çekilmesi gibi bir jest ile Yunanistan’dan da özür dilenerek gerek İstanbul’da Rumlarla Türkler arasında gerekse Ankara ile Atina arasında derin yaralar bırakmadan, tarihin derinliklerine bırakılmıştı. </font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">1957 seçimlerinde İstanbullu Rumların hemen hemen tamamı<span>  </span>oylarını DP’ye vermişler ve DP listesinden iki Rum milletvekili<span>  </span>TBMM’ne girmişti. </font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">1959 yılında Menderes-Karamanlis arasında Zürih’te imzalanan ant-laşma sonunda Kıbrıs’ta barış sağlanmış ve Kıbrıs Cumhuriyeti kurul-muştu.</font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Yunanistan – Türkiye ilişkilerinin ulaştığı doruk, Yunan Başbakanı Karamanlis ile Dışişleri Bakan Averoff’un<span>  </span>7-12 Mayıs 1959 günlerin-de Ankara ve İstanbul’a yaptığı ziyaret olmuştu. İki ülke artık tam anlamı ile dost ve müttefik idiler. Averoff bu hususu “Cyprus – Lost Opportunities” başlıklı kitabında çok açık bir şekilde ve önemle vur- gulamıştır. </font><a name="_ftnref2" href="http://null/#_ftn2"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[2]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">27 Mayıs’tan 8 gün sonra, 4 Haziran 1960 günü, Demokrat Parti’den 1957 yılında istifa etmiş olan Fuat Köprülü, <em>durupdururken,</em> İstanbullu Rumların ve Yunanistan’ın hiçbir iddia veya talebi yok iken, Kurban Bayramı arifesinde Yeni Sabah Gazetesi’ne bir demeç vermiştir:</font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><strong>“Hadiseler, Fatin Rüştü Zorlu’nun ilhamı ile Menderes ve Gedik tarafından tertiplenmiştir” </strong><em><span> </span></em><span>  </span></font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">5 Haziran 1960 Bayramın birinci günü idi. Yeni Sabah’da manşetten verilen bu ihbar haberi, 27 Mayıs ortamında bayram boyunca, ülkeyi heyecanlandırmış ve yeni yönetimi telaşlandırmıştı. Bayram’dan son-ra ilk işgünü, 9 Haziran, 6 Eylül Olayları </font><a name="_ftnref3" href="http://null/#_ftn3"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[3]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman"> Türkiye’nin gündemine,<span>  </span>bir daha çıkmamak üzere girmiştir. O telaş içinde yeni yönetim Yüksek Soruşturma Kurulu’na alelacele bir dava dosyası hazırlatmış ve 19 Ekim 1960 günü Yassıada’da düzmece 6/7 Eylül Davasının duruşmaları başlamıştır.</font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Yassıada’daki Yüksek Adalet Divanı, bir hukuk <em>kiri </em>olan bu davayı 5 Ocak 1961 günü Karar’a bağlamıştır: Zorlu ve Menderes Olayları tertiplemek suçundan mahkum olmuşlardır. Bir gün sonra açılan Kurucu Meclis’e 6 Eylül 1955 tarihinde Demokrat Parti İstanbul İl<span>  </span>Başkanı olan Dr Oran Köprülü, Devlet Başkanı Orgeneral Cemal Gürsel’in kontenjanından üye olarak girmiştir. <strong>Kaderin bir şakası ?</strong> </font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">6 Eylül 1955 günü İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Necdet Uğur daha sonra CHP milletvekili ve bakanı olmuştur. </font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Ben, 6 Eylül Olayları ile Bağlam Yayıncılık’ın konu ile ilgili bir kitabı </font><a name="_ftnref4" href="http://null/#_ftn4"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[4]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman"> nedeni ile ilgilendim ve üç buçuk yıl süren bir çalışma sonunda 440 sayfalık bir kitap yazdım.<span>  </span>Bağlam Yayıncılık benim kitabımı da yayımladı: “6 Eylül 1955 – Yassıada 6/7 Eylül<span>  </span>Davası”</font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Bu kitap üzerinde çalışırken çok sayıda kişi </font><a name="_ftnref5" href="http://null/#_ftn5"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[5]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman"> ile söyleşi yapmış, özellikle 1955 yılında Milli Emniyet’in İstanbul temsilcisi Fuat Doğu Paşa ve Selanik’teki bombayı patlattığı iddia edilen Hasan Uçar’ı azmettirmekle, Yunan makamlarınca, suçlanan </font><a name="_ftnref6" href="http://null/#_ftn6"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[6]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman"><span>  </span>Sn Oktay Engin ile görüştüm. Onlardan olayları Milli Emniyet’in tertiplemediğine ve bombayı bir Türk’ün patlatmadığına ilişkin güvence aldıktan sonra uzun süren araştırmalarıma başladım. Kitap bittiğinde vardığım sonuç, merhum Necdet Uğur’un bana gönderdiği iki sayfalık mektupta açıkça belirttiği gibi; olaylar spontane başlamış ve kontrol dışına çıkmıştır.<span>  </span></font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">“Kontrol dışı” süreç tam dört saat idi: 20:00’den 24:00’a kadar. Bu dört saat içinde 4 214 dükkan ve 1 004 ev </font><a name="_ftnref7" href="http://null/#_ftn7"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[7]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman"> tahrip, kısmen talan, edilmişti. Bu dükkan ve evlerin tümü Rumlara, hatta gayrimüslimlere ait değildi. O tarihte İstanbul’da yaşayan 90 bin Rum, 50 bin Ermeni<span>  </span>ve yaklaşık 20-30 bin Yahudinin toplam en az 50 bin evi vardı. Dolayısı ile tahrip olan 1 004 ev, gayrimüslimlerin evlerinin yaklaşık % 2’sine tekabül ediyordu.</font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">2005 yılında Rıdvan Akar adında araştırmacı-gazeteci ve de tarihçi </font><a name="_ftnref8" href="http://null/#_ftn8"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[8]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman"> bir tv belgesel yapımcısı, 6 Eylül günü Rumların evlerinin % 80’inin tahrip olduğunu iddia etmiştir. </font><a name="_ftnref9" href="http://null/#_ftn9"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[9]</span></span></span></span></a></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">İşte, ellinci yılda (2005) olaylara yeniden bakmak gereğini Rıdvan Akar’ın bu iddiası nedeniyle duydum ve işe merhum Mahmut Dikerdem’in anıları ile<span>  </span>Fatin Rüştü Zorlu’nun Yassıada savunmala-rını ve elimde var olan diğer belgeleri kronolojik bir tabloya oturtmakla başladım. </font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Bu arada Tarih Vakfı’nın (bence skandal) kitabı yayımlanmıştı: “6/7 Eylül Olayları” </font><a name="_ftnref10" href="http://null/#_ftn10"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[10]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman">. Bu kitapta benim 1995 kitabıma 7 kez gönderme yapılmış ve kitabımdan iki kez alıntı yapılmıştı. Şöyle ki; kitabımın sayfa numaraları verilerek yapılan alıntılar, çok büyük oranda kısaltılmış </font><a name="_ftnref11" href="http://null/#_ftn11"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[11]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman"> ama daha da önemlisi metin değiştirilmişti. Tarih Vakfı ile Dr Güven aleyhinde dava açtım !</font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Rıdvan Akar ile Radikal Gazetesi’ni Basın Konseyi’ne şikayet ettim. Konsey, şikayetimi reddetti. İtiraz ettim. Bekliyorum.</font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">5-10 Eylül 2005 günleri medyamızda çok sayıda 6/7 Eylül yazısı yayımlandı. Bunlardan <em>rasgele </em>on ikisini mercek altına aldım ve ortaya ilginç bir koro çıktı: 12 Dev Adam.<span>  </span>Kitapta 12 dev Adam’ın yazılarından uzun alıntılar ile yorumlarıma yer verdim. Kitabın cd’sinde 12 Dev Adam’ın yazılarının tamamını (internetten) verdim. </font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Bu ikinci kitabı yayımlamaya karar verdikten sonra, 1998 yılında açıklanan bir Yüce Divan Kararı’nı yeniden ve dikkatle okudum. Karar,<span>  </span>T.C. Anayasa Mahkemesi’nin bir kararı idi. Arkadaşım Sevin Zorlu’nun lütfettiği vekaletname ile Anayasa Mahkemesi nezdinde açtığımız İade-i Muhakeme Davası’nın Red Kararı idi ! Nedense hep<span>  </span>reddediliyorum. Kararı imzalayanlar arasında bugünkü Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet Necdet Sezer de varmış. </font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Benim kitap 1995 yılında yayımlandıktan birkaç gün sonra, 7 Ağustos 1995’de bir Amerikan Senatörü, D’Amato,<span>  </span>ABD senatosuna bir önerge vermiş ve 6 Eylül Olayları’nın “nümayiş-tahrip-talan” değil “pogrom” olduğunu ileri sürmüş ve ABD Senatosu’na bu iddiasını kabul ettirmişti. Pogrom, Sovyet öncesi Rusya’da hükümetin güvenlik kuvvetlerini kullanarak azınlıklara karşı giriştiği kitlesel katliamın adıdır. 6 Eylül’de tek bir “katil” vakası yoktu.</font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">İşte Anayasa Mahkemesi’ne, alnımıza haksız ve insafsızca sürülen bu lekeyi silmek için gitmiştik. Meramımızı herhalde anlatamadık ki,<span>  </span>Anayasa Mahkemesi kıytırık bir neden ile, davamızı reddetti.</font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına itiraz edilemediği için 2005 yılını beklemeye,<span>  </span>olayların 50inci yılında, televizyon kanallarımızdan birinde Yassıada Mahkemesi’nin yeniden sahneletmeyi düşünmüştüm.<span>  </span>Amacım önce Yassıada Kararı’nı (bir halk jürisi kararı ile) iptal ettirmek daha sonra da, Yassıada Davası’nın Kararı’nı tanık belge olan gösteren D’Amato ile hesaplaşmaktı.</font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Evdeki hesap televizyon kanallarımızın reyting hesaplarına uymadı. Yazılı başvurularıma CEVAP BİLE VERMEDİLER: Başkent TV, ATV ve Kanaltürk. Yine meramımı anlatamadım diye düşündüm.</font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">23 Ağustos 2005 günü bir kanser ameliyatı geçirdim. Hayata değil<span>  </span>ama Anayasa Mahkemesi’ne de Türk Medyası’na, Tarih Vakfı’na <em>küstüm. </em>Ancak 12 Dev Adam’ın yazdıklarını okuduktan sonra duygusallığı bırakıp Zorlu-Menderes’in kişiliğinde Türk Milleti’ne yapılan haksızlığın hesabı sormaya karar verdim: Hangi Derin<span>  </span>Devlet? </font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Ortaya 136 sayfalık bir kitap ile yüzlerce sayfa eklerden-belgelerden<span>  </span>ve 1955 yılında Genelkurmay Seferberlik Tetkik Kurulu’nda (Özel Harp Dairesi) görev yapan Albay İsmail Tansu ile yapılan söyleşiden oluşan yoğun disk (CD) çıktı. Büyükelçi Nüzhet Kandemir </font><a name="_ftnref12" href="http://null/#_ftn12"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[12]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman"> bir Önsöz lütfetti ve 6 Eylül’de derin devletin öyküsü tamamlandı.</font></p>
<p><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p style="border:windowtext 1pt solid;padding:1pt 4pt;"><span style="font-size:20pt;"><font face="Times New Roman">“6 Eylül 1955 Ozlayları Derin Devletin Tertibi idi” diyenlere şu soru sorulmalı:<span>  </span></font></span><span style="font-size:20pt;"><font face="Times New Roman">Hangi Devletin? Türkiye?<span>  </span>Yunanistan? Olaylardan kim yararlı kim zararlı çıktı?</font></span><span style="font-size:20pt;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="font-size:20pt;"><font face="Times New Roman">Yassıada 6/7 Eylül Davası Karar: 5.1.61 Olaylarda DP İstanbul İl Başkanı olan Orhan Köprülü ise 6.1.61 günü Kurucu Meclis’e girdi (Cemal Gürsel’in listesi)</font></span><span style="font-size:20pt;"><font face="Times New Roman">DP Genel Başkanı (Menderes) suçlu <em>ama</em> </font></span><span style="font-size:20pt;"><font face="Times New Roman">DP il başkanı (Orhan Köprülü) masum? ! </font></span><span style="font-size:20pt;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="font-size:20pt;"><font face="Times New Roman">D’Amato’nun 1995 ‘pogrom’ suçlaması Anayasa Mahkemesi nezdinde iade-i muhakeme davası – Bu davanın Red Kararı’nı kimler, <em>nasıl</em> imzalayabildiler?<span>   </span></font></span><span style="font-size:20pt;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="font-size:20pt;"><font face="Times New Roman">50. Yılda “Karşı Taraf” ne yaptı?</font></span><span style="font-size:20pt;"><font face="Times New Roman">12 Dev Adam neler yazdı? </font></span><span style="font-size:20pt;"><font face="Times New Roman">Türkiye ve Türk Milleti aleyhinde yazmak Türk Medyasının </font></span><font face="Times New Roman"><em><span style="font-size:20pt;">görevi </span></em><span style="font-size:20pt;">mi<em> yoksa tercihi </em>midir? </span></font><span style="font-size:20pt;"><font face="Times New Roman">12 Dev Adamı kime şikayet edelim?</font></span></p>
<p><font face="Times New Roman"><span style="font-size:8pt;"><span> </span></span><span style="font-size:14pt;">İÇİNDEKİLER<em> </em></span><span style="font-size:18pt;"></span></font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">1 – Bölüm 1 - Giriş – Hatırlatma</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">2 – Bölüm 2 – Kronoloji: 1955 → 2005<span>                                 </span></font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">3 – Bölüm 3<span>  </span>- 50. Yıl</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">50. Yılı beklerken Televizyon kanallarına başvurular:</font></p>
<p><font face="Times New Roman">Kanal B + ATV (Mehmet Tezkan)<span>  </span>+ Kanaltürk (Merdan Yanardağ)<em></em></font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Karşı Taraf Ne Yaptı? </font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Karşı Sanat Çalışmaları’nın Karşı Galeri’deki SERGİSİ<span>    </span></font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">12 Dev Adam Korosu <em>ve </em>AB’ye yakışmaya çalışan bir Gazeteci<span>         </span></font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">4 – Bölüm 4 - SONUÇ </font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">6 Eylül’de Derin Devlet – Ama <em>Hangi </em>Ülkenin Devleti? </font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">EKLER</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">EK- 1 </font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Kronoloji Bölümünün ekleri:</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Mahmut Dikerdem’in anıları</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Aziz Nesin’in hatırladıkları</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Selanik’teki Bomba ile ilgili Radyo Haberi</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Fahri Çoker’in verdiği Tahribat Listesi ve Analizi</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Necdet Uğur’un <em>yazılı </em>cevabı</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">İkili Rapor – 4 Ağustos 1959</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">5 Haziran 1960 Fuat Köprülü açıklamaları – Türkeş’in yorumları </font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">İstanbul Ekspres 2. Baskı </font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">EK - 2</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Yassıada<span>  </span>6/7 Eylül Davası <span>                             </span></font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Telgraf ve Coşkun Kırca’nın hatırladığı bölüm</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">AKİS Dergileri – Türk medyasında seviyesizlik örnekleri</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">EK - 3</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">1995 - Türkiye’nin alnına sürülen leke: </font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Pogrom İddiası ve ABD Senatosu Kararı: “Pogrom”dur</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">D’Amato Önergesi<span>                                                      </span></font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">1996 - Lekeyi silme girişimi</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Anayasa Mahkemesi nezdinde iade-i muhakeme davası <span>          </span></font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Karar: “Telgraf yeni delil değildir” Davanın bu nedenle reddi <span>    </span><span>          </span>EK – 4<span>    </span></font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">50. Yıl Ekleri:</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Tarih Vakfı’na dava <span>                                        </span><span>                 </span></font></p>
<p><font face="Times New Roman">Basın Konseyi’ne Şikayet<span style="font-size:14pt;"><span>                     </span><span>                           </span></span></font><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman"><span>                                          </span></font></span><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman"><span>        </span>Ankara, 24 Kasım 2005 </font></span><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman">ÖNSÖZ</font></span><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="font-size:14pt;color:black;font-family:Symbol;"><span>·<span style="font:7pt 'Times New Roman';">        </span></span></span><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman">Araştırmacı Yazar Mehmet Arif Demirer’in “6 Eylül 1955 Olaylarına 50. Yılda Yeni Bakış” başlıklı ve belgesel niteliğindeki yeni eserinin; yakın tarihimizde iz bırakan, görsel ve yazılı yayın organlarımızda farklı açılardan yorumlanan önemli bir olaya ve olayla ilgili gerçeklere ciddi kanıtlarla ışık tutması açısından büyük bir ilgi ile okunacağına inanıyorum.</font></span><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="font-size:14pt;color:black;font-family:Symbol;"><span>·<span style="font:7pt 'Times New Roman';">        </span></span></span><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman">Yazarın böylesine ayrıntılı bir belgeseli, olayın meydana gelişinin 50. Yıldönümünde ve Türkiye – AB ilişkilerinin en kritik sürecinde o dönemin Hükümeti’ni haksız yere ağır bir töhmet altında bırakan taraflı köşe yazılarının bilinçli bir şekilde yoğunluk kazandığı bir aşamada </font><a name="_ftnref13" href="http://null/#_ftn13"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:14pt;color:black;font-family:'Times New Roman';">[13]</span></span></span></span></a><font face="Times New Roman"> kamuoyunun istifadesine sunmuş olmasını övgü ile karşılıyor ve Sayın Mehmet Arif Demirer’i içtenlikle kutluyorum.</font></span><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman">Nüzhet KANDEMİR</font></span><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman">E. Büyükelçi</font></span><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman">DYP Genel Bşk. Yrd.</font></span><span style="font-size:14pt;color:black;"><font face="Times New Roman"> </font></span><strong><font face="Times New Roman">Kitabın Kronoloji Bölümünden bir sayfa:</font></strong></p>
<table border="1" cellPadding="0" cellSpacing="0" style="border-collapse:collapse;border:medium none;" class="MsoTableGrid">
<tr>
<td width="71" vAlign="top" style="width:53.5pt;background-color:transparent;border:windowtext 1pt solid;padding:0 5.4pt;">
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">2</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">Eylül</font></p>
</td>
<td width="396" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:windowtext 1pt solid;border-left:#d4d0c8;width:296.75pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;">
<p style="text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">Konferans’a hafta sonu için ara veriliyor</font></p>
<p style="text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">Yunan Dışişleri Bakanı Atina’ya dönüyor </font><a name="_ftnref14" href="http://null/#_ftn14"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[14]</span></span></span></span></a></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="71" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:windowtext 1pt solid;width:53.5pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;">
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">2.9</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">Hürriyet</font></p>
<p><font size="3" face="Times New Roman"> </font></td>
<td width="396" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:#d4d0c8;width:296.75pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;"><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Fatin R. Zorlu Londra Konferası’nda Kıbrıs’a dair Türk</font></font></em><em><font size="3"><font face="Times New Roman">görüşünü açıkladı</font></font></em><em><font size="3"><font face="Times New Roman">“Kıbrıs Adası’nın mukadderatı ancak Türkiye ile İngiltere devletleri arasında tayin olunabilir”</font></font></em><em><font size="3"><font face="Times New Roman">“Eğer nüfus çoğunluğu göz önüne alınırsa Batı Trakya’nın Türkiye’nin olması lazım gelmektedir”</font></font></em><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Türk tezi Yunan delegasyonunda şaşkınlık yarattı<span>  </span></font></font></em><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Stefanopulos talimat almak için<span>  </span><strong>alelacele </strong>Atina’ya davet edildi</font></font></em><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Stefanopulos’un sözlerini neşreden İstanbul Rum gaze-teleri kapışıldı. Yunan görüşünü belirten bu gazetelerde Türk tezine dair en ufak bir tefsire bile rastlanmıyor </font></font></em></td>
</tr>
<tr>
<td width="71" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:windowtext 1pt solid;width:53.5pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;">
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">2.9</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">Vatan</font></p>
</td>
<td width="396" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:#d4d0c8;width:296.75pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;"><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Londra konferansında Türk tezi başarı kabul edildi</font></font></em><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Konferansın dünkü toplantısı bir <strong>Türk zaferi günü</strong> oldu</font></font></em></td>
</tr>
<tr>
<td width="71" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:windowtext 1pt solid;width:53.5pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;">
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">3.9</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">Hürriyet</font></p>
</td>
<td width="396" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:#d4d0c8;width:296.75pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;"><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Kıbrıs’a dair Türk tezi İngiliz basınında derin akisler yaptı</font></font></em><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Patrikhanenin Kıbrıs’a hangi yoldan yardım ettiği anlaşıldı</font></font></em><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Batı Trakya’da Yunan zulmü artmağa başladı</font></font></em></td>
</tr>
<tr>
<td width="71" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:windowtext 1pt solid;width:53.5pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;">
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">4</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">Eylül</font></p>
</td>
<td width="396" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:#d4d0c8;width:296.75pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;">
<p style="text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">Pazar günü - Londra’da 3 – 5 bin Türk yürüyüş yapıyor. </font></p>
<p style="text-align:justify;margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3"><font face="Times New Roman"><span> </span>Herhangi bir olay olmuyor<span>  </span></font></font></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="71" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:windowtext 1pt solid;width:53.5pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;">
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">4.9</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">Hürriyet</font></p>
</td>
<td width="396" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:#d4d0c8;width:296.75pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;"><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Türkiye’nin Yunanistan’a son ihtarı:</font></font></em><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Yunanistan ya Kıbrıs’tan yahut Türk dostluğundan vaz </font></font></em><em><font size="3"><font face="Times New Roman">geçmeli</font></font></em><em><font size="3" face="Times New Roman">Kıbrıs’taki tethişçiler bir karakola baskın yapıp polisleri bağladılar </font><a name="_ftnref15" href="http://null/#_ftn15"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><strong><span style="font-size:12pt;font-family:'Times New Roman';">[15]</span></strong></span></span></span></a></em></td>
</tr>
<tr>
<td width="71" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:windowtext 1pt solid;width:53.5pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;">
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">4.9</font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Times New Roman">Vatan</font></p>
</td>
<td width="396" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:#d4d0c8;width:296.75pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;"><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Zorlu Yunanlılara dedi ki, “Megali İdeayı bırakın”</font></font></em><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Türk görüşü<span>  </span>Amerika’da iyi<span>  </span>karşılandı</font></font></em></td>
</tr>
<tr>
<td width="71" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:windowtext 1pt solid;width:53.5pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;"><strong><font size="3"><font face="Times New Roman">4.9</font></font></strong><strong><font size="3"><font face="Times New Roman">ULUS</font></font></strong></td>
<td width="396" vAlign="top" style="border-right:windowtext 1pt solid;border-top:#d4d0c8;border-left:#d4d0c8;width:296.75pt;border-bottom:windowtext 1pt solid;background-color:transparent;padding:0 5.4pt;"><strong><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Tezimiz İngiltere’de müspet tesir bıraktı</font></font></em></strong><strong><em><font size="3"><font face="Times New Roman">Bir İngiliz dergisi bu mevzuda yalnız bizim hatasız ve aynı derecede muhkem bir vaziyette olduğumuzu, görüş-lerimizin sağlam siyasi realitelere dayandığını yazıyor<span>   </span></font></font></em></strong></td>
</tr>
</table>
<p><font face="Times New Roman"> </font><font face="Times New Roman"> </font><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><span><font face="Times New Roman">               </font></span></p>
<p style="text-align:justify;margin:6pt 0;" class="MsoNormal"><span><font face="Times New Roman">       </font></span></p>
<p><font face="Times New Roman"> </font><font face="Times New Roman"> </font><font face="Times New Roman"> </font><br /><font face="Times New Roman"><br />
<hr SIZE="1" width="33%" align="left" /></font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn1" href="http://null/#_ftnref1"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[1]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>             </span>Çok daha küçük bir ölçekte İzmir’de</font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn2" href="http://null/#_ftnref2"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[2]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>             </span>Nedense bu önemli kitap Türkçe’ye çevrilmemiştir.</font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn3" href="http://null/#_ftnref3"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[3]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>             </span>Ben olayları<span>  </span>“6 Eylül Olayları” olarak tanımlıyorum. Çünkü saat 24:00’de </font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><font size="2"><font face="Times New Roman"><span>              </span>askerin (geç)<span>  </span>gelmesiyle olaylar kontrol altına alınmıştı. 7 Eylül’de önemli </font></font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><font size="2"><font face="Times New Roman"><span>              </span>bir olay yoktur. Ancak daha yaygın tanımlama “6/7 Eylül Olayları”dır. </font></font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn4" href="http://null/#_ftnref4"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[4]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>             </span>Dr. Hulusi Dosdoğru’nun kitabı</font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn5" href="http://null/#_ftnref5"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[5]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>             </span>Olaylar ile ilgili ve hayatta olan herkes ile</font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn6" href="http://null/#_ftnref6"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[6]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>             </span>Bugün Türk medyası 6 Eylül Olayları ne zaman gündeme gelse, en ufak bir </font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><font size="2"><font face="Times New Roman"><span>               </span>araştırma yapmadan, Oktay Engin’i yeniden mahkum eder: Sn Engin de </font></font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><font size="2"><font face="Times New Roman"><span>               </span>tazminat davası açar ve kazanır. Ek bir emeklilik maaşı niyetine !<span>  </span></font></font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn7" href="http://null/#_ftnref7"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[7]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>             </span>Tam liste kitap Ek – 1’de verilmiştir.</font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn8" href="http://null/#_ftnref8"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[8]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>             </span>Tarihçi olduğunu kendisi iddia ediyor</font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn9" href="http://null/#_ftnref9"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[9]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>             </span>TV8 – 5 Eylül 2005, saat 21:00</font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn10" href="http://null/#_ftnref10"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[10]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>            </span>Yazar: Dr. Dilek Güven</font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn11" href="http://null/#_ftnref11"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[11]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>            </span>Kısaltılmadığı izlenimi verilerek </font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn12" href="http://null/#_ftnref12"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[12]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>            </span>DYP Genel başkan Yardımcısı</font></p>
<p><p style="text-align:justify;margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn13" href="http://null/#_ftnref13"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[13]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>            </span>Sayın Kandemir’in lütfettiği ÖNSÖZ,<span>  </span>24 Kasım günü saat 15:11’de gelmiş. On dakika sonra Basın Konseyi’nden şikayetim ile ilgili Karar gelmiş. Bu Karar’ı EK - 4’de veriyorum. Basın Konseyi, şikayetimin ve şikayet konusu yayınların Basın Meslek İlkelerini ilgilendiren bir yönü bulunmadığı dolayısı ile işlem yapılmasına gerek olmadığı sonucuna varmış ve dosyanın gündemden çıkarılmasına oy birliği ile karar vermiş. Sayın Kandemir’in Önsözü ile Basın Konseyi’nin kararını faks cihazının tepsisinde alt alta buldum. </font></p>
<p><font size="2" face="Times New Roman"> </font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><font size="2"><font face="Times New Roman">Önsöz üstte, Karar altta !<span>     </span></font></font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn14" href="http://null/#_ftnref14"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[14]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>            </span>İkinci sinyal – Dışişleri Bakanı “alelacele” Atina’ya gidiyor</font></p>
<p><p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><a name="_ftn15" href="http://null/#_ftnref15"><span class="MsoFootnoteReference"><span><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size:10pt;font-family:'Times New Roman';">[15]</span></span></span></span></a><font size="2" face="Times New Roman"> <span>            </span>Çok kısa bir süre sonra polisleri öldürmeye başlayacaklar – polislerin çoğu </font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoFootnoteText"><font size="2"><font face="Times New Roman"><span>          </span><span>     </span>Türktü</font></font></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[YUNANLILAR BASIN SEKTÖRÜNE GİRİYOR!]]></title>
<link>http://ayfi.wordpress.com/2007/09/27/yunanlilar-basin-sektorune-giriyor/</link>
<pubDate>Thu, 27 Sep 2007 09:07:46 +0000</pubDate>
<dc:creator>Aybars</dc:creator>
<guid>http://ayfi.wordpress.com/2007/09/27/yunanlilar-basin-sektorune-giriyor/</guid>
<description><![CDATA[http://www.asam.org.tr/tr/yazigoster.asp?ID=1769&amp;kat2=1#






Yunanlilar Turkiye&#8217;de Banka]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.asam.org.tr/tr/yazigoster.asp?ID=1769&#38;kat2=1#" title="http://www.asam.org.tr/tr/yazigoster.asp?ID=1769&#38;kat2=1#">http://www.asam.org.tr/tr/yazigoster.asp?ID=1769&#38;kat2=1#</a></p>
<table border="0" bgColor="#f4faff" width="99%" cellPadding="0" cellSpacing="0">
<tr>
<td align="center"></td>
</tr>
<tr>
<td class="yazi2">
<p align="left" style="text-align:center;"><span class="baslik8"></span>Yunanlilar Turkiye'de Bankaciliktan Sonra Medya Sektorune de Giriyor<br />
GUNLUK DEGERLENDIRMELER</p>
<p>Sema SEZER<br />
25 Eylul 2007</p>
<p class="yazi2">Yunan bankalarının, Türkiye'deki bankaların hisselerini satın almaya başlamalarının ardından, bu kez Yunan şirketleri Türk medyası için atağa geçti. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) 7 Kasım 2007'de ihaleye çıkacağı Sabah Gazetesi ve ATV için  şartname alan dünyaca ünlü medya şirketleri arasında Yunan Antenna Şirketi de bulunuyor.<span class="kullanicibaslik1"> Bedelin yaklaşık 1.1 milyar dolar olarak belirlendiği ATV-Sabah ticari ve iktisadi bütünlüğü içinde; ATV Televizyonu, Radyo City, Sabah, Takvim, Günaydın, Yeni Asır ve Pas Fotomaç gazeteleri ile Bebeğim ve Biz Merkez, Sinema Merkez, Sofra Merkez, Home Art Merkez, Şamdan Plus, Yeni Aktüel, Para, Global Enerji Merkez, Transport, Hukuki Perspektifler dergileri yer alıyor.</span></p>
<p class="yazi2">Hatırlanacağı üzere, Yunan bankaları da özellikle son iki yıldır Türkiye'deki bankaları satın alma konusu ile yakından ilgileniyorlar. Nitekim,Yunan Novabank Sitebank'ın yüzde 100'ünü,  National Bank of Greece (NBG) Finansbank'ın yüzde 46'lık hissesini,  EFG Eurobank Tekfenbank'ın yüzde 70'ini  satın almış, Alpha Bank ise Alternatif Bank'a müşteri olmuş ancak sonuca ulaşamamıştı. Bu satışları destekleyen çevreler, Yunan bankalarının ilgisinin, Türk ekonomisindeki istikrarlı gidişten kaynaklandığı ve iki ülke ilişkilerini geliştirmeye yardımcı olacağını savunuyorlar. Ancak, Yunanistan'ın Balkanlar'daki banka alımlarında olduğu gibi Türkiye'de "stratejik yerleşim yapmayı" hedeflediği ve orta-uzun vadede Türkiye'nin Balkan ülkeleri ile ekonomik ilişkilerinin zarar göreceği yönünde ciddi eleştiriler de yöneltiliyor. Ayrıca, gelişmiş ülkelerde bankacılık sektöründe yabancı payları yüzde 20'yi geçmezken, az gelişmiş ülkelerde yüzde 45'in üzerine çıktığı, Türkiye'de ise yüzde 40 sınırına ulaşıldığı belirtiliyor. Bu çerçevede, aralarında Yunanistan'ın da bulunduğu yabancı bankaların elde edecekleri 'kredibilite' istihbaratı yoluyla, finans dışı sektörlerde de yerli firmaların el değiştirdiği bir sürecin başlayabileceği uyarısında bulunuluyor. Buna ek olarak, ekonominin resesyona girmesi veya<span style="color:#2e2e2e;"> makro göstergelerde dalgalanma yaşanması halinde; bu bankaların, kredi kullandırmalarını büyük oranda azaltma yoluna gidebilecekleri, böylece kredi pazarının daralmasıyla ekonomik büyümenin daha da düşmesi gibi bir riskin mevcut olduğu da ifade ediliyor. </span></p>
<p class="yazi2">Bu alımların, ilk bakışta iktidarda bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin <a target="_blank" href="http://www.akparti.org.tr/beyanname.doc" title="http://www.akparti.org.tr/beyanname.doc">Seçim Beyannamesinde</a> yer alan  "ekonomik ilişkileri arttırmak yoluyla yaratılacak güven ortamının, siyasi sorunların çözümü için zemin oluşturacağı" görüşüne uygun olduğu söylenebilir. Ancak, son yıllarda iki ülke arasında ekonomik ve ticari ilişkilerde gözlenen artışın, başta Ege olmak üzere temel siyasi anlaşmazlıkların çözümüne bir katkı yapamadığı görülüyor. Bu çerçevede, Yunanlıların Türkiye'de bankacılık, telekomünikasyon ve medya gibi sektörlerde alımlar yapmaya yönelmeleri, iki ülke ilişkilerinde, ekonomik boyutu dışında, üzerinde çok yönlü değerlendirme yapılması gereken bir konuya dönüşmüş durumda. ATV-Sabah işletmesinin, bir Yunan ticari grubunun eline geçme ihtimalinin de, bu kapsamda ele alınması gerektiği düşünülüyor. Üstelik, Antenna Grubu'nun Yunan yönetiminin Batı Trakya Türk azınlığının radyo istasyonlarını kapatmaya yönelik yasal düzenlemeler yaptığı bir dönemde, Türkiye'de bir medya kuruluşuna müşteri olması zamanlama açısından ilginç. 19 Temmuz 2007'de yürürlüğe giren ve Yunanistan'da özel radyoların faaliyetlerine düzenleme getiren 3592 Sayılı yeni lisans yasası ile Türkçe yayın yapan yeni radyo istasyonlarının açılmasının güçleşecek, var olan altı radyodan bazılarının da kapanma tehlikesiyle karşılaşacak olması, Yunan yönetiminin Türk azınlığın kimliğini, kültürünü ve dilini yaşatmasını engellemeye yönelik faaliyetlerinin son örneğini teşkil ediyor. Bu konuda yapılabilecek değerlendirmeye katkı yapabileceği düşüncesiyle, Antenna Grubu hakkında bazı bilgilere yer vermekte yarar görülüyor. </p>
<p class="yazi2">1983'te Minos Kyriakou başkanlığında kurulan <a target="_blank" href="http://www.ant1.gr/www/english/default.aspx" title="http://www.ant1.gr/www/english/default.aspx">Antenna Grubu</a>, 1988'de ANT1 Group adı altında medya sektörüne de yönelerek, aynı adla oluşturduğu radyo istasyonları ve televizyon kanalı ile kısa sürede dünyadaki en büyük Yunan medya grubu <a target="_blank" href="http://en.wikipedia.org/wiki/ANT1_Group" title="http://en.wikipedia.org/wiki/ANT1_Group">haline geldi.</a> Balkanlarda da varlık göstermek isteyen grubun bu yöndeki ilk adımı, Bulgaristan'da Nova TV ve Radyo Ekspres ile atıldı. 1993 ve 1998 yıllarında Güney Kıbrıs'ta ANT1 TV Cyprus ve ANT1 Radio Cyprus adı altında faaliyet göstermeye başlayan grup, bugün birçok Avrupa ülkesi ve ABD'de değişik isimlerde radyo ve TV kanallarının sahibi. Aynı zamanda bir spor kulübü, internet ve müzik şirketleri de bulunan ve Yunan Olimpiyat Komitesi Başkanlığı'nı yapan, Antenna'nın sahibi Kyriakou'nun, ülkenin Peloponnese bölgesinde imar planına aykırı yazlık ev yaptırdığı gerekçesiyle Şubat 2007'de 48 ay hapis ve 15 bin avro para cezasına çarptırılması büyük yankı <a target="_blank" href="http://haberler.com/yunanistan-da-skandal-haberi" title="http://haberler.com/yunanistan-da-skandal-haberi">yaratmıştı.</a> Ege Krizi ve Kıbrıs sorunu hakkında 1986 ve 1987 yıllarında basılarak pek çok dile çevrilen iki kitabı bulunan Kyriakou'nun sahibi olduğu ANT1 TV kanalı, Türkiye ile Yunanistan arasında Ocak 1996'da baş gösteren ve iki ülkeyi sıcak çatışmanın eşiğine getiren Kardak Kayalıkları krizinin boyutlarının büyümesinde önemli rol oynamıştı. Krize giden süreci başlatan, Kalimnos Adası Belediye Başkanı'nın yanında adanın papazı, aileleri ve Antenna televizyon kanalı çekim ekibini alarak 26 Ocak 1996 tarihinde Kardak kayalıklarına çıkarak, kayalıklara Yunan bayrağını dikmesi <a target="_blank" href="http://www.turkishgreek.org/egemenli.htm" title="http://www.turkishgreek.org/egemenli.htm">olmuştu.</a></p>
<p class="yazi2">Böyle bir grubun, Türkiye'de önemli bir medya kuruşuluna müşteri olmasının, gelecekte iki ülke ilişkileri ve Türkiye'deki gayrımüslüm azınlıklar konularında yürütebileceği propaganda faaliyetleri açısından önemli siyasi sonuçları olabilir.</p>
</td>
</tr>
</table>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[The Tibetan Plateau 7/05]]></title>
<link>http://elchipz.wordpress.com/2007/08/30/the-tibetan-plateau-72105/</link>
<pubDate>Thu, 30 Aug 2007 18:34:43 +0000</pubDate>
<dc:creator>elchipz</dc:creator>
<guid>http://elchipz.wordpress.com/2007/08/30/the-tibetan-plateau-72105/</guid>
<description><![CDATA[We have finally left Kunming and have now been on the road for about two weeks. Thanks to the ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p>We have finally left Kunming and have now been on the road for about two weeks. Thanks to the "Guanxi" (connections) of a friend, we avoided having to return to Hanoi for our visas, and instead were awarded new ones from the immigration police for the small price of 160 yuan ($20)and a carton of Marlboro cigarettes. We began by heading north to Lijiang, an ancient town of canals and traditional architecture inhabited by the Naxi people. <br><br><br />
<img alt="" src="http://farm1.static.flickr.com/171/397642045_115f43dc21.jpg?v=0" class="aligncenter" width="500" height="375" /><br />
The Naxi are a matriarchal society in which women control all of the finances, business, and do all of the hard labor. The men raise the children and contribute to the community's arts and crafts. We stayed in a small Naxi guesthouse in a pleasantly quiet part of the old city. Sadly, much of Lijiang was in chaos when we were there, as the Chinese government had called and impromptu holiday in celebration of some economic summit being held in Kunming. This resulted in mobs of cowboy hat-wearing, bellowing Chinese tourists, armed with video cameras , stampeding through the narrow cobblestone streets in their matching tee-shirts. As usual we (Pierre) were a major attraction, and many people cackled and pointed at us and snapped pictures of us while we were eating. Our friend Daisy in Kunming taught us some Mandarin phrases that could be quite handy in these situations, including "fuck you and your ancestors backwards and forwards for 18 generations." I felt that maybe this phrase was a bit too severe of a reaction, so I instead reciprocated the photo-frenzy and laughter, which proved to be effective. The collective mentality of the tourists we encountered in Lijiang seemed to be that of a spastic free-for-all in which they were purely spectators, on a different plane of existence than us. This is a common experience for us in China - in personal dealings we are treated with kindness and hospitality, but at large we might as well be flipper girl and bobo the dog faced boy.<br><br></p>
<p>After some aggressive bargaining, we took a minibus out to Baisha, which is a traditional Naxi village and former capital of the ancient Naxi kingdom. There we observed life as it has existed for centuries,save the few tourist stalls that have erupted in the town center. Not wanting to go through the bargaining process again, we decided to walk the 15km back to Lijiang, through a spectacular valley encircled by immense mountains. As we walked, we at first thought the valley was merely a grazing area comprised of old farm fields filled with strange looking craters. We later learned that the area was actually a gigantic airstrip used by the Flying Tigers during WWII. <br><br></p>
<p><img alt="" src="http://farm3.static.flickr.com/2353/2194161578_7bbc917e44.jpg?v=0" class="aligncenter" width="375" height="500" /></p>
<p>Before we left Lijiang for Zhongdian, the people at the Naxi guesthouse we'd been staying at gave us bags of herbs to wear around our necks for health and good luck. Driving north into the upper Yunnan province away from Lijiang was like entering an entirely different country - the Naxi villages transformed into small Tibetan towns, surrounded by fields of yellow rapeseed and barley. Flustered Yaks trotted across the street in front of our bus, and torn prayer flags were strung from poles on every hilltop. Arriving in Zhongdian we were relieved to be in a place where the locals outnumbered the tourists, and were given our first glimpse into Tibetan life in China. <br><br><br />
<img alt="" src="http://farm3.static.flickr.com/2264/2194164896_a5d3f1b49b.jpg?v=0" class="aligncenter" width="375" height="500" /><br />
It is very yak-oriented; yak meat, yak cheese, and yak butter tea are served at meals on yak fur table cloths. The city is overlooked by a giant golden prayer wheel that takes the hard work of several people to spin. On the outskirts is a huge Tibetan Lamistry and temple complex with 780 monks in residence. We encountered a forceful 16-year-old monk in a temple who screamed at us "SIT DOWN!" He then aggressively questioned us on our age, nationality and height, and then commanded Pierre to help him drag a huge tank of water across the temple floor so he could change the water bowls on the alter.<br><br></p>
<p><img alt="" src="http://farm1.static.flickr.com/177/397642056_9cc617c05a.jpg?v=0" class="aligncenter" width="500" height="375" /></p>
<p><img alt="" src="http://farm1.static.flickr.com/135/397642049_3481f13f2d.jpg?v=0" class="aligncenter" width="500" height="375" /></p>
<p>Back in town we visited an old man who inhabited a 16th century traditional Tibetan home. He had been imprisoned and his home partially destroyed (ancient Buddhist murals scratched off by soldiers and replaced by political slogans) during the Cultural Revolution.<br><br></p>
<p><img alt="" src="http://farm1.static.flickr.com/165/397642062_34df526e3e.jpg?v=0" class="aligncenter" width="500" height="375" /></p>
<p>Somehow the man had managed to hide some priceless artifacts from the Lamistry in his home, saving them from certain destruction. He showed us all around the house, including the spectacular family alter, spouting his disapproval for the regime who had destroyed his home all the while. He was quite different from any other old men I've met in this country, as he seemed to have no reservations about kissing me all over my face and grabbed me on my butt. At night in the town square a giant celebration was held in which hundreds of people danced in a giant circle around a single flute player. A local told us that it was a covert celebration of the birthday of a certain exiled Tibetan religious leader, whom I won't mention by name lest this email be mysteriously deleted. Zhongdian is at an elevation of 3200m, and the next day we tried to prepare ourselves for the long journey up onto the Tibetan Plateau.<br><br><br />
<img alt="" src="http://farm3.static.flickr.com/2238/2193305301_4f49eb8552.jpg?v=0" class="aligncenter" width="500" height="375" /></p>
<p>The trip is done in two legs which adds up to about 17 hours of bus riding. The first leg, to Xiangcheng was on entirely unpaved mountain roads. Luckily our driver was cautious (an unusual quality here) and the trip took us by towering mountain peaks and through countless interesting Tibetan villages, and to a marijuana farm where we had lunch (but we didn't get to eat any marijuana).<br><br></p>
<p><img alt="" src="http://farm3.static.flickr.com/2231/2192439014_3f3c5a38d9.jpg?v=0" class="aligncenter" width="500" height="375" /></p>
<p>Xiangcheng, while surrounded by beautiful mountains, has mostly been converted to mud from 200 simultaneous construction projects, and the one road through town is in a perpetual horn-blaring traffic jam.. We stayed in a spectacularly ornate traditional Tibetan family home and watched a violent thunderstorm over the mountains (which incidentally knocked out all the electricity and made venturing down three flights of ladder-like stairs to the outhouse quite treacherous - Pierre ended up peeing in a bottle to avoid this trip.)<br><br></p>
<p>The next day, armed with altitude sickness medicine, but not being able to find anything to eat except crackers, we got on a Litang-bound bus and braced ourselves for the climb to nearly 4700m (almost 1000 m higher than Lhasa). The first leg of the trip took us around hairpin turns on guardrail-free roads that overlooked drops of several thousand feet. Slowly the ride became less frightening as we entered the other-worldly landscape of the Tibetan Plateau. Covered in glacial rocks and completely devoid of trees, only grass, tiny yellow flowers, yaks, marmots and nomadic Tibetan people exist here. At one point the air seemed so thin that the engine of the bus could no longer drive at normal speed, and we chugged along the winding roads, dizzy and confused. The bus overheated and we ended up having to siphon water out of a nearby stream to get it going again. <br><br></p>
<p><img alt="" src="http://farm3.static.flickr.com/2182/2193327491_37b232b994.jpg?v=0" class="aligncenter" width="500" height="375" /></p>
<p>Litang is one of our favorite places that we've visited in Asia. The town has largely been reborn in a mass of bathroom tile clad communist blocks with Tibetan style roofs and murals. Many of the Tibetan men here are tall and intense, clad in yak skins and Tibetan cowboy hats with wide grills of gold teeth, dreadlocks and gigantic knives in their belts. The women all wear traditional wrap-around dresses called chupas, and have intricately braided hair and rosy cheeks. Curious crowds formed around us on the street and followed behind us as we explored the town. <br><br><br />
<img alt="" src="http://farm3.static.flickr.com/2109/2194092786_3565ac84aa.jpg?v=0" class="aligncenter" width="375" height="500" /></p>
<p>People yelled "tashi dele" (hello in Tibetan) from nearly every doorway, and burgundy robed monks cruised by us on gigantic Harley Davidson style motorcycles covered in plastic flowers with ghetto blasters strapped to the backs. We shared a yak-noodle lunch with a group of Tibetan cowboys who went crazy playing with our digital and video cameras. we then all proceeded to watch a gory propaganda movie about "the war of Japanese aggression' together.<br />
<img alt="" src="http://farm3.static.flickr.com/2187/2194094550_d0b6c1d76b.jpg?v=0" class="aligncenter" width="500" height="375" /><br />
The food in Litang is simple and good, although we were not always so lucky to have such charming companions at our meals. As we ate boiled eggs and tea for breakfast at an open-air restaurant one morning, a small boy squatted down directly in front of our table and proceeded to defecate right on the ground. Children doing "#2" in public is not a completely uncommon sight in China, but never had I experienced such a graphic and technical demonstration. He completed his mission and stood up, while his mother dutifully jogged over to sweep it into a dustpan. To our dismay, what we had witnessed could not be so easily erased from our minds.<br><br><br />
<img alt="" src="http://farm1.static.flickr.com/155/397919964_9862e1d460.jpg?v=0" class="aligncenter" width="500" height="375" /></p>
<p>We were a little worried about our ascent to 4700m, as the altitude can quickly become a big problem. We met some travelers who had gotten so sick that they had to be evacuated to a lower altitude. Armed with some herbal medicine, we thought that our gradual ascent via Zhongdian and Xiangcheng would save us from serious problems. The first day and a half we felt relatively ok - out of breath, fatigued,<br />
and awakening in the middle of the night gasping for air and with a splitting headache, but still able to function.<br />
<br><br><br />
<img alt="" src="http://farm3.static.flickr.com/2397/2194098216_3e10b4ac2b.jpg?v=0" class="aligncenter" width="500" height="375" /><br />
By the last day, Pierre was incapacitated in the bed with a high fever, and I barely able to make it to the pharmacy to buy him aspirin. We knew we had to leave , and at 6:00 am the following morning we dragged ourselves to a bus headed for the lowlands (2500m). As the bus rolled over the seemingly endless grasslands, we waited with great anticipation for the oxygen that would make us no longer feel like we were slowly dying. But instead of descending, the bus began to climb hundreds of meters into yet another set of high rolling hills. As we reached the top, the bus driver suddenly turned of the ignition and coasted to a stop in the middle of the road. Both the rear tires on one side were flat, and we could see the downward slope of the deserted road in front of us. It began to snow. One of the passengers lit a fire in the wheel well of the bus because two of the bolts had melted into the wheel and could not be removed (and he thought somehow this would help). A construction truck stopped to help us , but their giant wrench could not get the bolts off. The driver got back into the bus, shut the door, and stared off into the distance for a while, before deciding to make the best of the situation and pulling a giant ball of yak cheese and a knife out of his pocket. The only thing to do was wait for another bus to make the 4 hour trip from Litang and pick us up. Pierre and I pulled our bags off the bus and decided to take our chances on the road. It was freezing cold, there was no air to speak of, and a leaky water tank in the bus had soaked our shoes. Luckily two Tibetan guys drove by in a minibus and picked us up. From there we took an extremely roundabout trip, from tiny Tibetan village to village to pick up different people and cargo to bring to Kangding (our destination). During one stop, the entire village came out to the van, one by one, to check us out and make friendly sign language/broken Chinese conversation. In another town, I went to the market for a few minutes only to return and find that the men in the village had all decided to get together and lift Pierre to see how much he weighed. We're now down off the Plateau in Chengdu, a huge city far more modern than Kunming, and we're breathing normally. In a day or two we'll head north, back into the Tibetan world, and then north to Xingjiang.</p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[POST MODERN SOYKIRIM]]></title>
<link>http://ayfi.wordpress.com/2007/03/06/post-modern-soykirim/</link>
<pubDate>Tue, 06 Mar 2007 15:42:07 +0000</pubDate>
<dc:creator>Aybars</dc:creator>
<guid>http://ayfi.wordpress.com/2007/03/06/post-modern-soykirim/</guid>
<description><![CDATA[POST MODERN SOYKIRIM
&gt; &gt;Felluce&#8217;de 1500 sivilin sokaklarda öldürülüp çürümeye ter]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><font size="5"><strong>POST MODERN SOYKIRIM</p>
<p></strong></font><font size="3">&#62; &#62;Felluce'de 1500 sivilin sokaklarda öldürülüp çürümeye terkedildigi, cesetlerin köpekler tarafindan yenilmeye baslandigi ve 250 bin kisinin bölgeden sürüldügü belirtilen raporda "Felluce<br />
katliami Post Modern Soykirimdir" denildi.</p>
<p>&#62; &#62;Fransizlar'in Cezayir'de 1830 ile 1962 arasinda 1 milyon Cezayirliyi öldürdükleri, Cezayirlilere sistematik bir biçimde soykirim uyguladiklari belirtilen raporda, bu ülkenin sürekli olarak sözde<br />
Ermeni Soykirimini tanimasi için Türkiye'ye baski yaptigi &#62;hatirlatildi.</p>
<p>&#62; &#62;Fransiz, Ingiliz ve Almanlar basta olmak üzere bütün AB ülkelerinin Felluce soykirimi karsisinda kayitsiz kaldiklari ifade edilen raporda, Birlesmis Milletler de kendi soykirim tanimina giren insanlik<br />
&#62;suçlarina karsi ses çikarmamakla suçlandi. Raporda, soykirim suçlarina iliskin su örneklere yer verildi:<br />
&#62; &#62;</p>
<p>&#62; &#62;ISPANYOL VE AMERIKALILARIN YERLI KIZILDERILILERE UYGULADIGI SOYKIRIM: 1492 yilinda Kristof Kolomb'un ayak bastiginda nüfusu 8  milyon olan Arawaks yerlilerinin sayisi 22 yil içerisinde 28 bine indi.<br />
&#62; &#62;<br />
&#62; &#62;NORVEÇLILERIN TATERLERE (GÖÇER) UYGULADIGI SOYKIRIM:<br />
&#62; &#62;Norveçliler 1920-30'larda çikardiklari yasalarla Nordik irk'in &#62;ariligini korumak için etnik grup Tater (Göçerler) kizlarini zorla kisirlastirdilar. Norveç toplumu ne kadar Tater'i isirlastirsa o kadar<br />
kendi irkini koruduguna inaniyordu. Kisirlastirma yoluyla &#62;ehlilestirilemeyen Taterler üzerinde insülin ve<br />
elektrosok yöntemleri uygulanildi.<br />
&#62; &#62;<br />
&#62; &#62;INGILIZLERIN AVUSTRALYALI YERLILERE UYGULADIGI SOYKIRIM<br />
&#62; &#62;Ingiltere Kralligi 1788-1938 tarihleri arasinda sömürge amaciyla gittikleri Avustralya'da yerlesik yerli halk: Aborjinleri sistematik olarak yok ettiler. Ingilizler aralarina salgin hastalik yaydigi bununla da yetinmeyip yemeklerine zehir katarak yoketmeye çalistigi 750 bin siyah derili aborjinden geriye sadece 31 bin kisi sag kalabildi.<br />
&#62; &#62;<br />
&#62; &#62;ALMANLARIN BATI AFRIKA'DA NAMIBYALILARA UYGULADIGI SOYKIRIM<br />
&#62; &#62;Almanlar 1891 yilinda hammadde ve isgücü ihtiyaçlarini karsilamak amaciyla Güney Bati Afrika (Namibya)'ya sömürge kurmak amaciyla ciktilar. Bölgedeki çok zengin altin ve zümrüt madenlerini ele geçirmenin yolunun yerel Herero ve Nama halklarini yok etmek olduguna<br />
karar veren Almanlar harekete geçti.Bu emir üzerine adanin yerlileri Herero ve Namalar üzerine taaruz eden Alman askerleri yasli, kadin,  çocuk dinlemeden herkesi katlettiler. Katliamdan kurtulanlar iskenceyle öldürüldü. Yaklasik 132 bin yerliden geriye 15 bini sag kalabildi.<br />
&#62; &#62;<br />
&#62; &#62;ALMANLARIN YAHUDI VE ÇINGENELERE UYGULADIGI SOYKIRIM<br />
&#62; &#62;Almanlar 1933-45 yillari arasinda Büyük Alman Imparatorlugu'nu kurmak ve mükemmel Alman irkini yaratmak hedefiyle diger milletlerden veya etnik gruplardan 21 milyon insani topluca kursuna dizerek, toplama kamplarinda firinlarda yakarak, gaz odalarinda  zehirleyerek soykirima ugrattilar. Alman yönetimi öncelikle kendilerinden olmadigina inandigi bütün irklari tespit edip harflerle siniflandirdi. Bu kampanya<br />
&#62;uyarinca Çingenelerin yüzde 94'ü kisirlastirdi.<br />
ikinci hedef grup olarak Yahudiler seçildi. Gerek Almanya gerekse de Almanlarin isgal  ettigi diger ülkelerde yasayan milyonlarca Yahudi sistematik bir &#62;biçimde vurularak, asilarak, yakilarak ve zehirlenerek öldürüldü.<br />
&#62; &#62;<br />
&#62; &#62;AMERIKALI VE INGILIZLERIN ALMANLARA UYGULADIGI SOYKIRIM<br />
&#62; &#62;Amerikalilar ve Ingilizler Almanlarin savasi kaybetmelerinin &#62;ardindan, Dresden kentine siginan Alman göçmenlerin üzerine 3 gün süreyle havadan bomba yagdirdilar. Savunmasiz insanlarin sigindigi<br />
Dresden kentine intikam amaciyla uygulanan bombardiman sirasinda 3 bin 900 ton tahrip gücü yüksek bomba ve 200 bin napalm bombasi atildi. Bu yoketme harekatinda çogunlugu çocuk ve  kadinlarýn<br />
olusturdugu 200 bin kisi öldü. Japonya'nin Hirosima ve Nagazaki &#62;kentlerine atilan atom bombalari sonucu 135 bin kisinin öldügü &#62;gerçegi Dresden'e uygulanan soykirimin büyüklügünü gözler önüne serdi.<br />
&#62; &#62;<br />
&#62; &#62;DANIMARKALILARIN ALMAN MÜLTECILERE UYGULADIGI SOYKIRIM<br />
&#62; &#62;Ikinci Dünya Savasi'nin bitiminde Sovyet Ordusu'nun Alman &#62;topraklarina dogru ilerlemesinden kaçan 250 bin Alman mülteci &#62;Danimarka'ya sigindi. Üçte birini 15 yasindan küçük çocuklarin<br />
&#62;olusturdugu Almanlar tel örgülerle cevrili toplama kamplarina &#62;alindilar. Binlerce çocuk ve yetiskin tifüs, barsak iltihabi, ishal sonucu yasamlarini kaybettiler.<br />
&#62; &#62;<br />
&#62; &#62;RUMLARIN KIBRIS'TA TÜRKLERE UYGULADIGI SOYKIRIM &#62;Ingilizler 1912-1974 döneminde Kibris adasi üzerindeki &#62;egemenliklerini saglamak amaciyla Rumlar'in ENOSIS'i &#62;gerçeklestirmelerine göz yumup Türklere karsi saldiri baslattirdilar.<br />
1912'de adada yasayan Rumlar Kibris'in 35 ayri noktasinda Türklere ait is-yerleri, camii ve evleri yakip yikmaya insanlari katletmeye &#62;basladilar. 1952 yilinda EOKA adli terör örgütü kuruldu. EOKA<br />
&#62;sistematik bir biçimde baslattigi saldirilarda 100 Türk'ü, 100 Ingiliz vatandasini öldürerek 30 Türk köyünü yakti. 1963 yilinda EOKA'cilar  yeni bir etnik temizleme planini devreye soktular, bu<br />
saldirilarda 500 Türk öldürüldü, 130 Türk köyü yakildi, 25 bin Türk evlerini terketmek zorunda kaldi.<br />
&#62; &#62;<br />
&#62; &#62;YUNANLILARIN BATI TRAKYA'DA TÜRKLERE KARSI ASIMILASYON YOLUYLA UYGULADIGI ETNIK VE KÜLTÜREL SOYKIRIM<br />
&#62; &#62;1923 yilinda Lozan'da imzalanan Türk ve Yunan azinliklarin karsilikli &#62;mübadelesine iliskin anlasmanin ardindan Yunan hükümeti Bati Trakya bölgesinde yasayan Türkler üzerinde sistemli olarak etnik ve kültürel soykirim baslatti. Bölgenin büyük bir bölümünü askeri bölge haline getirip sikiyönetim ilan edildi. Köyler arasinda gelis-gidisler izne baglandi, Türk azinligin pasaportlarina el konuldu. Türklerin hukuki, siyasi, kültürel ve dini haklarinin kisitlanmasi ibadetlerine izin verilmemesi gibi yogun baskilar sonucu 400 bin Türk bölgeyi terk etmek zorunda  kaldi.<br />
&#62; &#62;<br />
&#62; &#62;BULGARLARIN TÜRKLERE KARSI UYGULADIKLARI ETNIK VE KÜLTÜREL SOYKIRIM<br />
1970-89 yillari arasinda Bulgar hükümeti Bulgarlastirma adi altinda  ülkede yasayan 1,5 milyon Türk, Pomak ve Çingeneye karsi bir &#62;asimilasyon kampanyasi baslatti. Ülkede yasayan 310 bin Türk'ün<br />
&#62;isimleri polis zoruyla Bulgar ve Hiristiyan isimleriyle degistirildi. Türkçe egitim veren okullar,  universitedeki Türk filolojisi bölümleri, Türkçe gazeteler ve camiler devlet emriyle kapatildi.<br />
Çocuklarin &#62;sünnet ettirilmesi yasaklandi. Çocuklar bu yasaga ragmen sünnet ettirilip ettirilmedigini kontrol edilmek için zorla saglik merkezlerine gönderildi. Mezar taslarinin üzerindeki Türkçe isimler<br />
yüzünden mezarlar yikildi, talan edildi. Türklerin Türk motifli giysiler giymeleri yasaklandi. Bu baskilara<br />
dayanamayip protesto &#62;gösterileri yapan Türklerin üzerine askeri birliklerce ates acildi. 1.000 Türk Belene'deki toplama kampina gönderildi. Baskilarin giderek artmasi sonucu 360 bin Türk zorunlu olarak Türkiye'ye göç etmek zorunda kaldi.<br />
&#62; &#62;<br />
&#62; &#62;<br />
&#62; &#62;20. Yüzyildaki Etnik ve Kültürel Soykirimlar<br />
&#62; &#62;<br />
&#62; &#62;       Soykirim                                       Bilançosu<br />
&#62; &#62;1 Jozef Stalin (RUSYA, 1934-39)       13,000,000 mülteci-100 binlerce ölü.</p>
<p>&#62; &#62;2 Adolf Hitler (Almanya, 1939-1945) 12,000,000 mülteci /kamplarda 2 milyon ölü-kayip</p>
<p>&#62; &#62;3 Mao Tze Dong (Çin, 1966-1969)     11,000,000 kisiye kültürel asimilasyon / toplama kamplarinda sayisi belli olmayan ölü ve kayiplar</p>
<p>&#62; &#62;4 Ispanyol ve Amerikale Kasifler 1492-1800   7,972,000 ölü / kayip,</p>
<p>5 Hideki Tojo (Japonya, 1941-1944)       5,000,000 ölü/ kayip</p>
<p>6 Pol Pot (Kamboçya, 1975-1979)            1,700,000 ölü</p>
<p>7  Kim Il Sung (Kuzey Kore, 1948-1994)  1.600,000 mülteci ve toplama kamplarinda ölü / kayip</p>
<p>8  Menghitsu (Etopya, 1975-1978)           1,500,000 ölü / kayip</p>
<p>9  Charles DeGaulle (Cezayir, 1954-1962)1,000,000 ölü / kayip</p>
<p>10 Yakubu Gowon (Biafra, 1967-1970)      1,000,000 ölü / kayip</p>
<p>1 Leonid Brezhnev (Afganistan, 1979-1982) 900,000 ölü / kayip</p>
<p>12 Jean Kambanda (Ruanda, 1994)      800,000 ölü / kayip</p>
<p>13 Ingiliz Kralligi (Avustralya, 1849-1938)  719,000 ölü / kayip , 100 bin mülteci</p>
<p>14 Suharto (Do&#273;u Timor, 1976-98)      600,000 ölü /kayip</p>
<p>15 Saddam Hüseyin (Iran ve Kuzey Irak 1980-1990  600,000 ölü / kayip</p>
<p>16 Yahya Khan (Pakistan, 1971 ve Banglades,1990) 500,000 ölü / kayip</p>
<p>17 Savimbi (Angola, 1975-2002)      400,000 ölü / kayip</p>
<p>18  Molla Ömer - Taliban (Afganistan, 1986-2001) 400,000 ölü / kayip</p>
<p>19 Idi Amin (Uganda, 1969-1979)      300,000 ölü / kayip</p>
<p>20 B.Mussolini (Etyopya,Yugoslavya 1936)  300,000 ölü / kayip</p>
<p>21 Danimarka (Danimarka 1945) 250,000 Alman Mülteci ölüme terk edildi.</p>
<p>22 Mobutu Sese Seko (Zaire, 1965-1997)  250,000 ölü / kayip,  200 bin mülteci</p>
<p>23 Charles Taylor (Liberya, 1989-1996)      220,000 ölü / kayip</p>
<p>24 Foday Sankoh (Sierra Leone, 1991-2000) 200,000 ölü / kayip</p>
<p>25 Amerika (Almanya Dresden,1943-1945) 200,000 sivil ölü (Dresden'e siginan siviller)</p>
<p>26  S. Milosevic (Yugoslavya,1992-96)      180,000 ölü / kayip</p>
<p>27 Michel Micombero (Burundi, 1972)       150,000 ölü / kayip</p>
<p>28 Amerika (Hirosima-Nagazaki 1944)      135,000 ölü atom bombasi ile bu sehirler yok edildi</p>
<p>29      Almanya (Namibya 1891)      117,000 ölü / kayip, 15 bin mülteci</p>
<p>30      Hassan Turabi (Sudan, 1989-1999)     100,000 ölü /  kayip</p>
<p>31      Richard Nixon (Vietnam, 1969-1974)      70,000 ölü / kayip</p>
<p>32 Papa Doc Duvalier (Haiti, 1957-1971)      60,000 ölü / kayip</p>
<p>33 Marcos (Filipinler)      50,000 ölü / kayip</p>
<p>34      Hissene Habre (Çad, 1982-1990)      40,000 ölü / kayip</p>
<p>35      Vladimir Ilich Lenin (Rusya, 1917-1920)     30,000 muhalif infaz edildi</p>
<p>36      Francisco Franco (Ispanya)      30,000 muhalif infaz edildi</p>
<p>37      Lyndon Johnson (Vietnam, 1963-1968)     30,000 ölü /  kayip</p>
<p>38      Hafiz Esad (Suriye 1980-2000)      25,000 ölü / kayip</p>
<p>39      Khomeini (Iran, 1979-1989)      20,000 ölü / kayip</p>
<p>40      Eski Yugoslavya (1995 Bosna-Hersek) 15 ölü, 7500 kayip, 45 bin mülteci</p>
<p>41      Paul Koroma (Sierra Leone, 1997)      6,000 ölü / kayip</p>
<p>42      Usama bin Ladin(Dünya çapinda,1991-2001)  4,000 ölü / kayip</p>
<p>43  Augusto Pinochet (Chile, 1973)      3,000 ölü / kayip</p>
<p>44      Efrain Rios Montt (Guatemala)      2,000 ölü / kayip</p>
<p>45      Sierra Leone      80,000 mülteci, kayip rakam belli degil.</p>
<p>46      Kibris Cumhuriyeti (1912-1974)   25,000 sivil mülteci,1000'ni askin ölü,100 ingiliz ölü</p>
<p>47      Yunanistan (Bati Trakya,1923-1990)   400,000 mülteci evlerini &#62;terk etti.</p>
<p>48      Bulgaristan (1970-1989)      360,000 mülteci kültürel asimilasyon sonucu evlerin terk etti, 1000 kisi toplama kamplarina  alindi</p>
<p>49      Norveç 1920-1930      Tatar göçmenleri kisirlastirma ve toplama kamplarinda izole etme</p>
<p>50      Amerika -Felluce 2004      Devam ediyor.</font></p>
]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Osmanlıya kin kusan Yunanlı]]></title>
<link>http://ayfi.wordpress.com/2007/03/06/osmanliya-kin-kusan-yunanli/</link>
<pubDate>Tue, 06 Mar 2007 14:37:21 +0000</pubDate>
<dc:creator>Aybars</dc:creator>
<guid>http://ayfi.wordpress.com/2007/03/06/osmanliya-kin-kusan-yunanli/</guid>
<description><![CDATA[Yunan askerlerinden Osmanli&#8217;ya kin kusan mars (Video)     
Yunanistan komando birliginin O]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<p><font face="Helvetica"><span style="font-weight:bold;"><font size="4">Yunan askerlerinden Osmanli'ya kin kusan mars</font></span> (Video)     <br />
Yunanistan komando birliginin Osmanli'yi ve Arnavutlari hedef alan irkci marsla egitim yaptigi ortaya cikti.</p>
<p>Yunan Ta Nea gazetesinde yer alan habere gore, askerler egitim kosusu sirasinda, sozunde 'Arnavutlarin bagirsaklarini ip' ve 'Turklerin derisinden ayakkabi' yapmaktan bahsedilen marsi soyluyor. YouTube internet sitesinde de yayinlanan goruntulerde Yunan askerleri, "Onlari goruyor musunuz, Onlar Arnavut, Onlarin bagirsaklarindan ip yapacagiz, Onlari goruyor musunuz, Onlar Osmanli, Onlarin derisiyle ayakkabi yapacagiz" marsi okuyor. Goruntuler, Arnavutluk televizyonunda birinci haber olarak yer bulurken, Arnavut Savunma Bakan Yardimcisi Petrit Karabina olayi kinadi. "Bu goruntuler NATO uyesi bir ulke icin kabul edilemez." diyen Bakan Yardimcisi, Yunan askerî makamlarindan sorumlularin yargiya goturulmesini istedi. Arnavutluk Meclisi de bugun goruntuleri tartisacak.</p>
<p>Tiran, Zaman</p>
<p>05 Mart 2007, Pazartesi</p>
<p></font><a href="http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=509214" title="http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=509214" class="moz-txt-link-freetext"><font face="Helvetica">http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=509214</font></a></p>
]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
